0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Nedir? (TCK md.116)

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu; bir kimsenin konutuna, işyerine veya bunların eklentilerine “rızaya aykırı olarak girme” veya “rıza ile girilen yerden çıkmama” fiilleriyle kişi hürriyetine karşı işlenen bir suçtur.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, TCK md.116’da “Hürriyete Karşı Suçlar” arasında düzenlenmiş olup; bu suçla kişilerin konutlarında veya işyerlerinde güvenlik duygusunun, sükun ve huzurları ile çalışma özgürlüğünün korunması hedeflenmiştir.

Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçu Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun TCK md.116/1-2-3 fıkralarının takibi şikayete bağlıdır. Müşteki, şikayet hakkını kullanmadığı takdirde suçun soruşturulması mümkün değildir. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurur. Şikayet süresi, mağdurun fiilin işlendiğini ve fiili işleyen kişiyi öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 aydır. Örneğin; mağdur, kendisinin evde veya işyerinde olmadığı bir zamanda, konutuna veya işyerine girildiğini 01.06.2016 tarihinde öğrenmiş, konutuna veya işyerine izinsiz giren kişinin kim olduğunu da 01.09.2016 tarihinde öğrenmiş olsun. Bu somut olayda mağdurun 6 aylık şikayet hakkı süresi, 01.09.2016 tarihinde başlar, 01.03.2017 tarihinde sona erer.

Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Failin hapis cezası ile cezalandırılması halinde ise ceza zamanaşımı 10 yıldır. Yani, fail hakkındaki mahkumiyet hükmü 10 yıl içinde infaz edilmezse hapis cezası zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkar.

Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçu ve Uzlaştırma

Uzlaştırma , tarafsız bir kimsenin arabuluculuğuyla suçtan kaynaklanan uyuşmazlığın çözülmesi için suçun mağduru ve failinin iletişim kurduğu süreçtir (CMK md. 253/1). Uzlaştırma, hem soruşturma aşamasında hem de mahkemede dava açıldıktan sonra mahkeme aşamasında uygulanabilecek bir ceza muhakemesi kurumudur.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun TCK md.116’da düzenlenen tüm fıkraları uzlaşma kapsamında yer almaktadır. Soruşturmayı yapan savcı, dava açmak için yeterli şüphe nedenlerinin varlığı kanaatinde ise, mutlaka tarafların uzlaştırılması için soruşturma dosyasını uzlaştırma bürosuna göndermelidir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Unsurları ve Cezası (TCK md.116/1)

TCK md. 116/1’de düzenlenen konut dokunulmazlığını ihlal suçu iki şekilde işlenebilir:

1. Kişinin konutuna rızası dışında girilmesi: Örneğin, kapıyı açan ev sahibini iterek rıza göstermediği halde evine girmek suçun tipik bir şeklidir.

2. Konuta rıza ile girildikten sonra, rızaya aykırı bir şekilde çıkılmaması: Suçun bu şeklinde, konuta girilirken konut sahibinin rızası vardır. Ancak, girildikten belli bir süre sonra rıza ortadan kalkmakta, konut sahibi konutunun terk edilmesini istemesine rağmen fail konuttan çıkmamaktadır. Rıza geri alındıktan sonra konuttan çıkmayan fail konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işlemiş olur. Örneğin, alacak meselesini konuşmaya gelen alacaklının konutuna girmesine izin veren borçlu, belli bir süre sonra tartışma çıkması üzerine, alacaklının konutundan çıkmasını istediğinde, konuttan çıkmayan alacaklı konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlemiş olur.

Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun cezası, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md.116/1). Cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md.116/4).

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu mağdura ait konuta veya bunların eklentilerine rızaya aykırı bir şekilde girilmesi veya girildikten sonra çıkılmaması ile oluştuğundan; konut kavramının ceza hukukunda hangi anlamda kullanıldığının açıklanması gerekir. Buna göre;

Ceza hukukunda konut; kişilerin, devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerler olarak tarif edilmektedir (YCGK-K.2014/272). Ceza hukukunda konut kavramı, özel hukukta tanımlanan konut kavramından oldukça geniş bir anlama sahiptir. Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, kişi hürriyetine karşı suçlar arasında olduğundan, girilmesi suç teşkil eden konutun şekli, yapısı, kullanım biçimi tümüyle kullanan kişinin özgür seçimine bağlıdır.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun maddi konusu olan konut bazı özellikler arz eder, bu özellikler şunlardır:

  • Ceza hukukunda konut devamlı veya geçici olarak kalınan; yapısı, karakteri, şekli, genişliğinden ziyade oturmaya, barınmaya veya yaşamsal ihtiyaçları gidermeye yarayan açık veya kapalı her türlü mekandır.

  • Konut insanların barınma ihtiyaçlarını giderdikleri, deyim yerindeyse sığındıkları her yerdir.

  • Konut, sadece kişinin ikametgahının bulunduğu yer değildir. Geçici olarak kullanılan yerler de konut sayılır. Önemli olan kişilerin geçici de olsa herhangi bir yeri oturma amacıyla kullanmasıdır. Örneğin, 3 ay süreyle kullanılan bir yazlık eve kimsenin bulunmadığı kış mevsiminde rızaya aykırı girilmesi halinde konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur.

  • Gece kalmaya tahsis edilemese bile, kişinin özel ihtiyaçlarını yerine getirdiği, hayati faaliyetlerini sürdürdüğü her yer konut olarak kabul edilir. Örneğin, insanların yemek yediği, misafirlerini ağırladığı ancak gece kalmadığı bir mekan konut sayılır.

  • Konutun bulunduğu yerin açık veya kapalı olması önemli değildir. Örneğin, kişinin kapısı yarı açık bir barakada yaşaması halinde, bu baraka konut niteliğindedir.

  • Fiilen hiçbir şekilde zaman geçirilmese veya oturulmasa bile, oturmaya hazır hale getirilen yerler de konut olarak kabul edilir. Örneğin, 3 ay sonra evlenecek olan bir çiftin ev eşyalarını yerleştirmesine rağmen, konutta henüz oturulmadan eşyalarının çalınması halinde konut dokunulmazlığının ihlali suçu işlenmiş olur.

İşyeri Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Unsurları ve Cezası (TCK md.116/2)

İşyeri dokunulmazlığının ihlali suçu, izinsiz girilmesi mümkün olmayan işyerlerine rızaya aykırı girme veya girdikten sonra rızaya aykırı bir şekilde işyerinden çıkmama şeklindeki hareketlerle işlenebilir. Örneğin, işyeri sahibinin izinsiz bir şekilde kiracısının kullandığı işyerine girerek kiracıya ait malları dışarıya atması işyeri konut dokunulmazlığının ihlalidir.

Açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olmayan şirket binası, doktorun muayenehanesi, avukatlık bürosu, emlak bürosu, mimarlık bürosu, işyerlerinin üretim yapılan atölyesi veya lokantaların mutfak kısmına girilmesi konusunda kural olarak işyeri sahibinin rızasının bulunmadığı varsayılır. Bu nedenle açık bir rıza bulunmadan söz konusu yerlere girilmesi, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturabilecektir.

Bazı işyerlerine girip çıkmak için açık rızaya gerek yoktur. Örneğin, bir alışveriş merkezinde bulunan giyim mağazasına girmek için işyeri sahibinden açık rıza almaya gerek yoktur. Bu gibi işyerlerinde işyerine giriş-çıkış konusunda, işyeri sahibinin rızasını önceden açıkladığı kabul edilir. Giriş için sahibinin açık rızasını gerektirmeyen bu işyerlerine girmek işyeri konut dokunulmazlığını ihlal suçuna vücut vermez. Ancak, açık olmadıkları saatlerde bu işyerlerine girmek işyeri dokunulmazlığını ihlal suçuna vücut verir. Örneğin, gündüz faaliyette bulunan bir beyaz eşya mağazasına gece girilerek hırsızlık yapılması halinde, fail hem hırsızlık suçundan hem de işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan cezalandırılmalıdır.

Girilmesi mutat olan (olağan) ve bu nedenle girildiğinde işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu oluşturmayan işyerlerine şunlar örnek verilebilir: Süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, restoran ve lokantalar, sinema, otel, bar, manav, kasap, alışveriş merkezi, tiyatro, kahvehane, hastane, banka şubesi, okul vb. gibi yerler girilmesi olağan olan yerlerdir.

Ancak girilmesi mutat olan (olağan) bu işyerlerine girildikten sonra; işyeri sahibinin veya çalışanlarının işyerinden çıkılmasını istedikleri andan itibaren işyeri konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur.

İşyeri dokunulmazlığını ihlal suçunun cezası, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezadır (TCK md.116/1). Yani, işyeri konut dokunulmazlığının ihlali halinde, mahkemenin, faile hapis cezası veya adli para cezası vermek konusunda seçimlik yaptırım uygulama yetkisi vardır. Cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md.116/4).

Konut veya İşyeri “Eklentisinin” Dokunulmazlığını İhlal Suçu ve Cezası (TCK md.116/1-2)

Ceza hukukunda konut eklentisi; diğer bir deyişle müştemilat; konuta veya işyerine bitişik ya da onun yakınında olan, konut veya işyerinin kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Örneğin; balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu, eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, ahır, odunluk, kömürlük vb. gibi yerler konut eklentisi olarak kabul edilebilir.

Herhangi bir yerin konut veya işyeri eklentisi olup olmadığı her olayda ayrı değerlendirilmelidir. Eklenti olarak kullanılan yerler; kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir.

Hemen belirtmek gerekir ki, herhangi bir konutun eklentisine girmek suç oluştururken, yalnızca girilmesi mutat olmayan (normal olmayan) işyerlerinin eklentisine girmek suç oluşturur. Örneğin; şirket binası, doktor muayenesi, avukatlık bürosu vb. gibi işyerlerinin eklentilerine girmek işyeri eklentisine girme suçu oluştururken, bir lokantanın bahçesine girip oturmak işyeri eklentisinin dokunulmazlığını ihlal suçu oluşturmaz.

Konut eklentisinin dokunulmazlığını ihlal suçunun cezası, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md.116/1). Cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md.116/4).

Açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerine girilmesi halinde; işyeri eklentisinin dokunulmazlığını ihlal suçunun cezası, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezadır. (TCK md.116/1). Cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md.116/4).

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Nitelikli Halleri

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır (TCK m.119).

Cezanın Ertelenmesi, Hagb ve Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (hagb), sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur.

Cezanın ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir.

Konut veya işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunda; cezanın ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya adli para cezasına çevrilmesi şu hallerde mümkündür:

  • TCK md. 116’da düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunun tüm hallerinde, mahkeme tarafından hükmedilen cezaların ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür.

  • Adli para cezası açısından ise; TCK md.116/1 ve TCK md.116/4’te yer alan konut dokunulmazlığının ihlali suçu, koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir. Ancak, TCK md.116/2 ve TCK md.116/2-4’te düzenlenen işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunda, adli para cezası seçimlik ceza olarak düzenlendiğinden, mahkemenin hapis cezası veya sanığa doğrudan adli para cezası vermesi mümkündür. Mahkeme, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunda hapis cezası verdiğinde, hapis cezasını adli para cezasına çeviremez.

Konut ve İşyeri Dokunulmazlığını İhlal Suçu Yargıtay Kararları


Evli Sevgilisinin Evine Eşinin Rızası Dışında Girmek

Ceza Genel Kurulunun süregelen kararlarında “konut”; “kişilerin, devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerlerdir” şeklinde tanımlanmıştır.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, başkasının konut dokunulmazlığını bilerek ve isteyerek ihlal etme iradesi suçun manevi unsurudur. Bu suçun manevi unsuru bakımından doğrudan ve genel kastın bulunması yeterli olup failin suçu işleme saikinin bir önemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu suçta özel kast aranmamaktadır.

Suçun maddi unsurunu ise failin, hak sahibinin rızası hilafına konuta veya eklentisine girmesi veya girdikten sonra çıkmaması oluşturmaktadır. Rızaya aykırılık, failin hak sahibinin iradesine aykırı hareket ettiğini, hak sahibinin girmeye izin vermediğini ya da bulunmasını istemediğini tasavvur etmesi anlamına gelir. Rızanın olmaması fail açısından psikolojik bir engel olup sarih ya da zımni olması mümkündür. Dolayısıyla hak sahibinin iradesini dış dünyaya gösteren bir takım maddi işaretler bulunabileceği gibi (örneğin bahçe kapısına zil takmak, dış duvara bir tabela asılması) bazı durumlarda o an ki hâl ve şartlara göre olayın niteliğinden de anlaşılabilir. Konuta veya eklentiye mağdurun rıza göstermesinin düşünülemeyeceği hareketleri gerçekleştirmek için girilmesi veya rıza ile girildikten sonra çıkılmaması durumunda rızanın varlığından söz edilemez. Ayrıca fail ile mağdur arasındaki önceki ilişkiler de rızanın bulunup bulunmadığını belirlemede yardımcı olacaktır.

Öte yandan TCK’nın 116. maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükme göre evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya iş yerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. Öyleyse meşru bir amaç için gösterilmiş rıza olması kaydıyla evlilik birliğindeki aile üyelerinden her biri tek başına rıza açıklamaya ehildir. Meşru amacın, hukuka aykırı olmaması, diğer hak sahipleri tarafından kabul edilebilir nitelikte olması gerekir. Aile üyelerinin açık veya örtülü bir rızasının olmadığı ya da böyle bir rızanın bulunmayacağının varsayılması gereken hâllerde konut dokunulmazlığı ihlal edilmiş olacaktır (Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 13. Baskı, Ankara, 2016, Seçkin Yayıncılık, s.527.). Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 18.02.1942 tarihli ve 21-4 sayılı kararında da; “… Men etmek hakkını haiz olan kimsenin ademi rızası ise beyana muhtaç olmaksızın zımnen dahi tahakkuk eder. Müzakerenin mevzuu olan hadiselerde olduğu gibi karısiyle gayri meşru münasebetlerde bulunmak üzere karının davetiyle bir kimsenin meskenine girmesine kocanın rızası olmıyacağı aklen ve âdeten bedihîdir. Binaenaleyh kocanın zımnî olan ademi rızasına karşı karının davetiyle gayri meşru münasebetlerde bulunmak maksadiyle meskene girmek, anın masuniyetini ihlâl suçunu teşkil edeceği..” sonucuna ulaşılmıştır. Bu ve benzeri örneklerde olduğu gibi, rıza açıklamaya ehil hak sahibinin gösterdiği rızanın, diğer hak sahipleri tarafından zımnen ya da açıkça kabul edilmeyeceği anlaşılıyor yahut varsayılan bir rızasızlık durumu söz konusu ise konut dokunulmazlığı suçu oluşacaktır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Olay tarihinde katılan ile tanığın evli oldukları ve dört yaşındaki ortak çocuklarıyla birlikte aynı evde yaşadıkları, diş teknisyeni olarak çalıştığını söyleyen katılanın olay tarihinde gece saat 22.30 sıralarında işten çıkıp evine geldiği, anahtarı ile kilidi açıp içeri girmeye çalıştığı, ancak kapının arkasındaki zincir sürgü çekildiği için içeriye giremediği, tanığın kapıya gelmesi üzerine katılanın kapıya niçin zincir sürgü takıldığını sorduğu, tanığın bir şey demeden kapıyı açmasıyla katılanın daha önceden tanımadığı sanığı içeride gördüğü, katılanın sanığa kim olduğunu, bu saatte evinde ne işi olduğunu sorduğu ve polisi aramak istediği, ancak sanıkla tanığın katılana durumu yanlış anladığını söyleyip katılanın polisi aramasını engellemeye çalıştıkları anlaşılan olayda;

Katılanın, sanığı daha önceden tanımadığına ve gece vakti işten eve geldiğinde sanığı eşiyle birlikte evinde görmesi üzerine polisi aradığına yönelik aşamalardaki istikrarlı beyanlarına karşın, katılanın eşi olan tanığın, gece vakti sayılan bir zaman diliminde sanığı eve almasına ilişkin tutarlı ve makul görülebilecek bir açıklama getirememiş oluşu, sanığın soruşturma aşamasında, tanığın komşusu olan bir şahsın evine yapılacak olan cam balkon sistemi için ölçü almak amacıyla uğradığını, katılan aniden eve gelince kendisini görmesi üzerine “Tanımadığım bir erkeğin benim evimde ne işi var?” diyerek bağırıp çağırdığını ve polisi aradığını savunmasına rağmen, kovuşturma aşamasında daha önceden katılanla tanıştıklarını, talep üzerine balkon ölçüsü almak için katılanın evine gittiği şeklindeki çelişki gösteren savunmasına itibar edilemeyeceği ve gece vakti sayılan bir zaman diliminde, katılanın evde ve haberi olmadığı bir sırada katılanın eşi tanık ile sanığın kahve içmelerinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği gözetildiğinde, sanığın, katılanın konutuna girmesi hususunda tanık eşinin göstermiş olduğu rızanın meşru bir amaca yönelik olmadığının, dolayısıyla geçerli veya varsayılan bir rızası bulunmadığından katılanın gece vakti konut dokunulmazlığının ihlal edildiğinin kabulü gerekmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2020/363).

İşyeri Dokunulmazlığının İhlali (Kamu Binaları)

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/09/2015 tarih ve 2014/413 E., 2015/273 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kural olarak işyerleri; sahibi ya da çalışanlarının iznine ihtiyaç duyulmaksızın, zımni bir rızanın varlığı kabul edilerek herkesin girebileceği ve sunulan hizmeti alabileceği, lokanta, dükkân, mağaza, manav, kasap, alışveriş merkezi, tiyatro, kahvehane, hastane, banka şubesi, sinema, okul gibi yerlerdir. Belirtilen yerlere halka açık bulundukları sırada veya mesai saatleri içinde girilmesi suç teşkil etmeyecektir. Ancak girildikten sonra işyeri sahibi ya da çalışanların çıkılması konusundaki uyarılarına rağmen içeride kalınmaya devam edilmesi veya kapandıkları ya da çalışmaya ara verdikleri saatte, örneğin; öğle saatlerinde veya açılmadan önce girilmesi durumunda, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu oluşacaktır. Açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olmayan şirket binası, doktorun muayenehanesi, avukatlık bürosu, işyerlerinin üretim yapılan atölyesi veya lokantaların mutfak kısmına girilmesi konusunda kural olarak işyeri sahibinin rızasının bulunmadığı varsayılır. Bu nedenle açık bir rıza bulunmadan söz konusu yerlere girilmesi, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturabilecektir. Öte yandan işyerinin bir bölümünün sahibi veya çalışanları tarafından konut olarak kullanılması ve ilgililerin rızaları dışında belirtilen yerlere girilmesi ya da uyarılara rağmen çıkılmaması durumunda ise, işyeri dokunulmazlığının ihlali değil, konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşabilecektir.

Bu doğrultuda; sanığın okulun kapalı olduğu saatte okul bahçesine girerek, basketbol potalarını çaldığının kabul edilmesi karşısında, belirli bir görevin ifa edilmesi nedeniyle okul binasının ve bahçesinin de diğer kamu binaları gibi TCK’nın 116/2. maddesi kapsamında iş yeri olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, bahçenin işyeri niteliğinde olan okulun eklentisi niteliğinde, etrafının çevrili ve kapısının olup olmadığı keşif yapılarak şüpheye yer bırakmayacak biçimde belirlenmeden, eksik araştırmayla hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar : 2019/12782).

İşyeri Dokunulmazlığının İhlali Suçlarına Teşebbüs

Olay gecesi sanıkların bir otomobil ile şikâyetçinin sanayi sitesinde bulunan işyerinin önüne geldikleri, birisinin araçta bekleyerek gözcülük yaptığı, diğer sanığın bijon anahtarı ile işyerinin kapı kilidini kırıp kepengini açmak suretiyle içeri girmeye çalıştığı, o sırada devriye görevi yapmakta olan polislerin sanığı gördükleri, polisleri fark eden sanıkların araca binerek kaçmaya çalışırken yakalalandıkları; sanıkların hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarının kanuni tanımında belirtilen elverişli hareketlere başladıkları, ancak içeriye giremeden ve hırsızlık suçunu tamamlayamadan yakalandıkları, bu durumda yakalandıkları ana kadar gerçekleştirdikleri eylemin, kişi hürriyetini koruyan işyeri dokunulmazlığının ihlali ile mülkiyet ve zilyetlik hakkını koruma altına alan hırsızlık suçunun kanuni tanımında öngörülen neticeyi meydana getirmeye elverişli olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların tamamlanmış mala zarar verme suçunun yanında, hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarına teşebbüsten cezalandırılması gerekir (Yargıtay CGK – 2016/107 karar).

İşyerinin Bir Bölümünün Konut Olarak Kullanılması

İşyerinin bir bölümünün sahibi veya çalışanları tarafından konut olarak kullanılması ve ilgililerin rızaları dışında belirtilen yerlere girilmesi ya da uyarılara rağmen çıkılmaması durumunda, işyeri dokunulmazlığının ihlali değil, konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşur (Yargıtay CGK - 2015/275 karar).

Oturmaya Hazır Hale Getirilen Yer Konut Olarak Kabul Edilir

Yeni kiralanmış, henüz oturulmaya başlanılmamakla birlikte temizlenmiş, perdeleri takılmış, ikamete hazır hale getirilip içerisine bazı özel eşyalar yerleştirilmiş, arada gelinip kontrol edilen bir evin artık sadece mülkiyet ve zilyetlik kuralları ile korunan boş veya metruk bir ev olarak görülemeyeceği, mağdurun burayı dışarıdan anlaşılabilecek biçimde konut olarak kullanımına tahsis ettiği, fiilen de burada bir yaşam kurmaya başladığı hususları gözönüne alındığında, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluşabilmesi için kişinin ayrıca bu yerde geceleri kalmaya başlamış olması ve fiilin işlenmesi anında orada bulunması da şart olmadığından, suça konu yerin “konut” vasfında olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay CGK – 2014/272 karar).

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Cebir Eşyaya Değil Kişiye Uygulanmalıdır

Konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle işlenmesi ise, TCK’nın 116. maddesinin dördüncü fıkrasında suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâli olarak düzenlenmiştir. Gerekçede bu husus “Burada söz konusu olan cebir, kasten yaralama suçunun daha az cezayı gerektiren hali olarak düşünülmelidir. Bu nedenle, kullanılan cebir kişide basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmiş ise, hem konut dokunulmazlığını ihlal suçundan hem de kasten yaralama suçundan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklinde ifade edilmiştir. Bu düzenleme TCK`nın 119. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır” şeklindeki düzenleme ile de uyum içindedir.

Uyuşmazlık konusunun açıklığa kavuşturulabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nda esasen bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenen, ancak sanığa atılı konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak öngörülen cebir kavramı üzerinde de durulmalıdır. Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne göre, “Zor, zorlayış” anlamlarına gelen cebir; suç olarak düzenlendiği TCK’nın 108. maddesinde “Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde “Kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zecrî bir etki meydana getirilmesidir” biçiminde tanımlanmıştır.

Görüldüğü gibi, hem TCK’nın 116. maddesinin gerekçesinde hem de cebir suçunun düzenlendiği aynı Kanun`un 108. maddesinde ve bu maddenin gerekçesinde cebrin “kişiye” karşı kullanılması gerektiği açıkça ifade edilmiştir.

Cebre maruz kalan kişi, bu fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Cebrin oluşması için mağdurun irade oluşturma ve iradi hareket serbestisini ihlale elverişli bir fiziki kuvvet kullanımı yeterlidir.

TCK’nın 116. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen nitelikli hâlin gerçekleşmesi için cebir veya tehdidin konut içinde bulunan herhangi bir kişiye karşı kullanılmış olması yeterli olup mutlaka rıza beyan etmeye yetkili kişiye karşı kullanılmış olması gerekmez.

Yine, kişilere karşı yöneltilen cebir eylemi ile konut dokunulmazlığının ihlâli arasında bir nedensellik bağının bulunması; yani cebrin, konut dokunulmazlığının ihlâli amacına yönelmiş olması ve bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, cebir veya tehdit konuta, işyerine ya da bunların eklentilerine girmek veya buralardan çıkmamak için kullanılmış olmalıdır.

Bu anlamda, failin kapıyı kırarak eve girmesi örneğinde olduğu gibi, cebrin eşya aleyhine kullanılması durumunda bu nitelikli hâl uygulanmayacak, koşullarının bulunması hâlinde mala zarar verme suçundan dolayı ceza verilecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık … ile mağdur …`nin olay günü katılan …’nin evine gittikleri, burada bir süre alkol aldıktan sonra sanık ile mağdurun tartışmaya başladıkları, tartışma sırasında mağdura yumrukla vuran sanığın, katılanın da yardımıyla dışarı çıkartıldığı, aynı gün sabah saatlerinde geri gelerek katılanın kapısını çalan sanığın, kapının açılmaması üzerine kapıyı tekmeleyerek kırıp içeri girdiği ve yumrukla vurmak suretiyle hem katılanı hem de mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı olayda;

Sanığın, katılanın konutuna girmek için kapıyı kırması eyleminin, kişilere karşı değil eşya aleyhine gerçekleştirilmesi dolayısıyla cebir niteliğinde bulunmadığı, Sanığın belirtilen şekilde katılanın konutuna girdikten sonra katılana ve mağdura karşı uyguladığı cebrin ise, katılan ve tanık ….’nın beyanları gözetildiğinde, evde kalmaya değil, mağduru evden çıkarmaya yönelik olması ve konut dokunulmazlığının ihlâli amacının gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılmaması karşısında, sanığın eyleminin TCK`nın 116. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen nitelikli hâlin cebir unsurunu oluşturmadığı kabul edilmelidir (Yargıtay CGK - Karar : 2018/385).

Devlet Hastanesinde İşyeri Dokunulmazlığının İhlali

Hırsızlık yapmak üzere Devlet hastanesine girilmiştir. Devlet hastanesi aynı zamanda işyeri niteliğindedir. Bu nedenle, fail hem hırsızlık suçu nedeniyle hem de işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu nedeniyle cezalandırılmalıdır (Yargıtay CGK - 2012/142 karar).

Adliyede İşyeri Dokunulmazlığını İhlal

Adliye binaları da diğer kamu binaları gibi 116/2. maddesi kapsamında işyeri olduğundan, suç tarihinde gece vakti pencereden adliye binasına girip adli emanetteki uyuşturucu maddeyi çalmak isteyen, bu amaçla bir odanın kapısını kıran sanığın eylemlerinin mala zarar verme ve hırsızlık suçuna teşebbüsün yanında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu da oluşturur (Yargıtay CGK - 2014/337 karar).

Belediye Binasında İşyeri Dokunulmazlığını İhlal

Belediye binaları da diğer kamu binaları gibi 116/2. maddesi kapsamında işyeri olduğundan, suç tarihinde gece vakti kapı kilidini kırarak belediyenin tahsilat veznesi olarak kullandığı binaya girip bilgisayar kasasını çalan sanığın eylemlerinin, mala zarar verme ve hırsızlık suçu yanında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturur (Yargıtay CGK – 2014/343).

Emniyet Trafik Tescil Şubesinde İşyeri Dokunulmazlığını İhlal

Emniyet trafik tescil şubesi tüm bu kamu binaları gibi işyeri kabul edilmelidir. Bu nedenle, hırsızlık için giren sanığın işyeri dokunulmazlığını ihlal ettiği kabul edilmelidir (Yargıtay CGK – 2014/314).

İşyeri veya Konut Eklentisinin Dokunulmazlığını İhlal Suçu

Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi ( müştemilat ); konuta bitişik yada onun yakınında olan, konut veya benzeri yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu, eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterilebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, kömürlük, balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir. Bu husus, olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir.

Apartman giriş kapısından sonraki koridorların, merdiven ve merdiven boşluklarının, daire giriş kapısı ön kısımlarının, sahanlıkların apartmanda oturanlara ait ortak “eklenti” olduğunun kabulü gerekir. Apartman dış kapısının açık kalması, bu kısımların eklenti olma niteliğini etkilemeyeceği gibi eklenti sayılmamasına da neden olmaz. Dış kapının konması; bu yerlerin dış alemle ilgisinin kesildiğine ve yasa dışı bir amaçla içeri girilmesine izin verilmediğine ilişkin iradenin bir göstergesidir. Merdivenler ve sahanlık, konuta giriş çıkış için zaruri, konutun kullanış amacını tamamlayan ve sağlayan, konuta bağlı yerlerdendir. Her isteyenin bu yerlere girmesi ve yararlanması olanaksızdır. Sahanlık ve merdiven olmadan konut olamayacağı gibi, konut olmadan da merdiven ve sahanlık olamaz. Bu itibarla konut ve apartman merdiveni birbirinden ayrılmaz birer parça ve merdivenler konutun eklentileridir.

Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, Avukatlık bürosu, Doktor muayenehaneleri, emlak bürosu, mimar bürosu, vb. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır.

İşyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Suça sürüklenen çocuğun, C… S… A… İlköğretim okuluna hırsızlık amacıyla girerek işyeri dokunulmazlığını ihlal ettiğinin iddia edildiği olayda; girilen okulun herkesin girip çıkabileceği kamuya açık bir yer olması karşısında, konut veya işyeri olarak kabul edilemeyeceğinden, unsurları oluşmayan işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 15.Ceza Dairesi - Karar: 2014/2314).

Alışveriş Merkezinde İşyeri Dokunulmazlığını İhlal Suçu Oluşmaz

Sanığın müştekinin sorumlu müdür olduğu isimli işyerine hırsızlık amacıyla gündüz 15.00 sıralarında girmesi eyleminde; rızaya ihtiyaç duyulmadan girilmesi mutad olan alışveriş merkezine, işyerinin açık olduğu zaman diliminde girilmesi nedeniyle, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunun yasal unsurları oluşmadığı halde sanığın atılı suçtan beraatı yerine cezalandırılması hukuka aykırıdır (Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Karar:2014/23448).

Fiilen İçeriye Girmedikçe İşyeri Dokunulmazlığını Bozma Suçu Oluşmaz

Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Sanığın müştekinin yol üzerinde bulunan iş yerinin camını kırıp, elini uzatmak suretiyle camın arkasındaki vitrinden müştekiye ait takıları çalmak şeklindeki eyleminde, iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunun oluşmayacağı gözetilmeden atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Karar:2020/2550).

Konut dokunulmazlığını ihlal suçu; çoğunlukla tehdit suçu, mala zarar verme suçu, hırsızlık suçu vb. gibi suçlarla birlikte işlenmektedir. Kişinin konutunda huzur ve sükunu; işyerinde, çalışma hürriyetini engelleyen fiileri cezalandıran bu suça ilişkin iddia veya savunmanın bir avukat yardımı ile yapılması hak kaybını önleyecektir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS