Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Örgüt Propagandası Suçu Nedir? (TMK 7/2 - TCK 220/8)

Propaganda suçu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2. ve 5237 sayılı TCK’nın 220/8. maddelerinde iki ayrı şekilde düzenlenmiştir. Kanuni düzenleme ve yargısal kararlar; TMK 7/2. maddesini silahsız veya silahlı “terör örgütü propagandası suçu”, TCK 220/8. maddesini ise “adi suç örgütü propagandası suçu” olarak kabul etmektedir.

Genel olarak propaganda; bir bütün olarak toplumun ya da belirli bir kesimin inanç, tutum ve davranışlarını yönlendirmek amacıyla bilinçli olarak seçilmiş bilgi, olgu ve savları sistemli bir çaba ve çeşitli araçları kullanarak yayma etkinlikleridir. Propaganda; geniş bir kitleyi, belirli hedefler doğrultusunda ikna etme çabasıdır. Bu yolla kitle desteği istenmektedir (YCGK-K.1990/336).

Makalemizde, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında tanımlanan silahlı veya silahsız örgütlerin propagandası suçu açıklanacaktır. 3713 sayılı TMK kapsamında yapılan açıklamalar, aynı unsurları içeren hareketler yönünden 5237 sayılı (TCK m.220/8) maddesinde düzenlenen “adi suç örgütü propagandası suçu” açısından da geçerlidir.

Terörle Mücadele Kanununa Göre Propaganda Yapma Suçunun Unsurları (TMK 7)

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na göre propaganda suçu; söz, yazı veya slogan atma yoluyla işlenebileceği gibi pankart, resim, video vb. görseller kullanılarak da işlenebilir. Suç, insanlarla yüz yüze iletişim yoluyla veya toplantı ve gösteri yapmak suretiyle işlenebileceği gibi televizyon, radyo, gazete, dergi, kitap gibi kitle iletişim araçları veya internet üzerinden de işlenebilir.

Propaganda yapma suçunun unsurları, siyasal iktidarların suç politikalarına göre dönem dönem içerik değişikliklerine uğramaktadır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.7/2’ye göre yasadışı örgüt propagandası suçunun oluşması için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

  • Cebir, Şiddet ve Tehdit: Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde propagandasının yapılması gerekir. Propaganda suçunun oluşması için; örgütle ilgili bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtma, benimsetme ya da yayma amacıyla yapılmasının yanında örgütün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermeli veya bu yöntemleri övmeli ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması gerekmektedir (Y16CD-K.2017/3637). Örneğin, adliyeye yargılanmak üzere getirilen tutuklunun “yaşasın pkk” şeklindeki sloganı, Yargıtay tarafından örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte kabul edilmemiştir.

  • Yer, Zaman ve Şartlar: Yapılan propaganda yukarıdaki kriterleri taşısa bile, gerçekleştirildiği yer, zaman, koşullar dikkate alındığında eylemin etkisi sınırlı kalıyorsa propaganda suçu meydana gelmez. Örneğin, duruşma salonunda hakkındaki hüküm açıklanır açıklanmaz, “biji serok apo (yaşasın başkan apo)” şeklinde slogan atan bir tutuklunun sözleri propaganda suçu oluşturmaz. Çünkü, duruşma belirli sayıda izleyicinin bulunduğu, söylenen sözlerin etkisinin bu nedenle sınırlı kalacağı bir yerdir. Yargıtay, basın açıklaması sırasında katılımcıların “biji serok apo” şeklinde slogan atmasını da propaganda suçu olarak kabul etmemiştir.

  • Muhatap Kitlenin Özellikleri: Dinleyici/izleyici/okuyucu kitlesinin özellikleri dikkate alınarak propaganda içeren söz, yazı veya görsel bir içeriğin hitap edilen bu kitleyi harekete geçirme potansiyeli olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Yargıtay, sanığın newroz etkinlikleri sırasında bulunduğu araç camından dışarıya sarkarak yasadışı örgüt lehine sloganlar atmasını, etkisi sınırlı ve kitleyi harekete geçirme potansiyeli olmayan bir davranış olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir. Örneğin, üç kişinin sohbet ederken tartışma esnasında “Fetö terör örgütü değildir, daha bir kaç yıl önce devleti yönetiyordu” şeklindeki ifadeleri örgüt propagandası suçu olarak kabul edilemez.

  • Açık ve Yakın Tehlike: Failin icra ettiği fiil, ancak açık ve yakın tehlike teşkil ediyorsa propaganda suçu vücut bulabilir. Açık ve yakın tehlike, kamu düzenin fiil nedeniyle bozulmasına yol açacak somut durumların varlığına bağlıdır. Örneğin, üniversitede iki öğrenci grubunun karşılıklı kavgası sırasında bir grubun diğerine yönelik “be serok jiyan nabe (başkansız yaşam olmaz)” şeklindeki sözleri, Yargıtay tarafından olayın özelliği göz önüne alınarak açık ve yakın tehlike mevcut olması nedeniyle propaganda suçunun unsurlarının oluştuğuna hükmedilmiştir.

Şekli Propaganda Suçu: Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın, örgütün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; örgüte ait resim veya işaretlerin asılması veya taşınması, örgüte ait resim, amblem veya işaretlerin bulunduğu üniformanın giyilmesi, ses cihazları ile yayın yapılması şeklindeki fiiller başkaca kriterlere bakılmadan şekli açıdan örgüt propagandası suçu olarak düzenlenmiştir (TMK 7/2-b). Örneğin, herhangi bir örgütün bayrağında yer alan şekilleri içeren bir üniforma giyerek gösteriye katılan kişi propaganda suçu işlemiş olur. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2-b maddesinde düzenlenen “slogan atılması” kriteri açısından yukarıda açıkladığımız genel unsurların gerçekleşip gerçekleşmediği de ayrıca değerlendirilmelidir. Suçun bu halinin cezası, genel propaganda suçunun cezası ile aynıdır.

Basın Yayın Yoluyla Propaganda Suçu (TMK 7/2-ikinci cümle): Örgüt propagandası yapma suçu, gazete, dergi, kitap gibi basılı veya internet yoluyla yapılan yayınlar vasıtasıyla işlendiğinde suçun “basın ve yayın yoluyla” işlenen nitelikli hali vücut bulur (TMK 7/2-ikinci cümle). Suçun bu nitelikli hali işlendiğinde fail hakkında hükmedilen ceza 1/2 oranında arttırılmaktadır. İnternet üzerinden facebook, instagram, whatsapp vb. sosyal medya veya kişisel iletişim araçlarıyla sadece failin arkadaşlarından ibaret sınırlı bir dinleyici, izleyici veya okuyucuya hitaben işlenen propaganda suçu nedeniyle “basın yayın yoluyla propaganda yapma suçu” çerçevesinde arttırım yapılarak ceza verilemez. Ancak, twitter, facebook, instagram gibi kişisel sosyal medya hesaplarının herkese açık hale getirilmesi suretiyle sınırsız bir okuyucu, dinleyici ve izleyici kitlesine ulaşma imkanı doğmuşsa, fail hakkında TMK 7/2-ikinci cümle gereği cezasından 1/2 oranında arttırım yapılmalıdır.

Toplantı ve Gösteride Kimliğin Gizlenmesi Amacıyla Yüzünü Kapatma (TMK 7/3): Örgüt propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzün tamamen veya kısmen kapatılması ile propaganda suçunun bu nitelikli hali meydana gelir. Suçun bu nitelikli halinin vücut bulabilmesi için; failin yüzünü kapatması kimliğinin gizlenmesi ve tanınmamasını sağlayacak derecede olmalıdır. Failin kimliğinin tespit edilmesi mümkün ise, suçun TMK 7/3’te yer alan nitelikli hali oluşmaz. Örneğin, örgüt propagandasına dönüştüğü iddia edilen bir gösteri sırasında havanın soğuk olması nedeniyle atkı ile yüzünün bir kısmını kapatan kişi, kimliğin gizlenmesi amacıyla propaganda suçunu işlemiş olur.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinin son haliyle Yargıtay uygulamasına göre yasadışı örgüt propagandası suçunun unsurları şu şekilde ifade edilmiştir:

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2. maddesindeki propaganda suçu, 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için; propagandanın örgütün “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde” yapılması zorunlu kılınarak, sınırlamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘ne uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır.

Ancak, aynı kanunun 7. maddesinin 2. fıkranın b bendinde ise; toplantı ve gösteri yürüyüşünde gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

1- Örgüte ait resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2- Slogan atılması,
3- Ses cihazları ile yayın yapılması,
4- Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi,

şeklindeki fiil ve davranışlar propaganda suçundan cezalandırılacaktır. Bu düzenleme ile kanun koyucu herhangi bir unsurun varlığına bağlı olmaksızın bu suçun oluşacağı kabul edilmek suretiyle ifade özgürlüğü parametrelerini dışlayan tipe uygun eylem tanımlaması yapmıştır. Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.(Y16CD-K.2017/3434)

Örgüt Propagandası Suçu Teşkil Etmeyen Fiiller Nelerdir?

Toplumsal kültür öğesi olan fiiller, ifade özgürlüğü kapsamında kalan veya halk dilinde kalıplaşmış sözler örgüt propagandası suçu olarak kabul edilemez:

  • Hükümet politikalarına, siyasetçilere veya kamu görevlilerine ağır eleştiri niteliğindeki söz, yazı ve davranışlar propaganda suçu olarak değerlendirilemez. İfade özgürlüğü, sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanır (Y16CD-K.2015/2316).

  • Toplantı ve gösteri esnasında kalıplaşmış bir şekilde kullanılan sözler propaganda suçu oluşturmaz. Örneğin, “Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş” gibi sloganlar Yargıtay tarafından örgüt propagandası suçu olarak kabul edilmemektdir.

  • Türküler, şarkılar veya halay sırasında söylenen marşlar propaganda suçu oluşturmaz. Örneğin, Yargıtay “gerilla marşı” söylenmesini propaganda suçu olarak kabul etmemektedir.

Örgüt Propagandası Yapma Suçunun Cezası (TMK m.7/2)

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesine göre, propaganda yapma suçunun cezası şu şekildedir:

Terörle Mücadele Kanunu m.7/2: Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:

  • a) (Kaldırılmıştır.)

  • b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

    1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
    2. Slogan atılması,
    3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
    4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.

Terörle Mücadele Kanunu m.7/3: Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu suçu işleyenlerin cebir ve şiddete başvurmaları ya da her türlü silah, molotof ve benzeri patlayıcı, yakıcı ya da yaralayıcı maddeler bulundurmaları veya kullanmaları hâlinde verilecek cezanın alt sınırı dört yıldan az olamaz.

Terörle Mücadele Kanunu m.7/4: İkinci fıkrada belirtilen suçların; dernek, vakıf, siyasî parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentilerinde veya öğretim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında veya bunların eklentilerinde işlenmesi halinde bu fıkradaki cezanın iki katı hükmolunur.

Terörle Mücadele Kanunu m.7/5: Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına;

  • a) İkinci fıkrada tanımlanan suçu,

  • b) 6 ncı maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan suçu, (TMK m.6/2: Terör örgütlerinin; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri veya açıklamalarını basanlar veya yayınlayanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.)

  • c) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 28 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma suçunu, işleyenler hakkında, 5237 sayılı Kanunun 220 nci maddesinin altıncı fıkrasında tanımlanan suçtan dolayı ayrıca ceza verilmez.

Yani, TMK m.7/3’te yer verilen suçların, örgüt adına suç işleme suçu kapsamında işlenmesi halinde, fail örgüt adına suç işleme suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 220/6 maddesi gereği ayrıca cezaalndırılmaz. Fail, sadece propaganda suçu veya 2911 sayılı yasaya muhalefet suçu çerçevesinde cezalandırılır.

Adi Suç Örgütü Propagandası Suçunun Cezası: 5237 sayılı TCK m.220/8’de düzenlenen “adi suç örgütü propagandası” suçunun cezası şu şekildedir:

  • Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK m.220/8)

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Erteleme ve Adli Para Cezasına Çevirme

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb), sanık hakkında verilen kararın hukuk sisteminde hiçbir sonuç doğurmaması ve iyi halli geçirilen belli bir denetim süresi sonunda davanın düşmesiyle neticelenen bir muhakeme hukuku kurumudur. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, yasaklayıcı hiçbir hükme yer vermediğinden 5271 sayılı Ceza Muahkemesi Kanunu’nun (CMK) genel hükümleri uygulanır. Bu nedenle, yasadışı örgüt propagandası suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası 2 yıl veya altında olduğunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte, hapis cezasından çevrilen veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, yasaklayıcı hiçbir hükme yer vermediğinden propaganda suçu açısından adli para cezasına çevirme konusunda 5271 sayılı Ceza Muahkemesi Kanunu’nun (CMK) genel hükümleri uygulanır. Bu nedenle, yasadışı örgüt propagandası suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya altında olduğunda sanık hakkında hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Cezanın ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, yasaklayıcı hiçbir hükme yer vermediğinden, propaganda suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenemsi konusunda 5271 sayılı Ceza Muahkemesi Kanunu’nun (CMK) genel hükümleri uygulanır. Bu nedenle, yasadışı örgüt propagandası suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası 2 yıl veya altında olduğunda sanık hakkında erteleme kararı verilebilir.

Özellikle belirtelin ki; 6352 Sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesine göre, 31/12/2011 tarihine kadar işlenen silahlı örgüt propagandası yapma suçu ile ilgili, soruşturma evresinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kovuşturma evresinde kovuşturmanın ertelenmesine, kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine karar verilir. Propaganda suçunun TMK 7/3 maddesinde düzenlenen kimliğin gizlenmesi amacıyla yüzün tamamen veya kısmen kapatılması suretiyle işlenmesi halinde, 6352 Sayılı Kanun’un ertelemeye ilişkin geçici 1. maddesi uygulanmaz.

Propaganda Suçunda Zamanaşımı ve Şikayet

Propaganda suçu takibi şikayete bağlı suçlar kategorisinde olan suçlardan değildir. Bu nedenle, suçun takibi için herhangi bir şikayet süresi yoktur. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek şartıyla her zaman soruşturma ve kovuşturma konusu yapılabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde ceza davası kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise davanın düşmesine yol açan bir ceza hukuku kurumudur. Propaganda suçunun basit şeklinde asli dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Ancak, suçun nitelikli hallerinin işlenmesi halinde asli dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Örgüt Propagandası Suçunda Görevli Mahkeme

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.7’de düzenlenen silahlı örgüt propagandası suçu ile ilgili yargılama yapma görevi ağır ceza mahkemesi tarafından yerine getirilmektedir (5235 sayılı Kanun m.12).

Propaganda Suçu İnfaz Usulü ve Denetimli Serbestlik

  • Propaganda Suçunun İnfaz Oranı: Örgüt propagandası suçu nedeniyle hükmedilen süreli hapis cezası, 3/4 infaz oranı uygulanarak hükümlünün koşullu salıverme rejiminden yararlanması sağlanacaktır (Ceza İnfaz Kanunu m.107/4).

  • Açık Cezaevine Geçiş: Örgüt propagandası suçu nedeniyle hükümlü olanlar, koşullu salıverilmelerine 1 yıldan az süre kalmak ve örgütle herhangi bir bağı olmamak şartıyla açık cezaevine geçiş yapabilirler (Açık Cezaevine Geçiş Yönetmeliği m.6/2-ç).

  • Denetimli Serbestlik Uygulaması: Koşullu salıverilmelerine bir yıl kala açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkını kazanan hükümlüler, hapis cezasının denetimli serbestlik uygulanarak infazı usulünden en fazla 6 ay süreyle yararlanırlar. (5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu Geçici Madde 3, f.2). Propaganda suçu nedeniyle açık cezaevine geçiş hakkı, ancak şartlı tahliyeye 1 yıl süre kala mümkündür. Bu nedenle, propaganda suçu nedeniyle mahkumiyet halinde bir ceza infaz biçimi olarak denetimli serbestlik uygulamasından en fazla 6 ay süreyle yararlanılabilmektedir.

  • Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi: Örgüt propagandası suçu nedeniyle mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın tamamen infazından sonra bu rejim nedeniyle uygulanması gereken denetimli serbestlik tedbiri uygulanamaz.

Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçunda kurulan hükümde örgüt mensubu olmayan sanık hakkında TCK’nın 58/9 uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Y16CD-K.2015/1761).

Terörle Mücadele Kanunu (TMK 7) Silahlı Örgüt Propagandası Suçu Yargıtay Kararları


Örgütün Kurucusu Lehine Slogan Atılması Propaganda Suçu Değildir

Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.

İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler için de uygulanabilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın bölücü terör örgütünün propagandasını yapma suçundan yargılandığı davanın duruşmasıda hükmün tefhimi sırasında terör örgütünün kurucusu lehine slogan attığı olayda, eylemin gerçekleştirildiği yer, koşullar ve muhatapları, dinleyici kitlesi ve bu kitleyi harekete geçirme potansiyeli bulunmadığı gibi atılan sloganların terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı, bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde, yasal olmayan gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2016/506).

Propaganda Suçu İçin Örgütün Şiddet ve Tehdit İçeren Yöntemlerinin Meşru Gösterilmesi Şarttır

Somut olay değerlendirildiğinde, sanığın nevruz etkinlikleri sırasında bulunduğu araç camından dışarıya sarkarak terör örgütü lehine sloganlar attığı, daha sonra içinde bulunduğu topluluğun cebir ve şiddete başvurmadan kendiliğinden dağıldığı olayda propaganda suçunun oluştuğu gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de atılan sloganların terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde, yasal olmayan gerekçeyle propaganda suçunundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2015/2316).

Örgüt Lehine İfadeler İçeren Pankart Propaganda Suçu Oluşturmaz

Somut olay değerlendirildiğinde bölücü terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasını protesto amaçlı olarak olan Barış ve Demokrasi Partisi Şanlıurfa il yöneticileri tarafından organize edilen gösteri ve basın açıklaması sırasında terör örgütü lehine ifadeleri içeren pankart taşıdıkları, gösterinin cebir ve şiddete başvurmaksızın kendiliğinden sona erdiği olayda, sarf edilen sözlerin ve pankart içeriğinin örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı, bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde yasal olmayan gerekçeyle sanıkların beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2015/2304).

Şiddete Başvurmadan Slogan Atılması Propaganda Suçu Değildir

Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Demokratik Bölgeler Partisi Patnos İlçe Başkanlığının “Öcalan’ın sesine ses ver” başlıklı davetiye ile izinsiz olarak toplanan grubun herhangi bir şiddete başvurmadığı, bu grup içinde bulunan sanığın da okuduğu basın açıklaması ve “Demokratik çözüm için Öcalan’ın sesine ses ver” içerikli pankartı açması şeklindeki eyleminin; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı gibi korunan değerler bakımından yakın ve açık bir tehlike de oluşturmadığı anlaşılmakla, bu fiillerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde yazılı gerekçe ile sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar No: 2015/3568).

Örgüt Adına Suç İşleme ve Propaganda Yapma Suçu İlişkisi

Silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olduğu kanıtlanamayan sanığın TCK’nın 314/3, 220/6 ncı maddelerine uygun biçimde örgüt adına terör örgütünün propagandasını yapma suçunu işlediği dosya kapsamına göre sabit ise de, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6459 s. Kanunun 8 inci maddesiyle 3713 s. Kanunun 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkra hükmü uyarınca bu maddenin 2 nci fıkrasında tanımlanan suçu örgüt adına işleyenler hakkında TCK’nın 220. maddesinin altıncı fıkrasında tanımlanan suçtan dolayı ceza verilemeyeceği nazara alınıp, sanığın sabit olduğu kabul edilen fiilin suç olma özelliğini devam ettirdiği de gözetilerek CMK’nın 223/4 üncü maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2015/1761).

Gerilla Marşı Okumak Silahlı Örgüt Propagandası Suçu Oluşturmaz

Cezaevlerindeki örgüt mensubu olarak tutuklu ve hükümlülerin başlattıkları açlık grevlerine destek vermek ve cezaevi koşullarını protesto etmek amacı ile silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın yayın organlarından yapılan çağrı ve Barış ve demokrasi Partisinin Bitlis il Örgütünün organizasyonu ile yaklaşık 230 kişilik grubun parti il binası önünde toplandıkları ve Ulucami güzergahına doğru yürüyüşe geçtikleri, topluluktakilerin bir kısmı silahlı terör örgütü ve liderini övücü slogan attığı, polisin dağılın uyarısı üzerine bulundukları yerde oturarak basın açıklaması yaptıkları sırada sanığın da içinde bulunduğu grup “gerilla” marşını söyleyerek, dağıldıkları, dosya kapsamına uygun yerel mahkemenin kabulünden anlaşılmıştır.

3713 sayılı Kanunun 7/2. fıkrasında tanımlanan terör örgütünün propagandası suçunun unsurları 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değiştirilerek “Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek ya da övecek şekilde” propaganda yapmayı yaptırıma bağlamıştır. Suçun oluşumu için terör örgütü ile ilgili bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtma benimsetme ya da yayma amacıyla yapılmasının yanında, terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermeli veya bu yöntemleri övmeli ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan; toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi terör örgütünün üyesi ya da destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

“a-) Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması
b- ) Slogan atılması
c- ) Ses cihazları ile yayın yapılması
d- ) Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin bulunduğu üniformanın giyilmesi” şeklinde tahdidi olarak sayılan hareketler ile başka bir unsurun varlığına bakılmaksızın bu suç tipini ihlal edeceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda sanığın terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde slogan attığı belirlenemediğine göre, “gerilla marşının” anılan Kanunun 7. maddesinin 2. fıkrasının ilk cümlesi kapsamında kalmadığı, bu Kanunun 7/2-b bendinde tahdidi olarak sayılan yöntemlerin kullanılmadığı anlaşılmakla, unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2015/719).

Kimliğin Gizlenmesi Suretiyle Propaganda Suçu ve 6352 sayılı Yasa

Suç tarihi nazara alınarak, 3713 Sayılı Kanun’un 7/2. maddesinde düzenlenen propaganda suçunun da, 2911 Sayılı Kanun’un 32/1, 33/1. maddelerinde yaptırıma bağlanan eylemler gibi 6352 Sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği Özel Dairelerce kabul edilmektedir. Ancak “terör örgütünün propagandasına dönüştürülen gösteri yürüyüşünde, kimliğin gizlenmesi amacıyla yüzün kapatılması” bakımından bir ayrım bulunmakta olup, kimliğin gizlenmesi amacıyla yüzün tamamen veya kısmen kapatılması suretiyle işlenen propaganda fiileri 6352 Sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi kapsamında bir düşünce ve kanaat açıklaması yöntemi olarak değerlendirilmemektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Uludere ilçesinde meydana gelen ve üçüncü kişinin ölümü ile sonuçlanan olayı protesto etmek için bir araya gelen grubun içinde yer alan sanıklar … ve …‘ün, kamera görüntülerinde silahlı terör örgütü lehine slogan atmaları veya grup tarafından atılan sloganlara eşlik etmeleri söz konusu olmayıp, yüzlerini kapatmalarının kimliklerinin gizlenmesi ve tanınmamalarını sağlayacak derecede olmaması sebebiyle müsnet terör örgütü propagandası suçu unsurlarının oluşmadığına dair Özel Daire bozma ilamında bir isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay CGK - Karar: 2017/132).

Örgütsel Döküman Gönderme Propaganda Suçu Değil, Örgüte Yardım Etme Suçudur

Hakkında beraat kararı verilen dosya sanığı T’ye Muş Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinde kayıtlı, PKK/KCK terör örgütünce kurulan İç Koordinasyon-Bilim Aydınlanma Çalışma Merkezi (…) tarafından hazırlanmış eğitim çalışması notlarından oluşan örgütsel dokümanları gönderen sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne yardım suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin hatalı değerlendirilmesi ile suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/4431).

Ağır Eleştiri Halinde Propaganda Yapma Suçu Oluşmaz

3713 sayılı Kanunun 7/2. fıkrasında tanımlanan terör örgütünün propagandasını yapma suçunun unsurları 11.4.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değiştirilerek “Terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek şekilde” propaganda yapmayı yaptırıma bağlamıştır.

Propaganda suçunun oluşması için; Terör örgütü ile ilgili bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtma, benimsetme ya da yayma amacıyla yapılmasının yanında terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermeli veya bu yöntemleri övmeli ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması gerekmektedir.

Somut olayda sanık tarafından 15.02.2016 tarihinde Erzurum ili … İlçesinde yapılan basın açıklamasında yer alan ifadelerin hükümet uygulamalarına yönelik ağır eleştiri niteliğinde olmakla ifade hürriyeti çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği halde, propaganda suçunun yukarıda açıklanan unsurlarını gerçekleştirmediği gözetilmeksizin, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/3637).

“Yaşasın PKK” Sloganı Yer İtibariyle Silahlı Örgüt Propagandası Suçu Oluşturmaz

Sanık hakkında propaganda suçu nedeniyle beraat karar verilmiştir.

Somut olay değerlendirildiğinde tutuklu bulunduğu cezaevinden duruşmaya katılması amacıyla adliyeye getirilen sanığın “yaşasın pkk” şeklinde attığı sloganın ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki potansiyel etkisinin sınırlı olduğu, ciddi bir tehlike yaratmadığı, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı ve sanığın silahlı terör örgütünün propagandası kastı ile hareket etmediği savunmasının aksi sabit olmadığından yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/3434).

Duruşmada Slogan Atılması Propaganda Suçu Değildir

Sanıkların eğitim ve öğretimin engellenmesi, terör örgütünün propagandasını yapmak, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, 2911 sayılı Kanuna aykırılık, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından yargılandıkları davanın duruşmasında hükmün tefhimi akabinde terör örgütünün kurucusu lehine slogan attıkları olayda, eylemin gerçekleştirildiği yer, koşullar ve muhatapları, dinleyici kitlesi ve bu kitleyi harekete geçirme potansiyeli bulunmadığı gibi atılan sloganların verilen mahkumiyet hükmü üzerine duyulan öfke sonucu söylendiği ve bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde, yasal olmayan gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/937).

Sanığın, Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak, kasten öldürmek, kasten öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımak suçlarından yargılandığı davada mahkumiyetine dair verilen hükmün tefhimi sonrasında; “biji serok apo, biji PKK, biji kürdistan” şeklinde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da teşvik eden içerik taşımayan slogan attığı kabul edilen eylemde, olayın meydana geldiği yer ve muhatap kitle de dikkate alındığında propaganda suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, müsnet suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 16 Ceza Dairesi - Karar No: 2016/2536).

Puşinin Yüzü Kapatmak İçin Kullanılması Tespit Edilmeden Propaganda Suçu Oluşmaz

Suça sürüklenen çocuğun üzerinde ele geçen puşiyi yüzünü kapatmak suretiyle eylemde kullanıldığına ilişkin tutanak ya da görüntü kaydının olmaması karşısında, terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/902).

Pankart Şiddet Çağrısı İçermiyorsa Propaganda Suçu Oluşmaz

Sanık hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçu yönünden kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;

T.C. Anayasasının 34. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 20, Birleşmiş Milletler Medeni Siyasal Haklar Sözleşmesinin 21, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 11, Çocuk Hakları Sözleşmesinin 15. ve 2911 sayılı Kanunun 3. maddesi ile teminat altına alınan ve istikrar kazanmış uygulamaya göre ifade özgürlüğü kapsamında, ifadenin açıklanma yöntemlerinden biri olarak kabul edilen (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.09.2014 tarih, 147-376 sayılı ve 10.11.2015 tarih 2015/9-111-381 sayılı kararları vb.) “silahsız ve saldırısız toplanma hakkı”, demokratik toplumun gelişmesinde temel değerlerden biriyse de, amacı suç teşkil eden bir toplantı ya da gösteri yürüyüşünün koruma alanı dışında kalacağında (2911 sayılı Kanunun 3. maddesi) ve bir nispi hak olması nedeniyle zorunlu hale geldiğinde meşru amaçlar için (Anayasa madde 34/2, AİHS madde 11/2) müdahaleye tabi tutulacağında kuşku yoktur.

Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın DEV-GENÇ imzalı bildiriye istinaden üzerinde “…. için ders yok, boykot var” yazısı bulunan ve “DEV-GENÇ” ibaresi yer alan pankartı, okul giriş kapasına asmaya çalıştığı esnada kolluk personelinin müdahalesi ile icra hareketlerini tamamlayamadığı somut olayda; asılmak istenen ancak güvenlik güçlerince engellenen pankart içeriğinin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9-69-99 sayılı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.06.2002 tarih 5079-6668 sayılı kararlarında da işaret olunduğu üzere TCK’nın 215. maddesinde düzenlenen “kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde suçu ve suçluyu övme” suçunun oluşacağı, bu husustaki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu da gözetilerek yapılan incelemede:

Ayrıntıları Dairemizin 09.02.2016 tarih, 2015/7466 E, 2016/1025 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, olay tarihi ve yeri, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, kolluk personelinin müdahalesi ile icra hareketlerinin tamamlanamadığı da gözetildiğinde, asılmak istenen pankart içeriğinin terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik eden bir muhteva da içermediğinin anlaşılması karşısında; terör örgütü propagandası suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek; sanık hakkında TCK’nın 215. maddesinde tanımlanan suçu ve suçluyu övme suçunun unsurları ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdiri yerine, yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde propaganda suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza dairesi - Karar : 2017/4573).

“Kurtulaşa Kadar Savaş” Sloganı Propaganda Suçu Oluşturmaz

Terör örgütü propagandası suçu nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Somut olayda çeşitli sendikalar ve legal sivil toplum kuruluşlarının yasal izin alarak organize ettiği cebir veya şiddete başvurmaksızın sonlanan 1 Mayıs gösterisinde “… Kurtuluşa Kadar Savaş” şeklinde atılan sloganın şiddeti çağrıştırsa bile toplumda bilinen ve kalıplaşmış sözlerden olduğu, izinli ve olaysız gösteride atıldığı ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki potansiyel etkisinin sınırlı olduğu ve ciddi bir tehlike yaratmadığı gibi, diğer sloganlarla birlikte değerlendirildiğinde genelinde hükümet icraatlarını eleştiri mahiyetinde ifadeler içerdiği, vahamet arz eden eylemlerin sanığın doğum tarihinden önce gerçekleştiği gözetildiğinde silahlı terör örgütü olduğu kabul edilen THKP/C ile toplantıyı organize eden legal dernekler arasında örgütsel bağlantıyı gösterir hiyerarşik ilişkiyi sanığın tespit etme olanağının bulunmamasına göre silahlı terör örgütünün propagandası kastı ile hareket ettiği savunmasının aksi sabit olmadığından yerel mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmediğinden;

Yapılan yargılama sonunda sanığa yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle beraate ilişkin hükmün oyçokluğuyla ONANMASINA, karar verildi (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2016/1025).

Örgüt Propagandası Suçunda Açık ve Yakın Tehlike

07.03.2012 tarihinde üniversite kampüsünde farklı siyasi görüşlere mensup iki öğrence arasında kavga olayı yaşandığı, bu hadise nedeniyle bölücü terör örgütünün internet sitelerindeki çağrı üzerine 08.03.2012 tarihinde 250-300 kişilik grubun toplanarak basın açıklaması yapmak istedikleri sırada, karşıt görüşlü bir öğrenciye saldırı girişimlerinin güvenlik güçleri tarafından önlendiği, grubun … terör örgütü lehine dolaylı ve doğrudan şiddete çağrı niteliğindeki slogan attığı, sanığın da “….” ve “…” (başkansız yaşam olmaz) şeklinde atmış olduğu sloganların, olayın oluş biçimi iki farklı siyasi görüşe mensup öğrenci grubu arasındaki süregelen cebir şiddete teşvik edici olması, kamu düzeni ve güvenliğinin bozulması için açık ve yakın tehlike oluşturması gözetildiğinde atılan sloganların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2016/622).

“Biji Serok Apo” Sloganı Silahlı Örgüt Propagandası Suçu Oluşturmaz

Sanığın … Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/48 esas sayılı dosyasında cezaevlerindeki açlık grevlerini protesto etme amacıyla yapılan yürüyüş ve basın açıklaması sırasında Biji Serok Apo (Yaşasın başkan Apo) ve … (Yaşasın zindan direnişçileri) şeklinde bölücü terör örgütünü ve liderini övücü nitelikte slogan attığı olayda, yukarıdaki açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde, sanığın sarfettiği sözlerin örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı, bu beyanların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde, yasal olmayan gerekçe ile sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2015/4456).

Basın Yayın Yoluyla Zincirleme Propaganda Yapma Suçu

Sanığın sorumlu müdürü olduğu suça konu haftalık Demokratik Ulus gazetesinin, 25 Eylül - 2 Ekim 2012 tarihli, 2-9 Ekim 2012 tarihli, 9-14 Ekim 2012 tarihli, 16-21 Ekim 2012 tarihli, 30 Ekim - 5 Kasım 2012 tarihli ve 13-19 Kasım 2012 tarihli sayılarında, silahlı terör örgütü PKK/KCK ve örgütün sözde silahlı kanadı HPG’nin; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden açıklamalarını yayınladığı ve aynı sayılarda yayınlanan haber ve köşe yazılarının içeriğinde silahlı terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasının yapıldığının anlaşılması karşısında; Basın Kanununun 11. maddesi de nazara alınarak sanığın zincirleme şekilde işlediği 3713 sayılı Kanunun 6/2. ve 7/2. maddelerinde düzenlenen suçlardan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1098).

Umuma Kapalı Facebook Hesabından Propaganda Suçunda Arttırım Yapılamaz

Sanık hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin yapılan incelemede;

Yapılan yargılamada silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak suçunun sübutu kabul edilmiş, cezasını azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan sanık ve müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 3713 sayılı Kanuna göre; terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasının basın ve yayın yoluyla yapılması durumundan sanığa verilecek cezada artırım yapılması öngörülmüştür.

Türk Dil Kurumuna göre basın; “Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü”, yayın ise, “Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb. neşriyat” olarak tanımlanmıştır.

Somut olayda umuma kapalı sadece sınırlı sayıda arkadaşına açık facebook profili üzerinden silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığı anlaşılan sanık hakkında unsurları oluşmayan 3713 sayılı Kanunun 7/2-2. cümlesi uyarınca artırım yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/987).

Umuma Açık Facebook Profilinden İnternetten (Basın Yayın Yoluyla) Propaganda Suçu

Sanığın terör örgütünün propagandasını yapma suçu nedeniyle 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın silahlı terör örgütü propagandası niteliğindeki eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlemesine rağmen cezasının TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca artırıma tabi tutulması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini ve umuma açık facebook isimli paylaşım sitesindeki sayfasında terör örgütü propagandası niteliğindeki şarkıları paylaşmak suretiyle propaganda suçunu işleyen sanık hakkında hükmolunan cezada 3713 sayılı Kanunun 7/2-2. cümlesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi; hükmün 3. fıkrasında sanık hakkında “pişmanlık gösterip tekrar suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat edinilmediğinden; CMK 231/5 vd, 50. ve 51 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına” karar verildiğinin belirtilmesine rağmen, bir sonraki fıkrada TCK’nın 50/1-a maddesi gereğince kısa süreli hapis cezasının para cezasına çevrilmesi şeklindeki uygulama sanık lehine olmakla, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya kapsamına göre sanığın 21.03.2012 tarihinde katıldığı nevruz kutlamalarında, alan içerisinde sözde PKK bayrağı olan kürdistan ulusal kurtuluş cephesi (ERNK)’ne ait bez parçasını yüzünü siyah beyaz puşi ile kapatarak taşıyan kişilerden birini kendi yüzü de kapalı olduğu halde sırtına alarak taşınmasına yardımcı olduğu ve 10.02.2012 ve 25.03.2012 tarihlerinde facebook isimli paylaşım sitesinde herkese açık olan sayfasında terör örgütü propagandası niteliğindeki şarkıları paylaştığı anlaşılmış olup, kısa kararda ve hüküm fıkrasında sanık hakkında temel ceza belirlenirken oluşa uygun olmayan “terör örgütü PKK nın üye veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde “…” şeklinde slogan atarak” ifadelerinin yazılması, hükmün temel ceza belirlenmesine ilişkin fıkrasından “terör örgütü PKK nın üye veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde… şeklinde slogan atarak” ifadelerinin çıkarılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1150).

Suç ve Suçluyu Öveme Suçu ile Örgüt Propagandası Suçu Arasındaki Fark

Olay tutanağı, görüntü izleme ve inceleme tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilişini protesto etmek amacıyla düzenlenen yürüyüş ve basın açıklaması sırasında sanığın, üzerinde PKK terör örgütünün sözde bayrağının figürünün yer aldığı pankartı taşıdığı ve “biji serok apo” şeklinde slogan attığı somut olayda; atılan sloganın ve taşınan pankartın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9-69-99 Sayılı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.06.2002 tarih 5079-6668 Sayılı kararlarında da işaret olunduğu üzere TCK’nın 215. maddesinde düzenlenen “kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde suçu ve suçluyu övme “suçunun oluşacağı, bu husustaki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu da gözetilerek, sanık hakkında 2911 Sayılı Kanun’un 24/3 maddesi gereğince kolluk marifetiyle işlem yapılması gerektiğinde şüphe bulunmadığının tespiti ile yapılan incelemede:

Ayrıntıları Dairemizin 09.02.2016 tarih, 2015/7466 E. 2016/1025 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, olay tarihi ve yeri, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, toplantının olaysız dağılmış olması da gözetildiğinde, atılan sloganın ve taşınan pankartın terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik eden bir muhteva da içermediğinin anlaşılması karşısında; terör örgütü propagandası suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek;

Sanık hakkında TCK’nın 215. maddesinde tanımlanan suçu ve suçluyu övme suçunun unsurları ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdiri yerine, yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2017/4856).

Facebook Sosya Medya Hesabı Üzerinden Yapılan Propagandanın Araştırılması

Sanığın suça konu facebook adresinin kendisine ait olmadığını ve bu adresi kullanmadığını savunması karşısında, paylaşımların yapıldığı facebook adresinin bağlı olduğu elektronik posta adresi facebook şirketine sorularak tespit edilip, bu adrese hangi IP numarası ile erişim sağlandığı ilgili şirket ve internet sağlayıcısından sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde terör örgütü propagandası yapma suçundan beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1032).

Sosyal Medya Hesabından Zincirleme Propaganda Suçu

Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında sosyal medya hesabı üzerinden birden fazla paylaşımda bulunarak terör örgütünün propagandasını yapma suçunu işlediğinin iddia ve kabul edilmiş olmasına karşılık, sanık hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.

TCK’nın 58/9. maddesinin bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı göz önünde bulundurularak, “görevi yaptırmamak için direnme”, “terör örgütünün propagandasını yapma”, “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması” suçlarından kurulan hükümlerde sanık hakkında anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozma nedenidir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2018/434).


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin Uyarı

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınız hukuk forumu bölümünde cevaplanmaktadır: Hukuk Forumu

Paylaş
Read more!