Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Derhal Beraat Kararı Nedir?

Derhal beraat kararı, sanık hakkında yapılan yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle, ek bir delil toplanmasına veya araştırma yapılmasına gerek kalmadan sanığa isnat edilen fiilin suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle beraat kararı verilmesidir. Derhal beraat kararı, CMK 223/9 maddesinde “Duruşmanın Sona Ermesi ve Hüküm” başlığı altında düzenlenmiştir.

Derhal Beraat Kararı Nasıl Verilir?

Derhal beraat kararı verilebilmesi için delil değerlendirmesine gerek olmamalıdır. Mevcut delillerle işlendiği anlaşılan fiilin ilk bakışta suç olmadığı ortada ise derhal beraat kararı verme koşullarının oluştuğunu kabul etmek gerekir.

Derhal beraat kararı, sadece yargılamının başlangıcında değil, yargılamanın herhangi aşamasında verilebilecek bir karardır. Derhal kelimesinden kastedilen “yargılamanın bulunduğu aşama” itibariyle daha fazla araştırma yapılması veya delil toplanmasına gerek olmaması anlaşılmalıdır. Bu nedenle, mahkeme yargılamanın başında derhal beraat kararı verebileceği gibi yargılamanın ilerlediği herhangi bir evrede de derhal beraat kararı verilebilir.

Sanığın sorgusunun yapılmamış olması, derhal beraat kararı verilmesine engel değildir. CMK md. 193/2’e göre, sanık hakkında mahkumiyet kararı dışında bir karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşıldığında sanığın sorgusu yapılmadan da karar verilebilir. CMK 193/2 maddesi, mahkumiyet dışında verilebilecek her türlü karar ve bu arada derhal beraat kararı için uygulanabilir.

Derhal Beraat Kararının Amacı Nedir?

Yargılama süreci, bireyin gerek özel gerekse sosyal hayatı üzerinde etki bırakabilecek bir süreçtir. Derhal beraat kararı ile masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı, lekelenmeme hakkı gibi hakları temin ederek sanığın gereksiz yere yargısal süreçlerle yıpranmasının önlenmesi amaçlanmıştır.

Derhal Beraat Kararı ve Beraat Kararının Türü

5271 sayılı CMK 223/9. maddesi ile düzenlenen derhal beraat kurumunun uygulanabilmesi açısından beraat kararının hangi gerekçe ile verileceğinin bir önemi yoktur ( Yargıtay CGK - 2012/23 karar). CMK md. 223/2 gereği aşağıdaki 5 gerekçeyle beraat kararı verilebilir:

  • İsnat edilen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
  • İsnat edilen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
  • İsnat edilen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
  • İsnat edilen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
  • İsnat edilen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması.

Yukarıda sayılan 5 nedenle yargılama yapılarak, neticesinde beraat kararı verilebileceği gibi yargılamanın geldiği aşama itibariyle daha fazla yargılama yapılmadan derhal beraat kararı da verilebilir. Örneğin, mevcut veya toplanan delillerle sanığın şikayetçi ile açık bir ticari bir ilişki çerçevesinde hareket ettiği anlaşıldığında, dolandırıcılık suçu nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi mümkündür.

CMK 223/9 maddesi gereği derhal beraat kararı verilebilecek hallerde artık koşulları olsa bile, durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.

Tutuklama, kişi özgürlüğüne getirilen en önemli sınırlamadır. Sanığın savunmasını yapan avukat, derhal beraat şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirdikten sonra tutukluluk hali sözkonusu ise tahliye talebinde bulunmalıdır.

Konuşmacı olduğumuz bir CMK- Ceza Avukat Semineri’nin bir bölümünden alınan ve derhal beraat kararını açıklayan bir VİDEO aşağıdadır.

Derhal Beraat Kararı Yargıtay Kararları

Suç Tespit Tutanağı’nda “Abone borcundan dolayı kesik olan elektriği açmış kullanıyor, enerji sayaçtan geçiyor.” Kaydı mevcut olup, söz konusu sayacın değiştirilerek kullanıldığına veya tüketim kaydına engel olunduğuna dair hiçbir tespit mevcut değildir. Tam tersine kullanılan elektriğin sayaçtan geçtiği anlaşılmaktadır. Suç tespit etmeyen bu tutanak temel alınarak ve başkaca bir soruşturma yapılmadan “borcundan dolayı kesilen elektriği açarak kaçak elektrik kullandığı” iddiasıyla düzenlenen iddianamenin CMK’nın 174. maddesine dayanılarak iadesi yoluna gidilmesi mümkünken bu yapılmamıştır. Katılanın duruşmaya katılmış, soruşturma evresinde suçlamayı kabul etmeyen sanık ise kovuşturma evresinde dinlenememiş olup; duruşma sonucunda “sanığın borcundan dolayı kesilen elektriği açtığı bahsiyle tutanak tutulup tutanakta elektriğin sayaçtan geçtiğinin belirtildiği, ayar şefliğinin raporuna göre sayacın normal olduğu, sayaca herhangi bir müdahalenin tespit edilemediği, bu haliyle sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla sayaca herhangi bir müdahalede bulunmadığı, kesilen enerjiyi açıp kullanmanın karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmadığı ve sanığın yüklenen suçu işlemediği” gerekçesiyle CMK’nın 223/2- b maddesi gereğince beraat hükmü kurulmuştur. Açıkça görülüyor ki ne soruşturma evresinde ne de kovuşturma evresinde sayaçtan geçirilmeksizin elektrik kullanıldığına dair bulgu bulunmadığı, dolayısıyla TCK’nın 163. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi hâlinin mevcut olmadığı açıktır.

CMK’nın 193. maddesine 5353 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada aynen şu hüküm mevcuttur: “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” Anılan hükmün değişiklik gerekçesi de şu şekildedir. “5271 sayılı Kanunun 193. maddesine bir fıkra eklenmiştir. Buna göre, sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa dahi dava gıyabında bitirilebilir. Böylece sanığın lehine bir düzenleme getirilmiş ve gereksiz yere davanın uzaması önlenmek istenmiştir.”

Görülüyor ki “ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağı ve derhal beraat kararı verilebilecek hallerle sınırlı olarak uygulanabileceği, delil takdiri yapılamayacağı” şeklindeki sınırlamalara hem madde metninde hem de değişiklik gerekçesinde de yer verilmemiştir. Açıklanan sebepler ve CMK’nın 193. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü karşısında; toplanan deliller beraat kararı verilmesi kanaatine vardırdığında sanığın sorgusunun yapılmasına gerek bulunmadığı, kaynakların vaktinde ve doğru sonuç almak yolunda özenli kullanılması gerektiği, eksik soruşturmayla açılan davada sanığın mutlaka sorgusunun yapılmasını şart koşmanın sanığın mağduriyetine yol açacak dayanaksız bir uygulama olacağı, usul ekonomisi ile adalet duygusunun da böyle gerektirdiği sonucuna varılmakla bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir (Yargıtay 13. Ceza Dairesi - Karar: 2014/20539).


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini sadece dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Paylaş
Read more!