0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Hakaret Suçu Nedir?

Hakaret suçu, TCK md. 125-131 arasında şerefe karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Hakaret suçu iki farklı şekilde işlenebilir: a-) Belli somut bir durum ve olgunun isnat edilmesi suretiyle kişinin şeref ve saygınlığının zedelenmesi, b-) Genel ve soyut nitelikteki söz ve davranışlarla kişinin değersizleştirilmesi, rencide edilmesi. Hakaret suçu doğrudan kişinin birey olmaktan kaynaklanan kişilik haklarına saldırıdır. Hakaret suçu ile sosyal bir kavram olan “şeref” ve kişinin özsaygısı korunmaktadır.

Hakaret Suçu Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma

Hakaret suçunun basit şekli takibi şikayete bağlı suçlar kategorisinde yer alır. Suçun mağduru, hakaret edeni ve hakareti öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 ay içerisinde şikayet hakkını kullanmak zorundadır. Aksi takdirde şikayet hakkını kaybeder. Şikayet hakkı, en geç dava zamanaşımı süresi içinde kullanılmalıdır.

Nitelikli hakaret suçu şikayete tabi değildir. Bu nedenle suçun nitelikli halleri için herhangi bir şikayet süresi sınırlaması yoktur. Suçun nitelikli hallerinin işlenmesi halinde cumhuriyet savcılığı resen soruşturma açar.

Basit hakaret suçu (TCK md.125/1-2-3), taraflar arasında uzlaştırma prosedürü uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Uzlaşma kapsamında olan suçlarda, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması, uzlaşma sağlanmazsa soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmesi gerekir.

Hemen belirtelim ki, kamu görevlisine ve cumhurbaşkanına hakaret suçu uzlaştırma kapsamında değildir.

Hakaret Suçu Nasıl İşlenir? Hangi Sözler Hakaret Suçunu Oluşturur?

Hakaret suçunun oluşmasına neden olan sözlerin tek tek kanunda sayılması imkansızdır. Suçun vücut bulması için kişinin onur, şeref veya saygınlığını rencide edecek somut bir fiil veya olgu isnat edilmeli veya sövme yoluyla kişinin onur, şeref veya saygınlığına saldırılmalıdır. Görüldüğü üzere, hakaret suçunda önemli olan kişiyi rencide eden, toplum içinde değersizleştiren fiillerin cezalandırılmasıdır.

Bir kişiye açık açık “şerefsiz”, “haysiyetsiz”, “geri zekalı”, “aptal”, “hayvan”, “müsvedde” vb. gibi sözler söylemenin hakaret suçunu oluşturacağı kuşkusuzdur.

Kişiye isnat edilen somut olgu kişinin mevcut fiziksel veya psikolojik bir özelliğine vurgu yapsa da hakaret suçunu oluşturur. Örneğin, aksayarak yürüyen birine “allahın topal adamı” demek, gözü görmeyen birine “kör herif” demek hakaret suçunun oluşmasına neden olur.

Hakarete uğrayanın kişisel özellikleri dışında kalmak şartıyla kendisine isnat edilen fiil veya olgu ispatlandığı takdirde hakaret suçu oluşmaz. Örneğin, “sen Ayşe’nin eşyalarını çaldın” denildiğinde, bu olgu ispatlanırsa hakaret suçu oluşmaz. Fakat, daha önce işlediği bir hırsızlık suçundan sabıkalı olan kişiye, “sen hırsızsın” demek hakaret suçudur. Hakaret suçunu teşkil eden fiiller, sözle işlenebileceği gibi yazı, şekil, görüntü, el işareti veya mimiklerle de işlenebilir. Örneğin, bir kişinin çalışma masasına insan dışkısı koymak.

Dilekçe hakkı ve eleştiri, basının haber yayımlama hakkı, iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında söylenen söz ve yapılan davranışlar hakaret suçunu oluşturmaz.

Kaba ve nezaketsiz davranışlar hakaret suçunu oluşturmaz. Örneğin, kişinin ayakkabılarını çıkartıp ayaklarını masanın üzerine koyması veya bağırarak konuşması hakaret sayılmaz. Kıyafet alan birine, “bu kıyafet size olmaz, siz şişmansınız” demek hakaret değildir.

Beddua niteliğindeki sözler hakaret suçunu oluşturmaz. Örneğin, “allah seni bildiği gibi yapsın”, “allah belanı versin”, “cehenneme kadar yolun var” gibi sözler beddua niteliğinde sözler olduğundan Yargıtay tarafından hakaret suçu olarak kabul edilmemektedir.

Yargıtay, isim belirtmeden “hırsız var” diye bağırmayı hakaret suçu saymamıştır. Çünkü, söz konusu durumda suçun unsuru olan “matufiyet” unsuru (suçun bir kişiye yöneltilmesi) gerçekleşmediğinden sanığa hakaret suçu nedeniyle ceza verilmemesine karar vermiştir.

Kamuoyu tarafından yaptıkları işler nedeniyle bilinen, tanınan kişilere (Örneğin, futbolcular, sanatçılar, özellikle politikacılar) yönelik eleştiriler, normal kişilere yöneltilen eleştirilerden daha sert ve ağır olabilir. Bu kişilerin normal kişilere göre eleştiriye daha açık olmaları ve eleştiriye tahammül etmeleri gerekir. Bir siyasetçiye, “senden bu memlekete hayır gelmez, bütün memleketi sattın” demek ancak ağır eleştiri olarak nitelenebilir, ama hakaret değildir.

Hakaret Suçunun Mağdurun Yüzüne Karşı veya Yokluğunda İşlenmesi

Mağdurun yüzüne karşı hakaret suçunda, mağdurun hakaret içeren söz veya davranışları o an öğrenmesi yeterlidir. Mağdura telefon, mail, mektup vb. gibi iletişim yöntemleri kullanılarak yapılan hakaret de mağdurun yüzüne karşı yapılmış sayılır. Mağdurun bu iletişim araçlarıyla kendisine yapılan hakareti öğrenmesi hakaret suçunun oluşması için yeterlidir.

Mağdurun yokluğunda hakaret suçu, hakaret edenin söz ve davranışlarını en az 3 kişinin öğrenmesiyle oluşabilir. Hakaret edilen ortamda mağdurun olmadığı hallerde kanun hakaret teşkil eden fiilin 3 kişiyle ihtilat halinde işlenmesi şartını aramaktadır. Söz konusu üç kişiye hakaret edenin kendisi dahil değildir. Üç kişinin aynı yerde olması şart değildir, önemli olan üç kişinin hakareti öğrenmesidir. Örneğin, apartman boşluğunda mağdura gıyabında, “o adam şerefsiz” diye bağıran bir kişinin sözlerini kendi evlerinde oturanı 3 komşu duyduğu takdirde hakaret suçu oluşmuştur. Hakaret içerikli aynı mailin mağdurun kendisine değil de kendisi dışındaki 3 kişiye gönderilmesi halinde de hakaret suçu oluşur. Mağdurun yokluğunda hakaret halinde, hakaret edenin sözlerini yalnızca 2 kişi veya 1 kişi öğrenirse hakaret suçu vücut bulmaz.

İnternet Yoluyla Hakaret Suçu

Günümüzde hakaret suçu en çok çağdaş iletişim araçlarıyla işlenmektedir. İnternet yoluyla hakaret, kolay ispatlanabilecek bir suç çeşididir. Bu nedenle, e-mail, facebook, skype, messenger, whatssup, twitter vb. gibi sosyal medya araçlarıyla doğrudan mağdurun hedef alınarak hakaret edilmesi de hakaret suçunu oluşturur.

Başkasından gelen hakaret içerikli bir e-mail mağdura “forward” edilerek gönderildiğinde dahi hakaret suçu oluşur. İnternet yoluyla işlenen hakaret suçlarının her suçun özelliğine göre teknik olarak nasıl ortaya çıkarılacağı bir Ceza avukatı ile görüşülmelidir.

Hakaret Suçunun Cezası Nedir?

Basit Hakaret Suçu Cezası (TCK md.125/1)

Hakaret suçunun cezası, suçun basit veya nitelikli şekillerinden hangisinin işlendiğine göre farklılık arz eder. Suçun basit şeklinde, yani kamu görevlisi olmayan bir kişinin yüzüne karşı hakaret halinde, hakaret suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Suçun basit şeklindev hakim ya hapis cezası ya da adli para cezası verecektir. Her iki cezanın aynı anda verilmesi mümkün değildir. Hakim gerekçeli kararında neden hapis cezası veya adli para cezası verdiğini de açıkça gerekçelendirmek zorundadır.

Nitelikli Hakaret Suçu Cezası (TCK md.125/3)

Suçun nitelikli hallerinde hakaret suçunun cezası, 1 yıl ile 2 yıl arasındadır. Mağdurun kamu görevlisi olması (avukat, hakim, memur vs.) ve hakaretin görevinden dolayı yapılmış olması, kişinin mensup olduğu dinin kutsal değerlerine veya din özgürlüğünün kullanılmasına hakaret edilmesi hakaret suçunun cezası ağırlaştırılmış nitelikli şekli olarak kabul edilmektedir.

Alenen Hakaret Suçu Cezası

Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza 1/6 oranında ayrıca arttırılacaktır. Örneğin, bir tv programında veya bir caddede bağırarak hakaret etmek hakaret suçunun aleni bir şekilde işlenmesine neden olur.

Aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli değildir. Hakaret konusu söz veya davranışın belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması halinde alenen hakaret suçu işlenmiş olur. Hakaret suçunda aleniyetin gerçekleşmesi için herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi şarttır.

Kurul Halinde Çalışan Kamu Görevlilerine Hakaret Suçu Cezası

Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret halinde zincirleme suç hükümleri gereği belirlenen cezanın miktarı ayrıca 1/4’ten 3/4’e kadar arttırılır. Örneğin, bilirkişi heyetine veya mahkeme heyetine hakaret suçlarında suçun nitelikli şeklinden belirlenen ceza arttırılacaktır.

Karşılıklı Hakaret Suçu ve Cezası

TCK md. 129/3’e göre hakaret suçunun iki kişi tarafından karşılıklı işlenmesi halinde “karşılıklı hakaret suçu” meydana gelir. Karşılıklı hakaretin aynı zaman diliminde gerçekleşmesi şart değildir. Örneğin, medya yoluyla kendisine “maymun” denildiğini öğrenen bir kişinin de karşı tarafa bir gün sonra “yarasa” demesi halinde karşılıklı hakaret suçu meydana gelir.

Karşılıklı hakaret suçunun işlenmesi halinde hakim, taraflardan birine veya her iki tarafa ceza vermeyebilir veya cezayı 1/3’üne kadar indirebilir.

Hakaret Suçunun Haksız Fiile Bir Tepki Olarak İşlenmesi (TCK md.129)

Haksız Tahrik, genel bir ceza indirimi nedenidir.

TCK md. 129/1’e göre, hakaret suçunun bir haksız fiile tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmeyebilir veya cezası 1/3’üne indirilebilir. Örneğin, bahçesindeki ağaçlara zarar veren kişiye hakaret eden bahçe sahibi kendisine karşı işlenen bir haksız fiile tepki olarak hakaret suçu işlemiştir.

TCK md. 129/2’ye göre, hakaret suçunun yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmez. Örneğin, yüzüne tokat atarak burnun kanamasına neden olan kişiye hakaret edilmesi halinde faile ceza verilemez.

Genel bir ceza hukuku kurumu olan haksız tahrik, hakaret suçunda özel bir şekilde düzenlenmiştir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu ve Cezası

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, TCK md. 299’da ayrıca düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile Cumhurbaşkanının toplumsal değeri konusunda toplumun sahip olduğu duygu ve düşünceleri sarsan fiil ve sıfatların isnat edilmesi cezalandırılmaktadır.

Maddenin düzenleme biçiminden anlaşıldığı üzere, cumhurbaşkanına hakaret suçu ile cumhurbaşkanlığı makamının fonksiyonları, işlevi, yerine getirdiği görevi değil, hukuksal bir kavram olarak cumhurbaşkanının “şerefi” korunmak istenmektedir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, uygulamada eleştiri niteliğindeki söz ve davranışların da hakaret olarak cezalandırılmasına neden olduğundan ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı bir düzenlemedir. Hakaret suçu, genel olarak TCK md.125’de herkes için düzenlenmiş olduğundan TCK md. 299’da ayrıca cumhurbaşkanına hakaret suçuna yer verilmesi hukuka aykırıdır. Anayasa’ya göre kişiye özel düzenleme yapılamaz. Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişiye özel düzenleme niteliğinde olduğundan Anayasa’nın eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesine aykırıdır.

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun kovuşturulması Adalet Bakanlığı’nın iznine tabidir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun alenen işlenmesi halinde verilecek ceza 1/6 oranında arttırılır. Örneğin, fiilin internette sosya medya üzerinden, radyo, tv vb. gibi araçlarla veya herkesin duyma ihtimali olan bir ortamda işlenmesi halinde cumhurbaşkanına hakaret suçunun alenen işlendiği kabul edilir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası, adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Hakaret Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanığın 5 yıl gözlenmesi ve sanık hakkında verilen hükmün bu süre boyunca hiçbir sonuç doğurmaması, sanığın bu sürede yeni bir suç işlememesi halinde hakkındaki davanın düşmesi olarak açıklanabilir.

HAGB kararı verilmesinin önemli şartlarından biri mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartıdır. Hakaret suçu açısından dikkat edilmesi gereken nokta, HAGB kararı verilmesi için aranan şart suçtan kaynaklanan doğrudan bir maddi zarar yoksa, zararın giderilmesi şartının aranmaması gerektiğidir. HAGB için kişinin uğradığı manevi zarar dikkate alınmaz.

Hakaret Suçu Yargıtay Kararları


  • Hakim önüne çıkartılan sanığın, kendisinin haksız bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini düşünerek bunun sorumlusu olarak gördüğü sorguyu yapan hakime yönelttiği “..allah belanı versin?…” şeklindeki ifade, beddua niteliğinde, nezaket dışı, kaba ve rahatsız edici bir söz ise de, şikâyetçi hâkimin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir (Ceza Genel Kurulu – 2014/386 karar).

  • Sanık tarafından söylenen “Allah hepinizi yaksın, geberin, Allah hepinizin belasını versin” biçimindeki sözlerin beddua teşkil edip bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığınırencide edebilecek söz ve davranış niteliğinde olmadığı gözetilmeden sanığın hakaret suçundan beraatine karar verilmesi gerekir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - 2014/5495).

  • Belediye başkanı olan katılan hakkında, Denizli Valiliği’ne vermiş olduğu dilekçesinde belirttiği ifadelerin, Anayasal şikayet hakkı ve TCK’nın 128. maddesinde düzenlenen iddia dokunulmazlığı kapsamında kaldığı, yine halk arasında katılan için sarfettiği “zübükzade başkan” sözünün de, sövme, somut bir fiil ya da olgu isnadı olarak kabul edilemeyeceği, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun unsurları somut olayda oluşmamıştır (Yargıtay 18. CD. 2015/12196 karar).

  • “Görevinden dolayı” hakaretin kabulü için de, yapılan kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Hakim her somut olayda nedensellik bağının bulunup bulunmadığını araştırarak, sonucuna göre, eylemin, suçun basit haline mi yoksa nitelikli haline mi uyduğunu tespit edecektir. Bu tespit yapılırken, hakaret eylemine muhatap olan kamu görevlisinin faile karşı doğrudan veya dolaylı görev yapması şartı aranmayacaktır. Zira, hakaret doğrudan görevle ilgili olabileceği gibi, görevin yerine getiriliş yöntemi ya da sonuçları ile ilgili de olabilecektir. Cumhuriyet savcısı olan sanığın savcı olarak görevli olduğu duruşmaya geç kalması üzerine, yazı işleri müdürü olan mağdure tarafından sanık Cumhuriyet savcısının telefonla arandığı ve sanığın mağdurenin telefonla aramasına öfkelenmesi nedeniyle suç oluşturan sözleri söylediği anlaşıldığından, eylem ile ifa edilen kamu görevi arasında nedensellik bağının bulunduğu ve hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesine ilişkin nitelikli halin gerçekleştiği kabul edilmelidir. Sanık Cumhuriyet savcısının yazı işleri müdürü olan mağdure A. E.’a, “sen emir köpeği misin”, “senin çirkin suratını görmek istemiyorum” şeklinde sözler söylediği 30.06.2009 tarihli tutanak kapsamı, mağdure ve tanık beyanlarından anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı eylemin sabit olduğu, onur, şeref ve saygınlığı rencide eder nitelikte gerçekleşen bu eylemin 5237 sayılı TCK’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunu oluşturduğu görülmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/54 karar).

  • Katılanın sanığa göndermiş olduğu mesajda hakkını helal etmeyeceğine yönelik ifadesine sanığın “…bende hakkın varsa Allah rızası için etme, edersen şerefsizsin…” diyerek karşılık verdiğinin anlaşılması karşısında, isnadın şarta bağlı veya bir olasılık halinde dile getirildiği, hakaret etme kastıyla hareket edilmediği gözetilmeden sanığın hakaret suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi hukuk aykırıdır (Yargıtay 18.CD - 2016 / 14515 karar).

  • Cumhurbaşkanına hakaret suçu alenen işlendiğinde sanığın cezası arttırılmalıdır. Ancak, somut olayda başka bir e-posta adresinden gelen mesajın sanığın kullandığı email adresi tarafından başka e-posta adreslerine iletildiği (forward) anlaşıldığından, iletilen adreslerin sadece kullanıcının bildiği, kullanıcı adı ve parola ile girilen ve kullanıcıdan başka bir kişinin girmesinin mümkün olmadığı kişiye mahsus hesap olması nedeniyle aleniyet unsurunun gerçekleşmiş sayılamayacağı gözetilmeden verilen cezada TCK 299/2 maddesi gereğince Cumhurbaşkanına alenen hakaret nedeniyle artırım yapılması hukuka aykırıdır (Yargıtay 16.CD - Karar No:2015/3294).

  • Sanığın davalısı olarak taraf olduğu boşanma davasının reddine karar verilmesi üzerine davanın hâkimi olarak görev yapan şikayetçiyi internet üzerinden yazmış olduğu dilekçeler ile Adalet Bakanlığına şikâyet ettiği, bu dilekçelerinde geçen “Hakim …‘ın yanlış kararı ve suçu sabit görülmüş, bu davada ihmalkarlık vardır”, “Hakim … ehliyet, liyakat ve hatta meslek kurallarının dışına çıkarak beni mağdur etmiştir”, “hakimlerin takdir hakkı başına buyruk olmamalıdır, bunun adı sorumsuzluk ve gerçek mağduru çok zor durumda bırakmaktır” ifadelerinden ötürü, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir. AİHM’e göre, öncelikle ifadelerin bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenmelidir. Zira olgu isnadı kanıtlanabilir bir husus iken, bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi dahi ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilecektir. Somut olayda, sanık tarafından şikayet dilekçelerinde kullanılan ifadelerin, şikayet hakkı kapsamında kaldığı gibi, değer yargısı niteliğine sahiptirler. Bu itibarla somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde kabul edilemezler. Ayrıca bahse konu ifadeler, söylendiği yer ve zaman unsurları da gözetildiğinde katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğindedirler. Sanığın kamu görevlisine hakaret suçu nedeniyle beraatine karar verilmelidir (Yargıtay 18.CD - Karar No:2015 / 14094).

  • Olay günü, katılan olan hakimin, katip olarak görev yapan sanıktan mahkeme zimmet defterini getirmesini istediği, aradan uzun süre geçmesine rağmen defterin getirilmediği, katılan hakimin de bunun sebebini sorması üzerine sanığın elini yumruk yapıp havaya kaldırarak katılana söylediği kabul edilen “ben bu adamla çalışmam” şeklinde, kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin ve nezaket dışı davranışın, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması sebebiyle hakaret suçunun unsurları oluşmamıştır (Yargıtay 18.CD - Karar No:2015 / 10563).

Kamu Görevlisine Hakaret Suçu AİHM Kararları

  • “…..Başvuran, hakaret ettiği iddia edilen belediye başkanının, hırsızlık suçundan cezalandırılmasının ardından ‘soyguncu belediye başkanı’ olarak tanımlamıştır. AİHM, bu başvuruda, 10. maddenin ihlal edildiğine karar verirken, gazetecinin bir dereceye kadar abartma hakkına sahip olmasına ve belediye başkanının kamuya mal olmuş bir kişi olarak, bazıları olgusal temelden yoksun olmayan değer yargısı olarak değerlendirilebilecek eleştirilere karşı, daha fazla hoşgörü göstermek zorunda olmasına özel bir ağırlık vermiştir….” (D./P. ,18235/02, 19.12.2006)

  • “…..L./A. davasına konu olan olayda ise, Avusturya’da 1975 yılında yapılan seçimlerden sonra, bir gazeteci olan başvuran L., geçmişinde Nazi faaliyetleri bulunan bir siyasetçi ile koalisyon kuracağını açıklayan Federal Şansölye B.K.’yi eleştiren yazılarında, “ahlaksızca”, “yüz kızartıcı”, “en adi türden fırsatçılık” ifadelerine yer vermiştir. Başvuranın para cezasına mahkum olduğu bu davada AİHM, politikacıların kendilerine yöneltilen ağır eleştirilere tahammül etmek durumunda olduğunu vurgulamış ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. AİHM, içtihatlarını tekrar ederek, siyasetçilerin eleştirilere özel kişilerden daha fazla hoşgörü göstermesi gerektiği ilkesine dayanmış ve mahkûmiyetin ifade özgürlüğüne orantısız bir müdahale oluşturduğuna hükmetmiştir. Hararetli siyasi tartışmaların yaşandığı bir arka plan ışığında, başvurucunun açıklamaları, saldırgan olmakla birlikte hakaret niteliğinde görülmemiştir….” (Lingens/Avusturya, 9815/82, 08.07.1986)

  • “…Eon/Fransa davasında AİHM, bir siyasî eylemcinin, 2008 yılında Fransa Cumhurbaşkanı‘nın ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı korteji geçmek üzereyken, üzerinde “Defol git, salak herif” yazılı bir pankart açarak Fransa Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekten hüküm giymesini incelemiştir. AİHM, bu içtihadında yerginin, pek çok kez, özünde var olan abartma ve saptırma vasıfları yoluyla, doğal olarak kışkırtmayı ve galeyana getirmeyi amaçlayan bir sanatsal ifade ve toplumsal eleştiri biçimi olduğunu belirttikten sonra, ceza verilmesinin, güncel konular hakkında yergi niteliğinde ortaya konulan ifade biçimleri üzerinde bir soğutma etkisi yapmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir. Bu tür ifade biçimlerinin kendisi, kamu menfaatini ilgilendiren sorunların serbestçe tartışılmasında oldukça önemli bir rol oynayabilmektedir ki; serbest tartışma olmadan demokratik toplum mümkün olamaz…..” (Eon/Fransa, 26118/10, 14.03.2013)

  • “…….AİHM, Lesnik/Slovakya davasında, ilk olarak kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken hoşgörü göstermeleri gereken eleştiri sınırının diğer insanlara göre daha geniş olduğunu, ancak, kamu görevlilerinin siyasetçilerde olduğu gibi her türlü söylemlerini yakın denetime açtıkları anlamına gelmeyeceğini, üstelik görevlerini hakkı ile yerine getirebilmeleri için kamu güvenine sahip olmaları gerektiğini; bunun ise kamu görevlilerinin asılsız suçlamalara karşı korumakla sağlanabileceğini vurgulamıştır….” (Lesnik/Slovakya, 35640/97, 11.03.2003)

  • “…….Savcı tarafından tanıklık yapmak için mahkemeye bir kişinin çağırılması işlemini “manipülasyon ve kanıtların yasadışı yollarla sunulması” olarak nitelendirmesi nedeniyle, başvuran hakkında, yargılama sırasında kullandığı ifadelerden ötürü hakaret davası açılarak para cezasına çarptırıldığı Nikula - Finlandiya davasında, AİHM, resmi görev yapan memurlara karşı kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade kişilere göre daha geniş olduğunu, ancak bu memurların davranışlarının, tıpkı politikacılar gibi, sürekli denetim altında olacağı ve bu nedenle her türlü eleştiriye göğüs germeleri gerektiği anlamına gelmediğini, aksine görev başındaki memurların sözlü hakaret mahiyetindeki saldırılara karşı korunması gerektiğini yinelemiştir. Bununla birlikte AİHM’e göre, bu davada hakaret içeren bir saldırı söz konusu değildir. Başvuranın temel eleştirisi, sert de olsa, savcının dava devam ederken seçtiği yöntem hakkındadır. Dolayısıyla, savcının mesleki veya diğer nitelikleri hedef yapılmamıştır. Bu nedenle AİHM’e göre, savcı bu eleştirileri hoşgörü ile karşılamalıdır. AİHM, ayrıca, içtihadındaki sonucuna ulaşırken, ifadelerin medya önünde değil, sadece duruşma salonunda söylenmiş olduğunu da özellikle vurgulamıştır. Nitekim AİHM, göre ancak çok istisnai hallerde savunma avukatının ifade özgürlüğüne getirilen bir sınırlama kabul edilebilecektir…” (Nikula/Finlandiya, 31611/96, 21.03.2002)

  • Grigoriades /Yunanistan davasında ise bir subay, komutanı olan subaya, içerisinde orduyu ‘bir suç ve terörizm aygıtı’ olarak tanımladığı nahoş pasajlara yer verdiği bir mektup yazması nedeniyle orduyu aşağılamaktan mahkum olmuştur. AİHM, bu davalarda, başvurucuların suçlamalarının sert üslubuna karşın, başvuruya konu mektubun geniş bir okuyucu kitlesine hitap edecek biçimde yayınlanmamış ve yaygınlaştırılmamış olmasına özel bir ağırlık vererek başvurucu lehine karar vermiştir. (Grigoriades/ Yunanistan, 24348/94, 25.11.1997)

Hakaret suçu, çoğu zaman “Tehdit Suçu” veya “Şantaj Suçu” ile birlikte işlenmektedir. Tehdit suçu ile birlikte işlense bile, hakaret ve tehdit suçları nedeniyle doğrudan oluşabilecek bir maddi zarar olmadığı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması için zararın giderilmesi şartı aranmaz. Ancak, hakaret suçunun şantaj suçu ile birlikte işlenmesi halinde ortaya maddi bir zarar çıkma olasılığı mevcuttur. Şantaj suçu nedeniyle meydana gelen zarar giderildiğinde, sanık hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan faydalanabilir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!