0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Cinsel Saldırı veya Tecavüz Suçu Nedir? (TCK 102)

Cinsel saldırı suçu, cinsel arzuları tatmin amacıyla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlal edilerek bedenine fiziksel temasta bulunulması ile oluşur (TCK md.102). Cinsel saldırı suçu, failin mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal etme derecesine göre ikiye ayrılır:

  • Basit cinsel saldırı suçu (TCK 102/1): Basit cinsel saldırı suçu, mağdurun bedenine cinsel ilişki düzeyine varmayan seviyede temasta bulunmaktır. Basit cinsel saldırı suçunun en hafif şekline “sarkıntılık suçu” denilmektedir (TCK 102/1-ikinci cümle). Örneğin, rızası dışında bir kimseyi öpmek, dokunmak vb. gibi davranışlar sarkıntılık suretiyle basit cinsel saldırı suçu olarak kabul edilir. Cinsel ilişki seviyesine varmayan davranışlar belli bir yoğunluk ve süreklilik arz ettiğinde basit cinsel saldırı suçunun sarkıntılık düzeyini aşan daha ağır şekli meydana gelir (TCK 102/1-birinci cümle).

  • Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu (Tecavüz Suçu), (TCK 102/2): TCK md.102/2’de düzenlenen nitelikli cinsel saldırı suçu, diğer bir deyişle tecavüz suçu; vücuda “organ” veya “sair bir cisim” sokulması suretiyle fiilin gerçekleştirilmesi halinde meydana gelir. 765 sayılı eski TCK’da bu suç “ırza geçme suçu” başlığıyla düzenlenmişti.

Failin mağdurun bedenine temas etmeden gerçekleştirdiği söz ve davranışlar cinsel taciz suçu olarak nitelendirilir. Cinsel saldırı suçunun oluşması için bedensel temas şarttır. Failin kendi bedeni üzerinde yaptığı davranışlar da cinsel saldırı olarak değerlendirilemez. Örneğin, bir kimsenin cinsel organını mağdura göstermesi cinsel saldırı değil, cinsel taciz olarak değerlendirilebilir.

Cinsel suçlar, genel olarak şu şekilde kategorize edilmektedir:

  • Cinsel İstismar Suçu: Kural 15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı bedensel temasta bulunmak suretiyle cinsel amaçla işlenen fiilleri cezalandırmaktadır (TCK md.103). 15-18 yaş grubunda olan çocuklara karşı hile, cebir, tehdit veya iradeyi etkileyen bir nedenle çocuğun bedeni üzerinde icra edilen fiiller de cinsel istismar suçu olarak nitelenir.

  • Cinsel Saldırı Suçu: Kural olarak yaşı büyük kimselere veya 15-18 yaş grubu mağdurlara yönelik (hile, cebir, tehdit veya iradeyi etkileyen başkaca bir neden olmaksızın) bedensel temasta bulunmak suretiyle cinsel amaçla işlenen fiilleri cezalandırmaktadır (TCK 102).

  • Cinsel Taciz Suçu: Mağdurun yaşına bakılmaksızın, fail ile mağdur arasında bedensel temas olmadan, halk arasında laf atma, sözlü taciz vb. gibi ifade edilen cinsel davranışlarla işlenen fiilleri cezalandırmaktadır (TCK 105)

  • Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu: 15-18 yaş grubunda yer alan çocuklarla, çocuğun kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girilmesi halinde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşur (TCK 104).

Basit Cinsel Saldırı ve Sarkıntılık Suçunun Unsurları (TCK 102/1)

Basit cinsel saldırı suçu, kişinin vücudu üzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik ve fakat cinsel ilişkiye varmayan cinsel davranışlar sergilenmesi ile oluşur. Basit cinsel saldırı suçunun oluşması için, gerçekleştirilen hareketlerin objektif olarak şehvi nitelikte bulunmaları yeterlidir; failin şehvi arzularının fiilen tatmin edilmiş olması şart değildir.

Sarkıntılık suçu, TCK md.102/1-ikinci cümlede ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Sarkıntılık, basit cinsel saldırı suçunun daha hafif şekli olarak kabul edilmektedir. Sarkıntılık suçu da cinsel saldırı suçunun bir görünüm biçimi olduğundan mutlaka mağdurun bedenine fiziksel bir temasta bulunulması şarttır. Bedensel temas olmadan cinsel amaçla işlenen tüm fiiller cinsel taciz suçu olarak nitelenir.

Sarkıntılık; failin mağdura yönelik yüzeysel, geçici ve hafif derecede cinsel davranışlarını ifade eder. Sarkıntılık suçu, kesik ve ani bir eylemle işlenen bir fiildir. Failin işlediği fiil, süreklilik arz ederek failin bedeni üzerinde cinsel amaçla işlenen kesintisiz çok sayıda eylemden oluşuyorsa sarkıntılık suçu değil, basit cinsel saldırı suçunun daha ağır olan TCK md.102/1-ikinci cümle’de yer alan temel şekli meydana gelir.

Yargıtay uygulamasında basit cinsel saldırının en hafif şekli olan sarkıntılık suçuna vücut veren hareketler şunlardır:

  • Mağdurun yanaklarından öpmek,
  • Mağdurenin eteğini veya diğer giysilerini üzerinden indirmeye çalışmak,
  • Cinsel amaçla mağdurun elini tutma, belini tutma, omzundan tutma,
  • Mağdura sarılarak “seni seviyorum” demek,
  • Mağdurun ensesinden öpmek,
  • Mağdurun kalçasına veya bacaklarına, bacak arasına dokunmak,
  • Mağdurun cinsel organına dokunmak,
  • Mağdurun göğüslerini okşamak
  • Vücudunu mağdura sürtünme, özellikle toplu taşıma araçlarında mağdurun vücuduyla cinsel amaçlı temasta bulunma.

Basit cinsel saldırı suçunun cezası şu şekildedir:

  • Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (TCK md.102/1-birinci cümle).
  • Sarkıntılık suçu, yani cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde faile iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir (TCK md.102/1-ikinci cümle).

Basit cinsel saldırı suçunun daha fazla ceza gerektiren halleri şunlardır (TCK md.102/3):

  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  • Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  • Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
  • Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde,

yukarıdaki fıkraya göre (TCK 102/1) verilen cezalar yarı oranında artırılır.

Nitelikli Cinsel Saldırı veya Tecavüz Suçu (TCK 102/2-3)

Nitelikli cinsel saldırı suçu, TCK md. 102/2’de vücuda “organ” veya “sair cisim sokulması” şeklinde düzenlenen uygulamada daha çok “tecavüz suçu” olarak adlandırılan suç tipini ifade etmek üzere kullanılmaktadır.

Cinsel saldırının, vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi nitelikli hali için, vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ veya sair bir cismin sokulması gerekir. Bu açıdan mağdurun vücuduna penis sokulabileceği gibi, vajinal veya anal yoldan cop, kalem, şişe, sopa gibi sair bir cisim de sokulabilir.

Özellikle belirtmek gerekir ki; basit saldırı suçunun aksine, nitelikli cinsel saldırı suçunun (tecavüz suçu) oluşabilmesi için, gerçekleştirilen davranışın cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olması şart değildir.

Maddede “organ” tabiri kullanıldığından cinsel organ dışındaki vücuda girme özelliği olan örneğin; parmak gibi diğer organların da vücuda sokulması suçun nitelikli halini oluşturabilecektir. Bu organın sahibinin kadın veya erkek olmasının bir önemi yoktur. Sokma fiili bizzat fail tarafından yapılabileceği gibi 3. bir kişinin veya bizzat mağdurun araç olarak kullanılması suretiyle de gerçekleştirilebilir. Kanunda bir sınırlama olmamakla birlikte sadece oral, anal veya vajinal bölgelere yönelik organ ya da sair bir cisim sokma eylemlerinin suçun nitelikli halini oluşturabileceği kabul edilmelidir. Böyle bir kabul madde gerekçesi de gözetildiğinde kanun koyucunun amacına daha uygun olacaktır. Vücudun bu bölgelerine organ veya sair bir cismin az da olsa girmesi bu nitelikli halin uygulanması açısından yeterlidir.

Nitelikli cinsel saldırı suçunun, yani tecavüz suçunun cezası şu şekildedir:

  • Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır (TCK md.102/2).

Nitelikli cinsel saldırı suçunun daha ağır cezayı gerektiren halleri şunlardır (TCK md.102/3):

  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  • Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  • Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
  • Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde,

yukarıdaki fıkraya göre (TCK 102/2) verilen cezalar yarı oranında artırılır.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Cinsel saldırı veya tecavüz suçu nedeniyle verilen hapis cezası ceza miktarı nedeniyle adli para cezasına çevrilemez. Ancak, sarkıntılık suçunun 15 yaşından küçük çocuklar tarafından işlenmesi halinde hapis cezasının miktarı 1 yılın altına düştüğünden adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Sarkıntılık suçu dışındaki cinsel saldırı suçları nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkün değildir.

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Sarkıntılık suçu dışındaki cinsel saldırı suçları nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi mümkün değildir.

Suçun Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Cinsel saldırı suçları, uzlaşma kapsamında olan suçlar değildir. Suçun; basit cinsel saldırı, sarkıntılık veya nitelikli cinsel saldırı suçu olması farketmez, cinsel suçlar açısından uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

Sarkıntılık suçu veya eşe karşı işlenen nitelikli cinsel saldırı (tecavüz suçu) şikayete tabi suçlar arasında yer almaktadır. Mağdur, şikayet hakkını suçun işlenmesinden itibaren 6 ay içinde kullanmalıdır. Şikayetten vazgeçme, soruşturma veya ceza davası açıldıktan sonra kovuşturma aşamasında mümkündür. Mağdurun şikayetten vazgeçmesi halinde soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir ve mağdur aynı olayla ilgili bir daha şikayet hakkını kullanamaz. Ceza davasının açıldığı aşama olan kovuşturma aşamasında şikayetten vazgeçme halinde mahkeme davanın düşmesi kararı verir.

Sarkıntılık suçu ve eşe karşı işlenen cinsel saldırı (tecavüz) suçu dışındaki tüm cinsel saldırı suçları savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur.

Sarkıntılık suçunda şikayet hakkı kullanılırsa dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Basit veya nitelikli cinsel saldırı suçlarının diğer tüm hallerinde dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Söz konusu cinsel suçlar, bu zamanaşımı süresi içerisinde her zaman soruşturulabilir.

Cinsel Saldırı Suçunda Görevli Mahkeme

Sarkıntılık suçu hakkında yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Sarkıntılık suçu dışında TCK md.102’de yer alan tüm cinsel suçlar ile ilgili yargılama yapma görevi ağır ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Cinsel Saldırı, Tecavüz ve Sarkıntılık Suçu Yargıtay Kararları


Basit Cinsel Saldırı Suçunda İftira Atma İddiası

Mağdurenin aşamalarda değişmeyen tutarlı anlatımları, tanık V.’ın, mağdurenin olay tarihinde sanığın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu söylediğine ve bu konuda yazılı ifade aldığına ilişkin beyanı, taraflar arasında mağdurun kendi iffetini ortaya koyacak şekilde sanığa iftira atmasını gerektirir bir husumetin bulunmaması ve tüm dosya içeriğinden, sanığın mağdurenin kalçasını eliyle sıkarak basit cinsel saldırı suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, TCK.nın 102/1. maddesi uyarınca basit cinsel saldırı suçundan mahkûmiyetine hükmolunması gerekir (Yargıtay 14. Ceza dairesi - Karar: 2014/7077).

Beden ve Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Kişiye Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Yardım Etme

Mağdurenin aşamalardaki beyanları, sanık savunmaları, alınan sağlık raporları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, uzun süredir fuhuş ile geçimini sağlayan sanık K.’nin, orta derece sınırında zeka geriliği sebebiyle kendisini beden ve ruh bakımından savunamayacak durumda bulunan 31 yaşındaki mağdurenin bu durumunu bilerek diğer sanık M. ile kendi evinde cinsel ilişkiye girmesini sağladığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin nitelikli cinsel saldırı suçuna yardım etme suçunu oluşturduğu halde, yazılı şekilde fuhuş suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2014/7347).

Basit Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüs

Mağdurenin aşamalarda değişmeyen ve özde tutarlı beyanları, tanık Pınar’ın anlatımları ve tüm dosya içeriğinden, olay tarihinde sağlık ocağında hekim olarak çalışan sanığın, aynı yerde hizmetli olarak çalışan mağdurenin akşam saatlerinde işyerinden çıkacağı sırada, dudaklarından öpmeye çalıştığı ve bu esnada mağdurenin tepki vermesi üzerine “iyi değilim” dediğinin anlaşılması karşısında, sanığın TCK.nın 102/1, 102/3.b ve 35. maddeleri, uyarınca basit cinsel saldırıya teşebbüs suçundan mahkûmiyeti yerine oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile beraatine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/5426).

Silah veya Bıçakla Basit Cinsel Saldırı Suçu ve Tehdit Suçu

Olay tarihinde sanığın mağdureyi takip ederek evinin giriş kapısının önünde mağdureyi zorla dudağından öpüp vücudunu ellerken mağdurenin bağırması üzerine, cebindeki çakı bıçağını çıkarıp susması için mağdurenin karnına dayayarak mağdureden susmasını istemesi üzerine mağdurenin bağırmaya devam etmesi ile olay yerinden ayrılması şeklinde gelişen olayda sanığın mağdurenin karnına bıçak dayaması eyleminin basit cinsel saldırı suçunun unsuru olduğu gözetilerek sanığa basit cinsel saldırı suçundan tayin edilecek cezanın TCK.nın 102/3-d maddesi uyarınca arttırılması yerine yazılı şekilde tehdit suçundan ayrıca hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/54).

Basit Cinsel Saldırı ve Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu

Sanıklardan C.’in, diğer sanık A.’in kullandığı motorsiklet ile gece saat 01.30 sıralarında alkollü vaziyette mağdurenin evine gelerek, kapının üst tarafında bulunan kırık camdan elini içeri sokup kapıyı açarak, içeri girip mağdureye yönelik basit cinsel saldırı niteliğindeki mağdureye dokunma şeklinde eylemlerde bulunması ve mağdurenin, sanığın eylemlerinden hemen sonra jandarmaya ihbarda bulunması üzerine intikal eden olayda;
sanık C.’in, sanık A.’in motorsikleti ile daha önce boşanmış olduğu mağdurenin evine geldiğine dair tevilli ikrarı, mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ve samimi anlatımları, sanık A.’in evin açık penceresinden mağdurenin sanık C.’e hitaben “evimden çık, çocuklarım uyuyor, seni şikâyet ederim” şeklinde bağırmaya başladığına dair anlatımları birlikte değerlendirildiğinde sanık C.’in üzerine atılı basit cinsel saldırı ve geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali eylemlerinin sübut bulduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi -Karar: 2014/360).

Nitelikli Cinsel Saldırı (Tecavüz Suçu) ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan (tecavüz suçu) kurulan hükmün onanmasına; ancak sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Mağdurenin anlatımlarına, sanığın ikrarına ve tüm dosya içeriğine göre; olay tarihinde sanığın, mağdurenin bulunduğu eve girdikten sonra zorla yere yatırıp vuracakmış gibi yaparak korkuttuktan sonra, rızası hilafına cinsel ilişkiye girdiği ve sonrasında evden çıkarak olay yerinden ayrıldığı anlaşılmakla, sanığın cinsel saldırı eylemlerini gerçekleştirdiği zaman zarfı dışında mağdureyi hürriyetinden yoksun kılma şeklinde bir eyleminin bulunmadığı gözetilmeden, atılı kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/366).

Arkadaşlık İlişkisi, Mağdurun Çelişkili Beyanları ve Cinsel Saldırı Suçu

Sanıkla katılanın olay günü ve öncesinde arkadaşlıklarının olduğunu gösteren cep telefonu arama kayıtları, mesaj kayıtları ve içeriği, katılanın aşamalarda sürekli farklı beyanlarda bulunması ve beyanlar arasında derin çelişkilerin olması, sanıkla katılanın olaydan 2-3 yıl öncesine dayanan cinsel birlikteliklerin olmasının, sanığın beyanlarını doğruladığı, sanıkla katılanın olay tarihinde de rızalarıyla cinsel ilişkiye girdikleri, daha sonra ise bilinmeyen bir sebeple aralarında yaşanan tartışma sonucu birbirlerini yaralama şeklindeki eylemlerin yaralama suçunu oluşturduğu gözetilerek, bu suçtan hüküm kurulması yerine, sanığın cinsel saldırı suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/2270).

Cinsel Saldırı Suçu İle Cinsel Taciz Suçu Arasındaki Fark

Mağaza müdürü olan sanığın, olay günü aynı işyerinde satış elemanı olarak çalışan mağdureyle yalnız kaldıkları bir esnada, rızası dışında mağdurenin elinden tutarak duvara yasladığı, ardından dudaklarından ve boynundan öpüp, göğüs ve kalçalarını okşadığının anlaşılması karşısında, eyleminin T.C.K.nın 102/1-3-b maddesindeki basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeyip suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde cinsel taciz suçundan hüküm kurulması kanuna aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2014/2161).

Cinsel Saldırı (Tecavüz) Suçu ve Zincirleme Suç

T.C.K.nın 102/3-d maddesinde cinsel saldırı suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte, işlenmesi halinde, verilen cezaların yarı oranında artırılması öngörülmüştür.
Sanıkların nitelikli cinsel saldırı suçundan cezalandırılmalarına karar verilen, suçun sübutunda bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir hukuka aykırılık bulunmayan somut olayda, Özel Daire çoğunluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; cinsel saldırı suçundan sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. 5237 Sayılı T.C.K.nun 43/1. maddesindekiifadesi sebebiyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınabilecektir. Sanıkların olay günü, köylerinden Samsun'a gitmek üzere yola çıkan katılan K. ve S.'ı araçlarına aldıkları, bir süre sonra S.'ı darp edip uzaklaştırdıktan sonra katılan K.'ı mahkemece yapılan keşifte ıssız ve tenha bir mahal olduğu belirlenen Toraman Tepe mevkiine götürdükleri, aralarında önceden vardıkları anlaşma gereği burada dört sanığın cebir ve tehdit kullanarak sırayla katılana organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu, aynı suç işleme kararı altında bir sanığın eylemini gerçekleştirirken diğer sanıkların eylemin gerçekleştiği ortama çok yakın yerde beklediği somut olayda, eylemlerin değişik zamanlarda işlendiği, başka bir anlatımla aynı zaman dilimi içerisinde işlenmediği gibi hukuki anlamda tek bir fiilden de söz edilemeyeceği, dolayısıyla olayımızda zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir (Yargıtay CGK-Karar: 2013/427).

Basit Cinsel Saldırı Suçunda Zincirleme Suç Uygulaması

Mağdurenin, arkadaşı Songül ile birlikte yürüdükleri sırada arkalarından gelen sanıkların birlikte mağdurenin kalçasını tutarak elleri ile göğsünü ve cinsel organını sıktıkları akabinde sanıklara müdahale eden kolluk görevlilerinin sanıkları polis merkezine götürdükleri, burada da sanık Volkan’ın, polis merkezine doğru yürümekte olan mağdurenin eteğini kaldırarak mağdureye parmak attığı olayda; sanık Volkan’ın, ilk eylemini sanık Çağrıhan’la birlikte gerçekleştirmesi nedeniyle ilk eyleminin soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tâbi olmayan TCK.nın 102/3-d maddesi kapsamında kaldığı, sanığın ikinci eylemini ise tek başına gerçekleştirdiği, bu itibarla ikinci eyleminin soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tâbi olan TCK.nın 102/1.maddesinde düzenlenen basit cinsel saldırı suçu kapsamında kaldığı, TCK.nın 43/1. maddesinde bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedileceğinin düzenlendiği, somut olayda da sanığın basit cinsel saldırı suçunu değişik zamanlarda aynı mağdureye karşı ilki şikâyete tâbi olmayan basit cinsel saldırı, ikincisi şikâyete tâbi olan basit cinsel saldırı suçu olmak üzere iki defa işlediğinin sabit olduğu, ancak mağdurenin kovuşturma aşamasında sanıklar hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiği, bu itibarla ikinci suç açısından kovuşturma şartının bulunmaması nedeniyle sanığın ancak ilk suç nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmesinin mümkün olduğu, tüm bunlara göre de TCK.nın 43. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeden sanığa verilen cezanın TCK.nın 43. maddesi uyarınca arttırılarak fazla ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/8851).

Dokunmak Suretiyle Basit Cinsel Saldırı Suçu

Sanığın “sana ev tutayım, benim evim var gel beraber kalalım” şeklindeki sözleriyle birlikte müştekinin kolundan tutmak suretiyle vücut dokunulmazlığını ihlal ettiği müşteki ve tanık beyanları ile anlaşılmakta ve sanığın TCK’nın 102/1. maddesi gereğince basit cinsel saldırı suçunun cezası ile cezalandırılması gerekir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2015/25817).

Mağdurenin İstikrarlı Beyanı, Çelişkili Savunma ve Basit Cinsel Saldırı Suçu

Mağdurenin aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları, sanığın hayatın olağan akışına aykırı çelişkili savunmaları ve tüm dosya içeriğinden, sanığın olay tarihi olan 08.10.2008 günü saat 01:45 civarında Bursa Devlet Hastanesinden dönen üst kat komşusu mağdureyi, eşinin evde olmadığını da söyleyerek, kahve içmek bahanesiyle evine çağırdığı, mağdurenin gelmek istememesi üzerine rezalet çıkaracağından bahisle tehdit ederek teklifini yinelediği, mağdurenin tekrar ret cevabı vermesi üzerine mağdureyi kolundan tutarak evinin içine doğru savurduğu, akabinde evinin kapısını kilitleyerek yere düşen mağdurenin elbiselerini çıkartmaya çalışıp vücudunu okşadığı, mağdurenin direnmesi üzerine mağdureyi saçından tutarak yatak odasına doğru sürüklemeye çalıştığı, mağdurenin ilaç kullanması gerektiği bahanesiyle yalvararak kendisini bırakmasını istediği, sanığın mağdureye, kendisiyle birlikte olmazsa bırakmayacağını söylediği, mağdurenin sürekli yalvarması üzerine, sanığın ilacını içip elbisesini değiştirdikten sonra geri gelmesi şartıyla mağdureyi bıraktığının anlaşılması karşısında, olayda basit cinsel saldırı ve cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının oluştuğu gözetilerek sanığın bu suçlardan cezalandırılması gerekir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/5118).

Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüs ve Delillerin Değerlendirilmesi

Mağdurenin ve müştekinin birbiriyle çelişen beyanları, mağdurenin sanığın kendisini zorla yolda taksiye bindirerek evine götürdüğü ve burada kendisine zorla içki ve esrar içirdiğine yönelik beyanlarını doğrulamayan, darp-cebir raporu ile olaydan iki gün sonra mağdurenin alınan kan ve idrarında herhangi bir uyuşturucu-uyarıcı madde bulunmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu raporu, mağdurenin bulunduğu evin adresinin müşteki tarafından bildirilmesi üzerine polislerin söz konusu eve gittiklerinde mağdurenin tek başına evde bulunması, ilk beyanında sanığın kendisine yönelik herhangi bir eylemde bulunmadığı, sanığı daha önce tanıdığı ve kendi rızasıyla sanığın evine gittiğine ilişkin anlatımı ve tüm dosya kapsamından, sanığın mağdureyi zor kullanarak evine götürdüğü ve mağdureye rızası dışında nitelikli cinsel saldırıda bulunmaya teşebbüs (tecavüz suçuna teşebbüs) ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanığın atılı suçlardan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi-Karar: 2014/7979).

Mağdurun Dini Duygularını Kullanmak Suretiyle Cinsel Saldırı (Tecavüz) Suçu

Mağdurlardan A. Ş., A. C., E. K., Ü. S. nişanlı ya da eşlerini “badelenme” tabir edilen eylem ve cinsel ilişki için dergaha getirmişler ve bu hususu da aşamalardaki anlatımlarında açıkça bildirmişlerdir. Mağdur ve mağdurelerin sanığa olan bağlılıkları ve itaatleriyle sanığın bu kişiler üzerindeki hakimiyeti göz önüne alındığında, sanığın dini duyguları istismar ederek, onların gerçek iradelerini ortaya koymalarının önüne geçerek kendilerinde oluşturduğu inançla eylemlerini gerçekleştirdiği, bu nedenle de hukuken geçerli bir rızanın bu olayda mevcut olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sanık U. K., dergaha gelen, tarikat mensubu kişilerin dini duyguları üzerinde kurduğu hakimiyet sonucu ve özellikle tüm yapılanların Allah’a yaklaşmak amacıyla yapılmasının gerekli olduğuna ilişkin söylemleriyle onları inandırmış ve bu şekilde onları etkileyerek dini duygu ve inançlarını kötüye kullanmıştır. Mağdur ve mağdurelerin dergahta gerçekleştirilen sohbet toplantılarında ve yapılan görüşmelerde içinde bulundukları ortam, dini konulardaki bilgisizlikleri ayrıca sanığın toplantılarda, yapılanların dinimizde karşılığının bulunduğunu bildirmiş olması karşısında sanığın, kişilerin dini duygularını istismar edilerek gerçek iradelerini ortadan kaldırarak yalnızca kendi cinsel arzularını ve amaçlarını yerine getirmek için bu eylemleri gerçekleştirdiği belirlenmiştir.
Ayrıca, bir kısım mağdur ve mağdurelerin beyanlarında bildirdikleri şekilde ,sanığın dergaha gelenlere, dergahta bulunan içerisinde ne olduğu tespit edilemeyen sudan içirmesi, içmemeleri halinde de ısrarla bu sudan içmelerini sağlaması ayrıca yine bir kısım mağdur ve mağdurelerin sanıkla birden fazla kez vajinal ve anal yoldan ilişkiye girmiş olmaları, bu kişilerin sevdikleri yakınlarını dergaha getirecek kadar sanığa inanıp aldanmaları göz önüne alındığında, hukuken geçerli, gerçek bir iradenin varlığından söz edilemeyeceğinden sanığın üzerine atılı “Nitelikli Cinsel Saldırı” suçunun (tecavüz suçunun) kanıtlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle failin nitelikli cinsel saldırı suçunu düzenleyen TCK md.102/2 ve aynı mağdurlara karşı birden fazla kere aynı eylemi işlediğinden zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK md. 43/1 gereği cezasının arttırılmasına karar verilmiştir (Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.02.2013 gün ve 2012/463 Esas, 2013/62 Karar sayılı kararı -Yargıtay 14.CD, 2014/1117 sayılı Kararı ile Onanmıştır-).

Basit Cinsel Saldırıda Zincirleme Suç

Olay gecesi mağdurenin evinde misafir olarak kalan sanığın, birlikte alkol aldığı mağdurenin odasına geçip yatmasının ardından saat 03.00 sularında yanına giderek uyumakta olan mağdureyi soyup, arkasından sarıldığı ve omzunu öptüğü, bu sırada uyanan mağdurenin tepki gösterip, diğer odaya geçmesinden iki saat kadar sonra sanığın aynı suç işleme kararı kapsamında tekrar mağdurenin yanına gelip, arkadan sarılarak onu yine öptüğü tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla, değişik zamanlarda atılı suçu işleyen sanığın eylemini zincirleme şekilde gerçekleştirdiği nazara alınarak hakkında TCK.nın 102/1. maddesine göre belirlenen temel cezanın, aynı kanunun zincirleme suç hükümlerini düzenleyen 43/1. maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeyerek, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/7468)

Parmak Sokmak Suretiyle Cinsel Saldırı (Tecavüz) Suçu

Olay tarihinde mağdurenin sanıklar ile birlikte olay yerine geldiği, burada sanık M..’in mağdurun cinsel organına parmak sokmak sureti ile nitelikli cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiği, sanık N.’in ise mağdurenin mukavemetini kırmak amacıyla ellerinden tutarak sanık M.’in eylemine iştirak ettiği, sanıkların eylemlerinin cinsel saldırı suçunun (tecavüz suçu) zorunlu hareketleri olduğu açıktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının ise oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların bu suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/7408).

Cinsel Suçlarda Mağdurun Gerçek Yaşının Tespiti

Nüfus kaydında 1.8.1987 doğumlu olup, nüfusa 11.1.1989 tarihinde tescil olunan mağdurenin yaşına yapılan itiraz sebebiyle İzmir Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunca verilen 16.11.2009 tarihi rapora göre mağdurenin suç tarihi itibarıyla yaşının tespitinin tıbben mümkün olmadığının bildirilmesi karşısında, mağdurenin gerçek yaşının belirlenmesi noktasında babası sanık A.’den sorulup ve bu hususta bilgisi bulunan tanıklarda araştırılıp dinlendikten sonra, mağdurenin gerçek yaşı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve tespiti gerekir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar:2014/2208).

Cinsel Saldırı (Tecavüz) Suçu - Doktor Raporu – Şikayetçinin Tutarlı Beyanı

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına;
Mağdurenin aşamalardaki samimi ve birbiriyle çelişmeyen tutarlı beyanları, Devlet Hastanesinin 17.09.2012 tarihli “diz dirsek pozisyonunda saat 12 hizasında laserasyon ve hiperemi” olduğuna ilişkin raporu, olay yeri inceleme raporu ile tüm dosya kapsamından, mağdurenin resmi nikahlı eşinin cezaevine girmesinden sonra, eşinin arkadaşı olan sanık ile görüştüğü ve onun evinde birlikte yaşamaya başladıkları, olay tarihinde de aralarında çıkan tartışma üzerine sanığın sinirlenerek evde bulunan koli bandıyla mağdurenin el ve ayaklarını bantlayıp basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde darp ettikten sonra mağdurenin rızası hilafına zorla cinsel saldırıda bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı (tacavüz) suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine hükmedilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2016/723).

Eşe Karşı Basit Cinsel Saldırı Suçu

Eşe karşı işlenen cinsel suçlarda cinsel saldırının sadece nitelikli halinin -tecavüz suçu olarak- TCK.nın 102/2. maddesinin ikinci cümlesinde şikâyete tâbi suç olarak düzenlenmesi, cinsel saldırı suçunun basit halinin eşe karşı işlenmesinin ise suç olarak düzenlenmemesi karşısında, olay tarihinde mağdure ile resmi evli olan sanığın eşinin rızası hilafına onu kendisine doğru çekerek sarılıp öpmesi şeklindeki eyleminin TCK.nın 102/1. maddesindeki basit cinsel saldırı suçu olarak tanımlanan suçu oluşturmadığı gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2014/1689).

Basit Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüs

Oluş ve kabule göre, suç tarihinde, sanığın akrabalık ilişkisi bulunan mağdure ile evinde oturduğu sırada evden ayrılmak için ayağa kalkmasının ardından kendisini yolcu etmek için ayağa kalkan mağdurenin omuzlarından bastırıp koltuğa oturmasını sağladıktan sonra üzerine eğilerek öpmeye çalışması eyleminin, basit cinsel saldırı suçunun tamamlanmış halini oluşturduğu kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık Ayhan’ın, misafir olarak bulunduğu evden ayrılacağı sırada, kendisini yolcu etmek amacıyla ayağa kalkan mağdurenin omuzlarından bastırarak koltuğa oturtmak suretiyle mağdurenin vücut dokunulmazlığını ihlal etmiş ise de, dosya kapsamına göre bu eylemin cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olmadığı anlaşıldığından basit cinsel saldırı suçunu oluşturmadığı, ancak sanığın bundan sonra mağdurenin üzerine eğilerek öpmeye çalıştığı sırada henüz vücut dokunulmazlığını ihlal etmeden mağdurenin bağırarak karşı koyması nedeniyle tamamlayamadığı eylemini ise cinsel arzuları tatmin amacına yönelik gerçekleştirdiğinden, basit cinsel saldırı suçuna teşebbüsten mahkûmiyetine karar verilmesi yerine yazılı şekilde anılan suçun tamamlanmış halinden hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2015/11015).

Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüs (Tecavüz Suçuna Teşebbüs)

Sanığın, eşinin 3 yıl önce ölmesi nedeniyle kayınpederi ve kayınvalidesi ile birlikte kalan köylüsü mağdureyi olaydan önce telefondan arayarak kendisiyle birlikte olmak istediğini söylediği, olay günü mağdurenin ahırda hayvanlara yem verdiği sırada sanığın buraya girip elinde bulunan tabancayı göstererek mağdureye “benimle olacaksın” diyerek saldırıp boğazına sarıldığı, tokatlayıp yere yatırdığı, mağdurenin göğüslerine ve kalçalarını ellediği, mağdurenin yerdeyken bağırıp direndiği ve bu sırada sanığın parmağını da ısırdığı, bunun üzerine sanığın olay yerinden kaçma eyleminin beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs (tecavüz suçuna teşebbüs) aşamasında kaldığı anlaşılmakla atılı bu suçtan mahkumiyeti yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek eylemin basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi -Karar: 2014/7382).

Nitelikli Cinsel Saldırı Suçunda Çelişkili Beyan ve Hayatın Olağan Akışı

Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı (tecavüz) suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Mağdurenin suç tarihinde sanığın kullandığı araca binmesine ilişkin yargılama aşamasındaki çelişkili beyanları, savunma ile mağdurenin sanığın aracına doğru gittiğine ilişkin kamera görüntüleri dikkate alındığında, olay günü mağdurenin anne ve babasının Ankara’ya gitmek üzere evden ayrılmasından sonra evde kardeşi ve komşusu olan tanık F… ile birlikte kalan mağdurenin sanığın kullandığı cep telefonu hattını çaldırmasının ardından sanığın da kendisini araması üzerine telefonda görüşmeye başladığı, sanığın yüz yüze görüşmek isteyip kullandığı araçla evin önüne gelmesi nedeniyle mağdurenin evde bulunanlardan habersiz sanığın yanına gidip konuşmak amacıyla araca rızasıyla bindiği, birlikte Yalvaç ilçe merkezine doğru gittikleri, sonrasında sanığın aracı durdurup mağdure ile arka koltuğa geçerek bir süre konuştuktan sonra nitelikli cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiği tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, olayın gelişim süreci, mağdurenin savcılık evresinde alınan beyanında araca bindikten sonra sanığın aracı kilitlediğini ve açmak istemesine rağmen kilitli olması nedeniyle kapıyı açamadığını belirtmesine rağmen olay yeri raporunda aracın kilitlendikten sonra sağ ön yolcu koltuğunun bulunduğu yerden açılabileceğinin tespit edilmesi yine mağdurenin aşamalarda sanığın kendisini aracın içine sokarken ve soktuktan sonra bağırmadığını beyan etmesi ve sanığın aracı durduktan sonra araçtan hiç çıkmadan mağduru arka koltuğa ittirerek geçirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması hususları göz önüne alındığında atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı nazara alınarak beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2015/10073).

Cinsel Saldırı (Tecavüz) Suçunda Gönüllü Vazgeçme

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamına göre, sanıkların mağdurun hürriyetini kısıtladıktan sonra temin ettikleri şişeye oturmaya zorladıkları, mağdurun şişeye otururmuş gibi yaptığı, şişenin anüsüne temas ettiği ancak şişeye oturmadığı, sanık Devran’ın ikrar mahiyetli hazırlık beyanlarına göre, sanık Cihan’ın “ben ölsem de o şişeye oturmam” demesi üzerine, mağdurun bundan etkilenerek kendisini yere attığı sonrasında ise, sanıkların mağduru darp ettikleri ve bir müddet daha tutup bıraktıkları anlaşıldığından, mevcut haliyle olayda; mağdura sair cisim sokulmasını engelleyen onun aşılabilir mukavemeti dışında harici bir engel bulunmadığı halde, sanıkların icra hareketlerine kendiliklerinden son verdiklerinin sabit olması karşısında; 5237 sayılı Kanunun 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükümleri dikkate alınmadan, teşebbüs hükümleri gereği sanıkların nitelikli cinsel saldırı suçundan cezalandırılmaları cihetine gidilmesi, ayrıca sanıkların gönüllü vazgeçme anına kadar gerçekleştirdikleri eylemler yukarıdaki açıklama doğrultusunda değerlendirildiğinde ortada cinsel arzuları tatmin amacıyla gerçekleştirilmiş bir eylem de bulunmadığı göz önüne alındığında eylemlerin tamam olan kısmı itibariyle basit cinsel saldırı suçunu da oluşturmayacağı, ancak bu eylemlerin daha çok mağdurun onuruyla bağdaşmayıp ona ruhsal yönden de acı veren, küçük düşürmeye yönelik eylemler olması, sanıklar tarafından bir süre dövülen mağdura şok cihazı ile elektrik verilmesi, üzerinin soyulması, çıplak halde bırakılması ve tehdit edilmesi şeklindeki eylemlerin bir bütün olarak TCK’nın 96/1. maddesinde düzenlenen eziyet suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi ve sanıkların mağdurun hürriyetini cinsel amaç dışında sair saiklerle kısıtladıkları nazara alınmadan haklarında koşulları oluşmadığı halde TCK’nın 109/5. maddesinin uygulanması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2015/11368).

Mağdurenin Zeka Geriliği Olup Olmadığı Konusunda Adli Tıp Genel Kurulu Raporu alınması

Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı (tacavüz) suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz incelemesine gelince; Sanığın aşamalarda zeka geriliği olduğunu bildiğini söylediği mağdure hakkında, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinden alınan 24.06.2011 tarihli raporda; mağdurede hafif derecede zeka geriliği bulunduğu ve fiilin anlam ve sonuçlarını algılamakta güçlük çektiğinin belirtilmesinin ardından Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 30.05.2012 tarihli raporda ise mağdurede hafif derecede zeka geriliği saptandığı, bu zeka geriliğinin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına engel teşkil edecek mahiyet ve derecede olmadığı, olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabileceği ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğunun bildirilmesi karşısında, suçun oluşumuna etkisi bakımından anılan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için olay tarihinde mağdurede akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, var ise hekim olmayanlar ile yakın çevresi ve tanıyanlar tarafından anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olup olmadığı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olup olmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu Kanununun göre Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde sanık hakkında beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2016/775).

Tecavüz Suçunda Şikayet ve Rızaya Dayalı Cinsel İlişki

08.09.2015 günü sanığın, instagram isimli cep telefonu mesajlaşma programı vasıtasıyla buluşmak istediği yirmiüç yaşındaki mağdurenin olumlu yanıt vermesinin ardından aynı gece saat 22.00 sularında geldiği Muğla il merkezinde ev arkadaşı tanık Bilge’yle yaşayan mağdure ile buluşup bara gittikleri, burada birlikte alkol alınmasından sonra sanığın gece saat 01.30 civarında evine gitmek istemeyen mağdure ile anlaşarak arkadaşları olan tanıklar Ferhat ile Enes’le beraber ara ara kaldığı eve gitmelerinin ardından burada mağdureyle vajinal ve anal ilişkiye girmelerinden sonra o tarihte mağdurenin sanık hakkında şikayetçi olmadığı, 11.09.2015 günü internet üzerinden mağdureye zorla tecavüz edip baskıyla şikayetçi olmasını önlediği yönünde yayın yapılması üzerine sanığın, bu durumdan sorumlu tutarak şikayetçi olacağına dair haber gönderdiği mağdurenin 13.09.2015 gecesi saat 03.00 sularında emniyete başvurarak sanığın zorla tecavüz ettiğinden bahisle şikayetçi olduğu tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından, mevcut haliyle sanığın mağdureyle rızası dışında cinsel ilişkiye girdiği hususunda soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2016/6322).

Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüsün Şartları

Teşebbüs, suçun tamamlanmasından önce ve fakat hazırlık hareketleri aşamasından sonra gelen, başlanmış ama bitirilememiş bir eylemli evreyi ifade eder.Failin yapmış olduğu hareketin suç tipi bakımından sonucu meydana getirmeye elverişli olup olmadığı somut olaya göre belirlenmeli, eğer elverişli olmadığı saptanırsa anılan hareket hazırlık hareketi kabul edilerek teşebbüs hükümlerinin uygulanmaması yolu tercih edilmeli, aksi takdirde ise elverişli hareketlerin gerçekleştirilmesinin elde olmayan engel nedenle tamamlanamaması veya tamamlanmasına rağmen yine engel sebepten dolayı aranan tipik neticenin gerçekleşmemesi nedeniyle sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek ilgili suça teşebbüsten dolayı cezalandırılması yoluna gidilmelidir.
Oluşa uygun kabul ve dosya içeriğine göre, dosyada bulunan raporda belirtildiği gibi olay gecesi 45 promil alkollü olan sanığın, akrabası olan mağdurenin evine giderek evin dış kapısını çalıp mağdureye eşinden para getirdiğini söyleyerek kapıyı açmasını istediği, sanığa güvenmeyen mağdurenin kapıyı açmaması üzerine sanığın parayı kapının önüne bırakıp gittiğini söylediği, ancak mağdurenin yine kapıyı açmadığı ve bulunduğu odanın kapısını kilitlediği, sanığın bu kez evin balkon giriş kapısından eve girerek mağdurenin bulunduğu odanın kapısına gelip tekrar kapıyı açmasını istediği ve “Aç şu kapıyı yoksa seni öldürürüm, elimde bıçak var ben açmasını bilirim” şeklinde tehdit ederek elindeki bıçakla kapıyı açmaya çalıştığı ve bu suretle kapıya zarar verdiği, bu sırada mağdurenin eşini telefonla araması ve bağırması üzerine sanığın olay yerinden ayrıldığı anlaşıldığından olayda; sanığın eyleminde cinsel saldırı suçuna yönelik elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icra hareketlerinin bulunmadığı ve mevcut eylemleri nedeniyle konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, tehdit suçlarından dolayı ayrıca mahkeme tarafından mahkumiyetine karar verildiği sabit olduğundan, dosya içeriği nazara alınıp sanığın üzerine atılı basit cinsel saldırı suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde cinsel saldırı suçunun cezası ile cezalandırılması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2015/7145).

Nitelikli Cinsel Saldırı (Tecavüz) Suçuna Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme

Oluşa, mağdurenin anlatımlarına ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın katılana karşı nitelikli cinsel saldırıda bulunmak istemesine karşılık 75 yaşındaki mağdurenin karşı koyması üzerine eylemini gerçekleştiremediği, sonrasında ise isteği üzerine mağdureyi tuvalete götürüp çıkışında yaptıklarımı kimseye söyleme diyerek olay yerinden ayrıldığı, başkaca herhangi bir engel sebep yokken sanığın eylemi tamamlamaktan vazgeçtiği anlaşıldığından, “gönüllü vazgeçme anına kadar ki mağdurun vücuduna dokunma ve sıkma şeklindeki eylemine uyan basit cinsel saldırı suçundan mahkumiyeti yerine yazılı gerekçeyle nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2014/2859).

Çelişkili İfadeler ve Doktor Raporunda Basit Cinsel Saldırı Suçunun Tespit Edilememesi

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, mağdurenin kollukta alınan beyanında, ameliyattan çıktıktan sonra sanık M.’ın kendisini odasına sedye ile götürürken asansörde sanık ile yalnız olduklarını, duruşmadaki beyanında ise sanıktan başka asansörde başka kişi de olduğunu ifade etmiş olmasının aşamalarda çelişki oluşturması, yine mağdurenin aşamalarda sanığın cinsel organını iki kez sıktığını ve bundan dolayı da acı duyduğunu ifade etmesine karşın, mağdure hakkında tanzim edilen doktor raporlarında cinsel saldırıya ilişkin herhangi iz veya belirtinin bulunmadığının bildirilmiş olması, olay sırasında asansörde bulunan hastane çalışanları tanıklar A. ile M.’in cinsel saldırı olayına şahit olmadıklarını ifade etmiş olmaları karşısında, CMK.nın 230. maddesine aykırı olarak sanığın lehine olan bu delillere neden itibar edilmediğinin karar yerinde tartışılmaması mahkumiyet kararının bozulmasını gerektirmiştir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/4343).

Zihinsel Özürlü Kişiye Karşı Basit Cinsel Saldırı Suçu ve Telefon Kayıtları

Dosya içeriğine göre, sanığın, zihinsel özürlü kızı mağdure A.’ye karşı işlediği iddia olunan basit cinsel saldırıdan sonra, mağdurenin annesi müşteki Bircan’ın 03.11.2009 tarihli Cumhuriyet Savcılığı ifadesinde olaydan hemen sonra 155’i arayarak polise ihbar ettiğini, ancak bölgenin jandarma bölgesi olduğu söylenmesi üzerine kendilerinin haber vermesi sebebiyle jandarma görevlilerinin geldiğini bildirmesi karşısında, bu husus üzerinde durularak müştekinin hangi telefondan kolluğu aradığı araştırılıp HTS kayıtları ile taraflar arasında Isparta Aile Mahkemesinde görülen boşanma dava dosyası getirtilerek tüm deliller değerlendirildikten sonra karar verilmesi yerine eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/3733).

Muayene Etme Bahanesiyle Basit Cinsel Saldırı Suçu İşlenmesi

Yabancı uyruklu mağdurenin soruşturma aşamasında kollukta alınan ifadesi, uluslararası adli yardımla alınan kovuşturma aşaması ifadesi, sanığın aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın kalfa olarak çalıştığı eczaneye müşteri olarak gelen mağdureyi, muayene amacıyla eczanenin arka tarafında yer alan bölüme geçmesini sağlayıp, kimsenin bulunmadığı ortamda mağdureyi sandalyeye oturtup, üzerindeki kıyafeti ve iç çamaşırını çıkardıktan sonra eliyle mağdurenin cinsel organına dokunması şeklindeki eylemi nedeniyle basit cinsel saldırı suçundan TCK.nın 102/1. maddesi gereğince mahkûmiyetine kararverilmesi gerekir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/4849).

Sarkıntılık veya cinsel saldırı, özellikle de tecavüz suçu mağduru olan kişilerin bu süreçte ikinci bir kez daha mağdur olmaması için savunmanın bir ceza avukatı vasıtasıyla yapılmasında yarar vardır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!