Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

İcra Ceza Mahkemelerinin Görevi Nedir?

İcra ceza mahkemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 331 ve 345. maddeleri arasında tanımlanan ve icra hukuku ile bağlantılı suçlara dair yargılama yapmakla görevli özel bir mahkemedir.

Genel ceza mahkemeleri, asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi olmak üzere iki mahkemeden oluşmaktadır. Bu mahkemeler dışındaki mahkemeler, özel kanunlarda düzenlenen bazı suçlara bakmakla görevlidir.

İcra Ceza Mahkemesi Şikayet Süresi ve Uzlaşma

Şikayet, icra ceza mahkemesinin yetkisine giren suçlar açısından bir kovuşturma şartıdır. İcra ceza mahkemesinin görevine giren fiillerden dolayı şikayet süresi, 3 ay ve 1 yıllık hak düşürücü sürelere tabidir. Suç teşkil eden fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve fiil daha geç öğrenilse bile her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle şikayet hakkı ortadan kalkar (İİK md. 347).

İcra-iflas suçları, uzlaşmaya tabi suçlar arasındadır. İcra iflas suçları ile ilgili yargılamanın yapılabilmesi için öncelikle taraflar arasında “uzlaşma/uzlaştırma girişimi yapılmalıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 337/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaşma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaşmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik uzlaştırma kurmunu düzenleyen CMK’nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 19.Ceza Dairesi - Karar:2017/2523)

İcra Ceza Mahkemesi Yargılama Usulü Nedir?

  • Şikayet, bir şikayet dilekçesi ile yapılabileceği gibi sözlü beyanın mahkeme katibine yazdırılması suretiyle de yapılabilir (İİK md. 349).

  • Şikayetçi, şikayet dilekçesinde veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır. Başka delil gösteremez.

  • Sanık savunmasını yaptıktan sonra, ancak bir kez tevsii tahkikat (soruşturmanın genişletilmesi) talebinde bulunma hakkına sahiptir.

  • Mahkeme duruşma günü belirledikten sonra iki taraf tayin olunan gün ve saatte icra ceza mahkemesinin huzuruna gelmek veya avukat göndermek zorundadır. Şikayetçi belirlenen duruşma gününde gelmez ve avukat da göndermezse şikayet hakkı düşer.

  • Savcı, icra ceza mahkemesinde görülen davaların duruşmasına katılmaz.

  • İcra iflas kanununda yazılı suçlar, tüzel bir kişinin (şirket, vakıf, dernek, kooperatif vs.) yönetilmesi ve işlemlerinin uygulanması sırasında işlenmişse, o fiili işleyen müdür, temsilci, vekil veya yönetim kurulu üyesi her kimse, ceza o kişi hakkında uygulanır (İİK md. 345)

  • İcra iflas kanunu hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra ceza mahkemesi tarafından karar verilebilir.

  • İcra ceza mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez. (md. 346)

  • Takibi şikayete bağlı olan suçların müştekisi davadan feragat eder veya borç ödenirse dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.

İcra Ceza Mahkemesinin Yetkisi Nasıl Belirlenir?

Ceza muhakemesi hukukuna göre yargılama yetkisi kural olarak suçun işlendiği yere göre belirlenir. İcra ceza mahkemesi yetki kuralları, özel bir düzenlemeyle belirlenmiştir. İcra iflas kanununa göre suç teşkil eden fiillerden dolayı yargılama yapmaya yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir.

İcra Ceza Mahkemesi Kararına İtiraz, İstinaf ve Temyiz Kanun Yolu

İcra ceza mahkemesinin verdiği hükümler aleyhine istinaf veya temyiz kanun yollarına başvurulamaz. İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesine , icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir.

İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Bu karar aleyhine istinaf veya temyiz başvurusu yapılmaz.

İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.

İcra-İflas Suçlarında Dava ve Ceza Zamanaşımı Süresi

Dava zamanaşımı, icra-iflas suçunun işlenmesinden itibaren belli bir süre geçmesine rağmen dava açılmaması veya açılsa bile belli bir sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle ceza davasının düşmesine sebep olan bir ceza hukuku kurumudur. İcra-iflas Kanunu’nda düzenlenen suçlar için ayrı bir dava zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu nedenle, 5237 sayılı TCK’nın 66. maddesi gereği tüm icra-iflas suçlarında dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

İcra-iflas suçları, dava zamanaşımı bakımından TCK’nın genel zamanaşımı kurallarına tabidir. Sanığın nafaka yükümlülüğüne aykırı davranma suçundan İİY’nın 344. maddesi uyarınca 10 gün hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkeme hükmünün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Özel Daire; yüklenen suçu maddi yanılgı sonucu mal beyanında bulunmama suçu olarak değerlendirmek suretiyle, dava zamanaşımı süresinin 6 ay olduğu ve hüküm tarihi ile inceleme tarihi arasında bu sürenin geçmiş bulunduğundan bahisle hükmü bozmuş ve davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. Oysa sanığa yüklenen nafaka yükümlülüğüne uymama suçu İİY’nın 344. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede yazılı cezanın türü ve üst sınırı itibariyle esasen zamanaşımı süreleri bakımından 5237 sayılı Yasaya oranla sanığın daha lehine hükümler içeren 765 sayılı TCY’nın 102/5 maddesi uyarınca iki yıllık asli ve 104/2. maddesi gereğince en fazla üç yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir (Yargıtay CGK - Tarih: 06.12.2005 - Karar: 2005/155)

Ceza zamanaşımı, mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden itibaren belli bir sürenin geçmesiyle hükmün infaz edilmesinden vazgeçilmesidir. İcra ceza mahkemesinin icra iflas kanunu hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, İ.İ.K m.354 gereği kesinleştiği tarihten itibaren 2 yıl geçtikten sonra yerine getirilmez. Yani, mahkemenin verdiği hüküm ceza zamanaşımı nedeniyle infaz edilemez.

Kadıköy 2. İcra Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık Abdülkadir M. hakkında borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu`nun 340. maddesi uyarınca 3 ayı geçmemek üzere kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeden 14.03.2012 tarihinde kesinleştiği, cezanın infazı için sanığın 05.03.2013 tarihinde yakalanıp, açık cezaevine teslimi için 10 günlük süre verilerek serbest bırakıldığı, sanığın belirtilen sürede teslim olmadığı, cezasının infazı için 18.04.2012 tarihinde ilamat bürosuna gönderildiği,

Cumhuriyet savcılığı ilamat bürosunun 19.03.2014 günlü istemi ile hükümlünün zamanaşımı süresinden önce yakalanmasının ceza zamanaşımını uzatıp uzatmayacağı hakkında mahkemeden bir karar verilmesi talep edildiği,

İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesi tarafından 14/03/2014 tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımını dolduğundan kararın ortadan kaldırılmasına ve infazına yer olmadığına karar verildiği, bu karara yapılan itirazın ise reddedildiği anlaşılmıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 45. maddesinde, suç karşılığı uygulanacak yaptırımların, hapis ve adli para cezası olarak belirlendiği, diğer taraftan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 1. maddesinde bu Kanunun amacının, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğunun belirtildiği, bu haliyle 5275 sayılı Kanun’un ceza ve güvenlik tedbirlerine dair hususları kapsamakta olup tazyik hapislerine ilişkin bir hususa yer vermediği, keza Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 193/4. maddesinde yer alan “Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez.” hükmü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16-220-231 sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde:

Disiplin ve tazyik hapsinin bir “hapis” cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığının anlaşılmasına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 71. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının kesilmesine ilişkin hususların disiplin hapsi mahiyetinde olan tazyik hapsi için geçerli olmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 354/2. maddesinde yer alan ceza zamanaşımı süresinin kesilmesine ilişkin başkaca bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı gözetilerek 2 yıllık ceza zamanaşımı dolduğundan hükme dair kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar : 2014/17713)

İcra Ceza Mahkemesinin Görevine Giren İcra Ceza Suçları Nelerdir?

İcra ceza mahkemelerinin görevine giren suçlar sadece İcra İflas Kanunu’nda düzenlenmiştir. İcra ceza mahkemesinin kendine özgü yargılama hukuku ve görev kuralları olmasına rağmen ceza muhakemesi hukukunun genel ilkeleri bu mahkemelerde de uygulanır. Uygulamada, icra ceza mahkemesinin görevi kapsamına giren suçlara ‘icra ceza suçları’ denilmektedir.

İcra mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu icra ceza suçları şunlardır:

Borçlunun Alacaklısını Zarara Sokmak Amacıyla Mevcudunu Eksiltmesi Suçu (İİK md. 331).

Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

İflas takibinden veya doğrudan doğruya iflas hallerinde iflas talebinden önce birinci fıkradaki fiilleri işleyen borçlu hakkında da bu fiiller başka bir suç oluştursa dahi bu hükümler uygulanır.

Konkordato mühleti veya iflasın ertelenmesi talebinden önceki iki yıl içinde ya da konkordato mühleti talebi veya iflasın ertelenmesi süresinden sonra birinci fıkradaki fiilleri işleyen borçlu hakkında da bu hükümler uygulanır.

Taşınmaz rehni kapsamında bulunan eklentinin rehin alacaklısına zarar vermek kastı ile taşınmaz dışına çıkarılması halinde, eklentinin zilyedi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

İİK’nun 331. maddesinde düzenlenen alacaklısını zarara sokma kasdiyle mevcudunu eksiltme suçu anılan maddenin 5. fıkrasında belirtildiği üzere takibi şikayete bağlı bir suç olup, şikayet süresi İİK’nun 347. maddesinde şikayetçinin fiili öğrendiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir. Aynı kanunun 354. maddesinde ise; yargılama sırasında davacının şikayetten vazgeçmesi durumunda davanın düşmesine, kararın kesinleşmesinden sonra şikayetten vazgeçilmesi halinde ise bütün neticeleriyle birlikte cezanın düşmesine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Takibi şikayete bağlı olan alacaklısını zarara sokma kasdiyle mevcudunu eksiltme suçunda, davacı vekilinin temyiz aşamasında sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçmesi ve vazgeçmenin kabule bağlı olmaması karşısında, dava şartı ortadan kalktığından İİK’nın 354. maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki davanın düşmesine karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar:2012/1850)

Borçlunun Kendisini Aciz Duruma Düşürmesi veya Durumunu Ağırlaştırması Suçu (İİK md. 332)

Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu, adet üzere tecviz edilemiyecek bir hiffetle hareket ederek veya haddinden ziyade masraflar yaparak yahut cüretli talih oyunlarına veya basiretsizce spekülasyonlara girişerek yahut işlerinde ağır ihmallerde bulunarak aczine kendi fiili ile sebebiyet verir yahut vaziyetinin fenalığını bildiği halde o gibi hareketlerle bu fenalığı ağırlaştırırsa, aleyhine aciz belgesi istihsal edildiği veya alacaklı alacağını istifa edemediğini ispat ettiği takdirde, onbeş günden altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Konkordato mühleti talebinden önceki iki yıl içinde birinci fıkradaki fiilleri işleyen borçlu hakkında da bu hükümler uygulanır.

Bu suç alacaklının şikâyeti üzerine takip olunur. Borçluyu fazla borç altına girmeye veya talih oyunu ile spekülasyonlarda bulunmaya sevk etmiş yahut ağır faiz almak suretiyle zaafından istifade etmiş olan alacaklıların şikâyet hakkı yoktur.

İflas ve Konkordato İşlerinde Hususi Menfaat Temin Etme Suçu (İİK md. 333)

Her kim iflas bürosu veya idaresinin yahut bir alacaklının veya alacaklılar toplanmasındaki mümessilinin reyini yahut konkordatoya muvafakatini kazanmak için ona hususi bir menfaat temin veya vaat ederse altı aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Menfaat temin eden alacaklı yahut mümessili de aynı ceza ile cezalandırılır.

Suçun iflas bürosu veya idaresi üyesi tarafından işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır.

Ticari İşletmede Yöneticinin Sorumluluğu suçu (İİK md. 333/a)

Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Birinci fıkradaki suç taksirle işlendiği takdirde, alacaklının şikâyeti üzerine, fail hakkında zararın ağırlığına göre ikibin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Konkordato veya Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırmada Yetkili Kimseleri Hataya Düşürme Suçu (İİK md. 334)

Konkordato mühleti elde etmek veya konkordato veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesini tasdik ettirmek için hileli tutum ve davranışlarıyla malî durumu hakkında alacaklıları, komiseri, ara dönem denetçisini veya yetkili memuru hataya düşürmek veya konkordato projesine ya da sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması projesine uymamak yoluyla kasten zarara sebebiyet veren borçlu, ilgilinin şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kiracının İşlediği Suçlar (İİK md. 335)

Üzerlerinde kiralayanın hapis hakkı tanınmış ve 270 inci madde mucibince defteri yapılmış eşyayı kaçıran veya gizleyen borçlu ile tahliyesi emrolunan yeri kiralayana zarar vermek maksadiyle işgal ettiren şahıs Türk Ceza Kanununun 276. maddesine göre cezalandırılır.

Müflisin Mallarını Vermeyenlerin İşlediği Suçlar (İİK md. 336)

Müflisin mallarını ellerinde bulunduran veya müflise borçlu olan üçüncü şahıslar, iflasın açıldığına dair ilana muttali oldukları tarihten itibaren bir ay içinde makbul bir mazeret olmaksızın o malları iflas idaresi emrine vermezler veya borçlarını bildirmezlerse, doksan güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Yükümlülüklerin Yerine Getirilmemesi Suçu (İİK md. 337)

İcra iflas kanunu 162, 209 ve 216 ncı maddeler hükümlerine muhalefet edenler hakkında da iflas idaresinin vereceği müzekkere üzerine, aynı ceza verilir. Bu maddelerde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi hâlinde, verilen ceza düşer.

Ticareti Terk Etme Suçu ve Cezası (İİK md. 337/a)

İcra iflas kanunu 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.

Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.

Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunma Suçu ve Cezası (İİK md. 338)

İcra iflas kanununa göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Hakkında aciz vesikası alınmış borçlu, asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü, aciz vesikası hamili alacaklının alacağının aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş sene içinde müracaatı üzerine sabit olursa, asgari ücretin üstünde kalan gelirlerinden icra tetkik merciinin dörtte birden az olmamak üzere tespit edeceği kısmını merci kararının kesinleşmesinden itibaren en geç bir ay içinde ve aciz vesikasındaki borcun ödenmesine kadar her ay icra dairesine yatırmaya mecburdur. Bu mükellefiyeti yerine getirmeyen borçlu hakkında bir yıla kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi bir yılı geçemez.

Borçlunun nafaka borçluları dahil üçüncü şahıstan yardım görmesi, asgari ücretin üstünde eline geçen para ve menfaatlerin icra mahkemesi kararı ile belirlenecek kısmını, icra veznesine yatırmak mükellefiyetini ortadan kaldırmaz.

İkinci fıkradaki hükmün tatbikini birden fazla aciz vesikası hamili alacaklı talep etmiş ise, bunlar talep tarihi sırasıyla öncelik hakkını haizdir.

Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla veya şifahi surette bildirmezse ve bu mal veya kazancı asıl veya bedel itibariyle mevcut olduğu takdirde, on gün; mal veya kazancını asıl veya bedel itibariyle makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarmışsa, bir aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. (İİK md. 339)

Bu cezalara alacaklının şikâyeti üzerine karar verilir. Kişi, icra takibine konu olan borcu tamamen ödediği takdirde, bu ceza düşer.

Taahhüdü İhlal Suçu ve Cezası (İİK md. 340)

İcra iflas kanunu 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.

Çocuk Teslimi Emrine Muhalefet Suçu ve Cezası (İİK md. 341)

Çocuk teslimi hakkındaki ilâmın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilâmın veya ara kararının gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir.

İcra Dairesince Teslim Edilen Taşınmaz veya Gemiye Tekrar Girme Suçu (İİK md. 342)

İcra dairesi marifetiyle alacaklıya veya alıcıya teslim edilen bir taşınmaza veya gemiye haklı bir sebep olmaksızın tekrar giren borçlu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 290 ıncı maddesi mucibince umumi hükümler dairesinde cezalandırılır.

İcra İflas Kanunu 30 ve 31. Maddeler Hükmüne Uymama Suçu ve Cezası

Yalnız kendisi tarafından yapılacak olan bir işin yapılması veya bir işin yapılmaması yahut bir irtifak hakkının tesisi veya kaldırılması hakkındaki ilâm hükümlerine makbul mazerete müstenit olmayarak muhalefet eden borçluların, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilâmın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.

Nafaka Ödenmemesi veya Nafaka Kararlarına Uymama Suçu ve Cezası (İİK 344)

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.

Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

İcra ve İflas Yasasının düzenlenen ve şikayete tabi bulunan nafaka hükmüne uymamak suçunun oluşabilmesi için, nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması, aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılmış ve icra emrinin borçlu-sanığa tebliğ edilmiş olması, borçlunun ilamda yazılı ödeme koşullarına uymaması, aylık nafakaya hükmedilmesi halinde icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması, borçlu-sanık tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması, dava açılmış ise sonuçlanmış olması ve şikayet hakkının suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve her halde işlenmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılması gerekmektedir (Yargıtay CGK - Karar: 2005/37).

Artırmadan Çekilme Suçu ve Cezası (İİK md. 345/b)

Bu Kanuna göre yapılan ihalelerde kendisine veya başkasına vaat olunan veya sağlanan yarar karşılığında artırmadan çekilen veya artırmaya katılmayan kimseye bir yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.

Aracılara da aynı ceza verilir.

İcra ceza mahkemesinin yargılama görevine giren icra suçları da kişi özgürlüklerini doğrudan ilgilendirdiğinden, bu suçların da bir ceza avukatı vasıtasıyla takip edilmesinde yarar vardır.

Paylaş
Read more!