0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Müşteki (Şikayetçi), Müdahil (Katılan) Nedir?

Müşteki, diğer deyişle şikayetçi; bir suçtan zarar gören veya suçun mağdur olup da aleyhine işlenen suçu adli makamlara şikayet eden kişidir. Müşteki, yargılama aşamasında davaya katılmak istediğini beyan ederse müdahil (katılan) sıfatını alır.

Şikayet hakkı, bir suçun savcılık tarafından soruşturulması veya mahkeme tarafından kovuşturulması için zarar gören veya mağdura tanınan kişiye sıkı surette bağlı bir kamu hukuku hakkıdır. Müşteki, gerçek kişi olabileceği gibi şirket, vakıf, dernek vb. gibi bir tüzel kişi de olabilir. Tüzel kişiler şikayet hakkını yetkili organları vasıtasıyla kullanır.

Şikayet hakkını bizzat hak sahibi kullanmalıdır, bu hak mirasçılara geçmez. Ancak, müşteki şikayet hakkını bizzat kullandıktan sonra vefat ederse, mirasçıları açılan ceza davasına müdahil (katılan) sıfatıyla katılabilirler.

Savcılığın yürüttüğü soruşturma aşamasında hem suç isnadı altında olup hem de suçun mağduru sıfatıyla şikayetçi olan kişi “müşteki şüpheli” olarak dinlenir. Aynı kişi, mahkeme aşamasında davaya müdahil olmazsa “müşteki sanık”, davaya müdahil olursa “müdahil (katılan) sanık” sıfatıyla anılır. Aynı olayda suçun hem mağduru hem de şüphelisi veya sanığı olan kişi, şikayetçi olmazsa soruşturmada “mağdur şüpheli”, duruşmada “mağdur sanık” sıfatıyla dinlenir.

Şikayet Süresi Ne Kadardır? (TCK md. 73/1)

Şikayet süresi, mağdurun ‘fiil’ ve ‘faili’ öğrenmesinden itibaren 6 aydır. Müştekinin şikayet hakkını kullanabilmesi için hem faili hem de fiili öğrenmesi gerekir. Örneğin, 01.09.2016 tarihinde aleyhine mala zarar verme suçu işlenen bir mağdur, malına verilen zararı aynı tarihte öğrenmiş, fakat suçu işleyen failin kimliğini 3 ay sonra 01.12.2016 tarihinde öğrenmişse, şikayetçi olmak istediğinde şikayet süresi 01.12.2016 tarihinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süreye tabi olacaktır.

Suçtan zarar gören veya mağdur, suç teşkil eden fiil veya failden hangisini daha geç öğrenmişse, 6 aylık şikayet süresi de o tarihten itibaren başlar. Şikayet süresi, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aylık bir hak düşürücü süreye tabi olmasına rağmen, şikayet hakkı, her halukarda TCK md. 66’da düzenlenen dava zamanaşımı süresi içinde yapılmalıdır. En hafif suçlar için TCK md. 66’ya göre belirlenen dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Örneğin, aleyhine kasten basit adam yaralama suçu işlenen mağdur, faili daha sonra öğrense bile en geç 8 yıl içinde şikayetçi olmalıdır.

Müşteki birden fazla ise müştekilerden biri şikayet süresini kaçırsa bile, şikayet süresini kaçırmayan diğer müştekilerin şikayet hakkı düşmez, her zaman şikayetçi olabilirler (TCK md. 73/3).

Müşteki, Şikayet Hakkını Nasıl Kullanır?

Şikayet hakkı, polis, jandarma veya savcılığa beyanda bulunup müşteki ifade tutanağı düzenlenmesiyle kullanılabileceği gibi, savcılığa veya mahkemeye yazılı bir şikayet dilekçesi verilerek de kullanılabilir. Şikayet dilekçesi, şikayet edenin kimliğini, adresini, iletişim bilgilerini ve olayın açık anlatımını içermelidir. Şikayet dilekçesinin elle veya bilgisayarda yazılmış olmasının hiçbir önemi yoktur, önemli olan şikayet konusu olayın müşteki tarafından açıkça anlatılmış olmasıdır.

Müştekinin şikayet dilekçesi veya beyanı üzerinde savcılık iddianın suç teşkil ettiği kanaatine varırsa derhal soruşturma başlatır. Soruşturma işlemleri ile deliller toplanır; tanık dinlenir, keşif veya bilirkişi incelemesi yapılır, ilgili yerlere müzekkereler yazılarak iddianın doğruluğu araştırılır. Savcılık, suç işlendiği hususunda yeterli şüphe olduğunu görürse, bir iddianame düzenleyerek suçun faili hakkında ceza davası açar.

Olayın Tüm Şüphelileri veya Sanıkları Hakkında Şikayetçi Olmak Zorunlu mudur?

Suçtan zarar gören veya mağdur şikayet hakkını kullanırken esasen mağduru olduğu ‘fiili’ şikayet eder. Mağduru olduğu fiili şikayet eden müşteki, o fiile katılan tüm şüpheli veya sanıkları şikayet etmiş olur. Müşteki, aynı fiili işleyen faillerden sadece birini seçip şikayetçi olamaz. Aynı fiil nedeniyle şikayet hakkı, ancak tüm failler aleyhine ortak bir biçimde kullanılabilir.

Bir olayda suçtan zarar gören aleyhine işlenen birden fazla fiil ve suç varsa, her fiil için ayrı ayrı şikayet hakkı kullanılabilir. Birden fazla fiil tüm failler tarafından iştirak halinde (birlikte) işlenmemişse, sadece o fiili işleyen fail hakkında şikayetçi olmak veya şikayetten vazgeçmek mümkündür. Ancak, aynı fiili işleyen farklı faillerden sadece biri hakkında yapılan şikayetten vazgeçme başvurusu, tüm failler hakkında şikayetin geri alınması sonucunu doğurur.

Müşteki Mahkemeye Gitmezse Ne Olur? Zorla Getirme Nedir?

Kural olarak, müştekinin mahkemeye gitmesi ve beyanda bulunması gerekir. Ceza mahkemesi, mağdur veya şikayetçinin şikayet dilekçesinde belirttiği adresine davaya katılması için tebligat gönderir (CMK md. 235). Tebligata rağmen gelmeyen mağdur veya müştekiye yeniden tebligat çıkartılmaz. Özellikle şikayet dilekçesinde mağdur veya müştekinin adresi yanlış bildirilmişse mahkeme adres araştırması da yapmak zorunda değildir.

Ancak, müştekinin mahkemede dinlenmesi olayın aydınlatılması veya ortaya çıkması açısından zorunluluk ise veya müşteki olayın tek görgü tanığı ise bu durumda müşteki mutlaka mahkemede dinlenmelidir. Davetiyeye rağmen duruşmalara katılmayan müşteki, polis marifetiyle zorla mahkemeye getirilir. Davetiye posta yoluyla müştekiye tebliğ edilir, ancak zorla getirme kararı polis veya jandarma vasıtasıyla yerine getirilir. Uygulamada çoğu zaman zorla getirme kararı, polis tarafından sadece müştekiye bir mahkeme yazısı bırakılarak duruşmaya gitmesi gerektiği bildirilmektedir. Zorla getirmenin aciliyet kesbetmesi nedeniyle fiilen uygulanması gerekiyorsa, mahkemeden zorla getirme müzekkeresinin fiilen uygulanmasına dair bir şerh düşülmesi talep edilmelidir.

Şikayetten Vazgeçme ve Ceza Davasına Etkisi

Şikayete tabi suçlarda, ancak şikayet hakkı kullanıldığında soruşturma başlayabilir. Savcılık veya polisin şikayete tabi suçlarda kendiliğinden soruşturma başlatma yetkisi yoktur. Örneğin, bir kimse basit bir şekilde diğer kimseye hakaret ettiğinde, polis hakaret suçu işlendiğini görse dahi taraflardan biri şikayetçi olmadan işlem yapamaz.

Şikayetten vazgeçme ise şikayete tabi suçlarda soruşturmayı sona erdiren, kovuşturma aşamasına geçilip ceza davası açılmışsa davanın düşmesine yol açan bir işlemdir (TCK md. 73/4). Takibi şikayete bağlı suçlarda şikayetten vazgeçme, aynı fiili işleyen tek bir fail hakkında yapılsa dahi, mahkemeye açılan ceza davasının düşmesi kararından tüm failler yararlanır. Borcun kaynağı aynı olsa bile, taahhüdü ihlal suçu nedeniyle açılan icra ceza davasında bir sanık hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğer sanığı etkilemez. Yani, bu durumda “şikayetten vazgeçmenin sirayeti” kurumu geçerli değildir (Yargıtay CGK Kararı - 1988/479 k.).

Önemle belirtmek gerekir ki, takibi şikayete bağlı suçlarda şikayetten vazgeçme diğer sanıklara sirayet eder. Ancak, takibi şikayete tabi olmayan, yani resen soruşturulan ve kovuşturulan suçlarda, bir sanık hakkında yapılan şikayetten vazgeçme, diğer sanığa sirayet etmez. Örneğin, gasp suçu işledikleri iddiasıyla yargılanan iki sanıktan biri hakkında yapılan şikayetten vazgeçme diğer sanığa sirayet etmez. Yani, müşteki diğer sanık hakkında şikayetine devam ederek davaya müdahil sıfatıyla katılabilir (Yargıtay CGK Kararı - 2000/137 K. - Yargıtay 11. CD - 2006/6557 Karar).

Şikayetten vazgeçme beyanı veya dilekçesi verildikten sonra, aynı fiil ile ilgili bir daha şikayetçi olma veya kamu davasına müdahil olma (katılma) mümkün değildir. Yani, şikayetten vazgeçme beyanının geri alınması mümkün değildir. İster soruşturma aşamasında (karakol, savcılık ifadesi vs.) ister mahkemede görülen ceza davasının kovuşturulması aşamasında olsun, şikayetten vazgeçme beyanında bulunulduktan sonra aynı fiil ile ilgili şikayet hakkı bir daha kullanılamaz. Müştekinin şikayetten vazgeçme hakkını kullandığı fiil, şikayete tabi suçlardan ise soruşturma veya ceza davası sona erer. Ancak, hakkında şikayetten vazgeçme beyanında bulunulan fiil, savcılıkça kendiliğinden takibi gereken suçlardan biri ise kamu davası devam eder.

Birden fazla sanıklı bir ceza davasında müştekinin, sanıklardan bir kısmı hakkındaki davaya müdahil olması diğerleri hakkında aynı dosyada açılan davaya müdahale etmemesi mümkün olduğu gibi tüm sanıklar hakkında müdahil olduktan sonra bir kısım sanıklar hakkındaki müdahale talebinden vazgeçmesi de olanaklıdır. “Katılmadan vazgeçmenin sirayeti” şeklinde bir ceza hukuku kurumu yoktur. Müdahil, hangi sanık hakkında katılma talebini geri alıyorsa, geri alma sadece o sanık hakkında hüküm ifade eder (Yargıtay CGK - 2000/137 Karar).

Şikayetten vazgeçme, ceza davası neticesinde verilen hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür. Müşteki, şikayetten vazgeçme hakkını dilerse istinaf mahkemesi veya yargıtay temyiz incelemesi aşamalarında da kullanabilir. Ancak, ceza davasında verilen hüküm kesinleştikten sonra şikayetten vazgeçme başvurusu hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Kesinleşen hüküm infaz edilir (TCK md. 73/4).

Şikayetten Vazgeçme Nasıl Yapılır?

Şikayet başvurusu, kolluk, savcılık ve mahkeme gibi yargı organları ile kaymakamlık veya valilik gibi idari organlara yapılabilir (CMK md. 158/1-2).

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda şikayetten vazgeçmenin ne şekilde yapılacağı ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Şikayetten açıkça vazgeçme Cumhuriyet savcılığı ve mahkeme veya hakim gibi yargı organları huzurunda olabileceği gibi, zabıta makamları veya noter gibi makamlar huzurunda da olabilir. Burda önemli olan nokta, şikayetten vazgeçme hakkını kullanan müşteki beyanının ispatlanmasıdır. Kanunun aradığı husus, şikayetten vazgeçme iradesinin şüpheye yer vermeyecek bir şekilde ispatlanmasıdır (Yargıtay CGK Kararı - 2014/206 K.). Örneğin, yaralamalı ve ölümlü trafik kazalarında noterde düzenlenen ibranamelerde müştekinin “… TL maddi ve manevi tazminat aldım, şikayetten vazgeçiyorum.” şeklinde yer alan vazgeçme beyanı geçerlidir.

Şikayetten vazgeçme açısından zorunlu müdafiliğe tabi sujeler açısından özel düzenleme bulunmaktadır. Ayrıca, 18 yaşından küçükler, sağır veya dilsiz ya da meramını anlatamayacak derecede malûl olanların yasal temsilcileri ile avukatlarının birbirlerinden haberdar olmaları ve avukat tarafından yasal temsilcilerin bilgilendirilmeleri şarttır. Baro tarafından atanan avukatı tarafından bu bilgilendirme yapılmadan, 18 yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını anlatamayacak derecede malul olanların kanuni temsilcilerinin yapacakları şikayetten vazgeçme açıklamalarına muhakeme hukuku anlamında itibar edilemez (Yargıtay CGK Kararı - 2014/206 K.).

Sanık Şikayetten Vazgeçme Beyanını Kabul Etmek Zorunda mıdır?

Şikayetten vazgeçme, sanık tarafından kabul edilirse ceza davası hakkında ‘düşme kararı’ verilir. Ancak, sanık şikayetten vazgeçme beyanını kabul etmek zorunda değildir. Sanık ceza davasının düşmesi yerine, yargılamaya devam edilerek dava sonunda kendisi hakkında ‘beraat kararı’ verilmesini talep edebilir. Bu durumda, müşteki şikayetten vazgeçse bile, ceza davası hakkında düşme kararı verilemez. Yargılamaya devam edilir, dava sonunda sanık hakkında şartları oluşmuşsa beraat kararı verilir. Yargılama neticesinde beraat kararı değil de mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği anlaşılırsa, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmez, mahkumiyet yerine şikayetten vazgezme nedeniyle düşme kararı verilir.

Müştekinin (Şikayetçinin) Hakları Nelerdir?

Ceza Muhakemesi Kanunu md. 234’e göre, mağdur ile müştekinin (şikayetçi) hakları şunlardır:

  • Soruşturma evresinde, yani dava açılmadan önce savcılık veya polis soruşturması aşamasında;

    • Delillerin toplanmasını isteme,
    • Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme,
    • Avukatı bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
    • Avukatı aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,
    • Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.
  • Kovuşturma evresinde, yani ceza davası açıldıktan sonra mahkeme aşamasında;

    • Duruşmadan haberdar edilme: Duruşmadan haberdar edilme, müştekiye tebligat gönderilmesi ile mümkün hale gelir. Tutuklu işlerde müştekinin zorla getirilmesi kararı da verilebilir.
    • Kamu davasına katılma: Müdahil olma veya katılma talebi ceza mahkemesine yapılacak sözlü veya yazılı beyan ile mümkündür. Müdahale usulü aşağıda ayrıca incelenmiştir.
    • Tutanak ve belgelerden avukatı aracılığı ile örnek isteme,
    • Tanıkların mahkemeye davet edilmesini isteme,
    • Avukatı bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
    • Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.
  • Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir avukat görevlendirilir.

Müştekinin Müdahil Olma (Davaya Katılma) Hakkı

Müşteki, ister şikayete tabi olsun ister savcılıkça resen soruşturulsun, aleyhine işlenen suç ile ilgili şikayetçi olduğu takdirde davaya müdahil olma (katılma) hakkına da sahiptir (CMK md. 237). Müşteki, davaya müdahil olma iradesini ceza mahkemesine sözlü veya yazılı olarak bildirebilir. Uygulamada çoğunlukla duruşmada sözlü beyan ile müdahil olunmaktadır. Suçtan zarar gören kişi, müdahale talebinde bulunup mahkeme tarafından da davaya katılma talebi kabul edildiğinde “katılan” sıfatını alır.

Davaya katılma, ancak ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar mümkündür. İstinaf veya temyiz aşamalarında davaya müdahil olmak mümkün değildir (CMK md. 237/2). Ancak, ilk derece mahkemesi müştekinin katılma talebini reddetmişse, istinaf veya temyiz başvurusunda açıkça belirtmek kaydıyla ‘katılma talebinin reddi kararı’ istinaf mahkemesi veya yargıtay tarafından incelenerek katılma isteğinde bulunan kişinin bu hakka sahip olup olmadığı denetlenir.

Müdahil (Katılan) Ceza Davasında Hangi Haklara Sahiptir?

Davaya katılan kişi (müdahil), ceza davasında taraf haline gelir. Yargılamanın öznesi haline gelen müdahil, bazı işlemleri yapma yetkisi de kazanır. Müdahil, müştekinin sahip olduğu tüm haklara ek olarak aşağıdaki haklara sahiptir:

  • Mağdur veya suçtan zarar gören davaya müdahil dolduğunda, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini talep edebilir (CMK md. 239/1).
  • Katılan (müdahil), cumhuriyet savcısı ile bağlı olmadan tüm kanun yollarına başvurabilir. Yani, hükmü itiraz edebilir, istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurabilir (CMK md. 242/1).

Takibi Şikayete Bağlı Suçlar Nelerdir?

Bir suçun takibinin şikayete bağlı olduğu açıkça kanunda yazılı olmadıkça, o suç savcılık tarafından resen soruşturulur. Takibi şikayete tabi suçlar, hem ceza kanununda hem de ceza içeren diğer özel kanunlarda ayrıca ve açıkça düzenlenmiştir.

Takibi şikayete bağlı belli başlı suçlar şunlardır:

  • Basit kasten adam yaralama (m. 86/2),
  • TCK md. 86/2 kapsamında kalan kasten yaralama suçunun ihmali davranışla işlenmesi (m. 88).
  • Taksirle yaralama suçu (m. 89/1-2-3-4). Bilinçli taksirle TCK 89/1 çerçevesinde işlenen yaralama suçu şikayete tabidir, ancak diğer fıkralar için şikayete bağlı değildir.
  • Cinsel saldırı suçu (m. 102/1).
  • Cinsel saldırı suçu (m. 102/2 -ikinci cümle).
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki (m. 104/1).
  • Cinsel taciz suçu (m. 105/1).
  • Tehdit suçu (m. 106/1 ikinci cümle).
  • Konut dokunulmazlığını ihlal Suçu (m. 116/1, 2, 4).
  • İş ve çalışma hürriyetini ihlal suçu (m. 117/1).
  • Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu (m. 123/1).
  • Hakaret Suçu (m. 125/1, 2, 3). Kamu görevlisine karşı görevinden İşlenen hakaret suçu veya cumhurbaşkanına hakaret suçu şikayete tabi değildir.
  • Kişinin hatırasına hakaret suçu (m. 130/1, 2). Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hatırasına hakaret suçunun takibi şikayete bağlı değildir.
  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal Suçu (m. 132/1, 2, 3).
  • Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu (m. 133/1, 2, 3).
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (m. 134/1, 2).
  • Hırsızlık Suçu (m. 141) ve nitelikli hırsızlık suçu (m. 142/1, 2, 3) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlı suçlardandır. Diğer tüm hallerin takibi şikayete tabi değildir, resen kovuşturulur. Hırsızlık suçlarında daha az cezayı gerektiren haller de şikayete tabidir (m. 144/1).
  • Kullanma hırsızlığı suçu (m. 146/1).
  • Mala zarar verme suçu (m. 151/1, 2). Mala zarar verme suçunun nitelikli halleri de (m. 152/1,2) TCK md. 167/2’de belirtilen kişilerin zararına işlendiği takdirde de takibi şikayete tabi suçlardandır. .
  • İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır (m. 153/1).
  • Hakkı olmayan yere tecavüz suçu TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır (m. 154/1, 2, 3).
  • Güveni kötüye kullanma suçu (m. 155/1, 2).
  • Bedelsiz senedi kullanma suçu (m. 156/1).
  • Dolandırıcılık suçu (m. 157/1) ve Nitelikli dolandırıcılık suçunun (m. 158/1,2) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenmesi halinde takibi şikayete bağlıdır.
  • Dolandırıcılıkta daha az cezayı gerektiren hal (m. 159/1).
  • Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu (m. 160/1).
  • Hileli iflas suçu (m. 161/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
  • Taksirli iflas (m. 162/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
  • Karşılıksız yararlanma suçu (m. 163/1,2) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
  • Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi (m. 164/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
  • Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu (m. 165/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
  • Bilgi vermeme suçu (m. 166/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
  • Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu (m. 209/1).
  • Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu (m. 233/1).
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu (m. 234/3).
  • Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu (m. 239/1, 2, 3).

Şikayet hakkı, ileri sürülmesi veya vazgeçilmesi halinde birçok hukuki sonuçlar doğurur, bu nedenle müştekinin şikayet hakkını veya bir ceza davasına müdahil olmak isterse davaya katılma talebini bir ceza avukatı aracılığıyla ileri sürmesi olası hak kayıplarını engeller.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!