Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Nedir?

Bölge adliye mahkemesi, diğer bir deyişle istinaf mahkemesi; ilk derece hukuk ve ceza mahkemelerinin kural olarak son kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularını incelemekle görevli üst derece mahkemesidir. Hukuk ve ceza uyuşmazlıkları hakkında karar veren tüm yerel mahkemeler ilk derece mahkemesi, istinaf yargılaması yapan bölge adliye mahkemeleri (istinaf mahkemeleri) ise ikinci derece (asıl derece) mahkemesi olarak nitelendirilir. (5235 sayılı Kanun m.3). Uygulamada bölge adliye mahkemeleri için “BAM” kısaltması kullanılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin görevleri, kuruluşu, yapısı ve işleyişi 5235 sayılı Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.

Bölge adliye mahkemeleri (istinaf mahkemeleri), istinaf başvurusu ile önüne gelen hukuki uyuşmazlığı hem maddi vakıa hem de hukukilik açısından inceleyerek karar verir. İstinaf, hukuki uyuşmazlığın yeniden ele alınmasını sağlayan ilk derece mahkemesi ile temyiz kanun yolu arasında yeni bir kanun yoludur. Örneğin, ilk derece mahkemesi tarafından dinlenmemiş bir tanık istinaf mahkemesi tarafından dinlenerek yeni bir hüküm kurulabilir. Tanığın dinlenmesi nedeniyle istinaf mahkemesi uyuşmazlığı hem maddi vakıa (olay) hem de hukuki açıdan ele almıştır.

Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?

Bölge adliye (istinaf) mahkemesinin temel görevi, hukuk ve ceza ilk derece mahkemelerinin verdiği nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek karara bağlamaktır. Bölge adliye mahkemelerinin istinaf incelemesi, hukuk ve ceza istinaf incelemesi olmak üzere aşağıda iki farklı başlık altında açıklanmıştır.

Bölge adliye mahkemesi, yerel mahkemelerin son karar niteliğinde olayan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararlarına karşı, iki haftalık istinaf kanun yoluna süresi içinde istinaf mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. İlk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan istinaf başvurusu öncelikli olarak incelenir ve istinaf mahkemesinin bu konuya dair verdiği karar kesindir.

Bölge adliye mahkemeleri, hukuk daireleri ve ceza daireleri olmak üzere işbölümü yaparak çalışırlar.

Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Hukuk Daireleri ve İstinaf İncelemesi

Bölge adliye (istinaf) mahkemesi hukuk dairelerinin görevleri şunlardır (5235 sayılı Kanun m.36):

  • Adlî yargı ilk derece hukuk mahkemelerinden verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılan başvuruları inceleyip karara bağlamak (istinaf incelemesi yapmak),

  • Yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek,

  • Yargı çevresindeki yetkili adlî yargı ilk derece hukuk mahkemesinin bir davaya bakmasına fiilî veya hukukî bir engel çıktığı veya iki mahkemenin yargı sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği takdirde, o davanın bölge adliye mahkemesi yargı çevresi içerisinde başka bir hukuk mahkemesine nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek,

  • Özel kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Hukuk dairelerinin istinaf incelemesine konu olan kararları veren ilk derece hukuk mahkemeleridir. İlk derecede özel hukuk davalarına bakan mahkemeler esasen üçe ayrılır:

Asliye hukuk mahkemesi ve sulh hukuk mahkemesi özel hukuk uyuşmazlıklarına bakmakla görevli temel iki mahkemedir. Genel mahkemelerden olan asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. Kanunda belirli bir uyuşmazlık türü için açıkça özel bir mahkemenin görevli olduğu kabul edilmişse, uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkeme kanunun belirlediği o özel görevli mahkemedir. Tüm bu mahkemelerin kararları aleyhine istinaf başvurusu yapılması halinde, istinaf incelemesi hukuk daireleri tarafından yapılır.

Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Ceza Daireleri ve İstinaf İncelemesi

Bölge adliye (istinaf) mahkemesi ceza dairelerinin görevleri şunlardır (5235 sayılı Kanun m.37).

  • Adlî yargı ilk derece ceza mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamak (istinaf incelemesi yapmak),

  • Yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece ceza mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek,

  • Yargı çevresindeki adlî yargı ilk derece ceza mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukukî veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, o davanın bölge adliye mahkemesi yargı çevresi içerisinde başka bir adlî yargı ilk derece ceza mahkemesine nakli hakkında karar vermek,

  • Özel kanunlarla bölge adliye mahkemesi ceza dairelerine verilen diğer görevleri yapmak.

Ceza dairelerinin istinaf incelemesine konu olan kararları veren ilk derece hukuk mahkemeleridir. İlk derecede ceza davalarına bakmakla görevli mahkemelerden bazıları şunlardır:

İlk derecede ceza yargılamalarının yapıldığı esas görevli mahkemeler asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleridir. Bu iki mahkeme dışındaki diğer tüm ceza mahkemeleri özel kanunlarla kurulmuş özel mahkemelerdir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının Ceza Davalarında İtiraz Yetkisi: Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesinden sonra kesinleşen ceza kararlar aleyhine olağanüstü bir kanun yolu bulunmaktadır. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, aksi halde itirazı reddeder. İtirazın reddine ilişkin kararlar kesindir (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.308/A).

Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesinde Duruşma

Ceza Davası Duruşmalı İnceleme (İstinaf Duruşması): İstinaf mahkemesi, yaptığı istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının bozulmasına gerek olmadan yapacağı bir kovuşturmayla kendisinin yeniden bir karar vermesini mümkün görürse, ceza davasının istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine karar verir. İstinaf mahkemesi ceza davasının yeniden görülmesine karar verdiğinde, duruşma hazırlığı işlemlerini yapar (CMK md. 281). Tutuksuz yargılanan sanığa tebligat gönderilerek kendisinin istinaf istemi üzerine istinaf mahkemesinde açılan davanın duruşmasına gelmediği takdirde istinaf başvurusunun reddedileceği bildirilir. Hemen belirtelim ki, tutuksuz sanık gelmese bile avukatı duruşmada hazır ise istinaf başvurusu sadece sanığın duruşmaya katılmaması yüzünden reddedilemez. Ancak, tutuksuz sanığın hem kendisi hem de avukatı mazeretsiz bir şekilde duruşmaya katılmazsa istinaf başvurusu reddedilecektir. İstinaf mahkemesi gerek gördüğünde yerel mahkeme tarafından yapılan işlemlerin tekrarlanmasına karar verebilir. Mahkeme yeniden keşif yapabilir, tanık veya bilirkişileri dinleyebilir. İstinaf mahkemesi, tutuklama, tahliye, adli kontrol kararı, el koyma, zorla getirme, yakalama vs. gibi koruma tedbirlerine karar verebilir. İstinaf mahkemesi ceza davası ile ilgili yeniden yaptığı yargılama neticesinde, ya istinaf başvurusu hakkınsa “esastan red” kararı verir ya da ilk derece mahkemesinin hükmünü kaldırarak “yeniden hüküm” verir. Her iki halde de şartları varsa, istinaf mahkemesi kararı aleyhine Yargıtay’a Temyiz Başvurusu yapılabilir.

Hukuk Duruşmalı İnceleme (İstinaf Duruşması): İstinaf mahkemesi, hukuk davasının esasını incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verebilir. İstinaf başvurusunun esastan reddine veya düzelterek esastan reddine de karar verebilir. Tüm bu haller dışında istinaf incelemesi, duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ edilir (HMK m.356).

İstinaf Mahkemesi Kararlarına Karşı Temyiz Başvurusu

Bölge adliye mahkemelerinin (istinaf mahkemeleri) kararları aleyhine temyiz başvurusu yapılabilir (CMK md. 286). Kararı veren istinaf mahkemesinin niteliğine göre iki tür temyiz başvurusu yapılabilir:

Hukuk Davası Temyiz Başvurusu: İstinaf mahkemesi (bölge adliye mahkemesi) hukuk dairelerinin temyiz edilebilen kararlarının temyiz süresi, kararların tebliği tarihinden itibaren iki haftadır (HMK m.361). Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı Yargıtay’a temyiz başvurusu koşulları şunlardır (HMK m.362):

  • Miktar ve değeri 41.530 TL’yi geçemeyen (41.530 TL dahil) davalara dair istinaf mahkemesi kararları kesin olup aleyhine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılmaz (HMK md.362/1-a).

  • Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, 41.530 TL’lik kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 41.530 TL’yi geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir (HMK md.362/4)

  • Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere; HMK md.4’te gösterilen davalar ile (Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalar ile ilgili istinaf mahkemesi kararları kesin olup aleyhine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılmaz.

  • İcra ve İflas Kanunu uygulaması ile ilgili dava ve işlerle ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen ve miktar veya değeri 41.530 TL’yi geçmeyen kararlara karşı temyiz başvurusu yapılamaz (İcra İflas K. md.364/1).

  • İş mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlerle ilgili istinaf kanun yoluna gidilmesi üzerine; bölge adliye mahkemesi tarafından hakkında nihai karar verilen “miktar veya değeri 41.530 TL’yi geçmeyen davalar” aleyhine temyiz başvurusu yapılmaz (İş Mahkemeleri Kanunu md.8/3). İş mahkemesinin görev alanına giren “para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar” ile miktar ve değeri 41.530 TL’yi geçen davalar hakkında bölge adliye mahkemesinin son kararlarına karşı “tebliğ” tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir.

  • İlk derece mahkemeleri arasındaki yetki, görev, merci tayinine dair istinaf mahkemesi tarafından verilen kararlar kesin olup aleyhine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılamaz.

  • Çekişmesiz yargı işlerine dair verilen yerel mahkeme kararlarına dair istinaf mahkmesi kararları kesin olup aleyhine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılamaz.

  • Soybağına ilişkin davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalara dair istinaf mahkemesi kararları aleyhine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılmaz.

  • İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz gibi geçici koruma kararlarına dair istinaf mahkemesi kararları aleyhine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılamaz.

Ceza Davası Temyiz Başvurusu: Hükmedilen cezanın miktarı dikkate alınarak istinaf mahkemesinin bazı ceza kararları aleyhine temyiz kanun yolu kapatılmıştır. Yani, bazı hallerde ilk derece mahkemesinin verdiği karar istinaf incelemesi neticesinde kesinleşir. İstinaf mahkemesinin aşağıdaki kararları aleyhine temyiz başvurusu yapılamaz:

  • Miktarı ne olursa olsun adli para cezasına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez (CMK md. 286/2-a).

  • 5 yıl (dahil) veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez (CMK md. 286/2-a). Ancak, yerel mahkeme 5 yıldan az ceza vermesine rağmen, istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi yerel mahkemenin verdiği cezayı arttırırsa, bu karara karşı temyiz başvurusu yapılabilir (CMK 286/2-b). Örneğin, herhangi bir bilişim suçu nedeniyle yerel mahkeme tarafından 3 yıl hapis cezası verilen bir kişinin cezası istinaf mahkemesi tarafından arttırılarak 4 yıla çıkartılırsa, ceza miktarı 5 yılın altında olmasına rağmen bu karara karşı temyiz başvurusu yapılabilir.

  • Aynı hükümde yer alan hapis cezalarının toplamı 5 yılı geçse dahi, istinaf mahkemesinin bu kararlarına karşı da temyiz kanun yoluna başvurulamaz (CMK md. 286/2-h). Örneğin, aynı istinaf mahkemesi hükmünde dolandırıcılık suçu nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezası, resmi evrakta sahtecilik suçu nedeniyle 3 yıl 4 ay hapis cezası alan bir kişinin toplam ceza miktarı 5 yıl 10 ay olmasına rağmen temyiz kanun yoluna başvurma hakkı yoktur.

  • TCK veya diğer kanunlarda üst sınırı 2 yıl hapis cezası gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına dair her türlü bölge adliye mahkemesi (istinaf mahkemesi) kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez (CMK md. 286/2-c).

  • On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez(CMK md. 286/2-f).

  • Eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair istinaf mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez (CMK md. 286/2-e).

  • Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez (CMK md. 286/2-g).

Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Kararları


Avukatlık Sözleşmesi Hakkında Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

Dava, davacı avukat tarafından açılan vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalıyı vekili olarak temsil ettiğini, ancak vekalet ücretini alamadığını ileri sürerek, ücret alacağının tahsili için eldeki davayı açmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.

Mahkemece de belirtildiği üzere; avukatlık sözleşmesinde avukatın görevinin yargının kurucu unsuru olan ve bağımsız savunmayı temsil eden yargısal bir faaliyet olduğu, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ve hizmet sunan “satıcı” “sağlayıcı”, “girişimci” sıfatında bulunmadığı, yine sözleşmenin diğer tarafı olan “müvekkil”in, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesindeki “tüketici” tanımına uymadığı, sözleşmenin bir “tüketici işlemi” olarak kabulünün mümkün olmadığı, Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmiş olan avukatlık sözleşmesinin, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan vekalet sözleşmesinden farklı ve ayrı bir sözleşme türü olması ve bu sözleşmenin niteliği gereğince 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, mahkemece verilen görevsizlik kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalıların istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı taraf, harçtan muaf olduğundan, peşin alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf karar ve ilam harcının davalılara iadesine,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davalılar üzerinde bırakılmasına,

4- İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07.07.2017 tarihince oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ - Karar No: 2017/993).

Yerel Mahkemenin Görevine İlişkin İstinaf Mahkemesi Kararı

Dava; evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı TMK’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanma ve şahsi eşya alacağı davası niteliğindeki taleplere ilişkindir.

Görev, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 s. kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı TMK.nun 2.kitabında 3. kısım hariç olmak üzere (m.118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; aynı yasanın 2. maddesinde, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin Asliye Hukuk(Aile) mahkemelerinde bakılacağı hükme bağlanmıştır. Şu halde aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K.nın 16/11/2005 tarih ve 2-673-617 sayılı kararı). Davaya “Aile Mahkemesi” sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya AYKIRIDIR. İstinaf başvurusu bu nedenle yerinde görüldüğünden HMK.nın 353/l-a-3 maddesine göre ilk derece mahkemesinin kararının esastan incelenmeksizin kaldırılmasına, davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülmesi için dosyanın Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacıların istinaf başvurusunun KABULÜ İle, esası incelenmeksizin Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/02/2017 tarih, 2014/511 esas ve 2017/23 karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın görevli mahkemede yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

2-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Kararın tarafların bilgilendirilmeleri amacıyla İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a. maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. (GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ - KARAR No: 2017/734).

İhtiyati Tedbirin Kaldırılmasının Hukuka Aykırılığına Dair İstinaf Mahkemesi Kararı

taşınmazların tapu kayıtlarına konulan tedbirlerin HMK’nın 394/4 üncü maddesine uyulmadan, usul ve yasaya aykırı olarak kaldırıldığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin tedbirlerin kaldırılmasına dair kararların ortadan kaldırılmasına ve davalı tarafın tedbir kararlarının kaldırılması taleplerinin reddine karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

HMK’nın 394 üncü maddesinde “Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz. İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz.” hükmü düzenlenmiştir.

Dosyanın incelenmesinde; Davacı vekili tarafından 16/02/2017 havale tarihli dilekçe ile mal rejiminin tasfiyesiyle şimdilik 10.000,00 TL’nin yasal faiziyle tahsiline, davalı adına kayıtlı malvarlığına tedbir konulmasına karara verilmesi dava ve talep edilmiş, mahkeme tarafından 20/02/2017 tarihli tensip zabtının 9 nolu ara kararıyla davalı adına tapuda kayıtlı taşınmazlar ile bir kısım bankada bulunan hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, dava dilekçesi davalıya 06/03/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilinin değişik tarihlerde müracaatı üzerine 20/03/2017 tarihli ara kararıyla Adana ili Yumurtalık ilçesi 566 nolu parsel üzerine konulan tedbirin kaldırılmasına, davalı vekilinin 22/03/2017 tarihli müracaat dilekçesi üzerine yazılan kararla Adana ili Yumurtalık ilçesi Köy civarı mevkiinde bulunan 73, 78, 80, 81 ve 82 nolu taşınmazların tapu kayıtlarına konulan tedbirin kaldırılmasına, yine davalı vekilinin 07/03/2017 tarihli müracaat dilekçesi üzerine yazılan kararla Ziraat Bankası Yumurtalık Şubesindeki banka hesaplarına konulan tedbirin kaldırılmasına karar verildiği görülmekle, mahkeme tarafından HMK’nın 394 üncü maddesinde belirtildiği şekilde taraflar çağrılmadan dosya üzerinde karar verilmesi doğru olmadığından, davacının istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacınınistinaf başvurusunun kabulü ile; Adana 8. Aile Mahkemesi’nin 2017/135 esas sayılı dosyasında verdiği ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasıyla ilgili 07/03/2017, 20/03/2017 ve 22/03/2017 tarihli ara kararlarının kaldırılmasına,

2-Dosyanın HMK’nın 394 üncü maddesinde belirtilen işlemlerin yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere, Adana 8. Aile Mahkemesine iadesine,

3-Davacı tarafından istinaf nedeniyle yatırılan 31,40 TL karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

4-Davacı tarafından istinaf kanun yolu nedeniyle yapılan giderlerin İlk Derece Mahkemesinde yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından bilgilendirilmeleri amacıyla taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nun 394/son maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. (GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ - KARAR NO:2017/699).

Yerel Mahkeme Kararının Ortadan Kaldırılmasına Dair BAM Kararı

Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sanık tüm aşamalarında alınan savunma ve beyanlarında uyuşturucu madde ticareti yapmadığını, ele geçen uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğunu beyan etmiştir. Sanıktan ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı, bir kişinin yıllık kullanım sınırları dahilinde az olması, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair, fiziki ve teknik bir takibin olmaması, ayrıca uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair fiili bir durum tespitinin de olmaması, aşamalardaki savunmalarında; kullanım sınırları içinde kalan miktardaki esrarı içmek için satın aldığını ifade eden ve bu savunmasını doğrular nitelikte dosyada mevcut Malatya Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenmiş 12.06.2016 tarihli rapordan idrarında cannabinoid ve anfetamin bulunduğu saptandığı için hakkında ayrıca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma yürütülen sanığın, geçmiş sabıkasının somut olayda da ticari amaçla hareket ettiğinin delili sayılamayacağı, savunmasının aksine, ele geçirilen üç parçadan ibaret net 2 gram 260 miligram esrarı kullanma dışında bir amaçla bulundurduğuna ilişkin kuşku sınırlarını aşacak derecede yeterli delil bulunmadığı, tüm cezalardan kurtulmak amacıyla kaçmasının ve suçlamayı kabul etmemesinin asıl eylemini değil, ikrarda bulunmamasını cezalandırmak anlamında bir uygulamaya yol açabileceği tüm dosya kapsamından tespit edilmiş olmakla, sanığın eyleminin esasen kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğu, ancak soruşturma aşamasında olay günü sanığın idrarında tespit edilen uyuşturucu madde nedeniyle sanık hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı dosyanın tefrik edilip bu suçtan dolayı ayrı bir soruşturmanın sanık hakkında yapılmış olduğu da nazara alınarak, sanık hakkında atılı suçtan açılan kamu davasında sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu işlediğine ve savunmasının aksini ispatlar her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil olmadığından sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması sebebiyle beraatına ve Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/280-332 karar sayılı 11.08.2016 tarihli sanığın uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkumiyetine dair usul ve yasaya aykırı olan kararının tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Hüküm: Açıklanan gerekçelerle;

A-) Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/280 Esas 2016/332 Karar sayılı 11.08.2016 tarihli, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan verilen mahkumiyet kararının tüm sonuçlarıyla ORTADAN KALDIRILMASINA,

B-) 1-) Sanık hakkında atılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan açılan kamu davasının, sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması sebebiyle CMK 223/2-e maddesi gereğince sanığın BERAATINA,

2-) Elazığ Adli Emaneti’nin 2016/1521 sırasında kayıtlı bulunan sanıktan elde edilen uyuşturucu madde ve materyalleri ile Malatya Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü’nde bulunan şahit numunenin bizati suç teşkil etmesi nedeniyle TCK’nun 54. maddesi gereğince MÜSADERESİNE, karar kesinleştiğinde kararın bir suretinin Malatya Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü’ne gönderilmesine, aynı emanette kayıtlı bulunan sanıktan elde edilen paraların, suçtan elde edildiği kesin delille sabit olmadığından sanığa iadesine,

3-) Elazığ Adli Emaneti’nin 2016/1675 sırasında kayıtlı bulunan 3 adet beyaz renkli çizgili kağıt parçasının karar kesinleştiğinde imhasına,

4-) Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerine bırakılmasına,

dair iddia makamının ifadesine uygun, sanık müdafiinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısının huzurunda CMK’nun 33. maddesine uygun olarak verilen karar duruşma zaptına geçen hüküm fırkası okundu, gerekçesi ana hatlarıyla anlatıldı, bu karara karşı sanık müdafiinin tefhimden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere katibe beyanda bulunmak suretiyle CMK’nun 272, 273. maddelerinde belirtilen temyiz yoluna başvurulabileceğine dair oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.(GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ KARARI - Karar No: 2016/2).

İstinaf Başvurusunun Düzeltilerek Esastan Reddine Dair Mahkeme Kararı

Sanıkların terör örgütüne üye olmak, sanık İklim Ayfer K…‘nin ayrıca adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işledikleri iddiasıyla yapılan yargılama sonunda, Yerel Mahkemece atılı suçların işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle CMK 223/2-e maddesi gereğince sanıkların beraatlerine dair verilen karara yönelik sanıklar müdafii tarafından atılı suçların işlenmediğinin sabit olduğu suç kastının bulunmadığı gerekçeleriyle beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle gerekçeye dayalı olarak istinaf talebinde bulunmuştur.

Sanık İklim Ayfer K…‘nin siyasi parti eski genel başkanı ile yaptığı konuşma ve görüşmelerin gazetecilik faaliyeti kapsamında olup suç unsuru teşkil etmediği, terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili herhangi bir eyleminin bulunmadığı, konuşmaların içerikleri de gözetildiğinde örgüt üyeliği suçu olarak kabulünün mümkün olmadığı gibi sanığın adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs yönünden herhangi bir eyleminin bulunmadığı, yaptığı telefon görüşmelerini ifşa etmediği dosya kapsamıyla anlaşılması karşısında atılı suçları işlemediğinin sabit olduğu,

Sanık Hanefi A…‘nın yazmış olduğu kitabın örgüt talimatıyla yazdırıldığma ilişkin olarak kitabını hazırlanmasında görev yapan kişilerin tanık sıfatıyla verdikleri ifadeler, iddianın dayanığı digital dosyalar hakkında verilmiş bilirkişi raporları karşısında sözü edilen verilerin sahte oluşturulduğu ve Yerel Mahkemece de bu hususta suç duyurusunda bulunulmuş olduğu dikkate alındığında sanığın üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlemediğinin sabit olduğu;

Yerel mahkemece sanıkların atılı suçları işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararın belirtilen sebeplerle gerekçe itibariyle yerinde olmadığı ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm fıkrasındaki sanıklar İkim Ayfer Kaleli ile Hanefi Avcı’yla ilgili olarak “….sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanıkların CMK nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı BERAATLERİNE” ibareleri adı geçen sanıklar yönünden hükümden çıkartılarak yerine “sanık Hanefi Avcı ve İklim Ayfer Kaleli’nin terör örgütüne üye olmak, sanık İklim Ayfer Kaleli’nin adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işlemedikleri sabit olduğundan CMK 223/2-b maddesi gereğince ayrı ayrı BERAATLERİNE” ibareleri eklenmek suretiyle sanıklar müdafiinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden CMK 280/1-a maddesi gereğinde İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın sanıklar müdafiine tebliğine,

CMK’nın 291/1. maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemiz’e verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak, veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek sureti ile Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olarak 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. CEZA DAİRESİ - Karar No:2017/2029 - Tarih: 20.11.2017).

İstinaf Başvuru Süresi Aşılarak Yapılan Başvurunun Usulden Reddi Kararı

İncelenen dosya kapsamına göre İlk Derece Mahkemesi tarafından tarafların hazır bulunduğu 09.08.2016 tarihli celsede tarafların yüzüne karşı kararın tefhim olunduğu, İ.İ.K 363.maddesine göre istinaf yoluna başvuru süresinin tefhim veya tebliğinden itibaren 10 gün olduğu, ve kararın tarafların yüzüne karşı tefhim olunması nedeni ile istinaf süresinin tefhimden itibaren başlayacağı ve başvurunun yapıldığı 10/10/2016 tarihi itibariyle yasada belirtilen başvuru süresinin geçtiği anlaşılmakla istinaf talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İstinaf talebini içerir dilekçenin yasal süresinde verilmediği anlaşıldığından, istinaf talebinin USULDEN REDDİNE;

2-a)Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına;

b)İstinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına;

3-Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda İ.İ.K 365/3.maddesi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.(İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ - KARAR NO : 2017/426 Karar).

Yerel Mahkemesi Kararının Kaldırılmasına Dair İstinaf Mahkemesi Kararı

Star Gazetesi’nin 24/10/2015 tarihli internet adresinde ve 25/10/2015 tarihli gazetede Suriye’den Türkiye’ye geçen terör örgütü Işid’in üyesi canlı bombaları olarak müvekkillerinin kimlik fotokopileri ile T.C kimlik numaralarını yayınladıklarını belirterek manevi tazminat talep edildiği, dava dilekçesinde habere konu gazetenin suretlerinin Star Medya Yayıncılık A.Ş. Tarafından 02/05/2016 tarihinde yerel mahkemeye gönderildiği, ancak incelenmesinde gazete içeriside bazı sayfaların eksik olduğu ve haber içeriğine rastlanılmadığı, haberin Anadolu Ajansında da yayınlandığı, yayınlanan haber içeriğinin Anadolu Ajansından getirtilmediği, olaya ilişkin Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının davacılardan H.T’nın şikayeti üzerine 2015/56584 Soruşturma no, 2016/4406 Karar no ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin davalı tarafça delil olarak ileri sürüldüğü ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar sureti ibraz edildiği halde kovuşturmaya yer olmadığına dair kesinleşmiş karar suretinin dosya arasına getirtilmediği, yerel mahkemece yapılması gereken habere konu gazetenin suretlerinin Star Medya Yayıncılık A.Ş.’den getirtilmesi, haberin Anadolu Ajansında da yayınlandığı, yayınlanan haber içeriğinin Anadolu Ajansından da getirtilmesi, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının davacılardan H…‘ın şikayeti üzerine 2015/56584 Soruşturma no, 2016/4406 Karar no ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kesinleşmiş karar suretinin getirtilmesi, haber içeriğinin incelenerek kimliği ve fotoğrafı yayınlanan kişilerin davacı kişiler olup olmadığı bilirkişi tarafından incelenerek, davacı kişilerin açıkça canlı bomba olarak tanıtılıp tanıtılmadığı, haberin daha önceden yazılı veya internette yayınlanarak aleniyet kazanıp kazanmadığı, davacıların direk hedef alınıp alınmadığı, güncel ve kamuoyunu ilgilendiren bir haber olup olmadığı, değerlendirilmeden ve deliller getirilmeden karar verildiğinden HMK.’nun 353/l-a-6 maddesi uyarınca dosyanın karar veren yerel mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği tespit edilmekle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne,

1 - Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesi gereğince Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/760 Esas, 2016/280 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,

2- İlk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiğinden Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/760 Esas, 2016/280 Karar sayılı dosyasının mahkemesine gönderilmesine,

3-İstinaf başvuru harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan 31,40 TL harcın istek halinde davacıya iadesine,

4-İstinaf giderlerinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate alınmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraf vekilleri yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda HMK 353 üncü maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. (GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ - KARAR NO: 2017/344 TARİH : 24.05.2017).

Bölge adliye mahkemesi başka bir ifadeyle istinaf mahkemesi; hukuk ve ceza uyuşmazlıklarının ikinci derecede hem olay hem de hukuki denetim açısından birlikte incelendiği son merci olduğundan istinaf başvurularının bir avukat vasıtasıyla yapılmasında yarar vardır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!