0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Tehdit Suçu Nedir? (TCK m.106)

Tehdit suçu, meydana gelmesi failin iradesine bağlı olan bir kötülüğün, belli bir kişiye karşı gelecekte muhtemelen gerçekleşecekmiş gibi gösterilmesidir. Tehdit suçu, haksız bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bir kimseye bildirilmesiyle meydana gelir. Tehdit suçunun oluşmasına neden olan bu bildirim, söz ile yapılabileceği gibi davranış yoluyla da yapılabilir. Örneğin, mağdura “seni mahvedeceğim” şeklindeki sözler basit tehdit suçuna, belindeki silahı teşhir ederek muhatabına gözdağı vermek şeklindeki davranış silahlı tehdit suçuna vücut verir.

Tehdit suçunda korunan hukuki değer, kişilerin iç barışı, karar verme ve hareket etme özgürlüğüdür. Fail, fiili işlerken tehdit boyutunu aşacak söz ve davranışlar icra ederse “Şantaj Suçu” oluşabilir.

“Gözdağı verme” anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu, söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M.Emin Artuk-A.Gökcen, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 17. Baskı, s. 340).

Tehdit suçu, 5237 sayılı TCK’nın 106. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

TCK m.106

1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.

Tehdit Suçu Kimler Aleyhine İşlenebilir?

Tehdit suçu, ancak gerçek kişiler aleyhine işlenebilir.

Tüzel kişiler (şirketler, vakıflar, dernekler vs.) aleyhine tehdit suçunun işlenmesi mümkün değildir. Çünkü tehdit suçu ile kişilerin manevi dünyası korunmaktadır. Örneğin, “B şirketini yok edeceğim “ şeklindeki bir beyan B şirketi açısından tehdit suçunu oluşturamaz, koşulları varsa ortakları veya çalışanları aleyhine tehdit olarak kabul edilebilir.

Tehdit Suçunun Hukuki Niteliği

Tehdit suçu, hukuki niteliği itibariyle bir tehlike suçudur. Mağduru korkutmak amacıyla işlenen bir suç olduğu için tehdit teşkil eden söz ve davranışın başka bir somut zarar meydana getirip getirmediğinin önemi yoktur. Örneğin, “seni bıçaklayacağım” sözleri tehdit suçunu oluşturur, failin tehdit suçundan cezalandırılması için tehdit ettiği kişiye karşı bıçakla adam yaralama suçunu işlemek üzere harekete geçip geçmediğinin bir önemi yoktur.

Tehdit Suçu Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma

Tehdit suçunun yalnızca malvarlığına yönelen veya sair kötülük teşkil eden basit şekli şikayete tabidir. Bu nedenle aşağıda açıkladığımız malvarlığı değerlerine yönelen tehdit suçunda şikayet süresi 6 aydır. Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrenmesinden itibaren başlar.

Tehdit suçunun yaşam hakkına yönelik basit şeklinde ve diğer tüm nitelik halleri takibi şikayete bağlı suçlar kategorisinde değildir. Bu suçlar açısından şikayet hakkı, dava zamanaşımı süresi olan 8 yıl içinde kullanılabilir ve suç dava zamanaşımı süresi içinde soruşturulabilir.

Tehdit suçunun TCK md.106/1’de düzenlenen temel şekli, taraflar arasında uzlaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Uzlaşma kapsamında olan suçlarda, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması, uzlaşma sağlanmazsa soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmesi gerekir.

Tehdit Suçunun Unsurları

Tehdit suçunun meydana gelmesi için ağır ve haksız bir zarara uğratılacağının mağdura bildirilmesi gerekir. Tehdit, gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte gerçekleşme ihtimali olan bir kötülüğün, fail tarafından gerçekleşecek gibi gösterilmesidir.

Tehdit, mağdurun karar verme ve özgür hareket etme özgürlüğünü kısıtlayacak, mağdurun iç huzurunu bozacak ve onu endişeye sevkedecek nitelikte olmalıdır. Fiil, endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olmalı, elverişli değilse tehdit suçu oluşmaz. Fiil mağdurda endişe ve korku yaratmaya uygun, elverişli ve yeterli olmalıdır. Failin tehdit içeren fiilinin yaşanan somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir, fiilin objektif olarak korku ve endişe yaratacak nitelikte olması yeterlidir.

Tehdit suçunun manevi unsuru açısından genel kast yeterlidir. Suçu işleyenin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, mağdura verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Tehdit fiilinde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet olmalıdır, aksi takdirde tehdit kastının varlığından bahsedilemez.

Tehdit şuçu şartlarının oluşup oluşmadığı olaysal değerlendirilmelidir. Fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, karşılıklı icra edilen davranışlar, sözlerin söylenme nedeni ve söylendiği koşullar dikkate alınarak tehdit suçunun şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılmalıdır. Ayrıca fail ve mağdurun kimlikleri, konumları ve kişilik özellikleri de tehdit suçunun şartları açısından ipuçları verdiğinden fiil ile birlikte değerlendirilmelidir.

Fail, tehdit suçunu bizzat işleyebileceği gibi başkalarını aracı kılarak da işleyebilir. Örn, “yarın ölümü tadacaksın” şeklinde sözler yazan bir not kağıdını A şahsına vererek mağdura gönderen fail, TCK m.106/1-1. cümlede düzenlenen tehdit suçunun temel şeklini işlemiş olur.

Hukuk önünde hesaplaşmaya veya hak aramaya yönelik sözler tehdit suçuna vücut vermez. Örn, “seni mahkemeye vereceğim, sürüm sürüm sürüneceksin” şeklindeki sözler tehdit suçu oluşturmaz.

Uyarı mahiyetindeki sözler tehdit suçuna vücut vermez. Örneğin, komşusunu uyararak “sana gelen bu adamlar mafya, ikinci gelişte vururlar seni” şeklindeki sözler söyleyen kişinin sözleri somut olayın özelliğine göre uyarı mahiyetindedir. Uyarı ile tehdit arasındaki en büyük fark; uyarı halinde uyarı yapılan olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği uyarı yapanın iradesi dışındadır, tehditte ise fiilin gerçekleşmesi fiili işleyen kişinin iradesine bağlıdır. Ancak, uyarı adı altında icra edilen bazı fiiller tehdit suçu da oluşturabilir. Örneğin, “burayı terk etmezsen, biri gelir seni bacağından vurur, benden uyarması” şeklinde uyarı mahiyetinde söylüyormuş gibi tehdit etmek tehdit suçu oluşturur.

Gelecekte gerçekleştirilecek bir kötülük ifade etmeyen sözler de tehdit suçu oluşturmaz. Örneğin, “ben boğazını sıkmadım, sıksaydım ölürdü, ben nereden boğazını sıkıcam, bir sıkımlık canı var sıksam ölecek” (Y4CD-K.2016/9743) şeklindeki sözler gelecekte gerçekleştirilecek bir kötülük ifade etmediğinden tehdit suçunun unsurları oluşmaz.

Gelecekte gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olmayan bir eylem tehdit suçu oluşturmaz. Örneğin, sanığın, şikayetçi polis memurlarına sarfettiği, “hepinizi sürdürürüm” sözünün, sanığın iradesine bağlı olmayan bir eylemi içermesi nedeniyle tehdit suçu oluşmaz (Y4CD-K.2014/26302). “Sizi sürdürürüm” şeklindeki sözlerin sanığın mağdurların görev yerini değiştirme yetkisi bulunmaması karşında tehdit suçu vücut bulmaz (Y18CD-K.2017/11308).

Özellikle belirtelim ki, tehdit suçu tamamlayıcı ve genel mahiyette bir suç tipidir. Failin işlediği fiil, TCK’daki başka bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı halini oluşturuyorsa faile tehdit suçu nedeniyle ceza verilmez. Örneğin, tehdit yağma suçunun unsuru olduğundan yağma suçu işlerken tehdit suçu işleyen faile sadece yağma suçu nedeniyle ceza verilir, tehdit suçundan ayrıca ceza verilmez.

Tehdit suçu aşağıdaki değerlere yönelik olarak işlenebilir:

  • Mağdurun kendisinin veya yakınının yaşamına karşı tehdit suçu (örn, “seni cehenneme göndereceğim”, TCK m.106/1-1.cümle),

  • Mağdurun kendisinin veya yakınının vücut dokunulmazlığına karşı tehdit suçu (örn, “abinin bacaklarını kıracağım”, TCK m.106/1-1.cümle),

  • Mağdurun kendisinin veya yakınının cinsel dokunulmazlığına karşı tehdit suçu (örn, senin a… koyarım, TCK m.106/1-1.cümle),

  • Mağdurun kendisinin veya yakınının malvarlığına karşı tehdit suçu (örn, arabanı yakarım, TCK m.106/1-2.cümle),

  • Mağdurun kendisine veya yakınına sair bir kötülük (açık ve genel bir kötülük) edeceğinden bahisle tehdit suçu (örn, sana gününü göstereceğim, TCK m.106/1-2.cümle).

Sair Tehdit Suçu: Tehdit suçunun basit hali olan “sair tehdit” suçunun oluşabilmesi için failin sarf ettiği söz veya davranışlar hayat, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı değerlerine yönelik tehdit dışında kalan bir ifade içermeldir. Sair tehdit suçunda fail, mağdura yönelik açık bir kötülük bildirimi ve niyetini genel olarak ifade etmelidir. Örneğin, mağdura “bisikletini kıracağım” diyen fail malvarlığı değerlerine yönelik tehdit suçu işlediğinden “sair tehdit suçu” unsurları oluşmaz. Ancak, aynı kişiye “defolup gitmezsen sen görürsün” demek sair tehdit suçudur. Çünkü genel mahiyette bir kötülük bildirimi yapılmıştır. Hayat, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı değerlerine yönelik tehdit dışında kalan bir ifadenin, sair tehdit olarak kabul edilebilmesi için açık bir kötülük bildirimi ve kastını içermesi veya oluşa göre tereddüde mahal vermeyecek şekilde bu yönde algılanması gerekmektedir. Bu nedenle, özellikle haksız bir fiil veya hukuksuz bir uygulamaya tepki olarak ortaya konulan ve yasal yollara başvuruyu da içinde barındırabilecek tarzda yorumlanabilecek ifadeler, sözlerin sarfedildiği doğal ortamın bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde, tehdit suçunun oluşması için aranan uygunluk, elverişlilik, yeterlilik koşullarını içermeyecektir (Y4CD-K.2020/12515).

“Gözdağı verme” olarak tanımlanan tehdit, bir kimseye zarara ya da kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirim sözlü olabileceği gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlarla da iletilebilir. Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli bulunması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veyahut bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Bu suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili “korkutmak amacıyla” yapmış olmasıdır. Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar ya da menfaat, madde gerekçesinde; “Tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir” şeklinde açıklanmaktadır. Tehdidin silahla işlenmesi, mağdur üzerindeki korkunun etkisini artırıp eylemin icrasını kolaylaştırması, tehdidin ciddiliğini göstermesi ve faile cesaret vermesi nedenlerinden dolayı kanun koyucu tarafından nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Suçun silahla işlendiğinin kabulü için failin silahlı olması yeterli olmayıp tehdidin gerçekleştirilmesi sırasında silahın kullanılmış olması, silahın korkutucu gücünden bir şekilde faydalanılmış olması gerekmektedir (YCGK-K.2021/57).

Tehdit Suçunun Nitelikli Halleri ve Unsurları

TCK m.106/2’de düzenlenen nitelikli tehdit suçu, tehdidin aşağıdaki hallerden biriyle yapılması halinde vücut bulur:

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

Nitelikli tehdit suçunun işlenmesi halinde TCK m.106/2 gereği faile 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Tehdit suçunun nitelikli, yani daha ağır cezayı gerektiren halleri şunlardır:

1. Silahla Tehdit Suçu (TCK 106/2-a)

5237 sayılı TCK’nın 6/1-f maddesinde; silah kavramı geniş yorumlanarak tabanca, bıçak, falçata vb. gibi klasik silahların yanı sıra saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli herşey silah olarak kabul edilmiştir. Yargıtay, silahla tehdit suçu bakımından demir çubuk, taş, sopa, çatal, tornavida vb. aletleri de silah olarak kabul etmiştir. Yargıtay, aşağıda örnekler bölümünde mevcut karar örneğinde görüleceği üzere, failin köpeği tutarak mağdura saldırtacağını söylemesi eyleminde “köpeği” silah olarak değerlendirilmiştir.

Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre silahla tehdit suçunun oluşması için silahın mağdura yöneltilmesi veya gösterilmesi yeterlidir. Silahın yöneltilmesi veya gösterilmesiyle birlikte tehdit içeren sözlerin söylenmesi zorunlu değildir. Ancak, Yargıtay’a göre, silahlı tehdit suçunun oluşabilmesi için silahın bizzat mağdura yönelik olarak görüp hissedilebileceği ve mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir.

TCK’nın 106. maddesinin uyuşmazlıkla ilgili ikinci fıkrasının (a) bendinde, suçun silahla işlenmesi nitelikli hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. Tehdidin silahla işlenmesi mağdur üzerindeki korkunun etkisini artırması, eylemin icrasını kolaylaştırması, tehdidin ciddiliğini göstermesi ve faile cesaret vermesi nedenlerinden dolayı kanun koyucu tarafından nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Suçun silahla işlendiğinin kabulü için failin silahlı olması yeterli olmayıp, tehdidin gerçekleştirilmesi sırasında silahın kullanılmış olması, silahın korkutucu gücünden bir şekilde faydalanılmış olması gerekmektedir. Bu durum, failin eline silah alıp mağdura doğru doğrultması şeklinde olabileceği gibi, failin belindeki silahı göstermesi şeklinde de olabilir (CGK-K.2021/491).

Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdit suçunun vücut bulması için silahın, bizzat mağdur tarafından görülebileceği, hissedilebileceği, tehdidin mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir. Mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi için silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.

Yargılamaya konu somut olayda sanığın, ailesi ile husumetli olduğu amcası ve çocukları arasında tartışma çıktığını haber alması üzerine motosikleti ile amcasının ikametininin önüne gelerek, olay yerine intikal eden jandarma kuvvetlerinin yanında elinde bulunan bıçakla “sizi öldüreceğim” diyerek ikamet dışında bulunan katılanları gıyapta tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eylemin TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın silahla tehdit suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-2020/9553).

Yargılamaya konu somut olayda, sanığın, mağdurun bulunmadığı ortamda elindeki döner bıçağını sağa dola sallamak suretiyle mağduru kastederek “çıksın ortaya sinkaf edeceğim o p.çi ben” ve benzeri sözleri sarfettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin gıyapta silahla tehdit suçunu oluşturmayacağı gözetilmeksizin sanık hakkında TCK’nın 106/2-a maddesi uyarınca hüküm kurulması, bozma nedenidir (Y4CD-2020/447).

Mağdur suçta kullanılan silahın kuru sıkı bir tabanca olduğunu bilmiyor ise, kuru sıkı tabanaca ile yapılan tehdit de silahlı tehdit suçu kapsamında değerlendirilir. Ancak, mağdur silahın kuru sıkı olduğunu biliyorsa, silahla tehdit suçunun unsurları oluşmaz:

Mağdurun sanığın elindeki tabancanın kurusıkı olduğu bildiğini beyan etmesi karşısında, söz konusu tabancanın tehdit suçu açısından silah niteliğinde olduğu kabul edilemeyeceği gözetilmeden hüküm kurulması bozma nedenidir (Y4CD-K.2012/3464).

2. Kendini Tanınmayacak Hale Koyarak Tehdit Suçu (TCK 106/2-b)

Tehdit suçunu işleyen kişi, kendisini mağdur tarafından tanınmayacak hale koyarsa suçun ağırlaştırılmış hali işlenmiş olur. Suçu işleyen kişinin korkutucu olması şart değildir, önemli olan mağdur tarafından tanınmayacak şekilde hareket etmesidir. Örneğin, suçu işleyen kişinin maske takması veya takma sakal takması gibi.

“Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle” işlenmesiyle ilgili nitelikli şeklinin ancak; sanıkla yüzyüze iletişim kurulan hallerde ve sakal, bıyık veya maske takma, kıyafetinde değişiklik yapma gibi dış görünümünü ve dolayısıyla kimliğini değiştirecek şekildeki davranışların varlığı halinde uygulanabilir (Y4CD-K.2019/16587).

Failin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması, tehdit suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Failin kılık değiştirmesi, makyaj yapması, maske takması, takma bıyık kullanması gibi durumlar bu nitelikli hal kapsamına girmektedir (Adem Sözüer, Tehdit Suçu, İHFM, C. LIV, 1994, s. 141). Ancak failin telefonla veya mail yoluyla yaptığı tehditlerde bu nitelikli halin uygulanmaması gerekmektedir. Maddenin gerekçesinden yola çıkılarak bu hükmün konuluş amacının, tanınmayan kimselerden gelen eylemlere karşı tehdide maruz kalan kişilerin kendilerini savunmasız hissetmeleri olduğu da dikkate alındığında söz konusu nitelikli hâl yalnızca yüz yüze tehditlerde söz konusu olabilmektedir (Alaaddin Egemenoğlu, Yargıtay Kararları Işığında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Tehdit Suçu, Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 4/1, Bahar 2017, s. 79-80) Özel Dairenin istikrarlı uygulamaları, failin kendisini tanınmayacak hâle sokmasına rağmen mağdurun tehditte bulunan kişiyi tanıması veya ondan şüphelenerek yetkili mercilere başvuruda bulunması durumunda bu nitelikli hâlin uygulanamayacağı doğrultusundadır (CGK -K.2021/363).

3. İmzasız Mektup (Mektup, e-mail, faks vs) Yoluyla Tehdit Suçu (TCK 106/2-b)

İmzasız mektup ile kastedilen suçu işleyen kişinin kimliğinin mektuptan anlaşılamamasıdır. Kanundaki mektup deyimi; faks, e-mail ve telgraf yoluyla yapılan tehditleri de kapsamaktadır. İmzasız mektup, tehditin nerden geldiğini bilmediği için mağduru daha çok korkutmakta, tehditin kaynağını bilmediği için de mağdur savunmasız kalmaktadır. Bu nedenle yasada tehdit suçunun imzasız mektup yoluyla işlenmesi cezayı arttıran bir neden olarak kabul edilmiştir. Ancak yazılan mektubun altında imza veya isim olmasa bile, mektubun kim tarafından yazıldığı mağdur tarafından hemen fark edilebiliyorsa ceza arttırımı yoluna gidilemez.

İmzasız mektubu nitelikli hâle getiren sebep, faildeki ahlaki kötülüğü göstermesi, kime karşı nasıl bir tedbir alınacağını kestiremediğinden mağdurun savunma imkânını azaltmasıdır (Faruk Erem, Hürriyet ve Suç, … 1952, s. 93). Doktrinde bu nitelikli hâl bakımından mektup kavramının geniş anlamda düşünülmesi gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre, mağdura hitap eden ve klasik anlamda mektup şeklinde olmamakla birlikte kötülük bildiriminin iletiminde kullanılabilen her türlü vasıtayı bu kapsamda düşünmek gerekmektedir. Diğer deyişle, bir belgenin imzasız mektup sayılabilmesi için el yazısı ile veya mektup şeklinde yazılmış olması önemli değildir. Bir kişiye karşı söylenen ve muhatabın kendisine hitap edeni tanımasına imkân vermeyen her türlü yazıyı bildirimi imzasız mektup kapsamında düşünmek gerekmektedir (Mahmut Koca/İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, … 2020, s. 409). Bu anlamda kıyasa yol açmayacak derecede genişletici yorum metodu kullanılarak faks, telgraf ve e-mail yoluyla yapılan tehditlerin de bu nitelikli hâl kapsamına dâhil edilmesi mümkündür (M. Emin Artuk/Ahmet Gökcen/A. Caner Yenidünya, Adalet Yayınevi, 15. Baskı, … 2015, s. 353; Egemenoğlu, s. 80). İmzasız mektup, sahibi bilinmeyen ve belirlenemeyen yazılı bildirimleri ifade eder. Dolayısıyla imzasız da olsa mektubun içeriğinden kimin tarafından yazıldığı belirlenebiliyorsa, örneğin imzalı olmamakla birlikte kullanılan uslüp ve bazı terimlerden mektubun kime ait olduğu çıkarılabiliyorsa veya tehdidi içeren imzasız mektup ayrıca fail ile mağdur arasındaki ilişkilere işaret ettiğinden bir belirleme yapmak mümkün olabiliyorsa bu nitelikli hâl uygulanamaz. Mektubun kimin tarafından gönderildiğini, mağdur tarafından bilinip bilinmeyeceğini her somut olayın özelliklerine göre hâkim belirleyecektir (CGK -K.2021/363).

Mağdur, failin adını vererek karakola veya savcılığa şikayetçi olduğunda, failin ismini bildiği kabul edildiğinden imzası mektupla tehdit suçunun unsurları oluşmaz.

Tehdit suçunun imzasız mektup ile işlenilmesi halinde, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, kimin tarafından yazıldığının muhatabınca anlaşılamamış olması gerekmektedir. Somut olayda, mektubu kimin yazdığının katılan tarafından anlaşılması ve katılanın sanığın adını vererek şikayetçi olması karşısında, imzasız mektupla tehdit öğesinin oluşmadığı gözetilmeden, yanlış nitelendirmeyle anılan Kanunun 106/2-b maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Y4CD-K.2020/9496).

4. Özel İşaretlerle Tehdit Suçu (TCK 106/2-b)

Tehdit suçunun özel işaretlerle işlenmesi korkunun etkisini arttıracağından nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Tehdit suçunun özel işaretlerle işlenip işlenmediğini somut olayların özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Tehdit suçunun özel işaretlerle işlendiğinin kabul edilebilmesi için tehdit eyleminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerekir. Örneğin, belli bir bölgedeki kişilerin evlerinin kapısına çarpı işareti yapılması veya kuru kafa çizilmesi, tehdit suçunun özel işaretlerle işlenmiş halinin oluşmasına neden olur.

TCK’nın 106. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle” işlenen nitelikli tehdit suçundaki seçimlik hareketlerin suç oluşturabilmesi için eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerekmektedir. Failin biliniyor olması halinde korkunun etkisinin artmayacağı kabul edilmelidir. Somut olayda, sanığın cep telefonundan mağduru arayarak “kapının önüne emanet bıraktım, onu gidip al, sonunu merak etmiyorum” dediği, sonrasında mağdurun kapının önüne gidip baktığında tüfek mermisi olduğunu gördüğünün iddia ve kabul edilmesi karşısında, tüfek mermisinin sanık tarafından gönderildiğinin bilinmesi nedeniyle eylemin TCK’nın 106/2-b maddesinde gösterilen tehdit suçunu oluşturmayacağı, TCK’nın 106/2-a maddesi kapsamındaki tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suçun vasıflandırılmasında hataya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/1768).

5. Birden Fazla Kişiyle Birlikte Tehdit Suçu (TCK 106/2-c)

Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde mağdur üzerinde korkuyu arttıran bir faktördür. Bu nedenle kanun, birden fazla kişiyle birlikte işlenen tehdit suçuna daha ağır ceza verilmesine gerek görmüştür. Tehdit fiilini işleyen kişi sayısının en az 2 veya daha fazla kişi olması gerekir.

Maddede geçen birden fazla kişi teriminden anlaşılması gereken iki ve daha fazla kişidir. Bu nitelikli halin uygulanması için birden fazla kişinin suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak sorumluluğu gerektirecek şekilde birlikte gerçekleştirmiş olması gerekir. Birlikte ifadesiyle her ikisinin de bu olaya asli fail olarak katılması ve birlikteliğin korkutucu gücünü mağdura yansıtmış olmaları gerekir. Yüze karşı tehditte birlikteliğin gerçekleşmesi için her iki failin de bizzat olay yerinde olması gerekir. (YCGK-K.2017/35).

TCK 106/2-c maddesinde yazılı suçun birden fazla kişiyle işlenmesi halinde, sanıkların daha önceden fikir ve irade birliği içinde ve birlikte tehdit kastıyla hareket etmeleri gerekmektedir. Bu durumda bir yandan mağdura yönelik tehditin yoğunluğu artarken diğer yandan mağdurun kendini savunma olanağının ortadan kalkması nedeniyle kanun koyucu tarafından nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Madde de geçen birden fazla kişi teriminden anlaşılması gereken iki veya daha fazla kişidir. Bu nitelikli halin uygulanması için birden fazla kişinin suçun icrai hareketlerini müşterek fail olarak sorumluluğu gerektirecek şekilde işlemiş olması gerekmektedir. Suçu birlikte işleme ifadesi her iki failin suça asli olarak katılmasını birlikte olmanın yarattığı korkutuculuk gücünü mağdura yansıtmış olmaları gerekir. Yüze karşı tehditte birlikteliğin gerçekleşmesi için her iki failin bizzat suç yerinde olması ve birlikte hareket etmeleri gerekmektedir (Y4CD-K.2017/990).

6. Örgüt İsmi Kullanarak Tehdit Suçu (TCK 106/2-d)

Tehdit suçu işleyen kişinin bir örgütün ismini kullanarak mağduru tehdit etmesi halinde ceza arttırımı yoluna gidilir. İsmi kullanılan örgüt, var olan bir örgüt olabileceği gibi, gerçekte var olmayan hayali bir örgüt de olabilir. Örgütün niteliği önemli değildir. Örgüt, dini, siyasi, terör veya bir mafya örgütü olabilir. Örgüt ismi kullanılarak mağdurun korkutulması suçun oluşması için yeterlidir.

TCK’nın 106/2-d bendinde tanımlanan ağırlaştırıcı nedeninin uygulanabilmesi için, tehdidin “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak” işlenmelidir. Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK’nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. Bendin ağırlaştırıcı neden olarak kabulü, tehdidin kaynağının suçla irtibatlı organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleştirilme olasılığının yüksekliği, tehlikenin nerede, ne zaman ve ne şekilde geleceğinin kestirilememesi, buna bağlı olarak da korunma ya da savunma yapmanın zor oluşudur. Korkutucu güç olarak “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin” kullanılması, fiilin tehlikeliliğini, failin ise ciddiliğini, kararlılığını ortaya koyarken, mağdurda, muhatap olacağı bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişe yaratmaktadır. Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir (Y4CD-K.2021/25013).

Tehdit Suçu Teşkil Eden Bazı Söz ve Davranış Örnekleri

Tehdit suçu olarak kabul edilen bazı söz ve davranışlar şu şekildedir:

1. Tehdit Suçunun Temel Şeklini Oluşturan Söz ve Davranışlar

Tehdit suçunun temel şekli, TCK m.106/1-1. cümlede düzenlenmiştir. Tehdit suçunun temel şekline göre; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kimse 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Tehdit suçunun temel şekli resen soruşturulur, takibi şikayete bağlı değildir.

Yargıtay’a göre tehdit suçunun temel şekline vücut veren bazı söz ve davranışlar şunlardır:

  • “Seni döverim’ (Y4CD-K.2019/16239)

  • “Telefonu aç eve geliyorum a.. koyacam” (Y4CD-K.2019/15827),

  • “Söyle o kocana onun a….koyacağım” (Y4CD-K.2016/3771),

  • “Seni öldürürüm” (Y4CD-K.2015/22634),

  • “Seni öldürteceğim” (Y4CD-K.2019/6648),

  • “Senin kemiklerini kırarım” (Y4CD-K.2017/13478),

  • “Bu evi de seni de yakarım” (Y4CD-K.2015/37733)

  • “Pompalı tüfek aldım, ananıza boşaltacağım” (Y4CD-K.2017/12594),

  • “Seni oğullarıma sinkaf ettireceğim” (Y4CD-K.2019/10019),

  • “Öbür ayağını da ben kırarım” (Y4CD-K.2019/14485),

  • “Hem canından hem de alacağından vazgeçmiş sayılırsın” şeklinde mesaj göndermek (Y4CD-K.2019/15813),

  • “Benimle eve geleceksin ya öldürürüm ya sakat bırakırım ya da ölürüm’ (Y4CD-K.2019/8375),

  • “Bu mekana sıkarım, benim kaybedecek bir şeyim yok, senin çoluğunu çocuğunu öldürürüm dedim” (Y4CD-K.2017/17878),

  • “Sildirtirim seni Antalya’dan, ezer geçerim, bugün bittin sen, dilini keserim” (Y4CD-K.2016/1271),

2. “Sair Tehdit” Suçu Oluşturan Söz ve Davranışlar

Sair tehdit suçu, TCK m.106/1-2. cümlede düzenlenmiş olup basit tehdit suçunun bir türüdür. Sair tehdit suçu, bir kimseye malvarlığı, hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlık dışında sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte bulunulmasıyla oluşur. Sair tehdit suçu işleyen kişi 6 aya kadar hapis cezası veya adli para cezası ile cezalandırılır. Sair tehdit suçu, soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı bir suçtur.

Yargıtay kararlarına göre sair tehdit suçuna vücut veren bazı söz ve davranışlar şunlardır:

  • “Sana gösteririm” (Y4CD-K.2015/23886),

  • “Günlerini görecekler” (Y4CD-K.2021/5643),

  • “Seni mahvederim” (Y4CD-K.2020/20914),

  • “Fatoş-Didem bitmedi” şeklindeki söz (Y4CD-K.2019/19819),

  • “İzmir’i terk et, karşıma çıkma, kaybedecek bir şeyim yok emin ol” (Y4CD-K.2020/7358),

  • “Ayağını denk al” (Y4CD-K.2019/13043),

  • Sanığın duruşmada mağduru kastederek “Devlet bana ne yaparsa yapsın ben bunu bitiririm” şeklindeki sözleri (Y4CD-K.2019/13043),

  • “Senin adresini biliyorum, senin yanına geliyorum bakalım kaç kuruşluk kadınsın öğrenelim” (Y4CD-K.2019/17984),

  • “Müdür bey bu iş bak gör aklını başına al vallaha da yerim billahi de yerim” (Y4CD-K.2019/17704),

  • “Adam nasıl ağlatılıyormuş bir bak gör” (Y4CD-K.2019/17704).

  • “Bunun hesabını ödeyeceksin” (Y4CD-K.2017/21185),

  • “Bu işi uzatma yoksa senin için kötü olur, aşireti çağırmak zorunda kalacağım” (Y4CD-K.2019/18145).

  • “Dayı oğlu ile gelir senin çarkına s.çar” (4CD-K.2015/23914).

3. Malvarlığına Yönelik Tehdit Suçu Oluşturan Söz ve Davranışlar

Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit suçu TCK m.106/1-2. cümlede düzenlenmiştir. Malvarlığına yönelik tehdit suçunda mağdurun şikayeti üzerine fail hakkında altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmedilir. Malvarlığına zarar verme yönündeki tehdit belirli bir ağırlıkta olmalıdır. Bu tehdit biçimi bir malvarlığının kısmen veya tamamen tahrip edilmesi, yok edilmesi, yıkılması, kullanılmaz hale getirilmesi veya kirletilmesi yönünde bir tehdittir. Malvarlığına yönelik tehdit suçu, niteliği itibariyle basit tehdit suçu olarak kabul edilmekte olup takibi şikayete bağlıdır.

Yargıtay kararlarına göre malvarlığına yönelik tehdit suçuna vücut veren bazı söz ve davranışlar şunlardır:

  • “Evi yakacağım, çık.” (Y4CD-K.2020/6253),

  • “Camınızı çerçevenizi indiririm.” (Y4CD-K.2016/9491),

  • “Oteli yakarım, başınıza yıkarım.” (Y4CD-K.2020/12515),

  • “Duvarı yıktıktan sonra kapıyı da yıkacağım.” (Y4CD-K.2020/3454),

  • Sanığın, cadde üzerinde aracını park eden katılandan aracına göz kulak olmak için para istediği, şikayetçinin, söz konusu ücreti ödememesi halinde ne olacağını sorması üzerine “ondan sonrasını sen bilirsin” diyerek şikayetçinin aracının başından ayrılması halinde malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit suçunu oluşur (Y4CD-K. 2016/2380).

  • Kiraladığı aracı süre bitiminde iade etmeyip, mağdurlar tarafından telefonla aranarak aracı getirmesi istendiğinde, “alabiliyorsanız gelin alın, yakarım, dağdan aşağı atarım” şeklinde sözler. (Y4CD-K.2020/3591).

4. Nitelikli Tehdit Suçu Oluşturan Söz ve Davranışlar (TCK m.106/2)

Nitelikli tehdit suçu, TCK m.106/2’de düzenlenmiştir. Tehdit suçunun nitelikli halleri resen soruşturma ve kovuşturma konusu yapılır.

Yargıtay kararlarına göre nitelikli tehdit suçuna vücut veren bazı söz ve davranışlar şunlardır:

a. Silahlı Tehdit Suçu Örnekleri (TCK m.106/2-a)

  • “Elimdeki köpeği bırakır sizi ısırttırırım, benim arabamı yaptıracaksınız” (Köpek silah olarak kabul edilmiştir, Y4CD-K.2022/18406).

  • Hiç bir söz söylemeksizin silah göstermek (Silahla tehdit suçu, TCK m.106/2-a, Y4CDK.2016/9225, Y4CD-K.2018/20914),

  • Söz söylemeden sadece bıçak çekmek (Silahla tehdit suçu, TCK m.106/2-a, Y4CD-K.2019/561),

  • Bıçak göstermek (Silahla tehdit suçu, TCK m.106/2-a, Y4CD-K.2021/6535),

  • Demir çubuğu eline alarak “senin bacaklarını kırarım” şeklinde sözler (Silahla tehdit suçu, TCK m.106/2-a, Y4CD-K.2018/11123),

  • Sanığın, aralarındaki tartışma sırasında, adli emanette kayıtlı kuru sıkı tabancayı müştekiye gösterme şeklinde kabul edilen eyleminin, silahın korkutuculuk özelliği dolayısıyla herhangi bir söz söylenmese bile, ağır ve haksız zarara uğratmayı bildirme niteliğinde olup TCK’nın 106/2-a maddesindeki “silahla tehdit” suçunu oluşturur (Silahla tehdit suçu, TCK m.106/2-a, Y4CD-K.2015/30142),

  • “Hepinizi doğrayacağım” şeklinde söz sarfederek bıçağı mağdurların üzerlerine doğru atmak (Y6CD-K.2021/20712).

b. Kişinin Kendisini Tanınmayacak Bir Hale Koyması Suretiyle Tehdit Suçu Örnekleri(TCK m.106/2-b)

  • Mağdura hitaben, telefonda, kendisini Niksar İlçe Jandarma Komutanlığı’nda görevli olarak tanıtma kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle tehdit suçudur (Y4CD-K.2017/280),

  • Gizli numaradan arama yapma “kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle” nitelikli tehdit suçuna vücut vermez (Y4CD-K.2013/22518).

  • Sanığın, boşanma aşamasında olduğu eşi olan müştekinin oturduğu evdeki komşusunun posta kutusuna bıraktığı imzasız mektupla müştekiyi tehdit etmekten ibaret eyleminde, müştekinin sanıktan şüphelenmesi ve sanığın adını vererek Emniyete başvurması üzerine soruşturma başlatılması nedeniyle, “kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması” unsurunun oluşmaz (Y4CD-K.2020/9340).

  • Sanığın ‘‘Batu’’ ve “Erdinç Batu” ismiyle kendisini tanıtarak, katılanı farklı e-mail adresleri ve telefon yoluyla tehdit etmesi eyleminin, TCK’nın 106/2-b maddesinde düzenlenen ‘‘kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle’’ tehdit suçunu oluşturmayacağı, sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-1. maddesi kapsamında tehdit suçunun temel şeklini oluşturur (Y4CD-K.2019/12957).

c. İmzasız Mektupla Tehdit Suçu Örnekleri (TCK m.106/2-b)

  • Sanığın, katılana hitaben kimliğini gizleyerek yazdığı ve parafladığı “… Bu gibi insanları aramızda yaşatmayalım” biçiminde tehdit içeren imzasız mektubu televizyonda haber müdürü olan tanık …‘a gönderdiği, mektubun katılana iletilmesi üzerine yapılan soruşturmada, mektubu kimin gönderdiğini bilmeyen ve bilebilecek durumda olmayan katılanın postane güvenlik kamerası kayıtlarından sanığı teşhis ettiği ve yapılan kriminal inceleme sonucu da mektup ve zarf üzerinde sanığa ait izler olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eylemi TCK’nın 106/2-b maddesinde düzenlenen imzasız mektup ile tehdit suçunu oluşturur (Y4CD-K.2016/11902).

  • Mektup içeriğinden kimin yazdığının mağdur tarafından anlaşılması ve mağdurun kolluğa suça konu imzasız mektubu teslim ederken açıkça sanık tarafından yazıldığının belirtilmesi karşısında, imzasız mektupla tehdit öğesinin oluşmadığı, eylemin TCK’nın 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşur (Y4CD-K.2019/8807).

d. Özel İşaretlerle Tehdit Suçu Örnekleri (TCK m.106/2-b)

  • Somut olayda, sanığın el ürünü olduğu ekspertiz raporu ile tespit edilen not kağıdının içerisinde, kimin tarafından bırakıldığı katılanlar tarafından bilinmeyen bir adet merminin tanık tarafından katılanlara verildiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 106/2-b düzenlenen özel işaret ile tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmemesi yetersiz gerekçe ile sanık hakkında tehdit suçundan beraat kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/16282).

e. Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Tehdit Suçu Örnekleri (TCK m.106/2-c)

  • Sanığın abileriyle birlikte okula gelerek okul müdürünü tehdit etmesi (Y4CD-K.2021/1945),

  • Eşini komşusu olan diğer sanık ile birlikte hastaneye götürdükleri, acil serviste hasta ile yeteri kadar ilgilenilmemesine kızan sanıkların, sağlık personeli olan katılanları birlikte tehdit edip hakaret etmeleri şeklinde kabul edilen olayda, ani gelişen tartışma ortamında sanıkların ne suretle önceden anlaşıp planlayarak iştirak iradesi içinde atılı eylemleri gerçekleştirdikleri açıklanıp tartışılmadan, yeterli olmayan gerekçeyle sanıklar hakkında birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçlarından yazılı şekilde hükümler kurulması bozma nedenidir (Y4CD-K.2020/20562).

f. Var Olan veya Var Sayılan Suç Örgütlerinin Oluşturdukları Korkutucu Güçten Yararlanılarak Tehdit Suçu Örnekleri (TCK m.106/2-d)

  • “Siz müdürlüğünüzde çalışan PKK’lı işçilere kötü davranıyormuşsunuz, haksızlık ediyormuşsunuz, PKK’ya kötü davranamazsınız, seni de masanı da yok ederiz” (Y4CD-K.2014/23991).

Doğrudan Tehdit veya Gıyapta Tehdit Suçu

Tehdit suçu, muhatabı doğrudan tehdit etme veya muhatabın gıyabında tehdit olmak üzere iki şekilde işlenebilir:

1. Doğrudan Tehdit Suçu

Doğrudan tehdit suçunda, tehdit içeren sözler doğrudan mağdura karşı söylenerek tehdit suçu işlenir. Doğrudan tehdit yüz yüze yapılabileceği gibi telefon, whatsapp, telegram, instagram, facebook, twitter vb. iletişim ve sosyal medya araçları kullanılarak da yapılabilir. Örneğin, bir kişiyi telefonla arayarak “başınıza gelecekleri göreceksiniz” şeklinde sözler sarf etmek doğrudan tehdit suçuna örnektir. Doğrudan tehdit suçu işleyen fail, TCK m.106 hükümleri gereği cezalandırılacaktır.

2. Gıyapta Tehdit Suçu

Gıyapta tehdit suçunda, iletme kastı taşıyan fail tarafından mağdura iletmesi muhtemel bir kişiye mağdurun gıyabında tehdit içeren sözlerin söylenmesiyle tehdit suçu oluşur. Bu halde, fail, iletme kastı ile hareket ederek tehdit içeren sözleri söylemelidir. Örneğin, failin mağdurun gıyabında, mağdurun kardeşine “abinin son günleri, abini yarın öldüreceğim” şeklindeki beyanı iletme kastı içerdiğinden iletme kastı ile tehdit suçuna vücut verir. Çünkü, tehdit içeren sözleri mağdura iletmesi muhtemel bir kişi olan mağdurun kardeşine söylemiştir. İletme kastı yoksa veya tehdit içeren sözler mağdura iletmesi muhtemel bir kişiye söylenmemişse, mağdur sonradan tehdit içeren sözleri duysa dahi tehdit suçunun unsurları oluşmaz. Gıyapta tehdit suçu da TCK m.106 gereği cezalandırılır.

Somut olayda, sanığın, mağdur …‘ın gıyabında ve ona iletmek kastıyla yengesi …‘a, “ya Kübra’yı bana getirirsin ya da öldürürüm o Kübra’yı ya da kaçırır giderim” dediğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamında kalan bu sözlerin “tehdit suçunun ögelerinin oluşturmadığı” şeklindeki kanuni temelden yoksun gerekçe ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2019/12236).

Mağdurun gıyabında (yokluğunda) silahla tehdit suçu; silahın, mağdurun evi, arabası gibi sürekli kullandığı eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler bırakacak şekilde kullanılması halinde oluşur. Örneğin, bir kimsenin kahveye giderek silahını havaya kaldırıp “Ahmet’i yarın öldüreceğim” demesi silahlı tehdit suçuna vücut vermez, fail TCK m.106/1-1.cümle gereği tehdit suçunun temel şeklinden cezalandırılır. Ancak aynı kişinin mağdurun yokluğunda kahvenin önünde bulunan mağdura ait arabaya ateş ederek bu sözleri söylmesi halinde silahla tehdit suçu (TCK 106/2-a) oluşur.

Mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.(Y4CD-K.2020/5749 ).

Tehdit Suçu ve Kavga Sırasında Söylenen Sözler

Kavga sırasında söylenen sözler, o anki ruh halinden kaynaklanan, ani ve kızgınlıkla söylenen sözler olabilir. Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak haksız tahrik nedeniyle indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.

Somut olayda; mahkemenin kabulüne göre sanığın tartışma ve kavga sırasında katılana söylediği “Senin kafanı koparır aşağı atarım” biçimindeki sözlerin objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması ve tehdit suçunda tasarlama unsurunun aranmaması nedeniyle tehdit suçunun oluşacağı gözetilmeden, tartışma sırasında fevren söylendiği tehdit kastının bulunmadığı şeklindeki, kanuni ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Y4CD-K.2014/3045).

Şartlı Tehdit Suçu

Tehdit suçu, şarta bağlı olarak da gerçekleşebilir. Şartlı tehdit suçunun oluşabilmesi için failin iradesinin söz konusu şartı gerçekleştirme konusunda etkili olması gerekir. Failin şartın gerçekleşmesine hiçbir etkisi yoksa tehdit suçu da oluşmaz. Örneğin, “yerini bana kiraya vermezsen, dükkanını belediyeye kapattırırım” şeklindeki sözler şarta bağlı olarak sarf edilmiştir. Bu sözleri söyleyen failin dükkanı kapattırmak konusunda bir yetkisi varsa, örneğin belediyenin ilgili birimindeyse tehdit suçunun unsurları oluşur. Ancak failin dükkanı kapattırmak konusunda hiçbir yasal yetkisi yoksa tehdit suçunun unsurları oluşmaz. Şartlı tehdit suçunda failin şartın gerçekleşmesini sağlayacak kudreti olmalıdır.

Tehdit suçunun şarta bağlanması durumunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanığın iradesinin söz konusu şartın gerçekleşmesi hususunda etkili olması gerekir. Sanığın iradesinin söz konusu şartın gerçekleşmesi yönünde ne şekilde etkili olacağı tartışılıp açıklanmalı eğer sanığın şartın gerçekleşmesi için herhangi bir etkisinin olmayacağı açıksa suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmelidir. Sanığın katılana söylediği kabul edilen “iyiki erkek değilsin yoksa senin ağzını yüzünü dağıtırdım” şeklinde sözlerin, katılanın kadın olması nedeniyle bu olasılığın olay tarihi itibariyle gerçekleşmeyeceği açık olduğundan katılanın üzerinde korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli olmadığı gibi geleceğe yönelik bir zarar gerçekleştirileceği anlamı da taşımadığı gözetilmeden, tehdit suçunun oluştuğu kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır (Y4CD-K.2018/14600).

Tehdit Suçunun Cezası

1. Basit Tehdit Suçu ve Cezası (TCK m.106/1)

Tehdit suçunun basit halinde, mağdur haksız bir zarara uğratılacağı gerekçesiyle tehdit edilmekte, ancak mağdurun uğrayacağı muhtemel zarar ağır nitelikte bir zarar değildir. Basit tehdit suçunun yaşam hakkı veya malvarlığı değerlerine yönelen iki şekli vardır:

  • Tehdit suçunun basit şeklinin yaşam hakkı değerlerine yönelmesi halinde cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır. Yani, bir kişiye karşı tehdit suçu işlemek kastıyla “seni öldüreceğim” demek tehdit suçunun yaşam hakkı değerlerine yönelen basit şeklinin oluşmasına neden olur. Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

  • Malvarlığı değerlerine yönelik basit tehdit suçunda, suçun cezası 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Malvarlığı, ekonomik değeri olan her türlü menkul, gayrimenkul, işletme vb. gibi değerleri ifade eder. Mağdura, “senin arabanı yakacağım” demek suçun malvarlığına yönelen basit şeklini oluşturur. Yukarıda ifade ettiğimiz üzere malvarlığı değerlerine yönelen basit tehdit suçu mağdurun şikayetine bağlı olarak soruşturulur.

Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen tehdit suçunda, suçun kanundaki cezası yarı oranında arttırılır. Ayrıca hükmedilen hapis cezası ertelenemez. (7243 sayılı Kanun m.28).

2. Nitelikli Tehdit Suçu ve Cezası (TCK m.106/2)

Mağdurun daha savunmasız bırakılması veya daha çok korkutulması nedeniyle tehdit suçunun nitelikli hallerinin, yani ağır hallerinin işlenmesi halinde kanun ceza arttırımı yapılmasını öngörmüştür. Tehdit suçunun nitelikli hallerinin işlenmesi halinde faile 2 yıl ile 5 yıl arasında bir ceza verilmesi gerekir.

Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen tehdit suçunda, suçun kanundaki cezası yarı oranında arttırılır. Ayrıca hükmedilen hapis cezası ertelenemez. (7243 sayılı Kanun m.28).

İddianın ağırlığı nedeniyle suçun bu halinde bir ceza avukatı vasıtasıyla savunma yapmak veya iddiada bulunmak yararlı olacaktır.

3. Sağlık Çalışanlarını Tehdit Suçu ve Cezası

Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan tehdit (TCK m.106) suçlarında; yukarıdaki gibi tayin edilecek cezalar yarı oranında arttırılacaktır (3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 12).

Sağlık personeli, doktor, hemşire, ebe gibi sağlık çalışanlarını; yardımcı sağlık personeli ise hasta bakıcı, acil bakım teknikeri, ambulans teknikeri vb. sağlık çalışanlarını kapsamaktadır.

Tehdit Suçu Nasıl İspatlanır?

Tehdit suçu pek çok farklı yöntemle kanıtlanabilir, tehdit suçunda ispat araçları şu şekildedir:

1. Tanık Beyanı : Ceza muhakemesinde tanıklar delil kaynağı olarak önemli bir yere sahiptir. Tehdit suçu da tanık beyanı deliliyle ispatlanabilir. Örneğin, Ahmet, Ersin’le yaptığı konuşmayı hoparlöre vermiş, Ersin’in Ahmet’e yönelik telefonda “konuşmayı kes, yoksa gelir seni vururum” şeklindeki tehdit sözlerini tanık Ali hoparlörden duymuştur. Suçun faili olan Ersin’in tehdit içerikli sözlerini hoparlörden duyan Ali olayın tanığıdır. İletişim kayıtları dosyaya getirtilip Ali’nin tanık olarak beyanının alınmasıyla tehdit suçu ispatlanmış olur. Tanık beyanı, tehdit suçunun ispatı açısından uygulamada en çok başvurulan delil aracıdır.

2. İletişim Kayıtları: Tehdit suçu katalog suçlardan olmadığından tehdit suçu nedeniyle telefon dinlemesi yapılmamaktadır. Ancak, telefon HTS kayıtları (arayan-aranan kayıtları) dosyaya getirtilerek ispat açısından diğer delillerle birlikte değerlendirilmektedir.

3. Telefonunun Fiziken İncelenmesi ve SMS Mesajları : CMK m.134’e göre telefonun ve sim kartın incelenerek delillerin ortaya çıkarılması mümkündür. Telefonda bulunan SMS mesajları, videolar, fotoğraflar vb. her türlü dijital içerik incelenerek tehdit suçunun ispatı açısından kullanılabilir. 5271 sayılı CMK’nın 134. maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hakim kararı veya belirlenen sürelerde hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, sanığın rızası bulunsa dahi kolluk görevlileri tarafından şüphelilerin telefonlarının incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hukuka aykırı bir biçimde ele geçirildiğinin kabulü gerekir (Y10CD-K.2021/12899).

4. Gizli Ses, Görüntü veya Video Kaydı Almak: Gizli/izinsiz ses veya görüntü kaydı alarak hakaret suçunun ispatlanması bazı hallerde hukuka uygundur. Ani gelişen ve başka türlü ispatlama imkanının bulunmadığı bazı hallerde, örneğin iki kişinin baş başa olduğu hakaret içerikli sözlerin kaydı yapan kişiye karşı söylendiği bir ortamda gizlice alınan ses veya görüntü kaydı ceza yargılamasında delil değerine sahiptir. Ancak, sistemli ve planlı bir şekilde alınan ses veya görüntü kayıtları hukuka aykırı delil mahiyetinde olup tehdit suçunun ispatında delil değerine sahip olmadığı gibi suç da teşkil eder.

5. Whatsapp, Telegram vs. Uygulamalar: Whatsapp, telegram vb. uygulamalar üzerinden gönderilen sesli, yazılı ve görsel öğeler delil değerine sahiptir. Whatsapp vb. mesajlaşma kayıtlarının, CMK’nın 134. maddesi kapsamında görüşme tarihleri, saatleri belirtilerek, ayrıntılı diyaloglar şeklinde, ekran görüntülerine de yer verilerek denetime olanak verecek şekilde tutanağa bağlanması, bu şekilde düzenlemiş bir tutanak mevcut ise aslı ve denetime olanak verecek şekilde onaylı suretinin dosyaya konulması, söz konusu evrakların duruşmada sanığa okunarak diyeceklerinin sorulması, böylece tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir (Y10CD-K.2021/5922).

6. İnstagram, Twitter, Facebook vb. Sosyal Medya Araçları: Facebook, twitter, instagram gibi sosyal paylaşım siteleri ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerini Amerika Birleşik Devletleri adli makamları cevaplamamaktadır. Bu nedenle tehdit suçuna ilişkin bu ağlar üzerinden failin kimlik bilgilerine ancak yaptığı açık paylaşımlar veya mağdurun hesabı üzerinden yapılan yazışmalar yoluyla ulaşılabilmektedir. İnstagram, facebook veya twitter vb. sosyal ağlarda yer alan yazı, video ve görsel üzerinde kolluğun yaptığı tespitler tutanağa dönüştürülerek yargılamada belge delili mahiyetinde kanıt aracı olarak kullanılmaktadır.

7. E-Tespit Yoluyla İspat : Türkiye Noterler Birliği sunduğu hizmetle 7 gün/24 saat esasına göre internette herhangi bir web sayfası veya sosyal medya hesabı üzerindeki veri veya bilgiyi URL bazlı tarama yaparak tespit etmektedir. E-tespit talep eden kişi, içeriğini tespit etmek istediği URL’yi Noterler Birliği’nin veri tabanına gönderir, kendisine bir e-tespit başvuru numarası verilir, söz konusu başvuru numarasıyla mesai saatleri içinde herhangi bir notere başvurularak online yapılan tespit, kağıda dökülerek noter tarafından onaylanır. E-tespit yöntemiyle internet üzerinden işlenen suçlar kesin bir şekilde tespit edilmiş olur. Noterler Birliği’nin e-tespit amacıyla kullanılan web sayfasının adresi şu linktedir: E-Tespit Başvuru Sayfası

Tehdit Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında verilen kararın hukuk sisteminde hiçbir sonuç doğurmaması ve iyi halli geçirilen belli bir denetim süresi sonunda davanın düşmesiyle neticelenen bir muhakeme hukuku kurumudur.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tehdit suçu açısından da uygulanabilir. Mağdur, tehdit suçu nedeniyle genellikle doğrudan maddi bir zarara uğramaz. Bu nedenle hükmün açıklanamsının geri bırakılması kurumunun bu suç açısından uygulanabilmesi için zararın giderilmesi koşulu aranmaz.

Tehdit suçu, çoğu zaman “Hakaret Suçu” ile birlikte işlenmektedir. Hakaret suçu ile birlikte işlenmesi halinde dahi doğrudan oluşan bir maddi zarar olmadığı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilmek için zararın giderilmesi koşulu aranmaz.

Tehdit Suçu Cezasının Ertelenmesi veya Adli Para Cezasına Çevrilmesi

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Tehdit suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından hükmedilen hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Tehdit suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Ancak, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan tehdit TCK m.106) suçlarında; Türk Ceza Kanununun 51. maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz (3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 12). Özellikle belirtelim ki sağlık personeli kavramı, doktor, hemşire, ebe gibi sağlık çalışanlarını; yardımcı sağlık personeli ise hasta bakıcı, acil bakım teknikeri, ambulans teknikeri vb. sağlık çalışanlarını kapsamaktadır.

Tehdit Suçu Yargıtay Kararları


Sair Tehdit Suçu ve Şartlı Tehdit

5237 sayılı TCK’nın 106. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilerek tehdit suçunun temel şekli düzenlenmişken, anılan fıkranın ikinci cümlesinde malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit düzenlenmiş ve failin mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeden hareketle hayat, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı değerlerine yönelik tehdit dışında kalan bir ifadenin, sair tehdit olarak kabul edilebilmesi için açık bir kötülük bildirimi ve kastını içermesi veya oluşa göre tereddüde mahal vermeyecek şekilde bu yönde algılanması gerekmektedir. Bu nedenle, özellikle haksız bir fiil veya hukuksuz bir uygulamaya tepki olarak ortaya konulan ve yasal yollara başvuruyu da içinde barındırabilecek tarzda yorumlanabilecek ifadeler, sözlerin sarfedildiği doğal ortamın bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde, tehdit suçunun oluşması için aranan uygunluk, elverişlilik, yeterlilik koşullarını içermeyecektir. Sair tehdit eyleminde hukuka aykırılık öğesinin oluşması bakımından olayda hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması da zorunludur. TCK’nın 26. maddesinde “hakkını kullanan kişiye ceza verilmez” hükmü yer almaktadır. Anayasa’nın 36. maddesinde ise, herkesin yargı merciileri önünde iddia ve savunmada bulunma hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca, gerçek kişiler veya resmi mercilerin hukuka aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle kişilerin şikayet hakları da hak arama özgürlüğü kapsamında bu madde içerisinde değerlendirilmektedir. Şikayet hakkının kullanılması, kişilerin veya kamu görevlilerinin yasaya uygun davranmadıkları iddiasıyla idare veya yargı makamlarınca denetlenmelerine olanak sağlamaktadır. Şikayet edilen kişinin suç işlediği için cezalandırılması veya kamu görevlisinin hukuka aykırı davranışı nedeniyle disiplin işlemine ya da yargılamaya tabi tutulması sair kötülüğe uğratılması anlamına gelebilecek ise de, yasal hakkın kullanılması nedeniyle kişi cezalandırılamaz. Hukuksuz bir muameleye maruz kalan kişinin bu haksızlığı icra eden sivil veya kamu görevlisi olan kişiye, hukuk önünde hesaplaşması anlamına gelen sözleri söylemesi tehdit olarak düşünülmemelidir. Zira bu halde Anayasayla güvence altına alınan (m.74) şikayet hakkının kullanımı söz konusudur. Bu kişinin ilgili makamlara müracaat etmesi de, kendiliğinden hak alma ya da tehdit düşüncesiyle değil, şikayet hakkının kullanılması amacıyla hareket ettiğinin göstergesi olmaktadır.

Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur. Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir. Tehdit suçunun şarta bağlanması durumunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanığın iradesinin söz konusu şartın gerçekleşmesi hususunda etkili olması gerekir. Sanığın iradesinin söz konusu şartın gerçekleşmesi yönünde ne şekilde etkili olacağı tartışılıp açıklanmalı eğer sanığın şartın gerçekleşmesi için herhangi bir etkisinin olmayacağı açıksa suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmelidir. (4. Ceza Dairesi 2019/3486 E. , 2019/13619 K.)

Silahla Tehdit Suçu ve Mala Zarar Verme İçtima

Sanığın, alacağını istemek için gelen ….’le tartıştıktan sonra evinden tüfek aldığı, bunun üzerine …’in arabalarına binip uzaklaştıkları sırada arkalarından 4-5 el ateş ettiği, arabanın arkasında saçma taneleri ile meydana gelen izler olduğu anlaşılmakla; sanığın malvarlığına zarar verme suretiyle değil, arabanın içinde bulunanları doğrudan tehdit amacıyla ateş etmesi nedeniyle, TCK’nın 106/3. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, 44. maddesi gereğince 106/2-a 43/2. maddesinde tanımlanan tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, sair tehdit ve mala zarar verme suçlarından hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/15328 E. , 2015/29742 K.).

İmzasız Mektupla Tehdit Suçunda Failin Belirlenebilir Olması

Sanığın, posta aracılığıyla “kişiye özeldir” notuyla gönderdiği imzasız mektupla katılanı tehdit etmekten ibaret eyleminde, söz konusu mektupta davanın esasının belirtilmesi ve esası belirtilen dosyada sanıktan başka davacının bulunmaması, davalısının ise kamu tüzel kişiliği olması nedeniyle sanıktan şüphelenilmesi üzerine soruşturma başlatılması nedeniyle “imzasız mektup” unsurunun oluşmadığı, bu haliyle eylemin TCK’nın 106/1 ikinci cümlesi maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, aynı Kanunun 106/2-b maddesi gereğince hükümlülük kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4CD - Karar : 2020/6640).

Sanığın suça konu tehdit içerikli mesajları katılana yüz yüze değil mail göndermek suretiyle ulaştırması, göndericisinin kimlik bilgilerini içermeyen elektronik mailin imzasız mektup sayıldığında kuşku bulunmaması, katılana ait e-mail adresinin bilinmesi nedeniyle tehdit içerikli mesajların hangi bilgisayar veya IP adresinden gönderildiğinin saptanmasının teknik olarak mümkün olması ve katılanın söz konusu olay nedeniyle vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçesinde, şüphelendiği sanığın da ismine yer vermesi hususları birlikte gözetildiğinde; inceleme konusu olayda kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya imzasız mektupla işlenen tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen basit tehdit suçuna uyduğu kabul edilmelidir (CGK-K.2021/363).

Arabanın Üzerine Not Yazılı Kağıt Bırakılması Basit Tehdit Suçudur

TCK’nın 106. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle” işlenen nitelikli tehdit suçundaki seçimlik hareketlerin suç oluşturabilmesi için, eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerekmektedir. Failin biliniyor olması halinde korkunun etkisinin artmayacağı kabul edilmelidir.

Somut olayda sanığın, katılanlardan …’a ait aracın camına suça konu yazının bulunduğu kağıdı bıraktığının katılanlar tarafından görülmesi ve yazının sanık tarafından bırakıldığının bilinmesi karşısında; eylemin TCK’nın 106. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen tehdit suçunu değil, aynı Kanun’un 106. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suçun vasıflandırılmasında hataya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/4499 E. , 2022/4186 K.).

Suç Örgütünün Korkutucu Gücünden Yararlanma Öğesi

sanığın, aralarında var olan önceye dayalı husumet nedeniyle kayırbiraderi olan mağduru önce cep telefonunundan arayarak “seni öldüreceğim,ayağına denk al,bundan sonra dikkatli ol,dikkatli gez” dediği, ardından gönderdiği masajda yer alan “bundan sonra aklını başına al,benden günah gitti,adımını sağlam at da topallama çukura düşüp de,beni daha tanımadın,Çakıcı’ya kadar yolum var,adam ol adam”biçimindeki sözlerle tehdit ettiği olayda, tehdit suçunda bir suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararalanma öğesinin ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçeyle TCK’nın 106/1-1. maddesi yerine aynı maddenin ikinci fıkrasının d bendi uyarınca hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/11520 E. , 2016/12730 K).

Zincirleme Silahlı Tehdit Suçu

Sanığın hakkında haciz işlemi yaptıran müşteki …’a sinirlenip iş yerine av tüfeğiyle giderek Yurdakul’un babası olan müşteki …’ı av tüfeğiyle tehdit ettikten sonra iş yerinde olmayan müşteki Yurdakul’u gıyabında tehdit etme eylemlerinin aynı olay bütünlüğü ve kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında zincirleme suç hükümleri gereği TCK’nın 106/2-a ve 43/2. maddeleri uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan tehdit ve silahla tehdit suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2020/9984).

Oyuncak Silah Gerçek Gibiyse Silahla Tehdit Suçu

18.06.2013 tarihli duruşmada “sanığın suçta kullandığı oyuncak tabancanın görünüşü ve tabancaya ait detayların çoğunu ihtiva etmesi nedeniyle korkutuculuk özelliğine sahip olduğu, birisine uzaktan gösterildiğinde gerçek silahtan farklı görülmeyecek nitelikte olduğunun” bizzat mahkeme tarafından tespit edilmesi karşısında, yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2019/18077 ).

Sair Tehdit Suçu

Sanığın, müştekinin telefonuna gönderdiği mesajlardan birisinde “ama artık bitti Berat bu gece kendi canına kıyacak” şeklindeki sözlerin, müştekiye yönelik bir tehdit unsuru içermediği, diğer mesajda geçen “Ben karakoldayım rahatladın mı şerefsiz, elbet bu cezam bitecek “ şeklindeki sözlerin ise sair tehdit suçunu oluşturabileceği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile TCK’nın 106/1-1., 43. maddelerinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2018/122).

Sanık …‘ın oğlu ile katılan …‘ın kızı arasındaki nişanın bozulması üzerine, sanığın karşı tarafa vermiş oldukları altınları istediği; verilmediği taktirde düğünlerinde rezalet çıkaracağını söylediğini kabul ettiği ve sanığın bu sözlerinin sair tehdit suçunu oluşturduğu halde yerinde görülmeyen gerekçe ile beraat hükmü kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar:2020/3346).

Akrabalar Arasında Tehdit Suçu

Sanığın sarhoş bir vaziyette, babası olan mağduru itekleyerek “burayı yakacağım, ölmediniz ki elinizden kurtulayım” diye tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, öfkenin suç kastını kaldırmayacağı ve tehdit suçunda tasarlama öğesinin bulunmadığı, ayrıca tehditin objektif olarak korku yaratacak nitelikte bulunduğu bu nedenlerle olayda tehdit suçunun oluştuğu gözetilmeden, sanığın tehdit kastının bulunmadığı, sözlerin mağdur üzerinde ciddi endişe ve korku yaratacak nitelikte bulunmadığı nedenlerine dayanılarak yasal temelden yoksun gerekçeyle hükümlülüğü yerine beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2005/19478).

İşyerine Ateş Etmek Suretiyle Silahla Tehdit Suçu

Sanığın mağdurun işyerine doğru tabanca ile ateş etmesi şeklindeki eylemin, 5237 sayılı Tck’nın 106/2-a maddesinde tanımlanan silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Fail silahlı tehdit suçundan cezalandırılmalıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/11609, Karar No: 2015/17483, Tarih: 16.2.2015).

Mektup Yoluyla Hakaret ve Tehdit Suçu İşlenmesi

Sanık arakadaşına gönderdiği mektupla mahkumiyet kararı veren mahkeme üyelerini tehdit ve hakaret eylemlerinin aynı mektup içeriğinde yer alsa da, tehdit ve hakaret suçlarının ayrı ayrı suçlar oluşturduğu, suç oluşturan birden fazla eylem bulunması nedeniyle fikri içtimaya ilişkin TCK’nın 44. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, tehdit ve hakaret suçlarından ayrı ayrı ceza verilmesi gerekir, yalnızca hakaret suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/11495 karar).

Silahla Tehdit Suçu ve Mala Zarar Verme

25 metre mesafeden mağduru doğrudan hedef almaksızın, mağdurun otomobilinin alt ve yere yakın bölgelerine isabet sağlayacak şekilde birden fazla ateş edip yaptığı atışlar sonucu otomobilde maddi zararın oluştuğu olayda; tek eylemle biri başkasının malına zarar verme suçu ve diğeri silahla tehdit suçu olmak üzere iki suç oluşup, TCK’nın 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan TCK’nın 106/2-a maddesi uyarınca sanığın cezalandırılması gerekir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar No: 2013/7594).

Silahla Tehdit ve Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma

Müşteki ile arasında bir alacak meselesi bulunan sanığın, müştekinin evinin önüne gelip, “bu sana ders olsun” diyerek havaya birkaç el ateş etmesinden ibaret eyleminin, TCK’nın 106/2-a maddesine uyan silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu ancak aynı Kanunun 44. maddesi uyarınca, sadece en ağır cezayı gerektiren tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ve kanuni olmayan hukuki nitelendirme ile ayrıca TCK’nın 170/1-c maddesindeki genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2101).

Sanığın, müştekinin altı dükkan üstü ev olan ikametine av tüfeğiyle iki el ateş etmekten ibaret eyleminin; 106/2-a maddesine uyan silahla tehdit ve 170/1-c maddesinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, aynı Kanunun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü uyarınca, sadece daha ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yetersiz ve Kanuni olmayan gerekçelerle, 106/1. maddesinin 1. cümlesi kapsamında basit tehdit ve aynı Kanunun 170/1-c kapsamında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından iki ayrı mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2013/15558).

Silahla Tehdit Suçunda Alt Sınırdan Uzaklaşma Gerekçesi

5237 Sayılı T.C.K.nun 170/1. maddesinde: “eylem başka bir suç oluştursa bile, …” ( genel tehlike yaratma suçundan dolayı ) ayrıca ceza verileceğine dair bir düzenlemenin bulunmaması ve incelenen olayda sanığın, daha önceden mağdura “seni öldüreceğim, yaşatmayacağım” diyerek silahla mağdurun bulunduğu yöne doğru 1 el ateş etmesinden ibaret eylem sebebiyle sanık hakkında 44. maddesi aracılığıyla 106/2-a maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerekirken, ayrıca 170/1-c maddesi uyarınca hüküm kurulması bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2013/17430).

Korkutmak Amacıyla Caddede Silahla Havaya Ateş Açmak

Sanığın silahla kardeşi olan temyiz dışı diğer sanığın arkasından mağdura ait işyerine gittiği, işyerindeki kavga esnasında ve kaçarken cadde üzerinde mağdur ve yakınlarını korkutmak amacıyla havaya 8 el ateş etmek şekilnde gerçekleşen eyleminin 106/2-a madde ve fıkrasında tanımlanan silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2017/3694).

Tehdit Suçunda Muhtemel Haksız Saldırı Unsuru

“Dua et meslek mensubumsun ve de üstelik resmisin yoksa, bana ayak üstü tehditler savuracak adamı burada döverdim” şeklindeki sözler ileride gerçekleşmesi haksız bir saldırı niteliğinde olmadığından tehdit suçunun şartları oluşmamıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar No: 2013/13806).

Failin Tehdit Kastıyla Hareket Ettiğini Gösteren Olgular

“Kardeşim karşımdan çek git, ben seni tanımıyorum, bu araziye kimse çivi çakamaz, burada herhangi bir çivi dahi çakılsa burayı tekrar darmadağın eder, tekrar yıkarım” şeklindeki sözler, failin daha önce aynı fiili işlemiş olması nedeniyle tehdit kastıyla söylendiğinden tehdit suçunu meydana getirir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar No: 2012/42149).

Taksi Ücretini Ödememek İçin Silah Çekmek Tehdit Suçudur

Fail, bindiği taksiden inerek taksiciye ücretini ödemeyeceğini söylemiştir. Taksicinin “haraç mı alıyorsun” sözü üzerine silahını çıkararak “evet haraç alıyorum” şeklindeki sözleri yağma suçunu değil, TCK 106/2-a’daki silahla tehdit suçunu oluşturur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu -Karar No: 2013/35).

Kamu Görevlisinin Kamusal Yetkiyi Kullanmakla Tehdit Etmesi

Belde Belediye Başkanı olan sanığın belde sakinlerinden birinin evini icra yoluyla satın alan şahsın eşini makamına çağırıp “evini eski sahibine satılması hususundaki teklifinin kabul olunmaması üzerine “bu evi sana yar etmem, zaten ruhsatı yok yıktırırım şeklindeki sözleri tehdit suçunu oluşturur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli ve uygun olması yeterlidir. Ayrıca somut olayda muhatap üzerinde etkili olması gerekli değildir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar No: 2011/17641).

Eski Kız Arkadaşını Tehdit Etme

Eski kız arkadaşına “Benden kolay kurtulamazsın, seni bırakmam, inan yüzüne kezzap dökerim” şeklinde not gönderen failin fiili tehdit suçunu oluşturur. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup, genel kast suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Tehdit suçunda, olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar No: 2009/14671).

Sair Tehdit Suçu (TCK 106/1-2.cümle)

İddianamede, sanığın duruşmanın bitiminde müştekilere parmağını sallayarak onlara hitaben “az kaldı, göstereceğim, ben bu adaletten korkmuyorum, cezaevinden çıkacağım gösteririm” şeklinde sözler söyleyerek tehdit ettiği belirtilerek TCK’nın 106/1-2.cümlesinin uygulanması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece de eylem iddianamede açıklandığı şekilde kabul edildiği halde suçun nitelendirilmesinde hataya düşülerek sanığın TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Oluşa uygun kabule göre, sanığın katılanlara söylediği iddia ve kabul edilen “Az kaldı, göstereceğim, ben bu adaletten korkmuyorum, cezaevinden çıkacağım gösteririm” biçimindeki sözler mağdurların hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirmeyi bildirme niteliğinde olmayıp, maddede sayılan hangi hukuksal değere yönelik olduğu açıkça belli olmadığından ikinci cümle kapsamındaki sair tehdit suçunu oluşturmaktadır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar:2017/17953).

İddianamede sanığa atfedilen ve mahkemece de kabul edilen “benden kork, bizim evin kapısından nasıl geçeceksin” biçimindeki tehdit içerikli sözlerin, TCK’nın 106/1-son cümlesi kapsamında kalan sair tehdit suçunu oluşturmasına karşın, sanığın anılan Kanun maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-K.2021/29846).

Suç Örgütlerinin Korkutucu Gücünden Yararlanarak Tehdit Suçu

TCK’nın 106/2-d maddesinde tanımlanan ağırlaştırıcı nedeninin uygulanabilmesi için, tehdit “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak” işlenmelidir. Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK’nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. Bendin ağırlaştırıcı neden olarak kabulü, tehdidin kaynağının suçla irtibatlı organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleştirilme olasılığının yüksekliği, tehlikenin nerede, ne zaman ve ne şekilde geleceğinin kestirilememesi, buna bağlı olarak da korunma ya da savunma yapmanın zor oluşudur. Korkutucu güç olarak “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin” kullanılması, fiilin tehlikeliliğini, failin ise ciddiliğini, kararlılığını ortaya koyarken, mağdurda, muhatap olacağı bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişe yaratmaktadır. Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir. Yargılamaya konu somut olayda; medikal malzeme satan sanığın, e-mail adresinden müştekinin yetkilisi olduğu … Gazetesi’nin e-mail adresine “İğrenç bir milletsiniz, size kucak açıp bağrına basan bu millete karşı düşmanlığınız ve bize her fırsatta çamur atmanız tam bir iğrençlik ve bunun sorumlusu bu hükümet. Siz iğrenç, sadakatsiz, üç kuruşa milletini vatanını satacak milletsiniz. Unutmayın bizde daha çok Çatlılar, Samastlar var pis ermeniler” şeklinde tehdit içerikli mail göndermesi üzerine, iddianamede sanığın TCK’nın 106/2-b-d maddesinin uygulanması isteğiyle dava açıldığı, aynı gerekçelerle TCK’nın 106/2-d maddesiyle mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. Ancak, yargılama konusu tehdit suçunda bir suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanma öğesinin ne şekilde gerçekleştiği ve bunun sübutuna dair kanıtların neler olduğu karar yerinde açıklanıp, kanıtlarla ilişkili biçimde tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle suçun nitelikli halinin oluştuğu kabul edilip hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2015/25931).

Kavga Sırasında Söylenen Sözler ve Tehdit Suçunda Kast

Kavga ve tartışma sırasında, haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma sebebiyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi ve önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulünün mümkün olmaması karşısında, mahkemece “sanığın sarf ettiği, tehdit içerir sözlerin bu tartışma ve kavga sırasında söylendiği, tartışma ve kavga sırasında söylenen tehdit içerir sözlerin de tehditin ciddi ve korkutucu olma özelliklerini taşımayacağı” şeklindeki kanuni olmayan ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/11397).

Kızgınlık ve Öfkeyle Tehdit Suçu

Mahkemenin kabulüne göre sanığın katılana söylediği “evi boşaltsınlar, boşaltmazlarsa elime et keserini alıp geleceğim, olay çıkaracağım, ben kafama koyduğumu yaparım bilirsin” biçimindeki sözlerin objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması ve tehdit suçunda tasarlama unsurunun aranmaması nedeniyle tehdit suçunun oluşacağı gözetilmeden, kızgınlık ve öfke haliyle söylendiği, tehdit kastının bulunmadığı şeklindeki, kanuni ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2015/18626).

Tehdit Suçuna Elverişli Olmayan Sözler

Sanığın, katılana söylediği kabul edilen, “elbette bir gün sizin de ayağınız kayar, sen de buraya düşeceksin, nice paşalar geldi, elbette düştükten sonra hesaplaşacağız” biçimindeki sözlerin, sonuç almaya elverişli, objektif olarak katılan üzerinde ciddi bir korku ve endişe doğuracak nitelikte bulunmaması nedeniyle tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18.Ceza Dairesi - Karar: 2016/14424).

Gıyapta Tehdit Suçunda Mağdurun Tehditi Duyması Şart Değildir

Tehdit eyleminden kurulan hükme gelince;

Sanığın, kardeşi olan mağdur Taner’in yaşadığı konutun önüne elinde tüfekle gelerek “Taner dışarı çıksın onu vuracağım sonra da kendimi vuracağım” diyerek av tüfeği ile havaya iki el ateş ettiği iddiasıyla dava açıldığı anlaşılmıştır.

Sanığın, uzun süredir konuşmadığı ancak akrabaların araya girmesi ile barıştığı kardeşi mağdur Taner’le başka bir köyde tartıştığı, daha sonra aşırı alkollü olduğu halde yanında tüfekle Taner’in evinin önüne gelerek evde olduğu zannıyla “Taner dışarı çıksın, kendimi de Taner’i de vuracağım” dediği, havaya iki el ateş ettiği, kendisine müdahale ederek elindeki tüfeği almaya çalışan babasına da tüfekle vurarak yaraladığı, mağdur Taner’in bu sırada evde olmadığı, annesi olan tanık Selcan’dan, kardeşi olan sanığın babasını yaraladığını öğrenerek evine geldiği, aynı gün alınan kolluk ifadesinde “avlusunun içinde tüfekle ateş eden kardeşinden şikayetçi olduğunu” söylediği, mahkemece, “sanığın bu tehdit sözlerinin müşteki Taner’e iletilmediği ve müştekinin de bu olaydan haberinin olmadığı, olay yerinde de müştekinin bulunmadığı, bu durumda sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” şeklindeki gerekçelerle beraat kararı verilmiş ise de, sanığın, mağdurun konutunun önünde ateş ettiğinden haberdar olduğu, bu durumda iletme kastının varlığının da kabulü gerektiği, mağdur tehdit içeren sözleri duymamış, ateş edilmeyi görmemiş olsa da gıyabında tehdit suçunun oluştuğu gözetilmeden, yasal olmayan gerekçelerle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/8736).

İnternet Üzerinden Tehdit Suçunda Delillerin Araştırılması

Şikayetçi vekili tarafından sunulan 14/03/2017 havale tarihli şikayet dilekçesinde, M…‘nun facebookta yer alan M… isimli hesabından paylaştığı canlı yayın videosunun altına, 12/03/2017 tarihinde M… kullanıcı ismiyle “M…, seni öyle bir döverim ki vücudunda kırılmadık kemik bırakmam. Adam ol aklını başına al” şeklinde tehditte bulunulduğunun belirtildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve şikayetçi vekiline 05/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, anılan karara şikayetçi vekili tarafından eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle 20/04/2017 tarihinde itiraz edildiği, itirazın, mercii Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kesin nitelikteki kararıyla reddedildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

Her ne kadar facebook, twitter, instagram isimli sosyal paylaşım siteleri ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerini ABD adIî makamlarının cevaplamadığı, bu nedenle şüphelinin fiziki kimliğine ulaşılamadığı, ilgili sitenin bağlı olduğu internet servis sağlayıcılarının ve yer sağlayıcılarının yurtdışı kaynaklı olduğu ve yabancı ülke şirket ve sunucularının kullanılması nedeniyle elektronik delil elde etme imkânının da mevcut olmadığı, bilişim suçlarının yapısı gereği İnternet ortamında elde edilebilecek delillerin yokluğu ve şüpheli ya da şüphelilerin teşhis edilememesi halinde başka türlü delil elde etme olanağının bulunmadığı, bu aşamada soruşturmanın devamı halinde yeni delillere ulaşmanın teknik ve hukukî açıdan mümkün olmadığı, müştekinin şikâyetine konu edindiği olay ile ilgili olarak şüpheli ya da şüphelilere ulaşılmasına imkân veren hiçbir delil de sunmadığı gerekçeleriyle şikayetçinin iddiaların soyut nitelikte kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar karar verilmiş ise de, şüphelinin facebook adlı sosyal paylaşım sitesindeki profil bilgilerinin ve diğer hususların araştırılarak şüphelinin kimlik bilgilerinin tespit edilmeye çalışılması, ABD adlî makamlarıyla istinabe yapılması ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik soruşturma neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bu nedenle itirazın reddine dair mercii Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında isabet bulunmadığı anlaşılmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2018/4172).

Silahla Tehdit ve Meşru Savunma

Sanık V. Ç. hakkında genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan kurulan hükümde ise;

Katılan A. tarafından tabanca ile ateş etme neticesinde sanık V.’ın yaralandığı, bunun üzerine sanık V.’ın kendini korumak ve katılan A.’i uzaklaştırmak için tabanca ile katılanın aracına doğru bir el ateş ettiği şeklindeki kabulü karşısında, sanık V.’ın eyleminin silahla tehdit suçunu oluşturduğu ancak eylemin meşru savunma kapsamında kalmasına karşın, TCK’nın 25/1. ve CMK’nın 223/2-d maddeleri gereğince sanık hakkında beraat yerine ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/567).

Tehdit Suçunun Yaralama ve Mala Zarar Verme Suçlarıyla İçtima İlişkisi

TCK’nun 106. maddesinin üçüncü fıkrasında ise tehdit suçuyla ilgili özel bir içtima kuralına yer verilmiş, bu fıkraya dair madde gerekçesinde; “…tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı cezaya hükmedileceği belirtilmiştir. Kişi tehdidinin ciddiliğini vurgulamak için, bir başkasını öldürmüş veya yaralamış ya da malına zarar vermiş olabilir. Bu gibi durumlarda gerçek içtima hükümleri uygulanarak ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmedilmelidir” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

Fail, tehdidin ciddiliğini göstermek için bir başkasını öldürebilir, yaralayabilir ya da malına zarar verebilir. Bu gibi durumlarda fail sadece gerçekleşen bu araç suçlardan değil gerçek içtima hükümlerince hedef suç olan tehditten dolayı da cezalandırılacaktır. ( Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 15. Bası, Ankara, 2015, s.362 ) Örneğin; A, komşusu B’nin evini kendisine satmak üzere boşaltmasını istemektedir. Bu sebeple korkup kaçsın diye av tüfeğiyle evinin duvarlarına ve pencerelerine ateş etmiştir. Bu durumda fail hem silahla tehdit suçundan, hem de mala zarar verme suçundan cezalandırılacaktır. Yine bir kimse, geceleyin mağduru korkutmak için evine ateş ettiğinde hem mala zarar verme, hem de silahla tehdit suçunu işlemiş olacaktır. Aynı durum, tehdit amacıyla topuktan vurma olaylarında da uygulanacak, eylemin tehdit amacıyla gerçekleştirildiği ispat edilirse fail kasten yaralama suçunun yanı sıra silahla tehdit suçundan da cezalandırılacaktır. ( Osman Yaşar - Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Adalet Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2014, s.3580 )

Uyuşmazlık konusu olayda suçun maddi unsurunu oluşturan eylemin ne olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığına göre; tespit edilen eylemin tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenebilmesi için, manevi unsurun, bir başka deyişle suç kastının açıkça ortaya çıkartılması gerekmektedir.

TCK’nun 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan kast, kişinin iç dünyası ile ilgili bir kavram olduğundan, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgu dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmelidir. Kişinin eyleminin, bir suçu oluşturup oluşturmadığının, oluşturuyorsa da hangi suçu oluşturduğunun saptanması için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanık ile daha önceden aralarında anlaşmazlık bulunan katılanın, olay tarihinde saat 04.00 sıralarında alkollü vaziyette kullandığı araçla sanığın evinin önünden geçerken patinaj yapıp, yüksek sesle müzik dinleyerek sanığı uyandırması üzerine sanığın yanına gittiği katılanı önce uyardığı, hemen ardından jandarmaya haber verip oğluna ait av tüfeğini alarak olay yerinde bulunan tanık …‘nin tüm uyarılarına rağmen katılanın aracının sol arka tekerine iki el ateş ederek lastiğini patlattığı olayda; tüfeği katılana doğrulttuğuna dair hakkında bir iddia bulunmayan sanığın, katılana tehdit içeren bir söz de söylemeden sadece katılanın aracının lastiğine ateş edip, lastiğin patlamasına sebebiyet vermesi, sanığın, katılanın gece vakti kendisini rahatsız etmesine duyduğu kızgınlık sonucunda jandarma görevlileri gelmeden katılanın aracıyla kaçmasını engellemek istediğine dair savunması, bu savunmayı doğrulayan tanık …‘nin anlatımları ile jandarmaya haber verildiğine dair olay tutanağı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın katılanı korkutma kastıyla hareket etmediği, kastının mala zarar vermeye yönelik olduğu, bu durumda 106/3. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı ve sanığın eyleminin sadece mala zarar verme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir (Yargıtay CGK - Karar: 2017/372).

Silahla Tehdit ve Yaralama Suçu

Sanığın, aralarında husumet bulunan katılan M.. P..’ın işyerinin önünde oturan müşteki Onur’u elinde silah varken burada oturmamasını söyleyerek öldürmekle tehdit ettikten sonra tartışma çıkınca müştekiye doğru bir el ateş ettiği, daha sonra katılan Mustafa’nın dükkanına doğru bir el ateş ettiği olayda, eylemlerin, zincirleme silahla tehdit ve yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeden TCK’nın 106/1-1 ve yaralama suçlarından hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi -Karar : 2016/881).

Sanığın bıçağı çıkartarak mağdura “keseyim mi” şeklinde beyan ile birlikte aynı bıçakla mağdurun kafasına vurarak yaraladığı olayda, sanığın kastının silahla yaralama suçuna yönelik olduğu gözetilmeden ayrıca silahla tehdit suçundan yazılı şekilde hüküm tesisi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2020/4614).

Sanığın, kavga sırasında, “hepinizi keserim” dedikten sonra yaralama eylemini gerçekleştirmesi karşısında, bu sözlerin yaralama niyetini açıklama niteliğinde olduğu, olayda, tehdit suçunun manevi unsuru oluşmamıştır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi-K.2021/6968).

Yaralama Kastı ile Tehdit

Sanığın “şu an çok sinirliyim seni öldürürüm” diyerek katılanı yaralamış olması karşısında, tehdit içeren sözlerin yaralama eyleminin irade açıklaması olduğu, bu nedenle eylemin bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/12715 E. , 2022/20721 K.)

Tehdit Suçunda Telefon Delilinin Araştırılması

Sanığın aşamalardaki savunmalarında ……numaralı hattı kendisinin kullanmadığını beyan etmesi ve dosya kapsamından bu hattın 24/01/2015 tarihinde vefat ettiği anlaşılan … adına kayıtlı olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın kullanımında olduğu iddia edilen telefon numarasının, suç tarihini kapsar şekilde HTS kayıtlarının celbi ile bu hat ile görüşülen kişiler tespit edilip, tanık olarak beyanları alınarak sanıkla bir yakınlıkları olup olmadığı, telefon hattını sanığın kullanıp kullanmadığı hususunun araştırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırı ve sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar : 2019/12613).

Silahla Tehdit Suçunda Haksız Tahrik

Sanığın, katılan …‘in kendisine ait daireyi gösterecek şekilde güvenlik kamerası taktırdığı, bu şekilde özel hayatına müdahale ettiği, katılanı kamerayı kaldırması yönünde bir çok kez uyardığı, olay günü binaya girerken katılan ve yanındaki çalışanlarının kendisine dil çıkarttığı, ayrıca katılanın kendisini tehdit ettiği, bu durum üzerine sinirlenerek kamerayı kırdığı ve olayın devamında silahla ateş ettiği yönündeki savunması karşısında, olayın çıkışı ve gelişimi üzerinde durularak silahla tehdit suçu yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2020/5127).

Tehdit Amacıyla Birden Fazla Kişiye Mektup Gönderme

Suç tarihinde cezaevinde bulunan sanık …‘ün, boşanma aşamasında olduğu eşi mağdur … Bülbül’e ve aynı evde ikamet etmekte olan kayınbiraderi mağdur …’e, tek bir zarf içerisinde, ancak mağdurlara hitaben ayrı ayrı yazılmış tehdit içerikli iki mektup gönderdiği olayda;

Sanığın mağdurlara hitaben ayrı ayrı mektup yazması eylemleri, gerçekleştirilmesi düşünülen suç öncesi birer hazırlık hareketi niteliğinde olup, suçun icrai hareketinin, farklı mağdurlara yönelse de hukuki anlamda tek bir fiil olarak değerlendirilmesi gereken mektupları “gönderme” eylemi ile gerçekleştirildiğinin kabulü ve hukuki anlamda tek bir fiilden ibaret olan tehdit suçundan TCK’nın 43/2. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun’un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılarak cezanın belirlenmesi gerekmektedir. Kaldı ki sanık aynı içerikteki sözleri tek bir mektupla mağdurlara gönderseydi eylemi yine zincirleme şekilde işlenen tek suç olarak değerlendirilecek ve bundan kuşku duyulmayacaktı. Sırf, aynı sözlerin farklı kağıtlara yazılarak tek bir zarfla gönderilmesinin iki ayrı suç olarak değerlendirilmesi hakkaniyete aykırıdır (YCGK - Karar : 2018/541).

Sonuç Almaya Elverişli Olmayan Hareketten Tehdit Suçunda Beraat

Sanığın, müştekiye hitaben “senin yanında kadın olmasaydı kafanı gözünü patlatırdım.” biçimindeki sözler söylediğinin iddia edilmesi ve sanığın yanında bayan olması nedeniyle bu olasılığın olay tarihi itibariyle gerçekleşmeyeceği açık olduğundan üzerlerinde korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli olmadığı gibi geleceğe yönelik bir zarar gerçekleştirileceği anlamı da taşımadığı gözetilmeden, iddianame kapsamı dışındaki sözlerin tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması bozma nedenidir (Yargıtay 4. CD-K.2017/19670).

Zincirleme Silahla Tehdit Suçu

Sanığın, olay günü müşteki … ile tartıştıkları ve “evlatlarımı niye benden kaçırıyorsunuz, sizin canınızı alacağım” diyerek müşteki Zeliha’yı tehdit ettiği, kısa bir süre sonra olay yerine müşteki …’nin geldiği ve tartışmanın devam etmesi üzerine sanığın müşteki …’yi çakısını çekerek ölümle tehdit ettiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında; sanığın aynı olay bütünlüğü içerisinde, aynı kastla müştekilere yönelik olarak gerçekleştirdiği eylemlerinin bir bütün halinde TCK’nın 106/2-a ve 43/2. maddelerine uyan zincirleme şekilde silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, iki ayrı tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2019/7516).

Tehdit suçu, kişinin özel ve sosyal yaşamında huzur içinde yaşama hakkını koruyan bir suçtur. Özellikle nitelikli tehdit suçunun cezası bu işlevine paralel olarak belirlenmiştir. Ancak uygulamada yeterince etkin soruşturma ve kovuşturma yapılmadığından tehdit suçu adil bir şekilde yargılanamamaktadır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS