0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Haksız Tahrik Nedir?

Haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi halinde ceza sorumluluğunu azaltan bir ceza indirimi nedenidir. Haksız tahrik etkisi altında suç işleyen kişinin kusur yeteneğinde bir azalma söz konusudur. Kusur yeteneğinde azalma meydana gelen fail, haksız tahrik altında suç işlediğinden ceza indiriminden yararlanır.

Haksız Tahrik Şartları

TCK md. 29, haksız tahrik şartlarına ayrıntılı yer vermeden, “haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimsenin” ceza indiriminden yaralanacağını kabul etmiştir. Haksız tahrikin derecesi yapılacak ceza indirimi oranını da belirleyecektir. Daha çok Yargıtay kararlarıyla belirlenmiş olan haksız tahrik şartları şunlardır:

Haksız Tahrik Oluşturan Bir Fiil Bulunmalı

Fail, mağdurun kendisine dönük haksız bir fiil gerçekleştireceği zannıyla mağdura karşı bir suç işlerse haksız tahrik nedeniyle ceza indiriminden yararlanamaz. Haksız tahrik şartlarının oluşabilmesi için mağdurun faile karşı somut bir haksız fiil ika etmesi gerekir. Ortada somut bir fiil olmadan failin mağdur hakkındaki kişisel kanaatleri, mağdurun geçmişi, fail ile mağdur arasındaki ilişki gibi kriterlerden hareketle failin haksız tahrik altında suç işlediği savunmasına bir hukuksal değer atfedilemez. Mantıksal çıkarım yoluyla somut bir fiil olmadan mağdurun faile karşı haksız bir fiil ika edeceği düşüncesi haksız tahrik uygulamasında kabul edilemez. Örneğin, “bu adam zaten daha önce 3 kişi bıçaklamış, aramızda küçük bir tartışma çıkınca beni bıçaklayabileceğini düşündüm ve bıçakladım” şeklindeki bir savunma haksız tahrik nedeniyle ceza indirimi almak için yeterli değildir. Çünkü mağdurun faile dönük haksız tahrik teşkil eden somut bir fiili yoktur.

Haksız Tahrike Neden Olan Fiil “Haksız Bir Fiil” Olmalı

Mağdur tarafından faile karşı ika edilen fiil haklı bir nedenden kaynaklanıyorsa fail haksız tahrik nedeniyle ceza indiriminden yararlanamaz. Fiilin haksız bir fiil olup olmadığı her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Örnek vermek gerekirse, İstanbul’da komşu olan Ahmet ve Ali adında iki komşu olduğunu kabul edelim. Ahmet, çöpü kapı önüne koyan komşusunu akşam vakti geç saatlerde uyarmış, komşusu Ali de Ahmet’in geç saatte kapısına gelmesine sinirlenerek yaşanan tartışmada Ali’yi bıçaklamıştır. Bu vakıada Ahmet’in fiili, apartman kurallarına aykırı davranan komşusu Ali’yi uyarmaktan ibarettir. Saatin geç olması bir görgü kuralının ihlalidir. Geç vakitte kapının çalınması gerekçe gösterilerek ceza indiriminden yararlanılamaz. Çünkü fiil, haksız bir fiil değildir.

Fail, Öfke veya Şiddetli Elemin Etkisi Altında Kalmalı

Haksız tahrik altında hukuka aykırı bir fiil işleyen fail öfkeyle veya şiddetli bir elemin tesiriyle hareket etmelidir. Failin öfkelenip öfkelenmediği veya şiddetli bir elemin tesiri altında hareket edip etmediği işlediği fiilden önceki davranışlarından anlaşılabilir. Örneğin, bir kişi kendisine küfrederken karşı tarafı sakinleştiren, ama bir hafta sonra ticari bir anlaşmazlık nedeniyle mağduru bıçaklayan kişi ceza indiriminden yararlanamaz.

İşlenen Suç, Öfke ve Elemin Oluşturduğu Ruhi Durumun Sonucu Olmalı

Öfke veya eleme neden olan haksız fiil, failde ruhsal bir değişiklik yaratır. Failin ruh hali haksız fiilden önceki duruma göre oldukça değişmelidir. Fail bir ruhsal tepki olarak mağdura karşı bir suç işlemelidir. Fail ruhsal bir tepkiyle değil de soğukkanlı bir şekilde mağdura karşı bir suç işlerse haksız tahrik hükümlerinden istifade edemez. Örneğin, Bakırköy’de yaşayan Erkan, Büyükçekmece’de yaşayan Mehmet’i aralarındaki bir anlaşmazlık nedeniyle öldürmeyi 1 aydan beri planlamış, olay günü Bakırköy’den Büyükçekmece’ye kadar silahlı bir şekilde gelmiş, mağdurun eve dönmesini saatlerce beklemiş, mağdur gelince de kapıda mağdurla tartışmış ve mağdur kendisine hakaret etmiştir. Hakaretten sonra mağduru öldürmüştür. Erkan’ın mağdura karşı işlediği fiil hakaretten kaynaklanan ruhi bir tepki olarak işlenmiş değildir. Fiil tasarlanmıştır, ruhsal bir tepkiyle işlenmediği için de haksız tahrik hükümleri uygulanamaz.

Haksız Tahrik İndirimi ve İlk Haksız Hareket Kavramı

Haksız tahrik uygulamasında ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığı çok önemlidir. İlk haksız hareketi fail kendisi yapmışsa, ceza indiriminden yararlanamaz. Haksız tahrik uygulamasında temel kural, ilk haksız hareketin mağdurdan sadır olmasıdır. Örneğin; Bir konu üzerine konuşurlarken Mehmet aniden sinirlenmiş ve arkadaşı Ali’ye yumruk atmıştır. Yumruğa sinirlenen Ali de karşılık vererek Mehmet’e yumruk atmıştır. Mehmet, kendisine karşılık verilmesine sinirlenerek Ali’yi silahla vurarak öldürmüş ve hakkında kasten adam öldürme suçu işlediği iddiasıyla dava açılmıştır. Bu somut olayda, adam öldürme suçu işlediği iddiasıyla yargılanan Mehmet’in haksız tahrik indirimi hükümlerinden yararlanması mümkün değildir. Çünkü, ilk yumruğu atarak ilk haksız harekete kendisi neden olmuştur.

Bazı durumlarda ilk haksız hareket failden kaynaklansa bile, aşağıda açıkladığımız üzere “haksız tahrikte dengenin bozulması” hali söz konusuysa fail, haksız tahrik indirimi hükümlerinden yararlanabilir.

Bir kavga sırasında ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde anlaşılamıyorsa, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği, bu durum sanık lehine yorumlanarak TCK 29. maddede düzenlenen haksız tahrik indirimi hükümleri sanık hakkında uygulanır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2002/4-238, Karar No: 367, Tarih: 22.10.2002).

Failin ceza indiriminden yararlanabilmesi için haksız tahrik teşkil eden fiilin bizzat mağdurdan kaynaklanması gerekir. Üçüncü kişilerin haksız fiili nedeniyle mağdura karşı bir suç işleyen fail haksız tahrik hükümlerinden istifade edemez. Örneğin, A şahsının kendisine “şerefsiz” diyerek küfür etmesine sinirlenen B’nin, elindeki bıçakla A’nın kardeşini bıçaklaması halinde haksız tahrik hükümleri B hakkında uygulanamaz. Çünkü mağdurun kendisine karşı haksız bir fiili yoktur.

Mağdurun ilk haksız hareketi faile veya failin yakınlarına yönelik olabilir. Önemli olan ilk haksız fiilin mağdurdan sadır etmiş olmasıdır.

Haksız Tahrikte Dengenin Bozulması

Fail ve mağdurun karşılıklı haksız fiillerde bulunması halinde haksız tahrikte dengenin bozulup bozulmadığı incelenmelidir. Fail, haksız bir eylemle mağduru tahrik ettikten sonra karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını savunamaz. Ancak failin karşılaştığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hal almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin edilmelidir. Örneğin; A şahsı, B şahsına küfür etmiş, B’de kendisine küfreden A’yı bıçaklamış, A da belinde bulunan silahla B’yi yaralamıştır. A şahsının silahla kasten adama yaralama suçu iddiasıyla yargılandığı bu somut olayda; A şahsı ilk haksız hareketi küfür ederek yapmış, B şahsı ise A’yı bıçaklayarak aşırı bir tepki vermiş ve haksız tahrikte dengeyi bozmuş, A şahsı da kendisini aşırı bir tepkiyle bıçaklayan B’yi haksız tahrik altında silahla yaralamıştır. Bu durumda haksız tahrikte denge bozulduğu için ilk haksız hareket A’dan kaynaklansa bile A haksız tahrik hükümlerinden yararlanır.

Ağır Haksız Tahrik - Hafif Haksız Tahrik Ayrımı

Ağır haksız tahrik, tahrikin derecesinin ağır ve şiddetli olması; hafif haksız tahrik ise faile yönelen haksız hareketin elem ve üzüntüye sebebiyet vermesiyle birlikte tahrikin daha önemsiz bir boyutta kalması halini tarif eder.

Yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK, “ağır haksız tahrik” - “hafif haksız tahrik” ayrımını kaldırmıştır. Mevcut TCK’nın 29. maddesi, “ağır haksız tahrik” - “hafif haksız tahrik” ayrımı yerine, haksız tahrik uygulaması nedeniyle indirimin belirlenen alt sınır ve üst sınır arasında mahkeme tarafından yapılmasını düzenlemiştir. Mahkeme, haksız tahrik indirimi yaparken olayın özellikleri, olaydan önce ve olay sırasında tarafların davranışları, failin içinde bulunduğu koşullar vb. gibi kriterleri dikkate alarak daha önce verilen yargısal kararlar ışığında indirim oranını belirleyecektir. Mahkeme, takdir hakkını somut vakıaya uygun kullanmak zorundadır. Hemen belirtelim ki; haksız tahrik indirimi konusunda yerel mahkemelerin yanlış uygulama içeren çok sayıda kararı Yargıtay tarafından bozulmaktadır.

Haksız Tahrik Halinde Ceza İndirim Oranı (TCK md.29)

Haksız tahrik altında suç işleyen kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir (TCK md. 29). Örneğin, haksız tahrik altında kasten adam öldürme suçu işleyen kişi tahrikin derecesine göre 12 yıl ile 18 yıl arasında cezalandırılır. Adam yaralama suçu işleyen kişinin belirlenen temel cezası 1/4 ile 3/4 arasında indirilir.

Bazı suçların haksız tahrik altında işlenmesi halinde ceza verilmemesini öngören özel düzenlemeler vardır. Örneğin, karşılıklı hakaret halinde taraflardan birine veya her ikisine ceza verilmeyebilir. TCK, Hakaret Suçu açısından haksız tahrik kurumunu özel bir hükümle düzenlemiştir.

Haksız Tahrik ve Meşru Müdafaa İlişkisi

Ceza avukatı, mağdurun faile yönelttiği fiile karşı haksız tahrik mi yoksa meşru müdafaa savunması mı yapılması gerektiğini dikkatli bir şekilde analiz etmelidir. Çünkü, meşru müdafaa olarak düşünülen bir fiil, ulaştığı boyut itibariyle haksız tahrik derecesinde kalabilir. Meşru Müdafaa hali, failin cezalandırılmaması sonucunu doğurur. Mağdura karşı işlenen fiilin meşru müdafaa amacıyla mı yoksa haksız tahrik altında mı işlendiği, faile ceza verilip verilmeyeceğini, ceza verilecekse hangi miktarda bir ceza verileceğini tayin edecektir.

Haksız Tahrik İndirimi Yargıtay Kararları


  • Şikayetçi, sanığın arabasına taş atmış, uyarılara rağmen taş atmaya devam etmiştir. Sanık, şikayetçinin taş atması eylemine karşı kasten adam yaralama suçu işlemiştir. Sanık ikayetçinin kendisine taş atmasından etkilenerek kasten adam yaralama suçu işlediğini savunmuştur. Olayın gelişim tarzına göre sanık haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılmalıdır ( Yargıtay 3. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/34604, Karar No: 2015/11953, Tarih: 02.04.2015 ).

  • Ölen kişi, sanığa yumrukla saldırmış ve sanığı yaralamıştır. Sanık, mağdurun saldırdığı olayda basit bir şekilde darp edilmiştir. Darp edilen sanık, mağdura saldırmış ve mağduru öldürmüştür. TCK md. 29, haksız tahrik altında adam öldürme suçu işleyen kişinin 12 yıl ile 18 yıl arasında cezalandırılması gerektiğini öngörmüştür. Haksız tahrik uygulaması yapılırken sanığa 16 yıl ceza verilmiştir. Sanığın maruz kaldığı darp basit bir darptır, bu nedenle üst sınırdan 18 yıl ceza tayini gerekir ( Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/4878, Karar No: 2015/860, Tarih: 23.02.2015).

  • Bakkallık yapan mağdur, failin eşinin elini tutarak “seninle görüşelim, konuşalım” demiştir. Aile büyükleri araya girerek bu sorunu tatlıya bağlamıştır. Bu olaydan sonra sokakta karşılaştıklarında mağdur faile “ne bakıyorsun lan” demiştir. Mağdura av tüfeğiyle yakından ateş eden fail, kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanmalıdır. Mağdurdan kaynaklanan söz ve davranışlar nedeniyle failin cezasından 1/2 oranında yapılan indirim fazladır. TCK’nın 29. Maddesine göre 1/4 ile 3/4 oranları arasında yapılması gereken indirim, sanıkla eşine yönelen haksız tahrik oluşturan söz ve davranışların niteliği dikkate alınarak asgari orana yakın bir ceza indirimi olmalıdır ( Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/6098, Karar No: 2015/330, Tarih: 29.01.2015).

  • Sanığın aşamalarda değişmeyen “… olay tarihinde polislere ne olduğunu, ne amaçla geldiklerini, Savcılıktan emniyetten izin alıp almadıklarını sorduğu, polislerin de yok diyerek dalga geçtikleri, üzerine çullandıkları, hatta balkondan atlamak suretiyle içeriye girip evin içinde kendisini dövdükleri,…” şeklindeki savunması, bu hususu doğrulayan adli rapor içeriği üzerinde durularak olayın başlangıcı ve gelişimi irdelenip sanık hakkında TCK’nın 29. maddesi gereği haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılması gerekir ( Yargıtay 5. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/11849, Karar No: 2015/1407, Tarih: 20.01.2015 ).

  • Maktulün eylemi sanığa hakaret etmekten ibarettir. Hakaretin oluşturduğu haksız tahrik altında maktulü öldüren faile 15 yıl ceza verilmiştir. TCK’nın 29. maddesine göre faile haksız tahrik nedeniyle 12 yıl ile 18 yıl arasında bir ceza belirlenmelidir. Mağdurun hakaretten ibaret eylemi nedeniyle ceza verilirken en asgari oranda indirim yapılarak faile 18 yıl ceza verilmelidir ( Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/2290, Karar No: 2014/3973, Tarih: 17.09.2014 ).

  • Elinde kırık bira şişesi olan maktul hem failin üzerine yürümüş hem de tehdit ve küfür içeren sözler söylemiştir. Fail haksız tahrik altında maktulü bıçakla öldürmüştür. Fail hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanarak 18 yıl ceza verilmiştir. Maktulün sergilediği haksız hareketin ulaştığı boyut dikkate alındığında faile verilen 18 yıl ceza fazladır. TCK’nın 29. maddesi gereği 12 yıl ile 18 yıl arasında uygun bir ceza tayin edilmelidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/2551, Karar No: 2014/3485, Tarih: 11.06.2014)

  • Sanık, ceza mahkemesi tarafından haksız tahrik indirimi yapılarak cezalandırılmıştır. Ceza davasının sanığı olan kişi, aynı zamanda maddi tazminat davasının davalısıdır. Haksız tahrik nedeniyle ceza mahkemesinde ceza indirimi yapılan davalı aleyhine hukuk mahkemesinde maddi tazminat hesaplanırken maddi tazminattan indirim yapılması gerekir ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Esas No: 2012/5199, Karar No: 2013/4685, Tarih: 14.03.2013 ).

Haksız tahrik, sanığa verilecek cezada önemli oranda indirim imkanı sağladığından savunmanın bir Ceza avukatı aracılığıyla yapılması failin lehine olacaktır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!