0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Tutuklu veya Hükümlünün Kaçması (Firar) Suçu Nedir? (TCK 292)

Tutuklu veya hükümlünün kaçması suçu, diğer bir deyişle firar suçu; hakkında tutuklama kararı veya kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunan kişinin kamu görevlilerince yakalandıktan sonra tutukevinden, kapalı veya açık cezaevinden veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçması ile vücut bulur.

Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu açısından iki hususa özellikle değinmek gerekir:

  • Ceza infaz kurumu dışında olsa bile, hükümlü olarak dışarıda çalışan kişilerin kaçması halinde de firar suçu hükümleri uygulanır.

  • Hapis cezası, adli para cezası yaptırımından çevrilen kişiler de kaçmaları halinde firar suçu nedeniyle yargılanırlar.

Tutuklu ve hükümlünün kaçması suçu, 5237 sayılı TCK’nın 292. maddesinde “Adliyeye Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir.

Tutuklu veya Hükümlünün Kaçması (Firar) Suçunun Unsurları

Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun maddi unsurunu oluşturan kaçma fiili iki biçimde meydana gelmektedir:

  • Tutukevinden veya Cezaevinden Kaçma: Tutukevi, kapalı veya açık ceza infaz kurumundan kaçmak suçun hareket unsurunun oluşmasına neden olur. Kaçma, bulunduğu ceza infaz kurumunun sınırlarını terk etmek, egemenlik alanından çıkmaktır. Örneğin, açık cezaevinden dışarı çıkarak geri dönmeyen kişi firar suçu işlemiş olur. Kişinin tutukevi veya cezaevinden kaçtığı, kurum görevlileri tarafından tutulan resmi tutanaklarla veya cezaevi idaresinin resmi yazışmalarıyla ispatlanabilir.

  • Gözetimi Altında Bulunduğu Görevlilerin Elinden Kaçma: Hakkında tutuklama veya mahkumiyet kararı bulunupta yakalanan veya bir yerden başka bir yere sevk edilen kişi kamu görevlilerinin gözetimi altındadır. Gözetimi altında bulunduğu görevlinin fiili egemenlik alanından kurtularak görevlinin yanından uzaklaşan tutuklu veya hükümlü firar suçu işlemiş olur. Bu durumda, tutuklu veya hükümlünün gözetimi altında bulunduğu görevlinin mak anlamına gelmekte olup, bu durum görevlilerce tutulan tutanak ve resmi kurum yazıları ile ispat edilebilecektir.

TCK m.292’de yer alan “tutuklunun kaçması” veya “hükümlünün kaçması” şeklindeki firar suçları özgü suç niteliğindedir. Yani, bu suçları yalnızca durum ve sıfatı kanun maddesindeki tanıma uyan kişi işleyebilir. Kanundaki tanıma göre bu suçu ancak tutuklu veya hükümlü olan kişiler işleyebilir. Özellikle belirtelim ki, hükümlünün firar suçu işleyebilmesi için yargı kararı ile mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlanmış olması gerekir. Örneğin, tutuklu veya hükümlü olmadığı halde polisin yol çevirmesinde üzerinde bulunan uyuşturucu madde ile yakalanan ve kaçan kişi hakkında firar suçu (tutuklu veya hükümlünün kaçması suçu) hükümleri uygulanamaz.

Usulüne uygun bir şekilde hakim veya mahkemece verilmiş bir tutuklama kararı bulunmadan kişi tutuklu sıfatını kazanamaz. Aynı şekilde kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadan hükümlü olarak da adlandırılamaz. Yargılamanın yapıldığı mahkeme sanık hakkında yakalandığı ve kaçtığı tarih/saat itibariyle tutuklama kararı ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı gibi hukuken kaçmama yükümlülüğü yükleyecek özgürlüğü kısıtlayıcı bir kararın bulunup bulunmadığı araştırmalıdır.

Şüpheli veya sanık hakkında yakalama kararı olsa bile, bu yakalama kararının tutukluluk veya kesinleşmiş mahkumiyet kararına ilişkin olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Yakalama kararı, tutukluluk veya hükümlülükten kaynaklanmıyorsa, kaçan kişi hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılmaz.

Yakalama kararının aslı ya da onaylı sureti Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde getirtilip incelenerek çıkarlan yakalama kararının tutukluluk veya kesinleşmiş mahkumiyet kararına ilişkin olup olmadığının tespitinden sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Y8CD.-K.2018/8476).

Ancak, Yargıtay sanığın savunmasının alınmasına yönelik mahkeme tarafından verilmiş yakalama kararına dayanılarak yakalanan kişinin gözaltındayken kaçmasını tutuklu veya hükümlünün kaçması suçu olarak değerlendirmektedir:

Tutuklu veya hükümlü olmayan, savunmasının tespiti amacıyla hakkında yakalama kararı olan sanığın gözaltında iken kolluk görevlilerinin elinden kurtularak kaçması, şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 292/1. maddesi kapsamında düzenlenen “gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçma” suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Y16CD-K.2016/4578)

Gözaltına alma, daha çok soruşturma aşamasında başvurulan bir koruma tedbiridir. Gözaltına alınan kişinin kaçması halinde tutuklu veya hükümlünün kaçması suçu hükümleri uygulanamaz. Çünkü, tutuklanma ihtimali yüksek olsa bile gözaltındaki kişi hakkında henüz bir tutuklama kararı mevcut değildir.

Olay tarihinde üzerinde uyuşturucu madde ile yakalandıktan sonra gözaltına alındığı ve hazırlanan tahkikat evrakı ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildikten sonra elleri kelepçeli halde adliye binasından kaçtığı anlaşılan ve hakkında tutuklama kararı veya kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan sanığın eyleminde hükümlü veya tutuklunun firarı suçları unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeksizin mahkumiyetine karar verilmesi bozma nedenidir (Y16CD-K.2016/1100).

Uyuşturucu madde kullanmak suçundan Cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltında iken kolluk görevlisinin elinden kaçan sanığın konumu TCK’nın 294/8. maddesine uymadığı gibi hükümlü veya tutuklu olmaması nedeniyle TCK’nın 292. maddesindeki suçun unsurları da oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerekirken TCK’nın 294. maddesinin yorumlanmasında yanılgıya düşülerek TCK’nın 294/8. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, bozma nedenidir (Y16CD-K.2016/1615).

Adli kontrol veya hastanede gözlem altında bulunan kişilerin yükümlülükleri yerine getirmemesi veya ilgili kurumdan kaçması firar suçu olarak nitelendirilemez.

Suçun Nitelikli Halleri

Suçun Cebir ve Tehdit Kullanılarak İşlenmesi (TCK 292/2): Tutuklu veya hükümlünün kaçaması suçunun cebir veya tehditle işlenmesi ceza arttırım nedenidir. Cebir, fiziki güç kullanarak bir kimsenin belli bir davranışta bulunmaya zorlanmasıdır. Örneğin, bir gardiyanın kolunu çevirerek kapıyı açmasını istemek cebirdir. Tehdit, meydana gelmesi failin iradesine bağlı olan bir kötülüğün, belli bir kişiye karşı gelecekte muhtemelen gerçekleşecekmiş gibi gösterilmesidir. Örneğin, kendisine yardım etmediği takdirde bir mahkumu öldürmekle korkutmak tehdit olarak kabul edilir.

Suçun Birden Fazla Tutuklu veya Hükümlü Tarafından İşlenmesi (TCK 292/3): Birden fazla hükümlü veya tutuklu tarafından suçun işlenmesi daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi şeklindeki nitelikli halin meydana gelmesi için sanıkların icra hareketlerini müşterek fail olarak birlikte gerçekleştirmeleri ve bir eylem ortaklığı şeklinde hareket etmeleri gerekir.

Suçun Silahla İşlenmesi: TCK m.6/1-f fıkrasına göre silah kavramı şu şekilde tarif edilmektedir: Ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler silah olarak kabul edilmektedir. Firar suçunun bu maddelerden herhangi birinin kullanılarak işlenmesi cezanın arttırılması nedenidir.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Haller: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç, suç teşkil eden bir fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir netice meydana getirmesidir. Firar suçu sırasında aşağıdaki sonuçların gerçekleşmesi halinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri veya ilgili suçtan dolayı ayrıca yaptırım uygulanır:

Tutuklu veya Hükümlünün Kaçması (Firar) Suçunun Cezası

Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK 292/1).

Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK 292/2).

Bu suçun, silahlı olarak ya da birden çok tutuklu veya hükümlü tarafından birlikte işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir katına kadar artırılır (TCK 292/3).

Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur (TCK 292/4).

Bu maddede yazılı hükümler, ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler ile hapis cezası adlî para cezasından çevrilmiş olanlar hakkında da uygulanır (TCK 292/5).

Hükümlünün İzinden Dönmemesi veya Geç Dönmesi

Hükümlünün kendisine cezaevi idaresi tarafından verilen izinden dönmemesi veya geç dönmesi 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 97. maddesinde düzenlenmiştir.

“İzinden dönmeyen” veya “iki günden fazla” bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında TCK m.292’de yer alan hükümlü veya tutuklunun kaçması (firar) suçu hükümleri uygulanır.

İzin süresini “iki gün” veya “daha az” bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır. İzinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez.

Hükümlünün İzinden Dönmemesi veya Geç Dönmesinin Cezası: İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.292/1).

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğünün 142. maddesine göre, hükümlünün izne ayrılma, dönüş veya gecikme hallerinde yapılacaklar belirtilmiştir:

  • Hastalık veya zorunlu bir sebeple dönüşün imkânsız hâle gelmesi durumunda, hükümlü izin belgesiyle bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına başvurur. Bu hâlde, hükümlü o yer kurumuna alınır ve durum, en seri haberleşme araçlarıyla izne ayrıldığı kuruma bildirilir.

  • Hastalığın tedavisinin tamamlanması veya zorunlu nedenin ortadan kalkması hâlinde, hükümlü dış güvenlik görevlisi nezaretinde izne ayrılmış ise, yine dış güvenlik görevlisi nezaretinde, aksi takdirde serbest olarak izne ayrıldığı kuruma gönderilir.

  • İzne gidiş veya dönüş sırasında yolda herhangi bir zorunlu nedenin doğması hâlinde, hükümlü en yakın kuruma alınır, bu durum izne ayrıldığı kuruma derhâl bildirilir.

  • İzin dönüşlerinde, yolda geçecek yeterli süreyi dikkate almayan hükümlülerin, gecikmeleri durumunda, mazeretlerine bakılmaksızın haklarında disiplin işlemi yapılır.

Etkin Pişmanlık Ceza İndirimi Hükümleri (TCK 293)

Tutuklu veya hükümlünün, kaçtıktan sonra etkin pişmanlık göstererek kendiliğinden teslim olması halinde, kaçtığı günden itibaren teslimin gerçekleştiği güne kadar geçen süre dikkate alınarak, verilecek cezanın altıda beşinden altıda birine kadarı indirilir.

Ancak, kaçma süresinin altı ayı geçmesi halinde cezada indirim yapılmaz.

Tutuklu veya hükümlünün etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için kendiliğinden teslim olması gerekir. Örneğin, jandarmanın bulunduğu evin çevresinde güvenlik çemberi oluşturup kaçamayı engellemesi üzerine teslim olan tutuklu veya hükümlü etkin pişmanlık nedeniyle ceza indiriminden yararlanamaz.

Tutuklu veya hükümlünün nerede ve nasıl yakalandığına dair herhangi bir tutanak veya belgenin düzenlenmemesi halinde, kendiliğinden teslim olup olmadığı veya yakalanıp yakalanmadığının araştırılarak etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmelidir.

Adli Para Cezası, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Hükümlü veya tutuklunun kaçması (firar) suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya altında olduğunda adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Firar suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası 2 yıl veya altında olduğunda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Firar suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası 2 yıl veya altında olduğunda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması cezanın ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma, Görevli Mahkeme

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Hükümlü veya tutuklunun kaçması (firar) suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Hükümlü veya tutuklunun kaçması (firar) suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir. Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Hükümlü veya tutuklunun kaçması (firar) suçu için yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suç, bu zamanaşımı süreleri içerisinde her zaman soruşturulabilir, bu zamanaşımı süreleri geçtikten sonra soruşturma yapılamaz. Ancak, firar suçu sırasında işlenen kasten yaralama veya öldürme suçlarında dava zamanaşımı süresi suç vasfına göre değişecektir.

Hükümlü veya tutuklunun kaçması (firar) suçu nedeniyle yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Hükümlü ve Tutuklulunun Kaçması (Firar) Suçu Yargıtay Kararları


Denetimli Serbestlik Uygulanırken Başka Suçtan Yakalama Kararı Çıkarılan Hükümlünün Kaçması

Sanığın suç tarihinde hükümlü olduğu cezasının kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanması suretiyle infazına karar verilmesi dolayısıyla Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması, kaydı yapılarak nakil dosyası açıldığı esnada Şanlıurfa İlamat ve İnfaz Bürosunun 2015/3517 esas sayılı dosyasından yakalama kararı olduğunun tespit edilmesi ve yakalama işlemlerinin gizli bir şekilde yürütülerek 155 polis noktasına haber verilmek üzereyken sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden kaçması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın henüz yakalanıp gözetim altında bulunmadığı nazara alındığında unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2016/6446).

Etkin Pişmanlık Açısından Sanığın Yakalanması veya Kendiliğinden Teslim Olması Arasındaki Fark

Sanık hakkında TCK’nın 293. maddesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tespiti bakımından sanığın kendiliğinden mi teslim olduğu yoksa yakalanarak mı cezaevine konulduğunun araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2016/5367).

Gözetimi Altında Bulunduğu Görevlilerin Elinden Kaçma Suçu

1-) Tutuklu veya hükümlü olmayan, savunmasının tespiti amacıyla hakkında yakalama kararı olan sanığın gözaltında iken kolluk görevlilerinin elinden kurtularak kaçması, şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 292/1. maddesi kapsamında düzenlenen “gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçma” suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-) Sanığın nerede ve nasıl yakalandığına dair dosyada herhangi bir tutanak veya belgenin bulunmaması karşısında, kendiliğinden teslim olup olmadığı veya yakalanıp yakalanmadığının araştırılarak sonucuna göre hakkında TCK’nın 293. maddesinde düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükmünün uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı tartışılmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2016/4578).

Firar Suçu Nedeniyle Yeniden Açık Cezaevine Geçiş Hakkı

Dosya kapsamına göre, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin “Kapalı Kuruma İade” başlıklı 12/1-b-son maddesinde “ ( 1 ) Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden; …b ) Firar edenler, … kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhal infaz hakimliğinin onayına sunulur.” şeklinde düzenleme ile aynı Yönetmeliğin “Açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler” başlıklı 8/1-e-son maddesinde “ ( 1 ) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerden; … e )Eğitimevleri hariç kapalı veya açık kurumlardan firar edenler, … açık kurumlara ayrılamaz,” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü iken 13.08.2008 tarihinde firar eden …‘ın 18.08.2008 tarihinde yakalanarak aynı Açık Ceza İnfaz Kurum Müdürlüğünün İşyurdu Yönetim Kurulu Başkanlığının 15.08.2008 tarihli 2008/104 Sayılı kararı ile kapalı ceza infaz kurumuna iade edildiği ve anılan iade kararının İnfaz Hakimliğinin 19.08.2008 tarihli 2008/772 Esas, 2008/772 Sayılı kararı ile onandığı anlaşılmakla, yukarıda belirtilen Yönetmelik maddeleri kapsamında hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağı gözetilerek talebin ve itirazın reddine karar verilmesi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan infaz hakimliği kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir (Yagıtay 1. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2314).

Firar Suçu Sebebiyle Yakalama Kararı Çıkarılan Hükümlünün Hastanede Tedavi Görmesi

Açık ceza infaz kurumundan özel izinle ayrılıp izin bitim tarihi olan 05.03.2015 tarihini takip eden iki gün içerisinde infaz kurumuna teslim olmayan hükümlünün, 04.03.2015-10.03.2015 tarihleri arasında Devlet Hastanesinde yatarak tedavi gördüğünün adı geçen hastanenin 14.04.2015 tarihli yazısı ekinde gönderilen raporlardan anlaşıldığı, ayrıca hakkında firar sebebiyle yakalama kararı çıkartılan hükümlünün 10.03.2015 tarihinde bahse konu hastanede tedavi görmekte olduğunun tespit edildiğinin aynı tarihli yakalama evrakından da anlaşıldığı cihetle, hükümlünün itirazının kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması gerekmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2152).

Kaçmaya İmkan Sağlama Suçu ile Suçluyu Kayırma Suçu Arasındaki Fark Nedir?

TCK’nın 294/2. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için failin hükmün infazı için yakalanarak kolluğun egemenliği altına alınan bir hükümlünün kaçmasına imkan sağlaması gerektiği, somut olayda; hükümlü olması nedeniyle kendisini yakalamak üzere köye gelen güvenlik güçlerini görünce kaçan T. T.’ın yakalanmasına engel olmak amacıyla kolluk güçlerini adı geçenin gittiği yerin ters istikametine yönlendirmek suretiyle hükmün infazından kurtulmasını sağladığı anlaşılan sanığın eyleminin TCK’nın 283/1. maddesinde tanımlanan “Suçluyu kayırma” suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayininin gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2014/3992).

Özel İnfaz Usulü (Rejimi) Uygulanan Hükümlülere Firar Suçu Hükümleri Uygulanmaz

Sanığın üzerine atılı hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun maddi unsurunun; kişinin kanunen tutuklandıktan veya kesinleşmiş bir yargı kararı ile mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlandıktan veya bu maksatla yakalandıktan sonra tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçması olması karşısında, özel infaz rejimi gereğince cezası hafta sonları Kaş K1 Tipi Kapalı Ceza infaz Kurumunda infaz edilen sanığın 3.12.2010 tarihinde kuruma gitmemek şeklinde gerçekleşen eyleminin müsnet suçu oluşturmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 17.12.2013 gün ve 2013/19171/77416 Sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3.1.2014 gün ve 2013/406324 Sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;

TCK’nın 292. maddesine göre hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun oluşması için failin tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçmasının gerektiği, bunun dışındaki hallerde söz konusu suçun oluşması için yasalarda fiili suç sayan özel bir düzenleme olmasında zorunluluk bulunduğu, 5275 Sayılı Kanunun özel infaz usullerini düzenleyen 110. maddesinde böyle bir düzenleme olmadığı gibi aynı maddenin 5. fıkrasına göre özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinin müeyyidesinin cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verme olacağı anlaşılmakla;

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma istemi incelenen dosya kapsamına nazaran bu gerekçeyle yerinde görüldüğünden, Kaş Sulh Ceza Mahkemesi’nin 27.6.2012 tarih, 2011/17 esas ve 2012/519 Sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ-Esas: 2014/943 Karar: 2014/292).

İzinden Dönmeme veya Geç Dönme Halinde Tutuklu ve Hükümlünün Kaçması Suçu

5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “izinden dönmeme, geç dönme” başlıklı 97. maddesinde; “(1) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanununun 292. ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

(2) İzin süresini iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır. İzinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez.” şeklinde,

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 292. maddesinin5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 292. maddesinin 1. fıkrasında; “Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde,

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğünün 142. maddesinde; “(1) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında 5237 Sayılı Kanun’un 292. ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

(2) İzin süresini iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır. İzinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez.

(3) Hastalık veya zorunlu bir sebeple dönüşün imkânsız hâle gelmesi durumunda, hükümlü izin belgesiyle bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına başvurur. Bu hâlde, hükümlü o yer kurumuna alınır ve durum, en seri haberleşme araçlarıyla izne ayrıldığı kuruma bildirilir.

(4) Hastalığın tedavisinin tamamlanması veya zorunlu nedenin ortadan kalkması hâlinde, hükümlü dış güvenlik görevlisi nezaretinde izne ayrılmış ise, yine dış güvenlik görevlisi nezaretinde, aksi takdirde serbest olarak izne ayrıldığı kuruma gönderilir.

(5) İzne gidiş veya dönüş sırasında yolda herhangi bir zorunlu nedenin doğması hâlinde, hükümlü en yakın kuruma alınır, bu durum izne ayrıldığı kuruma derhâl bildirilir.

6-) İzin dönüşlerinde, yolda geçecek yeterli süreyi dikkate almayan hükümlülerin, ikinci fıkrada belirtilen süreler içerisinde gecikmeleri durumunda, mazeretlerine bakılmaksızın haklarında disiplin işlemi yapılır.” şeklinde düzenlemelere yer verilmektedir.

İncelenen dosya kapsamına göre somut olayda; Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan hükümlünün, 24.10.2012 günü saat 09.20’den itibaren 7 gün idari izne ayrıldığı, iznin bitim tarihi olan 31.10.2012 tarihinden itibaren 48 saat geçmesine rağmen ceza infaz kurumuna dönmediği, izinden dönmesi gereken 31.10.2012 tarihinden itibaren henüz iki gün geçmeden 02.11.2012 tarihinde tedavi için Araştırma Hastanesine yatışının yapıldığı tespit edildiğinden, sanığın üzerine atılı suçu oluşturmayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi uygun görülmüştür (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2016/974).

Etkin Pişmanlık Uygulamasında Yakalama Tutanağı Bulunmaması

Firar ettikten sonra kendiliğinden teslim olduğunu beyan edip, nerede ve nasıl yakalandığına dair dosyada herhangi bir tutanak veya belge bulunmayan sanığın, savunmasının doğruluğu araştırılarak sonucuna göre hakkında TCK’nın 293. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağı bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeden, Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 19.6.2012 tarihli yazısıyla yetinilerek sanığın kendiliğinden teslim olmadığından bahisle hakkında TCK’nın 293. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2015/207).

Sanığın cezaevinden kaçtıktan altı gün sonra H… Karakoluna giderek teslim olduğunu iddia etmesi, nerede ve nasıl yakalandığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir tutanak da bulunmaması karşısında, savunmasının doğruluğu anılan karakoldan sorulmak suretiyle araştırılıp belirlendikten sonra sonucuna göre hakkında 293. maddesinde düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükmünün uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı tartışılmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2013/13777).

Açık Cezaevinde Sayım Sırasında Hazır Bulunmama ve Firar Suçu

Suç tarihinde açık ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın saat 18.30 da yapılan sayımda bulunmama nedenini “banyoda olması” şeklinde izah etmesi ve kovuşturma aşamasında dinlenen hükümlü arkadaşlarının bu açıklamayı desteklemesi nedeniyle sanığın infaz kurumu sınırlarını terk etmediği ve böylelikle hükümlünün kaçması suçunun oluşmadığı ileri sürülebilirse de, 20.03.2011 tarihli firar tutanağı içeriği, tutanak muhtevasını doğrulayan cezaevi infaz koruma memurlarının tanık olarak ifadelerinde, saat 18.30 da yapılan sayımda bulunmadığı tespit edilen sanıkla ilgili olarak kurum mücavir alanları, odalar, yemekhane, banyo, kütüphane ve diğer bölümler kontrol edildikten sonra yokluğa ilişkin tutanak tuttuklarını beyan etmiş olmaları, tanık olarak dinlenen hükümlülerin de, sanığın banyoya gidiyorum diye koğuştan çıktığını beyan etmelerinin sanığın banyoda olduğunu göstermeyeceği gibi, açık ceza infaz kurumlarının zayıf güvenlik sistemleri nedeniyle kurum sınırlarının rahatlıkla terk edilebilecek olması hususları birlikte dikkate alındığında, infazın amacına uygun olarak kanun, tüzük ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyma zorunluluğu bulunan, hak ve sorumlulukları gibi konular ile kurumdaki yaşam biçimine uyum sağlaması için gereken bilgiler kendisine tebliğ edilmiş olan, 29.04.2008 tarihinden itibaren cezasını infaz etmekte olan ve 30.09.2010 gününden itibaren de Tokat Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlü konumundaki sanığın ziyaret görüşü yapılan suç tarihinde saati belirlenemeyen bir zaman diliminde infaz kurumunun sınırları dışına çıkarak kurumu terk ettiği, saat 18.30 da yapılan sayımda kurumda bulunmadığı tespit edildikten sonra ilerleyen saatlerde kendiliğinden dönerek saat 20.30’daki sayıma katıldığı, dolayısıyla, hükümlünün kaçması suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2014/420).

Denetimli Serbestlik Kurallarının İhlali Yoluyla Hükümlünün Kaçması Suçu

11.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6291 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 5275 sayılı Kanuna eklenen 105/A-8. maddesi gereğince Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmesine rağmen müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmayan hükümlülerin TCK’nın 292, 293. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği, somut olayda Çorum İnfaz Hakimliğinin 2013/751-2013/733 sayılı “kapalı ceza infaz kurumuna iade” kararının usulüne uygun olarak 07.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği halde 2 günlük süre içerisinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmadığı anlaşılan sanığın sübuta eren ve unsurları yönünden oluşan hükümlünün kaçması suçundan mahkumiyeti yerine yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 9.Ceza Dairesi - Karar: 2014/3027).

Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne Süresi İçinde Müracaat Etmeme ve Hükümlünün Kaçması Suçu

11.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6291 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 5275 sayılı Kanuna eklenen 105/A-8. maddesi gereğince Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat edilmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmesine rağmen müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmayan hükümlülerin TCK’nın 292, 293. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği öngörülmüştür. Somut olayda Çanakkale İnfaz Hakimliğinin 2013/668-2013/666 sayılı “kapalı ceza infaz kurumuna iade” kararının usulüne uygun olarak 04.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği halde teslim olmayan sanığın sübuta eren ve unsurları yönünden oluşan hükümlünün kaçması suçundan mahkumiyeti yerine yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2014/2673).

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun`un 105/A-8 inci maddesinde “Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile (…) ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak yapılan incelemede,

Tüm dava dosyası kapsamı, denetimli serbestlik müdürlüğü dosyası, Antalya İnfaz Hakimliğinin sanığın denetimli serbestlik müdürlüğüne yasal süre içerisinde başvurmaması nedeniyle verdiği 27.05.2014 tarihli kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı, kapalıya iade kararında iki gün içerisinde en yakın cumhuriyet başsavcılığına teslim olunması gerektiği aksi halde 5237 sayılı Kanun`un 292 nci maddesi gereği işlem yapılacağı ihtarının yer aldığı ve sanığa usulüne uygun olarak tebliğ olunması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkeme kabulünde isabetsizlik görülmemiş ve sanık müdafiinin sanığın atılı suçu işlemediğine, suç kastı bulunmadığına yönelik temyiz itirazları yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sanık tarafından tebliğin usulsüz olduğu ve tebliğin yapıldığı tarihte Çukurova Üniversitesi Hastanesinde tedavi gördüğü ileri sürülmüş ise de, tebliğin bilinen son adresine (imzadan imtina eden komşusundan çarşıya gittiği yönünde bilgi alınması üzerine muhtara teslim suretiyle) 17.06.2014 tarihinde yapıldığı, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 20.02.2015 tarihli yazı cevabında, sanığın hastane kaydının bulunmadığının bildirilmesi karşısında, sanık müdafinin tebliğin yapıldığı tarihte hastanede tedavi gördüğüne, adresini zorunluluk nedeniyle bildiremediğine, tebliğin usulsüz olduğuna yönelik temyiz itirazları yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır (Yargıtay 8. CD Esas : 2022/3878, Karar : 2023/4851).

Özel İnfaz Rejimine Göre İnfaz Edilen Suçlarda Firar Suçu Oluşur mu?

Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun maddi unsurunun; kişinin kanunen tutuklandıktan veya kesinleşmiş bir yargı kararı ile mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlandıktan veya bu maksatla yakalandıktan sonra tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçması olması karşısında, özel infaz rejimi gereğince cezası hafta sonları Kaş K1 Tipi Kapalı Ceza infaz Kurumunda infaz edilen sanığın 3.12.2010 tarihinde kuruma gitmemek şeklinde gerçekleşen eyleminin müsnet suçu oluşturmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 17.12.2013 gün ve 2013/19171/77416 Sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 3.1.2014 gün ve 2013/406324 Sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : TCK’nın 292. maddesine göre hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun oluşması için failin tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçmasının gerektiği, bunun dışındaki hallerde söz konusu suçun oluşması için yasalarda fiili suç sayan özel bir düzenleme olmasında zorunluluk bulunduğu, 5275 Sayılı Kanunun özel infaz usullerini düzenleyen 110. maddesinde böyle bir düzenleme olmadığı gibi aynı maddenin 5. fıkrasına göre özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinin müeyyidesinin cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verme olacağı anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma istemi incelenen dosya kapsamına nazaran bu gerekçeyle yerinde görüldüğünden, Kaş Sulh Ceza Mahkemesi’nin 27.6.2012 tarih, 2011/17 esas ve 2012/519 Sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2014/2921).

Kısa Sürede Kendiliğinden Teslim Olan Hükümlüye Uygulanacak Etkin Pişmanlık İndirim Oranı

Teslim olması gereken süreden üç gün sonra kendiliğinden teslim olduğunun kabul edilmesi karşısında sanığın cezasından etkin pişmanlık nedeniyle TCK’nın 293. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan indirimin, sanığın kaçtığı ve teslim olduğu tarihler arasındaki süre dikkate alınarak anılan maddede belirtilen 1/6 ile 5/6 arasındaki oranlardan makul ve hakkaniyete uygun düşen bir nispetin tercih edilmesi gerekirken 2/6 nisbetinde indirim yapılması bozma nedenidir (Yargıtay 9.Ceza Dairesi - Karar: 2014/2563).

Hükümlünün Kaçması (Firar) Suçunun Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi

Hükümlülerin sosyal faaliyet çerçevesinde halı sahaya götürüldüğü sırada sanık U. Y.’ın birden koşarak eğitim merkezinin kapısına doğru gittiği, sanık A. T.’nin ise diğer sanığın kaçtığını görmesi üzerine ani olarak verdiği bir kararla eğitimevinden kaçtığı olayda, sanıkların icra hareketlerini birlikte gerçekleştirdiklerine ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ettiklerine dair dosya içerisinde yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanıkların üzerlerine atılı suçu müşterek fail olarak birlikte gerçekleştirmediklerinin kabulü gerekmektedir.

Bu nedenle, sanıklar hakkında uygulanma şartlarının gerçekleşmediği gözetilmeden 5237 Sayılı TCK’nun 292. maddesinin 3. fıkrası ile uygulama yapılmasına dair yerel mahkeme kararı ile bu kararı onayan Özel Daire hükmünde isabet bulunmamaktadır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2014/89).

Adliye Tuvaletinden Kaçarak Firar Suçu

Sanığın, hükümlü olarak yakalandıktan sonra getirildiği adliyede, beraatine karar verilen sanığın izniyle tuvalete girip çıktıktan sonra, kelepçesinin takılmamış olmasının da verdiği kolaylıktan yararlanarak bir fırsatını bulup kaçması şeklindeki eyleminin TCK.nun 292/1. maddesindeki firar suçunu oluşturduğu gözetilmeden, taksirle kaçmaya sebebiyet veren kamu görevlisini cezalandıran madde gereğince mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - 2017/10671 K.).

Firar Etme Halinde Etkin Pişmanlık Nedeniyle İndirim

Firar ettikten 2 gün sonra teslim olan sanığın cezasından etkin pişmanlık nedeniyle 5237 sayılı Kanun`un 293 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılması gereken indirimin, sanığın kaçtığı ve teslim olduğu zaman süresi dikkate alınmak suretiyle kanun maddesinde belirtilen 1/6 ile 5/6 arasında makul ve hakkaniyete uygun bir oran olarak saptanması gerekirken, 3/6 oranında indirim uygulanması sonucu fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur (Yargıtay 8CD Esas : 2022/5166 Karar : 2023/4986).

Açık Cezaevinden İzne Ayrıldıktan Sonra Süresinde Teslim Olmama

Yargıtay bozma ilamına uyularak Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılamada; 14.09.2021 tarihli kararıyla sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.09.2021 tarihli kararına sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine 28.01.2022 tarihli kararı ile genel hükümlere göre yargılama yapılarak sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; Bergama Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunan sanığın 29.04.2015-05.05.2015 tarihleri arasında 6 gün özel izne ayrıldığı ancak teslim olması gereken süreden 48 saat geçmesine rağmen teslim olmayarak firar ettiği, akabinde soruşturma aşamasında kolluk görevlilerince yakalandığının; 06.05.2015 tarihli Ceza İnfaz Kurumu görevlilerince tutulan tutanaklar, firar fişi, sanığın kabulü ve tüm dava dosyasındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde sabit olduğu anlaşılmakla sanığın mahkumiyetine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiş ve sanığın temyiz talebi reddedilmiştir (Yargıtay 8CD - Esas : 2022/4534 Karar : 2023/5345).


Avukat Baran Doğan

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS