Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Ceza Hukukunda Mahsup Nedir? (TCK m.63)

Ceza hukukunda mahsup, hüküm kesinleşmeden önce kişi özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuran tüm haller nedeniyle geçirilen sürelerin mahkum olunan cezadan indirilmesini ifade etmektedir (TCK m.63). Örneğin, tutukluluk, gözaltı veya ceza ehliyetinin tespiti için hastaneden gözlem altında geçirilen tüm süreler hükmedilen cezadan mahsup edilebilir.

Mahsubun şartları varsa her türlü özgürlük kısıtlaması cezadan indirilir. Bir kimsenin kendi fiili ve kusuru nedeniyle hürriyeti kısıtlansa dahi mahsup hakkı vardır. Çünkü, 5237 sayılı TCK “mahsubun mecburiliği” sitemini kabul etmiştir. Örneğin, “A şahsını ben öldürdüm” diyerek kendisinin tutuklanmasına sebep olan kişinin daha sonra yalan söylediği anlaşılsa bile, kasten öldürme suçundan beraat, suç üstlenme suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiğinde tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahsup edilmesi hukuki zorunluluktur. Mahkeme hakiminin mahsup yapılıp yapılması konusunda takdir hakkı yoktur.

Mahsubun hukuki niteliği hakkında, bu kurumun cezanın hafifletilmesi nedenlerinden biri olduğu, evvelce çekilmiş bir ceza olduğu, hususi af olduğu konusunda çeşitli görüşler bulunmakta ise de mahsup, suçlu olduğu henüz kesin olarak bilinmeyen kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılması dolayısıyla ortaya çıkan haksızlıkları gidermek için başvurulan ve kişisel özgürlükleri anayasal düzeyde güvence altına alan, önleyici amaçlarla yoksun bırakılan özgürlüğün iadesi için kabul edilen hukuki bir kurumdur (YCK-K.2004/49).

Başka Suçtan Tutukluluğun Mahsup Edilmesi Şartları

Ceza hukukunda mahsup sadece tutuklu kalınan suça ilişkin dosyadan mahkumiyet halinde değil, başka suçtan tutukluluğun mahsup edilmesi şeklinde de uygulanabilir. Başka bir suçtan tutukluluğun mahsup edilebilmesi için şu şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir:

  • İlk suç nedeniyle kişinin tutuklanması veya özgürlüğünün başka suretle kısıtlanmış olması gerekir.

  • İkinci suç, yani tutulukluluğun mahsup edileceği mahkumiyete ilişkin suç, ilk suça ilişkin ceza mahkemesi kararı kesinleşmeden önce işlenmelidir. İlk işlenen suça ilişkin mahkumiyet kesinleştikten sonra işlenen suçlardan kaynaklanan mahkumiyetlerden indirim yapılmak üzere mahsup talep edilemez.

  • Mahsubun yapılabilmesi için başka suçtan tutuklu kişinin tahliye olması da şart değildir. Tutukluluk kararı verilen suça ilişkin kamu davasının, mahkumiyet veya beraatle sonuçlanması mahsup kararı açısından önem taşımamaktadır. Hürriyetin kısıtlanmış olması yeterlidir.

  • Başka suç (ilk suç) nedeniyle tutukluluğun mahsup edilebilmesi için ikinci suç nedeniyle mahkumiyetin kesinleşmesi şarttır.

  • Mahsup, hapis cezasının cezaevinde infaz edilecek süresi üzerinden yapılır. Örneğin, dolandırıcılık suçu nedeniyle 3 yıl hapis cezası kesinleşen kişinin koşullu salıverilmesi için kural olarak 2 yıl cezaevinde kalması gerekir. Başka suçtan tutukluluğu varsa bu tutukluluk nedeniyle daha önce tutukevinde geçirdiği süreler 2 yıllık infaz süresinden indirilecektir.

  • Mahsup, kişinin cezaevi dışında geçirmesi gerek denetimli serbestlik süresi üzerinden de yapılabilir. Yukarıdaki örnekte 2 yıl cezaevinde kalması gereken kişi, 1 yıl kaldıktan sonra iyi halli olması nedeniyle cezasının infaz edilecek son 1 yılına denetimli serbestlik uygulanarak tahliye edilirse, başka suçtan tutukluluğu bu aşamada cezadan mahsup edildiğinde denetimli serbestlik süresi 9 aya inecektir.

Örneğin, bir kimse 01.06.2017 tarihinde hırsızlık suçu nedeniyle 3 ay tutuklu kalmış ve 01.09.2017 tarihinde cezaevinden tahliye edilmiştir. Tahliye edilmesine rağmen hırsızlık suçu nedeniyle açılan ceza davasının yargılaması devam etmiştir. Yargılama devam ederken 01.04.2018 tarihinde bu kez yağma (gasp) suçu işlemiştir. Bu durumda, yağma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası kesinleştiğinde ilk suç nedeniyle cezaevinde geçirilen 3 aylık süre yağma suçu nedeniyle hükmedilecek hapis cezasından mahsup edilebilir.

Başka suçtan dolayı kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran tutukluluk, gözaltına alma veya gözlem altına alma şeklindeki tüm uygulamalar nedeniyle geçirilen sürelerin yukarıdaki koşulların oluşması halinde cezadan mahsup edilmesi gerekir.

Mahsup koşulları yargısal kararlarda şu şekilde ifade edilmektedir:

5237 sayılı yasanın 63. maddesi bağlamında da geçerliğini koruduğu anlaşılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1940 gün 05/68 sayılı kararında da açıklandığı gibi, bir suçtan dolayı tutuklu kalınan sürenin başka bir suçtan indirilmesi içtima kurallarının zorunlu bir sonucu olarak bir suça ait tutukluluk süresi başka bir suçun cezasından indirilebilecektir. Mahsup kurumunu düzenleyen bu maddelerde, infazı gereken ceza mahkumiyetinin kesinleşmesinden önce gerçekleşen kişisel özgürlüğü sınırlayan durumların mahsubu öngörülmüş olup başkaca bir koşul aranmamıştır. Tutukluluğun gerçekleştiği suçun görülmekte olan bir davaya ait olması mahsup yapılabilmesine engel bir hüküm bulunmamaktadır. Kesinleşmiş ceza mahkûmiyetlerinin tutuklama kararlarına göre öncelikle infaz edilmesi gerektiğinden kuşku yoktur. Bu nedenle sonuçlanmamış başka bir davadan ötürü tutuklu kalınan sürenin diğer koşulları varsa mahkûm olunan ceza süresinden mutlak surette indirilmesi cezaların toplanması kuralının zorunlu bir sonucudur. Özellikle vurgulamak gerekir ki devam eden bir davaya ilişkin tutukluluk süresi kesinleşmiş ceza mahkûmiyetinden indirilmesi takdire bağlı değildir, tam aksine bir zorunluluktur. Başka bir anlatımla, ceza mahkûmiyeti infaz edilen bir hükümlünün başka bir davadan dolayı ister beraatla, isterse henüz içtima edilemez şekilde mahkûmiyetle sonuçlanmış olsun ya da görülmekte olan bir davaya ait bulunsun diğer koşulları varsa mutlaka mahsup yapılması gerekli ve zorunludur. Bu uygulama hükümlü yararına olduğu açıktır. Çünkü devam eden bir davadaki tutukluluğu kesinleşmiş başka cezasından indirilmesi, görülmekteki davadan beraat etmesi durumunda tutuklu kaldığı süre diğer cezasından mahsup edildiğinden bir hak kaybı söz konusu olmayacaktır (Y1CD-K:2007/288).

Ceza hukukunda mahsup, hüküm tamamen infaz edilinceye kadar yapılabilir. Yani, “mahsup zamanaşımı” şeklinde bir süre olmamasına rağmen ancak ceza mahkumiyetinin infazı için belirlenen bihakkın tahliye tarihine kadar mahsup yapılabilir.

Tutukluluk, Gözaltı vb. Sürelerin Adli Para Cezasından Mahsubu

Aynı veya başka suçtan tutukluluk, gözaltı veya gözlem altında geçrilen süreler, yargılama neticesinde hükmedilen adli para cezasından da mahsup edilebilir. Mahsup hükümlerini düzenleyen TCK m.63’e göre, adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, başka veya aynı suç nedeniyle tutuklulukta geçirilen bir gün 100 TL sayılmak üzere cezadan indirim yapılır. Örneğin, 3 gün gözaltında, 17 gün tutuklu kalan sanık yargılama neticesinde 2000 TL adli para cezasına mahkum edildiğinde; mahsup uygulaması ile 20 gün x 100 TL=2000 TL (gözaltı/tutukluluk süresi toplamı x 1 gün karşılığı adli para cezası) adli para cezasını karşıladığından hükümlünün adli para cezası infaz edilmiş sayılır.

Hükümlü İbrahim Y.’ın, gözetim altında ve tutuklulukta geçirdiği 24 günlü sürenin birgün karşılığı 100 YTL. sayılmak suretiyle, tayin olunan 900 YTL adli para cezasından mahsup edilmesine, yapılan mahsup işlemi sonucu itibariyle infazı gereken para cezası bulunmadığından, 900 YTL adli para cezasına konu ilamın infaz edilmiş sayılmasına karar verilmiştir (Y2CD-K.2006/15939).

Yabancı Ülkede Tutukluluk, Hükümlülük ve Gözaltında Geçirlen Sürelerin Mahsubu

Yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilebilir. 5237 sayılı TCK m.16 şu şekildedir:

“….Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir.…”

Örneğin, uyuşturucu ticareti yapma suçundan yabancı ülkede 6 yıl cezaevinde kalan kişinin Türkiye’de yargılanarak 12 yıl ceza aldığınnı varsayalım. Uyuşturucu satma suçu nedeniyle Türkiye hükmedilen 12 yıl hapis cezasının infazı 3/4 oranı üzerinden yapılacağından, hükümlünün koşullu salıverme hakkından yararlanabilmesi için toplam 9 yıl cezaevinde geçirmesi gerekir. Yabancı ülkede cezaevinde kaldığı 6 yıllık süre mahsup edildiğinde, Türkiye’de koşullu salıverilebilmesi için 3 yıl cezaevinde kalması gerekir. (Denetimli serbestlik süresi hesaplamaya dahil edilmemiştir.)

“…Sanığın Türkiye’ye iade edilmek üzere Amerika Birleşik Devletlerinde tutuklandığı 02/07/2012 tarihinden itibaren tutuklulukta geçirdiği tüm sürelerin TCK’nın 63. maddesi gereğince cezasından indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Y5CD-K.2015/11735…”

Mahsup Kararı Vermeye Yetkili ve Görevli Mahkeme

Mahsup konusunda karar vermeye yetkili ve görevli mahkeme; cezanın mahsup edileceği, yani kesinleşmiş mahkumiyetle sonuçlanan ikinci suçun yargılamasını yapan mahkemedir. Kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunduğu mahkeme, mahsup edilecek bir sürenin bulunduğu diğer mahkemeye UYAP üzerinden yazı yazarak gerekli bilgileri temin ettikten sonra mahsup kararı verecektir.

Örneğin, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada hırsızlık suçu nedeniyle 1 yıl tutuklu kalan kişi, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları nedeniyle de İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinde 10 yıl hapis cezasına mahkum olmuş ve bu mahkumiyet kesinleşmiştir. Bu somut olayda mahsup, İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinden talep edilecektir.

Mahsup Edilen Süre Nedeniyle Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat Davası Açılması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gereği, tutuklama veya gözaltına alma vb. koruma tedbirleri uygulanan kişiler hakkındaki hürriyet sınırlamasına neden olan süreler başka bir cezadan mahsup edilse bile, beraat ettikleri takdirde bu süreler için tazminat davası açabilirler. Örneğin, uyuşturucu madde ihracı suçundan 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra, bu tutukluluğu başka bir ceza davasında dolandırıcılık suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasından mahsup edilen kişi, uyuşturucu madde ihracı suçunun yargılaması neticesinde beraat ettiği takdirde, mahsup edilen süreye ilişkin tazminat davası açabilir.

Ancak, mahsup edilen süreye ilişkin açılan tazminat davasında, mahkeme, tam bir tazminata hükmetmeden, daha çok sembolik nitelikte bir miktar belirleyerek tazminatı belirleyecektir. Çünkü, hukuken haksız tutuklama nedeniyle hükümlünün uğradığı maddi ve manevi zararının mahsup yoluyla giderildiği kabul edilmektedir.

Adli Kontrol Kararı Uygulanarak Geçirilen Süreler Cezadan Mahsup Edilebilir mi?

Adli kontrol, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında başvurulan bir koruma tedbiridir.

Adli kontrol kararı uygulanarak yargılanan kişilerin, adli kontrol altında geçirdikleri süreler ceza mahkumiyetinden mahsup edilemez.

Başka Suçtan Tutukluluğun Cezadan Mahsubu Yargıtay Kararları


Suçun İşlenme Tarihi ve Mahsup Şartları

5237 sayılı T.C.Y.’nın 63/1 maddesinde, “Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.” hükümleri yer almaktadır.

Y.C.G.K. 31.01.2006 tarih ve 2006/4-7 sayılı kararında yer alan “…1 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmış bulunan 765 Sayılı Yasanın 40 ve yine aynı tarihte yürürlüğe girmiş bulunan 5237 Sayılı Yasanın 63. madde hükümlerinin benzer düzenlemeleri içermesi nedeniyle, halen mahsup konusunda geçerliliğini koruyan 06.03.1940 gün ve 5-68 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı, bu karardaki ilkeler doğrultusunda gelişen yargı kararları ve öğretideki görüşler birlikte değerlendirildiğinde, mahsuba karar verilmesi için, tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç veya suçların işlenmiş olması, tutuklamaya neden olan suçta tutuklu kalınan sürenin ikinci suç nedeniyle verilen cezadan fazla olması veya ikinci suçun beraetle sonuçlanması gerekmektedir. Burada önemli olan husus, mahsuba konu mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi olup bunun da temel nedeni, sanığın daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek, yeniden bir suç işlemesine engel olmak düşüncesidir…” biçimindeki açıklamalar ışığında tutukluluk veya diğer şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle özgürlükten yoksun kalınan sürenin, mahsubuna karar verilirken dikkate alınması gereken hususları, şöyle sıralayabiliriz:

1) Tutukluluk veya diğer şahsi hürriyeti sınırlayan hallerin, mahsup yapılacak mahkûmiyete konu suça ilişkin olması zorunlu değildir.

2) Mahsuba konu mahkumiyete ait suç, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmelidir.

3) Tutukluluk kararı verilen suça ilişkin kamu davasının, mahkumiyet veya be- raatle sonuçlanması mahsup kararı açısından önem taşımamaktadır.

İncelenen somut olayda, hükümlünün, 10.06.2002 tarihinde işlediği cezaevinden kaçma suçundan kesinleşmiş mahkumiyet hükmündeki 1 yıl 1 gün hapis cezasının infazı sırasında Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/104 Esas sayılı dosyasında tutuklu kaldığı sürenin mahsubuna karar verilmesi talebinde bulunduğu, Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi’nin, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi’yle yaptığı yazışma sonucu hükümlünün, 30.08.2008 tarihinde işlediği iddia olunan cinsel saldırı ve hürriyetten yoksun bırakma suçlarından 31.08.2008 - 24.12.2008 tarihleri arasında tutuklu kaldığı anlaşılmaktadır. Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi’nin, firar suçunun 10.06.2002 tarihinde işlendiği ve ağır ceza mahkemesindeki yargılamanın devam ettiği gerekçesiyle ağır ceza mahkemesinde yargılaması süren cinsel saldırı ve hürriyetten yoksun bırakma suçlarına ilişkin tutukluluk süresinin, firar suçundan verilen cezadan 5237 sayılı T.C.Y.’nın 63. maddesi uyarınca mahsubuna karar verdiği görülmektedir. Asliye ceza mahkemesinin infaza ilişkin 05.10.2009 tarihli bu kararına karşı Cumhuriyet Savcısının yasal süresindeki itirazını inceleyen merci Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi, mahsubu talep edilen tutukluluk süresine konu suçun, infazı yapılmakta olan cezanın kesinleşmesinden sonra işlendiği ve 5237 sayılı T.C.Y.’nın 63. maddesindeki koşulların somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle itirazın kabulüne ve Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi’nin mahsup kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Merci kararının gerekçesi hukuken isabetli değildir. Ağır ceza mahkemesinin kabulünün tersine mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi yeterlidir. İncelenen somut olayda tutuklu kalınan suçtan dolayı yapılan yargılama sürmekte olup henüz bir karar verilmemiştir. Cezaevinden kaçma suçu tutuklu kalınan cinsel saldırı ve hürriyetten yoksun bırakma suçlarına ilişkin davada henüz bir karar verilmeden önce işlenmiştir. 5237 sayılı T.C.Y.’nın 63. maddesindeki koşulun gerçekleştiği açıktır. Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi’nin itirazın kabulüne ilişkin kararı hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2010/10765).

Cezanın Mahsubu ve Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat

5271 sayılı CMK’nın 144/1. maddesinin (a) bendinde tazminat isteyemeyecek kişiler arasında “gözaltı ve tutukluluk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenler”sayılmış ise de; 30.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 18. maddesi hükmü ile anılan maddenin 1. fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, davanın kabulü ile davacının bu haksız tutuklama nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararının mahsup yoluyla giderildiği de gözetilerek, hukuka aykırılığa işaretle sembolik bir miktarda tazminata hükmolunması gerektiği gözetilmeden, davacının tutuklu kaldığı sürenin başka mahkumiyetinden mahsup edildiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2016/9718).

Temyiz incelemesi sırasında dairemizce Uyap sistemi üzerinden yapılan incelemede, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, aynı mahkemenin başka bir ceza dava dosyasında mahkum olduğu 2 yıl 1 ay hapis cezasından mahsubuna karar verildiği anlaşıldığından, CMK’nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması sebebiyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak davacı lehine makul bir maddi ve manevi tazminata hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde fazla maddi ve manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2017/6024).

Yabancı Ülkede Tutukluluk, Hükümlülük ve Gözaltı Süresinin Mahsup Edilmesi

Hükmolunan cezadan TCK’nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürelerin mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden TCK’nın 16, 63. maddeleri gereğince Yunanistan mahkemeleri tarafından verilen cezanın tamamının mahsubuna karar verilmesi hukuka aykırı olup; mahsuba dair bölüm hükümden çıkarılarak, yerine “TCK’nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürelerin cezadan mahsubuna” ifadesinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2014/4747).

Yabancı Ülkede Hükmedilen Adli Para Cezası Mahsup Edilemez

5237 sayılı TCK’nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürenin aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilebileceği gözetilmeden, adli para cezasının da mahsubuna karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Hükümden TCK’nın 16. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkarılarak yerine “TCK’nın 16. maddesi uyarınca sanığın yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçirdiği sürenin, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilen cezadan mahsubuna” ibarelerinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve Yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2014/560).

Tutukluluk, gözaltı veya gözlem altında geçirilen sürelerin mahsup edilmesi, yargılananlar açısından hürriyeti sınırlayan hallerin tekerrüre yol açmayacak şekilde uygulanması ve masumiyet karinesinin vücut bulması açısından önemli bir uygulamadır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini sadece dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Paylaş
Read more!