0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Dolandırıcılık Suçu Nedir? (TCK m.157-158)

Dolandırıcılık suçu, failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatması, mağdurun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur. Nitelikli dolandırıcılık suçu ise suçun belli dini, sosyal, mesleki, teknolojik araçların veya kamu kurumlarının araç olarak kullanılarak işlenmesidir.

Dolandırıcılık suçunun meydana gelmesi için haksız bir çıkar sağlanması gerekir. Dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü için de, hazırlık hareketlerinin bitmesi ve haksız çıkar elde etmeye yönelik icra hareketlerine başlanılması gerekir.

Dolandırıcılık Suçu Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma

Dolandırıcılık suçu, takibi şikayete bağlı suçlar kategorisinde değildir. Savcılık suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez kendiliğinden soruşturma yapmak ve suçun işlendiği kanaatindeyse kamu davası açmak zorundadır. Dolandırıcılık suçu için şikayet süresi yoktur. Ancak suçun en basit halinde dava zamanaşımı süresi 8 yıl olduğundan en geç 8 yıl içinde şikayet hakkının kullanılarak olayın savcılığa bildirilmesi gerekir.

Basit dolandırıcılık suçu (TCK md.157), taraflar arasında uzlaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Uzlaşma kapsamında olan suçlarda gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında, öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması, uzlaşma sağlanmazsa soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmesi gerekir.

Dolandırıcılık Suçunun Şartları

Dolandırıcılık suçu, birçok farklı hareket tarzıyla işlenebilecek bir suçtur. Ancak tüm hareketlerin ortak altyapısını teşkil eden, dolandırıcılık suçunun şartları olarak nitelenebilecek üç koşul vardır:

  • Fiili işleyen kişi tarafından hileli hareketler icra edilmelidir. Mağdurun inceleme eğilimini ortadan kaldıracak davranışlar fail tarafından sergilenmelidir.

  • Fiili işleyen kişi tarafından yapılan hileli hareketler herhangi bir kimseyi aldatacak özellikte olmalıdır.

  • Mağdurun veya başkasının zararına, kendisi veya başkası yararına haksız bir fayda elde edilmelidir. Fiili işleyen kişi, kendisi veya başkası lehine fayda elde etmek için bilerek ve isteyerek hileli hareketler icra etmeli, mağdura verilen zarar ile fiili işleyenin eylemi arasında uygun illiyet bağı mevcut olmalıdır. Zarar, objektif şahsi ölçüler dikkate alınarak belirlenecek ekonomik zarardır.

Dolandırıcılık Suçu ve Hile

Dolandırıcılık suçunun unsurlarından olan hile, nitelikli bir yalandır. Hile teşkil eden yalan belli ölçüde ağır ve yoğun olmalı, ustaca sergilenerek mağdurun yalanı kontrol ihtimaline imkan vermemelidir. Dolandırıcılık suçu şartlarının oluşabilmesi için fail, kullandığı hile ile mağduru yanıltmalı, aldatıcı davranış ve yalanlara itibar eden mağdurdan haksız çıkar elde etmelidir. Hilenin aldatıcı bir yalan olup olmadığı olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmeli. Mağdurun sübjektif durumu, eğitimi, fiil ile ilişki biçimi, yapılan hilenin şekli, hile için belge kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin özellikleri ayrı ayrı dikkate alınmalıdır.

Nitelikli bir yalan yoksa dolandırıcılık suçu şartları oluşmaz. Hileli davranışın faili aldatacak nitelikte olması gerekir. Basit bir yalan dolandırıcılık suçunun unsuru olan hileli hareket olarak kabul edilemez. Yargılama sırasında hileli hareketin ne olduğu ortaya konulmalı, mağdur üzerindeki etkisi itibariyle aldatıcı olup olmadığı araştırılmalı, mağdurun iyi niyeti ve güven duygularının kötüye kullanılıp kullanılmadığına dikkat edilmelidir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Unsurları ve Şartları

Nitelikli dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158. Maddesinde düzenlenmiştir. Nitelikli dolandırıcılık suçu, dolandırıcılık teşkil eden fiilin şu şekillerde işlenmesi halinde söz konusu olur:

  • Dinin istismar edilmesi,

  • Kişinin içinde bulunduğu zor durumdan yararlanılması,

  • Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından faydalanılması,

  • Kamu kurum veya kuruluşlarının araç olarak kullanılması veya bu kurumların zararına işlenmesi,

  • Basın-yayın kuruluşlarının sağladığı kolaylıklardan yararlanarak işlenmesi,

  • Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması,

  • Ticari faaliyet sırasında işlenmesi,

  • Serbest meslek sahibinin mesleğine duyulan güveni kötüye kullanarak işlemesi,

  • Sigorta bedelini almak maksadıyla işlenmesi.

Nitelikli dolandırıcılık suçları aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır:

Dinin İstismar Edilmesi Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

Din, bir inanç sistemi; dini inanç ise bir dine inanan ve o dine üye olan kişinin duyguları olarak tarif edilebilir.

Nitelikli dolandırıcılık suçunun dinin istismar edilmesi suretiyle işlenebilmesi için dinin bir aldatma aracı olarak kullanılması gerekir. Dini kurallara tabi kişilerin, önemsediği değerler, dini inanç ve duygular aldatma vesilesi olarak kötüye kullanılmalı, bu şekildeki hile ile haksız bir yarar da elde edilmelidir.

“… Sanık hayali bir yaratıkla işbirliği yaptığını, kendisine verilen paranın Allah’a verildiğini, yabancı istihbarat birimlerinin peşinde olduğu gibi yalanlarla mağdurları aldattığından TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen dini inanç ve duyguların İstismar edilmesi suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu meydana gelmiştir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - 2012/39544 karar).

Kişinin Algılama Yeteneğinin Zayıflığından Yararlanarak Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK m.158/1-c)

Mağdurun algılama yeteneği sarhoşluk, akıl zayıflığı, akıl hastalığı nedenleriyle veya şok geçirdiği bir kaza anında zayıflamış olabilir. Aynı şekilde mağdurun yaş küçüklüğü nedeniyle algılama yeteneği zayıflamış olabilir. Mağdurun algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanılarak dolandırılması TCK 158/1-c’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu şartlarının gerçekleşmesine neden olur.

Kamu Kurum ve Kuruluşları Araç Yapılarak Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (158/1-d)

Dolandırıcılık suçu, bir kamu kurumu araç olarak kullanılarak veya araç olarak kullanılmasa bile kamu kurumunun zararına işlenirse, TCK 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu meydana gelir.

Kamu meslek kuruluşları kullanılarak, örneğin barolar, odalar, sendikalar araç olarak kullanılarak dolandırıcılık suçu işlenmesi halinde de TCK 158/1-d uygulanır.

Siyasi partiler, dernekler veya vakıflar kullanılarak nitelikli dolandırıcılık suçu işlenmesi halinde yine TCK 158/1-d maddesi uygulanır.

“…Sanık, mağdurun hesabından para çekmek için mağdura ait sahte nüfus cüzdanı ibraz etmiş, fotokopi çeken banka görevlisi şüphelenerek ilgili şubeden teyit aldığında nüfus cüzdanının sahte olduğu ortaya çıkmıştır. Sanık, resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle cezalandırılmıştır. Hükmün, sanığın resmi evrakta sahtecilik suçu nedeniyle cezalandırılmasına ilişkin kısmı yerindedir. Ancak, banka veya kredi kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle TCK 158/1-f maddesi gereği sanığa verilen ceza yerinde değildir. Sanık, bankanın maddi varlıklarını değil, nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanını kullanmıştır. Bu nedenle sanığın TCK 158/1-d maddesi gereği kamu kurum ve kuruluşlarının araç yapılarak nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle cezalandırılması gerekir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - 2014/13241 karar).

Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK 158/1-e)

Dolandırıcılık suçu işlenirken bazen kamu kurum ve kuruluşları araç olarak kullanılmamasına rağmen suçun neticesinde kamu zararı doğabilir. Nitelikli dolandırıcılık suçu, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenirse TCK 158/1-e maddesi uygulanır.

Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için fiilin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek maksadıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurumundan hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu şekildeki nitelikli dolandırıcılık suçu mağduru kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.

“… Sanık sosyal güvenceden yararlanmak için kendisini gerçekte çalışmadığı bir işyerinde çalışıyormuş gibi göstermiş, ancak sosyal güvenlik kumununun (SGK) sağladığı sağlık hizmetinden yararlanmak için kuruma başvurmamıştır. Kurumun herhangi bir zararı oluşmadığından, sanık nitelikli dolandırıcılık suçundan değil özel evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmalıdır (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - 2015/149 karar).

Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK 158/1-f)

Bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık suçu işlenmesi halinde fail TCK 158/1-f maddesi gereği cezalandırılır. Bilişim sistemlerinin kullanılması demek, bilgisayar, cep telefonu, internet gibi araçların kullanılmasıdır. Örneğin, facebook, twitter vs. gibi sosyal medya araçları üzerinden mağdurun hileli davranışlarla aldatılması suretiyle para, kontör istenmesi gibi yöntemlerle haksız menfaat sağlanması bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık suçunu teşkil eder.

Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişiye ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır (YCGK).

Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu TCK 158/1-f gereği nitelikli dolandırıcılık suçu oluşacaktır. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle nitelikli hırsızlık suçunun oluşması sözkonusu olacaktır.

“…Sanık, bir internet sitesi üzerinden araç satışı için ilan vermiş, mağdurun alıcı olarak araması üzerine önce kapora bedeli adı altında bir miktar parayı hesabına yatırtmış, daha sonra eşinin hastanede olması nedeniyle acil paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek mağdurdan tekrar para almış ancak daha sonra ortadan kaybolmuştur. Sanığın eylemi bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu teşkil etmektedir…(Yargıtay 15. Ceza Dairesi - 2012/31436 karar).

Banka veya Kredi Kurumunun Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK 158/1-f)

Banka veya kredi kurumları ekonomik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bankacılık ve kredi kurumu faaliyetleri özel bir güven ilişkisi çerçevesinde yürüyen faaliyetlerdir. TCK md. 158/1-f maddesi, banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu cezalandırmaktadır.

Dolandırıcılık suçu için araç olarak kullanılan bankanın devlet bankası veya özel banka olması arasında hiçbir fark yoktur. Önemli olan bankanın kurumsal güvenilirliğinden yararlanarak dolandırıcılık suçunun işlenmesidir.

Nitelikli dolandırıcılık suçunun bu şeklinde dikkat edilmesi gereken husus bankanın doğrudan araç olarak kullanılmasıdır. Yoksa failin hileli davranışları yaptıktan sonra bankayı sadece bir ödeme vasıtası olarak kullanması halinde dolandırıcılık suçu bu maddeye göre cezalandırılamaz. Örneğin, kendisini tanınan bir markanın satış temsilcisi olarak tanıtıp mağdura ucuz mal temin edeceğini söyleyerek aldatan şahsın banka hesabına para yatırılması halinde nitelikli dolandırıcılık suçu değil, TCK 157. Maddedeki basit dolandırıcılık suçu oluşur.

Başkasına ait banka veya kredi kartının haksız bir şekilde ele geçirilerek hesaplardan para çekilmesi nitelikli dolandırıcılık suçu değil, TCK 245. maddede düzenlenen Banka veya Kredi Kartının Haksız Kullanılması suçu oluşur.

“… Banka veya kredi kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için kredi alan şahsın banka veya diğer kredi kuruluşu görevlisini hileyle kandırıması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi yoksa, sırf banka görevlisinin kendi görevini gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle bir kredi açılmışsa, nitelikli dolandırıcılık suçu oluşmaz. Sanık, suça konu karşılıksız çekleri kredinin teminatı olarak vermiştir. Sanık, çekleri kredi sözleşmesi imzalandıktan sonra bankaya teminat olarak vermişse nitelikli dolandırıcılık suçunun hile unsuru gerçekleşmediğinden beraatine karar verilmesi gerekir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - 2015/22518 karar).

Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK 158/1-k)

Sigorta şirketleri belli risklerin gerçekleşmesi halinde sigorta poliçesi nedeniyle hak sahibi olan şahıslara ödeme yapan kuruluşlardır. Hak sahibi olduğunu iddia ederek sigorta şirketinden sigorta bedelini hileli davranışlar ve belgelerle sigorta bedelini almak amacıyla hareket eden kişi, TCK 158/1-k maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu işlemiş olur.

Hemen belirtelim ki; sigorta bedelini almak amacıyla nitelikli dolandırıcılık suçunun faili sadece “sigorta ettiren” olmak zorunda değildir. Sigorta eden şirketten haksız yarar sağlamak isteyen herkes bu suçun faili olabilir. Örneğin; ortada bir trafik kazası olmadığı halde, trafik kazası tutanağı düzenleyerek sigorta şirketinden maddi zarar teminatını almaya çalışan üçüncü kişi de sigorta bedelini almak amacıyla nitelikli dolandırıcılık suçu işlemiş olur.

“… Sanık, trafik kazası yaptığı gerekçesiyle olay mahaline polis çağırmış, polis trafik kazasının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda şüphe duyduğu için trafik kazası tespit tutanağı tutmamıştır. Sanık, bunun üzerine kasko şirketine aynı içerikli beyanda bulunarak hasarı talep etmiş ve hasar bedeli kendisine ödenmiştir. Polisin trafik kazasının şüpheli olduğunu beyan ederek trafik kazası tespit tutanağı düzenlememesi, sanığın tek başına sigorta bedelini almak maksadıyla nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğini ispatlamaz…” (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2015/42 karar).

Kredi Açılmasını Sağlamak Amacıyla Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK 158/1-j)

Banka veya kredi kurumlarından kredi almak için belli prosedürlerin yerine getirilmesi gerekir. Kredi açılmasını sağlamak için bankalar müşteriden birçok evrak istemektedir. Kimlik ve adres bilgileri ile mali bilgiler hakkında bankaya doğru bilgi verilmesi gerekir. Kredi açılmasını sağlamak için mali durumu veya diğer bilgiler konusunda gerçek dışı evraklar düzenleyerek bankadan kredi çekilmesi halinde, TCK 158/1-j’de düzenlenen Kredi Açılmasını Sağlamak Amacıyla Nitelikli Dolandırıcılık Suçu meydana gelir.

Uygulamada sahte nüfus cüzdanı, ehliyet veya geçerli diğer kimlik belgelerinin önce sahte olarak üretildiği, daha sonra bu belgelerle kredi temini için bankalara başvurulduğu görülmektedir. Aynı şekilde bazı şirketler, yüksek miktarlarda kredi alabilmek için aktiflerinde mevcut olmayan malvarlığı değerlerine sahip olduklarına dair defter veya evrak tanzim etmekte, sahte bilançolar düzenleyerek kredi başvurusunda bulunmaktadır. Tüm bu haller TCK 158/1-j maddesinde düzenlenen suçun nitelikli halinin meydana gelmesine yol açar.

Kamu Görevlisi, Banka, Sigorta veya Kredi Kurumları ile İrtibatı Olduğunu Söylerek Dolandırıcılık Suçu (TCK md.158/1-L)

Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlediği fiiller nitelikli dolandırıcılık suçu olarak kabul edilmektedir. Örneğin; telefon dolandırıcılığı olarak bilinen, kişinin kendisini emniyet, jandarma, mit veya savcılık görevlisi olarak tanıtarak menfaat temin ettiği tüm haller bu fıkra kapsamında cezalandırılmaktadır.

TCK md.158/1-l hükümleri, 6763 sayılı kanun ile nitelikli dolandırıcılık suçunun bir unsuru haline gelmiş olup, 24.11.2016 tarihinden itibaren işlenen fiillere uygulanacaktır.

Kamu Görevlileriyle İlişkisi Olduğundan Bahisle Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK md.158/2)

Failin, kamu görevlileri ile ilişkisinin olduğunu, kamu görevlileri nezdinde hatırı sayıldığını söyleyerek, belli bir işi gördürmek vaadiyle yapacağı aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat sağlaması halinde bu fıkradaki nitelikli dolandırıcılık suçu oluşur. Failin bahsettiği kamu görevlisinin mevcut olup olmadığı veya fail tarafından yapılacağı vaad edilen işi yapmaya yetkili olup olmadığının hiçbir önemi yoktur. Kamu görevlisinin taraflarca bilinen veya tanınan biri olması da şart değildir, kamu görevlisinin makam olarak belirlenebilir olması yeterlidir. Örneğin, “X ilçesinin kaymakamını tanıyorum” veya “Bakırköy başsavcısı yakınımdır” şeklindeki beyanlarla belli bir işi gördüreceğini söyleyen fail TCK md.158/2 çerçevesinde cezalandırılır.

Failin, genel olarak memurları, hakimleri, savcıları tanıdığını söyleyerek menfaat temin etmesi halinde; TCK md.158/2’de düzenlenen “kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle nitelikli dolandırıcılık suçu” değil, TCK md.157’deki basit dolandırıcılık suçu meydana gelir.

Fail, kamu görevlisi olmadığı halde, bizzat kendisinin memur olduğunu söyleyerek menfaat temin etmişse; eylemi TCK md.158/2’deki nitelikli dolandırıcılık değil, TCK md.157’deki basit dolandırıcılık olarak nitelendirilmelidir.

Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağı Tahsil Amacıyla Dolandırıcılık Suçu (TCK m.159)

Hukuki ilişkiye dayanan herhangi bir alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık suçu işlenmesi halinde suçun takibi şikayete bağlıdır. Bu maddenin uygulanabilmesi için öncelikle ortada geçerli bir hukuki ilişki olmalıdır. Mağdurun iradesi hile yoluyla aldatılarak birtakım hukuki işlemler yapılması, örneğin sözleşmeler düzenlenmesi, tek başına mağdur ile fail arasında bir hukuki ilişki olduğunu göstermez. Hukuki ilişki tarafların özgür iradesiyle ve dolandırıcılık teşkil eden fiilden önce kurulmuş olmalıdır.

Mağdurun bu fiil nedeniyle şikayetçi olması halinde, faile 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir. Bu maddedeki cezalar seçimliktir, yani mahkeme ya hapis cezası vermeli ya da adli para cezası vermelidir. Suçu işleyen kişiye her iki cezanın aynı anda verilmesi mümkün değildir.

Dolandırıcılık Suçunun Cezası

Basit Dolandırıcılık Suçunun Cezası (TCK m.157)

Basit dolandırıcılık suçunun cezası TCK md.157’de düzenlenmiştir. Buna göre, basit dolandırıcılık suçunda fail 1 yıldan 5 yıla hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Madde metninde hapis cezası ve adli para cezası birlikte aynı yaptırımın birer parçası olarak düzenlenmiştir. Yani faile hem hapis cezası hem de adli para cezası aynı anda verilecektir. Faile verilecek adli para cezasının miktarı meydana gelen zararın büyüklüğüne göre belirlenecektir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Cezası (TCK m.158)

  • 24.11.2016 tarihinden önce işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası, 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasıdır.

  • Nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası 6763 sayılı kanun ile arttırılarak TCK md. 158’de yeniden düzenlenmiştir. Buna göre nitelikli dolandırıcılık suçu işleyen fail, 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

  • Aşağıdaki hallerde, nitelikli dolandırıcılık suçu cezası alt sınırı 4 yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz:

    • Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
    • Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
    • Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
    • Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
    • Sigorta bedelini almak maksadıyla,
    • Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle
    • Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle.

Nitelikli dolandırıcılık suçu, sanığın ağır ceza mahkemesinde yargılanmasını gerektirdiğinden savunmanın bir Ceza Avukatı ile birlikte yapılması gerekir.

Dolandırıcılık Suçunda Cezayı Arttıran Haller (TCK 158/3)

24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı kanun ile dolandırıcılık suçunun basit ve nitelikli halleri uygulanarak verilen cezalar belli koşulların gerçekleşmesi halinde, ayrıca arttırılacaktır. Hemen belitelim ki, ağırlaştırılmış ceza hükümleri 24.11.2016 tarihinden itibaren işlenen dolandırıcılık suçlarına uygulanacaktır.

TCK md.158’deki nitelikli dolandırıcılık ile TCK md.157’deki basit dolandırıcılık suçlarının, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Buna göre;

  • Üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenen dolandırıcılık suçlarında;

    • TCK md.157’de düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun cezası, 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapis cezası 7.500 güne kadar adli para cezasıdır.
    • TCK md. 158/1-a,b,c,d,g,h,i fıkralarında ve TCK md.158/2 düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası, 4,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ve 7,500 güne kadar hapis cezasıdır.
  • Üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte, aşağıdaki şekillerde işlenen nitelikli dolandırıcılık suçu cezasının alt sınırı 6 yıldan az olamaz:

    • Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak (158/1-e),
    • Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle (158/1-f),
    • Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle (158/1-f),
    • Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla (158/1-j),
    • Sigorta bedelini almak maksadıyla (158/1-k),
    • Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle ((158/1-L).
  • Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen dolandırıcılık suçlarında;

    • TCK md.157’de düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun cezası, 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası 10.000 güne kadar adli para cezasıdır.
    • TCK md. 158/a,b,c,d,g,h,i fıkralarında düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası, 6 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası ve 10.000 güne kadar hapis cezasıdır.
  • Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde aşağıdaki şekillerde işlenen nitelikli dolandırıcılık suçu cezasının alt sınırı 8 yıldan az olamaz:

    • Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak (158/1-e),
    • Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle (158/1-f),
    • Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle (158/1-f),
    • Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla (158/1-j),
    • Sigorta bedelini almak maksadıyla (158/1-k),
    • Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle ((158/1-L).

Dolandırıcılık Suçu ve Etkin Pişmanlık Ceza İndirimi

Etkin pişmanlık, failin işlediği bir suç nedeniyle pişman olması, suçun etkilerini ortadan kaldırmaya çalışması, örneğin oluşan zararı gidererek mağduriyeti azaltması olarak tarif edilebilir. Dolandırıcılık suçu da etkin pişmanlık nedeniyle ceza indirimi yapılabilecek bir malvarlığı suçudur.

Failin dava açılmadan önce, yani soruşturma aşamasında mağdurun zararını gidermesi halinde faile verilecek cezanın 2/3’ü kadarı indirilebilir. Zararın dava açıldıktan sonra, yani kovuşturma aşamasında hüküm verilmeden önce karşılanması halinde faile verilecek cezanın 1/2’si indirilebilir.

Dolandırıcılık suçu nedeniyle oluşan zarar, suçun konusu olan şeyin aynen mağdura geri verilmesi veya bedelinin ödenmesi suretiyle giderilebilir.

Dolandırıcılık suçu nedeniyle etkin pişmanlık hükümleri gereği ceza indiriminden suça yardım eden veya azmettiren de yararlanabilir.

Dolandırıcılık Suçu ile Resmi veya Özel Evrakta Sahtecilik Suçunun Birlikte İşlenmesi

Özel evrakta sahtecilik suçu, basit veya nitelikli dolandırıcılık suçu ile birlikte işlenebilecek suçlardandır.

Resmi evrakta sahtecilik suçu ise ancak nitelikli dolandırıcılık suçu ile birlikte işlenebilecek suçlardandır.

İster resmi evrakta sahtecilik suçu olsun isterse özel evrakta sahtecilik suçu olsun, bu suçlar dolandırıcılık suçu ile birlikte işlendiğinde, failin işlediği fiil tek olsa bile faile her bir suçtan ayrı ayrı ceza verilir. Örneğin, sahte bir nüfus cüzdanı veya ehliyet kullanarak başkasına ait bir gayrimenkulü alıcıyı da kandırarak hukuka aykırı bir şekilde tapu müdürlüğünde devreden kişi, hem resmi evrakta sahtecilik suçundan hem de nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılır. Bu kanuni düzenleme, “Non Bis İdem” ilkesinin önemli istisnalarından biridir.

Cezanın Ertelenmesi, Adli Para Cezasına Çevrilmesi veya HAGB

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Basit dolandırıcılık suçunun hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Basit veya nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Cezanın ertelenmesi, hükmedilen hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi, sanığın belirlenen denetim süresini sosyal hayat içerisinde iyi halli geçirmesi halinde cezasının infaz edilmiş sayılmasını sağlayan bir bireyselleştirme kurumudur. Dolandırıcılık suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları


Basit Dolandırıcılık ve Zincirleme Suç Hükümleri

Sanığın, şikayetçinin yanına gelerek aracını nakliye için tuttuğu, şikayetçinin güvenini kazandıktan sonra, şikayetçiye “malzeme alacağım adamlara ulaşamadım, üzerinde ne kadar para varsa ver, ben sana dolar olarak öderim” dediği, bunun üzerine şikayetçinin cebinde bulunan 270 TL’yi sanığa verdiği, ardından şikayetçiden bir yeri aramak için cep telefonunu aldığı ve kaçarken yakalandığı anlaşılmıştır. Sanık, müştekinin hem cep telefonunu hem de parasını hileli davranışlarla almıştır. Sanık tek suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla eylem gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, TCK md. 157/1 gereği dolandırıcılık suçundan verilecek ceza, zincirleme suç hükümleri gereği TCK md. 43/1’e göre arttırılmalıdır (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – Karar No: 2014/15879).

Kendini SGK Görevlisi Olarak Tanıtma Nitelikli Dolandırıcılık Değildir

Sanıkların kendilerini Sosyal Güvenlik Kurumu elemanı olarak tanıtıp, mağdurun işyerinde sigortasız işçi çalıştırdığını ileri sürüp işlem yapmamak için para talep etmeleri şeklindeki eylemlerinde. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun maddi varlıklarının araç olarak kullanılmadığı gibi kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanıldığından bahsedilemeyeceği cihetiyle, sanıkların eylemlerinin 5237 Sayılı T.C.K.nın 157/1 maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek nitelikli dolandırıcılık suçunda yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 15. CD - Karar:2015/361).

Kamu Kurumunda Memur Tanıdığını Beyan Edetek Nitelikli Dolandrıcılık Suçu

Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır. Sanığın kendisini eski kaymakam olarak tanıtıp devlet kademesinde tanıdıkları olduğu ve bitiremeyeceği iş olmadığını belirterek şikayetçinin işini Belediye’den çözeceği vaadiyle peyderpey toplam 67.500.00 TL para alarak menfaat temin ettiği iddia edilen olayda, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığı veya ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini Kaymakam olarak tanıtmasında fiilin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden unsurları yönünden oluşmayan aynı Kanun’un 158/2. madde ve fıkrası uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçu ile mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar: 2014/15729).

  • 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 2. fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği somut olayda, sanıkların isim belirtmeksizin, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldıklarından ve ilişkisi olduklarından bahsetmeksizin belediye görevlileriyle ilişkilerinin iyi olduğunu, belediyeye ait dükkanın kiralamasında kendisine yardımcı olabileceklerini beyan edip müştekiden haksız çıkar sağladıklarının iddia ve kabul olunması karşısında, fiilin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden unsurları yönünden oluşmayan aynı Kanunun 158/2 madde ve fıkrası uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçu ile mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar: 2014/12458).

  • Somut olayda ise sanığın, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından ve ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin, sadece Jandarmayı bağlayacağından bahisle, para vermesini söyleyerek haksız çıkar sağlamış olması karşısında, sanığın eyleminin 5327 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeyerek, suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle TCK’nın 158/2 maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar: 2015/6377).

  • İşe yerleştirme konusunun görüşülmesi üzerine sanığın İzelman’da tanıdıkları olduğundan bahisle şoför olarak yerleştirebileceğini söyleyip, 10.000’er TL karşılığı anlaştıkları, bu görüşmeden bir hafta kadar sonra her iki katılanın da 1000’er TL sanığa verdikleri, sanığın katılanlara işin süre alacağını, Mart ayına kadar beklemelerini söylediği, ancak hiçbir gelişme olmadığı, bu şekilde sanığın katılanları kamu kurumunda tanıdıkları olduğundan dolayı onları işe aldıracağından bahisle aldatarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın, belli bir kamu görevlisini tanıdığından bahsetmeksizin sadece tanıdıkları olduğunu belirterek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, müşteki sayısınca ayrı ayrı olmak üzere 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurularak fazla ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar: 2014/11789).

  • Fail, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu söyleyerek belli bir işi gördüreceğini ileri sürerse TCK md.158/2 uygulanmalıdır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı…. Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenleyen TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır (Yargıtay 15. Ceza Dairesi- Karar: 2015/25071).

Özel Evrakta Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçu

Sanık özel evrakta sahtecilik suçu nedeniyle cezalandırılmıştır. Özel belgede (evrakta) sahtecilik suçunda, önceden verilen rızaya dayalı olarak borçlu yerine imza atılması halinde suç kastı oluşmaz. Bu nedenle özel evrakta sahtecilik suçu ile dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmadığının araştırılması için, borçlunun kendi adına atılan imzaya önceden rıza gösterip göstermediğinin araştırılması gerekir (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - 2015/5333 karar)

Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu

Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu TCK’nun 158/1-f maddesinde; “(1) Dolandırıcılık suçunun;….f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,…İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adlî para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz” şeklinde düzenlenmiştir.

Madde gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin ya da birer güven kurumu olan banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, dolandırıcılık suçunun işlenmesi açısından önemli bir kolaylık sağlamaktadır” açıklamalarına yer verilmiş olup, bu bentte bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık olmak üzere birden fazla nitelikli hal kabul edilmiştir.

Basın ve yayın araçlarından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu ise TCK’nun 158/1-g maddelerinde; “(1) Dolandırıcılık suçunun; …..g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,….. İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi bu suç açısından bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Bilişim sistemlerinin aynı anda birçok kişiye ulaşmasındaki çabukluk ve sağladığı kolaylığa dayanarak “www.sahibinden.com” adlı internet sitesinde emsallerine göre fiyatını da ucuz göstererek araç satışı için ilan veren sanığın, bu ilanı görüp kendisini telefonla arayan şikayetçiden kapora adı altında 250 Lira alması şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın bilişim sistemini araç olarak kullanmak suretiyle suçu işlediği anlaşılmakla, eylemin TCK’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde düzenlenmiş olan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir (Yargıtay CGK- Karar : 2013/289).

Bilişim Sistemleri Kullanılarak Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

Sanık, facebook isimli internet sitesinden cep telefonu satışı için mağdurdan para almış, fakat cep telefonu yerine el feneri göndermiştir. Olayın bu oluş şekline göre bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmadığını yargılama yetkisi Ağır Ceza Mahkemesi’ne aittir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – 2015/24737 karar).

Facebbok, twitter, instagram ve diğer internet siteleri üzerinden birçok dolandırıcılık suçu işlenebilmektedir. Sanık da sahibinden.com internet sitesi üzerinden araba satışı için mağdurlardan kaparo almış, fakat daha sonra telefonlarına ulaşılamamıştır. Sanığın fiili bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturur (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – 2015/22310 karar).

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık

Sanık, kardeşinin kimlik bilgilerini kullanarak Turkcell A.Ş.’den telefon hattı açtırmış, hattı kullandıktan sonra borcu ödememiştir. Sanık, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu işlemiştir. Bu nedenle TCK 158/1-d maddesi gereği cezalandırılmalıdır (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – 2015/461 karar).

Sanık, şikayetçiye ait evi satın almak için anlaşmıştır. Ertesi gün tapu masraflarını yatırmak için şikayetçiden para almış, şikayetçi ile birlikte bankaya giderek satış bedelini ödemek için beklediği paranın gelip gelmediğini vezneye sorar gibi yapmış, daha sonra şikayetçiyi akrabasına ait olduğu bir restauranta götürmüş, restaurantta şarjının bittiği bahanesiyle şikayetçiye ait cep telefonunu almış ve dışarı konuşmak için çıktıktan sonra ortadan kaybolmuştır. Olayın oluş şekline göre; sanığın dolandırıcılık suçu ve şikayetçiye ait cep telefonunu çalması nedeniyle hırsızlık suçundan cezalandırılması hukuka aykırıdır. Sanık tek suç işleme kararı ile farklı zamanlarda birden fazla eylem gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, sanığa TCK md. 158/1-d gereği nitelikli dolandırıcılık suçundan verilecek ceza zincirleme suç hükümleri gereği TCK md. 43/1’e göre arttırılmalıdır (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – 2014/16004 karar).

Kamu kurum ve kuruluşlarının Zararına Olarak Nitelikli Dolandrıcılık Suçu

Sanık annesinin sağlığında verdiği ve ölümü ile geçersiz kalan vekâletnameleri kullanarak annesinin adına yatan maaşları bankadan çekmiştir. Banka somut olayda ödeme vasıtası olup suçun işlenmesinde araç olarak kullanılmamıştır. Sanığın suçu 5237 Sayılı T.C.K.’nun 158/1-e kapsamında kamu kurumu aleyhine teselsül eden nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur (Yargıtay 11. Ceza Dairesi – 2011/600 karar).

Dini Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık

Sanık kendisini bazen Zükarneyn, bazen Dabbetü’l -arz olarak tanıtarak mağdurlardan para almış, kendisine verilen paranın Allah’a verildiğini ifade etmiştir. Sanığın bu şekildeki nitelikli hileyle dini inanç ve duyguları istismar etmesi nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçu şartları oluşmuştur (Yargıtay 15. Ceza Dairesi – 2012/39544 karar).

Unsurları Eksik Çek ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken, banka veya diğer kredi kurumlarının olağan faaliyetleri ya da bu faaliyetleri yürüten sujelerinden yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının mutad faaliyetleri nedeniyle ürettikleri maddi varlıklarının suçta araç olarak kullanılması gerekmektedir. Banka ve diğer kredi kurumlarının olağan faaliyet konuları 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 4. maddesinde sayılmış olup bunlara; mevduat kabul etmek, kredi vermek, çek ve diğer kambiyo senetlerinin iştirası, alım satımı, kredi kartları, banka kartları ve seyahat çekleri gibi ödeme vasıtalarının ihracı ve bunlarla ilgili faaliyetlerin yürütülmesi işlemlerini örnek göstermek mümkündür. Banka ve diğer kredi kurumlarının maddi varlıkları ise; bu kurumlara ait olan dekont, teminat mektubu, basılı evrak, kimlik belgesi, giriş kartı, banka cüzdanı, çek, kredi kartı gibi, ilgili kurumda etkin bir işlevi bulunan maddi varlıklardır. Kullanılan maddi varlığın belge niteliğinde bulunması şart olmayıp, belge niteliğinde olanların da özel belge vasfını taşıması ile resmi belge niteliğinde olması arasında bir fark bulunmamaktadır.

Çekin evrakta sahtecilik suçu açısından resmi belge vasfında kabulüyle, dolandırıcılık suçunda hile unsuru olarak kullanılması aynı esaslara dayanmamaktadır. Çek esasında özel bir belgedir. Ancak kanun koyucu ticarî hayatta büyük yer tutan ve ciro ile veya buna gerek görülmeksizin tedavül eden çek ve diğer kambiyo senetlerini daha ciddî bir şekilde korumak istemiş ve anılan belgelerde sahtecilik yapılması hâlinde, “resmî belgede sahtecilik” suçuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını kabul etmiştir. Bu itibarla, çekin resmi belge olduğunun kabul nedeni topluma bakan yönü olup, unsurları eksik olan çekin, bir yandan özel belge olarak kabul edilmesi, diğer taraftan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturması arasında bir çelişki bulunmamaktadır.

Sanıkların keşide yeri gösterilmeyen sahte bir çek vermek suretiyle katılandan hayvan satın aldıkları somut olayda, bankanın maddi varlığı olan çekin suçta araç olarak kullanılması nedeniyle eylemin, 158/1-f maddesinde yazılı banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı - Karar: 2014/434).

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Adli Para Cezası

5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde, yani suçtan elde edilen haksız menfaat belli ise; adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekir. Buna göre, haksız menfaat miktarının 14.993 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 1499 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 43. maddesi gereğince cezasının 1/4 oranında arttırılarak, 1873 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 37.460 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, önce temel cezanın uygulama maddesine göre eksik olarak belirlenmesi, daha sonra, verilecek cezanın haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gerekçesiyle, adli para cezasının doğrudan haksız menfaatin iki katı olarak belirlenmesi ve zincirleme suç hükümleri nedeniyle adli para cezasından arttırım yapılmayarak eksik ceza tayin edilmesindeki isabetsizlik, aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır (Yargıtay 15.Ceza Dairesi - Karar: 2016/736).

Nitelikli Dolandırıcılık ve Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu

Katılan …‘nın İstanbul Eminönü semtinde Tahtakale Eczanesi isimli bir işletmesinin olduğu, 2007 yılında bina mülkiyetini satın alması nedeniyle ekonomik sıkıntı içerisine girdiği ve kendisine ilaç temin eden depolardan Haseki Ecza Deposu yetkilisi sanık …‘dan 2010 yılında binanın 1/2 hissesi karşılığında 1.650.000 TL para aldığı, ancak sanığın bu hukuki ilişki nedeniyle mülkün devredilmemesi ihtimaline binaen katılandan güvence olarak A4 kağıdına katılanın imzası bulunan boş bir belge aldığı, katılanın eczane mülkünün 1/2 hissesi sanığa devir edilmesine rağmen, sanığın bu belgeyi katılana iade etmek yerine bilgisayar yardımıyla bono haline dönüştürerek 1.700.000 TL bedelli olarak katılan aleyhine 25.07.2013 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip talebinde bulunmak suretiyle sanığın açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ve kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanık hakkında savunma, katılan anlatımı, bilirkişi raporu, takip dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin açığa imzanın kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna ilişkin kabulde ve unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar : 2016/7255).

Dolandırıcılık suçu veya suçun daha ağır şekli olan nitelikli dolandırıcılık suçu teknolojinin gelişmesiyle farklı boyutlar kazanmıştır. Dolandırıcılık suçu, bazı suçlarla kesişen fiiller içerdiğinden suç vasfının tespiti açısından şu suçlarla birlikte değerlendirilmelidir:

Dolandırıcılık suçu, birçok farklı icrai hareketle işlenebildiğinden hukuk uygulayıcılarının her yeni vakıada suçun işlenip işlenmediği noktasındaki analizi hile, aldatma gibi kavramlar ışığında yapması gerekir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!