Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nedir? (CMK 172)

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), diğer bir deyişle takipsizlik kararı; Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde şüpheli kişi hakkında yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmaması nedeniyle ceza mahkemesinde kamu davası açılmasına gerek görülmemesini ifade eder (CMK md.172/1).

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), savcılığın toplanan delilleri değerlendirerek soruşturma işlemlerini sona erdirme ve soruşturma dosyasını kapatma kararı aldığını gösterir.

Soruşturmaya yer olmadığına dair karar ise, savcılığın kendisine gelen ihbar veya şikayetle ilgili işlem yapmaya gerek görmemesi, soruşturma başlatmamasını ifade eder.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nasıl Verilir?

Savcılık şüpheli hakkında soruşturma yaparak suç işlenip işlenmediğini, suç işlenmişse şüphelinin suçun faili olup olmadığını araştırır. Savcılık, soruşturma konusu suç ile ilgili her türlü bilgi, belge, beyan veya başkaca delilleri titizlikle değerlendirerek suçun işlenip işlenmediğini araştırmalıdır. Yapılan araştırma işlemleri neticesinde şüpheli hakkında elde edilen deliller yeterli değilse, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmelidir.

Bu karar, suçtan zarar gören, müşteki ve önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilmelidir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda; itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilmelidir. (CMK md.172-1)

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) Karşı Nereye İtiraz Edilir? (CMK md.173)

İtiraz, cumhuriyet savcılığı kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle üst merciiye başvurulması anlamına gelmektedir.

Müşteki veya suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir (CMK md.173/1). Örneğin, İstanbul Çağlayan Adliyesinde verilen bir takipsizlik kararına İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz edilebilir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, bir itiraz dilekçesi verilerek itiraz edilir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı verilen itiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilmelidir (CMK md.173/2).

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (Takipsizlik Kararına) İtirazın Sonuçları

Sulh ceza hakimliği önüne gelen itiraz hakkında dosyada mevcut bulunan evrak üzerinde değerlendirme yapabileceği gibi karar vermek için yeni deliller toplanmasını da isteyerek soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir.

Sulh ceza hakimliği kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, sulh ceza hakimliğinin kararını kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir (CMK md.173/3).

Sulh ceza hâkimliği, itiraz edenin itiraz gerekçelerini veya soruşturma dosyasından anlaşılan nedenlerle itirazın haklı olduğu kanaatine varırsa, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırır. Bu halde, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye vermek zorundadır.

Bazı durumlarda Cumhuriyet savcısının kamu davası açmada takdir yetkisi vardır. Örneğin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun uygulanması gereken hallerde Cumhuriyet savcısı takdir yetkisini kullanarak dava açmayabilir. Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı bu gibi hâllerde Sulh Ceza Hakimliği sadece takdir hakkının yerinde kullanılıp kullanılmadığını denetler. Yoksa, takdir hakkının kullanıldığı bu hallerde yeterli şüphe olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısının kamu davası açması için karar alamaz (CMK md.173/5).

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Takipsizlik) Kesinleştikten Sonra Yeniden Soruşturma Başlatılması Mümkün mü?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), itiraz edilmezse kararın tebliğinden 15 gün sonra, karara itiraz edilirse sulh ceza hakimliği tarafından itiraz başvurusunun reddedilmesi üzerine kesinleşir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar usulüne uygun bir şekilde kaldırılmadıkça savcılık tarafından kendiliğinden kamu davası açılamaz.

Kovuşturmaya yer olmadığına kararları kesin hüküm niteliğinde değillerdir. Kovuşturmama kararı sanık ve/veya sanıklar için bir baskı aracı da olamaz, o halde gelişi güzel bu karar kaldırılıp dava açılamaz. Ayrıca sanık ve/veya sanıkların, haklarında her aşamada suçları oluşturan hangi eylemlerden usulüne uygun bir yargılama yapıldığını bilme hakkına sahip olduğu da önemsenmelidir. CMK’nın 171. maddesinde Cumhuriyet Savcısının kamu davasını açıp açmayabileceği hususuna yer verilmiştir. Yani her durumda dava açma yetkisi Cumhuriyet Savcısında bulunmaktadır. CMK’nın 174. maddesine göre, “Soruşturma, kovuşturma ve hüküm, yalnız iddianamede beyan olunan suç ve zan altına alınan şahıslara yöneliktir. Hükmün konusu, duruşma sonucuna göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir. İddianamede anlatılan olay hükmün konusudur. Dava konusu yapılmayan bir eylem nedeniyle yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya aykırıdır. Usulüne uygun olarak tanzim edilen iddianame ile açılan kamu davası, bir suç için yargılamanın başlayabilmesini sağlayan dava şartıdır. Somut olayda, sanık hakkında, katılana yönelik 28.12.2007 tarihli tehdit eylemi nedeniyle verilen 08.02.2008 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılmadan ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın CMK’nın 172/2-3, 173. maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmadığı gözetilmeden, sanık hakkında, katılana yönelik 28.12.2007 tarihli tehdit suçundan usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davasının bulunmadığı düşünülmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır (Y6CD-K.2016/5163).

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleştikten sonra, soruşturma yapılarak kamu davası açılmasının iki yolu vardır:

  • Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip kesinleştikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (CMK md.172-2).

  • Kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar aleyhine “kanun yararına bozma” başvurusu yapılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair kesinleşmiş karar ortadan kaldırılırsa, savcılık soruşturma yaparak kamu davası açabilir.

Ek Kovuşturmaya Yer olmadığına Dair Karar (Ek Takipsizlik Kararı) Nedir?

Savcılık birden fazla suç ile ilgili aynı dosya kapsamında soruşturma yapabilir. Örneğin, bir kişi hakkında hakaret, tehdit, şantaj, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal, adam yaralama vb. gibi birçok suçtan aynı dosyada soruşturma yürütülmesi mümkündür. Şüpheli kişi hakkında müştekiye hakaret ve tehdit ettiğine dair tanık beyanları olmasına rağmen, şüphelinin müşteki aleyhine diğer suçları işlediğine dair adli rapor veya beyan delili yoksa; hakaret ve tehdit suçları nedeniyle iddianame düzenlenerek kamu davası açılır, diğer suçlarla ilgili ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (ek takipsizlik kararı) verilir.

Savcılık dava açmak için yeterli delil bulunan suçlarla ilgili şüpheli kişi hakkında iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Kamu davası açmak için yeterli delil bulunmayan suçlarla ilgili de “ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verilir. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, sadece ilgili kişi ve suç hakkında soruşturmanın sona erdirildiği anlamına gelir. Savcılığın soruşturmayı bir kişi ve suç hakkında sona erdiren bu işlemine “ek takipsizlik kararı” da denilmektedir.

Ek takipsizlik kararına karşı mağdur ve müştekinin, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza mahkemesine itiraz hakkı vardır.

Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru

Anayasa mahkemesine bireysel başvuru, tüm olağan iç hukuk yolları tüketildikten sonra yapılan bir başvurudur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik kararı) kesinleştikten sonra hukuken başvurulacak tüm iç hukuk yolları tüketilmiş olacağından anayasa mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru, anayasa mahkemesine bireysel başvurunun da olumsuz sonuçlanması halinde gidilen bir uluslararası hukuk yoludur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik kararı) kesinleştikten sonra etkin soruşturma yapılmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği vb. gibi birçok nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır. (CMK/172-3)

AİHM veya anayasa mahkemesi bireysel başvuruyu kabul edip hak ihlalini tespit etse bile, savcılık kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı (KYOK) kendiliğinden kaldırarak soruşturmaya devam etmez. Savcılığın soruşturmaya kaldığı yerden devam edilebilmesi için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde savcılığa başvurarak talepte bulunulması gerekir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK kararı – Takipsizlik Kararı), soruşturmayı sona erdiren önemli bir karar olduğundan itiraz hakkının bir avukat vasıtasıyla kullanılması hakkın etkin bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Kararı ile İlgili Yargıtay Kararları


Eksik Soruşturma Yapılarak Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Verilmesi

Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.

Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye “araştırma mecburiyeti ilkesi”; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise “kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi” denilmektedir.

Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.

İncelenen dosyada, müşteki …’ın Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadelerinde, kullandığı araçla maddi hasarlı yaralamalı bir trafik kazasına neden olduğunu, bu olayın soruşturması için… İlçe Emniyet Müdürlüğüne ait karakolda bulunduğu sırada isimlerini daha sonra öğrendiği polis memurları …, … ve …’ın kendisine hakaret ettikleri ve tehdit içerikli sözler söylediklerini, kendisini kasten yaraladıkları iddiasıyla şikayetçi olduğu, müşteki İsa Süren’nin Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde, ….’ın kaza yaptığını öğrendikten sonra …. İlçe Emniyet Müdürlüğüne ait karakola gittiğini, burada isimlerini daha sonra öğrendiği polis memurları …, … ve … ile sivil üniformalı görevlilerin kendisine hakaret ettikleri ve tehdit içerikli sözler söylediklerini, kendisini kasten yaraladıkları iddiasıyla şikayetçi olduğu, şüphelilerin alına ifadelerinde suçlamaları kabul etmedikleri, şüphelilerin olay kapsamında yasal zor kullanma yetkilerini kullandıkları, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşmadıkları, bu suretle üzerlerine atılı hakaret, tehdit, kasten yaralama ve görevi kötüye kullanma suçlarını işlediklerine dair iddiadan başka, şüpheli savunmalarının aksine haklarında kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli delil bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir.

Yapılan itiraz üzerine değerlendirme yapan Bodrum Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/998 değişik iş numaralı kararıyla, soruşturma evrakının incelenmesinde itiraz dilekçesi ekinde sunulan 26/02/2016 tarihli raporun teknik detay başlıklı değerlendirmesi, sesin görüntüyle uyumsuzluğu dikkate alındığında hakaret ve tehdit suçlarından kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşmadığı, şüphelilerin yasal zor kullanma yetkileri dikkate alınarak yaralama ve görevi kötüye kullanma suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, itirazın reddine karar verilmiştir.

Ancak dosya kapsamında temin edilen adli muayene raporları, olaya ilişkin kamera kayıtları ve bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, olay dahilinde hakaret ve kasten yaralama eylemlerinin gerçekleştiğine ilişkin kamu davası açmaya yeterli şüphe oluştuğu, kamera kayıtları detaylı bir şekilde değerlendirilerek, hakaret ve kasten yaralama eylemlerinin kim tarafından gerçekleştirildiği açıkça tespit edilmek suretiyle gereğinin takdir edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle itiraz merciince soruşturmanın eksik yapılmış olduğu gözetilerek, gereğinin takdir edilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar : 2017/2172).

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın Hukuk Mahkemesine Etkisi

Ceza Mahkemesi kararlarının, Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen TBK’nın 74. maddesinde; hakimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı bulunmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hakimini bağlamadığı düzenlenmiştir. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.

Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Beraat kararının tespit ettiği vakıa bakımından kesin delil teşkil edebilmesi için, beraat kararında o vakıanın mevcut olup olmadığının delillerle kesin biçimde tespit edilmiş olması gerekir. Buna göre hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır.

Her ne kadar hukukumuzda koğuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen özel bir hüküm bulunmamakta ise de; maddi olayın ne şekilde meydana geldiği, eylemin hukuka aykırılığı ve eylem ile meydana gelen sonuç arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı noktalarını kesin olarak delillerle ortaya koyan kararların mahkemeyi bağlayacağını söylemekte bir sakınca bulunmamaktadır. Zira, koğuşturmaya yer olmadığına dair kararlar da tıpkı ceza yargılaması neticesinde verilen kararlar gibi taraf delilleri ile bağlı olmaksızın re’sen yapılan araştırma neticesinde edinilen kanaate göre verilen kararlar olup, kesinleşen maddi olguların hukuk yargılamasına etkisi bakımından aralarında bir farklılık bulunmamaktadır.

O halde; yukarıda ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılaması bakımından bağlayıcılığına ilişkin açıklamalar koğuşturmaya yer olmadığı kararları bakımından da geçerlidir.(Yargıtay 3.HD - KARAR NO : 2018/2790).

Savcılığın KYOK Kararına Karşı Soruşturmanın Genişletilmesi Talebi

5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığı veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı vererek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılığı belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hakimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir.

İnceleme konusu dosyada Cumhuriyet başsavcılığınca, şikâyetçinin cep telefonunun çalındığını ya da kaybolduğunu belirterek şikâyet dilekçesi sunmasından sonra belirtmiş olduğu imei numarası üzerinden araştırma yapılarak suç tarihinde ve o tarihten sonra bahse konu cep telefonunun kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise kimler tarafından kullanıldığının tespiti, yine olayın gerçekleşmiş olduğu yere ilişkin olarak müştekinin ayrıntılı beyanının alınmasını müteakip, olayın gerçekleştiği yerde iş yeri/yerleri ve varsa güvenlik kamerası kayıtlarının olup olmadığı araştırılarak, bulunması halinde kamera görüntülerinin incelenmesi gerekirken herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadan soyut gerekçelerle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; kanunun öngördüğü şekilde soruşturma yapılmasının sağlanması için itiraz merciince itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (BAKIRKÖY) 4. Sulh Ceza Hakimliğince kesin olarak verilen 20.02.2018 gün ve 2018/1329 D. İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Karar : 2018/6733).


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin Uyarı

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınız hukuk forumu bölümünde cevaplanmaktadır: Hukuk Forumu

Paylaş