0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Nedir?

Maddi tazminat davası, hukuka aykırı bir eylem veya işlem nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmenin, yani maddi zararların giderilmesi; manevi tazminat davası ise aynı işlem veya eylemler nedeniyle bireyin yaşadığı üzüntü, elem ve yıpranmanın yol açtığı manevi zararların giderilmesini amaçlayan bir dava türüdür.

Maddi ve manevi tazminat davaları birlikte açılabileceği gibi ayrı ayrı da açılabilir. Tazminat davaları, talep edilen tazminat miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemelerinde açılır.

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Hangi Nedenlerle Açılabilir?

Maddi ve manevi tazminat davası, herhangi bir nedenle uğranılan haksız bir maddi veya manevi zararı gidermek amacıyla açılabilir. Tazminat davaları, birbirinden farklı birçok hukuki nedene dayalı olarak açılmaktadır. Genel olarak en çok açılan tazminat davaları şunlardır:

  • İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası,
  • Trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası,
  • Sözleşme ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası,
  • Suç işlenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası,
  • Hatalı doktor uygulamalarından (tıbbi malpraktis) kaynaklanan tazminat davası,
  • Boşanma davası ile birlikte açılan maddi ve manevi tazminat davası,
  • Telif haklarının ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası
  • Yazılı veya görsel basın veya sosyal medya üzerinden kişilik haklarına saldırı nedeniyle açılan manevi tazminat davası.

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açma Süresi ve Zamanaşımı

Maddi ve manevi tazminat davası açma süresi, tazminat nedenine bağlı olarak değişmektedir. Tazminat davasının hangi hukuki nedene dayalı olarak açıldığı tazminat davası açma süresini de belirlemektedir.

Maddi ve manevi tazminat davası açma süresi açısından temel ilkeler şu şekildedir:

  • Tazminat davasına temel teşkil eden fiil suç teşkil ediyorsa (örneğin, iş kazası, doktor hatası,trafik kazası nedeniyle ölüm veya yaralama), o fiil için kanunlarda daha az zamanaşımı süresi öngörülse bile, ceza kanununda o suç için öngörülen dava zamanaşımı süresi ne ise maddi manevi tazminat davası açma süresi de odur. Ceza kanunundaki temel dava zamanaşımı süresi geçse bile, ceza davası devam ediyorsa yani uzamış dava zamanaşımı devreye girmişse, ceza davası devam ettiği müddetçe de tazminat davası açılabilir.

  • Tazminat hukuku davalarının büyük bir kısmı haksız fiil olarak nitelenen fiillerden kaynaklanır. Örneğin, suç işlenmesi, trafik kazası, iş kazası, doktor hatası (tıbbi malpraktis), telif hakları ihlali birer haksız fiildir. Haksız fiiller için dava zamanaşımı süresi, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, fiil ve fail daha sonra öğrenilse bile her halukarda 10 yıldır (Borçlar Kanunu md. 72/1). İşlenen haksız fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa, ceza hukuku zamanaşımı süresi de Borçlar Kanunu’nda belirtilen sürelerden daha fazla ise, tazminat davası açma süresi açısından ceza hukuku zamanaşımı süresi uygulanır.

  • Boşanma davası neticesinde maddi manevi tazminat davası açma süresi, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıldır (Medeni Kanun md. 178). Maddi ve manevi tazminat davası boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi boşanma davasının kesinleşmesinden sonraki 1 yıl içinde de ayrı bir dava olarak açılabilir.

  • Sözleşmenin ihlali nedeniyle açılacak tazminat davalarında genel zamanaşımı süresi, 10 yıldır (Borçlar Kanunu md. 146).

  • Trafik kazası, taksirle işlenen bir haksız fiildir. Haksız fiiller için geçerli olan genel zamanaşımı trafik kazaları için de geçerlidir. Ancak, Karayolları Trafik Kanunu trafik kazası nedeniyle tazminat davası açma süresini ayrıca düzenlemiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasının zamanaşımı süresi, trafik kazasının meydana gelmesi ve fiili işleyenin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, fiil ve fail daha sonra öğrenilse bile her halukarda 10 yıl içinde dava zamanaşımına uğrar (Karayolları Trafik Kanunu md. 109). Ancak, trafik kazası neticesinde ölüm veya yaralama gerçekleşmişse, ceza kanunun bu fiil için öngördüğü dava zamanaşımı süresi daha fazla ise, bu durumda dava zamanaşımı süresi ceza hukuku dava zamanaşımı ilkelerine ve sürelerine göre belirlenir.

Maddi ve Manevi Tazminat Davasını Kimler Açabilir?

Tazminat davasına sebep teşkil eden konu ne olursa olsun, fiil veya işleme muhatap olan kişi maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Örneğin, trafik veya iş kazası nedeniyle yaralanan kazazede, doktor hatası nedeniyle vücut bütünlüğü zarar gören hasta, boşanma davasında eşler maddi manevi tazminat davası açabilirler.

Tazminat nedeni, hukuka aykırı işlenen bir fiil nedeniyle bir kişinin ölümü ise, ölenin destekte bulunduğu yakınları da maddi tazminat davası açabilirler. Ölüm nedeniyle açılan maddi tazminat davalarında hükmedilen tazminata, “destekten yoksun kalma tazminatı” denilmektedir. Ölen kişinin eşi, çocukları, anne-babası veya ölenin kendisine destekte bulunduğunu ispat edebilen herkes maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ölenin herhangi bir desteği olmamasına rağmen ölümden üzüntü duyan birinci derece yakınlar da manevi tazminat davası açabilirler. (Borçlar Kanunu md. 56/2). Yaralanma halinde, yaralananın yakınlarının maddi tazminat isteme hakları yoktur. Ancak, yaralanma ağır bedensel zarar meydana getirmişse (örneğin, bir gözün gözün kör olması, bacak veya kolun kopması), özellikle uzuv kaybı meydana gelmişse yaralananın yakınları da manevi tazminat talep edebilir (BK md. 56/2).

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?

Maddi ve manevi tazminat davası, ölüm, yaralanma veya başkaca maddi zarara neden olan eylem veya işlemi gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır.

Haksız fiillerde, haksız fiil kimin tarafından işlenmişse, tazminat davası da o kişiye karşı açılır. Ancak, bazen haksız fiili işleyen kişi ile birlikte tazminat sorumlulukları olan bazı kimseler de bulunabilir. Örneğin, haksız fiili işleyen kişi ile iş ilişkisi olan işveren iş nedeniyle üçüncü kişiye verilen zarardan sorumludur. Yine, trafik kazası ile üçüncü kişiye zarar veren aracın şoförü ile birlikte aracın sahibi de sorumludur. Bu duruma borçlar hukukunda tehlike sorumluluğu denilmektedir.

Motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölmesi, yaralanması veya eşyanın zarara uğramasına neden olursa tazminat hukuku gereği ilgililerin tazminat sorumluluğu vardır (Karayolları Trafik Kanunu md. 85/1). Trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası, aracın sürücüsü, işleteni, sahibi ile aracı sigortalayan sigorta şirketine karşı birlikte veya ayrı ayrı açılabilir.

Doktor hatası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası, hatayı yapan doktora, doktorun çalıştığı hastaneye veya sağlık kuruluşuna, doktor Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışıyorsa bakanlığa karşı, bir üniversite veya vakıf hastanesinde çalışıyorsa ilgili vakfa veya üniversiteye tazminat davası açılabilir.

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Nasıl ve Nerede Açılır?

Maddi ve manevi tazminat davası, tüm davalar için yetkili yer olan davalının ikametgahında, davalı tüzel kişi (şirket, vakıf, dernek, üniversite vs.) ise tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılabilir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu md.6). Davalı sayısı birden fazla ise, tazminat davası herhangi birinin yerleşim yerinde açılabilir (HMK md.7). Örneğin, trafik kazasına neden olan aracı sigortalayan şirketin merkezi İstanbul/Çağlayan, araç sahibinin ikametgahı İstanbul/Bakırköy araç şoförünün adresi İstanbul/Kartal olsa bile, trafik kazası nedeniyle açılacak tazminat davası İstanbul Çağlayan Adliyesinde, İstanbul Bakırköy Adliyesinde veya İstanbul Anadolu Adliyesinde açılabilir.

Sözleşmenin ihlali nedeniyle açılacak tazminat davaları, yukarıdaki yetkili mahkemelerde açılabileceği gibi sözleşmenin ifa edileceği yerdeki asliye hukuk mahkemesinde de açılabilir (HMK md. 10).

Haksız fiil (trafik kazası, iş kazası, doktor hatası vs.) nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat davası, yukarıda belirttiğimiz genel yetkili mahkemelerde açılabileceği gibi aşaığıdaki mahkemelerde de açılabilir (HMK md. 16):

  • Haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde tazminat davaları açılabilir.
  • Zarar haksız filin işlendiği yerden başka bir yerde meydana gelmişse, zararın meydana geldiği yerde de tazminat davası açılabilir. Örneğin, İstanbul’da bilişim sistemi üzerinden İzmir’de bulunan bir şirkete zarar verildiğinde hem İstanbul mahkemeleri hem de zararın meydan geldiği yer olan İzmir mahkemeleri yetkilidir.
  • Haksız fiillerde zarar görenin ikametgahında da tazminat davası açılabilir. Örneğin, Balıkesir’de iş kazası geçiren bir işçinin ikametgahı İstanbul’da ise tazminat davası İstanbul’da da açılabilir.

Ticari bir iş veya işlemden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları açısından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?

Tazminat davaları, taraf iddialarının ileri sürülmesi, tanık dinlenmesi, maluliyet oranı tespiti, kusur tespiti, maddi zararın hesaplanması gibi aşamalardan oluşur. Tazminat davasını ele alan mahkeme, her aşamada gerekli tespitler yapıldıktan sonra tarafların itirazlarını değerlendirir. Örneğin, bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitine tarafların itirazı varsa, mahkeme itirazı değerlendirir, itirazı yerinde görürse dosyayı yeniden kusur bilirkişisine gönderir. Tüm bu işlemler ve işlemlere itiraz edilip edilmemesi tazminat davasının ne kadar sürede sonuçlanacağını belirler. Tazminat davaları ortalama 1,5 – 2 yıl gibi bir sürede sonuçlanmaktadır.

Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Mahkeme tazminat miktarını ve ödenme biçimini, somut durumun özellikleri, tarafların mali durumları ve kusurun ağırlığı belirler (BK md. 47). Manevi tazminat, tazminata neden olan fiili işleyenin ve mağdurun kusur oranı, meydana gelen manevi zararın büyüklüğü dikkate alınarak belirlenir. Manevi tazminat olarak belirlenecek miktar, tazminat sorumlusunu fakirleştirmemeli, tazminat alacaklısını da zenginleştirmemelidir.

Hakim, hakkaniyete uygun bir manevi tazminat miktarı belirlemelidir. Hakim manevi tazminat miktarını belirlerken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı sebebiyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir ( H.G.K. 2003/355 karar).

Manevi tazminat miktarının nasıl belirleneceğine ilişkin bazı örnek Yargıtay kararları aşağıdadır:

İş Kazası Manevi Tazminat Miktarı Yargıtay Kararları

  • 2007 yılında geçirdiği iş kazası nedeniyle %88 sürekli iş göremezliğe maruz kalan işçiye 30.000 TL olarak belirlenen manevi tazminatın miktarı 22.06.1966 günlü ve 7/7 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı göz önüne alındığında oldukça azdır (Yargıtay 21.HD - Karar No: 2014/12199).

  • 2008 yılında meydana gelen iş kazasında işçinin iş göremezlik derecesi %39 olarak, iş kazasının meydana gelmesinde davacının %30 oranında, davalıların ise %70 oranında kusurlu olduğu olayda, işçi lehine hükmedilen 90.000 TL manevi tazminat miktarı yüksektir (Yargıtay HGK - 2014/575 karar).

  • 2002 yılında gerçekleşen iş kazasında % 0 (sıfır) oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan işçinin, iş kazasında, % 20 kusurlu olduğu, işverenin ise % 80 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığından, maluliyet olmasa bile işçinin iş kazası nedeniyle 7000 TL manevi tazminata hükmedilmelidir (Yargıtay 21. HD - 2010/5749 karar).

  • 2005 yılında gerçekleşene iş kazası neticesinde %10.3 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan işçi %30 oranında, davalı işverenler toplam %70 oranında kusurlu olduğundan 20.000 TL olarak hükmedilen manevi tazminatın miktarı yüksektir (Yargıtay 21.HD - 2011/12661 karar).

  • Ölümlü iş kazası nedeniyle 2009 yılında vefat eden sigortalı E.T.’nin anne, baba ve kardeşlerinin manevi zararlarının giderilmesi için mahkemece, davacı anne ve baba için 30.000,00’er TL, davacı kardeşleri için ise 10.000,00’er TL olarak hükmedilen manevi tazminatın miktarı kaza tarihi, tarafların kusur dağılımı ile sosyal ekonomik durumlar dikkate alındığında fazladır (Yargıtay 21.HD - 2014/1207 karar).

Trafik Kazası Manevi Tazminat Miktarı Yargıtay Kararları

  • 2009 yılında meydana gelen yaralamalı trafik kazasında davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi hukuka uygun olmuştur (Yargıtay 17. HD - Karar: 2016/575).

  • Trafik kazası neticesinde bacağı kesilerek %47 oranında maluliyete maruz kalan, kusursuz olan ve kaza tarihinde 19 yaşında olan davacı mağdur lehine hükmedilen 80.000 TL manevi tazminat miktarı uygundur (Yargıtay HGK - 2013/201 karar).

  • Davaya konu yaralamalı trafik kazası sebebi ile maluliyetin bulunmayışı, kazaya bağlı olarak yaşı küçük çocukta oluşan yaraların iyileşme süresinin bir ay olması göz önüne alındığından anne için 10.000 TL baba için 10.000 TL olarak hükmedilen manevi tazminat miktarı yüksektir (Yargıtay 17. HD Karar: 2016/1139).

  • Ölümlü trafik kazasında vefat eden E’nin 25 yaşında olması, araç sürücüsünün de tam kusurlu olmasına rağmen davacı baba için 15.000,00 TL, davacı anne için 15.000,00 TL, davacı kardeş F. için 9.000,00 TL, davacı kardeş için Y. için 7.000,00 TL olarak belirlenen manevi tazminat miktarı oldukça azdır (Yargıtay 17. HD - Karar: 2015/10507).

  • Ölümlü trafik kazasında çocuğu ölen ve kendi çocuğu %25 kusurlu olan anne-baba için ayrı ayrı 7.000’er TL olarak hükmedilen manevi tazminat miktarı oldukça azdır (Yargıtay 17. HD - Karar: 2015/3324).

Maddi Tazminat Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Maddi tazminat nasıl hesaplanır sorusunun nispeten daha somut ve teknik bir cevabı vardır. Maddi tazminat, belli kriterlerle yapılan matematiksel hesaplamalar ile belirlenir. Maddi tazminatın kapsamınını belirleyen temel unsurlar şunlardır: Doğrudan uğranılan maddi zarar, tarafların kusur oranı, maluliyet varsa maluliyet oranı.

Örnek vermek gerekirse (örneğimizde tazminat hesaplama yönteminin anlaşılması için temel esaslar belirlenmiştir);

Trafik kazası, iş kazası veya doktor hatası neticesinde maluliyete uğrayan (yaralanan) kişinin maluliyet oranının %60 olduğunu kabul edelim. Maluliyete uğrayanın olaydaki kusur oranının %20, yaşının 30, maaşının 3000 TL olduğunu varsayalım. Genel hatları ile bir hesaplama yapmak gerekirse, tazminat miktarı şu esaslara göre belirlenecektir:

  • Maluliyete uğrayan kişinin 72 yaşına kadar işgücü olduğu kabul edilir. Malul kişinin 65 yaşına kadar aktif çalışma süresi, 65 yaş ile 72 yaş arasında da pasif çalışma süresi hesaplanır. Somut örneğimizde maluliyete uğrayan kişi 30 yıl aktif, 7 yıl pasif çalışma yapacaktır.
  • Maluliyete uğrayan kişinin işgücü kaybı her ay için ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Bu durumda 3000 TL maaş alan mağdurun maaşından kusur oranı olan %20 düşülmeli, bulunan miktar %60 maluliyet oranı ile çarpılmalıdır. Somut örneğimizde; 3000 TL maaş - % 20 mağdurun kusur oranına tekabül eden miktar = 2400 TL x 60/100 = 1440 TL aylık işgücü ve gelir kaybı olarak hesaplanır. Yıllık işgücü/gelir kaybı 17.280 TL olacaktır.
  • Bulunan yıllık işgücü/gelir kaybı aktif ve pasif çalışma süresi olan 37 yıl ile çarpılır. Somut örneğimizde; yıllık işgücü kaybı 17280 x 37 yıl = 639.360 TL maddi tazminat olarak ortaya çıkacaktır.
  • İskontolama yöntemi nedeniyle tazminattan kabaca %25 oranında indirim yapılması gerekir.
  • Hemen belirtelim ki, tazminata neden olan olay ile ilgili maluliyete uğrayan kişiye gelir bağlanmışsa, bağlanan gelirin peşin sermaye değeri hesaplanan tazminat miktarından düşülür. Somut örneğimizde malul kişiye bağlanan maaşın peşin sermaye değerinin yaklaşık 50.000 TL olduğu varsayılabilir.

İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

İş kazası, işyerinde veya işin yürütülmesi sırasında meydana gelen, işçinin ruhsal ve bedensel olarak zarar gördüğü bir olaydır. İş kazaları nedeniyle işçilerin uğradığı zarar nedeniyle kendileri veya yakınları tarafından tazminat davası açılabilir.

İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında tazminat miktarı, hesap bilirkişisi raporunun düzenlendiği tarihte, ölen veya yaralanan işçinin bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. İşçinin bakiye ömrü, PMF tablosu gibi bazı özel tablolar kullanılarak bulunur.

Trafik Kazası Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Ölümlü veya yaralamalı trafik kazası nedeniyle tazminat davası, uygulamada en çok karşılaşılan tazminat davası türüdür. Trafik kazası, karayolunda bir taşıtın diğer taşıtlara, taşıtlar içindeki kişilere, yayalara veya herhangi bir nesneye çarpmasıyla oluşur. Trafik kazası nedeniyle hem malvarlığı hem de vücut bütünlüğü zarar görebilir. Trafik kazası nedeniyle zarara uğrayanlar veya yakınları da maddi ve manevi tazminat davası açabilirler.

Trafik kazası nedeniyle mağdur yaralanmışsa; mağdurun bu nedenle uğradığı bedensel zarar, yani maluliyeti tespit edilmelidir. Tazminatın hesaplanmasına esas alınacak maluliyet oranı ancak usulüne uygun bir bakım ve tedavi uygulanan kazazede hakkında tanzim edilen doktor raporuyla belirli bir netliğe kavuşur.

Hatalı Doktor Uygulamasından (Tıbbi Malpraktis) Kaynaklanan Tazminat Davası

Hatalı doktor uygulamaları (tıbbi malpraktis) en sık karşılaşılan tazminat davası nedenlerindendir. Teşhis veya tedavi aşamalarında yapılan herhangi bir doktor hatası hastaların tüm yaşamını etkileyebilir. Doktor hatası veya diğer bir deyişle tıbbi malpraktis nedeniyle ruhsal veya bedensel bir zarara uğrayan herkes maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

Tıbbi malpraktis; doktorun belli bir tedavi uygularken bilgisizlik, tecrübesizlik veya ilgisizlik nedeniyle hastanın bedenine hatalı bir uygulama yapması veya görevi ihmal etmesi neticesinde bir zararın doğması halinde söz konusu olur. Doktorun tazminat sorumluluğu hastasına uyguladığı hatalı tedavi nedeniyle doğar, usulüne uygun tedavi uygulanmasına rağmen gelişen komplikasyonlardan doktor sorumlu tutulamaz.

Sözleşme İhlali Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Borçlar hukukuna göre sözleşmeler, pek çok nedenden kaynaklanabilir. Alım satım sözleşmesi, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, şufa sözleşmesi gibi tipik sözleşmeler yapılabileceği gibi taraflar özgür iradeleriyle karma sözleşmeler de yapabilirler.

Sözleşmenin eksik ifası, ifa edilmemesi veya haksız feshedilmesi hallerinde tarafların birbirinden maddi ve manevi tazminat talep etme hakları doğar.

Suç İşlenmesi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Suç, kasıtlı veya taksirli hareket sonucu hukuka aykırı bir fiil ile bir kimseye zarar verilmesidir. Bir kişiye karşı suç işlenmesi, o kişiye hem maddi zarar verir hem de kişinin manevi bütünlüğünü bozar. Kişi aleyhine suç işlenmişse, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı özellikle zamanaşımı olgusu açısından daha geniş haklar sağlar.

Esasen; iş kazası, trafik kazası, doktor hatası vb. nedenlerle açılan birçok maddi ve manevi tazminat davası, aynı zamanda mağdura karşı taksirli bir hareketle işlendiğinden suç teşkil etmektedir. Tazminat sorumlusunun suç teşkil eden fiili neticesinde yaralanma meydan gelmişse taksirle adam yaralama suçu, ölüm meydana gelmişse taksirle ölüme neden olma suçu işlenmiş olur.

Özellikle son dönemlerde internet üzerinden işlenen hakaret suçu, tehdit suçu, şantaj suçu, bilişim suçu vb. gibi suçlar sıklıkla tazminat davasına konu olmaktadır.

Boşanma Davası ile Birlikte Açılan Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Boşanma davası, tarafların evlilik sözleşmesine son verdikleri bir dava türüdür. Taraflar boşanma davası ile birlikte karşı tarafın evlilik sırasında kusurlu hareketleriyle verdikleri zararları maddi ve manevi tazminat davasına konu yapabilirler.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat davası, boşanma sebepleri konusunda kusursuz veya daha az kusurlu olan eşin diğer eşten talep ettiği tazminatı konu alan bir tazminat davasıdır. Boşanma sebepleri konusunda her iki taraf eşit kusurlu ise, tarafların birbirinden tazminat talep etme hakları yoktur.

Telif Hakları Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Telif hakları, fikri bir çabanın ürünü olan eserleri korumaktadır. Günümüzde teknoloji ve iletişimin gelişmesi nedeniyle en çok ihlal edilen haklar arasında telif hakları yer almaktadır. Telif hakları ihlal edilen hak sahibi, hem müdahalenin önlenmesi için dava açabilir hem de maddi ve manevi zararını tazmin etmek için tazminat davası açabilir.

Telif hakları; eser sahibinin izni olmadan eserin umuma arzedilmesi ve yayımlanması, başkasına ait eseri kendi eseriymiş gibi yayınlama, henüz alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuoyuna açıklamada bulunma gibi sayısız nedenlerle ihlal edilmektedir. Telif hakkkı ihlali suç teşkil ettiğinde, şikayet üzerine fail hakkında Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi tarafından yargılama yapılır.

Maddi ve Manevi Tazminat Yargıtay Kararları


Trafik Kazası Maddi ve Manevi Tazminat Zamanaşımı

  • 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda ceza kanununun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Eylemin suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı gerekmemektedir. ( HGK’nin 10.10.2001 gün 2001/705 Karar )

  • Olayın meydana geliş şekli itibariyle ölen sürücünün eylemi bir bütün olarak ele alındığında, murisin işleteni olmadığı aracı kullanırken tek taraflı ve kendisinin tam kusuru ile meydana gelen eylem aracın frenlerinin arızalı olması nedeniyle 179/2 maddesinde tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturmaktadır. Buna göre davacının desteğinin tam kusuru ile neden olduğu ve kendisinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK’nun 179/2. maddesinde düzenlenen ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK’nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçmeden açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır (HGK - 2015/1495 Karar)

Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davasında Kusurluluk

  • Ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat niteliğinde olan destekten yoksun kalma tazminatı isteyen kişiler üçüncü kişi konumundadır. Bu nedenle, ölümlü trafik kazasında ölen şoför veya işleten %100 kusurlu (tam kusurlu) olsalar bile, işleten veya şoförün destekten yoksun kalan yakınları maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Tazminat davasında destekten yoksun kalan bu kişilere kusur yansıtılarak hesaplama yapılamaz ( (HGK- 2011/411 karar, HGK - 2012/92 karar, HGK - 2013/74 karar).

Doktor Hatası (Malpraktis) Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat

  • Dava, davalı doktor ve hastanenin özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları neticesinde; davacıların bebeğinin sağ ayağında kemik kırığı meydana gelmesi, bebeğin doğumdan itibaren inlemesine rağmen durumun davalılar tarafından fark edilmemesi, akabinde Özel T… Hastanesi’ne sevk edilen bebeğin kontrollerinin burada yapılarak bebekte kemik kırığının tespit edilmesi iddiası nedeniyle istenilen manevi tazminata ilişkindir. Doğumdan sonra bebeğin inlemesine ve bunun uzun saatler boyunca devam etmesine rağmen, çocuk hekiminin tek oluşu gerekçe gösterilerek sadece telefonla çocuk doktorundan sözlü bilgi alınmak suretiyle bebeğin tedavi altına alınmaya çalışılması, yeni doğan bir bebeğin çocuk doktoru yerine acil hekimi tarafından değerlendirilmesi, tüm bu olaylar esnasında ise bebeğin inlemeye devam etmesi bir bütün olarak değerlendirilerek, Mahkemece; üniversiteden, itirazları karşılayan, aralarında yenidoğan konusunda uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, davalıların açıklanan hukuki konum ve sorumlulukları, davalıların bebek ile ilgili gereken tüm kontrolleri yapıp yapmadığı, yapıldıysa bu işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - 2016/6289 karar).

  • Dava, doktor hatası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacılar, davalı doktorun ihmali ve hastane personelinin gerekli acil muayeneyi yapmaması nedeniyle çocuklarının vefat ettiğini ileri sürerek doktor aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Doktorun görev yaptığı hastane devlet hastanesidir. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. Somut olayımızda devlet hastanesinde gerçekleşen hizmet kusuru nedeniyle Sağlık Bakanlığı’na dava açılması gerekirken doğrudan doktora dava açılması hukuka aykırı olup dava husemet yönünden reddedilmelidir (Yargıtay 4. HD - 2015/13323 karar).

İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davasında İşverenin Kusuru Nasıl Belirlenir?

  • Davacılar yakınıın 11.02.2009 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmesi olayının 5510 Sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında iş kazası olduğu hususu açıktır. Dosyada tartışma konusu olan öncelikli husus yargılama konusu iş kazasında davalıların kusurunun bulunup bulunmadığıdır. Bilindiği üzere iş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında kural olan işverenlerin kusurlu eylemlerinden sorumu tutulmalarıdır. Bu sebeple bu tür davalarda yargılama konusu edilen zararlandırıcı olayın İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulların göz önünde tutularak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. Kuşkusuz ki tarafların kusur durumunu inceleyen bilirkişi heyetinin konusunda ehil iş güvenliği uzmanlarından oluşması gerektiği gibi yine heyeti oluşturanların uzmanlık konularının da olaya uygun meslek gurubundan seçilmesi gerekir. Somut olaya geldiğimizde Mahkeme “makine mühendisi” iş güvenliği uzmanı olan bilirkişinin 28.01.2015 havale tarihli raporunu gözeterek eldeki davayı neticelendirmiştir. Oysaki yargılama konusu iş kazası oluş şekli bakımından kusur irdelemesinin içerisinde en az bir kardiyolog hekimin bulunduğu bilirkişi heyetine yaptırılması gerektiği açıktır. Zira yukarıda belirtildiği üzere davacılar murisinin maruz kaldığı zararlandırıcı olay “kalp krizi” olup makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun tek başına hükme esas alınamayacağı bellidir. Yapılacak iş; içerisinde en az bir kardiyolog hekim bilirkişi de olacak şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyayı tevdi ederek olayı yeniden inceletmek, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir (Yargıtay 21. HD - Karar: 2016/9335).

İş Kazasının Tespiti ve Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açılması

  • Somut olayda; iş kazası olduğu iddia olunan 13.10.2005 tarihli olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşılmaktadır. Kurumca davacılara iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespiti ön sorundur. Ayrıca belirtmek gerekirse böylesi bir tespitin Mahkemelerin görevine dair neticeleri de vardır. Diğer yandan iş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olup işbu tazminat davasında ise Kurum taraf değildir. Bu noktada öncelikle yapılması gereken iş; davacılara 13.10.2005 tarihli zararlandırıcı olayı Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbar etmesi, bu ihbar sonucunda olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde ise bu kez Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açmaları için önel vererek tespit davasını eldeki tazminat davası için bekletici sorun yapmak,ihbar sonunda zararlandırıcı olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise bu kez davacılara iş kazası sigorta kolundan kendilerine gelir bağlanmasını istemeleri için önel vermek, bu safahatlar sonunda anılan olayın iş kazası olduğu hususları tereddütsüz olarak ortaya konulursa bu kez işin esasına girip özellikle 03.10.2005 tarihli olayı içlerinde trafik-iş güvenliği uzmanı da bulunan iş güvenlik uzmanlarına İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları da gözeterek irdelemeleri için tevdi ederek buradan çıkacak sonuca göre tüm delilleri bir arada değerlendirip karar vermekten aksi halde ise; yani gerek olayın iş kazası olmadığının ortaya çıkması halinde ise eldeki davanın B.K.’nın 49.maddesinden kaynaklanan haksız fiil sebebiyle uğranılan zararın giderilmesine yönelik bir dava olduğu ve ortada İş Kanunundan kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmayıp tazminat istemli işbu davaya genel görevli mahkemelerde bakılması gerektiği gerekçeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi olarak karar vermekten ibarettir (Yargıtay 21. HD - Karar: 2016/8703).

Maddi ve manevi tazminat davası, büyük hak kayıplarının yaşanabileceği bir dava türü olduğundan mutlaka bir tazminat avukatı vasıtasıyla yürütülmelidir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!