0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Taksirle Yaralama Suçu Nedir? (TCK 89)

Taksirle adam yaralama suçu, iş kazası, trafik kazası, doktor hatası vb. gibi sayısız nedenlerle bir kimsenin vücuduna taksirle zarar verilmesi halinde meydana gelir. Taksirle adam yaralama suçu TCK 89. maddede düzenlenmiştir. Taksirle yaralama suçu ile kasten adam yaralama suçu arasındaki en önemli fark, taksirle yaralamada failin dikkatsiz ve özensiz davranışı neticesinde yaralamanın gerçekleşmesidir.

Sosyal yaşam içerisinde her birey belli ölçüde dikkatli ve özenli hareket etmek, başkalarına zarar vermemek için gerekli önlemleri almak zorundadır. Bazı kimseler açısından, dikkat ve özen yükümlülüğü daha sıkıdır. Örneğin, bir müteahhit iş güvenliği kurallarına uymadan işçi çalıştırdığında inşaatta meydana gelen yaralanmalardan taksirli suç kapsamında sorumludur.

Taksirle adam yaralama suçu işleyen fail aleyhine, mağdurun, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı vardır.

Taksirle yapılan davranış neticesinde ölüm gerçekleşirse taksirle ölüme sebebiyet verme suçu işlenmiş olur.

Taksirle Yaralama Suçu Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma

Taksirle adam yaralama suçu şikayete tabi suçlardandır. Şikayet süresi, suçun işlenmesinden ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır.

Bilinçli taksirle adam yaralama suçu işlenmesi halinde, sadece suçun TCK md. 89/1’de yer alan basit hali şikayete tabidir. Suçun TCK md. 89/2-3-4’te düzenlenen nitelikli halleri bilinçli taksirle işlendiği takdirde takibi şikayete tabi değildir, savcılık tarafından resen soruşturulur.

Taksirle yaralama suçu için dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Belli koşulların gerçekleşmesi halinde zamanaşımı süresi 12 yıla kadar çıkabilmektedir.

Taksirle yaralama suçu (TCK md.89), taraflar arasında uzlaşma prosedürü uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Uzlaşma kapsamında olan suçlarda, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması, uzlaşma sağlanmazsa soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmesi gerekir.

Taksirle Basit Yaralama Suçunun Cezası

Taksirle adam yaralama suçu basit halinin cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır (TCK 89/1). Yani, mahkeme sanığa ya hapis cezası verecek ya da adli para cezası verecektir. Mahkeme yargılama neticesinde sanığın hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermişse, artık bu ceza adli para cezasına çevrilemez.

Taksirle Nitelikli Yaralama Suçunun Cezası (TCK 89)

  • TCK md. 89/2 gereği taksirle yaralama fiili, mağdurun;

    • Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
    • Vücudunda kemik kırılmasına,
    • Konuşmasında sürekli zorluğa,
    • Yüzünde sabit ize,
    • Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
    • Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

neden olmuşsa suçun basit şeklinin işlenmesi halinde verilen ceza yarısı oranında artırılır. Yani sanığa, 4,5 aydan 1,5 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir.

  • TCK md. 89/3 gereği taksirle yaralama fiili, mağdurun;

    • İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
    • Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
    • Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
    • Yüzünün sürekli değişikliğine,
    • Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,

neden olmuşsa, suçun basit şeklinin işlenmesi halinde verilen ceza bir kat artırılır. Yani, sanığa 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir.

  • Taksirle işlenen fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu halde faile adli para cezası verilmesi öngörülmemiştir.

Yaralamada Taksirli Suç - Bilinçli Taksirle İşlenen Suç Ayrımı

Taksirli suç, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, bir davranışın neticesinin ‘öngörülmemesi’ halinde oluşur. Bilinçli taksir ise kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesine rağmen ‘neticeyi öngörmesi’ ancak bu neticenin gerçekleşmesini istememesi halinde söz konusu olur. Taksirli suçta hareket yapılırken neticenin öngörülmemesi, bilinçli taksir de ise hareket yapılırken neticenin öngörülmesi söz konusudur.

Taksirle adam yaralamaya neden olma suçunun her şekli şikayete tabidir. Yani, müşteki şikayetten vazgeçtiği takdirde ceza davası düşer. Ancak, bilinçli taksirle adam yaralama suçu işlenmesi halinde, sadece suçun basit şekli şikayete tabidir. Suçun nitelikli hallerinin bilinçli taksirle işlenmesi halinde, soruşturma şikayete tabi değildir.

Bilinçli Taksirle Yaralama Suçunun Cezası

Bilinçli taksirle adam yaralama suçunun cezası, fiilin taksirli suç kapsamında işlenmesi halinde belirlenen cezaya ölçü alınarak hesaplanır. TCK md. 22/3’e göre, bilinçli taksirle adam yaralama suçu işlenmesi halinde, taksirli suç için TCK 89. Maddeye göre belirlenen ceza, 1/3’ten 1/2 oranına kadar arttırılır.

Taksirle Adam Yaralama Suçu, Cezanın Ertelenmesi, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçunun cezası, hapis cezası olarak tayin edilirse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez. Ancak, hapis cezasına mahkumiyet halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür.

Taksirle veya bilinçli taksirle adam yaralama suçu ile ilgili etkin pişmanlık hükümleri mevcut değildir.

Taksirle veya bilinçli adam yaralama suçu, iş güvenliği kurallarının ihlal edilmesi, trafik kurallarının ihlal edilmesi, hastanelerde steril olmayan ortamlarda yapılan tıbbi uygulamalar vb. gibi pek çok nedenden kaynaklanabilir. Suçun soruşturulması veya yargılaması aşamalarının bir ceza avukatı vasıtasıyla takip edilmesi faydalı olacaktır.

Taksir veya Bilinçli Taksirle Yaralama Suçu Yargıtay Kararları


Bilinçli Taksirle Yaralama ve Ek Savunma

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın, idaresindeki yolcu minibüsüne binen katılanın yerine oturmasını beklemeden hareket etmesi nedeni ile geriye doğru savrulan katılanın açık olan kapıdan düşmesi sonucu yaralandığı olayda, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamakta ise de; 5271 sayılı CMK’nın 226/2. maddesi uyarınca iddianamede yer almayan TCK’nın 22/3. maddesinin uygulanabilmesi için sanığa ek savunma hakkı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2014/7843).

Bilinçli Taksirle Yaralama Suçu

Sanığın, olay gecesi saat 00.43 sırası, meskun mahal dışı, refüjle bölünmüş yolda, yarım saat sonraki ölçüme göre 18 promil alkollü olarak yönetimindeki otoyla seyir halindeyken, alkolün de etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüjdeki direğe çarpıp takla atarak, karşı yol bölümüne geçmesi sonucu, araçta yolcu olarak bulunan ve kendisinden şikayetçi olmayan arkadaşı mağdur Okan Yendi’nin orta (2.) derecede klavikula kemik kırığı ile yaralanmasına neden olduğu olayda, mağdurun yaralanmasının TCK’nın 89. maddesinin 2-b fıkra 2-b fıkra ve bendi kapsamında kalması ve olayda bilinçli taksirin uygulanma koşullarının oluşması nedeniyle aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca sanığın taksirle yaralama eyleminin takibinin şikayete bağlı olmaması karşısında, iddianamedeki anlatım ve mağdurun şikayetçi olmaması nedeniyle verilmiş bir takipsizlik kararı bulunmadığı da dikkate alınarak, sanık hakkında uygulanması ihtimaline binaen TCK’nın 89/2-b maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek sanığın atılı bilinçli taksirle yaralama suçundan dolayı, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı da gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dolayı mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2014/7629).

Taksirle Yaralama ile Trafik Güvenliğini Tehlikeye Düşürme Suçunun Birlikte İşlenmesi

Sanığın olay günü saat 01:30 sıralarında meskun mahalde, 7 metre genişliğindeki tek yönlü asfalt kaplama düz bölünmüş yolda, doktor raporuna göre 3,48 promil alkollü vaziyette seyir halindeyken, hakkında “ek kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar verilen A. C.’ın park halinde bıraktığı araca asli ve tam kusurlu şekilde arkadan çarpması sonucu, aracında yolcu olarak bulunan M. T.’nın hayati tehlike geçirecek ve hayat fonksiyonlarını ağır ( 5 ) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda; sanığın tek bir eylemi ile taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının oluştuğu, taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK’nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun ise tehlike suçu olduğu, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde sanığın hangi suç sebebiyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olması halinde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, şayet taksirle yaralama suçunda uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde ise yine trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi veya şikayetten vazgeçme sebebiyle taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmaması halinde ise, TCK’nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerekmesi karşısında; olay sebebiyle nitelikli şekilde yaralanan mağdurun sanıktan şikayetçi olmadığını ve uzlaşmak istediğini sanığın da aynı şekilde uzlaşmak istediğini beyan etmesi karşısında, taksirle yaralama suçu yönünden uzlaşma prosedürü uygulanıp uygulanmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip verilmediği araştırılarak verilmiş ise, iş bu dava yönünden hüküm verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekeceği, uzlaşmanın sağlanamaması halinde ise taksirle yaralama suçu yönünden ihbarda bulunulup dava açılması sağlandıktan sonra bu dosya ile birleştirilerek sadece bilinçli taksirle yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden; yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi gerekir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2017/3057).

Doktor Hatası İhmali Davranışla Nitelikli Taksirle Yaralama Suçu

Bir gece önce 02:00’de başlayan doğumun normal yolla gerçekleşmemesi ve müdahalede gecikilmesi nedeniyle saat 20:30 sıralarında katılan annenin rahatsızlığının da artması sebebiyle sanığa durumun bildirildiği, başka bir deyişle doğum için gereken tıbbi müdahalede geç kalınmasının annenin sağlığını olumsuz etkilemesi dolayısıyla ihmali davranışla anneye karşı taksirle yaralama suçunun meydana geleceği, ayrıca kanunda, taksirli fiilin, “gebe bir kadının çocuğunun düşmesine” neden olmasının taksirle yaralama suçunun nitelikli şeklini oluşturacağının öngörülmesi ve anılan hükümle analık hakkı yanında fetüsün (ceninin) varlığının da korunması karşısında, suçun tamamlanması için ana rahminden çıkartılması zorunlu olmayıp, ceninin ana karnında ölümüne neden olunması fiilleri de hukuki anlamda ‘düşük’ olarak niteleneceğinden, eylemin TCK’nın 89. maddesinin 3. fıkrası (e) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar No:2013/6986).

Alkollü Trafik Kazası ve Bilinçli Taksirle Yaralama Suçu

Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;

Olay gecesi sanığın idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında, aracının sağ yanı ile, yolun sağındaki emniyet şeridi ve yol üzerinde duraklama yapan mağdur idaresindeki otomobilin sağ yanına çarpması şeklinde meydana gelen olay akabinde yapılan ölçümde sanığın, 92 promil alkollü olduğunun anlaşılması karşısında, meydana gelen olayda sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu, tayin olunan cezasından bu sebeple 5237 Sayılı TCK’nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak, sanık hakkında eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamış; asli kusurlu olduğu kabul ve tespit edilen sanık hakkında temel ceza miktarında ve temel cezanın hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik yoktur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2016/10371).

Alkol Nedeniyle Trafik Kazasının İkinci Defa İşlenmesi

Olay akabinde yapılan ölçümde 248 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın idaresindeki otomobille seyri sırasında, almış olduğu alkolün etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybedip yoldan çıkarak yolun sağında bulunan menfeze çarparak durması sonucu meydana gelen trafik kazasında, daha öncede alkollü olarak kazaya karıştığı ve buna ilişkin taksirle yaralama suçundan sabıkasının bulunduğu anlaşılan sanık hakkında, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2014/13332).

Yönetimindeki araç ile olay günü sollama yasağı bulunan yol üzerinde araç sollayarak neden olduğu yaralamalı trafik kazasında, sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği hususu dikkate alınmaksızın, hakkında eksik ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2012/1625).

Sollama Yasağı Olan Yerde Trafik Kazası Neticesinde Bilinçli Taksirle Yaralama

Sanığın idaresindeki araçla gündüz vakti bölünmüş yolun bir yönünün çalışma nedeni ile kapalı olmasından dolayı gidiş geliş kullanıma açılan, çalışma nedeniyle 70 kilometre hız sınırı ve sollama yasağı levhaları ile trafik akışı düzenlenen yolda önünde seyreden çekiciyi sollamak için karşı şeride geçerek, karşıdan gelen araçla çarpışmasıyla, katılanların yaralanması şeklinde gelişen olayda, sanığın sollama yasağı olan yerde araç sollamaya çalışmak şeklindeki eyleminde, bilinçli taksirin unsurlarının oluştuğunun gözetilmeyerek, temel cezadan 22/3. maddesi uyarınca artırım yapılmaması hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2014/10441).

Asli ve Tam Kusurlu Trafik Kazası Nedeniyle Yaralamada Ceza Miktarının Belirlenmesi

Olay günü 145 promil alkollü olan sanığın idaresindeki otomobille müşteki E. K.’ün idaresindeki araca E.’un şeridinde çarpması sonucu yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiği olayda, asli ve tam kusurlu olan sanığın TCK’nın 61/1, 22/4 madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın taksirinin yoğunluğu nazara alındığında temel ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2014/10183).

Trafik Kazasında Alkol Oranı ve Bilinçli Taksirle Yaralamada Ceza Arttırımı

Olaydan yaklaşık iki buçuk saat sonra yapılan ölçümde sanığın 39 promil alkollü olduğu tespit edilmiş ise de, alkol veya uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olmasının bilinçli taksirin koşullarının oluşması için yeterli olmadığı, sanık hakkındaki raporlarda ve trafik kazası tespit tutanağında sanığın davranışlarına yönelik bir tespitin bulunmadığı, olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana gelmediği ve bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 22/3 maddesi uygulanmak suretiyle temel cezada arttırım yapılması hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2014/7377).

Polis Memurunun Trafik Kazasına Karışması ve Soruşturma İzni

Suç tarihinde Ümraniye ilçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmet Büro Amirliğinde motorize ekipte görevli polis memuru olan sanığın, resmi araçla seyir halindeyken trafik kazasının meydana geldiği, sanığın görevi nedeniyle gerçekleşen taksirle yaralama olayında eyleminin 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni alınmasını gerektirdiği, ilgili merciden soruşturma izni istenip, davanın bu izin süresince durmasına karar verilmesi gerekirken davaya devamla hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2014/1127).

Trafik Kazasında Aracın LPG Deposunun Yanması Sonucu Yaralanma

Sanığın tedbirsiz ve dikkatsiz şekilde kullandığı aracının ve yük olarak taşıdığı Ipg maddesinin yanması nedeniyle yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiği, 5237 sayılı TCK’nın “Genel Güvenliğin Taksirle Tehlikeye Sokulması” başlıklı 171. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasında taksirle yangına neden olan kişinin yangın çıkarması halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olup, somut olayda ise katılanın yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu dikkate alındığında; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine taksirle yangına neden olmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2013/18943).

Alkolün Trafik Kazası Üzerindeki Etkisi Rapora Yansıtılmalıdır

Adli Tıp Kurumu raporuna göre sanığın asli kusurlu olduğu ancak gerçekleşen olayda netice öngörülebilir olmasına karşın, sanığın almış olduğu alkolün etkisi veya kişisel başka etkenlere güvenerek hareketini sürdürdüğüne ilişkin herhangi bir bilgi ve belirlemenin bulunmadığının anlaşılması karşısında, bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı nazara alınmadan, eylemin sadece sanığın alkollü olmasına bağlı olarak bilinçli taksirle işlendiğinin kabulü ile sanık hakkında hükmolunan cezada 5237 sayılı TCKnın gereğince artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2013/1727).

Gözetimi Altındaki Hayvanı Serbest Bırakmak Suretiyle Taksirle Yaralama

Sanığın, kendisine ait çoban köpeğini başı boş bırakması sonucunda hayvanın motosikletiyle oradan geçmekte olan mağdura saldırarak motosikletinden düşürüp bacağından ısırarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, bu sebeple bakımı ve gözetimi altında bulunan hayvanın muhafazasında ihmal gösterdiği, mağdurun şikayetten vazgeçmesi ve TCK’nın fikri içtimaya ilişkin 44. maddesi hükmü de nazara alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 177. maddesinde düzenlenen suça dönüşeceği ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, şikayet yokluğu nedeniyle taksirle yaralama suçundan açılan davanın düşürülmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2014/9970).

Sanığın kendisine ait köpeği başı boş bırakması sonucunda hayvanın mağduru ısırarak yaralanmasına neden olduğu, bu sebeple bakımı ve gözetimi altında bulunan hayvanın muhafazasında ihmal gösterdiği, mağdurun şikayetten vazgeçmesi ve TCK’nın fikri içtimaya ilişkin hükmü de nazara alındığında, sanığın eylemin 5237 sayılı TCK’nın 177. maddesinde düzenlenen suça dönüşeceği hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, sanığın eyleminin taksirle yaralama suçunu oluşturduğu ve şikayet yokluğu nedeniyle de sanık hakkında açılan davanın düşürülmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2013/19852).


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin Uyarı

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınız hukuk forumu bölümünde cevaplanmaktadır: Hukuk Forumu

Paylaş
Read more!