0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Kanun Yararına Bozma Nedir? (CMK md.309)

Kanun yararına bozma, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen, ancak hukuka aykırılıklar bulunan karar ve hükümlerin bozulması istemiyle Adalet Bakanlığı tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurulmasıdır (CMK md.309/1). 1412 sayılı eski Ceza Muhakamesi Kanunu’nda kanun yararına bozma yolu, “yazılı emir” şeklinde düzenlenmişti.

Aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılacak olan karar veya hüküm, hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklar içerebilir. Her iki hukuka aykırılık halinde de kanun yararına bozma kanun yoluna gidilebilir.

Kanun yararına bozma başvurusuna konu olabilecek bazı mahkeme kararlarına şu örnekler verilebilir:

  • Kural olarak istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeyen her türlü ceza mahkemesi kararı aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir. Örneğin, istinaf mahkemesi tarafından verilip de temyiz edilmeden kesinleşen bir karar aleyhine de kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir.

  • Ağır Ceza Mahkemesi‘nin infaz hukuku ile ilgili İnfaz Hakimliği tarafından verilen kararlara itiraz edilmesi üzerine verdiği kesin nitelikteki kararlar aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir.

  • Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yapılan itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen itirazın reddi kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

  • Cumhuriyet savcısının iddianamenin iadesine itiraz etmesi üzerine itirazı incelemeye yetkili merciin itirazın reddi kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

  • Yetkisizlik kararının kaldırılması için yapılan itiraz üzerine mahkemenin itirazın reddi kararına karşı kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir.

  • Kesinleşen HAGB kararı aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir.

  • İsinaf veya temyiz başvurusu yapılmadan kesinleşen icra ceza mahkemesi kararları aleyhine de kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

  • Yargılamanın yenilenmesi (CMK m.311) başvurusunun redddine itiraz edilmesi üzerine yerel mahkemenin verdiği kesin nitelikteki karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

Kanun Yararına Bozma Başvurusu Nereye ve Nasıl Yapılır?

Kanun yararına bozma başvurusunu yapma yetkisi Adalet Bakanlığı’na aittir. Ancak, yargılama sırasında karar veya hükme cumhuriyet savcısı, sanık, hakim, mahkeme, şikayetçi veya müdahil olarak katılan kişiler de yasa yararına bozma kanun yolunu kullanması için Adalet Bakanlığı’ndan talepte bulunabilir. Adalet Bakanlığı, yargılamaya daha önce katılan kişilerin bu talebiyle veya talebin içerdiği hukuki görüşlerle bağlı değildir.

Hemen belirtelim ki, Adalet Bakanlığı’ndan kanun yararına bozma başvurusu yapması için talepte bulunanların, bu taleplerini hukuki dayanakları ile birlikte açıklayarak ceza davası dosyasında hukuka aykırılıklara dikkat çekmesi Adalet Bakanlığı’nın bu konuda harekete geçirilmesi açısından çok önemlidir.

Adalet Bakanlığı kendiliğinden veya ilgilisinin başvurusu üzerine, karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir (CMk md.309/1). Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanlığı tarafından kendisine gönderilen istem yazısındaki yasal nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, yasa yararına bozma istemini o suç ile ilgili hangi ceza dairesi görevli ise o daireye verir.

Kanun yararına bozma başvurusunda ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.

Hangi Kararlar Aleyhine Kanun Yararına Bozma Başvurusu Yapılamaz?

Kanun yararına bozma, ancak hakim veya mahkeme tarafından verilmiş olup da maddi hukuka veya usul hukukuna önemli hukuka aykırılıklar içeren kararlar aleyhine gidilebilen bir kanun yoludur. Bu nedenle, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya idari yaptırım kararları aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılamaz

Hakim veya mahkemenin verdiği karar istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşse bile, aşağıdaki hallerde kanun yararına bozma başvurusu yapılamaz (Yargıtay CGK – 2016/4 karar):

  • Hâkimlerin takdir hakkı kapsamına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar kanun yararına bozma başvurusunun konusu olamaz.

  • Mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları kanun yararına bozma başvurusu konusu yapılmaz. Örneğin, TCK md.62 gereği koşulları oluşmasına rağmen, hükmedilen cezadan 1/6 oranında yapılması gereken takdiri indirim yapılmamışsa, bu husus kanun yararına bozmaya konu edilemez.

  • Hakimin takdirini yerinde kullanıp kullanmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemez.

Kanun Yararına Bozma Nedenleri Nelerdir?

Yargıtay ceza dairesi, kendisine yapılan kanun yararına bozma başvurusunun yerinde olduğu kanaatine varırsa, karar veya hükmü kanun yararına bozar ve yerel mahkemeye gönderir. Ancak, kanun yararına bozma isteminin kabulü hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi dosyayı yerel mahkeme göndermeden doğrudan kendisi hüküm verir (CMK md.309/4-d). Örneğin, adam öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle yargılanan sanığın işlediği suçun vasfında yerel mahkemenin yanıldığı, suçun adam öldürmeye teşebbüs değil de kasten adam yaralama suçu olduğu değerlendirildiğinde, Yargıtay ceza dairesi adam öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle verilen eski cezayı kaldırır ve sanığın daha az ceza gerektiren kasten adam yaralama suçu nedeniyle cezasını doğrudan kendisi hükmeder.

Hemen belirtelim ki, Yargıtay veya İstinaf Mahkemesinin daha önce esastan incelemediği, istinaf veya temyiz başvurusunun usulden reddedildiği kararlar aleyhine de kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

Kanun yararına bozma istemini kabul eden ilgili Yargıtay ceza dairesi aşağıdaki hallerde dosyayı yeniden yargılama yapmak üzere yerel mahkemeye gönderir (CMK md.309/4):

  • Durma kararı gibi “davanın esasını çözmeyen” bir karara ilişkin kanun yararına bozma isteminde bulunulmuşsa, dava dosyası kararı veren yerel mahkemeye gönderilir. Kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.

  • Aleyhine yasa yoluna bozma başvurusu yapılan hüküm sanığın mahkumiyeti ile sonuçlanmış olabilir. Bu halde, kanun yararına bozulan mahkumiyet hükmünün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemleri, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılarak yargılama neticesine göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

Kanun yararına bozma başvurusu nedenleri, davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez (CMK md.309/4-c).

Kanun Yararına Bozma Kararı İnfazı Durdurur mu?

Kanun yararına bozma, olağanüstü bir kanun yoludur. Bu nedenle, kanun yararına bozma kararı, kesinleşmiş hükmün infazını kendiliğinden infazı durdurmaz. İnfazın durdurulması isteniyorsa ilgili mahkemeden ayrıca talepte bulunulması gerekir.

İnfazın durdurulması talebi hem kanun yararına bozma istemini inceleyen Yargıtay ceza dairesinden hem de dosyanın gönderildiği yerel mahkemeden istenebilir. Kanun yararına bozma yoluyla verilen kararlar, infaz süresi açısından hükümlü aleyhine uygulanamaz.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Resen Kanun Yararına Bozma Başvurusu (CMK md.310)

Kanun yararına bozma isteminde bulunma yetkisi kural olarak Adalet Bakanlığı’na aittir. Ancak, istisnai bazı durumlarda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da kendiliğinden kanun yoluna bozma başvurusu yapabilir.

Bozma sebebi hükümlünün cezasının kaldırılmasını veya daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

Bu yola Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda, bu yetki artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz.

Kanun Yararına Bozma ve Zamanaşımı

Kanun yararına bozma, kesinleşen ceza mahkemesi kararlarına karşı gidilen olağanüstü bir kanun yolu olduğundan, kanun yararına bozma isteminin Yargıtay tarafından kabul edilmesinden sonra yapılacak yargılama sırasında dava zamanaşımı hükümleri uygulanamaz. Kesinleşen hükmün Yargıtay tarafından yasa yararına bozulmuş olması, sanığın hükümlü sıfatı almasını etkilemez; bu nedenle kanun yararına bozma talebinin kabulü üzerine yapılan yargılamada hükümlü hakkında dava zamanaşımı şartlarının değil, ceza zamanaşımı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilebilir (Yargıtay 2. CD - Karar: 2014/19694).

Kanun Yararına Bozma Yargıtay Kararları


Delillerin Takdirinde Hata Halinde Kanun Yararına Bozma

Kanun yararına bozma, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309, 310. maddelerinde düzenlenmiş olup, ülke genelinde uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar nedeniyle oluşabilecek hak kayıplarının önlenmesi açısından kabul edilmiş bir kurumdur. Bu denetimin konusunu maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklar oluşturmaktadır. Ancak kesin hüküm otoritesinin korunması zorunluluğu nedeniyle dar kapsamlı olan olağanüstü bu yola başvurulabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Nitekim kanun yolunun bu özelliği nedeniyle delillerin takdir ve tercihinde hataya düşüldüğünden bahisle takdire ilişkin konularda bu yola başvurulması, sözü edilen olağanüstü kanun yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacaktır. Başka bir deyişle, kabul edip etmemenin mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen karar ve bunlara ilişkin gerekçelerin yeterli veya yerinde olup olmadığı olağan kanun yolu olan temyiz incelemesinde değerlendirilebilecekken, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilemeyecektir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar: 2015/28558).

Kanun Yararına Bozma İsteminin Usulden Reddi

Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 Sayılı CMK’nın 309, 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 Sayılı Kanun’un 309. maddesi5271 Sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna dair hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya dair karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.

Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.

İnceleme konusu somut olayda; hakaret, tehdit ve şantaj suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22.05.2014 tarihli kararıyla mahkumiyet kararı verilmiştir. Kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.12.2015 tarihli kararıyla şantaj suçu yönünden iade, tehdit ve hakaret suçları yönünden ise temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.03.2016 tarihinde itirazda bulunularak, sanık müdafiinin eski hale getirme talebinin içeriğine göre temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldığından, ret kararının kaldırılarak mahkumiyet hükümlerinin onanması talep edilmiştir. Dairemizce sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edildikten sonra 10.12.2015 tarihli iade ve ret kararının kaldırılmasına ve esas yönüyle incelenen mahkumiyet hükümlerinin onanmasına 21.04.2016 tarihinde karar verilmiştir.

Kanun Yararına bozma istemi İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22.05.2014 tarihli ve 2012/719 esas, 2014/170 karar sayılı ilamına ilişkindir. Ancak yukarıda yer verilen safahat bilgilerinden de anlaşılacağı üzere ilgili karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine yeniden ele alınarak esastan incelenip itiraz yazısına uygun olarak onama kararıyla sonuçlandırılmıştır. Bu itibarla, kanun yararına bozma yoluna istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilmesi nedeniyle, ilgili kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin usulden reddine karar verilmiştir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/11750).

Yargılamanın Yenilenmesi ve Kanun Yararına Bozma

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 23/3. maddesinde5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 23/3. maddesinde yer alan “Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 318/1. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir” biçimindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren hakimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılanma hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hakimin, yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği cihetle, somut olayda sanık hakkında karar veren 03.04.2014 tarihli ve 2014/14 esas, 2014/122 Sayılı kararda heyette başkan olarak yer alan hakimin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara itiraz üzerine mercii tarafından verilen itirazın reddi kararında da mahkeme heyetinde görev alması hukuka aykırı olup hükmün yasa yararına bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2410).

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara Karşı Kanun Yararına Bozma

Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şüphelinin üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine dair yeterli şüphe oluşturacak, soyut iddia dışında, kamu davası açılmasını gerektirir delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;

Şüphelinin, müşteki ile önceden husumetli olduğu ve olay günü sabah saat 07.00 sıralarında, evden çıkarak otobüs durağına doğru yürümekte olan müştekinin önüne geçerek sağ eli ile sağ kolunu sertçe tutup, sol eli ile sağ omzunu sıktığı, bu sırada müştekiye sinkaflı sözlerle küfrederek öldürmekle tehdit ettiği ve arbede sırasında müştekinin sağ elinden çıkan kelepçeli altın bileziğini alarak olay yerinden kaçtığının iddia edildiği olayda; tanığı bulunmayan olay nedeniyle, olay yeri yakınındaki apartmanın kamera kayıtlarının incelenmesinde, şüphelinin, aynı sitede oturan müştekinin çıkmasından 9 dakika sonra siteden çıkarak müşteki ile aynı istikamete doğru yürüdüğünün tespit edildiği, olaydan sonra yürüyerek polis merkezine giden müştekinin, yaklaşık 30 dakika sonra alınan adli muayene raporunda, sağ üst kolda 3x3 cm kızarıklık, sağ el bilek çevresinde yüzeyel kızarıklıklar, 3-4 adet 1x2 cm çizikler ile yüz burun sağ tarafında 2x3 cm ekimoz bulunduğu anlaşılmakla, dosya içerisinde kamu davasının açılmasını gerektirir yeterlilikte ve nitelikte delil bulunduğu gibi, mevcut delilleri değerlendirme yetkisinin mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun uyarınca anılan kararın, Karabük Sulh Ceza Hakimliği’nden verilip kesinleşen, 11/02/2015 tarih ve 2015/189 değişik iş karar sayılı hükmün, kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Karar: 2015/45151).

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararında Yasa Yararına Bozma

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itiraz üzerine, mercii tarafından sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının var olup olmadığına ilişkin olarak ceza miktarı, adli sicil kaydı ve somut zarar bulunmamasına ilişkin sınırlı bir inceleme yapılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararı ile itiraz merciinin sadece şekli olarak değil, hem maddi olay, hem de hukuki yönden inceleme yapabileceği yönündeki kararı nazara alındığında, itiraz mercii Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesince işin esası hakkında da inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşulların var olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına bozma talebini içeren tebliğnamesi yerinde görülerek yerel mahkeme hükmünün yasa yararına bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 2.Ceza Dairesi-Karar: 2015/17522).

İletişimin Tespiti Talebinin Reddi Kararı Aleyhine Kanun Yararına Bozma

Kasten öldürme ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından şüpheli …….hakkında Denizli 3 Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/ esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama kapsamında, …… numaralı hat ile maktulün kullandığı ……..numaralı hattın 04/12/2013 ile 04/02/2014 tarihleri arasındaki ayrıntılı görüşme kayıtlarının ve baz istasyonlarını gösterir HTS kayıtlarının gönderilmesi için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına yazılan 03/02/2015 tarihli yazıya ilgili Başkanlık tarafından 24/02/2015 tarihli yazı ile itiraz edilmesi üzerine, itiraz konusunda karar verilmek üzere dosyanın gönderildiği mercii Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığın itirazını kabul etmiştir. Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin bu kararına karşı kanun yararına bozma başvurusu yapılmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. ve Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin 12. maddelerine göre; Hakim kararı gerektiren iletişimin tespiti tedbirinin şüpheli veya sanık tarafından kullanılan telefonlar hakkında uygulanabileceği, anılan düzenlemelerde tanıkların telefonlarına yönelik bir tedbirden bahsedilmediği, bu durumda adı geçen tanığın telefonu açısından iletişimin tespiti uygulamasının mahkemenin genel soruşturması ve delil toplama yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, mahkemenin ilgili kurumdan tanığın telefonu ile yapılan görüşmelerin kimle, ne zaman, hangi suretle yapıldığına ilişkin kayıtları içeren iletişimin tespitini isteyebileceği gözetilmeden Telekomünikasyon Başkanlığı itirazının reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar: 2015/4404)

Kesinleşen İcra Ceza Mahkemesi Kararı Aleyhine Yasa Yararına Bozma

İcra ceza mahkemesi kararı temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin, Sakarya 1. İcra Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeden kesinleşen kararı aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılmıştır.

Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, 09/05/2013 tarihli taahhütnamede işlemiş faiz olarak 1.331,70 Türk Lirası belirtilmiş ise de, bu faizin hangi dönemleri kapsadığı, icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın reddine karar verilmesi gerekirken sanığın aleyhine sonuç doğuracak surette yazılı şekilde itirazın kabulü ile sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Koşullu Salıverilmenin Geri Alınması Kararına Karşı Yasa Yararına Bozma

20/04/1991 doğumlu olup 29.11.2006 tarihinde işlemiş olduğu kasten adam öldürmek suçundan 10 yıl hapis cezasına mahkum olan 18 yaşından küçük hükümlü S. D.’in, adam öldürme suçundan tutuklandığı 02.12.2006 tarihinden 18 yaşını tamamladığı 20.04.2009 tarihine kadar fiilen 870 gün cezaevinde kaldığı, bu süreye 18 yaşını tamamladıktan sonra koşullu salıverildiği 13.03.2011 tarihine kadar cezaevinde kaldığı sürede eklendiğinde hükümlünün cezaevinde geçirdiği toplam sürenin 1562 gün olarak kabulü gerektiği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un koşullu salıverilme sonrasında denetim süresine ilişkin 107/6.maddesi uyarınca hükümlünün 13/03/2011 tarihinde koşullu salıverilmesi sonrasında tabi olacağı denetim süresinin, 02/12/2006 tarihinden 13/03/2011 tarihine kadar infaz kurumunda geçirdiği fiili 1562 günün yarısı kadar olması gerektiği, denetim süresinin buna göre 02/05/2013 tarihinde dolacağı anlaşılmakla, hükümlünün denetim süresinin sona ermesinden sonra 11/09/2013 tarihinde işlemiş olduğu suç nedeniyle koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilemeyeceği, hükümlü hakkında koşullu salıverilme kararın geri alınmasına ilişkin Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 14.04.2014 tarih ve 2007/62-190 sayılı ek karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair Ankara 1.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.08.2014 tarih ve 2014/552 değişik iş sayılı kararda isabet görülmediğinden kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar: 2015/4368).

Kanun yararına bozma başvurusu, kesinleşmiş ceza davasının teknik açıdan ele alınmasını gerektirdiğinden başvurunun bir avukat vasıtasıyla yapılması hakkın etkin kullanımını sağlayacaktır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!