0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

İşkence Suçu Nedir? (TCK 154)

İşkence suçu; sistematik ve belli bir sürece yayılan fiillerle kamu görevlisinin bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar sergilemesi ile oluşur. Ani gelişen ve sürekliliği olmayan tek seferlik davranışlar Yargıtay tarafından işkence suçu kapsamında değerlendirilmemektedir. Örneğin, zabıta memurlarının pazar yerinde bir satıcıya tokat atması kasten yaralama suçu, satıcıyı kapalı bir yere çekerek dövmesi, tükürmesi, üzerine su dökmesi fiilleri işkence suçu oluşturur.

İşkence suçu, TCK m.94’te “İşkence ve Eziyet” başlıklı bölümde düzenlenmiştir. Kamu görevlisinin bireylere karşı işlediği sistematik belirli bir süreyi kapsayan, insan onuruyla bağdaşmayan davranışlar “işkence suçu”; kamu görevlisi olmayan herhangi bir bireyin diğer bireylere karşı eziyet teşkil eden fiilleri “eziyet suçu” olarak düzenlenmiştir.

İşkence suçu ile korunan asıl hukuki yarar insan onurudur. Bu nedenle, suçun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken failin icra ettiği davranışların insan onuruyla bağdaşıp bağdaşmadığı temel bir ilke olarak gözetilmelidir.

Özellikle belirtelim ki, kamu görevlisi dışındaki kişiler işkence suçunun işlenişine yardım eden veya azmettiren sıfatıyla katıldığı takdirde, fail gibi cezalandırılırlar (TCK m.94/4).

Uygulamada, avukatların yanlış bir şekilde işkence teşkil eden bazı davranışları tanımlamak için kötü muamele kavramını kullandıkları görülmektedir. Halbuki, 5237 sayılı TCK’da düzenlenen kötü muamele suçu, bir kimsenin aynı konutta birlikte yaşadığı kişilere karşı kötü davranışlarını cezalandırmak üzere “Aile Düzenine Karşı Suçlar” başlığında düzenlenmiştir. Bu nedenle Yargıtay, kamu görevlisinin mağdura karşı işlediği fiil işkence suçu olarak kabul edilmediği takdirde, failin, yaralama, tehdit, hakaret, cinsel taciz, cinsel saldırı vb. suçlarla cezalandırılmasına karar vermektedir.

İşkence Suçunun Unsurları Nelerdir?

İşkence suçu, serbest hareketlerle işlenebilen bir suçtur. İşkence suçunu düzenleyen TCK m.94’te, işkence teşkil eden fiiller tek tek sayılmamıştır. Ancak, kanuna göre bir fiilin işkence suçuna vücut verdiğinin kabul edilebilmesi için asgari şu şartları sağlaması gerekir:

  • Fiil, kamu görevlisi tarafından icra edilmelidir.

  • Fiil ani değil, belli bir süre içinde sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde sergilenmelidir.

  • Fiil, insanlık onuruyla bağdaşmayan, mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak bir davranış şeklinde olmalıdır.

İşkence suçunu düzenleyen TCK 94. maddenin gerekçesinde suçun unsurları şu şekilde açıklanmıştır:

  • Korunan Hukuki Değer: İşkence suçu ile korunan hukukî değer, karma bir nitelik taşımaktadır. İşkence teşkil eden fiiller, bir yandan buna maruz kalan kişilerin vücut dokunulmazlığına ve onuruna saldırı niteliği taşımakta, beden ve ruh sağlığını bozmaktadır. Diğer yandan, işkenceye maruz kalan kişi, irade serbestisi bertaraf edildiği için ve hatta, algılama yeteneği etkilendiği için, duyduğu acı ve elemin etkisiyle gerçek dışı bazı açıklama ve kabullenmelerde bulunabilir. Bu nedenle, belli bir suça ilişkin ikrar veya sair delil elde etmek için başvurulan işkence, gerçeğin ortaya çıkarılmasına ve adaletin gerçekleşmesine engel olucu bir etki de doğurabilir. Böylece işkencenin ayrı bir suç olarak ceza yaptırım altına alınması, ceza muhakemesinin maddî gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik amacının gerçekleştirilmesine de hizmet eder.

  • Suçun Maddi Unsuru: İşkence olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. İşkence teşkil eden fiiller, aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen işkencenin en önemli özelliği, kişinin psikolojisi, ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, işkencenin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.

  • Suçun Mağduru: Madde metninde, işkence suçunun mağduru, sadece suç şüphesi altında olan kişi ile sınırlı tutulmamıştır. Tanık ve hatta bir kamu görevlisi de bu suçun mağduru olabilir.

  • Suçun Faili: Bu suçun faili bir kamu görevlisi olabilir. İşkence, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmektedir. Ancak, suçun işlenişine kamu görevlisinin yanı sıra diğer kişiler de iştirak etmiş olabilir. Bu gibi durumlarda, kamu görevlisi olmayan kişilerin sadece bu nedenle yardım eden olarak sorumlu tutulmalarının önüne geçebilmek amacıyla, maddenin dördüncü fıkrasına bir hüküm konulmuştur. Buna göre, bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de, kamu görevlisi gibi cezalandırılacaklardır. İşkence suçu, çoğu zaman, amir mevkiindeki kamu görevlilerinin zımni muvafakatiyle gerçekleştirilmektedir. Başka bir deyişle, amir konumundaki kamu görevlisi, kendi gözetim yükümlülüğü altında yürütülmekte olan bir soruşturma işlemi sırasında kişilere işkence yapıldığını öngörmesine rağmen bu konuda gerekli müdahalede bulunmamak suretiyle işkence yapılmasına zımnen rıza göstermiş olabilir. Maddenin beşinci fıkrasına göre; bu gibi durumlarda, amir konumundaki kamu görevlisi, ihmali davranışla işkence suçunu işlemiş kabul edilecek ve bu nedenle cezasında indirim yapılmaksızın sorumlu tutulacaktır.

İşkence yasağı, uluslararası hukuk belgelerinde de bireyin temel hakları arasında sayılmıştır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 5. maddesi, “hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muameleye tâbi tutulamayacağı” hükmünü ihtiva etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İşkence Yasağı” başlıklı 3. maddesi, “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı cezâ veyâ işlemlere tâbi tutulamaz” hükmünü içermektedir.

  • Kötü muamelenin AİHS.nin 3. maddesi kapsamına girebilmesi için asgari ciddiyet düzeyine ulaşması gerekir. Bu düzeyin değerlendirilmesi göreceli olup yapılan kötü muamelenin süresi, fiziksel ve psikolojik etkileri, gerektiğinde mağdurun cinsiyeti, yaşı, sağlık durumu gibi koşullar da gözetilmelidir. (AİHM-Mehmet Ali Okur/Türkiye Davası-17.Ocak.2012)

  • Özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumda olan bir kişiye karşı, davranışı gerektirmediği halde fiziksel güç kullanılması insan onuruna saldırı ve ilkesel olarak AİHS’nin 3. maddesi ile güvence altına alınan hakkın ihlalini teşkil etmektedir. (AİHM-Labita/İtalya kararı)

İşkence Suçunun Cezası Nedir? (TCK 94)

İşkence suçunun cezası şu şekildedir:

  • Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.94/1).

  • Suçun;

    • a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

    • b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,

İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.94/2).

  • Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.94/3).

  • Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır (TCK m.94/4).

  • Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz (TCK m.94/5).

  • Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez (TCK m.94/6).

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence Suçunun Cezası Nedir? (TCK 95)

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçunun cezası şu şekildedir:

  • İşkence fiilleri, mağdurun ;

    • a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

    • b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

    • c) Yüzünde sabit ize,

    • d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

    • e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, yarı oranında artırılır (TCK m.95/1).

  • İşkence fiilleri, mağdurun;

    • a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

    • b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

    • c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

    • d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

    • e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır (TCK m.95/2).

  • İşkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması halinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.95/3).

  • İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur (TCK m.94/4).

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. İşkence suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezaları adli para cezasına çevrilemez.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. İşkence suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkün değildir.

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. İşkence suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında erteleme hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Suçun Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma, Görevli Mahkeme

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. İşkence suçu uzlaşma kapsamı dışındadır.

İşkence suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından, herhangi bir şikayet süresi yoktur. Savcılık, işkence suçu işlendiğini öğrenir öğrenmez kendiliğinden soruşturma başlatmalıdır. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.

İşkence suçunda dava zamanaşımı süreleri işlemez (TCK m.94/6). Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Ancak, işkence suçu açısından dava zamanaşımı süresi işlemediğinden, suçun üzerinden ne kadar uzun süre geçmiş olursa olsun yine de soruşturma açılabilir.

İşkence Suçunda Görevli Mahkeme

İşkence suçu hakkında yargılama yapma görevi, ağır ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

İşkence Suçu (TCK 94 ve TCK 95) Yargıtay Kararları


İşkence Suçu ile Kasten Yaralama Suçu Arasındaki Fark

Somut olayda; jandarma görevlisi olan sanığın bir suç nedeniyle yakalanan şikayetçiye önce suçunu söyletmek amacıyla tokat atması, akabinde de Jandar Kara kolunda falakaya yatırarak ayaklarının altına copla vurması, belli bir süreç içerisinde süreklilik gösteren ve dolayısıyla sistematik bir şekilde işlenen, insan onuru ile bağdaşmayan, mağdurun bedensel ve özellikle ruhsal yönden acı çekmesine neden olan, algılama ve irade yeteneğini ve buna bağlı olarak da hiçbir şekilde etkilenmeden, özgür iradesiyle ifade vermesini etkileyen, aşağılanmasına yol açan davranışlar olup işkence suçunun oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/7817).

Yaralama Fiili Sistematik İşlenmediği Takdirde İşkence Suçu Gerçekleşmez

Somut olayda; Pendik Belediyesinde zabıta görevlisi olan sanıkların Pendik sahilinde seyyar balon satan şikayetçinin balon satmasını men etmek istedikleri sırada meydana gelen tartışmadan sonra, şikayetçiyi araçlarına alarak park ve bahçeler müdürlüğünün deposuna götürdükleri, burada şikayetçiyi birlikte darp ettikleri, daha sonra şikayetçiyi evinin yakınlarına bıraktıkları, sanıkların eylemi sonucunda meydana gelen yaralanmaya ilişkin, 27 Haziran 2012 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin raporunda; “dava konusu olaya bağlı olarak sol böbrek içi kanama oluştuğu ve bu kanamanın giderek artması ve hastanın yaşamsal fonksiyonlarını bozmaya başlaması üzerine kişinin ameliyatla alındığı, sol böbreğin ve dalağın alınması ile sanıkların yaralama eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğu” ve şikayetçide önceden mevcut olan böbrek taşının böbreğin alınmasında etkili olmadığı bildirilmiştir.

Dosyadaki mevcut doktor ve adli tıp kurumu raporları, olay tutanağı, iddia ve savunmayı doğrulayan tanık beyanları, hastane evrakları ile yaralama fiili sabit olup sanıkların eylemlerinin sistematik şekilde belli bir süreç içerisinde süreklilik göstermediği, meydana gelen tartışmanın kavgaya dönüşüp yaralama ile sonuçlandığı, bu nedenle olayda, işkence suçunun yasal unsurları gerçekleşmeyip sanıkların bu eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama niteliğinde bulunduğu gözetilerek, şikayetçinin depo önüne getirdiğini gören tanık A. Y. ile olayın başlangıcını gören tanık A. O.’ın soruşturma aşamasında ifadesi eklenmeden talimatla kovuşturma aşamasında ifadesinin alındığı ve her iki anlatımı arasında çelişkiler bulunduğu gözetilerek, önceki ifadelerinin onaylı suretleri eklenerek olay hakkında ayrıntılı ifadesi alındıktan sonra diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle kuşkuya neden olmayacak şekilde olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/5977).

Polis Karakolunda Yapılan Kötü Muamale ve İşkence Suçu

Sanıklar hakkında işkence suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Olay tarihinde polis memuru Z. Ç.’nin kaybolan silahını aldığını öne sürdüğü şikayetçiyi gözaltına alan sanıkların herhangi bir evrak tanzim etmedikleri, karakola götürdükten sonra, şikayetçiyi çırılçıplak soyarak muhtelif yerlerinden darp ederek, tehdit ve hakaretlerde bulundukları anlaşılmakla, yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıklar müdafiilerinin, suçun sabit olmadığına dair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin onanmasına karar verilmiştir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/3087).

Nezarethane Giriş - Çıkış Raporlarının İncelenerek İşkencenin Araştırılması

Şikayetçide meydana geldiği bildirilen yaralanmanın niteliği gözetilerek, nezarethane giriş ve çıkış raporlarına göre darp cebir izinin bulunmadığı belirtilmekle, oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; tüm dosya tıbbi belge ve raporlar ile birlikte Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek, katılanın vücudundaki ekimoz ve yaralanmaların kendisi tarafından yapılmasının mümkün olup olmadığı ve raporlarda tanımlanan izlerin suç tarih ve saati ile uyumlu olup olmadığı hususları tespit edilip, şikayetçiye ait giriş çıkış raporlarını düzenleyen tıbbi personellerin de olaya ilişkin ayrıntılı ifadeleri alınmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmayla yazılı biçimde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/3084).

Jobla Vurma, Ayakları Tuza Bastırma, Kafaya Poşet Geçirme vb. Fiillerle İşkence Suçu

Saraylar Jandarma Karakol Komutanı astsubay B. ile aynı karakolda görev yapan uzman çavuş G.’ın, S. isimli şahsın annesine telefonla cinsel tacizde bulunduğu öne sürülen şikayetçi H.’ı saat 22.00 civarında gözaltına aldıkları, ancak herhangi bir işlem yapmadıkları gibi, gözaltına alındığına yönelik giriş yada çıkış raporuda almadıkları, ayrıca sanık B.’in müştekiye nasıl böyle yaparsın diyerek ve hakaret içerikli sözler söyleyerek tokat atmaya başladığı, sonrasında, banyoya götürülerek, sanık B. tarafından ayaklarının altına job ile vurulmak suretiyle ve ayaklarına soğuk su dökülüp tuza bastırıldığı, sanık G.’ın, sanık B.’in istediği tuz, soğuk su gibi materyalleri temin ederek şüpheli B.’e verdiği, sonra müştekinin asayiş odasına götürüldüğü, sanık B.’in sanık G.’a “bir poşet getirin” dediği, sanık G.’ın getirdiği poşeti, her iki sanığın birlikte müştekinin kafasına geçirdikleri, sanık B. tarafından bir süre poşetin müştekinin boğaz kısmına sıkıca tutularak müştekinin nefes almasının engellendiği, poşeti müştekinin kafasından çıkaran sanık B.’in müştekiye “seni bir daha çarşıda görmeyeceğim, evden aşağı inmeyeceksin, inersen böylede olmaz alt takımların gider, kahvede çalışmayacaksın, kahvecide seni çalıştırırsa kahvecinin de tepesine binerim” diyerek tehdit ettiği, müştekinin, sanık G. tarafından devriye aracı ile saat 24:00 civarında evine bırakıldığı, müştekinin 25.02.2010 tarihinde aldığı rapora göre; her iki ayak tabanında yaygın ödem ve morluklar, basmakla yaygın ağrı, ayrıca sol ayak tarak kemiğinin yanında 2x1 cm ağrılı hematom ve morluk, sol omuzda 5x3 cm ağrılı lezyon bulunduğunun belirlenmesi karşısında sanıkların eylemi işkence suçunu oluşturmaktadır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/1575).

Vurma, Hakaret, Aşağılama, Yerde Yatırma vb. Fiillerle İşlenen İşkence Suçu

Polis memuru olan sanık A. U.’ın, olay günü gözaltına alınarak karakola getirilen katılan A. B.’a yönelik olarak üst arama sürecinde karakolun alt katında başlayarak ikinci katta, daha sonra parmak izi alınma ve fotoğraf çekimi için götürdükleri ilçe emniyet müdürlüğü biriminde devam eden, dolayısıyla bir veya iki sefer olmayıp sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içerisinde süreklilik arz eder şekilde gerçekleştirdiği vurma, saç çekme, hakaret içeren sözlerle aşağılama ve baygın vaziyette karakolda yerde yatırma şeklindeki zor kullanma yetkisi ile ilgisi bulunmayan eylemlerinin, işkence suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçundan hüküm kurulması, cezaevi jandarma bölük komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan ve jandarma erlerinin amiri olan sanık M. İ.’in, tutuklanarak cezaevine getirilen katılan Ö. K.’ya yaklaşık 30 dakika süren arama sırasında aralıklarla yanına gidip gelerek kamera kayıtlarında görüldüğü üzere odalar arasında sürekli dolaştırılan tahta sopa ile vurmak ve aşağılayıcı sözler söylemek suretiyle işkence yaptığının katılan ve tanık anlatımları, kamera kayıtları ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında işkence suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2013/26551).

Gardiyanın İşkence Suçu İşlemesi

Oluşa, iddia, adli raporlar, mağdur ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde 4. Zırhlı Tugay Komutanlığı Disiplin cezaevinde gardiyan olan sanığın, oda hapsi cezası verilen katılan İ. F.’ın elbiselerini çıkartarak çırılçıplak vaziyette şınav çektirdiği, üzerine oturduğu, hortumla ıslattığı, özellikle kafasını masaya vurmak suretiyle dövdüğü, böylece sistematik olarak gerçekleşen ve insan onuruyla bağdaşmayacak eylemlerin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı 243. ( suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı 94. ) maddesinde tanımlanan işkence suçunu oluşturduğu gözetilmeden, eylemin efrada kötü muamele suçunu oluşturduğundan bahisle yazılı şekilde düşme kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2013/6705).

Birden Fazla Kere İşkence Suçu İşlenmesi

Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapan sanığın, 03.10.2003 tarihinde meydana gelen bir kavga olayı nedeniyle 06.10.2003 tarihinde şüpheli/sanık sıfatıyla gözaltına alınan mağdura suçunu söyletmek amacıyla yumruk ve tekme atarak, kulağına ve hayalarına vurup, “seni 20 kişinin içinden alıp i… yaparım” diyerek tehdit ettiği, bilahare serbest kalan mağdurun sanık hakkında işkence suçundan şikayette bulunarak hastaneden kesin rapor almaya çalıştığı süreçte, 17.10.2003 günü kahvehanede yanında tanık S. O.’da bulunduğu sırada yeniden karakola getirttiği ve şikayette bulunması sebebiyle mağdurun başına vurup “seni yaşatmam, sana bu raporu aldırmam, seni anadan doğma soyarım, dansöz elbisesi giydirip T… Ü… Caddesinde oynatırım” diyerek hakaret ve tehdit etmek suretiyle zalimane, gayri insani ve haysiyet kırıcı muamelelerde bulunarak iki kez işkence suçunu işlediğinin Akhisar Devlet Hastanesinin 06.10.2003, 21.10.2003 ve 08.12.2003, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 29.06.2005 tarihli raporları, mağdurun aşamalardaki tutarlı beyanları, tanıklar T. K. ve S. O.’ın ifadeleri ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından (yerel mahkemenin işkence suçu nedeniyle mahkumiyet hükmünün) onanmasına karar verilmiştir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2012/22677).

İşkence suçu; delillerin karartıldığı, mağdurun baskıya maruz kalarak yıprandığı bir sürecin yaşanmasına neden olduğundan işkence mağdurunun bir ceza avukatı tarafından savunulması yararlı olacaktır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini sadece dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Paylaş
Read more!