0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Suça Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme Nedir? (TCK 35-36)

Ceza hukukunda suça teşebbüs, işlenmesi amaçlanan bir suçun ceza kanununda yazılı icra hareketlerine başlanılmasından sonra failin iradesi dışındaki sebeplerle suçun tamamlanamamasıdır (TCK md.35).

TCK md. 35’te “genel hükümler” arasında düzenlenen suça teşebbüs iki şekilde meydana gelir:

  • Fail, icra hareketlerine başlamış, ancak elinde olmayan nedenlerle icra hareketleri yarıda kalmış ise suça teşebbüs edilmiş olur. Örneğin, hırsızlık yapmak için bir eve merdiven dayadığı sırada ev sahibinin görmesi üzerine kaçan kişinin fiili yarıda kaldığından hırsızlık suçu teşebbüs aşamasında kalmıştır.

  • Fail, icra hareketlerini tamamlamasına rağmen failin iradesi dışındaki engel bir sebepten neticenin meydana gelmemesi halinde suça teşebbüs söz konusu olur. Örneğin, silahla mağdurun vücuduna doğru hedef gözeterek 7-8 el ateş edilmesine rağmen mağdurun ölmemesi halinde suç teşebbüs aşamasında kalır ve fail kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle cezalandırılır.

Ceza hukukunda gönüllü vazgeçme, işlenmesi amaçlanan bir suçun icra hareketlerine başladıktan sonra failin kendi iradesi veya çabasıyla hareketlere son vermesi veya suçun meydana gelmesini engellemesidir (TCK md. 36).

TCK md. 36’da “genel hükümler” arasında düzenlenen gönüllü vazgeçme de iki şekilde meydana gelir:

  • Fail, icra hareketlerine başlamış ancak suçu tamamlamaktan kendi iradesiyle vazgeçmişse, gönüllü vazgeçme söz konusu olur. Örneğin, yağma suçu işlemek için bıçak temin ederek mağdurun işyerine kadar giden fail, işyerinde mağduru tehdit etmeden veya cebir uygulamadan fiili işlemekten kendi iradesiyle vazgeçerse, fail hakkında gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.

  • Fail, icra hareketlerini tamamlamış ancak sonucun meydana gelmesini kendi çabasıyla engellemiş ise, fail hakkında gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır. Örneğin, fail, çalıştığı yerin arka kapısını iştirak halinde hırsızlık yapmak için açık bırakmış, suç ortakları kapıdan içeri girerek bazı malları almış, ancak fail işyerine gelerek malları eski yerine koymuşsa, fail hakkında gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.

Suça Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme Halinde Ceza

Suça teşebbüs halinde faile mutlaka bir ceza verilir, ancak verilen cezada indirim yapılır. Gönüllü vazgeçme halinde kural olarak faile ceza verilmez, ancak failin vazgeçme anına kadar sergilediği davranışlar başlı başına başka bir suç oluşturuyorsa fail bu suç nedeniyle cezalandırılır.

Suça teşebbüs” ve “gönüllü vazgeçme” halinde işlenen fiilin cezası şu şekilde belirlenir:

  • Suça teşebbüs halinde fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 13 yıldan 20 yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir (TCK md.35/2).

  • Gönüllü vazgeçme halinde fail, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır. Örneğin, bebeğini ölüme terk eden anne, 2 gün sonra bu hareketinden vazgeçerek bebeği hastaneye götürdüğünde bebeğin bir organının fonksiyonunu yitirdiği anlaşıldığında; fail, gönüllü vazgeçme hükümleri gereği kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan değil, tamamlanmış kasten yaralama suçu nedeniyle cezalandırılacaktır.

Suça Teşebbüs Şartları (TCK 35)

Suça teşebbüsün varlığından bahsedebilmek için asgari aşağıdaki şartların bir arada bulunması gereklidir (TCK md.35):

  • Fail tarafından belirli bir suçun işlenmesinin “kastedilmesi” gerekir. TCK md. 35/1 maddesi “kişi, işlemeyi kastettiği” ibaresiyle, suça teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi için failin bir suçu tamamlamayı kastetmesini aramaktadır.

  • Suçun işlenmesi için “elverişli hareketler” yapılmalıdır. Örneğin, kuru sıkı tabanca olduğunu bilmeden bir kimseye öldürmek maksadıyla ateş eden fail, adam öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılamaz. Çünkü, suçu işlemek için kullandığı araç neticenin oluşmasına elverişli değildir. Elverişlilik, hem suçun işlendiği araç hem de suçun konusu bakımından söz konusudur. Madde gerekçesinde failin “uygun hareketler” icra ederek fiili gerçekleştirmesi suça teşebbüs açısından zorunlu kabul edilmiştir.

  • Failin suça teşebbüsten sorumlu tutulabilmesi için icra hareketlerine başlaması gerekir. TCK md. 35, bu hususu “doğrudan doğruya icraya başlayıp” ibaresiyle ifade etmiştir. Ceza hukukunda kural olarak suça hazırlık hareketleri cezalandırılmaz. Failin suça teşebbüs hükümleri gereği sorumlu tutulabilmesi için en azından hazırlık hareketleri aşamasını geçmiş ve suçun icra hareketlerine başlamış olması gerekir. Örneğin, fail bir kimseyi öldürmek için silah, eldiven ve maske satın almış suçu işlemek için olay mahaline gitmiş, ancak olay mahalinin kalabalık olması nedeniyle imkan bulamamışsa, tüm bu hareketler hazırlık hareketi olduğu için failin cezalandırılması söz konusu olmaz. Ancak, fail silahını çıkarıp ateş etmiş ve kurşun mağdurun kulağını sıyırmış ise icra hareketleri sergilendiğinden, fail kasten öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle cezalandırılacaktır.

  • Fail, suçun icra hareketlerini sergiledikten sonra failin elinde olmayan engeller nedeniyle neticenin gerçekleşmemesi, yani suçun failin iradesi dışındaki sebeplerle tamamlanamaması gerekir. TCK md. 35, bu durumu “elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise” ibaresiyle ifade etmiştir. Örneğin, bıçakla mağduru tehdit ederek üstündeki parasını isteyen fail çevredekilerin müdahalesiyle engellendiğinde, yağma suçuna (gasp suçu) teşebbüs nedeniyle cezalandırılır. Çünkü, fail icra hareketlerine başlamış ve kendi iradesi dışındaki engel nedeniyle suçu tamamlayamamıştır.

Gönüllü Vazgeçme Şartları (TCK 36)

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulama koşullarını şu şekilde açıklamaktadır (CGK -2015/62 K.):

Suç yolunda ilerleyen sanık daha fazla ilerleme imkanına ve kanaatine sahip olduğu halde, suç yolunda ilerlemeyerek icrayı yarıda bırakmışsa ya da icra hareketleri tamamlandıktan sonra kendi çabası ile sonucun meydana gelmesini önlemişse vazgeçmenin gönüllü olduğu, buna karşılık fail icraya başlarken gözönünde tuttuğu ve hesaba kattığı risklerden başka bir faktör nedeniyle icra hareketlerine devam etmemişse ya da sonuca ulaşamamışsa vazgeçmenin gönüllü olmadığı, bu halde icra hareketleri failin elinde olmayan engelleyici nedenlerle bitirilemediğinden ya da sonuç failin elinde olmayan nedenlerle meydana gelmediğinden suça teşebbüs söz konusu olur.

Gönüllü vazgeçmenin varlığı için gerekli şartlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Öncelikle kasıtlı bir suçun işlenmesine yönelik olarak icra hareketlerine başlanmalı,
  • Suç tamamlanmadan önce vazgeçme gerçekleşmeli,
  • Vazgeçmenin konusu; icra hareketinin devamına, suçun tamamlanmasına ya da sonucun gerçekleşmesine yönelik bulunmalı yani sanık suçun icra hareketlerinden vazgeçmeli ya da kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya sonucun gerçekleşmesini önlemeli,
  • Vazgeçme gönüllü olmalı yani fail suçun icra hareketlerini isteyerek terketmeli ya da suçun tamamlanmasını veya sonucun gerçekleşmesini isteyerek önlemeli,
  • Suçun tamamlanmasının önlenmesi veya sonucun gerçekleşmesinin engellenmesi, failin çabalarıyla meydana gelmelidir.

Vazgeçmenin subjektif şartı olan gönüllülük, gerçek anlamda pişmanlığı ifade etmemektedir. Korktuğu ya da mağdura acıdığı için veya vicdan azabı, tanrı korkusu gibi başkaca iç etkenlerin varlığıyla vazgeçmesi durumunda da fail hakkında gönüllü vazgeçme söz konusu olacaktır. Önemli olan failin kendi iradesi ile suç işlemekten vazgeçmesi icra hareketlerini yarıda bırakması ya da neticenin gerçekleşmesini engellemesi olup, vazgeçmenin kaynağını insanın özünde olması gereken iyilik duygusundan alması gerekli değildir. Esasen ceza muhakemesinde psişik dürtülerin kaynağını ispatlamak da kolay olmadığından, faile ceza vermemek için fiili isteyerek kesmesi yeterli görülmelidir. Böylece, vazgeçmenin içten bir pişmanlığın sonucu olması gerek olmayıp failin samimiyeti aranmayacağından, suçu daha sonra işlemek üzere vazgeçmiş olması halinde dahi, kamu düzeni de bozulmamış olduğu için gönüllü vazgeçme hükmünden yararlandırılacaktır.

Suça Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme Arasındaki Fark Nedir?

Kanundaki tanım uyarınca gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki ayrım şu şekilde özetlenebilir (CGK-2015/62):

Teşebbüs, suçun tamamlanması veya neticenin gerçekleşmesinin, failin elinde olmayan nedenlerle meydana gelmemesi olarak tanımlanmışken, gönüllü vazgeçmede failin iradi hareketi veya çabası ile icra hareketlerinin terkedilmesi ya da suçun tamamlanmasının önlenmesi söz konusudur.

Suç tamamlanmadan veya sonuca ulaşılmadan önce vazgeçme gerçekleştiğinden, gönüllü vazgeçme etkin pişmanlıktan da farklıdır. Etkin pişmanlık, belirli bazı suçlar için suçun tamamlanmasından sonraki pişmanlığı düzenlemekte ve tamamlanan bir suçun yol açtığı zararın giderilmesi, eski hale getirilmesi veya malın iadesini kapsamaktadır. Bu nedenle, etkin pişmanlık suçun tamamlanmasından sonra, gönüllü vazgeçme suçun tamamlanmasından önce söz konusu olur.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu ve Cezası

Kasten insan öldürme suçu, insan hayatına kasten son verilmesiyle oluşan ve teşebbüse elverişli bir suçtur.

Uygulamada, fail tarafından işlenen fiilin “kasten adam yaralama suçu” mu yoksa “kasten insan öldürmeye teşebbüs suçu” mu olduğu konusunda çoğu zaman mahkemeler tarafından hatalı kararlar verildiği görülmektedir.

Kasten yaralama suçu ile kasten insan öldürmeye teşebbüs suçu arasındaki ayırıcı temel nokta her bir suçun manevi unsurunun farklılığına dayanır. Kasten yaralama suçunda daha hafif sonuç (darp ve yaralama) istenilmiş olup daha ağır sonuç (ölüm) fail tarafından istenilmiş değildir. Fail, daha ağır sonucun gerçekleşmesini istediği takdirde, kastın insan öldürmeye yönelik olduğu kabul edilir.

Kasten öldürmeye teşebbüs, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak değerlendirilir. Yargıtay, bir fiilin kasten öldürmeye teşebbüs olup olmadığının şu şartlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirlemiştir (Yargıtay CGK - Karar: 2008/184):

  • Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,

  • Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,

  • Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,

  • Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,

  • Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği,

  • Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, başka bir anlatımla olayın kendine özgü tüm özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır.

Kasten öldürmeye teşebbüs suçunun cezası, müebbet hapis cezası yerine 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır.

Suça teşebbüs ve gönüllü vazgeçme, failin cezalandırılıp cezalandırılmayacağı veya cezalandırılacaksa ne şekilde cezalandırılacağı hususunda dikkatli bir şekilde inceleme yapılmasını gerektiren önemli ceza hukuku kurumlarından olduğundan, somut vakıanın bir avukat tarafından değerlendirilmesinde yarar vardır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!