0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Dava ve Ceza Zamanaşımı Nedir?

TCK md. 66’da düzenlenen dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise, devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesi ve ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur.

TCK md. 68’de düzenlenen ceza zamanaşımı, mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden itibaren belli bir sürenin geçmesiyle hükmün infaz edilmesinden vazgeçilmesidir. Dava zamanaşımında devletin cezalandırma hakkı ortadan kalkarken, ceza zamanaşımında hükmedilen cezanın infaz edilmemesi söz konusudur.

Önemle belirtmek gerekir ki, ‘olağan dava zamanaşımı süresi’ ve ‘uzamış dava zamanaşımı süresi’ olmak üzere iki çeşit dava zamanaşımı süresi vardır. Zamanaşımının kesilmesi sebepleri varsa, şüpheli veya sanık hakkında ‘uzamış zamanaşımı süresi’ uygulanır. TCK md. 66’ya göre, en hafif suçlarda olağan zamanaşımı süresi 8 yıl, aynı suçlara ilişkin uzamış zamanaşımı süresi 12 yıldır. Makalemizde sırasıyla önce dava zamanaşımı ve sonuçları, daha sonra ceza zamanaşımı ve sonuçları ayrıntılarıyla açıklanmıştır.

Bir Suçun Dava Zamanaşımı Süresi Nasıl Belirlenir?

TCK’ya göre dava zamanaşımı süresi, her suç için kanunda belirlenen cezanın üst sınırı dikkate alınarak ayrı ayrı belirlenir (TCK md. 66/4). Önce suçun üst sınırı bulunur, suçun üst sınırına göre TCK md. 66/1’de düzenlenen zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı tespit edilir. Suçun kanundaki cezasının üst sınırı belli değilse, TCK md. 49’a göre, süreli hapis cezalarında üst sınır en fazla 20 yıl olarak kabul edilir.

Kanunda suçun cezası, seçimlik olarak “hapis cezası veya adli para cezası” şeklinde belirlenmişse, mahkumiyet kararında sanığa adli para cezası verilse dahi, dava zamanaşımı süresi hesaplanırken hapis cezasının üst sınırı dikkate alınır. Suçun cezası, “hapis cezası ve adli para cezası” şeklinde birlikte hükmedilen cezalardan ise yine hapis cezasının üst sınırı dikkate alınarak hesaplama yapılacaktır (TCK md. 66/4)

Mevcut delillere göre, mahkeme tarafından değerlendirme yapılırken suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin de işlenmiş olabileceği görülüyorsa, dava zamanaşımı süresi suçun nitelikli hali dikkate alınarak belirlenir (TCK md. 66/3). Örneğin, TCK md. 157’ye göre dolandırıcılık suçunun temel şekli dikkate alınarak yapılan bir soruşturmada dava zamanaşımı süresi 8 yıldır, soruşturma veya yargılama sırasında kamu kurumunun araç olarak kullanıldığına ilişkin deliller ortaya çıkarsa, TCK md. 158 gereği suçun üst sınırı 7 yıl olduğundan dava zamanaşımı süresi de 15 yıl olacaktır.

Hemen belirtelim ki, dava zamanaşımı hesaplanırken sadece suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri dikkate alınacaktır. Suçun daha az cezayı gerektiren yaş küçüklüğü, haksız tahrik, meşru müdafaa, suça teşebbüs, yardım etme vb. gibi nitelikli halleri dava zamanaşımı süresi belirlenirken dikkate alınmaz.

Aynı fiilden dolayı tekrar yargılama yapılması gerekiyorsa, dava zamanaşımı süresi, belirlenen yeni suç vasfına göre hesaplanır (TCK md. 66/5). Aynı fiilden dolayı tekrar yargılama yapılması, temyiz, kararın düzeltilmesi, yazılı emir yoluyla bozma hallerinde, yani ceza davasının yeniden ele alınmasının gerektiği hallerde söz konusu olabilir. Örneğin, dava zamanaşımı süresi 8 yıl olan ‘güveni kötüye kullanma suçu’ (TCK md.155/1) işlendiği gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararı temyiz edilir ve Yargıtay tarafından suçun ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu’ olduğu gerekçesiyle ceza mahkemesinin kararı bozulursa, yeniden yapılacak yargılamada dava zamanaşımı süresi 15 yıl olarak kabul edilecektir.

Hemen belirtelim ki, kararın düzeltilmesi ve yazılı emir yoluyla bozma hallerinde tespit edilen yeni suç vasfı sanığın lehine ise dava zamanaşımı süresi açısından dikkate alınabilir. Suç vasfı aleyhe ise eski suç vasfına göre dava zamanaşımı süresi hesaplanır.

Dava Zamanaşımı Süresi Ne Zaman İşlemeye Başlar?

Kural olarak dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. TCK md.66/6’ya göre dava zamanaşımı süresi;

  • Tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden,
  • Teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden,
  • Kesintisiz (mütemadi) suçlarda kesintinin gerçekleştiği (temadinin sona erdiği) günden,
  • Zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden,
  • Çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden,

itibaren işlemeye başlar.

İştirak halinde işlenen suçlarda, asli maddi failin (asıl fiili işleyenin) yaptığı hareket esas alınarak azmettiren, yardım eden ve diğer şeriklere uygulanacak dava zamanaşımı süresi ortak bir şekilde belirlenir.

Ceza Davasında Dava Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Ceza soruşturma ve kovuşturmalarında dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren yukarıda belirttiğimiz esaslar çerçevesinde TCK md. 66/1’e göre hesaplanır. Bu sürelere ‘olağan dava zamanaşımı süresi’ denilmektedir. Olağan dava zamanaşımı sürelerinin geçmesiyle kamu davası (ceza davası) hakkında düşme kararı verilir. Buna göre;

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 30 yıl,
  • Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 25 yıl,
  • Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda 20 yıl,
  • 5 yıldan fazla ve 20 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 15 yıl,
  • 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda 8 yıl

geçmesiyle ceza davası hakkında düşme kararı verilir.

  • Fiili işlediği tarihte 15-18 yaş arasında olan çocuklar için dava zamanaşımı süreleri (TCK md. 66/2):

    • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 20 yıl,
    • Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 16 yıl 8 ay,
    • Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda 13 yıl 4 ay,
    • Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl,
    • Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl 4 ay.
  • Fiili işlediği tarihte 12 - 15 yaş arasında olan çocuklar için dava zamanaşımı süreleri (TCK md. 66/2):

    • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 15 yıl,
    • Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 12 yıl 6 ay,
    • 20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl,
    • 5 yıldan fazla ve 20 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 7 yıl 6 ay,
    • 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda 4 yıl.

Hemen belirtelim ki, TCK 66/7’ye göre yurtdışında işlenen bazı suçlarda dava zamanaşımı süreleri işlemez, her zaman soruşturma veya kovuşturma yapılabilir.

Dava Zamanaşımı Süresinin Durması


Dava zamanaşımı süresinin durması, kanunda öngörülen bir kovuşturma engelinin bulunması halinde, bu engel ortadan kaldırılıncaya kadar zamanaşımı süresinin işlememesini ifade eder. Durma kararı, süresiz bir şekilde zamanaşımının olduğu yerde durması, işlememesi sonucunu doğurur. Dava zamanaşımının durması hükümleri TCK md. 67/1’de düzenlenmiştir. Buna göre durma nedenleri şunlardır:

İzin Şartı: Bazı suçlar veya suç failleri hakkında kamu davasının açılması yetkili merciden izin alınması şartına bağlanmıştır. TCK uygulamasında çoğu zaman kovuşturma için izin vermeye yetkili mercii Adalet Bakanlığı olmaktadır. Kovuşturulması izin şartına bağlı olan suçlarda da zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren başlar. Yetkili mercie izin için başvurulan tarihte işleyen zamanaşımı izin alınıncaya kadar durur. Yetkili merciden kovuşturma izni alındıktan sonra zamanaşımı tekrar işlemeye başlar. Kovuşturması izin şartına bağlı suça örnek olarak TCK md. 299’da düzenlenen Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu gösterilebilir. Aynı şekilde Hakimler ve Savcılar Kanunu md. 82, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu md. 58, 1512 sayılı Noterlik Kanunu md. 153’te de hakim-savcı, avukat ve noterler hakkında görevlerinden dolayı kovuşturma yapılması izin şartının gerçekleşmesine bağlıdır.

Karar Şartı: Bazı suç failleri için ceza davası açılması yetkili mercilerin bir karar alması şartına bağlı tutulmuştur. Bu hallerde kanunun öngördüğü yetkili merci tarafından kovuşturma yapılması kararı alınmadıkça savcılık tarafından ceza davası açılamaz. Örneğin, TBMM tarafından milletvekili dokunulmazlığının kaldırıldığına dair bir karar alınmadıkça, milletvekilleri hakkında kovuşturma yapılamaz (Anayasa md. 83). Yine, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanmaları Hakkında Kanun, memurun görevi sebebiyle işlediği suçlardan dolayı savcının kamu davası açmasını ilgili mercilerden ‘soruşturma izni verilmesi’ şartına bağlamıştır. Her ne kadar kanun ‘izin’ kelimesini kullanıyorsa da, teknik olarak yetkili merciinin yaptığı işlem ‘karar’ niteliğindedir. Suçun işlenmesi ile işlemeye başlayan zamanaşımı, karar alınmasının talep edilmesi ile durur. Karar alındıktan sonra dava zamanaşımı süresi tekrar işlemeye başlar.

Bekletici Mesele Olması: TCK md. 67/1’e göre soruşturma ve kovuşturma yapılması, diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı ise, bekletici meseleden bahsedilebilir. Soruşturma ve kovuşturmada bir bekletici mesele vakıası ortaya çıkarsa, dava zamanaşımı süresi durur. Örneğin, ceza mahkemesi tarafından ilgili kanun maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapılması halinde, başvurunun sonucu ‘bekletici mesele’ yapılır ve zamanaşımı durur. Hemen belirtelim ki, hakimin aldığı her bekletici mesele kararı zamanaşımını durdurmaz, hakim hiç gereği yokken veya kovuşturmayla ilgisi olmadığı halde bir bekletici mesele yapma kararı alırsa, bu karar zamanaşımını durdurmaz. Bu nedenle ceza avukatı davanın mahiyeti itibariyle bekletici meselenin yerinde olup olmadığını da iyi değerlendirmelidir. Ayrıca, mahkemenin kendi yaptığı işlemler bekletici mesele yapılmaz. Örneğin, bilirkişi raporu alınması, keşif yapılması, adli tıp raporu beklenmesi vs.

Kaçak Kararı Alınması: Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) md. 247’ye göre kaçak kararı, ancak kovuşturma aşamasında alınabilir. Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak için saklanan kişi hakkında ‘kaçak kararı’ alınabilir. Kaçak kararı alındıktan sonra zamanaşımı durur, bu kaçak kararı kaldırıldıktan sonra dava zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar (TCK md 67/1).

Dava Zamanaşımı Süresinin Kesilmesi ve Hesaplama

Ceza hukukunda dava zamanaşımı süresinin kesilmesi, işleyen zamanaşımı süresinin adli makamların yaptığı bazı işlemler nedeniyle kesilmesi, zamanaşımı süresinin kesildiği gün tüm olağan zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlamasını ifade eder (TCK md. 67/3). Zamanaşımı süresinin kesilmesi halinde, dava zamanaşımı süresi, ilgili suç için kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar (TCK md. 67/4). Örneğin, dava zamanaşımı süresi, şantaj suçu, tehdit suçu, basit dolandırıcılık suçu, basit kasten yaralama suçu gibi suçlarda 8 yıldır. Bu suçlar 01.09.2016 tarihinde işlenmesine rağmen fail 01.09.2017 tarihinde sorguya çekilirse, sorguya çekildiği 01.09.2017 tarihinden itibaren zamanaşımı süresi kesilir ve aynı gün 8 yıllık süre tekrar işlemeye başlar. Böylece somut olayda zamanaşımı süresi, 9 yıl olacaktır. Bu suçlarda, bu şekilde zamanaşımı süresi en fazla 12 yıla kadar uzayabilir.

Dava zamanaşımını kesen birden fazla sebep varsa, her kesme sebebi ayrı ayrı zamanaşımını keser, en son kesme sebebinden sonra zamanaşımı yeniden ve baştan itibaren işlemeye başlar. Dava zamanaşımı sürelerinin kesilmesi halinde düşme kararı için dikkate alınacak süreler olağan zamanaşımı süreleri değil, “uzamış zamanaşımı süreleri”dir.

Dava zamanaşımını kesilmesi sebepleri TCK md. 67/2’de sınırlı sayıda olacak şekilde belirlenmiş olup şunlardır:

İfade Alma İşlemi: TCK’ya göre ifade alma işlemi, kolluk veya savcılık tarafından yapılabilir (CMK md. 1/g). Kolluk tarafından alınan ifade, zamanaşımının kesilmesine neden olmaz. Sadece savcılık tarafından şüphelilerden veya sanıklardan herhangi birinin iafdesinin alınması işlemi dava zamanaşımı süresinin kesilmesine neden olur. Savcı, olay ile ilgili şüpheli veya sanıkların ifadesine bir kez başvurduktan sonra, aldığı diğer ek ifadeler dava zamanaşımı süresini kesmez.

Sorguya Çekilme İşlemi: Sorgu, şüpheli veya sanığın, hakim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi anlamına gelir (CMK md. 1/h). Aynı fiil nedeniyle suçlanan şüpheli veya sanıklardan herhangi birinin sorguya çekilmesi dava zamanaşımı süresinin kesilmesine neden olur.

  • Sorgu kavramından anlaşılması gereken ve dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

    • Şüphelinin tutuklanması veya adli kontrol uygulanması istemiyle mahkemeye sevk edilmesi halinde dinlenmesi sorgu olarak kabul edilir ve zamanaşımı süresini keser.
    • Sanığın mahkemede ilk defa olay ile ilgili beyanının alınması sorgu olarak kabul edilir ve zamanaşımı süresini keser.
    • Savcının ek ifade alması, zamanaşımı süresini kesmez.
    • Daha önce yapılan sorgu dışında, hakim veya mahkeme tarafından şüpheli veya sanık hakkında yakalama kararı çıkartılarak veya herhangi bir şekilde tekrar dinlemesi halinde dava zamanaşımı süresi kesilmez.
    • Ceza davası kararının Yargıtay temyiz incelemesi neticesinde bozulması halinde, tekrar sanığın beyanı alınsa bile zamanaşımı süresi bu yüzden kesilmez.
    • Mahkemenin herhangi bir nedenle sanığa ek savunma hakkı vermesi halinde dava zamanaşımı süresi kesilmez.

Tutuklama Kararı Verilmesi: Şüpheli veya sanıklardan herhangi biri hakkında tutuklama kararı verilmesi zamanaşımı süresini keser. Tutuklama kararı CMK md. 100 gereği yüze karşı veya CMK md. 248/5 gereği şüpheli veya sanığın yokluğunda verilebilir. İster yüze karşı isterse sanığın yokluğunda verilen tutuklama kararı olsun dava zamanaşımı süresini kesilmesine neden olur. Uygulamada şüphelilerin yokluğunda CMK md. 98 gereği sulh ceza hakimlikleri tarafından ‘tutuklamaya yönelik yakalama kararı’ verilmektedir. Tutuklamaya yönelik yakalama kararı dava zamanaşımı süresini kesmez. Her ne şekilde çıkarılmış olursa olsun yakalama kararları, zorla getirme müzekkereleri, çağrı kağıtları (davetiyeler) dava zamanaşımı süresini kesmez.

Suç ile İlgili İddianame Düzenlenmesi: İddianame, CMK md. 170 gereği savcılık tarafından düzenlenen, soruşturmayı sona erdirip kovuşturmanın başlamasını (ceza davası açılmasını) sağlayan belgedir. Suç ile ilgili iddianame düzenlenmesi de zamanaşımını kesen sebepler arasındadır.

Mahkemenin Mahkumiyet Kararı Vermesi: Ceza mahkemesinin sanıklardan bir kısmı veya biri hakkında mahkumiyet kararı vermesi de dava zamanaşımı süresini keser. Beraat, davanın reddi, ceza verilmesine yer olmadığı, düşme gibi mahkeme kararları dava zamanaşımı süresinin işlemesini kesmez.

Direnme Kararı: İstinaf mahkemesinin istinaf incelemesinden sonra verdiği bozma kararına karşı yerel mahkeme direnemez. Oysa, ceza temyiz kanun yoluna başvurulduğunda temyiz mahkemesi bozma kararı verirse, ilk derece mahkemesi tarafından direnme kararı verilebilir. İlk derece mahkemesi tarafından verilen bu direnme kararı teknik olarak bir mahkumiyet kararı olduğundan, bu karar zamanaşımı süresinin kesilmesine neden olur.

Dava Zamanaşımının Kesilmesi ve Uzamış Dava Zamanaşımı Süresi


Dava zamanaşımı süresi, her kesilme nedeninden sonra tekrar işlemeye başlar. Kesilme nedenleri varsa, zamanaşımı süresi ilgili suç için kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar. Kesilme halinde, ceza davasının düşmesi için ‘uzamış zamanaşımı süresinin’ geçmesi gerekir (TCK md. 67/4).

Hemen belirtelim ki ceza davası hakkında düşme kararı verilebilmesi için uzamış zamanaşımı sürelerinin tümüyle geçmiş olması gerekmez. Olağan dava zamanaşımı süreleri geçtikten sonra, kesilme halinde eklenmesi gereken süre hesaplanarak düşme kararı verilip verilmeyeceği bulunmalıdır.

Uzamış zamanaşımı süresine örnek vermek gerekirse;

Örneğin, 01.01.2016 yılında resmi evrakta sahtecilik suçu (TCK 204/1) işlenmiş, savcılık tarafından bir yıl sonra 01.01.2017 tarihinde ifade alınmış, 01.06.2017 tarihinde iddianame düzenlenmiş, davanın açıldığı ceza mahkemesi sanık hakkında savunmasını almak için yakalama kararı çıkartmış, sanık 01.12.2017 yılında yakalanarak sorgusu yapılmış, yargılama devam etmiş ve 01.01.2018 yılında sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Mahkumiyet kararı istinaf ve temyiz incelmesi neticesinde bozulmuş ve dava yerel mahkemede devam etmiş, duruşma günü olan 02.01.2026 yılında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir. Resmi evrakta sahtecilik suçuna ilişkin olağan zamanaşımı süresi 8 yıl, uzamış zamanaşımı süresi ise en fazla 12 yıldır. Ancak, somut olayımızda dava zamanaşımını kesen son işlem 01.01.2018 tarihli mahkumiyet kararıdır. Bu işlemden sonra yapılan olağan duruşmalar zamanaşımını kesmez. Somut olayda, fiilin işlenmesinden zamanaşımını kesen son işleme kadar geçen süre 2 yıldır. Uzamaış zamanaşımı süresini bulmak için, bu 2 yıllık süre olağan zamanaşımı süresine eklenir. Zamanaşımını kesen en son işlemden itibaren 8 yıl olağan zamanaşımı + 2 yıl uzama süresi = 10 yıl uzamış zamanaşımı süresi geçmesiyle ceza davası hakkında düşme kararı verilmiştir. Görüldüğü üzere, somut suçta en fazla 12 yıl olan uzamış zamanaşımı süresi beklenmeden, yani fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıl geçmesiyle dava zamanaşımına uğramıştır.

Uzamış zamanaşımı süreleri, en fazla aşağıdaki gibidir:

  • Fiili işlediği tarihte 18 yaşını bitirmiş şahıslar için ‘uzamış dava zamanaşımı süreleri’ şöyledir (m. 67/4. atfıyla m. 66/1. fıkra):

    • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 45 yıl,
    • Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 37 yıl 6 ay,
    • 20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda 30 yıl,
    • 5 yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 22 yıl 6 ay,
    • 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda 12 yıl.
  • Fiil işlediği tarihte 15 - 18 yaş arasında olan şahıslar için ‘uzamış dava zamanaşımı süreleri’ şöyledir (m. 67/4. atfıyla m. 66/2. fıkra):

    • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 30 yıl,
    • Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 25 yıl,
    • 20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda 20 yıl,
    • 5 yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 15 yıl,
    • 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda 8 yıl.
  • Fiili işlediği tarihte 12-15 yaş arasında olan şahıslar için ‘uzamış dava zamanaşımı süreleri’ şöyledir (m. 67/4. atfıyla m. 66/3 fıkra):

    • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 22 yıl 6 ay,
    • Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 18 yıl 9 ay,
    • 20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda 15 yıl,
    • 5 yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 11 yıl 3 ay,
    • 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda 6 yıl.

Ceza Zamanaşımı Nedir? Nasıl Hesaplanır?


Ceza zamanaşımı, kesinleşen mahkumiyet kararının belli bir süre içinde infaz edilememesi halinde, hükümlü hakkında mahkumiyet hükmünün infazından vazgeçilmesidir. Ceza zamanaşımı, sadece infazı ortadan kaldıran bir kurumdur. Mahkumiyet hükmünün infazından vazgeçilmesi dışında, cezanın diğer tüm hukuki sonuçları devam eder. Örneğin, belli suçların işlenmesi halinde memuriyet şartları, adli sicil kaydının silinmesi şartları, memnu hakların iadesi şartları vb. gibi cezaya bağlı sonuçlar varlığını devam ettirir.

Ceza zamanaşımı, kendiliğinden gözetilmelidir, yani hükümlünün talebi olmasa bile koşulları varsa cezanın ortadan kaldırılması kararı resen verilmelidir.

Ceza Zamanaşımı Süreleri

Ceza zamanaşımı süreleri, TCK md. 68’de düzenlenmiştir. Ceza zamanaşımı süreleri, ceza mahkemesi tarafından hükmedilen ceza miktarına veya cezanın niteliğine göre belirlenmiştir.

Buna göre aşağıdaki ceza zamanaşımı süreleri geçtikten sonra ceza infaz edilmez (TCK md. 68/1):

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında 40 yıl,
  • Müebbet hapis cezalarında 30 yıl,
  • 20 yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında 24 yıl,
  • 5 yıldan fazla hapis cezalarında 20 yıl,
  • 5 yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında 10 yıl,
  • Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez.
  • Müsadere Zamanaşımı: Müsadereye ilişkin hüküm, kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez (TCK md. 70)

Ceza Zamanaşımı Süresinin Kesilmesi

Ceza zamanaşımı süresi, belli koşulların bulunması halinde kesilir, kesilme tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlar. Ceza zamanaşımı süresinin kesilmesi, TCK md. 71’de düzenlenmiştir.

  • Buna göre ceza zamanaşımı süresi şu hallerde kesilir:

    • Mahkumiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre tebligat yapılması ceza zamanaşımı süresini keser.
    • Hükümlünün cezanın infazı için yakalanması: Yakalama müzekkeresi düzenlenmesi ceza zamanaşımı süresinin kesilmesine yol açmaz, hükümlünün fiilen yakalanması gerekir.
    • Hükümlünün önceki suçtan dolayı mahkum olduktan sonra, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi.

Ceza Zamanaşımı Süresi Nasıl Hesaplanır?

Yukarıdaki hallerde ceza zamanaşımı süresi kesilir, kesilme tarihinden itibaren aynı süre yeniden işlemeye başlar. Ceza zamanaşımı süresi açısından ‘uzamış zamanaşımı’ kavramı yoktur. Zamanaşımı kesilince tekrar aynen işler.

Hükümlünün cezası infaz edilirken firar veya başka bir suretle infazın kesilmesi halinde, ceza zamanaşımı süresi kalan ceza miktarı dikkate alınarak hesaplanır (TCK md. 68/5).

Ceza zamanaşımı süresinin kesilmesi ve işlemesine örnek vermek gerekirse; 01.01.2016 tarihinde 3 yıl hapis cezası içeren mahkumiyet hükmü kesinleşmiş olsun. Hükümlüye 01.03.2016 tarihinde cezasının infazı amacıyla davetiye gönderilmiş, hükümlü davete rağmen gelmediği için hakkında yakalama kararı çıkartılmış ve 01.03.2026 tarihinde yakalanmıştır. Hükümlünün ceza miktarı dikkate alındığında ceza zamanaşımı süresi 10 yıldır. Hükümlüye 01.03.2016 tarihinde davetiye gönderilmesiyle zamanaşımı süresi kesilmiş, hükümlü zamanaşımı süresinin son günü 01.03.2026 yılında yakalanmıştır. Hükümlü, ceza zamanaşımı süresi içinde yakalandığı için cezası infaz edilmelidir. Hükümlü, 1 gün sonra yakalansaydı cezası zamanaşımına uğradığı için, cezanın infazı mümkün değildi.

Birden Fazla Cezanın İçtima Edilmesi ve Mahkumiyetin Ferileri

Türleri başka başka cezaları içeren mahkumiyet hükümleri, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez. Örneğin, 6 yıl hapis cezası ve 50.000 TL adli para cezasına mahkumiyet içeren bir hüküm, hem adli para cezası hem de hapis cezası için 20 yıl geçmekle ceza zamnaşımına uğrar.

Cezanın ferileri de mahkumiyet hükmünde yer alan asıl cezanın zamanaşımı süresine tabidir. Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı doluncaya kadar devam eder (TCK md. 69).

Müsadere için mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden itibaren 20 yıllık ayrı bir ceza zamanaşımı süresi olduğunu vurgulamıştık. Yani, mahkumiyet hükmünde yer alan müsadere kararı 20 yıl geçmekle artık infaz edilemez (TCK md. 70)

Dava ve ceza zamanaşımı sürelerinin dolup dolmadığının bir ceza avukatı tarafından dikkatlice incelenmesi gerekir.

Paylaş
Read more!