0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Temyiz Nedir?

Temyiz, istinaf mahkemesinin bozma kararı dışında kalan hükümlerinin yeniden incelenmesi için bir davanın taraflarına tanınan olağan bir kanun yoludur. Esasen temyiz, üst mahkemede açılan yeni bir tür davadır. Taraflar, temyiz başvurusu ile istinaf mahkemesi kararının değiştirilmesini veya bozulmasını talep ederler. İstinaf ceza dairelerinin kararlarının temyiz incelemesi bir üst mahkeme tarafından, yani bir temyiz mahkemesi olan Yargıtay tarafından yapılır.

Hukuk Davası Temyiz Kanun Yolu Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (hmk), bu yazımızın konusu olan ceza davası temyiz kanun yolu ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (cmk) düzenlenmiştir.

Temyiz Süresi Ne Kadardır?

Temyiz süresi, istinaf mahkemesi kararının tefhimi veya tebliğinden itibaren 7 gündür. Kararın verildiği gün hesaba katılmaz, son gün tatile denk gelirse sonraki ilk iş günü temyiz süresinin son günü olarak kabul edilir.

Davanın tarafları duruşmada hazır ise karar kendilerine sözlü olarak açıklanır, bu duruma kararın tefhimi denilir. Karar hemen öğrenildiği için tarafların 7 günlük temyiz süresi de öğrenme tarihi olan duruşma gününden hemen sonraki gün işlemeye başlar.

Davanın tarafları duruşmada hazır değilse, mahkeme tarafların yokluklarında karar verip mahkeme kararını taraflara tebliğ eder. Bu durumda kararın PTT yoluyla taraflara tebliğ edildiği, yani ulaştırıldığı günün ertesi günü 7 günlük temyiz süresi işlemeye başlar.

Kimler Temyiz Hakkına Sahiptir?

İstinaf mahkemesi kararını temyiz edebilmek için davanın tarafı olmak gerekir. Bir davanın sanığı, yani yargılanan kişi, davanın tarafı olduğu için temyiz hakkına sahiptir. Davanın sanığı temyiz hakkını temyiz süresi içinde bizzat kullanabileceği gibi yasal temsilcileri (vasi, anne-baba vs.), avukatı veya eşi de sanık adına temyiz başvurusu yapabilir.

Davaya müdahil olan kişiler (şikayetçiler, mağdurlar, suçtan zarar gören üçüncü kişiler) de davanın tarafı olduklarından yerel mahkeme kararını temyiz hakkına sahiptir. Herhangi bir davaya müdahale talebinde bulunup da bu talebi yerel mahkeme tarafından reddedilenler ile katılan olabilecek şekilde suçtan zarar görenler temyiz hakkına sahiptir (CMK md. 260).

Cumhuriyet savcısı sanığın lehine veya aleyhine temyiz başvurusu yapabilir (CMK md. 260/3). Ancak cumhuriyet savcısı, sanığın yararına yanlış uygulanan “hukuk kurallarına aykırılık” olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması amacıyla temyiz hakkına sahip değildir (CMK md. 290).

Temyiz Başvurusu Nasıl Yapılır?

Temyiz başvurusu, hükmü veren istinaf mahkemesine (bölge adliye mahkemesi) bir Temyiz Dilekçesi verilerek yapılır. Temyiz dilekçesinde temyiz nedenlerine yer verilmelidir.

Sanık, cezaevinde tutuklu veya hükümlü olarak tutuluyorsa temyiz başvurusunu bulunduğu cezaevi müdürlüğüne temyiz dilekçesi vererek kullanabilir.

Temyiz Başvurusu Usulünde Yanılma

Temyiz başvurusu yapan kişi, temyiz dilekçesini hangi mahkeme veya birime vereceği konusunda yanılabilir. Yanlış mahkemeye veya birime verilen temyiz dilekçesi, başvuranın temyiz hakkının kaybolmasına yol açmaz. Yanlış merciiye verilen temyiz dilekçesi, temyiz süresi içinde verilmişse geçerli kabul edilir. Yetkili olmadığı halde temyiz dilekçesini alan mercii, dilekçeyi derhal görevli ve yetkili mahkemeye göndermek zorundadır (CMK md. 264).

Temyiz Edilemeyen İstinaf Mahkemesi Kararları

Bölge adliye mahkemelerinin (istinaf mahkemeleri) bozma kararı dışında kalan tüm kararları için temyiz başvurusu yapılabilir (CMK md. 286). Ancak, hükmedilen cezanın miktarı dikkate alınarak bazı istinaf mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yolu kapatılmıştır. Yani, bazı hallerde ilk derece mahkemesinin verdiği karar istinaf incelemesi neticesinde kesinleşir. İstinaf mahkemesinin aşağıdaki kararları aleyhine temyiz başvurusu yapılamaz:

  • Miktarı ne olursa olsun adli para cezasına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez (CMK md. 286/2-a).
  • 5 yıl (dahil) veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez (CMK md. 286/2-a). Ancak, yerel mahkeme 5 yıldan az ceza vermesine rağmen, istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi yerel mahkemenin verdiği cezayı arttırırsa, bu karara karşı temyiz başvurusu yapılabilir (CMK 286/2-b). Örneğin, herhangi bir bilişim suçu nedeniyle yerel mahkeme tarafından 3 yıl hapis cezası verilen bir kişinin cezası istinaf mahkemesi tarafından arttırılarak 4 yıla çıkartılırsa, ceza miktarı 5 yılın altında olmasına rağmen bu karara karşı temyiz başvurusu yapılabilir.
  • Aynı hükümde yer alan hapis cezalarının toplamı 5 yılı geçse dahi, istinaf mahkemesinin bu kararlarına karşı da temyiz kanun yoluna başvurulamaz (CMK md. 286/2-h). Örneğin, aynı istinaf mahkemesi hükmünde dolandırıcılık suçu nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezası, resmi evrakta sahtecilik suçu nedeniyle 3 yıl 4 ay hapis cezası alan bir kişinin toplam ceza miktarı 5 yıl 10 ay olmasına rağmen temyiz kanun yoluna başvurma hakkı yoktur.
  • TCK veya diğer kanunlarda üst sınırı 2 yıl hapis cezası gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına dair her türlü bölge adliye mahkemesi (istinaf mahkemesi) kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez (CMK md. 286/2-c).
  • On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez(CMK md. 286/2-f).
  • Eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair istinaf mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez (CMK md. 286/2-e).
  • Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez (CMK md. 286/2-g).

Cumhuriyet Savcısı ve Sanığın Kararı Temyizi Halinde Olası Sonuçlar

Cumhuriyet savcısı, yargılanan kişinin lehine veya aleyhine temyiz başvurusu yapabilir (CMK md. 260/3). Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesi verirken kararı sanığın lehine mi aleyhine mi temyiz ettiğini belirtmek zorundadır . Cumhuriyet savcısı sanık lehine başvuru yaptıktan sonra sanığın rızası olmadan temyiz başvurusundan vazgeçemez (CMK md. 266)

Cumhuriyet savcısının sanığın aleyhine temyiz başvurusu yapması halinde, sanık temyiz hakkını kullanmamış olsa bile, hüküm sanık lehine Yargıtay tarafından değiştirilebilir veya bozulabilir. Aynı şekilde müdahil tarafın aleyhe temyizi de kararın sanık lehine bozulmasını sağlayabilir ( Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010/87 karar).

Cumhuriyet savcısı sanık lehine temyiz başvurusu yaptığında, karar sanık aleyhine bozulsa dahi verilecek yeni hükümdeki ceza miktarı eski hükümdeki ceza miktarından fazla olamaz (CMK md. 265).

Sanık yerel mahkeme kararını temyiz edebilir veya hakkında temyiz dilekçesi verdiği kararı dilediği zaman temyiz etmekten vazgeçebilir. Sanığın yerel mahkeme kararını temyiz etmesi halinde, aleyhe temyiz yoksa ceza miktarı yönünden kararın aleyhe bozulması mümkün değildir. Ancak suç vasfı yönünden karar aleyhe bozulabilir. Bu halde Yargıtay’ın bozma kararı üzerine, yerel mahkeme sanığa eski cezayı vererek sadece suç vasfını değiştirebilecektir. Örneğin, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan bir sanık yağma suçundan değil, hırsızlık suçundan 3 yıl ceza almıştır. Sanığın bizzat kendisinin temyizi üzerine Yargıtay suç vasfının hırsızlık değil, gasp olduğuna karar vermiştir. Sanığın temyizi dışında aleyhe temyiz de yoktur. Bu durumda bozma üzerine davayı yeniden el alacak olan yerel mahkeme, suç vasfının yağma olduğuna karar verecek, ancak yağmanın cezası yüksek olduğu ve aleyhe temyiz olmadığı için sanığa yalnızca 3 yıl ceza verecektir. Hemen şunu belirtmek gerekir ki, suç vasfı ceza miktarı yönünden olmasa da infaz hukuku açısından hükümlünün bazı hak, olanak ve statülerinde değişiklik yarattığından bu şekildeki uygulama ister istemez sanığın aleyhine olmaktadır. Bu nedenle, bu düzenleme hak arama özgürlüğüne zarar veren bir düzenlemedir.

Temyiz konusunda sanık ile avukatının iradesi çelişirse, örneğin sanığın hükmü temyiz etmek istememesine rağmen avukatı temyiz başvurusu yaparsa, kural olarak asilin iradesine üstünlük tanınır. Ancak, onsekiz yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malûl olan sanığın iradesi ile avukatının iradesi çelişirse avukatının iradesine üstünlük tanınır (CMK md. 266/3)

Temyiz Başvurusu ve Etkisi

Süresinde yapılan temyiz başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller. Yani istinaf mahkemesi (bölge adliye mahkemesi) tarafından verilen hüküm aleyhine yapılan temyiz başvurusu bir yargıtay kararı ile neticeleninceye kadar hüküm infaza verilemez. Temyizin sanığın lehine veya aleyhine olmasının hiçbir önemi yoktur. Her iki halde de temyiz hükmün kesinleşmesini engeller.

Temyiz ve Duruşma

Temyiz incelemesi, kural olarak dosya üzerinden yapılır. Ancak, sanığa verilen ceza 10 yıl veya üzerindeyse, sanık, müdahil veya cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya Yargıtay tarafından kendiliğinden hükmün temyiz incelemesi duruşmalı yapılabilir. Sanık tutuksuz yargılanmakta ise temyiz duruşmasında kendi hazır bulunabileceği gibi avukatı da hazır bulunabilir. Ancak sanık tutuklu ise temyiz duruşmasında hazır bulunma hakkı yoktur (CMK 299/2).

Temyiz Başvurusunun “Esastan Reddine” (Onama) veya Düzelterek Onama

Yargıtay, yapacağı temyiz incelemesi sonucu istinaf mahkemesi kararı aleyhine yapılan temyiz başvurusunun “esastan reddine” karar verebilir. Yargıtay’ın esastan red kararı, istinaf mahkemesi hükmünün hukuka uygun bulunduğu anlamına gelir. Yargıtay’ın bu şekilde verdiği kararına “onama kararı” da denilmektedir. Yargıtay’ın temyiz incelemesi sonucu hükmü onaması halinde istinaf mahkemesi tarafından verilen hüküm kesinleşir. Sanık bu aşamadan sonra olağan kanun yollarını tüketmiş olduğundan hüküm infaza verilebilir. İstinaf mahkemesi (bölge adliye mahkemesi) hükmünün temyiz incelemesi neticesinde onanması halinde; sanığın, kararın düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yapma hakkı vardır.

Düzelterek onama, istinaf mahkemesi tarafından verilen hükümde yer alan basit hataların temyiz incelemesi sırasında düzeltilerek hükmün onanmasıdır. Düzelterek onama kararı verilebilmesi için yerel mahkemenin yaptığı hatanın yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyecek ölçüde basit bir hata olması gerekir. Örneğin, TCK md. 53 hükümlerinin uygulanmaması, yargılama giderlerine yanlış hükmedilmesi, ceza hesaplanırken matematiksel hata yapılması vb. gibi hatalar, yeniden yargılamayı gerektirmeyen basit hatalar olduğundan “düzelterek onama” yolu ile hükümde yer alan yanlışlıklar düzeltilebilir.

Temyiz İncelemesinden Sonra “Kararın Düzeltilmesi” Başvurusu (CMK md. 308)

Yargıtay’ın onama kararından (temyiz isteminin esastan reddine) sonra olağanüstü bir kanun yolu olan “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na kararın düzeltilmesi” için başvurulabilir. Kararın düzeltilmesi kanun yolu, hakkındaki hüküm temyiz incelemesinden sonra kesinleşen sanık tarafından talep edilebileceği gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca kendiliğinden de işletilebilir. Kararın düzeltilmesi yolu, özellikle savcılık tebliğnamesine (savcılık görüşü) aykırı verilen daire kararlarına karşı etkin bir yoldur. Örneğin, savcılık yerel mahkeme hükmünün bozulmasını talep etmiş, Yargıtay Ceza Dairesi ise onama kararı vermişse kararın düzeltilmesi yoluna başvurulması gerekir.

Kararın düzeltilmesi yolu, olağanüstü bir yargı yoludur. Bu nedenle, kararın düzeltilmesi talebinde bulunulması hükmün infazını durdurmaz.

Temyiz İncelemesi ve Hükmün Bozulması

Yargıtay Ceza Dairesi, temyiz incelemesi sonucu hükmü bozarsa hüküm yine kesinleşmez. Temyiz incelemesi sonucu ilk derece mahkemesi veya istinaf mahkemesinin kararının Yargıtay tarafından bozulması halinde dosya yeniden istinaf mahkemesine veya ilk derece mahkemesine gönderilir. Dosya kendisine gönderilen mahkeme, tarafları davet ederek eski hükümde direnme kararı verebilir veya bozma çerçevesinde yeniden bir yargılama yapabilir.

Bozma sonrası yapılacak yeni yargılamada, sanığın bozma öncesi kazanılmış hakları varsa, yargılama neticesinde verilecek yeni hükümde bu kazanılmış haklara riayet edilmelidir. Örneğin, adam yaralama suçu nedeniyle 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılan sanık aleyhine temyiz yoksa; hüküm, Yargıtay tarafından başka nedenlerle birlikte suçun adam öldürmeye teşebbüs suçu olduğu gerekçesiyle bozulmuşsa, yapılacak yeni yargılamada artık sanığa 3 yıldan fazla ceza verilemez. Çünkü, sanık aleyhine temyiz olmadığı için “usuli kazanılmış hak” kurumu devreye girer.

Yapılacak yeni yargılamada verilen hüküm de taraflarca istinaf ve temyize konu edilebilir. Yukarıda anlatılan tüm prosedür, bozma sonrası yapılacak yeni yargılamada da geçerlidir.

Son olarak şunu belirtmek gerekir ki; temyiz başvurusunun bir ceza avukatı vasıtasıyla yapılması bozma nedenlerinin daha anlaşılır bir şekilde Yargıtay incelemesine sunulmasını sağlar.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!