0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Güveni Kötüye Kullanma Nedir?

Güveni kötüye kullanma, muhafazası veya belirli bir şekilde kullanılması için kendisine zilyetliği devredilen malı devralan şahsın, zilyetliğin devri amacı dışında kendisinin veya başkasının yararına olarak malı kullanması veya zilyetliğin devri olgusunu inkar etmesidir. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, zilyetliği devreden ile devralan arasında mevcut olan hizmet ilişkisinin kötüye kullanılması suretiyle güveni kötüye kullanma suçu işlenmesi halinde meydana gelir. Güveni kötüye kullanma suçu, emniyeti suiistimal suçu olarak da adlandırılmaktadır.

Güveni kötüye kullanma suçu (emniyeti suistimal suçu) beş farklı şekilde meydana gelebilir:

  • Zilyetliğin devir amacı dışında kullanılması şeklindeki basit güveni kötüye kullanma suçu (TCK md. 155/1),

  • Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK md. 155/2),

  • Meslek veya sana nedeniyle emniyeti suistimal (TCK md. 155/2),

  • Ticaret sebebiyle güveni kötüye kullanma (TCK md. 155/2),

  • Başkasının mallarını yönetmek yetkisi çerçevesinde tevdi ve teslim edilen mallar ile ilgili emniyeti suistimal (TCK md. 155/2).

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Şikayet Süresi

Güveni kötüye kullanma suçu, basit ve nitelikli hal olmak üzere iki şekilde işlenebilir. Suçun basit şekli şikayete tabidir. Şikayet süresi, suçun işlendiğinin ve failinin öğrenildiği tarihten başlamak üzere 6 aydır. Suça dair şikayet hakkı 6 ay içerisinde kullanılmaz ise, bir daha aynı fiil ile ilgili şikayet hakkı kullanılamaz.

Suçun nitelikli hallerinde şikayet süresi yoktur. Suçun nitelikli hallerinin dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Müşteki davaya katılmak istiyorsa zamanaşımı süresi içinde her zaman şikayet hakkını kullanılabilir.

Güveni Kötüye Kullanma (Emniyeti Suistimal) Suçu Şartları

Güven ilişkisi sosyal düzenin devamı için önemli bir hukuki değer olarak kabul edilmektedir. Kişisel veya kamu güveninin ihlal edilmesi TCK’nın çeşitli maddelerinde ceza yaptırımıyla karşılanmıştır. Güveni kötüye kullanma suçu şartları da TCK 155. maddede tüm unsurlarıyla açıklanmıştır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Sözleşme ilişkisi

Güveni kötüye kullanma suçu şartları açısından en önemli olgu, malın mülkiyet hakkı sahibi ile zilyet arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi olmasıdır. Sözleşme tarafların “aldatılmamış” özgür iradesi ile kurulmalıdır. Fail ile mülkiyet hakkı sahibi arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa suçun şartları oluşmaz. Eğer mal, mülkiyet hakkı sahibinin iradesi yanıltılarak, hile ve aldatma ile alınmışsa geçerli bir hukuki sözleşmeden bahsedilemeyeceği gibi, fiil dolandırıcılık suçu teşkil eder.

Sözleşme yazılı olabileceği gibi sözlü şekilde de yapılabilir. Sözleşmenin hukuken geçerli ve hukuka uygun bir sözleşme ilişkisi olması, suçun şartlarının vücut bulması için zorunludur.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Zilyetlik

Zilyetlik, bir kimsenin taşınır veya taşınmaz mal üzerindeki fiili hakimiyeti olarak tanımlanabilir. Zilyetlik hakkına sahip kişiye “zilyet” denilmektedir. Zilyetlik, mülkiyete göre geniş bir kavramdır, çünkü bir kişi malın mülkiyet hakkı sahibi olmasa bile malın zilyedi olabilir. Mülkiyet hakkı sahibi kişinin zilyetliğine “asli zilyetlik”, mülkiyet hakkı sahibinden zilyetliği devralan kişi “feri zilyet” olarak kabul edilir. Örneğin, bir evin mülkiyet hakkı sahibi asli zilyet, evin kiracısı feri zilyet olarak kabul edilir.

Emniyeti suistimal suçu açısından zilyetlik kilit önemde bir kavramdır. Suçun ihdas edilme amacı nihayetinde mülkiyeti korumaktır. Mülkiyetin en geniş bir biçimde korunması için zilyetliğin korunması gerekir. Emniyeti suistimal suçu şartlarının oluşması için zilyetlik açısından şu unsurların gerçekleşmesi gerekir:

  • Zilyetliğin Devri: Emniyeti suistimal suçunun oluşması için malın zilyetliğinin suçu işleyen kişiye devredilmesi gerekir. Zilyetliği devredilen mal, taşınır veya taşınmaz bir mal olabilir. Taşınır mal, “misli bir mal” (aynısı olan mal) ise zilyetliği devredilen malın misli olan herhangi bir mal geri mal sahibine teslim edilemezse suç oluşur. Örneğin, kendisine bir düğünde kullanılmak üzere verilen bir takıyı satan kişi, aynı takıdan mal sahibine satın alıp geri verirse suç vücut bulmaz. Ancak, misli olmayan (aynısı olmayan) malların değeri kadar para verilmesi emniyeti suiistimal suçunun oluşmasını engellemez. Maddi zararın karşılanması yazımızda değineceğimiz üzere sadece bir ceza indirimi nedenidir. Zilyetlik, ya malın belirli bir şekilde kullanılması ya da malın muhafazası için faile devredilmelidir. Örneğin, kendisine muhafaza etmek için bırakılan çek veya senedi, ciro ederek ticari faaliyetinde kullanan kişi, çek veya senedi zilyetliğin devir amacı dışında kullandığı için ticaret sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

  • Zilyetliğin Bizzat Malın Sahibi Tarafından Devri Gerekir: Suçun meydan gelmesi için zilyetlik, suçu işleyen kişiye rızai bir şekilde “bizzat” devredilmesi gerekir. Zilyede bizzat teslim edilmemiş bir malda tasarruf edilmesi halinde başka suçlar meydana gelir. Örneğin, babasına teslim edilen bir malı satan kişi bu maddedeki suçu değil, hırsızlık suçunu işlemiş olur. Çünkü mal kendisine değil babasına teslim edilmiştir. Suçu işleyen kişi, zilyetliği mal sahibinin rızası veya bilgisi dışında ele geçirmişse emniyeti suistimal suçu değil, işlenen fiilin özelliklerine göre hırsızlık suçu, yağma suçu, dolandırıcılık suçu veya mala zarar verme suçu meydana gelebilir.

  • Zilyetliğin Devri Amacı Dışında Tasarruf veya Devir Olgusunun İnkarı: Fail, zilyetliğin devir amacı dışında tasarrufta bulunmalı veya bu devir olgusunu inkâr etmelidir. Malın sahibi olan kişi (gerçek kişi, şirket, vakıf vs.), zilyetliği belli bir şekilde kullanılmak üzere zilyet olan kişiye devreder. Zilyet, malı sahibine geri teslim edene kadar devir amacına uygun kullanırsa suç oluşmaz. Ancak, zilyet malı devir amacı dışında kullanırsa, kendisine teslim edilen malı malın sahibiymiş gibi satar, rehneder, tüketir, değiştirir, bozar vb. şekillerde tasarrufta bulunursa güveni kötüye kullanma suçu oluşur. Örneğin, Finansal Kiralama Sözleşmesi gereği, sözleşme feshedilirse iade edilmesi gereken iş makinası, kiracı tarafından iade edilmezse suç oluşur. Fail, mal sahibi tarafından rızai bir şekilde kendisine devredilen malın devredilmesi olgusunu inkar ederse yine suç oluşur. Örneğin, kendisine bankaya yatırmak üzere teslim edilen parayı teslim almadığını ileri süren failin, parayı teslim aldığı ispatlanırsa suç işlenmiş olur.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Haksız Yarar Sağlama

Güveni kötüye kullanılması suçunun meydana gelmesi için failin haksız yarar sağlaması şart değildir. TCK 155. maddede zilyetliğin kötüye kullanılması veya devir olgusunun inkar edilmesi suretiyle “kendisinin veya başkasının yararına olarak” mal üzerinde tasarrufta bulunulması halinde cezalandırılmaktadır. Her ne kadar maddede geçen “yararına olarak” ifadesi, failin haksız bir yarar elde etmesi gerektiği intibaı uyandırsa da, bu suç tipinde failin somut bir yarar sağlaması şart değildir. Suçun işlenmesiyle somut bir zarar oluşması da şart değildir. Zilyetlik konusu malda zilyetliğin devir amacı dışında tasarrufta bulunulması veya devir olgusunun inkar edilmesi suçun vücut bulması için yeterlidir.

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suçun nitelikli şekillerinden biridir. TCK md. 155/2 hizmet nedeniyle güvenin kötüye kullanılması halinde suçun cezasını daha ağırlaştırmıştır.

Malın mülkiyet hakkı sahibinin zilyet ile kurduğu sözleşme, hizmet ilişkisi şeklinde ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu meydana gelir. Taraflar arasındaki hizmet ilişkisinde bir süreklilik olmalıdır. Sürekli bir ilişki olmadan zilyet, malın mülkiyet hakkı sahibinin geçici bir talebini yerine getirirken suçu işlerse, suçun basit şekli meydana gelir. Ayrıca suçun konusu olan hizmet ilişkisinin bir ücret veya bu mahiyette sayılabilecek bir çıkar karşılığında kurulması gerekir.

İş sözleşmesi gibi sözleşmelerde belli ölçüde süreklilik arz eden hizmet ilişkileri kurulmaktadır. Örneğin, işyeri sahibine tamir için bırakılan aracı tamir etmesi gereken işçi, aracı tamir etmek yerine gezmek için kullanıp yaptığı kaza sonucu araçta hasar meydana gelirse hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

Vekalet sözleşmelerinde de süreklilik arz eden bir hizmet ilişkisi vardır. Örneğin, Avukat – müvekkil ilişkisi bir vekalet ilişkisidir. Avukata vekalet görevi çerçevesinde tevdi edilen değerli evrakın, avukat tarafından kasten yırtılması halinde hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

Ticaret İlişkisi Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Ticari güven ilişkisi, ekonomik hayatın sürdürülebilmesi için oldukça önemlidir. TCK, ticari güven ilişkisinin kötüye kullanılmasını suçun nitelikli şekli olarak kabul etmiştir. Şirketler arasında yapılan taşıma sözleşmeleri, eser sözleşmeleri gibi sözleşmeler nedeniyle bir ticari ilişki kurulabilmektedir. Ticari ilişkinin gereği olarak bir mal zilyede teslim edildiğinde malın tasarruf amacı dışında kullanılması ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Örneğin, kendisine teslim edilen taşınır malı İstanbul iline götürmesi gereken şirket, başka bir ihtiyacı karşılamak için kullanması halinde ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

Meslek veya Sanatın İcrası Gereği Kendisine Bırakılan Eşya Üzerinde Güveni Kötüye Kullanma

Bazı mesleklerin icrası güven ilişkisi çerçevesinde bir malın teslim edilmesine bağlıdır. Mesleği icra eden kişiye teslim edilen mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunulursa, mesleğin icrası gereği kendisine bırakılan eşya üzerinde güveni kötüye kullanma suçu oluşur. Örneğin, terzilik, ayakkabı tamirciliği gibi bir mesleği icra eden kişiye teslim edilen bir malın amacı dışında kullanılması halinde bu suç oluşur.

Başkasına Ait Malları Yönetme Yetkisi Çerçevesinde Tevdi ve Teslim Edilen Mal Hakkında Güveni Kötüye Kullanma

Başkasına ait malları yönetme yetkisi çerçevesinde tevdi ve teslim edilen malların tasarruf amacına aykırı bir şekilde kullanılması veya tevdi ve teslim olgusunun inkar edilmesi halinde suçun bu hali oluşur.

Başkasına ait malları yönetme yetkisinin hangi nedenlerle suçu işleyen kişiye teslim edildiğinin bir önemi yoktur. Malı yönetme yetkisi mal sahibinin rızasıyla verilebileceği gibi mahkeme kararı ile de verilebilir. Bir kimse, mallarını yönetmesi için vekil tayin etmiş olabilir. Özellikle bazı varlıklı kişilerin, kendilerine ait malların yönetimini başkasına bıraktığı durumlarla sık sık karşılaşılmaktadır. Malları yönetme yetkisi kendisine bırakılan vekil, söz konusu yetkiyi kötüye kullanarak tasarruflarda bulunursa suçun bu ağır şekli meydana gelir.

Aynı şekilde mahkeme tarafından atanan vasi veya kayyımın kendisine tevdi ve teslim edilen mal hakkında yönetme yetkisini kötüye kullanması halinde yine suçun bu ağır şekli oluşabilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Cezası (TCK md.155)

Güveni kötüye kullanma suçu cezası, suçun nitelikli veya basit hallerinden hangisinin işlendiğine göre değişir. Suçun yukarıda anlattığımız temel şeklinde, yani basit güveni kötüye kullanma suçu cezası, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ve adli para cezasıdır. Kanun, suçun cezası olarak hem hapis cezasına hem de adli para cezasına birlikte hükmedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Suçun nitelikli halleri işlenirse, yani hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, meslek ve sanat, ticaret ilişkisinden kaynaklanan güveni kötüye kullanma veya başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında güveni kötüye kullanma hallerinde güveni kötüye kullanma suçu cezası, 1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasıdır. Suçun nitelikli hallerinde de fail hakkında hem hapis cezasına hem de adli para cezasına birlikte hükmedilmelidir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, suç işleyen kişinin işlediği fiil yüzünden sonradan pişman olması ve suç nedeniyle oluşan “doğrudan maddi bir zarar” varsa, zararı gidererek ceza indirimi hükümlerinden yararlanmasını sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Suç işlendikten sonra fail tarafından etkin pişmanlık gösterilmesi halinde, güveni kötüye kullanma suçu cezası etkin pişmanlık nedeniyle indirilir.

Etkin pişmanlık, savcılık soruşturması aşamasında gösterilirse güveni kötüye kullanma suçu cezası, 2/3 oranına kadar indirilebilir. Yani, 1 yıl ceza alabilecek fail etkin pişmanlık hükümleri uygulanırsa 4 ay ceza alabilir. Failin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için suça ilişkin bilgi vermesi ve varsa suç ortaklarını, azmettireni, yardım edeni açıklamalı veya mağdurun uğradığı zararı gidermelidir.

Yapılan soruşturma neticesinde mahkemede dava açıldıktan sonra, fakat henüz hüküm verilmeden önce fail, suça dair bilgiler verir veya mağdurun uğradığı zararı giderirse güveni kötüye kullanma suçu cezası ½ oranına kadar indirilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ile Diğer Bazı Suçlar Arasındaki İlişki

Hırsızlık Suçu ve Güveni Kötüye Kullanma İlişkisi

Hırsızlık suçu, sadece taşınır mallar üzerinde ve mal sahibinin rızası dışında malın bulunduğu yerden alınmasıyla meydana gelir. Hırsızlık suçunda failin başından beri suçun konusu malın mülkiyetini elde etme amacı, yani suç kastı başından beri mevcuttur.

Güveni kötüye kullanma suçu ise mal sahibinin kendi rızasıyla malı teslim etmesi, teslim alanın devir amacına aykırı kullanması veya devri inkar etmesiyle oluşur. Suç, hem taşınır mallar hem de taşınmaz mallar üzerinde işlenebilen bir suçtur. Emniyeti suiistimal suçunda failin kastı hırsızlık suçu gibi başından beri yoktur, suç işleme kastı sonradan meydana gelmektedir.

Dolandırıcılık Suçu ve Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Dolandırıcılık suçu, mağdurun özgür iradesinin hileyle aldatılarak malın elinden alınması halinde oluşur. Dolandırıcılık suçunun tamamlanabilmesi için failin “haksız bir çıkar” sağlaması şarttır. Dolandırıcılık suçu işleyen fail başından beri suç kastıyla hareket etmektedir.

Güveni kötüye kullanma suçu, mağdurun özgür iradesiyle faile teslim ettiği mal üzerinde gerçekleşir. Failin haksız bir çıkar sağlaması şart olmayıp, zilyetliğin devri amacına aykırı kullanım veya devir olgusunun inkar edilmesi suçun işlenmesi için yeterlidir.

Zimmet Suçu ve Emniyeti Suistimal Suçu

Zimmet suçu, görevi nedeniyle kendisine teslim edilen malvarlığı değerleri üzerinde işlenebilir. Zimmet suçu ancak bir kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Emniyeti suistimal suçu herkes tarafından işlenebilen ve güven ilişkisine dayalı bir suçtur.

Kamu görevlisi (memur, hakim, bilirkişi vs.) görevi ile bağlantılı olarak bir malvarlığı değerini kendi hesabına geçirirse hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma değil, zimmet suçu oluşur. Kamu görevlisine görevi ile bağlantılı değil de kişisel güven ilişkisine dayalı olarak bir malın zilyetliğinin devri sonucu suç oluşursa, bu durumda zimmet suçu değil, basit emniyeti suistimal suçu meydana gelir.

Emniyeti Suistimal Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında verilen kararın belli bir süre sonuç doğurmaması, bu süre içerisinde yükümlüklere uyulduğu ve kasıtlı suç işlenmediği takdirde ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir hukuki yoldur.

Emniyeti suistimal suçu nedeniyle herhangi bir zarar oluşmuşsa, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan faydalanabilmesi için zararı karşılaması gerekir. Emniyeti suistimal suçu nedeniyle herhangi bir zarar yoksa, sanığın mağdura hiçbir ödeme yapmasına gerek olmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan faydalanması mümkündür.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yargıtay Kararları


  • Sanık, belediyede çalışmaktadır. Emlak vergilerini ödeyen bölümde çalıştığını söyleyerek şikayetçiden para almasına rağmen, aldığı parayı emlak vergisi için yatırmamış, kendisine mal edinmiştir. Belediyeden gelen cevabi yazıda sanığın emlak vergilerinin ödendiği departmanda değil başka bir departmanda görevli olduğu ve para tahsil yetkisi bulunmadığı açıklanmıştır. Sanık, suç teşkil eden eylemi kişisel güvene veya tanışıklığa dayalı olarak işleseydi suçun basit hali meydana gelirdi. Ancak, şikayetçi sanık ile çalıştığı yer arasındaki hizmet ilişkisine güvenerek para verdiğinden, TCK 155/2 maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu meydana gelir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/6812, Karar No: 2015/7609).

  • Sanık, yabancı uyruklu şikayetçilerle samimi olmuş, şikayetçilerin parasını vererek üçüncü bir kişiden aldıkları ev, daha sonra şikayetçilere devredilmek tapuda sanık üzerine kaydedilmiştir. Şikayetçiler ve sanık arasındaki sözlü anlaşma, yabancılar için taşınmaz alımı izin işlemleri uzun sürdüğünden, izin alındığında evin şikayetçilere devredileceği yönündedir. Şikayetçiler, evi kaçırmamak için güven ilişkisi duyduğu Türkiye vatandaşı sanık üzerine evi kaydetmiştir. Sanık önce evin devri için para istemiş, daha sonra evin kendisine ait olduğunu söyleyerek devir işlemini yapmayacağını söylemiştir. Olayda basit güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle sanığa TCK 155/1 maddesi gereği ceza verilmesi isabetlidir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/4524, Karar No: 2014/20771).

  • Sanık olan avukat, şikayetçinin alacağını icra takibi ile tahsil etmiş, ancak müştekiye vermemiştir. Avukat ile kendisine vekalet veren müşteki arasındaki ilişki hizmet ilişkisi olarak kabul edilmelidir. Avukat, hiçbir gerekçe göstermeden müştekiye ait alacağı kendisine mal edinmiştir. Bu nedenle görevi ihmal ve TCK 155/2 maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşmuştur (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/3196, Karar No: 2014/19394).

  • Muhasebecinin yanında çalışan sanık, sigorta primlerini yatırmak üzere para veren müşterinin parasını ilgili kuruma yatırmayarak mal edinmiştir. Serbest muhasebecilerin 3568 sayılı Kanun’un 2. maddesinde belirtilen görevleri arasında sigorta primi veya vergi borcu yatırmak yoktur. Muhasebecinin yanında çalışan sanığın da böyle bir yetkisi yoktur. Sanığın eylemi yanında çalıştığı kişiye karşı değil, üçüncü kişi olan müşteriye karşıdır. Bu nedenle, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu değil, TCK 155/1 maddesinde düzenlenen basit güveni kötüye kullanma suçu meydana gelir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – Esas No: 2012/21614, Karar No: 2014/13164).

  • Sanık, Tarım Kredi Kooperatifinde yetkili memur olarak çalışırken kredi kullanan üyelerden topladığı parayı kendi kişisel hesabına geçirmiştir. Sanığın fiili, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma değil, zimmet suçunu oluşturur (Yargıtay 5. Ceza Dairesi – Esas No: 2012/6626, Karar No: 2012/10286).

Özellikle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu ile zimmet suçu, hırsızlık suçu, dolandırıcılık suçu gibi suçlar arasında oldukça ince çizgiler olduğundan suça dair savunmanın bir Ceza Avukatı ile birlikte yapılması gerekir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!