0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Nedir? (TCK m.134)

Özel hayatın gizliliği, insanın sosyal hayat içerisinde sağlıklı bir birey olarak varolması için korunan bir hukuki değerdir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile özel hayata müdahale girişimlerinden bireyin korunması amaçlanmıştır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişinin başkaları tarafından bilinmesini istemediği hayatının özel alanlarına girilmesini cezalandırarak bireye hukuki güvenlik sağlar.

TCK md.134’te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu; hayatın özel alanına ilişkin değerleri koruyan genel norm niteliğinde bir suç olup özel norm niteliğindeki aşağıdaki benzer suçlarla karıştırılmamalıdır:

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Şartları (TCK m.134)

Birey sosyal hayatın farklı katmanlarında kendi hayatına ait farklı varoluş biçimleriyle ortaya çıkar. Özel hayatın gizliliği suçu ile yalnızca bireyin “özel hayatının gizliliği” kapsamında olan alana müdahale edilmesi halinde cezalandırılması söz konusudur.

Özel hayat birçok farklı katmandan oluşmaktadır. Özel hayatın gizliliği suçu ile özel hayatın yalnızca gizli alanı koruma altına alınmıştır. Bireyin sinema veya tiyatroya gitmesi, havuza girmesi, spor yapması da özel hayattır. Fakat toplumun diğer bireyleriyle aynı alanlarda yapılan bu faaliyetler “özel hayatın gizliliği” kapsamına alınabilecek faaliyetler değildir. Özel hayatın gizliliği, kişisel faaliyetlerin toplumun diğer bireyleri tarafından bilinmesinin istenmediği noktada başlar. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da bireyin bilinmesini istemediği bu özel alana müdahaleyi engellemek için ihdas olunmuştur.

Özel hayat, başkalarının bilmediği ve bilmesi gerekmediği, kişinin herkesten gizlediği hayatıdır. Özel hayatın sosyal yaşamın her alanında var olduğunu özellikle vurgulamak gerekir. Birey, ister özel konutunda isterse sokak, park, iş ve alışveriş merkezleri gibi sosyal alanlarda olsun mutlaka her alanda özel hayatı vardır. Örnek vermek gerekirse, alışveriş merkezinde alışveriş yapan bir kadının alelade fotoğrafının çekilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz. Ancak, aynı kadının eteğinin altına kamera tutarak fotoğraf çekmek özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Çünkü birinci fiil de birey, sosyal hayatın ortak alanında gözlemlenmekte, ikinci fiilde ise her ne kadar birey sosyal içerisindeyse de tamamen özel hayatının gizliliği ihlal edilmektedir.

Özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yaptıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır (Y12CD-K:2016/8242).

Bir kimsenin açık alandaki alelade resimlerinin sık sık çekilmesi halinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşmasa da, TCK md. 123’te tanımlanan “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu oluşabilir (Y12CD-K:2012/5809).

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, insanların birbirinin gizli yaşam alanlarına girerek başkalarının görmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayını saptaması veya kaydetmesi fiilini cezalandırmaktadır.

Suç, genel kastla işlenen bir suçtur. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işleyen kişinin başkasının özel hayatına müdahale ettiğini bilmesi ve istemesi suçun oluşumu için yeterlidir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu serbest hareketli bir suç olup özel hayatın gizlilik alanına herhangi bir fiil ile girmek yeterlidir.

Ünlü Kişiler ve Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

Normal insanların özel hayatın gizliliği alanı daha genişken, tanınmış şahsiyetlerin; örneğin siyasetçiler, sanatçılar, sporcular gibi ünlülerin, özel hayatı ve özel hayatın gizlilik kapsamı normal bir insanlara göre daha dardır. Ünlü kişiler belli ölçülerde özel hayatlarının izlenmesine katlanmak zorundadır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, ünlüler açısından farklı kriterlerle değerlendirilmek durumundadır.

Herhangi bir kişinin güneşlenirken sürekli izlenmesi, fotoğrafının çekilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluştururken, ünlü bir sanatçıya karşı aynı mahiyette bir fiil işlenmesi halinde özel hayatın gizliliği ihlal edilmiş olmaz.

Siyasetçi, sanatçı, sporcu, kamu hizmeti sunan kişi vb. gibi her grubun kendine özgü bir özel hayatın gizliliği kapsamı vardır. Kim ne şekilde ve hangi ölçüde kamuoyu önündeyse o ölçüde özel hayatının gizliliği kapsamı değişecektir. Aynı grup içerisinde farklı katmanlarda yer alan kişilerin özel hayatının gizliliği kapsamı dahi farklıdır. Örneğin, bir partinin ilçe yöneticisi olarak siyaset yapan kişi ile aynı partide milletvekili olarak siyaset yapan kişi özel hayatın gizliliğini ihlal suçu bakımından farklı değerlendirme kriterlerine tabi tutulacaktır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Nitelikli (Ağır) Hali (TCK md. 134/2)

Özel hayatın gizlilik alanına ilişkin ses ve görüntülerin “ifşa” edilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun nitelikli (ağır) şeklinin meydana gelmesine neden olur.

İfşa etmek, gizli bir şeyi açığa vurmak, yaymak anlamlarına gelir. Özel hayatın gizliliği ihlal edilecek şekilde, bir ses veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun ağır şeklinin vücut bulmasına neden olacaktır. Suçun bu ağır halinde özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediği başkasının duymasına veya görmesine göre değerlendirilmez. Önemli olan başkasının duyabileceği veya görebileceği şekilde ifşanın gerçekleşmesidir. Örneğin, bir parkta bir kişinin gizlice kaydedilmiş sesini dinleten kişinin bu fiili, sesi kimse duymasa bile özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun ağır şeklini oluşturur. Hemen belirtmek gerekir ki, görüntü ve seslerin ifşası, ifşayı sağlamaya elverişli araç ve gereçlerle yapılırsa özel hayatın gizliliğinin ihlal suçunun ağır şekli meydana gelir. İfşa için kullanılan araç elverişli değilse suç oluşmaz.

Fail, hem ses ve görüntüleri kayda alır hem de ifşa ederse, burda TCK md. 134/1 ve 134/2’de tanımlanan iki farklı suç oluşur. Failin her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerekir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezası, TCK md. 134/1 ve md.134/2’de suçun basit ve ağır hali olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlenmiştir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun basit şeklinin cezası TCK md. 134/1’de ilk cümlede 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Suçun basit şekli işlenirken ses veya görüntü kaydedilmesi halinde, ilk cümlede ifade edilen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, aynı maddenin ikinci cümlesi gereği bir kat arttırılarak suçu işleyen faile 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilir.

Suçun basit şekli için örnek vermek gerekirse, bir kimsenin yatak odasını gizlice izlemek 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, görüntüleri kaydetmek 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun ağır şekli, yani ses veya görüntülerin ifşa edilmesi suçunun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. İfşanın basın yayın veya internet yoluyla yapılması halinde de aynı ceza uygulanır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunda Cezayı Attıran Nedenler (TCK m.137)

Aşağıdaki hallerde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nedeniyle hükmedilen cezalar arttırılmalıdır:

  • Suçun kamu görevlisi (memur, belediye zabıtası, avukat, hakim, savcı) tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçu işlenirse yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar 1/2 oranında arttırılarak hükmedilir. Örneğin, bir polis memurunun telefon dinleme yetkisi olan bir polis memurunun bu yetkisini kötüye kullanarak bir kişinin özel hayatına dair bilgileri ifşa etmesi halinde, hükmedilen ceza yarı oranında arttırılmalıdır.

  • Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle hözel hayatın gizliliğini ihlal suçu işlenirse yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar 1/2 oranında arttırılarak hükmedilir. Örneğin; bir sekreterin kendisinin teslim aldığı patronuna ait özel hayat bilgilerini içeren mektupları ifşa etmesi halinde hükmedilen ceza yarı oranında arttırılır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Şikayet ve Uzlaştırma

TCK m.139 gereği, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun tüm şekilleri şikayete tabidir. Yani, mağdur şikayetçi olmadan savcılığın soruşturma yapması, mahkemenin kovuşturma yapması mümkün değildir. Şikayet süresi, mağdurun fiili işlendiğini ve fiili işleyen kişiyi öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 aydır. Örneğin; Mağdur, aleyhine özel hayatın gizliliğini ihlal suçu işlendiğini 01.01.2016 tarihinde öğrenmiş, suçu işleyen kişiyi de 01.09.2016 tarihinde öğrenmiş olsun. Bu somut olayda mağdurun 6 aylık şikayet hakkı süresi, 01.09.2016 tarihinde başlar, 01.03.2017 tarihinde sona erer.

Uygulamada kolluk aşamasında şikayetten vazgeçme beyanında bulunulduğu, fakat belli bir süre sonra şikayetçi olunduğu görülmektedir. Hemen belirtelim ki kollukta şikayetten vazgeçildiği takdirde mağdurun aynı fiil ile ilgili şikayet hakkı ortadan kalkar. Çünkü hukuk sistemimizde “şikayetten feragatten vazgeçmek” mümkün değildir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, taraflar arasında uzlaşma prosedürü uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Uzlaşma kapsamında olan suçlarda, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması, uzlaşma sağlanmazsa soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmesi gerekir.

Cezanın Ertelenmesi, Adli Para Cezasına Çevrilmesi veya HAGB

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Cezanın ertelenmesi, hükmedilen hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi, sanığın belirlenen denetim süresini sosyal hayat içerisinde iyi halli geçirmesi halinde cezasının infaz edilmiş sayılmasını sağlayan bir bireyselleştirme kurumudur. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Yargıtay Kararları


  • Yaşı küçük mağdur çocuğun kavga görüntülerinin kaydedilmesi TCK md. 134/1 ikinci cümlesi, bu görüntülerin internet ortamında yayılması da TCK md. 134/2 maddesi ihlal edilmiş olur. Her iki sanık açısından da özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşmuştur. Ancak, mağdurun annesi polis ifadesinde şikayetten vazgeçmiştir, şikayetten vazgeçtikten sonra tekrar şikayetçi olunamaz, bu nedenle dava hakkında düşme kararı verilmesi gerekir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/16728, Karar No: 2015/1677).

  • Sanık, ortak kullanılan çatı katının bir bölümünde gizli bir delik açarak alt kattaki komşusunun yatak odasını gözetlemiştir. Şikayetçilerin bilinmesini istemedikleri konutları içerisindeki özel yaşamlarına müdahale eden sanığın fiili özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Fiil defalarca işlendiğinden zincirleme suç hükümleri gereği alt sınırdan ayrılarak daha yüksek ceza verilmesi gerekir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Esas No: 2012/25893, Karar No: 2013/20214, Tarih No: 16.09.2013).

  • Mağdure vitrini izlerken sanık mağdurenin arkasından yaklaşarak elindeki cep telefonu kamerasıyla mağdurenin bacaklarını kaydetmiştir. Sanığın bu davranışı cinsel taciz suçunu değil, TCK md. 134/1 ikinci cümlesi gereği özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Esas No: 2012/7618, Karar No: 2013/8902, Tarih No: 10.09.2013).

  • Mağdurenin çıplak vaziyetteki görüntü ve fotoğrafları sanık tarafından kaydedilmiştir. Görüntülerin kaydedilmesi fiili, “Kişisel verilerin kaydedilmesi” suçunu oluşturmaz. Görüntü çekiminin, mağdurenin bilgisi ve rızası kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun md. 134/1’deki şekli de oluşmaz. Ancak mağdurenin rızasıyla çekilen görüntülerin rızası dışında farklı zamanlarda birçok kuruma göndermesi fiili özel hayatın gizliliğini ifşa suçunu, yani TCK md. 134/2’deki suçu oluşturur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Esas No: 2012/17703, Karar No: 2012/18222, Tarih No: 11.09.2012).

  • Fotoğrafcılık yapan sanık, şikayetçilerin evlilik resimlerini çekmiştir. Sanık çektiği evlilik resimlerinin bir kısmını, şikayetçilerin bilgisi ve rızası dışında, iş yerinin vitrininde ve internet sitesinde, reklam amacı ile bulundurmuştur. Kişinin fotoğrafının rızaya aykırı olarak vitrinde bulundurulması kişilik hakkını ihlal eder, fakat sanığın söz konusu eylemi ancak özel hukuk yaptırımlarını gerektirebilir, söz konusu kişilik hakkının ihlali, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Esas No: 2011/20872, Karar No: 2012/9834, Tarih No: 11.04.2012).

  • Müşteki şezlongda uzanırken mayolu fotoğrafı sanık tarafından çekilerek derginin ön kapağına haber olarak konulmuştur. Olayda kamu yararı olduğuna dair bir bilgi yoktur. Yerel mahkemenin, “plajın kamuya açık alan olup, gizli alan olmadığı” şeklindeki, özel hayatı salt mekana indirgeyen yaklaşımı doğru değildir. Sanık özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılmalıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Esas No: 2011/7345, Karar No: 2012/8936, Tarih No: 03.04.2012).

  • Gazetecilik/habercilik, kişilerin özel hayatına sınırsız bir şekilde müdahale etme hakkı vermez. Gazeteci haber yaparken haber içeriğinin görünür gerçekle uyumlu, güncel ve kişilik haklarına müdahale içermemesine özen göstermelidir. Haberin konusu ünlü bir kişi olsa bile özel hayatın gizliliğine ölçüsüz bir şekilde müdahale edilmemelidir. (Karar, gazetecilik ve haber yapma hakkı açısından emsal niteliğinde ve oldukça ayrıntılıdır. Yargıtay Kararının ayrıntıları için bakınız: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2015/18747 Karar ).

Fotoğraf, Video ve Çıplak Görüntüleri İnternetten Başkalarına Gönderme

Sanığın, katılan ile internette tanıştığı ve bir süre telefonda ve msn üzerinden görüntülü görüşerek arkadaşlık yürüttüğü, sanığın teklifi üzerine katılanın, kendisi, kızı ve sanık ile birlikte bir otelde yaklaşık 1 hafta süreyle tatil yaptıkları, bilahare arkadaşlıklarının bitmesi üzerine, sanığın, katılanın arkadaşlarına, değişik zamanlarda başka elektronik posta adresleri üzerinden, katılanın tatilde deniz kenarında bikini ile güneşlenirken çekilen fotoğrafları, otelde bar ortamında çekilen fotoğrafları, eski erkek arkadaşları ile olan fotoğrafları ve msn üzerinden görüntülü görüşme sırasında çekilen çıplak ve yarıçıplak görüntüleri ile web kamera karşısında soyunurken çekilen video görüntüleri gibi özel yaşam alanına dair fotoğraf ve video görüntülerini rızası dışında göndermek suretiyle ifşa ettiği, ayrıca yine katılana yönelik hakaret içeren o…, namussuzluğu ve şerefsizliği sende gördüm, herkesle birlikte oluyorsun vb ifadeleri fotomontajlı çıplak fotoğraflarla birlikte katılanın arkadaşlarına gönderdiği olayda; tüm dosya kapsamı ile katılan ve tanık beyanları ile sanığın eylemleri sabit olduğundan mahkemece sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından mahkumiyet kararı verilmesi hukuka auygundur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2016/277).

Cinsel İlişkiye İlişkin Görüntülerin Gizlice Kaydedilmesi ve Bilirkişi İncelemesi

Sanık …‘ın, mağdur … ile farklı tarihlerde cinsel ilişkiye girdiği esnada mağdurun görüntülerini gizlice kaydedip zincirleme şekilde TCK’nın 134/1. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,

Soruşturma evresinde İzmir Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliğince düzenlenen 07.12.2013 tarihli ve kovuşturma evresinde bilirkişi tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli raporlara göre; “2-Dilekve Ben”, “Dilek-ben”, “Dilek- ben1”, “Dilek- Ben2”, “Dilek-ben3”, “Dilek- Ben4” isimli klasörler içerisinde yer alan mağdurun cinsel içerikli görüntülerinin tamamı, bilişim uzmanı üç kişilik bilirkişi heyetine inceletilip, mağdurun, çalışır vaziyetteki kameranın varlığından haberdar olup olmadığı, kamerayı fark ettiği izlenimini uyandıracak bir sözü ve davranışının bulunup bulunmadığı, çekim yapan cihaza ısrarla bakıp bakmadığı ve odaklanıp odaklanmadığı, özetle görüntülerinin bilgisi dahilinde kaydedilip kaydedilmediği hususlarını denetime olanak verecek şekilde açıklayan rapor düzenlettirilmesi, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, iddia ve savunmanın doğruluk derecesi açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, salt “Dilek-ben3” adlı klasör içerisinde yer alan görüntülerden hareketle ve bu klasördeki videoda da, yaklaşık 22 dakika mağdurun görüntülerini gizlice kaydeden sanığın, kamerayı fark edip, eline alan ve “O niye orada?” sorusunu soran mağdura söylediği, “Ne o hayatım, o ne, vallahi bilmiyordum.”, “Çalışmıyor ki, istediğin yere koy, öyle bir şeyi sana yapacağımı, çarşaf getireyim sana (Anlaşılmıyor), sana söylemiştim, bana inanmıyor musun?” şeklindeki sözlerle mağduru kameranın çalışmadığına ikna edip, onu kandırarak çekime devam ettiği ve mağdurun görüntülerini yaklaşık 22 dakika gizlice kaydeden sanığın bu durumu açıklamaksızın sonradan alacağı çekim izninin mağdurun sanığın önceki eylemine rıza gösterdiği sonucunu doğurmayacağı da gözetilmeksizin, kamerayı görmesine rağmen 43 dakika daha cinsel ilişkiye devam eden mağdurun görüntülerinin kayda alındığını bilebilecek durumda olduğuna dair 25.02.2014 tarihli yetersiz bilirkişi raporuna ve eksik incelemeye dayalı olarak sanık hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2017/636).

Özel Hayatın Gizliliğini “İhlal” Suçu ile “İfşa” Suçu İki Ayrı Suçtur

Sanığın mağdure ile arasındaki cinsel içerikli konuşmaları ve mağdurenin görüntülerini rızası dışında kaydetmesinin ve bunları müşteki …‘ya vermesinin, mağdurenin özel yaşam alanına dair ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin hem TCK’nın 134/1. maddesinde düzenlenen görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal hem de aynı maddenin 2. fıkrasında düzenlenen görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu ve sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2016/1763).

Doktor Muayenesinin Ses Kaydına Alınması

Suça sürüklenen çocuğun, hastanede doktor olarak görev yapan katılanın, kendisine karşı, muayene sırasında ve sonrasında cinsel istismar oluşturabilecek eylemleri nedeniyle, olay esnasında katılanla aralarında geçen aleni olmayan konuşmaları rıza olmaksızın cep telefonuyla kayda alarak katılan hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayetçi olması şeklindeki olayda; taraflara ait sesler kişisel veri kapsamında değerlendirilemeyeceğinden ve suça sürüklenen çocuğun, katılanla aralarında geçen aleni olmayan konuşmaya ilişkin sesleri kayda aldığının, katılanın özel yaşam alanının gizliliğinin seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edildiğinin anlaşılması karşısında; eylemin sübutu halinde TCK’nın 135. maddesindeki kişisel verilerin kaydedilmesi suçu yerine, TCK’nın 134/1-2. cümlesi ile 134/2. maddesine uyan özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturacağı, ancak; suça sürüklenen çocuğun, aksi kanıtlanamayan, katılanın, kendisine yönelik cinsel istismar oluşturabilecek eylemleri nedeniyle delil olması açısından kayıt yaptığı şeklindeki savunması ile CD ortamına aktarılan ses kaydının elverişsizliği nedeniyle çözümünün yapılamadığına ilişkin tutanağa göre, suça sürüklenen çocuğun, kendisine karşı bir suç işlendiği kanaatiyle, başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, katılanla aralarındaki konuşmaları kayda aldığı, eyleminin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, kayıtları bir başkasına verdiği veya yaydığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen suça sürüklenen çocuğun, şikayetçisi olduğu soruşturmadaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle de hareket etmediği, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı anlaşıldığından; beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar : 2014/18281).

Çekimi Yapan Kişinin Video Kaydındaki Kişilerle Konuşması ve Rızanın İspatlnması

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanığın, evinde, uzun yıllardır arkadaşı olan katılan ile alkol alarak eve kız çağırdığı ve katılanın, kızla evin yatak odasındaki ilişkisine ait ses ve görüntülerini rıza olmaksızın kamera ile kayda alarak, ses ve görüntü kayıtlarını bilgisayarına ve flash diske aktarıp, flash diski katılanın eşi tanık İvana’ya vermek suretiyle ifşa ettiğinin iddia edildiği olayda;

Sanığın atılı suçu inkar ederek katılanın çok eski arkadaşı olup eşi ile ortak iş yaptığını, olay günü, evinde katılanın kapılar açık halde sabaha kadar bir bayanla birlikte olduğunu, bir ara kendisinden görüntülerini çekmesini istediğini, isteği üzerine cep telefonu gibi bir aletle görüntüleri çektiğini, ertesi gün katılan, evden ayrılırken telefonu bilgisayara bağlayıp görüntüleri bilgisayara ve oradan da flash diske aktardığını, flash diski de katılana verdiğini, görüntüler yedeklendiği için bilgisayarda da kaldığını, görüntüleri katılan dışında kimseye vermediğini, katılanın eşine de vermediğini, eşine vermiş olsaydı boşanma davasının 1 yıl önce açılmış olacağını, olayın eski bir olay olduğunu, kayıt yaptığı telefonun kocaman olduğunu, gizli yapmış olmasının imkansız olduğunu, sabah yaptığı çekimde daha çok kızı çektiğini, katılanın eşi ile arasındaki boşanma davasına alet olduğunu düşündüğünü savunması; tanık İvana’nın duruşmadaki, katılanın eşi olduğunu, aralarında boşanma davasının devam ettiğini, sanığı da iş ortağı ve arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, bahse konu görüntüleri ilk kez 2011 yılı ağustos ayında basında haber olması ile öğrendiğini, görüntüleri izlemediğini, görüntülerin yer aldığı bir materyalin eline geçmediğini, sanık tarafından kendisine verilmiş bir görüntü olmadığını, verilmiş olsaydı daha önce boşanma davası açacağını beyan etmesi; Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü uzmanlık raporunda, görüntülerin rızaya dayalı çekilip çekilmediğine yönelik yapılan incelemede,

tetkike konu kayıtların mobil bir aygıt (cep telefonu, akıllı telefon veya elde rahatlıkla taşınabilen bir el kamerası) ile elde edilmiş olduğu, kayıtların bir kısmının, kaydı gerçekleştiren şahıs tarafından, diğer şahıslar uyur vaziyette iken kayıt edilmiş olduğu, kayıtların bir kısmının kameranın görüş alanı içerisindeki şahısların görebileceği şekilde kayıt edilmiş olduğu, kayıtların bir kısmında kamera çekimi yapan kişi ile kameranın görüş alanı içerisinde yer alan şahıs/şahısların konuşmakta olduğu, kayıtların görüş alanının herhangi bir şekilde kapanmıyor olması nedeniyle, kullanılan kameranın düğme kamera veya benzeri gizli bir kamera olma olasılığının düşük olduğu, bu itibarla, kayıtlar içerisinde uyur vaziyette görülen şahısların bulunduğu kamera çekimlerinin, uyuyan şahısların rızası alınmaksızın gizli şekilde çekilmiş olduğu, kayıtlar içerisindeki cinsel ilişki halini gösterir görüntüler ile şahısların karşılıklı konuşmalarını içeren görüntülerin gizli çekim yapılmak suretiyle elde edildiğini gösterir herhangi bir bulguya rastlanılmadığının belirtilmesine göre, sanığın, katılanın, bir bayanla özel ses ve görüntülerini rıza olmadan çekerek kaydettiği ve ifşa ettiğine dair savunmanın aksine, mahkumiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, uyurken çekilerek kaydedilen ses ve görüntülerin, verilen rıza dahilinde çekilip kaydedilen ses ve görüntülerin devamı niteliğinde olduğu anlaşılmakla, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş; tebliğnamede bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar : 2014/25533).

Özel Fotoğrafların Üçüncü Kişilere Gönderilmesi Suç mudur?

Sanıklar hakkında özel hayata ilişkin görüntüleri ifşa suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;

Sanık … Baziki ile katılan …’nin evli oldukları, sanık …’in de tarafların müşterek çocukları olduğu ve annesi Solmaz ile birlikte yaşadığı, ancak katılan …’nin müşterek evlerini terketmesi nedeniyle ayrı yaşadıkları ve aralarında boşanma davası bulunduğu, anne oğul olan sanıkların, bir şekilde temin ettikleri katılanların özel fotoğraflarını katılan …’nin yakınlarına ve diğer katılan …’in kocası müşteki …’ye göndererek ifşa ettikleri anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinin TCK’nın 134/2-1. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunun kabülünde bir isabetsizlik yoktur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar : 2016/4186).

Boşanma Davasına İbraz Edilmeyen Ses Kaydı

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Sanığın ve katılanın resmi nikahlı evli iken, aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle boşanma davalarının bulunduğu, sanığın boşanma davasına avukatı aracılığıyla vermiş olduğu cevaba cevap dilekçesinde, eşinin kendisine yalan söylediğine ilişkin olarak ses kaydının mevcut olduğunu belirtip eşinden habersiz olarak eşinin konuşmasını kaydettiğinin iddia edildiği olayda;

Taraflar arasında ………. Aile Mahkemesi’nde görülen dava dosyasına, sanık tarafından, katılan eşinden habersiz kaydettiğine dair ses kaydını içeren herhangi bir kaydın ibraz olunmadığı, mahkemece görülen boşanma davasında tarafların ayrılmalarına karar verildiği ancak gerekçeli kararda ses kaydına dair kabulün de bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar : 2015/1).

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, bir hukuki değer olan kişilerin özel hayatını ve onurunu koruduğundan soruşturma aşamasının titiz bir şekilde yapılması suç faillerinin yakalanması açısından önemlidir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, günümüzde bazı teknik araçlar kullanılarak işlendiğinden iddia ve savunmanın bir Ceza avukatı aracılığıyla yapılması maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olacaktır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!