0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Eziyet Suçu Nedir? (TCK 96)

Eziyet suçu; bir kimseye karşı insan onuruyla bağdaşmayan, acı çekme ve aşağılamaya yol açan sistematik ve süreklilik arz eden fiillerin işlenmesiyle meydana gelir (TCK m.96).

5237 sayılı TCK, eziyet suçu ile kişinin vücut bütünlüğü ve ruh sağlığının yanı sıra şeref ve haysiyetini birer hukuki değer olarak korumaktadır.

Eziyet Suçunun Unsurları ve Şartları

Eziyet suçu, kamu görevlisinin işlediği işkence suçunun sivil vatandaşlar tarafından işlenen şekli olarak da kabul edilebilir. Eziyet suçu ile işkence suçunun unsurları, sistematik bir şekilde insan onuru ile bağdaşmayan, acı çekme ve aşağılamaya yol açan fiillerin işlenmesini gerektirmeleri nedeniyle benzerdir. Ancak, herkes eziyet suçunun faili olabilirken işkence suçu (TCK 94) açısından sadece kamu görevlisi fail olabilmektedir. Kötü muamale suçu (TCK 232) ile eziyet suçu arasında da bazı farklar vardır. Kötü muamele suçu, fail ile mağdur arasında özel bir ilişki olması, mağdura karşı işlenen eylemin sistematik ve sürekli olmaması halinde söz konusu olur. Halbuki eziyet suçunda fail ile mağdur arasında özel bir ilişki olabileceği gibi suçtan önce birbirlerini tanımamaları da mümkündür. Eziyet suçu, mağdurun psikolojisi üzerinde uzun süreli ve tahrip edici bir etki bırakması, sistematik ve süreklilik arz eden fiillerle işlenmesi nedeniyle ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Örneğin, bir kimseye karşı

TCK m.96 madde metni, “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışlar” şeklinde bir ibareye yer vererek hangi davranışların eziyet çekmeye yol açan davranışlar olduğuna açıklık getirmemiştir. Eziyet suçunun maddi unsurunu teşkil eden davranışlar Yargıtay kararları ile şekillenmiştir. Buna göre mağdura karşı aşağıdaki hareketlerin “sistematik ve süreklilik arz edecek” şekilde işlenmesi halinde eziyet suçu meydana gelir:

  • Aç ve susuz bırakma,

  • Çıplak gezdirme,

  • Eve hapsetme,

  • Dışkı yedirme, idrar içerme,

  • Belli aralıklarla dövme, aşağılama, korkutma,

  • Bir kimseyi bağlayarak köpek, yılan gibi korkutucu veya fare gibi tiksindirici hayvanları üzerine bırakma.

Eziyet suçu işlenirken başka suçlar da işlendiği takdirde cezası en ağır olan suçtan ceza verilmelidir. Eziyet suçunda, işkence suçunda olduğu gibi neticesi sebebiyle ağırlaşmış eziyet suçunun kanunda düzenlenmemiş olması nedeniyle, eziyet suçu ile birlikte nitelikli yaralama hali oluştuğunda faile yaralama suçundan ayrı eziyet suçundan ayrı ceza verilemez. Bu durumda, eziyet suçunun unsurlarından olan basit yaralamanın ötesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu oluşması halinde TCK’nın 44. maddesi gözetilip fiilin süreklilik arzetmesi, yaralamanın dışında diğer kötü muamelelerinde bulunması halinde, faile sadece eziyet suçundan ceza verilir, ancak verilen ceza TCK 61. gereği alt sınırdan ayrılarak belirlenir.

Eziyet Suçunun Cezası (TCK 96)

Eziyet suçunun cezası şu şekildedir:

  • Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.96/1).

Nitelikli eziyet suçunun cezası şu şekildedir:

Eziyet suçunun;

  • Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
  • Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe karşı,

işlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.96/2).

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Eziyet suçu kapsamında hükmedilen hapis cezası miktarı nedeniyle adli para cezasına çevrilemez.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Eziyet suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilebilir.

Cezanın ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Eziyet suçu nedeniyle verilen hapis cezası hakkında erteleme kararı verilmesi mümkündür.

Eziyet Suçunda Şikayet Süresi, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Eziyet suçu, şikayete tabi suçlar arasında değildir. Bu nedenle suçun konusu göçmenlerin şikayetçi olması ve sonradan şikayetten vazgeçme, kamu davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresi içinde her zaman soruşturma konusu yapılabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Eziyet suçunun temel şeklinde olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıl, nitelikli halinde zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Eziyet suçu, uzlaşmaya tabi suçlardan değildir.

Eziyet Suçu Görevli Mahkeme

Eziyet suçu hakkında yargılama yapma görevi asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Eziyet Suçu Yargıtay Kararları


Çıplak Bırakma, Tehdit, Elektrik Verme ve Aşağılama Suretiyle Eziyet Suçu

Sanıkların mağdurun hürriyetini kısıtladıktan sonra temin ettikleri şişeye oturmaya zorladıkları, mağdurun şişeye otururmuş gibi yaptığı, şişenin anüsüne temas ettiği ancak şişeye oturmadığı, sanık Devran’ın ikrar mahiyetli hazırlık beyanlarına göre, sanık Cihan’ın “ben ölsem de o şişeye oturmam” demesi üzerine, mağdurun bundan etkilenerek kendisini yere attığı sonrasında ise, sanıkların mağduru darp ettikleri ve bir müddet daha tutup bıraktıkları anlaşıldığından, bu eylemlerin daha çok mağdurun onuruyla bağdaşmayıp ona ruhsal yönden de acı veren, küçük düşürmeye yönelik eylemler olması, sanıklar tarafından bir süre dövülen mağdura şok cihazı ile elektrik verilmesi, üzerinin soyulması, çıplak halde bırakılması ve tehdit edilmesi şeklindeki eylemlerin bir bütün olarak TCK’nın 96/1. maddesinde düzenlenen eziyet suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2015/11368).

Eziyet Suçu ve Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama

Yaralama fiilinin başka bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması halinde bu suçla birlikte kasten yaralama suçundan da hüküm kurulabilmesi için yasada açık bir hüküm bulunması zorunludur. (Örnek: 102/4., 103/5., 109/6., 149/2. maddeleri gibi) İşkence suçu işlenirken mağdurun 87. maddesinde belirtilen şekilde yaralanması halinde 95. maddesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçu düzenlenmiş olup söz konusu nitelikli halin uygulanması gerekmektedir. Eziyet suçunda ise, işkence suçunda olduğu gibi neticesi sebebiyle ağırlaşmış eziyet suçunun kabul edilmemesi nedeniyle, bu suçun yanında nitelikli yaralama hali oluştuğunda yaralama suçundan da ayrıca ceza tayini gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve cezanın arttırılacağı hallerin 96/2. maddesinde sınırlı olarak sayıldığı gözetildiğinde yaralama suçundan da mahkumiyet hükmü kurulamayacaktır. Bu durumda, eziyet suçunun unsurlarından olan basit yaralamanın ötesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun oluşması halinde 44. maddesi gözetilip fiilin süreklilik arzetmesi, yaralamanın dışında diğer kötü muamelelerinde bulunması gözetilerek 3. ve 61/1. maddeleri gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini ile adil bir sonuca ulaşılması gerektiği değerlendirilmekle hükmün bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/18515).

Eziyet Suçu ile Kötü Muamele Suçu Arasındaki Farklar

5237 sayılı TCK.nun 96/1. maddesinde “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi…” ibaresi yer almakta; yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise “Eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.” denilmektedir.

5237 sayılı TCK.nun 232/1. maddesinde5237 sayılı TCK.nun 232/1. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçu ise; merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak davranışlardır. Yarı aç veya susuz bırakma, uyutmamak, zor koşullarda çalışmaya mecbur etmek gibi hareketleri kötü muameleye örnek olarak vermek olanaklıdır. Keza hakaret oluşturan fiiller, disiplin yetkisi kapsamına girmedikleri gibi, kötü muamele suçu olarak değil, hakaret suçundan dolayı cezalandırılmayı gerektirir.

Bu suçlarda temel özellik, kötü davranmadır. Bu kötü davranma, mağdurun onur ve şerefiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutulması, ona acı veren ve insan olarak hak etmediği bir işlem uygulanması olabilir. Bu eylemler çoğunlukla, yaralama, tehdit, sövme gibi yasanın başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan eylemleri kapsar. Bu eylemler, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi olabilirler. Bu eylemler aynı zamanda bu bölümde incelenen eziyet suçunu da oluşturan eylemlerdir. Eziyet suçu ile bu suçları ayırt etmek açısından, eziyet suçu bakımından sistematik olma ve süreklilik unsurunun aranacak olup ve kastın bu unsurları da kapsaması gerekmektedir. Öte yandan eziyet genel bir suç tipi iken, diğer suçlar için faille mağdur arasında özel bir ilişki olması gerekir.

Somut olayda mağdura yönelik eylemlerin uzun zaman dilimine yayıldığı yönündeki tanık beyanları ile mağdurun tüm aşamalardaki istikrarlı beyanları ve hükmün gerekçesine göre sanık G. A.’ın mağdura vücudunun çeşitli yerlerinde morluk oluşturacak şekilde vurmak, aç bırakmak, sürekli aşağılamak, terlikle yaralamak şeklindeki eylemlerinin bir bütün halinde eziyet suçunu oluşturur (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/14662).

Eziyet Suçu Boyutuna Varmayan Kötü Muamele

Katılanın eşi ve kaynanası olan sanıkların aynı konutta birlikte yaşadıkları katılana yönelik 96. maddesi kapsamında eziyet boyutuna varmayan hakaret, basit yaralama ve evden atma eylemlerinin bir bütün olarak 232. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde eziyet suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 8.Ceza Dairesi - Karar: 2012/28574).

Cezaevinde Tutuklu veya Hükümlüye Eziyet Suçu

Somut olayda, sanıklar ile şikayetçilerin aynı cezaevinde birlikte kaldıkları, koğuş temsilcisi olan sanık A. Ç. ile onunla birlikte hareket eden sanıklar S. K. ve M. T.’ın kaldıkları kurumun tüzük ve yönetmeliklerinin dışında hareket ederek aynı koğuşta kalmakta olan diğer şikayetçi ve mağdurlara baskı kurup kendi istekleri doğrultusunda hareket etmeye zorladıkları ve sabahları herkesin 11.30’a kadar yatmalarını isteyerek koğuşta kalanların sabah kahvaltısında dağıtılan çorbaları almalarını engelledikleri, yine almalarına izin verdikleri diğer kahvaltılıkları da gürültü olmamasını ileri sürerek öğle vaktine kadar yemelerine izin vermedikleri, koğuşta eli belinde ve cebinde gezmeyi, tesbih çekmeyi, bacak bacak üstüne atmayı, yüksek sesle konuşmayı yasakladıkları, sözlü ve fiili şiddet uygulayarak kurallara uymayanları kaldıkları bu koğuştan atacaklarını beyan ederek baskı altına aldıkları ve bir kısım şikayetçileri dövdükleri, mağdurlardan O. Ç.’i soyup hortum tutup fırça ile yıkamak ve değişik zamanlarda bir çok defa dövmek suretiyle eziyet edip kasten yaralama eyleminde bulundukları, dövdükleri mağdurlardan Y.’ın doktora gitmesini de engelledikleri, dövdükleri mağdurların vücutlarında oluşan yara berelere morarmasın diye buz ve ekmek içi koydukları, şiddet uyguladıkları bu şahıslara sorulması durumunda “kapıya çarptım” gibi beyanlarda bulunmalarını tembihleyerek şikayet etmelerini de engelledikleri, bu itibarla sanıkların süreklilik gösteren eylemlerinin bir bütün halinde eziyet suçunu oluşturduğu gözetilmeden, atılı suçtan cezalandırılmaları yerine yazılı gerekçe ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/1003).

Suça sürüklenen çocukların aynı koğuşta kaldıkları katılanı gece yarısı bir buçuk saat boyunca döverek, falakaya yatırıp, üzerine çamaşır deterjanı ve su dökerek bu şekilde koğuş içinde sürükledikleri nazara alındığında eylemlerinin kül halinde eziyet suçunu oluşturacağı dikkate alınarak eziyet suçunun işleniş şekli, katılandaki yaralanmanın niteliği, suçun işlendiği yer ve zaman, suça sürüklenen çocukların kastlarının ağırlığı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde yaralama ve eziyet suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2012/21143).

Eziyet ve Yaralama Suçu Arasındaki Fark

Sanığın ev sahibi tanıkların yanında tartışma sırasında eşi olan katılana hakaret ettiği ve katılanı tekme tokat döverek doktor raporunda belirtildiği şekilde basit tıbbi müdahale ile iyileşir şekilde yaralaması biçimindeki eylemlerinin, sistematik ve süreklilik arz edecek biçimde olmaması sebebiyle eziyet suçunu oluşturmayacağı ancak, sanığın eylemlerinin katılana karşı yaralama ve hakaret suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/310).

Mağdurların aşamalardaki istikrarlı beyanları ve bu beyanları doğrulayan aynı koğuşta kalan E. G., M. U., A. C., C. U. ve mağdur O. G.’nin anlatımları ile tüm dosya içeriğine göre, sanığın olay tarihinde tutuklanarak ceza evine konulan mağdurları jiletle tehdit etmek suretiyle banyoya götürüp iki kez soğuk suyla duş aldırdığı ve elbise askısı ile dövdüğü, ayrıca koğuşta bulundukları sırada komiklik yapıp beni eğlendirin diyerek şarkı söylemelerini ve oynamalarını istediği, mağdurların kabul etmemesi üzerine onları tekrar dövdüğü şeklinde sübuta eren ve süreklilik arz eden eylemlerin her bir mağdur yönünden TCK.nın 96/2-a maddesinde düzenlenen eziyet suçunu oluşturduğu halde suç vasfında yanılgıya düşülerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2013/658).

Çocuğa Karşı Eziyet Suçu ve Cezası

Sanıkların muhtelif zamanlarda şikayetçi A.’in 13 aylık kendi çocuğu olan mağdurun vücudunda sigara söndürmek, ısırmak ve olay günü de arabada saatlerce tek başına aç susuz bırakıp bakımını da yapmadan, dövüp kolunu kırmak suretiyle süreklilik gösteren eylemlerinin, eziyet suçunu oluşturduğu, ancak; işkence suçunda netice sebebiyle ağırlaşmış halleri düzenleyen TCK’nın 95. maddesine benzer bir düzenlemenin eziyet suçunda yer almayıp TCK’nın 96. maddesinin 2. fıkrasında nitelikli hallerin belirtilmiş bulunması karşısında, sonuçta meydana gelen yaraların niteliği gözetilerek TCK’nın 44. maddesi uyarınca sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde TCK’nın 96/2-a maddesinde yaptırıma bağlanan eziyet suçunu oluşturacağı ve yaraların ağırlığı nedeniyle TCK’nın 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesi ile 61. maddesinde yazılı ölçütler gözetilerek asgari haddin üzerinde ceza tayini gerektiği gözetilmeden, ayrıca yaralama suçundan da ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2012/20031).


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!