Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Denetimli Serbestlik Nedir?

Denetimli serbestlik, yasa tarafından belirlenen deneme süresinde, kişinin cezasının sosyal hayat içerisinde infazına olanak sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Suç işleyen kişi sosyal yaşam içerisinde denetimli serbestlik yoluyla gözlemlenmektedir. Denetimli serbestlik yasası, kişinin ailesiyla bağlarını sürdürebilmesi ve dış dünyayayla uyum sağlayabilmesi gerekçesiyle çıkartılmış bir yasadır. Hükümlü cezasını cezaevinde infaz ederken koşullu salıverilmesine belli bir süre kalınca tahliye edilerek dışarda sosyal hayat içerisinde denetim altında tutulmaktadır.

Denetimli serbestlik uygulaması birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Örneğin, uyuşturucu kullanma nedeniyle denetimli serbestlik, yargılanan kişi hakkında hüküm verilmeden önce uygulanan bir tedbirdir. Bu yazımızda 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 105/A maddesi ve Geçici 6. maddesi gereği getirilen denetimli serbestlik uygulamasından bahsedeceğiz.

Denetimli Serbestlik Yasası

Denetimli serbestlik yasası olarak bilinen yasa, esasen 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 105/A maddesiyle getirilen düzenlemeleri ifade etmektedir. Bu yasaya denetimli serbestlik yasası denilmesinin sebebi 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’na yapılan bir ilaveyle birçok kişinin cezaevinden tahliyesinin sağlanmış olmasıdır. Biz de anlaşılır olabilmek için “denetimli serbestlik yasası” kavramını kullanacağız.

30.03.2020 Tarihinden Önce İşlenen Suçlarda Denetimli Serbestlik, Koşullu Salıverilme ve İnfaz

5275 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesiyle; 30.03.2020 tarihinden önce işlenen suçlar açısından ayrı bir denetimli serbestlik ve infaz sisteminin uygulanması kanunlaştırılmıştır. Buna göre Geçici 6. maddeyle 30.03.2020 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından şu düzenlemeler getirilmiştir:

  • Denetimli serbestlik süresi 3 yıl olarak uygulanacaktır.

  • Bazı süreli hapis cezalarına mahkum olanlar cezalarının 1/2’sini infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanacaktır.

Yukarıdaki her iki düzenleme 30.03.2020 tarihinden önce işlenen suçlar açısından uygulanacaktır. 30.03.2020 tarihinden sonra işlenen suçlarda yukarıda açıkladığımız düzenleme değil, 5275 sayılı 105/A maddesinde yer alan infaz düzenlemesi geçerli olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, suçun 30.03.2020 tarihinden önce işlenmiş olması yeterlidir, mahkumiyet daha sonraki bir tarihte gerçekleşse bile, hükümlü Geçici 6. maddedeki denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanabilecektir.

Örneğin, yeni infaz düzenlemesiyle 6 yıl veya altında hapis cezası alan bir hükümlü doğrudan tahliye olma hakkı kazanacaktır.

Ayrıca hükümlülerden;

7 yıl hapis cezası alanlar 6 ay,
8 yıl hapis cezası alanlar 1 yıl,
9 yıl hapis cezası alanlar 1 yıl 6 ay,
10 yıl hapis cezası alanlar 2 yıl,
15 yıl hapis cezası alanlar 4 yıl 6 ay cezaevinde kaldıkları takdirde tahliye olma hakkı kazanırlar.

Aşağıdaki suçları işleyen hükümlüler 30.03.2020 tarihinden önce işlenen suçlara ilişkin 5275 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesiyle getirilen “1/2 infaz oranı” ve “3 yıl denetimli serbestlik” hükümlerinden yararlanamaz (Özellikle hatırlatalım ki, aşağıdaki suçlara ayrıca kalıcı bir şekilde 1/2, 2/3 veya 3/4 infaz oranları getirilmiştir. Bkz: Koşullu salıverilme):

  • Kasten öldürme suçu (madde 81, 82, 83),

  • Altsoya, üstsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumunda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu,

  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (madde 87, ikinci fıkra, dördüncü bent),

  • İşkence suçu (m.94, 95),

  • Eziyet suçu (m.96),

  • Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (madde 102, 103, 104, 105),

  • Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar: Haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma, verileri yok etmeme (madde 132,133,134,135,136,137,138),

  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti (madde 188),

  • Devletin güvenliğine karşı suçlar (örgüt üyeliği suçu dahil),
  • Anayasal düzene karşı suçlar,
  • Milli savunmaya karşı suçlar,
  • Devlet sırlarına karşı suçlar,
  • 3713 sayılı TMK (Terörle Mücadele Kanunu) kapsamına giren suçlar, örneğin örgüt propagandası suçu,

  • Koşullu salıverilme hakkı geri alınan hükümlüler (infazı yananlar) aynı hüküm nedeniyle.

30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır. (5275 sayılı Kanun Geçici m.6/4).

Aynı Hükümlünün Suçlarından Biri Yasa Kapsamında, Diğeri Değilse Uygulama Nasıl Olacaktır? Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, hükümlünün işlediği suçlardan birinin Geçici 6. madde kapsamında kalması, diğer suçun kapsamı dışında kalmasıdır. Bu durumda, Geçici 6. madde kapsamında kalan suç vasfında 1/2 infaz indirimi yapılır, kapsama girmeyen diğer suç için tabi olduğu infaz oranıyla indirim yapılarak koşullu salıverilme süresi hesaplanır. Böylece şartlı tahliye süresi bulunduktan sonra denetimli serbestlik süresi 1 yıl olarak (İnfaz Kanunu m.105/A) uygulanır. İnfaz hukuku uygulamasında, cezai içtima hükümlünün aleyhine sonuç doğurduğundan işlediği suçlardan biri yasanın kapsamı dışında kalan hükümlü, 5275 sayılı Geçici 6. maddeyle getirilen 3 yıllık denetimli serbestlik süresinden yararlanamaz.

Adli Para Cezası Alanların Durumu: Adli para cezasına mahkum olanlar, her halükarda adli para cezasını ödemek zorundadırlar, hiçbir şekilde Geçici 6. maddede düzenlenen koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanamazlar (Ceza infaz Kanunu md.105/A-4 ve md.106/9). Adli para cezası mahkumiyeti, ister doğrudan verilmiş olsun, ister hapis cezasıyla birlikte verilsin veya isterse hapis cezasından çevrilmiş olsun yeni düzenlemeden yararlanamaz. Aynı hükümde hem adli para cezası hem de hapis cezası varsa, adli para cezası ödenmelidir. Hapis cezası için 5275 sayılı Geçici 6. madde düzenlemesinden faydalanılmalıdır.

Suçta Tekerrür Halinde Uygulama: Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanan hükümlüler, 5275 sayılı Kanun Geçici 6. madde kapsamında getirilen cezanın 1/2 infazına ilişkin infaz rejiminden yararlanamazlar, tekerrür halinde infaz oranı 2/3’tür. Ancak, suçta tekerrür hükümleri uygulanan hükümlüler, aynı yasa kapsamında yer alan 3 yıllık denetimli serbestlik tedbiri uygulamasından yararlanabilirler. İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez ve açık cezaevine ayrılamaz. Bu nedenle, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması halinde denetimli serbestlikten de yararlanılamaz.

Suça Teşebbüs, Azmettirme, Yardım Etme ve Haksız Tahrik: Teşebbüs ve suçu iştirak halleri için 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddede özel bir düzenleme yoktur. Kanunda yer alan “düzenlemeden yararlanamayacak suçlarateşebbüs etme, azmettirme veya yardım etme hallerinde kanunda düzenlenen şartlı tahliye veya denetimli serbestlik uygulamasından yararlanılamaz. Yani, kapsam dışı bırakılan suçlara iştirak edenler veya teşebbüs edenler, suç vasfının kanundaki düzenlemesine tabidir. Aynı şekilde bir suçu haksız tahrik altında işleyenler de o suçun tabi olduğu denetimli serbestlik ve infaz rejimine tabidir.

Taksirli Suç ve Olası Kast Halleri: Taksirli suçlar (bilinçli taksir dahil), 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddede yer alan her türlü hak ve düzenlemeden yararlanabilir. Örneğin, taksirle öldürme suçu işleyenler (örn, trafik kazası ile ölüm) düzenlemeden yararlanabilir. Olası kast açısından özel bir düzenleme yoktur. İşlenen suç, TCK’da hangi maddeyi ihlal ediyorsa Geçici 6. maddeden yararlanıp yaralanmayacağı bu maddeye göre belirlenir. Örneğin, olası kast ile kasten öldürmeye teşebbüs suçu işlenmiş olması halinde Geçici 6. madde düzenlemesinden yararlanılamaz. Ancak, TCK md. 86/1 kapsamında olası kast ile kasten yaralama suçu işlendiğinde hükümlünün Geçici 6. madde düzenlemesinden yararlanma hakkı var.

Yakalamalı Hükümlülerin Durumu: 30.03.2020 tarihinden önce suç işleyip de ceza mahkumiyeti olan ve infaz savcılığı tarafından gönderilen davetiye uymayarak teslim olmayan veya haklarında doğrudan yakalama kararı çıkartılan hükümlüler, cezasını çekmek üzere ne zaman teslim olurlarsa olsunlar 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddesinde düzenlenen infaz indirimi ve denetimli serbestlik yasası uygulamasından yararlanırlar.

Tutuklu/Tutuksuz Yargılaması Devam Eden Sanıkların Durumu: Yargılaması devam eden sanıklar, suçun 30.03.2020 tarihinden önce işlenmiş olması kaydıyla ve hükmün kesinleşmesiyle 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddesi düzenlemesinden yararlanırlar. Yargılamanın aşaması ne olursa olsun, ceza mahkumiyeti ne zaman kesinleşirse kesinleşsin Geçici 6. maddede yer alan infaz indirimi ve denetimli serbestlik tedbiri hükmün kesinleşmesiyle uygulanır. Tutuklu yargılanan sanıkların tutukluluk koşulları değerlendirilirken 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddesindeki infaz indirimi ve denetimli serbestlik süresi mutlaka dikkate alınacaktır. Suç vasfı, 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddesi kapsamında kalan tutuklular daha erken tahliye edilecektir.

Halihazırda Denetimli Serbestlikte Olanların Durumu: Halihazırda denetimli serbestlik tedbiri uygulanan hükümlülerin müddetnamesi yeniden tanzim edilmelidir. 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddesi kapsamında kalan bir suçtan denetimli serbestlikte olan hükümlü, 1/2 infaz indiriminden faydalanacakları için denetimli serbestlik süresi de kısalacaktır.

Halihazırda Denetimli Serbestlik Yükümlülüklerini İhlal Edenlerin Durumu: Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak belirlenen yükümlülüklere aykırı hareket edenler (imza ihlali, seminer ihlali, elektronik kelepçenin çıkarılması, belli saatlerde belirlenen yerde olunmaması vs.) 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddesi yer alan 1/2 infaz oranı indiriminden yararlanabilir, ancak 3 yıllık denetimli serbestlik süresinden yararlanamazlar.

Denetimli Serbestlik Altındayken Suç İşleyenlerin Durumu: Denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun hareket etmesine rağmen suç işledikleri gerekçesiyle yargılananlar, suçsuzluk karinesinden yararlandıkları için mahkumiyet kesinleşinceye kadar denetimli serbestlikten yararlanırlar. Mahkumiyet kesinleştiğinde, hükümlünün cezaevine alınarak cezaların toplanmasını gerektiren ayrı bir infaz süreci işleyecektir. Ayrıca, hükümlü suç nedeniyle tutuklanmışsa, tutuklulukta kaldığı süre koşullu salıverilme süresine eklenerek yeniden denetimli serbestlik süresi hesaplanır. Hükümlünün sonraki suç nedeniyle tutuklulukta kaldığı süreyi mahkumiyetinden mahsup hakkı da olduğundan, bu hakkını kullanan hükümlü açısından mahsup dikkate alınarak hesap yapmak gerekecektir.

Yurtdışında Yaşayanların Durumu: Yurtdışında yaşayanlar, 5275 sayılı Kanun Geçici 6. maddesi kapsamında denetimli serbestlik uygulmasından yararlanmak istiyorsa, denetimli serbestlik süresi boyunca Türkiye’de belirlenen yükümlülüklere uygun hareket etmek zorundadır. Konsoloslukta imza veya benzeri bir uygulama mevcut değildir. Denetimli serbestlik yasası, sadece Türkiye sınırları içersinde uygulanabilen bir sistemdir.

5275 s. Kanun Geçici 6. Madde Tahliye Hesaplama Metodu: Birden fazla hapis cezası varsa tüm cezalar toplanmalıdır. Toplam cezanın 1/2’si bulunmalı, hesaplanan bu cezadan 3 yıl denetimli serbestlik tedbiri düşüldüğünde kalan süre mahkumun denetimli serbestlik altında şartlı tahliye olabilmesi için cezaevinde kalması gereken süredir. Örneğin, 10 yıl hapis cezası alan bir hükümlünün koşullu salıverilme/şartlı tahliyesi şöyle hesaplanır: 10 yıl hapis cezasının 1/2’si 5 yıldır. 5 yıl hapis cezasından 3 yıllık denetimli serbestlik süresi düşülür, böylece bu mahkumun 2 yıl cezaevinde kalması gerektiği ortaya çıkmış olur.

671 Sayılı KHK ve 7242 Sayılı Kanun’un Beraber Uygulanması: 01.07.2016 tarihinden önce işlenen bazı suçlara 1/2 infaz indirimi ve 2 yıl denetimli serbestlik uygulaması getiren 671 sayılı KHK ile 30.03.2020 tarihinden önce işlenen bazı suçlara 1/2 infaz indirimi ve 3 yıl denetimli serbestlik getiren 7242 sayılı Kanun hükümleri aynı anda uygulanamaz. Hükümlünün lehine olan yasa, sadece 1 kez uygulanır. 671 sayılı KHK’den yararlananlar açısından 7242 sayılı yasaya göre yeni hesaplama yapılır ve lehe olduğundan uygulanır.

30.03.2020 Tarihinden Sonra Denetimli Serbestlik Süresi (5275 s.k. m.105/A)

Denetimli serbestlik, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesi ile yeniden düzenlenmiştir. Hükümlü olan kişi henüz cezaevine girmemişse, ceza miktarı ne olursa olsun denetimli serbestlik yasasından yararlanması mümkün değildir. Cezası ne olursa olsun her hükümlü, “iyi halli” olup olmadığının tespiti amacıyla cezaevine girmek zorundadır. Hükümlü, kapalı cezaevine girip açık cezaevine geçtikten sonra cezaevi idaresi tarafından hükümlünün “iyi halli” olduğuna dair bir değerlendirme raporu hazırlanır ve hükümlü denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak tahliye edilir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesine göre, hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine 1 yıl kala denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak tahliye edilebilirler.

Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;

  • a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,

  • b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler.

Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir

Denetimli Serbestlik Şartları

Denetimli serbestlik yasası, cezaevinde bulunan her hükümlünün doğrudan yararlanabileceği bir yasa değildir. Denetimli serbestlik uygulama koşulları suçun niteliğine (açık cezaevine geçiş açısından), cezanın miktarına ve hükümlünün kişiliğine göre farklılık gösterir. Hükümlünün mahkum olduğu ceza kararı sayısının birden fazla olması nedeniyle karmaşık bir infaz uygulaması meydana gelebilir. Bu durumda, hükümlünün hukuki statüsünün mutlaka bir ceza avukatı ile mütalaa edilmesi gerekir.

Hükümlünün denetimli serbestlik uygulamasından yararlanabilmesi için bazı şartları yerine getirmesi gerekir. Bu şartlar;

Denetimli Serbestlik Yasasından Yararlanmak İsteyen Hükümlünün Açık Cezaevine Geçmesi Şartı

Hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmesi için açık cezaevine geçmiş olması veya bu hakkı kazanmasına rağmen iradesi dışında (örn, yer yokuluğu gibi) kapalı cezaevine geçememiş olması gerekir. Özetle, hükümlünün açık cezaevine geçiş hakkı elde etmiş olması yeterlidir.

Açık Cezaevine Ayrılma Şartları, en son 22/2/2017 tarihli ve 29987 sayısı ile yapılan bir yönetmelik değişikliğiyle yeniden düzenlenmiştir. Yeni yönetmeliğe göre toplam 10 yıla kazar olan cezasının 1 ayını, 10 yıl veya 10 yıldan fazla cezasının ise 1/10’unu kapalı cezaevinde geçiren ve koşullu salıverilmesine belli bir süre kalan kişi açık cezaevine ayrılma hakkı kazanmaktadır. Açık cezaevine ayrılma koşulları daha kolay hale getirildiğinden denetimli serbestlik yasasından yararlanmak da kolaylaşmıştır. Yeni yönetmelik ile bazı suçlar için açık cezaevine geçme koşulları diğer suçlardan daha zordur. Her hükümlünün öznel durumunun değerlendirilmesi için bir avukattan hukuki yardım alınız.

Hükümlünün İyi Halli Olması Şartı

Hükümlünün denetimli serbestlik yasasından yararlanabilmesi için “iyi halli” olması gerekir. Hükümlünün iyi halli olup olmadığı, cezaevi idaresi tarafından hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak karar verilir. Hükümlünün hazırlanan bu rapora karşı ceza infaz hakimliğine itiraz hakkı vardır.

Hükümlünün Denetimli Serbestlik Yasasından Yararlanma Talepli Dilekçe Vermesi

Denetimli serbestlik tedbiri ancak hükümlünün talebi halinde uygulanabilir. Denetimli serbestlik yasası, kendiliğinden uygulanabilen bir yasa değildir. Hükümlü cezaevindeyken denetimli serbestlik yasasından yararlanmak istediğini beyan ederek talepte bulunursa gerekli işlemler başlar. Hükümlü, denetimli serbestlikten yararlanma talebini bir Denetimli Serbestlikten Yararlanma Dilekçesi ile İnfaz Hakimliği’ne bildirdiğinde, İnfaz Hakimliği bu taleple ilgili en kısa sürede karar vermek zorundadır.

Hükümlü denetimli serbestlik yasası gereği serbest bırakıldıktan sonra deyim yerindeyse toplum içinde gözlenmeye başlanır. Hükümlü, kendisi için belirlenen tedbirlere uymak zorundadır. Örneğin, kamuya yararlı bir işte çalışmasına karar verilmişse bu yükümlülüğü ihlal edemez. Bir bölgede veya konutta denetim altında olması kararlaştırılmışsa o bölge veya konuttan ayrılamaz.

Çocuk Hükümlülerde Denetimli Serbestlik Yasası Nasıl Uygulanır?

Çocuk cezaevinde hükümlü statüsü kazanarak çocuk eğitimevine gönderilen hükümlülerden eğitimine devam etmeyenler 18 yaşını bitirdiklerinde, eğitimine devam edenler 21 yaşını bitirdiklerinde suç türüne bakılmaksızın ve olan ğitime devam etmeyenler on sekiz yaşını bitirdiklerinde, eğitime devam edenler ise yirmi bir yaşını bitirdiklerinde suç türüne ve cezaevinde kaldığı süreye bakılmaksızın açık cezaevine gönderilir. Açık cezaevine geçen çocukların 18 yaşını doldurmadan önce işlediği diğer suçların cezaları da ne zaman kesinleşirse kesinleşsin açık cezaevinde infaz edilir.

Denetimli Serbestliğe Uymama

Hükümlü denetimli serbestlik yasası ile getirilen kurallara uyacağını taahhüt ettiği için tahliye edilmektedir. Denetimli serbestliğe uymama halinde kişinin yararlandığı infaz şekli ortadan kalkar. Denetimli serbestlik uygulamasının ihlali halinde hükümle tekrar cezaevine alınır. Denetimli serbestlik, birçok farklı şekilde ihlal edilebilir. Aşağıdaki şartlara uymayan hükümlünün denetimli serbestlik yasasını ihlal ettiği kabul edilmektedir:

Tahliye Olduktan 5 Gün İçinde Başvurma Şartının İhlali

Hükümlü tahliye olduktan sonra be gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne başvurarak hakkındaki tedbire uygun programa katılmaya başlamalıdır. Bu kurala uymadığı taktirde denetimli serbestlik yasasını ihlal etmiş sayılır. Denetimli serbestlik yasası ihlal edildiğinde hükümlü yararlandığı şartlı tahliye hakkını kaybederek tekrar cezaevine alınır.

5 günlük başvuru süresi 01.01.2021 tarihine kadar 25 gün olarak uygulanacaktır.

Hükümlünün Denetimli Serbestlik Müdürlüğü Programına Uymamada Israr Etmesi

Hükümlü denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından belirlenen programa devam etmek zorundadır. Hükümlünün müdürlüğün belirlediği “programa riayet etmemede ısrar etmesi” halinde denetimli serbestlik yasası ihlal edilmiş sayılır. Uygulamada belirlenen programa iki kez riayet edilmemesi “programa uymamada ısrar” olarak kabul ediliyor. Nitekim Yargıtay, bir kez imza atmayan bir kez de görüşmeye gitmeyen kişinin denetimli serbestlik yasasını ihlal ettiğini kabul etmiştir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – 2015/1863 karar).

Hükümlünün Denetimli Serbestlik Yasasından Yararlanma Talebinden Vazgeçmesi

Hükümlü, denetimli serbestlik yasasından faydalanarak tahliye olduktan sonra kendiliğinden de bu hakkından feragat edebilir. Hükümlü açısından denetimli serbestlik tedbirleri daha ağır gelebilir, özel bir gerekçe göstermeden talepte bulunursa denetimli serbestlik kanunu nedeniyle yapılan uygulamaya son verilerek cezası cezaevinde infaz edilmeye devam edilir.

Denetimli serbestlik ve Adli Para Cezası

Adli para cezası ödenmezse hükümlü önce kamuya yararlı bir işte çalışmaya davet edilir, kamuya yararlı işte çalışma şartı da hükümlü tarafından yerine getirilmezse adli para cezası hapis cezasına çevrilir. Adli para cezası ödenmediği için hapis cezasına çevrilirse hükümlü hakkında denetimli serbestlik kanunu hükümleri uygulanamaz. Denetimli serbestlik, yalnızca mahkeme tarafından verilen doğrudan hapis cezaları için uygulanabilecek bir kurumdur. Bu nedenle, adli para cezaları için bir koşullu salıverilme biçimi olan denetimli serbestlik uygulanamaz.

Denetimli Serbestlik Yasası’nın İhlali ve Sonuçları

Denetimli serbestliğe uymama, hükümlünün daha ağır sonuçlarla karşılaşmasına neden olabilir. Prensip olarak denetimli serbestlik yasasını ihlal eden hükümlü, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının infaz edilmesi için tekrar cezaevine alınır. Ancak dışarda denetimli serbestlik kanunu uygulamasından yararlanarak geçirdiği süreler cezasından indirilir. Yani denetimli serbestlik dosyası kapatılana kadar kişinin dışarda geçirdiği süreler aynen cezaevinde geçirilmiş gibi kabul edilir.

Denetimli serbestlik uygulamasında hükümlüler en çok imza ihlali yapmaktadır. İmzaya gitmemek de önemli bir denetimli serbestlik kuralının ihlalidir. Üst üste iki kez imza ihlali yapanların denetimli serbestlik kararı geri alınır.

Hükümlünün tahliye olduktan sonra denetimli serbestlik müdürlüğüne 5 gün içinde müracaat zorunluluğu vardır. Hükümlü, 5 günlük sürenin bitiminden itibaren 2 gün içinde müracaat etmezse hakkında TCK md. 292’de düzenlenen “Hükümlü ve Tutuklunun Kaçması” gereği soruşturma başlatılır. Aynı durum, kapalı cezaevine iade kararı verilip de 2 gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmeyen hükümlüler için de geçerlidir.

Denetimli Serbestlik hükümlerinin nasıl uygulanacağı Denetimli Serbestlik Yönetmeliği ile düzenlenmiştir.

Denetimli Serbestlik Yasası ve Elektronik Kelepçe Takılması

Denetimli serbestlik yasası uygulanarak tahliye edilen hükümlülere elektronik kelepçe takılması da mümkündür (Denetimli Serbestlik Yönetmeliği m.105). Denetimli serbestlik uygulanacak olan hükümlüye ait evde veya evin çevresinde serbestçe hareket edebileceği alanlar belirlendikten sonra hükümlünün ayağına elektronik kelepçe takılmaktadır.

Elektronik kelepçe açılırsa sistem alarm vermektedir. Elektronik kelepçenin açılması veya belirlenen alanın dışına çıkılması denetimli serbestliğin ihlali kabul edilmektedir. Elektronik kelepçeyi açarak yükümlülüğü ihlal eden kişi cezasını ceza infaz kurumunda infaz edecektir.

Denetimli Serbestlik Yasası ve Uygulanan Bazı Suç Tipleri

Denetimli serbestlik, 30.03.2020 tarihinden sonra işlenen suçlarda kural olarak 3 yıllık süre için uygulanan bir koşullu salıverilme biçimidir. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanabilecek suçlara bazı örnekler aşağıdadır:

Denetimli Serbestlik ve Suçta Tekerrür

Suçta tekerrür, ilk işlediği suç kesinleşen hükümlünün belli bir süre sonra ikinci bir suç işlemesidir. Hükümlünün işlediği ikinci suça “tekerrür” hükümleri uygulanarak koşullu salıverilme tarihi hesaplanır. İşlediği ikinci suç da kesinleşen hükümlünün üçüncü bir suç işlemesi halinde “ikinci kez tekerrür” söz konusu olur.

Tekerrür hükümleri açısından özellikle vurgulamak gerekir ki; ilk kez tekerrür hükümleri uygulanan hükümlü denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilir. Ancak, “ikinci kez tekerrür” hükümleri uygulanan hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinden ve koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanması mümkün değildir.

Koşullu Salıverilme Şartları ve Denetimli Serbestlik Yasası

Koşullu salıverilme (şartlı tahliye), cezasının bir kısmı cezaevinde infaz edilen “iyi halli” hükümlünün, cezasının kalan kısmını dışarda toplum içinde belli şartlara uyarak geçirmesini sağlayan bir cezanın infazı kurumudur. Koşullu salıverilme süresi denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı tarihin tespiti açısından önemlidir. 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu‘nun 107. maddesine göre koşullu salıverme şartları şu şekildedir:

Genel İnfaz Oranı (1/2): 14.04.2020 tarihinde yasalaşan 7242 sayılı Kanun ile hapis cezasının genel infaz oranı 1/2’dir. Süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının 1/2’sini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Birden fazla süreli hapis cezasının miktarı ne olursa olsun cezaevinde en fazla geçirilecek süre 28 yıldır (5275 sayılı kanun m.107/3).

  • İstisnai Suçlarda İnfaz Oranı (2/3): Bazı istisnai suçlarda infaz oranı 2/3’tür. İnfaz oranı 2/3 olan suçlar şunlardır (5275 sk. m.107/2):
    • a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
    • b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan (madde 87, fıkra iki, bent d) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
    • c) İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
    • d) Cinsel saldırı (madde 102/1, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm olanlar, - e) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102, 103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
    • f) Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
    • g) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
    • h) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından (madde 326 ilâ 339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar.
      • Ayrıca suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.
  • Suç Örgütü Suçlarında Koşullu Salıverilme Süresi (2/3): Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet halinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının 2/3’ünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler (5275 sayılı kanun md.107/4).

  • 3/4 İnfaz Oranı Olan Suçlar: Bazı suçların infaz oranı 3/4 olarak kabul edilmiştir. Bu şuçlar şunlardır:

    • a- Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (TCK 102/2, 103, 104/2-3)
    • b- Uyuşturucu madde ticareti suçu (TCK 188)
    • c- 3713 sayılı Terörle Müacadele Kanunu kapsamındaki suçlar.

30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır. (5275 sayılı Kanun Geçici m.6/4).

Koşullu salıverilme kararı kural olarak mahkumiyet hükmünü veren mahkeme tarafından verilmelidir. Ancak, hükümlü mahkumiyet hükmünü veren mahkemenin yargı çevresi dışındaki bir cezaevinde bulunuyorsa, cezaevinde kaldığı yerde mevcut olan aynı derecedeki mahkeme tarafından şartlı salıverilme kararı verilmelidir. Mahkeme, cezaevi idaresinin hazırlayacağı gerekçeli raporu uygun bulursa hükümlünün şartlı salıverilme yoluyla tahliyesine karar verebilir.

Koşullu salıverilme kararı denetimli serbestlik yükümlülüklerinin yerine getirilerek denetim süresinin geçirilmesinden sonra mahkeme tarafından verilen bir karardır. Hükümlünün koşullu salıverilme tarihine 1 yıl kala infaz hakimliği tarafından denetimli serbestlik yasası uygulandığında, koşullu salıverilme kararı verilmez. Çünkü, koşullu salıverilme kararı denetimli serbestlik uygulamasının bitmesinden sonra verilen bir karardır.

Hükümlü, tahliye edildikten ve koşullu salıverilme kararından sonraki denetim süresi içinde “hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suç” işlerse koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilir. Suçun hapis cezasını gerektirmesi demek, hem kanunda suçun cezası olarak adli para cezasının değil hapis cezasının belirlenmiş olması hem de mahkemenin yargılama neticesinde verdiği cezanın da hapis cezası olması demektir. Yani, mahkeme denetim süresi içinde işlenen suç nedeniyle önce hapis cezası verir, daha sonra bu hapis cezasını adli para cezasına çevirirse hükümlü hakkında koşullu salıverilmenin geri alınması kararı verilemez. (Yargıtay 1. C.D. 2013/1575 karar).

Denetimli Serbestlik Yasası Yargıtay Kararları


Propaganda ve Örgüt Üyeliği Suçunda Denetimli Serbestlik

Yönetmeliğin 8. maddesine göre, yönetmeliğin 6/2-c ve ç bendi dışında kalan terör ve örgütlü suçlardan mahkum olanlar açık kuruma ayrılamayacaktır. Somut olayda hükümlünün infaza konu cezasının terör örgütü propagandası yapmak suçuna ilişkin olduğu, hükümlünün işlediği suçun niteliği gereği örgüt mensubu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, buna rağmen açık ceza infaz kurumuna ayrılması ve hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması yönündeki talebi değerlendirildiği sırada Ceza infaz kurumu idaresi ve İnfaz Hakimliği tarafından örgüt mensubu kabul edilerek hakkında işlem yapılması ve karar verilmesinin yerinde olmadığı gibi örgüt mensubu olmadığı kesinleşen yargı kararı ile kabul edilen bir kişinin mensup olduğu örgütten ayrılıp ayrılmadığı gibi tamamen subjektif ve bu dosya açısından hukuki açıdan sonuç doğurması mümkün olmayan bir değerlendirmeye konu yapılmasınında yerinde olmadığı gibi 05.04.2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen 105/A maddesinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı için hükümlünün cezasının son altı ayını kesintisiz olarak açık ceza infaz kurumunda geçirmesi şartı öngörülmesine rağmen 05.04.2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen geçici 3. maddenin 1. fıkrasında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla koşullu salıverilmelerine bir yıldan az süre kalan açık ceza infaz kurumunda bulunan, kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıyan iyi hâlli hükümlülerin talepleri hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebileceği öngörülmekle hükümlünün cezasının son altı ayını kesintisiz olarak açık ceza infaz kurumunda geçirmesi şartı aranmaksızın bu infaz usulünden yararlanmalarına imkan sağlandığı ancak aynı maddenin 2. fıkrasında koşullu salıverilmelerine bir yıl kala açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkını kazanan hükümlülerin, bu infaz usulünden en fazla altı ay süreyle yararlanabilecekleri öngörülerek, bu maddeden yararlanma imkanı bulunan koşullu salıverilmelerine bir yıl ya da daha az kalan hükümlüler ile koşullu salıverilmelerine bir yıl kala açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkı kazanan hükümlüler arasında denetimli serbestlik tedbirin uygulanma süresi yönünden farklılık yaratıldığı, ancak 6655 sayılı Kanunun 5. maddesiyle değişik 24.01.2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen geçici 4. maddeye göre bu Kanunun 105/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine ilişkin şartın 31.12.2020 tarihine kadar uygulanmayacağı yönünde düzenleme yapılmakla yetinildiği, 105/A maddesinde yararlanma hakkı bulunan hükümlüler arasında geçici 3. maddede olduğu gibi farklı bir uygulama yapılması yönünde bir düzenleme getirilmediği, geçici 3. maddenin 2. fıkrasında 1 ve 3. fıkralarda olduğu gibi “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla” ibaresine yer verilmemiş ise de, 2. fıkra ile getirilen düzenlemenin de o anki koşullara göre koşullu
salıverilmeden yararlanma hakkı bulunan hükümlülerin denetimli serbestlikten yararlanabilecekleri süreye ilişkin bir düzenleme olduğunu kabulde zorunluluk bulunduğu, geçici 3.madde ve 105/A maddesinin aynı 6291 sayılı Kanunla 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenip aynı tarihte yürürlüğe girdikleri de gözönünde bulundurulduğunda, kanun koyucunun koşullu salıverilmelerine bir yıl kala açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkını kazanan hükümlüler ile koşullu salıverilmelerine bir yıl kalan diğer hükümlülerin denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma süreleri açısından farklı bir uygulama yapılması yönündeki iradesini denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezanın infazının düzenlendiği 105/A maddesinde ortaya koyacağında şüphe bulunmadığı, zira 105/A maddesinin 3.fıkrasında sıfır altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlülerin koşullu salıverilmesine iki yıl yada daha az süre kalması, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlülerin ise koşullu salıverilmesine üç yıl ya da daha az süre kalması ve diğer şartları da taşımaları halinde denetimli serbestlikten yararlanabilecekleri şeklinde yaptığı düzenleme ile bu hükümlüler ile diğer hükümlüler arasında farklı uygulama yapılması gerektiği yönündeki iradesini açıkça ortaya koymuş olması da dikkate alındığında geçici 3. maddenin 1, 2 ve 3. fıkralarının geçici 3. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma hakkı bulunan hükümlüler ile sınırlı bir uygulama alanının olduğunu kabul etmek gerektiğinden haklı nedenlere dayanmayan kanun yararını bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar No : 2019/2376).

Denetimli Serbestlik İnfaz Dosyasının Kapatılması ve İtiraz Mercii

Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 17.01.2017 tarihli, 2016/2168 esas ve 2017/415 Sayılı kararında belirtilen, “5402 Sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 18/1. maddesindeki “Müdürlükler ile koruma kurullarının idarî nitelikteki eylem ve işlemlerine karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunulabilir” hükmü ile Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 48/1. maddesinde “Yükümlüler ile kanuni temsilcileri, infaz hizmetlerinin yürütülmesi sırasında müdürlükçe hazırlanan denetim planları ve raporları ile müdürlükçe yapılan uyarılar gibi işlem ve eylemlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle müdürlüğe itirazda ya da infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilirler.” hükmü birlikte değerlendirildiğinde infaz hakimliğine sadece Müdürlükler ile koruma kurullarının idarî nitelikteki işlemlerine karşı yapılan itirazların infaz hakimliği tarafından değerlendirileceğinin hükme bağlandığı, 191. maddesi uyarınca verilen denetimli serbestlik tedbirinin ihlali halinde dosyanın kapatılarak gönderilmesi kararının adli nitelikte bir işlem olduğu, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 72/8. maddesindeki “Sanık veya hükümlünün beş iş günü içerisinde ilgili kuruma tedavi için müracaat etmediğinin veya belirlenen tedavi programına uymadığının bildirilmesi ya da rehberlik çalışmalarına katılmaması halinde sanık veya hükümlü bu Yönetmeliğin 44. maddesine göre uyarılır. Uyarılara dair tebligatta ihlal durumunun tekrarı halinde bunun yükümlülüğün ihlali sayılacağı ve dosyanın kapatılarak mahkemesine gönderileceği sanık veya hükümlüye bildirilir.” ve 6545 Sayılı kanun ile değişik 191. maddesinin 4 ( a ) fıkrasındaki “Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükümleri dikkate alındığında Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi sırasında infaz dosyasının kapatılarak gönderilmesi işlemine karşı yapılacak itirazların, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirilmesi gerektiği, kapatma işlemlerine karşı yapılacak itirazlarda infaz ve sulh ceza hakimliklerinin görevli olmadığı anlaşılmakla…” şeklindeki hukuki değerlendirmesi dikkate alınarak somut olay değerlendirildiğinde, hükümlünün adli para cezasının hapse çevrilmesi ve kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararının infazı sırasında denetim programına uymamakta ısrar etmesi sebebiyle verilen infaz dosyasının kapatılarak gönderilmesi işlemine karşı yapılacak itirazların, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, (itiraz konusunda Yalova İnfaz Hakimliği tarafından değerlendirme yapılarak karar verilerek dosyanın İnfaz Hakimliğine iadesine dair Yalova Ağır Ceza Mahkemesi kararının) kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi -Karar: 2017/3702).

Denetimli Serbestlik İhlalinde İki İhtar Şartı

Hükümlü, 06.06.2015 tarihli “vakıa sorumlusu görüşmesi”ne katılmayarak, ilk kez ihlalde bulunmuş, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından 30.06.2015 tarihli müzekkkere ile uyarılmıştır. İlk uyarıdan sonra hükümlü 28.08.2016 tarihli grup çalışmasına katılmamış, bunun üzerinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü hiçbir ihtara gerek görmeden dosyayı kapatmış, infaz hakimliği tarafından hükümlünün kapalı cezaevine gönderilmesine karar verilmiştir. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre “denetim planına uymamakta ısrar etme” en az iki usulüne uygun ihtara rağmen hükümlünün davete icabet etmemesi ya da başka bir yolla haberdar olmasına rağmen denetime uymamakta ısrar etmesi halinde söz konusu olabilir. Somut olayda hükümlüye ikinci ihtar yapılmadığından denetimli serbestlik yasası ihlal edilmemiştir, hükümlünün kapalı cezaevine gönderilmesine yönelik infaz hakimliği kararı hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - 2016/3083 karar).

Denetimli serbestlik tedbirinin iki kez ihlal edilmesi, “yükümlülüklere uymamada ısrar etme” anlamına gelir. İki kez ihlale neden olarak yükümlülüklere uymamada ısrar eden hükümlü hakkındaki infaza son verilir ve infaz kaydı kapatılır. Ancak, yükümlülükleri iki kez ihlali nedeniyle infaza son verilebilmesi için ilk ihlalden hemen sonra hükümlüye bir “uyarı yazısı” tebliğ edilmelidir. Uyarı yazısı tebliğ edilmemişse, hükümlü hakkında denetimli serbestlik yasası uygulamasına son verilemez (Yargıtay 7. Ceza Dairesi - 2015/21337 karar).

0-6 Yaş Grubu Çocuğu Olan Annelere Denetimli Serbestlik Nasıl Uygulanır?

0-6 yaş grubu çocuğu olan anne, denetimli serbestlik yasası uygulamasından koşullu salıverilmesine 2 yıl süre kala yararlanabilir. Ancak, çocuğun 0-6 yaş aralığında olup olmadığının tespiti için annenin cezaevine alındığı tarih değil, denetimli serbestlik yasasına başvuru tarihi, yani koşullu salıverilmeye 2 yıldan az sürenin kaldığı tarih esas alınmalıdır. Başvuru tarihi itibariyle çocuk 6 yaşını geçmişse, anne uygulamadan yararlanamaz (Yargıtay 19. Ceza Dairesi - 2015/3782 karar - Tarih:31.7.2015).

Denetimli Serbestlik Yükümlülüklerinin Uyarılara Rağmen İki Kez İhlal Edilmesi

Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, somut olayda 29/01/2016 tarihi itibari ile hükümlü hakkında denetim planı hazırlanarak infazına başlanıldığı, hükümlünün 11/02/2016 tarihinde kamu çalışmasına gelmeyerek denetim planına uymadığından bahisle 19/02/2016 tarihinde uyarıldığı, buna rağmen 05/05/2016, 06/05/2016 ve 11/05/2016 tarihlerinde belgelendirilebilir ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın kamuda çalışma yükümlülüğünü ihlal ederek denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüğü ikinci kez ihlal ettiği ve bu halin ısrar niteliğinde olduğu gözetilerek hükümlünün itirazının reddine karar verilmelidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1499).

Hükümlü denetimli serbestlik yasası ile tahliye olduktan sonra bir kez bireysel görüşmeye, bir kez de imza atmaya gitmemiştir. Hükümlünün denetimli serbestlik yasası uygulanarak tahliye edildiği tarih olan 30.07.2013 tarihi ile denetim dosyasının kapatılmasına neden olan son ihlalin yapıldığı tarih olan 28.09.2013 tarihi arasında denetimli serbestlik ile dışarıda geçirdiği süre cezasından düşülerek kalan cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının cezaevinde infazı zorunludur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - 2014/1863 karar).

Denetimli Serbestlik Uygulanan Hükümlünün Başka Suçtan Tutuklanması

Hakkında denetimli serbestlik yasası uygulaması devam eden hükümlü başka bir suçtan tutuklanmıştır. Başka suçtan kaynaklanan tutuklama, hükümlüye uygulanan koşullu salıverilme tedbirinin hükümlü tarafından ihlal edildiği anlamına gelmez. Hükümlünün başka suç nedeniyle tutuklulukta kaldığı süre, şartlı tahliye süresine eklenerek yeni bir şartlı tahliye tarihi belirlenerek denetimli serbestlik yasası uygulaması yapılmalıdır. Kaldı ki hükümlü, tutuklulukta geçirdiği süreyi şartlı tahliyeye eklemek yerine, cezasından mahsup edilmesi talebinde de bulunabilir. (Yargıtay 19. Ceza Dairesi - 2015/9220 karar).

İnfaz Hâkimliğince hükümlünün tutukluluk hali sona erene dek denetimli serbestlik tedbirine ara verilmesine karar verilmiş ise de; Bilindiği üzere ceza infaz kurumlarında hapis cezasına mahkumiyet hükmü infaz edilirken kişinin başka suçtan tutuklanması halinde, öncelikle hükümlünün lehine kesinleşen hapis cezası hükümlerinin infaz edilmesi gerektiği, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin “Denetimli serbestlik kararlarının değiştirilmesi, durdurulması veya kaldırılması” başlıklı 45. maddesindeki “(3) Bu Yönetmeliğin dördüncü kısmının ikinci ve dördüncü bölümü ile beşinci kısmının üçüncü ve dördüncü bölümünde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında yükümlünün işlediği bir suç nedeniyle; tutuklanması veya mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanması ya da askere alınması durumunda mahkemece aksine bir hüküm de verilmez ise yükümlülüğün yerine getirilmesi durdurulur. Yükümlü denetim süresi içerisinde serbest bırakılır veya askerlik hizmeti sona ererse yükümlülüğün yerine getirilmesine devam edilir. Denetim süresinin sonunda yükümlünün mahpusluk halinin veya askerlik durumunun devam etmesi durumunda dosya kapatılarak mahkemesine gönderilir. Ceza infaz kurumunda veya askerlikte geçirilen süreler denetim süresinden sayılır. Bu süre içinde rehberlik kapsamında verilen yükümlülüğün yerine getirilmesinde mahkemeye verilecek raporlar ceza infaz kurumu ile işbirliği içerisinde hazırlanır. Hâkime gönderilecek rapora esas olmak üzere üç ayda bir kişinin gelişimi ve davranışları hakkında ceza infaz kurumu idaresinden bilgi istenir.” şeklindeki amir hüküm uyarınca da yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında yükümlünün işlediği bir suç nedeniyle tutuklanması durumunda yükümlülüğün yerine getirilmesinin durdurulacağı ancak Ceza infaz kurumunda geçirilen sürelerin denetim süresinden sayılacağının belirtildiği, burada tutuklanma halinde hem yükümlülüğün yerine getirilmesinin durdurulması hem de ceza infaz kurumunda geçirilen sürelerin denetim süresinden sayılacağının belirtilmesinin çelişki içerdiği düşünülse de, kanun koyucunun yukarıda da belirtildiği üzere hapis cezasına mahkumiyet hükmü infaz edilirken kişinin başka suçtan tutuklanması halinde, öncelikle hükümlünün lehine kesinleşen hapis cezasının infaz edilmesinin amaçlandığı, diğer bir deyişle tutuklama kararının infaz edilmeyip, tutuklama kararı kaldırılıncaya dek denetimli serbestlik şeklinde infaz edilen kesinleşmiş hükmün kapalı ceza infaz kurumunda infazına devam edilmesi gerekir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar No: 2016/2542).

Denetimli Serbestlikten Kaç Kere Yararlanılabilir?

Hükümlü aynı infaz döneminde ancak 1 yıl süreyle denetimli serbestlik yasası uygulamasından yararlanabilir. Hükümlü daha önce yasa kapsamında tedbirden belli bir süre yararlandıktan sonra, “denetim süresi içinde kesinleşen mahkumiyeti” nedeniyle denetimli serbestlik yasası nedeniyle ikinci kez 1 yıllık bir erken koşullu salıverilme süresi talep edemez. Yapılması gereken, infaz edilmekte olan ilk mahkumiyeti nedeniyle hükümlünün dışarda geçirdiği denetim süresinin 1 yıllık süreden düşürülmesi, arta kalan sürenin ise toplam ceza miktarı üzerinden hesaplanan koşullu salıverilme tarihinden düşürülerek denetimli serbestlik yasasının uygulanması gerekir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi - 2015/6313 karar).

Hükümlünün aynı mahkeme kararıyla hem hapis cezasına hem de adli para cezasına mahkum olması halinde, cezaların sıraya konularak infazı gereklidir. Her ceza için ayrı ayrı denetimli serbestlik yasasından yararlanılamaz. Denetimli serbestlik yasasından ancak bir kez yararlanılabilir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - 2014/7852 karar).

Hükümlü hakkında farklı mahkemelerce verilen kasten yaralama ve uyuşturucu madde ticaretine dair mahkumiyetler toplanararak toplam 5 yıl 10 ay hapis cezası tespit edilmiştir. Hükümlü iki farklı mahkeme kararı olsa bile denetimli serbestlik yasasından ancak bir kez yararlanabilir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi - 2014/467 karar).

Hükümlü, denetimli serbestlik yasasından yararlanarak tahliye olduktan sonra, denetim süresi içinde yeniden bir suç işlemiş ve söz konusu suça ilişkin mahkemece verilen mahkumiyet hükmü kesinleşmiştir. Bu durumda hükümlü, denetimli serbestlik hükümlerine aykırı hareket ettiğinden her iki suça ilişkin hapis cezası cezaevinde infaz edilmelidir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - 2014/459 karar).

Disiplin veya Tazyik Hapsi Nedeniyle Denetimli Serbestlikten Yararlanılamaz

Ödeme taahhüdünü ihlal suçu nedeniyle verilen ceza, disiplin hapsi olarak kabul edilmektedir. Disiplin ve tazyik hapsi niteliğindeki cezalar, klasik “hapis cezası” niteliğinde değildir. Tazyik hapsi cezalarında, kişi kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiğinde serbest bırakılır. Bu nedenle, bu tarz cezalarda denetimli serbestlik yasası uygulanamaz (Yargıtay 11. Ceza Dairesi- 2013/4666 karar).

Hapis Cezasının İnfazından Sonra Hükümlünün Kamuya Yararlı İşte Çalıştırılması

Hakaret suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 125/1, 125/4 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanunun 50. maddesi gereğince 1 ay 13 gün süre ile kamuya yararlı bir işte çalışma cezasına çevrilmesine dair, Viranşehir Sulh Ceza Mahkemesinin 11/06/2013 tarihli ve 2012/130 esas, 2013/315 sayılı Kararının infazı sırasında, yasal süresi içinde Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine sanığın 5237 sayılı Kanunun 125/1, 125/4 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Viranşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/02/2016 tarihli ve 2015/455 esas, 2016/90 sayılı kararı ile ilgili olarak;

5237 sayılı Kanunun 50/6-7. maddesindeki “Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz… Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece seçenek tedbirin yerine getirilememesi durumunda bunun hükümlünün elinde olmayan bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda araştırma yapması gerektiği, anılan dosyada kamuya yararlı işte çalışma tedbirine ilişkin hükmün infazının hükümlünün cezaevinde olması nedeniyle yerine getirilemediği anlaşılmakla, hükümlünün ceza infaz kurumunda bulunduğu süre içinde hükmün infazının bekletilmesi, hükümlünün ceza infaz kurumundan salıverilmesinden sonra, kamuya yararlı bir işte çalıştırılma kararının yerine getirilmesi için bağlı bulunan denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması gerekmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1659).

Kamuya Yararlı İşte Çalıştırma Yerine Hapse Çevirme Halinde Görevli Mahkeme

4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunun genel gerekçesinde, infaz yargıçlığının kuruluş amacı ve görevleri, infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular haklarında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikayetleri incelemek ve karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek olarak açıklanmış, böylece hükümlü ve tutuklu haklarının Anayasa ve uluslararası normlara uygun olarak korunması ve geliştirilmesi sağlanmış olacağı açıklanmıştır. Anılan Yasanın birinci maddesinin ilk fıkrasında ise: “Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikayetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddenin gerekçesinde de “işlem” deyiminin hükümlü ve tutuklular hakkında yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre hukuki sonuç doğurmaya yönelik her türlü karar, önlem ve irade açıklamalarını, “faaliyet” deyiminin ise hükümlün ve tutukluların konumlarında değişiklik yapan her türlü eylemler ile iyileştirme ve eğitim (tretman) programlarına uygun olarak yapılan çalışmalarını kapsadığı belirtilmiştir.

Bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi İnfaz Hakimliğinin görevleri infaz kurumlarında yönetsel işlemlerin şikayet yoluyla yargıç güvencesinde denetlenmesine ilişkindir. 4675 sayılı Yasanın 4. maddesinde, tüketici yöntemle sayıldıktan sonra, bu maddenin son fıkrasında, “kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddenin 2. fıkrasında yer alan “hükümlülerin cezalarının infazı” deyimi geniş kapsamlı olup belirtilen son fıkra hükmüyle birlikte yorumlanarak kapsamı belirlenmelidir. Öte yandan, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98. maddesinin 1. fıkrasında “mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir” hükmüne yer verilmiştir.

Bu açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde: 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinde, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, kamuya yararlı bir işte çalıştırma yükümlülüğüne tabi tutulmasına ilişkin denetimli serbestlik müdürlüğü işlemlerine karşı başvurunun İnfaz Hakimliğine yapılacağının açıkça belirtildiği, somut olayda 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca belirlenen kamuya yararlı bir işte çalıştırılması kararına yönelik başvuruların ise hangi mahkemeye yapılacağının madde metninde belirtilmediği, bu nedenle sorunun genel hükümler uyarınca çözümünün gerekmesi karşısında; hükümlü hakkında Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/08/2015 tarihli ve 2015/271 değişik iş sayılı kararı kapsamında verilen adli para cezalarından çevrilme 1825 gün hapis cezasının kamuya yararlı bir işte çalıştırma cezasına çevrilmesine ilişkin kararların usulüne uygun tebliğ edilmediğinden bahisle yeniden tebliği istemiyle yapılan başvuru hakkında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98. maddesi uyarınca hükmü veren mahkeme tarafından karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması gerekmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi- Karar : 2017/1942).

671 Sayılı KHK Ceza İnfazı Oranı, Denetimli Serbestlik ve Koşullu Salıverilme

Kozan İnfaz Hâkimliğince, 671 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen Geçici 6. maddesindeki düzenleme ile şartla tahliye tarihine 2 yıl kalan hükümlülerin cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verileceğinin öngörüldüğü, anılan düzenlemede bir kısım suçların istisna tutulduğu, hükümlünün 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında bırakılan cinsel istismar suçu nedeniyle aldığı mahkumiyetin anılan düzenleme kapsamındaki konut dokunulmazlığını ihlal suçundan verilen ceza ile içtima edildiği, içtimalı cezalarda hükümlü lehine olan infaz rejiminin uygulanması gerektiğinden bahisle, hükümlünün cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmiştir.

671 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesinde kapsam dışı bırakılan cinsel istismar suçu olduğu cihetle, hükümlünün işbu mahkumiyete konu cezasının infazında şartla tahliye tarihinin 2/3 oranı üzerinden hesaplanacağı ve şartla tahliye tarihine 1 yıl kala denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebileceği, aksi düşünce ve uygulamanın kabûlü halinde; yalnızca cinsel istismar gibi 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında bırakılan bir suç işleyen hükümlünün şartla tahliye tarihinin 2/3 oranı üzerinden hesaplanarak şartla tahliye tarihine 1 yıl kala denetimli serbestlik hükümlerinden istifade edebilecekken, cinsel istismar gibi kapsam dışı bir suçun yanında 671 sayılı KHK kapsamında başka suçlar işleyen hükümlünün ise sırf bu suçlardan aldığı cezaların içtima ettirilmesi nedeniyle şartla tahliyesine 2 yıl kala denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak tahliye edilmesi gibi bir sonuca yol açacağı, bunun da kanun koyucunun açık iradesine, eşitlik prensibine ve ceza adalet sistemine aykırı düşeceği cihetle, cinsel istismar suçundan mahkûmiyeti bulunan hükümlü hakkında 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesi ile 5275 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. madde uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2017/258).

Sigortalı Çalıştığına Dair Yalan Beyan Yükümlülüğün İhlali Değildir

Dosya kapsamına göre, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün sigortalı olarak bir işte çalıştığından bahisle kamuya yararlı işte çalıştırma tedbirine ara verildiği, denetimli serbestlik müdürlüğü görevlilerince hükümlünün beyan ettiği işyerinde yapılan denetimde işyerinin faal olmadığı, başka adrese taşındığının tespiti üzerine durumun yükümlülük ihlali olarak kabulüyle hükümlünün uyarılmasına karar verildiği, hükümlünün sonrasında bireysel görüşme ve grup çalışması yükümlülüğünü ihlal ettiğinin tespiti nedeniyle yükümlülük ihlalinde ısrar ettiği gerekçesiyle kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de; Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 84/7. maddesinde “Hükümlünün;

a) Çalışmasına engel bir sağlık problemi olduğunu,

b) Örgün eğitime devam ettiğini,

c) Bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştığını,

ç) Kendi işini kurduğunu ve işlettiğini,

belgelendirmesi ve bu nedenle kamuya yararlı işte çalışma yükümlülüğünün kaldırılmasını talep etmesi durumunda, ileri sürülen mazeretlerin doğruluğu ve haklılığı araştırılır. Gerekirse komisyon tarafından yükümlülüğün infazına ara verilir. Bu durumda, hükümlünün sağlık problemi, eğitime devam etme durumu, belirttiği işte bir iş sözleşmesine dayanarak çalışıp çalışmadığı ya da kurduğu ve işlettiği işi devam ettirip ettirmediği, koşullu salıverme süresinin sonuna kadar denetlenir. Hükümlünün, yanlış beyanda bulunduğunun anlaşılması veya mazeretin ortadan kalkması halinde yükümlülüğün kalan kısmının infazına devam edilir.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin benzer bir olay nedeniyle verdiği 05/12/2016 tarihli ve 2016/3361-4161 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, hükümlünün beyanın doğru olmadığının tespiti halinde mevcut durumun yükümlülük ihlali olarak nitelendirilemeyeceği, hükümlünün kamuya yararlı işte çalışma yükümlülüğünün uygulanmasına başlanması gerektiği gözetilmeksizin, yükümlülük ihlalinde ısrar ettiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden; “denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle denetimli serbestlik kararının kaldırılması ile kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verilmesi yönünde Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün talepte bulunması üzerine, ikinci kez yükümlülük ihlalinde bulunduğu gerekçesiyle şartla tahliye tarihine kadar kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair Bakırköy İnfaz Hakimliği kararının kanun yararına bozma kararı verilmiştir.” (Yargıtay 1. Ceza Dairesi- Karar : 2017/1650).

Hükümlünün Psikolojik Rahatsızlığı Nedeniyle Unutkanlığı Yükümlülük İhlali Sayılmaz

Hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerini ihlalde ısrar ettiğinden bahisle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A-6 maddesi uyarınca cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verilmiştir.

Dosya kapsamına göre, hükümlünün Eskişehir 1. İnfaz Hakimliğinin 21/02/2017 tarihli kararına karşı özetle “psikolojik rahatsızlıklarından dolayı kendisinde unutkanlık başladığından bahisle” yaptığı itirazın merciince “yerinde görülmediğinden” reddine karar verilmiş ise de, hükümlünün 02/03/2017 tarihli dilekçesinde “oradaki görevlilerle görüştüğünü ve unutkanlığı olduğundan, telefon ederlerse aylık seminerlere düzenli olarak katılabileceğini söylediğini” belirtmesi nazara alındığında, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin, Değerlendirme ve Planlama Bürosu başlıklı 15/4-c maddesinde “Büroda görevli denetimli serbestlik personeli, yükümlü hakkında denetim planı hazırlarken;… Yükümlünün ihtiyaçlarını, uygunluğunu ve becerilerini,… dikkate alır.” şeklindeki düzenleme karşısında, merciince hükümlünün “psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu için unutkanlık başladığı” mazeretinin gerçekliğinin ilgili sağlık kuruluşundan alınacak sağlık raporu ile tespit edilerek, söz konusu denetim planının hükümlünün sağlık durumuna uygunluğunun değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1651).

Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne Geç Başvurma ve Hükümlünün Kaçması Suçu

Sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinde; sanığın, Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2011 tarih, 2011/733 esas, 2011/540 sayılı kararı ile verilen 7 ay 20 gün hapis cezasının infazı için hükümlü olarak, 26.02.2012 tarihinde ceza infaz kurumuna alındığı, 17.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaları hakkındaki yönetmelikte yapılan değişiklik nedeni ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunda 6291 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten istifade etmek istediğini bildirmesi üzerine, Antalya İnfaz Hakimliğinin 19.04.2012 tarih ve 2012/293 sayılı kararı ile hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak sureti ile tahliyesine karar verildiği,

5275 sayılı Kanunun 105/A-8. maddesi;

“Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292’nci ve 293’üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.” şeklindedir.

Sanığın denetimli serbestlik müdürlüğüne kararın kendisine tebliği olan 19.04.2013 tarihinden sonra 5275 sayılı Kanunun 6291 sayılı Kanun ile değişik 105/A-6 maddesinde belirtilen “3” günlük ve buna ilaveten aynı Kanunun 105/A-8. maddesinde öngörülen “2” günlük sürelerin sonu olan 24.04.2013 tarihinde başvurmayarak 25.04.2013 tarihinde müracaat ettiği anlaşılmakla; hükümlünün kaçması suçu nedeniyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi yerindedir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/4411).

Denetimli Serbestlik Uygulanırken Tutuklama veya Askerlik

Bilindiği üzere ceza infaz kurumlarında hapis cezasına mahkumiyet hükmü infaz edilirken kişinin başka suçtan tutuklama kararı olması halinde, öncelikle hükümlünün lehine kesinleşen hapis cezası hükümlerinin infaz edilmesi gerektiği, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin “Denetimli serbestlik kararlarının değiştirilmesi, durdurulması veya kaldırılması” başlıklı 45. maddesindeki “(3) Bu Yönetmeliğin dördüncü kısmının ikinci ve dördüncü bölümü ile beşinci kısmının üçüncü ve dördüncü bölümünde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında yükümlünün işlediği bir suç nedeniyle; tutuklanması veya mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanması ya da askere alınması durumunda mahkemece aksine bir hüküm de verilmez ise yükümlülüğün yerine getirilmesi durdurulur. Yükümlü denetim süresi içerisinde serbest bırakılır veya askerlik hizmeti sona ererse yükümlülüğün yerine getirilmesine devam edilir. Denetim süresinin sonunda yükümlünün mahpusluk halinin veya askerlik durumunun devam etmesi durumunda dosya kapatılarak mahkemesine gönderilir. Ceza infaz kurumunda veya askerlikte geçirilen süreler denetim süresinden sayılır. Bu süre içinde rehberlik kapsamında verilen yükümlülüğün yerine getirilmesinde mahkemeye verilecek raporlar ceza infaz kurumu ile işbirliği içerisinde hazırlanır. Hâkime gönderilecek rapora esas olmak üzere üç ayda bir kişinin gelişimi ve davranışları hakkında ceza infaz kurumu idaresinden bilgi istenir.” şeklindeki amir hüküm uyarınca da yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında yükümlünün işlediği bir suç nedeniyle tutuklanması durumunda yükümlülüğün yerine getirilmesinin durdurulacağı ancak Ceza infaz kurumunda geçirilen sürelerin denetim süresinden sayılacağının belirtildiği, burada tutuklanma halinde hem yükümlülüğün yerine getirilmesinin durdurulması hem de ceza infaz kurumunda geçirilen sürelerin denetim süresinden sayılacağının belirtilmesinin çelişki içerdiği düşünülse de, kanun koyucunun yukarıda da belirtildiği üzere hapis cezasına mahkumiyet hükmü infaz edilirken kişinin başka suçtan tutuklanması halinde, öncelikle hükümlünün lehine kesinleşen hapis cezasının infaz edilmesinin amaçlandığı, diğer bir deyişle tutuklama kararının infaz edilmeyip, tutuklama kararı kaldırılıncaya dek denetimli serbestlik şeklinde infaz edilen kesinleşmiş hükmün kapalı ceza infaz kurumunda infazına devam edilmesi gerektiği cihetle, anılan kararda sadece tutukluluk hali sona erene dek denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ara verilmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar:2016/2542).

Denetimli Serbestlik Uygulamasında Cezai İçtima

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 90/4. maddesinde yer alan “Başka bir mahkûmiyet kararı nedeniyle ceza infaz kurumuna alınan hükümlünün kaydı kapatılarak, 5275 sayılı Kanunun 107. maddesinin uygulanabilmesi yönünden toplama kararı alınması ve müteakip infaz işlemlerinin buna göre yapılması amacıyla dosya hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumuna gönderilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına iletilir.” şeklindeki düzenleme de nazara alındığında, hükümlünün 5 ay hapis cezası, 4 ay hapis cezası ile 150 gün hapis cezasının toplamı üzerinden denetimli serbestlik tedbiri ile infaz koşullarının değerlendirilmesi gerektiği, aksi uygulamanın hükümlünün aynı suç nedeniyle birden fazla denetimli serbestlik tedbiri ile infaz kurumundan istifade etmesi gibi bir sonuca yol açacağı gözetilerek cezai içtima yapıldıktan sonra 1 kez denetmli serbestlik tedbiri uygulanmalıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar:2017/74).

Denetimli Serbestlikte Geçirilen Süren Cezadan Mahsup Edilmelidir

İncelemeye konu olayda hükümlünün cezasının 5275 sayılı yasanın 105/A maddesi uyarınca koşullu salıverme kadar olan kısmının denetimlik serbestlik tedbiri olarak infazına karar verilmiştir ve hükümlüye bu süre içerisinde denetim planı içerisinde yer alan, imza atma, belirli etkinliklere katılma gibi yükümlülükler yüklenmiştir. Hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri altında serbest bırakılması madde metninden de anlaşılacağı üzere cezanın infazı amacıyla yapılmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle 5275 sayılı Yasanın 105/A maddesinin 9. fıkrası yollamasıyla 107/14. maddesi de gözetilerek hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri altında geçirdiği sürelerin cezasından mahsup edilmesi gerektiği cihetle itirazın kabulü gerekir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/6613).

Denetimli Serbestlik Süresi 2 yıl Olan Suç ile DS Süresi 1 Yıl Olan İki Ayrı Suçun Birlikte İnfazı

Konya İnfaz Hakimliğince, 671 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen Geçici 6. maddesindeki düzenleme ile şartla tahliye tarihine 2 yıl kalan hükümlülerin cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verileceğinin öngörüldüğü, anılan düzenlemede bir kısım suçların istisna tutulduğu, hükümlünün 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında bırakılan eşe karşı kasten yaralama suçundan aldığı mahkumiyetin anılan düzenleme kapsamındaki diğer suçlardan verilen ceza ile içtima edildiği, içtimalı cezalarda hükümlü lehine olan infaz rejiminin uygulanması gerektiğinden bahisle hükümlünün cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmiş ise de;

Hükümlü hakkındaki Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin içtima kararına konu mahkumiyetlerden birinin 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesinde kapsam dışı bırakılan eşe karşı kasten yaralama suçu olduğu cihetle hükümlünün iş bu mahkumiyete konu cezasının infazında şartla tahliye tarihinin 2/3 oranı üzerinden hesaplanacağı ve şartla tahliye tarihine 1 yıl kala denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebileceği, aksi düşünce ve uygulamanın kabulü halinde; yalnızca eşe karşı kasten yaralama suçu gibi 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında bırakılan bir suç işleyen hükümlünün şartla tahliye tarihinin 2/3 oranı üzerinden hesaplanarak şartla tahliye tarihine 1 yıl kala denetimli serbestlik hükümlerinden istifade edebilecekken, eşe karşı kasten yaralama gibi kapsam dışı bir suçun yanında 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında başka suçlar işleyen hükümlünün ise sırf bu suçlardan aldığı cezaların içtima ettirilmesi nedeniyle şartla tahliyesine 2 yıl kala denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak tahliye edilmesi gibi bir sonuca yol açacağı, bunun da kanun koyucunun açık iradesine, eşitlik prensibine ve ceza adalet sistemine aykırı düşeceği cihetle, eşe karşı kasten yaralama suçundan mahkûmiyeti bulunan hükümlü hakkında, 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesi ile 5275 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. madde uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz kararı verilmesi isabetsizdir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1653).

Yüksek Riskli Hükümlü Hakkında Denetimli Serbestlik Yasası Uygulaması

Hırsızlık, kasten yaralama ve resmi belgede sahtecilik suçlardan hükümlü …’nın, Beypazarı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 04/04/2016 tarihli ve 2016/61 değişik iş sayılı içtima kararıyla verilen 5 yıl 17 ay hapis cezasının infazı sırasında, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilmesine ilişkin Ankara 1. İnfaz Hakimliğinin 30/05/2016 tarihli ve 2016/1728 esas, 2016/1728 sayılı kararını müteakip hükümlü müdafiinin hükümlü hakkındaki elektronik kelepçe uygulamasının kaldırılmasına, imza yükümlülüğünün ise 3 güne düşürülmesi yönündeki talebinin reddine ilişkin Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03/06/2016 tarihli ve 2016/1793 sayılı kararına vaki şikâyet başvurusunun reddine dair Ankara 1. İnfaz Hâkimliğinin 21/06/2016 tarihli ve 2016/1832 esas, 2016/1966 sayılı kararına yönelik itirazın kısmen kabulü ile hükümlünün çocuğuyla kişisel iletişim kurduğu tarihlerle sınırlı olmak üzere elektronik kelepçe tedbirinin durdurulmasına, yine aynı tarihlerle sınırlı olmak üzere imza yükümlülüğünün 3 güne indirilmesine dair mercii Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 01/07/2016 tarihli ve 2016/1048 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 81/2. maddesinde yer alan “Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infazına karar verilen hükümlüler hakkında;

a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma,

b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma,

c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme,

ç) Belirlenen programlara katılma,

Yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tâbi tutulmasına hazırlanan denetim planına göre komisyon tarafından karar verilir.” şeklindeki düzenleme ile yine bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunma başlıklı 86. maddesindeki “(1) Bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunma; toplumun ve mağdurun korunması amacıyla bir bölgede bulunmayı esas alan, belirlenen yere belirlenen tarih ve saatlerde başvurma veya belirlenen bölge sınırları dışına çıkmama yükümlülüğüdür.

(2) Hükümlüden, belirlenen tarih ve saatlerde, denetimli serbestlik müdürlüğüne, kolluğa, muhtarlığa veya müdürlüğün belirleyeceği bir kamu görevlisine başvurması istenir.

a) Yüksek riskli hükümlülerin denetimli serbestlik tedbiri altında geçireceği süre içerisinde;

1) İlk üç ay her gün,

2) Üç ila altı ay arası haftada üç gün,

3) Altı aydan sonra haftada iki gün,

olarak uygulanır.

(4)Bu yükümlülük, hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmasından itibaren on gün içinde başlar, koşullu salıverme süresinin sona ermesi ile tamamlanır.

(5) Bu yükümlülük; ağır bir hastalık, sakatlık veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız başına idame ettiremeyen hükümlüler hakkında uygulanmaz.

(6) Bu yükümlülük, yüksek riskli hükümlüler bakımından belirlenen bölge sınırları dışına çıkmama şeklinde de belirlenebilir.” şeklindeki düzenlemelere nazaran yapılan değerlendirmeye göre, Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 20/06/2016 tarihli ve 2016/1793 sayılı yazısına ekli araştırma ve değerlendirme formuna göre yüksek riskli statüsünde bulunan hükümlü hakkında imza yükümlülüğünün ilk üç ay için hergün, 3 ila 6 ay arasında üç gün ve altı aydan sonra haftada iki gün uygulanması gerektiği gözetilmeksizin mevzuatta öngörülmeyen bir şekilde yükümlülük öngörülmesinde isabet görülmememiştir (Yargıtay 1.Ceza Dairesi - Karar : 2017/1266).

Denetimli Serbestlik ve Adli Sicil Kaydı

Adli sicil kaydının silinmesi, cezanın infaz edilmesi ve belli koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Denetimli serbestlik yasası uygulaması da adli sicil kaydına kaydedilmektedir. Denetimli serbestlikten yararlanarak hükümlünün ne zaman tahliye edildiği, aynı şekilde ne zaman cezasının infaz edildiği adli sicil kaydında -sabıka kaydında- yer almaktadır. Denetimli serbestlik yasası uygulanan hükümlü ile ilgili bilgiler Adli Sicil Kanunu’nda yer alan şartların gerçekleşmesi halinde adli sicil kaydından silinebilir.

Denetimli serbestlik, büyük illerde önemli uygulama hataları yapılan bir kurumdur. Bu nedenle büyük iller, özellikle istanbul avukat yardımıyla uygulamanın takip edilmesi gereken yerlerdendir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı hukuk forumu bölümüne yazabilirsiniz: Hukuk Forumu

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere hukukmakalesi@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş