0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Hileli veya Taksirli İflas Suçu Nedir? (TCK 161-162)

Hileli iflas suçu; alacaklının alacağının teminatını oluşturan malvarlığının hileli tasarruflarla eksiltilmesi ile oluşur (TCK m.161).

Taksirli iflas suçu; bir tacirin ticaretin gerektirdiği dikkat ve özeni (TTK m.18/2) göstermemesi, yani objektif özen yükümlülüğünü ihlal ederek iflasa sebebiyet vermesi halinde oluşur (TCK m.162).

Hileli veya taksirli iflas suçları, TCK’nın “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlendiğinden ekonomik suçlar kategorisinde kabul edilmektedir.

Hileli İflas Suçunun Unsurları ve Cezası (TCK 161)

TCK m.161 hileli iflas suçu ile “iflas etme” fiilini değil, iflas kararından önce veya sonra mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufları cezalandırmaktadır. Suç, özel kast ile işlenen bir suç olup failin hileli tasarruflar yapmadaki amacı, “malvarlığını eksiltme” olmalıdır.

Hileli iflas suçunun objektif cezalandırılabilme şartı, Ticaret Mahkemesi tarafından gerçek veya tüzel kişi tacir hakkında iflas kararı verilmesidir. İflas kararı verilmediği takdirde tacirin hileli tasarrufları cezalandırılamaz. Ceza hukukunda objektif cezalandırılabilme şartları, suçun unsuru olarak değil, fail hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için gerçekleşmesi gereken şartlardır.

Hileli iflas suçunu ancak ticari faaliyette bulunan ve iflasa tabi borçlu tacir işleyebilir. Örneğin, sıradan bir esnafın borçlarını ödeyemediği için dükkanını kapatması hileli iflas suçu teşkil etmez. Tacirin tüzel kişi (limited şirket, anonim şirket) olması durumunda, tüzel kişiliğin organ veya temsilcisi olan, tüzel kişiyi temsilen tasarrufta bulunan gerçek kişiler suçun faili olarak yargılanır.

Hileli iflas suçu, seçimlik hareketli bir suç olup seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesiyle suç meydana gelir. Birden fazla seçimlik hareketin işlenmesi halinde de fail tek iflas suçu nedeniyle cezalandırılır. Malvarlığını eksiltmeye yönelik aşağıdaki hileli tasarruflar , hileli iflas suçunun seçimlik hareketleridir:

  • Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,

  • Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,

  • Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi,

  • Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi.

Hileli iflas suçunun ispatı: Ceza mahkemesi ve savcılık, iflas eden gerçek veya tüzel kişiye (limited veya anonim şirket vb.) ait muhasebe kayıt, defter ve belgelerin, tacirin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterler ile birlikte muhasebe kayıtları, banka hesapları, tapu kayıtları, çek hesapları, borç ilişkilerini ispatlayan sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, sevk irsaliyeleri, elektronik kayıtlar gibi ticari defterlerin dayanağını oluşturan ve vergi dairesinden temin edilebilecek diğer belgeler ile malvarlığı hareketlerinin izlenebileceği kayıt ve belgeleri araştırmalıdır. Araştırma neticesinde elde edilen tüm bilgi ve belgeler uzman bir bilirkişi kuruluna verilerek iflas eden tacirin hileli tasarrufları olup olmadığı bilimsel bir raporla tespit edilmelidir.

Hileli iflas suçunun cezası; 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK m.161).

Taksirli İflas Suçunun Unsurları ve Cezası (TCK 162)

Taksirli iflas suçu, tipik bir taksirli suçtur. Taksirli suç, failin tedbirli ve öngörülü davranmaması, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi halinde söz konusu olur.

Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir (Ticaret Kanunu m.18/2). Tacir ticari faaliyette bulunurken ticari işletmenin büyüklüğü ve kaynakları ile orantılı hareket etmeli, işletmenin içinde bulunduğu durumu dikkate alarak ticaret yapmalıdır. Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek ticari işletmenin iflasına neden olan tacir taksirli iflas suçunu işlemiş olur.

Taksirli iflas suçu nedeniyle failin yargılanabilmesi için Ticaret Mahkemesi tarafından verilen iflas kararının kesinleşmesi şarttır. İflas kararı, taksirli iflas suçunun da objektif cezalandırılabilme şartıdır.

Taksirli iflas suçunun cezası; 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK m.162)

Taksirli veya Hileli İflas Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 168)

Etkin Pişmanlık, kişinin işlediği fiilden dolayı hiçbir baskı ve zorlama olmadan pişmanlık duyması ve ortaya çıkan haksızlığı telafi edecek davranışlar sergilemesidir. Hileli veya taksirli iflas suçuna ilişkin etkin pişmanlık koşulları, malvarlığı suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen TCK m.168’de düzenlenmiştir. Buna göre her iki suç açısından ortak etkin pişmanlık şartları şu şekildedir:

  • Hileli iflâs veya taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir (TCK m.168/1).

  • Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir (TCK m.168/2).

  • Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır (TCK m.168/3).

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Taksirli iflas suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Ancak, hileli iflas suçu yargılamasında faile etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadığı müddetçe hükmedilecek ceza miktarı nedeniyle hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Taksirli iflas suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür. Ancak, hileli iflas suçu yargılamasında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadığı müddetçe hükmedilecek ceza miktarı nedeniyle hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir.

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Taksirli iflas suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. Ancak, hileli iflas suçu yargılamasında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadığı müddetçe hükmedilecek ceza miktarı nedeniyle hapis cezasının ertelenmesi mümkün değildir.

Taksirli veya Hileli İflas Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Hileli veya taksirli iflas suçları, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Hileli veya taksirli iflas suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Kamu davasına şikayetçi olarak müdahil olan herhangi bir kimse varsa bile şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suçlar, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman ihbar veya şikayet dilekçesi verme suretiyle savcılığa bildirildiğinde soruşturulabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Hileli iflas suçunun dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. 15 yıllık dava zamanaşımı süresi, iflas kararı daha sonra verilse bile, hileli tasarrufların yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Taksirli iflas suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. İflas suçları, bu zamanaşımı süreleri içerisinde her zaman soruşturulabilir, ancak bu zamanaşımı süreleri geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.

Hileli veya Taksirli İflas Suçunda Görevli Mahkeme

Taksirli iflas suçu ile ilgili yargılama görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Hileli iflas suçu ile ilgili yargılama görevi, ağır ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Hileli ve Taksirli İflas Suçu Yargıtay Kararları


Hileli veya Taksirli İflas Halinde Müdür ve Ortakların Ceza Sorumluluğu

Sanıkların ortağı olduğu, sanık …‘in ise aynı zamanda yetkili şirket müdürü olduğu, .. Oto İnş. Metal San. ve Tic. Ltd. şirketi hakkında … 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından iflasına karar verildiği, iflas idaresi tarafından şirkete ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda şirketi yetkililerinin basiretli bir tüccar gibi davranmayarak şirketin mevcudiyetini bildikleri halde ehemmiyetli miktarlarda çek ve senetler vererek cari hesaplar yoluyla borçlandıkları, vergi ve SSK borçlarını ödemedikleri, şirket yetkililerinin sürekli şirket sermayesini çekerek şirketi ve 3. kişileri zor duruma düşürdükleri; şirket ortaklarının taahhüdü olan sermaye borçlarını ödemedikleri, muvazaalı işlemler sonucu şirketi işleyemez ve borçları ödeyemez konuma getirdikleri, bu surette sanıkların hileli iflas suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda,

Limited şirketlerde yönetim yetkisinin, şirketi temsile yetkili müdür de olduğu, dolayısıyla şirketin hileli veya taksirli olarak iflası halinde suç teşkil eden eylemleri gerçekleştiren şirket müdürü ve bunun eylemlerine iştirak eden diğer şeriklerin sorumlu olacağı, somut olay da ise diğer sanık …‘in şirkette %97,5 hisse sahibi ve yetkili müdür olduğu, sanık …‘nın ise şirkette %2,5 hisseye sahip olduğu ve şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı, ayrıca sanık …‘nın diğer sanığın eylemlerine iştirak ettiğine dair her hangi bir delilin mevcut olmadığı, bu hususunda alınan bilirkişi raporu ile de sabit olması karşısında, sanık …‘nın cezalandırılabilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar : 2016/8596).

İflas Kararı Hileli İflas Suçunun Önşartıdır

1)5237 sayılı TCK 161/1 maddesi gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, iflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın hileli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup, sanığa ait Sertaç Yem şirketi hakkında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kesinleşme şerhini içerir onaylı iflas kararının denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,

2)Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen iflas erteleme davası sırasında, yediemin olarak sanığa teslim edilen, müflis şirketine ait suça konu üç adet aracı, iflas idaresinin ihtarına rağmen teslim etmeme şeklinde subut bulunan eylemde, sanığın tek bir eylem ile hem TCK 161. maddede düzenlenen hileli iflas suçunu hem de TCK 289. madde de düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçlarını işlediğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca TCK’nın 161 maddesi uyarınca mahkumiyeti ile yetinilmesi gerekirken ayrıca muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 23.Ceza Dairesi - Karar : 2016/5365).

Hileli veya Taksirli İflas Suçunda Delil Araştırması ve İspat

Müflis şüpheli şirketin tasfiye işlemlerine ait …. İcra Dairesinin 2015/16 sayılı dosya içeriğinin onaylı örneklerinin veya asıllarının dosya içine alınması, dosya arasında bulunduğu belirtilen bilirkişi raporunun incelenmesi, müştekinin iddiaları doğrultusunda şüpheli şirkete ait ticari defterler ile bunların dayanağını oluşturan muhasebe kayıtları, banka hesapları, çek hesapları, borç ilişkilerini tevsik eden sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, sevk irsaliyeleri ile varsa elektronik kayıtların temin edilerek, dosyanın ticaret, icra ve iflas ve ceza hukuku alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile TCK’nın 161 ve 162. maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınmak suretiyle, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme yapılmak suretiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi hukuka aykırı olup bu karara yönelik kanun yararına bozma talebinin kabulüne ve kararın bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar : 2016/9973).

Öncelikle …. İcra Müdürlüğünün 2007/21886 esas sayılı dosyasında icra takibi dosyası ile …. İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/248 esas sayılı dosyasında istihkak iddiasının reddine dair karar dosyalarının temyiz denetimine olanak verecek şekilde ceza davası dosyası içerisine alınması, sanığın şirketinde meydana gelen yangınlarla ilgili yangın raporlarının ve akibetinin araştırılması ve sanığın borçları ödeyemez duruma düşmesinde bir etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi, borçlu şirketin adresinde 11/03/2008 tarihli yapılan hacizde aynı adreste … Malz. San. Tic. Ltd. Şirketinin faaliyet göstermesinin ve mallarla ilgili istihkak iddiasında bulunmasının tek başına alacaklının alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların sanık tarafından kaçırılması anlamına gelmeyeceği gözetilerek, sanığın yetkilisi olduğu şirkete ait muhasebe kayıt, defter ve belgelerin (TTK 64. maddesince, tacirin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterler ile birlikte muhasebe kayıtları, banka hesapları, tapu kayıtları, çek hesapları, borç ilişkilerini tevsik eden sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, sevk irsaliyeleri, elektronik kayıtlar gibi ticari defterlerin dayanağını oluşturan Vergi dairesinden temin edilebilecek diğer belgeler ile malvarlığı hareketlerinin izlenebileceği kayıt ve belgeler veya katılanın ibraz edeceği ticari belgeler) üzerinde, Ticaret, İcra ve İflas ve Muhasebe alanında uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak, TCK’nın 161 maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanıp sonuca göre , sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 15.Ceza Dairesi - Karar : 2016/8739).

Somut olayda müştekinin şüpheliler … ve …‘in ortağı olduğu, şüpheli …‘in eski ortağı olup diğer şüphelilerle birlikte hareket ettiği …… Geliştirme ve İnşaat Taah. Ltd. Şti’nden proje üzerinden daire satın alarak, daire bedelinin söz konusu şirketin hesabına yatırdığı, ancak müştekiye vaat edilen dairenin verilmediği gibi ödediği bedelin de iade edilmediği, şüphelilerin iflas ettiklerini savunmalarına rağmen, müşteki vekilinin dilekçesinde şüphelilerin iflasının hileli olduğu, bu konuda araştırma yapılmasının gerektiği yönündeki talebinin dikkate alınmadığı, söz konusu şirkete ait ticari defter ve bilançoların getirtilerek bilirkişi incelemesinin yaptırılması, 3. kişilere devredildiği iddia olunan devirlerin araştırılması, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekir (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar : 2016/9567).

Defter, Kayıt ve Belgelerin Verilmemesi Tek Başına Hileli İflas Suçu Oluşturmaz

Türk Ticaret Kanununun 66 ve devamı maddelerine göre tacirler bir kısım defterleri tutmak zorunda olup, 5237 sayılı TCK’nın 161/1-b maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin tevsik edileceği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarda bulunması halinde önem arz edeceği, borçlunun mallarını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesinin hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi eyleminin, hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekmesi ve sanık müdafiinin 30.10.2013 tarihli oturumda İflas Müdürlüğü’nce istenilen defterlerin halen müvekkilde olduğunu ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle sanığın elinde bulunduğu anlaşılan iflas kararı verilen şirkete ait defter ve belgelerin temini ile defterler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas ve Ceza Hukuku alanında uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak TCK’nın 161, 162 maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, alacaklıları zarar uğratma amacına yönelik eylem olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmadan, sanığın hangi mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli eyleminin ortaya çıkmasını engellemek amacı ile defter ve belgeleri yok ettiği veya gizlediğinin somut olarak tespit edilmeksizin, sırf defter ve belgeleri ibrazı istenmesine rağmen vermediği gerekçesi ile sanığın hileli iflas suçundan yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar : 2016/6143).

Alacağın Teminatı Olan İflas Masasına Ait Malın Yok Edilmesi

Sanık …un temsile yetkili şirketi adına kayıtlı bulunan ve açmış olduğu iflas erteleme davası sırasında … Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 16.08.2010 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile şirkete teslim olunan, şirketin alacaklılarının alacağının teminatı mahiyetinde bulunan ve iflasın açılması ile iflas masasına ait mal haline gelen suça konu 8 adet otobüsü şirket çalışanı olan diğer sanık … ile birlikte parçaladıkları, … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.01.2011 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ve 19.01.2011 tarihli şirketin iflas kararına rağmen iflas masasına teslim etmedikleri, suça konu otobüslerin parçalanmış halde İcra Müdürlüğü tarafından haczedilerek gerçek değerinin çok altında ihale yolu ile satışlarının yapıldığı, bu surette sanık …‘un alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde bulunan malların kaçırılması, gizlenmesi ve değerinin azaltılmasına neden olduğu, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik soyut savunması, tanık beyanları, haciz ve tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, hileli iflas suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar : 2016/6153).

Şirket Adına Kayıtlı Araçların Teslim Edilmemesi

Sanığın …………… Ltd şirketinin müdürü olduğu ve şirketin ……. Asliye Hukuk mahkemesinin 27/02/2008 tarih ve 2008/22 nolu kararı ile iflasına karar verildiği, iflas idaresince sanığa, katılan şirket adına rehinli olan ……… plakalı ve …… plakalı araçların teslimi konusunda 23/01/2009 tarihinde muhtıra gönderildiği, sanık tarafından bu muhtıranın 30/01/2009 tarihinde tebellüğ edildiği ancak söz konusu araçların iflas idaresine teslim edilmediği, ve iflas kararından sonra Cilvegözü sınır kapısından Suriye’ye kaçırıldıklarının iddia edildiği olayda; sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 15.Ceza Dairesi - Karar : 2016/5775).

Taksirli veya Hileli İflas Suçunda Dava Zamanaşımı

5237 sayılı TCK’nın 161. madde gerekçesinde iflas kararının objektif cezalandırılabilme şartı niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiş olup, dolayısıyla bir objektif cezalandırılabilme şartı olan iflas kararının suçun unsuru olmadığı, madde hükmünde de açıkça belirtildiği üzere kanun tarafından cezai yaptırıma bağlanan eylemin iflas etmek değil, iflas kararından önce veya sonra mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflar olduğu, bu çerçevede hileli iflas suçunun hileli tasarrufların gerçekleştirildiği anda tamamlandığı ve bu tasarruflardan önce veya sonra verilen iflas kararının sadece bu hileli tasarrufların cezalandırılabilirliği açısından etkili olduğu, diğer bir deyişle esasen cezai yaptırıma bağlanan eylemler hileli tasarruflar olduğundan, iflas kararı bu tasarruflardan sonra verilse bile, suçun hileli tasarrufların yapıldığı tarihte meydana geldiği ve dolayısıyla bu tarihte geçerli olan cezai hükümlerin uygulanması gerektiği, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davaya konu en son hileli tasarruf eyleminin 31.12.2004 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla, suç tarihi itibariyle sanıklar lehine olan 765 sayılı Kanunun 506 ve 507 maddelerine temas eden hileli ve taksirli iflas suçlarının, suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık kesintili dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 23.Ceza Dairesi - Karar : 2016/5370).

Ticari Defter ve Belgelerin Gizlenmesi ve Yok Edilmesi Suretiyle Hileli İflas Suçu

5237 sayılı TCK’nın 161/1-b bendinde de açıkça belirtildiği üzere, ticari defter ve belgelerin gizlenmesi ve yok edilmesi eyleminin, özel bir kast olan “mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla” yapılması gerekmekte olup, bu nedenle sanıkların mal kaçırmaya yönelik ne gibi tasarruflarda bulunduğu ve hangi tasarrufların tespitini engelleme amacıyla ticari defter ve belgeleri yok ettiği veya tesliminden kaçındığı, duraksamaya yer vermeyecek bir şekilde somut olarak olarak tespit edilip, sanığın bu kast ile hareket ettiğine dair delillerin ne olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmaksızın yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar : 2016/11052).

Kayyım Onayı Alınmadan İşlem Yapılması

Somut olayda müşteki vekilinin … Gıda San. Tic. A.Ş. yetkilileri ile … Soğuk Hava Tesisleri A. Ş. yetkililerinin birlikte hareket ederek … isimli şirkete ait malların kaçırıldığı, … Gıda San. Tic. A.Ş yetkililerinin iflas erteleme sırasında ticari defterlerde oynama yapıldığı şeklindeki iddialar ile Kayyım Avukat… tarafından düzenlenen 28/12/2010 tarihli raporda, yapılan ödemelerde kayyım onayı alınmadığının, 25/08/2011 tarihli raporda, 03/05/2011 tarihli duruşmadan sonra davacı şirket yetkilileri tarafından yapılan tüm işlemler için kayyımdan herhangi bir onay istenmediği, bu süre içerisinde tüm işlemlerin izinsiz ve onaysız olarak yapıldığının belirtilmiş olması ve… 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/10/2011 tarihli ve 2008/594 esas, 2011/602 sayılı kararı ile … Gıda San. Tic. A.Ş’nin iflasına, iflasın 26/10/2011 tarihinde açılmasına karar verilmiş olması karşısında, iflas erteleme davası süresince … Gıda San. Tic. A.Ş’ye ait tüm ticari defter, belge, envanter ve başkaca kayıtların incelenerek hileli iflasa neden olma suçunun oluşup oluşmadığı yönünden araştırmanın bilirkişi marifetiyle yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 23.Ceza Dairesi - Karar : 2016/9566).

Hileli İflas Suçunda Görevli Mahkeme Hangisidir?

Sanıkların, .. San. Tic. A.Ş’nin yönetim kurulu başkan ve üyeleri oldukları…4. Asliye Tİcaret Mahkemesinin 2008/440 sayılı E. dosyasında şirketin iflasına karar verilmesinin akabinde … 3 İcra Dairesinin 2008/23 sayılı dosyasıyla şirketin ticari defterlerinin İcra Müdürlüğüne teslimi gerekmesine rağmen tüm çağrılara rağmen geçen 4 yıllık süre zarfında şirkete ait ticari defterleri saklayıp icra müdürlüğüne ibraz etmedikleri, sanıkların şirket kayıtlarında ikametgah adresleri olarak gösterdikleri adreslerinde kolluk tarafından birden çok kez yapılan yoklama sonucu tanzim edilen tutanaklarda adreslerde bulunmadıkları bu suretle malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunmak ve hileli iflas suçunu işledikleri, iddia olunan olayda;

Sanıkların üzerine atılı hileli iflas suçuna ilişkin delillerin takdiri üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 23.Ceza Dairesi - Karar : 2016/9718).

Sanığın, …….. yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı tarihte defterleri kanuna uygun muhasebe–teknik kurallarına, muhasebe prensiplerine uygun tutturmadığı, şirket sözleşmesine aykırı doldururak kar payı çektiği ve şirket aktifini eksilttiği, …….. ve …… aykırı hareket ederek şirketin aktif tarafını kendi çıkarlarına harcadığı, şirketin alacaklılarını zarara sokacak ve uğratacak şekilde hareket ettiği, şirketin aktif tarafını azaltmasına ve boşaltmasına rağmen ve aktif hale getirmesine rağmen alacaklar göstererek aktifi fazla gösterdiği, ilk bakışta özvarlığını kaybetmiş şirket olarak gözükmesini sehven engelllediği, 2007 yılı defterlerini tutturmadığı, defterlerin boş olduğu, bu şekilde sanığın hileli iflas suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 161/1 maddesinde öngörülen hileli iflas suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar : 2016/2905).

Hileli İflas Suçu Dava Zamanaşımı Başlangıcı

5237 sayılı TCK’nın 161. madde gerekçesinde iflas kararının objektif cezalandırılabilme şartı niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiş olup, suçun unsuru niteliği taşımadığı, madde hükmünde de açıkça belirtildiği üzere kanun tarafından cezai yaptırıma bağlanan eylemin iflas etmek değil, iflas kararından önce veya sonra mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflar olduğu, bu çerçevede hileli iflas suçunun hileli tasarrufların gerçekleştirildiği anda tamamlandığı ve bu tasarruflardan önce veya sonra verilen iflas kararının sadece bu hileli tasarrufların cezalandırılabilirliği açısından etkili olduğu, diğer bir deyişle esasen cezai yaptırıma bağlanan eylemler hileli tasarruflar olduğundan, iflas kararı bu tasarruflardan sonra verilse bile, suçun hileli tasarrufların yapıldığı tarihte meydana geldiği ve dolayısıyla bu tarihte geçerli olan cezai hükümlerin uygulanması gerektiği, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 03.07.2003 tarih ve 1085 sayılı kararıyla Türkiye İmar Bankası T.A.Ş’nın “bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni” o tarihte yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasına istinaden kaldırılarak “Yönetim ve Denetimi” anılan Kanunun 16. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna intikal etmiş bulunmakla, bu tarihten sonra bankanın yönetim ve idaresinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna geçmiş olması nedeni ile sanıkların hileli eylemlerine bu tarihten sonra devam etmelerinin mümkün olmadığı, sanıklara yüklenen bu suçun en son 03.07.2003 tarihinde işlenmiş olabileceği anlaşılmakla, suç tarihi itibariyle sanıklar lehine olan 765 sayılı Kanunun 506. maddesine temas eden hileli iflas suçunun, suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık kesintili dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; sanıklar hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.05.2009 tarih ve 2009/10-11 Esas, 2009/116 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere dava zamanaşımının dolduğu bir durumda hükmün esastan incelenmesinin mümkün olmaması nedeni ile sanık … hakkındaki tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir (Yargıtay 23.Ceza Dairesi - Karar : 2016/6183).

Özellikle belirtelim ki; hileli iflas suçu yüz kızartıcı suçlar arasında kabul edildiğinden savunmanın bir ceza avukatı tarfından yapılmasında yarar vardır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!