0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Koşullu Salıverilme (Şartlı Tahliye) Nedir?

Şartlı tahliye, diğer bir deyişle koşullu salıverilme; hapis cezasının bir kısmını cezaevinde “iyi halli” geçiren hükümlünün cezasının kalan kısmını cezaevi dışında denetim altında tutulmak suretiyle şartlı olarak infaz etmesine olanak sağlayan bir infaz hukuku kurumudur (5275 sayılı İnfaz Kanunu m.107). Koşullu salıverilen hükümlünün bihakkın tahliye (hak ederek tahliye) tarihine kadar yeni bir suç işlememesi ve yükümlülüklere uygun davranması kanuni bir zorunluluktur. Aksi takdirde, koşullu salıverilmenin geri alınması kararı ile hükümlünün kalan cezasını cezaevinde infaz etmesi gerekir.

Koşullu salıverme, hükümlüye tanınan bir haktır. Kanunda öngörülen şartlar gerçekleştiğinde hükümlü talep etmese bile hükümlünün şartla tahliyesine karar verilebilir.

Koşullu salıverme (şartlı tahliye), ancak hapis cezalarının infazında uygulanabilen bir kurumdur. 01.03.2008 tarihinden sonra işlenen suçlardan dolayı hükmedilen adli para cezalarının infazında şartlı tahliye hükümleri uygulanmaz. Ancak, 01.03.2008 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle hükmedilen adli para cezalarının infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanabilir.

Şartlı Tahliye (Koşullu Salıverme) Şartları Nelerdir?

Hükümlünün şartlı tahliye hükümlerinden yararlanabilmesi için hapis cezasının infazı esnasında bazı koşulları yerine getirmesi gerekir. Bu şartlar şunlardır:

Cezanın Bir Kısmının İnfaz Edilmesi Şartı

5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 107. Maddesi 2. fıkrasına göre şartlı tahliyeden yararlanabilmek için hükümlünün belli bir süreyi cezaevinde geçirmesi gerekir. Hükümlünün cezaevinde geçirmesi gereken süre mahkum olduğu hapis cezasının niteliğine ve miktarına göre hesaplanır. Hükümlünün mahkum olduğu hapis cezasına göre cezaevinde geçirmesi gereken süreler şu şekildedir:

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar otuz yılını;

    • Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ilemüebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzaltı yılını,
    • Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı yılını,
  • Müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını;

    • Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz yılını,
    • Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz,
  • Süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Birden fazla süreli hapis cezasının miktarı ne olursa olsun cezaevinde en fazla geçirilecek süre 28 yıldır (5275 sayılı kanun m.107/3). Örneğin, aynı kişi gasp suçu nedeniyle 15 yıl, tecavüz suçu nedeniyle 15 yıl, insan öldürme suçu nedeniyle 24 yıl hapis cezasına mahkumiyet hükmünün infazı şu şekilde yapılacaktır: Hükümlünün cezasının 2/3’ü 36 yıl olmasına rağmen, 5275 sayılı kanunun 3. maddesindeki düzenleme gereği cezalarının tamamı “süreli hapis cezası” olduğundan hükümlünün koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmek için cezaevinde geçirmesi gereken süre 28 yıldır.

  • Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır. (5275 sayılı Kanun m.107/5).

Örgütlü Suçlarda Koşullu Salıverilme Süresi: Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet halinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler (5275 sayılı kanun md.107/4). Ancak, bu süreler;

  • Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,
  • Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,
  • Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,
  • Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,
  • Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yıldır.

Hemen belirtelim ki, örgüt propagandası ve örgüte yardım etme suçunun (TCK 220 veya 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu gereği örgüt) cezası da 3/4 infaz oranı ile infaz edilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda da (örneğin kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, adam öldürme, mala zarar verme vs.) 3/4 infaz oranı uygulanır.

Tekerrür Halinde Koşullu Salıverilme: Tekerrür halinde mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanır. Mükerrirlere özgü infaz rejimi, daha önce işlediği suçun cezası kesinleştikten sonra belli bir süre içinde ikinci suçun işlenmesi halinde uygulanan infaz rejimidir. Mükerrirlere özgü infaz rejiminde koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için aşağıdaki sürelerin cezaevinde geçirilmesi gerekir (5275 sayılı Kanun m.108):

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,
  • Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,
  • Süreli hapis cezasının dörtte üçünün,

infaz kurumunda iyi halli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir.

  • Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.

  • İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.

Hükümlünün İyi Halli Olması Şartı

Hükümlünün koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanabilmesi için ikinci şart “iyi halli” olmasıdır. Hükümlünün tüm cezasının infazı sırasında iyi halli olması şart değildir. Koşullu salıverilme kararının verileceği tarihte iyi halli olması yeterlidir. Örneğin, müebbet ağır hapis cezasına mahkum olan hükümlü cezasının infazı süresince çeşitli disiplin cezaları alsa bile 24 yılı tamamladığı tarihte iyi halli ise şartlı tahliye hükümlerinden yararlanabilir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme Tarafından Şartlı Tahliye (Koşullu Salıverme) Kararı Verilmesi

Şartlı tahliye, ancak mahkeme kararıyla mümkündür. Mahkeme tarafından koşullu salıverme kararı verilmeden önce hükümlü cezaevinde ne suretle çıkmış olursa olsun, hükümlüye koşullu salıverilme hükümleri uygulanamaz. Örneğin, denetimli serbestlik altında cezası infaz edilen hükümlü suç işlediği zaman koşullu salıverilmenin geri alınması söz konusu olmaz. Çünkü, hükümlü denetimli serbestlikten yararlanmak üzere tahliye edilmiştir, hükümlü hakkında mahkeme tarafından verilmiş bir koşullu salıverilme kararı yoktur. Koşullu salıverilme kararı, yetkili ve görevli mahkeme tarafından verilmelidir. Koşullu salıverilme kararı vermeye yetkili ve görevli mahkemeler şunlardır (5275 sayılı Kanun m.107/11):

  • Hükmü veren mahkeme;

  • Hükümlü hükmü veren mahkemenin yargı çevresi dışında başka bir yerde hapiste bulunuyorsa o yerdeki aynı derecedeki mahkeme;

  • Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde Ankara ağır ceza Mahkemesi (5275 m.107/11 atfıyla m.101/2),

  • Bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il ağır ceza mahkemesi, bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açmak suretiyle verilmesi hâlinde ise hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesi (5275 m.107/11 atfıyla m.101/2),

Koşullu salıverilme kararı verebilir.

Koşullu Salıverilme (Şartlı Tahliye) Hükümlerinden Yararlanamayacak Mahkumlar

Mahkumlar bazı durumlarda koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamazlar. Koşullu salıverilme (şartlı tahliye) hükümlerinin uygulanamayacağı haller şunlardır:

  • İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez (5275 m.108/3),

  • 4771 sayılı Kanun gereği idam cezası hapis cezasına çevrilen hükümlüler şartlı tahliye hükümlerinden yararlanamaz.

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlıklı Dördüncü Bölüm, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı Beşinci Bölüm, “Milli Savunmaya Karşı Suçlar” başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet” hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz (5275 m.107/16).

Koşullu Salıverilme Kararının Geri Alınması Şartları

Hükümlü koşullu salıverilme kararı verildikten sonra bihakkın tahliye tarihine kadar denetim altındadır. Hükümlünün cezaevi dışında sosyal hayat içerisinde geçirdiği bu denetim süresini suç işlemeden veya yükümlüklere tabi tutulmuşsa bu yükümlülükleri yerine getirerek geçirmesi gerekir. Hükümlü bihakkın tahliye (hak ederek tahliye) tarihine kadar olan denetim süresini kanuna uygun geçirdiği takdirde cezasının infazı tamamlanır.

Mahkeme tarafından verilen koşullu salıverilme kararı (şartlı tahliye kararı) bazı durumlarda geri alınabilir. Koşullu salıverileme kararının geri alınması aşağıdaki hallerde mümkündür:

  • Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır (5275 m.107/12). Hükümlünün denetim süresi içinde işlediği yeni suçun cezası adli para cezası ise koşullu salıverilme geri alınmaz. Hükümlünün denetim süresi içinde işlediği yeni suçun kanundaki cezası hapis cezası olmasına rağmen, hapis cezası adli para cezasına çevrilmişse yine koşullu salıverilme geri alınamaz. Koşullu salıverilmenin geri alınabilmesi için işlenen yeni suç nedeniyle verilen sonuç cezanın “hapis cezası” olması gerekir.

  • Kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır (5275 m.107/12).

Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün (5275 m.107/13);

  • Denetim süresi içinde suç işlemişse; sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasının aynen,

  • Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi (bihakkın tahliye tarihi) arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla takdir edilecek bir sürenin, ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.

Koşullu salıverilmenin geri alınması kararının verilmesinde yetkili mahkeme; 5275 sayılı kanunun 107/15 maddesi gereği, şartla tahliye kararının geri alınmasına, koşullu salıverilmeye esas teşkil eden hükmü veren mahkemedir. Hükmün, Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il ağır ceza mahkemesi tarafından koşullu salıverilmenin geri alınması kararı dosya üzerinden verilir (5275 m.107/15 atfıyla m.101/2)

Koşullu Salıverilmenin Geri Alınması Kararına Örnekler;

Örnek - 1 : Hükümlü 3 yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir. Açık cezaevinde cezasının infazı sürecinde ev iznine gittiği sırada yeni bir suç işlemiştir. Hükümlünün yeni suç nedeniyle hükmedilen cezası, koşullu salıverilme kararı verilerek cezaevinden tahliye edilmesinden sonra kesinleşmiştir. Bu halde hükümlünün koşullu salıverilmesinin geri alınması mümkün değildir. Çünkü hükümlü, ikinci suçu koşullu salıverilme kararından sonra değil, önce işlemiştir. Hükümlü cezaevinde cezası infaz edildiği sırada suç işlemiştir. Bu halde yapılması gereken, sonraki suç nedeniyle kesinleşen cezanın mevcut hapis cezası ile içtima ederek yeni şartlı tahliye tarihinin belirlenmesidir.

Örnek -2: Hükümlü, 01.01.2017 tarihinde şartlı tahliye olmuş, bihakkın tahliye tarihi ise 01.01.2018 tarihidir. Hükümlü şartlı tahliye olduktan sonra 01.06.2017 tarihinde ikinci bir suç işlemiştir. Bu suç bihakkın tahliye tarihinden sonra 01.01.2019 yılında kesinleşmiştir. Bu halde, hükümlü şartlı tahliyeden sonra yeni bir suç işlediğinden suçu işlediği tarih olan 01.06.2017 tarihi ile 01.01.2018 tarihi arasındaki tüm ceza süresini cezaevinde geçirecektir. Dikkat edilirse hükümlünün suçu işlediği tarihe kadar dışarda geçirdiği süre infaz edilmiş kabul edilmektedir. Suçu işledikten sonra bihakkın tahliye tarihine kadar olan süreyi ise tümüyle cezaevinde infaz etmesi gerekir.

Koşullu Salıverme Kararının Geri Alınması Kararına İtiraz

Koşullu salıverilmenin geri alınması kararına itiraz edilebilir. İtiraz, CMK m.268’de belirlenen prosedüre göre yapılır. Buna göre;

  • Koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar veren mahkeme asliye ceza mahkemesi ise; itiraz, ağır ceza mahkemesine yapılır.

  • Koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar veren mahkeme ağır ceza mahkemesi ise; itiraz, numara olarak kendisini izleyen ağır ceza mahkemesine yapılır.

  • Koşullu salıvermenin geri alınmasına karar veren mahkeme çocuk mahkemesi ise; itiraz, çocuk ağır ceza mahkemesine; koşullu salıvermenin geri alınması kararı çocuk ağır ceza mahkemesi tarafından verilmişse numara olarak kendisini izleyen çocuk ağır ceza mahkemesine, o yerde birden fazla çocuk ağır ceza mahkemesi yoksa en yakın çocuk ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.

Koşullu Salıverilme (Şartlı Tahliye) ve Geri Alınması Yargıtay Kararları


Koşullu Salıverilmenin Geri Alınması Kararında Yetkili Mahkeme

5275 sayılı kanunun 107/15-a maddesi gereği, şartla tahliye kararının geri alınmasına, koşullu salıverilmeye esas teşkil eden hükmü veren mahkeme tarafından deneme süresi içinde işlenen suça ilişkin hükmün kesinleşmesinden sonra karar verilmesi gerektiği yönündeki düzenleme doğrultusunda, kararın kesinleşmesinin akabinde koşullu salıverilmeye esas teşkil eden hükmü veren İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine şartla tahliye kararının geri alınması yönünde ihbarda bulunulmasına karar vermekle yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, deneme süresinde işlenen suça ilişkin hükümle birlikte aynı zamanda şartla tahliye kararının geri alınmasına da karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 23.Ceza Dairesi - Karar: 2015/6070).

Koşullu Salıvermenin Geri Alınmasında İkinci Suçun İşlendiği Tarihin Önemi

Sulh Ceza Mahkemesinin 04/07/2014 tarihli kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 108/1 maddesi uyarınca hükümlünün şartla tahliye edilerek mükerrir olması nedeniyle bihakkın tahliye tarihinden başlamak üzere 1 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasını müteakip, 08/08/2014 tarihinde işlediği bir başka suç sebebiyle şartla tahliyenin geri alınmasına karar verilmiş ise de;

Esasen şartla tahliye edildikten sonra bihakkın tahliye tarihine kadar olan süre içerisinde bir başka suç işlenmesi halinde şartla tahliye kararının geri alınarak ikinci suçun işlendiği tarih ile bihakkın tahliye tarihi arasındaki sürenin aynen infazına karar verilebileceği, şartla tahliye kararının geri alınmasını gerektiren durumun ortaya çıkmasından önce şartla tahliyeye konu ceza süresi tümüyle sona ermişse, cezanın infaz edilmiş sayılacağı,

Somut olayda; şartla tahliye kararına konu ceza süresi 1 ay 45 gün olup hükümlünün 17/04/2014 tarihinde cezaevine alındığı ve bihakkın tahliye tarihinin 01/07/2014 olduğu, şartla tahliye kararının geri alınmasına neden olan kasıtlı suçun bihakkın tahliye tarihinden sonra 08/08/2014 tarihinde işlenmesi nedeniyle şartla tahliye kararının geri alınmasının koşulları gerçekleşmediği ve aynen infaz kararı verilemeyeceği gözetilmeksizin, hükümlünün hangi tarihler arasında ne kadar süreyle ceza infaz kurumunda kalacağı da gösterilmeden şartla tahliye kararının geri alınmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir (Yargıtay 19.Ceza Dairesi - Karar:2016/703).

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/12. maddesinde yer alan “Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.” hükmü karşısında, hükümlü M.T’nin cezasını infaz ederek … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 09/09/2011 tarihli ve 2011/893 değişik iş sayılı kararı ile şartla salıverilmesini müteakip, bihakkın tahliye tarihi dolmadan deneme süresi içerisinde 28/11/2011 tarihinde yeni bir suç işlemiş olması dolayısıyla, ikinci suç tarihi olan 28/11/2011 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 18/05/2015 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektir (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar : 2016/3464).

Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejiminde Koşullu Salıverilme Tarihinin Belirlenmesi

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 107/3-d maddesine göre “bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezası toplandığında hükümlünün cezaevinde en fazla 30 yıl kalacağı”,

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/1-b maddesine göre “tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı müebbet hapis cezasının 33 yılının infaz kurumunda iyi halli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanabileceği”,

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/2 maddesine göre “tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağı” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde;

Hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilen hükümlü M’nin infazı gereken bir mübebbet hapis cezası yanında süreli hapis cezalarının bulunduğu, mevcut yasal düzenlemeye göre hükümlü hakkında uygulanacak koşullu salıverme süresinin 5275 sayılı Kanunun 107/3-d maddesi uyarınca otuz yıl olduğu, ancak hükümlünün mükerrir olması ve tekerrüre esas alınan cezasının 4 yıl 2 ay hapis cezası olması nedeniyle 5275 sayılı Kanun’un 108/1-b maddesi uyarınca mahkum olunan müebbet hapis cezasının otuz üç yılını ceza infaz kurumunda iyi halli olarak geçirmesi durumunda koşullu salıvermeden yararlanabileceği gözetilmeksizin, koşullu salıverme süresinin otuz yedi yıl iki ay ve bihakkın tahliye tarihinin 49 yıl 6 ay 20 gün olarak belirlenmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2015/4690).

Cezaevindeyken İşlenen Suç Nedeniyle Şartla Tahliye Kararının Geri Alınması

Hükümlünün 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçu bakımından ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada kuruma yasak eşya sokmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi üzerine, hükümlünün bu yeni suçu kasten öldürme suçunun bihakkın tahliye süresi içinde işlemiş olduğundan bahisle daha önce kasten öldürme suçundan verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına karar verilmiş ise de, esasen hükümlünün ceza infaz kurumuna yasak eşya sokmak suçunu işlediği sırada halen cezasını infaz etmekte olduğu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/12. maddesi uyarınca şartla tahliyenin geri alınması koşullarının oluşmadığı gözetilmeden karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 1.Ceza Dairesi - Karar : 2017/86).

Disiplin Cezası Kaldırılmadan İnfazın Durdurulması Nedeniyle Tahliye

Hükümlüye ait infaz dosyası incelendiğinde, yukarıda anılan içtima kararıyla verilen 11 yıl 1 ay hapis cezasının infazı kapsamında, 16/11/2003-18/11/2003 tarihleri arasında 2 gün gözetimde kaldığı, 30/01/2002-29/05/2002 tarihleri arasında 119 gün tutuklu kaldığı, 18/11/2003 tarihinde ceza infaz kurumuna alınan hükümlünün şartla tahliye tarihinin 10/11/2011 olacağı, 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi üzerine yapılacak uyarlama nedeniyle infazın durdurulduğu ve hükümlünün tahliye edildiği tarih olan 23/07/2012 tarihine kadar iş bu cezadan dolayı 256 gün fazla yatmışlığının bulunduğu ve eksik infazının bulunmadığı, infazın durdurulduğu ve tahliye edildiği tarih 23/07/2012 olan hükümlünün ceza infaz kurumunda aldığı disiplin cezalarının, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 48/4-d, e, g maddeleri gereğince verildiği tarihten itibaren 1 yıl sonra kalkacağı, hükümlünün aldığı en ağırı ve en son disiplin cezası olan 2 ay süreyle haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma cezasının verildiği tarihin 14.09.2011 olduğu nazara alındığında, disiplin cezasının kalkacağı tarihin 14.09.2012 olduğu, hükümlünün infazının durdurularak tahliye edildiği 23.07.2012 tarihinden sonraki süreçte kötü halli olduğunu kabul etmeye imkan bulunmadığı, genel kural olarak iyi halli olduğunun kabul edilerek 5275 sayılı Kanun’un 107/1.maddesine göre iyi halliliği nedeniyle koşullu salıvermeden yararlandırılmasına karar verilmesi gerekir (Yargıtay 7.Ceza Dairesi - Karar: 2014/8784).

Adli Para Cezası Koşullu Salıvermenin Geri Alınmasına Neden Olmaz

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinin 12. fıkrasındaki “Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.” hükmü uyarınca koşullu salıvermenin geri alınabilmesi için hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçun işlenmesi gerektiği, hükümlünün deneme süresi içerisinde işlediği mala zarar verme suçundan dolayı adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dolayısıyla koşullu salıvermenin geri alınamaz (Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Karar: 2015/45143).

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 107. maddesinin 12 ve 15. fıkraları uyarınca koşullu salıvermenin geri alınabilmesi için, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin zorunlu olduğu, hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi durumunda koşullu salıvermenin geri alınamayacağı gözetilmelidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2016/3922).

Hükümlünün 28.09.2005 olan bihakkın tahliye tarihi dolmadan 03.08.2002 tarihinde işlediği kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla 647 sayılı Yasanın 4 ve TCK.nun 72. maddeleri gereğince 1.320.- TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, 5275 sayılı Yasanın 107/12 ,13/a maddelerinde koşullu salıverilmenin geri alınabilmesi için hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suçtan hüküm giymesi veya infaz hakiminin yüklediği yükümlülüklerin bu süre içinde yerine getirilmemesi gerektiği, olayımızda kasıtlı suç işlediği anlaşılmış olan hükümlünün, kasten yaralama suçundan doğrudan para cezası ile cezalandırıldığı ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan da cezasının para cezasına çevrildiği ve 647 sayılı Yasanın 4/4. maddesi gereğince uygulamada asıl mahkumiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası olduğu, adli para cezasının ise koşullu salıverilmenin geri alınmasını gerektirmediği, 5275 sayılı Yasanın 15. maddesinin a bendinde “hükümlü geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilirse, hükmü veren ilk derece mahkemesi tarafından koşullu salıverme kararının geri alınabileceğine ” ilişkin düzenleme de dikkate alındığında; Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin şartla tahliye kararının geri alınarak ikinci suçun işlendiği 03.08.2002 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 02.06.2004 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına dair kararı hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2013/6215).

Koşullu Salıverilme Tarihi Belirlenirken Adli Para Cezası Ayrı Hapis Cezası Ayrı İnfaz Edilir

765 sayılı Türk Ceza Kanununun cezaların içtimasını düzenleyen 68-77. maddelerinde mahkemelerce verilen tüm cezaların toplanmasında üst sınır belirlenmiş iken 5275 sayılı Kanunun sadece koşullu salıverilme hükümlerini düzenleyen 107. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre yönünden üst sınır düzenlendiği ancak ne içtimayı düzenleyen 99. maddesinde ne de diğer hükümlerinde 765 sayılı Kanunun içtimayı düzenleyen maddelerinde olduğu gibi koşullu salıvermeye tabi olan/olmayan tüm cezaların içtimasında bir üst sınır belirlenmediği, dolayısıyla sanığın işlediği birden fazla suçtan dolayı verilen cezaların bir üst sınır olmaksızın hepsini çekmesi gerektiği, hükümlünün suç tarihlerinin 01/06/2005 tarihinden sonra olması nedeniyle 5275 sayılı Kanunun 106/7 maddesinde yer alan “7) Adlîpara cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adli para cezalarına mahkûmiyet hâlinde bu süre beş yılı geçemez.” ve 106/9. maddesindeki adli para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz…” hükümleri de dikkate alındığında, hükümlünün içtima edilen hapis cezalarının 45 yıl 144 ay olarak kalması, adli para cezasından çevrilme birden fazla hapis cezalarının da bu sürenin üzerine ayrıca eklenerek infaz edilmesi gerektiği, koşullu salıverilme süresinin içtima olarak gösterilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir (Yargıtay 1.Ceza Dairesi - Karar : 2017/926).

Suç Örgütü Üyeliği ve Koşullu Salıverilme

Sanık, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kişiyi hürriyetten yoksun kılma ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından 5237 sayılı TCK’nun 220/2,3, 109/2,3-a,b, 62 ve 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis, 3 yıl 4 ay hapis ve 2 yıl 6 ay hapis cezalarına mahkum olmuştur.

Dosya kapsamına göre, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/4. maddesinde yer alan hükmün “Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.” şeklindeki düzenlemesi karşısında, hükümlü hakkında örgüt faaliyeti kapsamında hürriyetten yoksun kılma ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 109 ve 6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının 5275 sayılı Kanun’un 107/4. maddesi gereğince (3/4 oranında) yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 1.Ceza Dairesi - Karar:2016/2543).

Örgütü Yardım Etme Suçunda Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi Uygulanamaz

Suç işlemek amacı ile kurulan örgüte yardım etme suçu nedeniyle kurulan hükümlerin incelemesine gelince,

5237 sayılı TCK’nın 58/9. maddesinin, örgüt mensubu suçlu hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedileceği hükmünü içerdiği, anılan hükmün örgüt mensubu olma kanuni sonucundan uygulanan infaza ilişkin bir düzenleme olduğu ve aynı Yasa’nın ‘Tanımlar’ başlıklı 6/1-j maddesine göre örgüt mensubu suçlu, deyiminden bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişinin anlaşılacağı, buna göre 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesi kapsamındaki suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün üyesi olanlar hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/4. maddesinde gösterilen koşullu salıverilme süresi ve aynı maddede düzenlenen infaz rejiminin uygulanacağı dikkate alındığında; örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan adı geçen sanıklar hakkında TCK’nın 58/9. maddesinin uygulanması hukuka aykırıdır (Yargıtay 6.Ceza Dairesi - Karar : 2017/440).

NOT: Örgüte yardım etme suçunda cezanın infazından sonra denetimli serbestlik öngören mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmaz. Ancak, örgüte yardım etme suçunun koşullu salıverilmesi süresi 5275 sayılı kanunun 107/4 maddesi gereği cezanın 3/4’ünün infaz edilmesidir.

Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde İşlenen Suçlarda Koşullu Salıverilme

Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27/03/2013 tarihli ve 2013/5247 esas, 2013/6089 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında Kanunun 107/4. maddesinde yer alan “Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, her ne kadar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26/05/2010 tarihli ve 2009/10140 esas, 2010/3874 karar sayılı ilâmında, sanık hakkında çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçundan dolayı açılan kamu davasının, 765 sayılı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş ise de, sanığın cezalandırılmasına karar verilen ve kesinleşen kasten adam öldürme suçunu, suç örgütü faaliyeti çerçevesinde işlediği gözetilerek infaz oranı 3/4 olarak uygulanmalıdır (Yargıtay 1.Ceza Dairesi -Karar : 2017/346).

Çocuklarda İnfaz Rejimi ve 18 Yaşına Kadar Cezaevinde 1 Günün 2 Gün Sayılması

Dosya kapsamına göre hükümlünün içtima kararına dahil Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2005/24-370 Sayılı ilamı ile toplam 5 yıl 10 ay hapis cezasına ( 1 yıl 3 ay, 1 yıl 3 ay, 1 yıl 3 ay ve 2 yıl 1 ay olmak üzere ) mahkum edildiği, bu ilamda suç tarihinin 07.01.2005 tarihi olduğu, hükümlünün bu dosyada 08.01.2005-21.07.2005 tarihleri arasında 194 gün tutuklu olarak kaldığı, kayden 10.10.1988 doğumlu olan hükümlünün tutuklu kaldığı dönemde 18 yaşını ikmal etmediği, suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması itibariyle şartla tahliye tarihinin tespiti için lehe olan Kanun’un tespit zorunluluğu bulunduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 Sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda ½ oranında ve ayda 6 gün indirim yapılması ile 194 gün tutukluluk süresinin mahsubu halinde bu ilam yönünden infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin 658 gün olduğu, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5275 Sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda 1/3 oranında indirim ve tutukluluk süresinin 1 gün 2 gün sayılması suretiyle mahsubunda ise infaz edilmesi gerekli sürenin 1028 gün olduğu, 5275 Sayılı Kanun’un 107/5. maddesindeki ( 5560 Sayılı kanun ile değişiklik öncesi ) “Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onsekiz yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.” şeklindeki düzenlemenin hükümlü lehine olduğu düşünülse bile, infaz hukukunda karma bir uygulama yapılmasının mümkün olmadığı 647 Sayılı Kanun’un lehe olduğu kabul edilerek yapılan infazda 5275 Sayılı Kanun’un 107/5. maddesinin ayrıca tatbiki suretiyle çapraz ve karma bir uygulama yapılması mümkün değildir (Yargıtay 1.Ceza Dairesi - Karar: 2016/2061).

Adli Para Cezası Koşullu Salıverilme Süresinin Üst Sınırını Geçemez

5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. GÜnlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması halinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklinde düzenleme yapıldığı, hükümlü Emrah Karcı hakkında Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/1133 esas, 2008/926 sayılı ilamıyla hükmolunan 450,00 Türk Lirası adli para cezasının dışında, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince içtima edilen 37 yıl 67 ay 83 gün hapis cezasının da bulunduğu, hükümlünün toplam ceza süresinin 42 yılı aştığı göz önünde bulundurulduğunda, 5275 sayılı Kanun’un 107/3-e gereğince iyi halli olduğu takdirde koşullu salıverilme süresinin 28 yıl olacağı, bu süreyi aşamayacağı, hükümlünün 450,00 Türk Lirası adli para cezasının içtima kararından çıkarılarak ayrı infaz edilmesinin hükümlünün ne koşullu salıverilme ne de bihakkın tahliye süresini değiştirmeyeceği, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi uyarınca adli paradan çevrilen hapis cezalarının kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararına çevrilerek ayrı infaz edilmesinin hükümlünün aleyhine olup; ek bir ceza getirdiği gözetilerek adli para cezasının koşullu salıverilme süresinin üst limitini aşacak şekilde ayrı bir şekilde infazına karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 6.Ceza Dairesi - Karar: 2014/22265)

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenen, kanunda belirtilen şartları taşıyan hükümlülerin cezalarının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri olarak infazına dair düzenleme getirildiği yine aynı maddenin ise “Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, hapse çevrilen hükümlülerin yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanmalarında, hak ederek tahliye tarihi esas alınır” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, hükümlünün içtima kararına konu 154 gün hapis cezasının süresinde ödenmemesi üzerine hapse çevrilen adli para cezası olması itibariyle, adlî para cezasının ödenmemesi nedeniyle cezası hapse çevrilen hükümlülerin yukarıda belirtilen infaz usulünden yararlandırılmalarında hak ederek tahliye tarihinin esas alınması gerekir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Karar: 2014/2622).

Müebbet Ağır Hapis Cezası ile Süreli Hapis Cezasının İnfazında Hücrede Tecrit Süresi

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.4.2007 tarihli ve 2007/1-32 esas, 2007/97 Sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 1.6.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda, her suç yönünden ayrı ayrı yapılan değerlendirme sonucu, her suçla ilgili lehe kanun belirlendikten ve buna göre her suçun nihai cezası saptandıktan sonra, cezaların içtimaına 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 68 ila 77. maddelerindeki ilkelere göre karar verilmesi gerektiği, bu uygulamada lehteki kanunun 5237 Sayılı Kanun olmasının sonuca etkisi bulunmayacağı, hükümlünün bahse konu suçları işlediği tarihin 1.6.2005 tarihinden önce olduğu ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73/2 maddesi uyarınca ‘cezalardan biri müebbet ağır hapis ve diğeri şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat bir ceza ise, ilave edilecek cezanın nev’i ve miktarına göre on günden az ve üç seneden fazla olmamak üzere geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezası tatbik olunur.” hükmü uyarınca, hükümlü hakkındaki cezaların içtimaına karar verilirken müebbet hapis cezası dışındaki süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların her biri için hücre süreside belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 5.4.2013 tarih ve 2013/419 değişik iş sayılı kararı yasaya aykırı görüldüğünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar: 2014/234).

Şartlı Tahliye Kararından Önce Denetimli Serbestlikten Bir Kez Yararlanılabilir

Hükümlü hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma ve kasten yaralama suçlarından hükmolunan hapis cezalarının, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 12.03.2013 tarihinde 2013/168 değişik iş sayı ile 5275 sayılı Kanun’un 99, 101. maddeleri uyarınca toplanması sonucu belirlenen 5 yıl 10 ay hapis cezasından dolayı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfaz Hakkında Kanun’un 105/A maddesi gereğince en fazla 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezanın infazından faydalanabilir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Karar: 2014/467).

Hapis Cezası ile Adli Para Cezasından Çevrilen Hapis Cezası İçtima Edilebilir

Muhtelif suçlardan hükümlü sanık hakkındaki doğrudan hükmedilen hapis cezaları ile adli para cezalarından çevrilme hapis cezalarının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 99 ve 101/2. maddeleri gereğince 9 yıl 14 ay 1249 gün hapis cezası olarak toplanmasına Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karar verilmiştir. Ancak, savcılığın talebi üzerine Ağır Ceza Mahkemesi tarafından daha önceki içtima kararının çözülmesine, hükümlü hakkında doğrudan hükmedilen hapis cezalarının 9 yıl 14 ay hapis cezası olarak, adli para cezasından çevrilme hapis cezalarının ise 1249 gün hapis cezası olarak toplanmasına, hükümlü hakkındaki hapis cezaları ile adli para cezasından çevrilen hapis cezalarının ayrı ayrı infazına karar verilmiştir.

Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15/12/2010 tarihli ve 2010/14136 karar sayılı ilamında; “…. 5275 sayılı Yasanın 99. maddesine göre, bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar; ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise 107. maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı istenir. Bu düzenleme ile, hükümlünün birden çok kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunması halinde infazda kolaylık sağlanması için cezaların toplanması, infazı gereken tüm hapis cezaları için toplam süre üzerinden tek bir şartla tahliye tarihi, deneme süresi ve bihakkın tahliye tarihinin saptanması ve cezaların infazları ile deneme sürelerinin çakışmasının önlenmesi amaçlanmaktadır. Hükümlü hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezaların şartla tahliye süreleri ve infaz rejimlerinin farklı olması anılan yasa maddesinin uygulanmasına engel değildir. Cezaların infazındaki bu farklılık, şartla ve bihakkın tahliye tarihlerinin de farklı olmasını gerektirmeyecek, hükümlünün farklı süre ve rejimlere tabi her bir cezası açısından cezaevinde geçireceği sürelerin C.Başsavcılığı tarafından müddetnamede gösterilmesi yeterli olacak ancak yine toplam ceza süresi üzerinden tahliye tarihleri hesaplanacaktır…” şeklinde belirtildiği üzere, doğrudan hükmedilen hapis cezaları ile adli para cezasından çevrilme hapis cezalarının ayrı ayrı infaz edilmeleri halinde adli para cezasından çevrili hapis cezalarının 5275 sayılı Kanun’un 107/3. maddesinde belirtilen koşullu salıverilme sürelerinin içinde erimesinin engelleneceği ve bu durumun hükümlü aleyhine sonuçlar doğuracağı gibi, tek bir şartla tahliye tarihi, deneme süresi ve bihakkın tahliye tarihinin saptanması ve cezaların infazları ile deneme sürelerinin çakışmasının önlenmesinin sağlanamayacağı gözetilmeden, içtima kararının çözülmesine ve hapis cezası ile adli para cezasının ayrı ayrı infaz edilmesine dair Ağır Ceza Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 1.Ceza Dairesi - Karar : 2016/3137).

Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejiminde Denetimli Serbestlik Süresinin Belirlenmesi

10 ay hapis cezasına hükümlünün, şartla tahliye edilmesini müteakip, anılan Kararda cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiğinden bahisle hükümlü hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/4. maddesi gereğince denetim süresi belirlenmesi talebi üzerine, 5275 sayılı Kanunun 107/6. maddesi gereğince hakederek tahliye tarihi dikkate alınarak denetim süresinin 1 yıl olarak belirlenmiştir. Ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58/6. maddesinde, tekerrür hâlinde hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilmiş, 5275 sayılı Kanunun 108. maddesinin (4), (5) ve (6). fıkralarında yer alan “Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca da koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkeme tarafından bir yıldan az olmamak üzere denetim süresinin belirleneceği ve denetim süresinde de koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmış olup, somut olayda mükerrir olan sanık hakkında cezasının infazından sonra anılan Kanunun 108/4. maddesi gereğince denetim süresinin belirlenmesinin zorunlu olduğu, 5275 sayılı Kanunun 107/6. maddesinde yer alan düzenlenmenin ise koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresine ilişkin olduğu gözetilmeden m.108/4 gereği cezanın infazından sonra denetim süresi belirlenmesi gerekirken m.107/6 gereği bihakkın tahliye tarihi dikkate alınarak denetim süresi belirlenmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1500).

Hapis ve Adli Para Cezası İçtima Edilebilir; Ancak Müddetnamede Ayrı Ayrı Gösterilmelidir

Örgüt marifetiyle ve örgütün faaliyetleri çerçevesinde bir kimseyi [fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek](https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/fuhus-sucu-cezasi-nedir-fuhusa-tesvik-etme-yer-temin-etme-fuhsa-aracilik-etme-tck.html] suçundan hükümlünün, cezalarının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 99. maddesi uyarınca 48 yıl 144 ay hapis cezası olarak içtima edilmesine, aynı Kanunun 107/4-e maddesi uyarınca neticeten 32 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ağır Ceza Mahkemesinin içtima kararını müteakip, infazda tereddüt hasıl olması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ağır Ceza Mahkemesi hükümlü hakkındaki içtimalı toplama kararını değiştirerek 48 yıl 144 ay hapis ve 24 kez 1.240.00 Türk lirası adli para cezalarının 32 yıl olarak birlikte toplanarak infaz edilmesine karar vermiştir.

765 sayılı Türk Ceza Kanununun cezaların içtimasını düzenleyen 68-77. maddelerinde mahkemelerce verilen tüm cezaların toplanmasında üst sınır belirlenmiş iken 5275 sayılı Kanunun sadece koşullu salıverilme hükümlerini düzenleyen 107. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre yönünden üst sınır düzenlendiği ancak ne içtimayı düzenleyen 99. maddesinde ne de diğer hükümlerinde 765 sayılı Kanunun içtimayı düzenleyen maddelerinde olduğu gibi koşullu salıvermeye tabi olan/olmayan tüm cezaların içtimasında bir üst sınır belirlenmediği, dolayısıyla sanığın işlediği birden fazla suçtan dolayı verilen cezaların bir üst sınır olmaksızın hepsini çekmesi gerektiği, hükümlünün suç tarihlerinin 01/06/2005 tarihinden sonra olması nedeniyle 5275 sayılı Kanunun 106/7 maddesinde yer alan “7) Adlî para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adli para cezalarına mahkûmiyet hâlinde bu süre beş yılı geçemez.” ve 106/9. maddesindeki adli para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz…” hükümleri de dikkate alındığında, hükümlünün içtima edilen hapis cezalarının 45 yıl 144 ay olarak kalması, adli para cezasından çevrilme birden fazla hapis cezalarının da bu sürenin üzerine ayrıca eklenerek infaz edilmesi gerektiği, koşullu salıverilme süresinin içtima olarak gösterilemeyeceği gözetilmeden karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2017/926).

Paylaş
Read more!