0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu Nedir? (TCK 204)

Resmi evrakta (belgede) sahtecilik suçu, kamu güvenine karşı suçlar arasında TCK 204. maddede düzenlenmiştir. Resmi evrakta sahtecilik, üç farklı seçimlik hareketle kasten işlenebilen bir suçtur:

  • Sahte resmi belge üretilmesi veya mevcut resmi belgenin gerçeğe aykırı düzenlenmesi,

  • Gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi,

  • Sahte resmi belgenin kullanılması.

Yukarıdaki üç seçimlik hareketten herhangi birinin fail tarafından işlenmesiyle resmi evrakta (belgede) sahtecilik meydana gelir. Resmi evrakta sahtecilik suçu ile Özel Evrakta Sahtecilik Suçu arasındaki en önemli fark, birincisinde sahtecilik konusu evrak aslının yetkili resmi memur tarafından düzenlenmesidir.

Resmi Evrakta Sahtecilik ve Mağdur

Resmi evrakta sahtecilik suçu bir kişi aleyhine işlense bile suçun mağduru daima devlet olarak kabul edilmektedir. Fail, suçu işleyerek kamu güvenini zedelemiştir. İşlenen suç nedeniyle maddi-manevi zarar gören gerçek kişiler mağdur değil, “suçtan zarar gören” sıfatıyla soruşturma ve kovuşturmada şikayetçi olup yargılamaya katılabilirler (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 2014/202 K.).

Resmi Evrakta Sahtecilik ve Şikayet Süresi

TCK’da şikayete tabi suçlarda şikayet süresi genel olarak fiilin işlenmesinden itibaren 6 aydır.

Resmi evrakta sahtecilik suçu, şikayete bağlı olmadığından herhangi bir şikayet süresi yoktur. Bu suçun zamanaşımı süresi en basit halde dahi 8 yıl olduğundan, suçun şikayetçi tarafından 8 yıl içinde savcılığa bildirilmesi halinde savcılık soruşturma yapabilir. Ancak, suçun mümkün olan en kısa sürede savcılığa bildirilmesi etkin bir soruşturma yapılması açısından önemlidir.

Resmi Evrakta (Belgede) Sahtecilik Suçunun Şartları

Resmi evrakta sahtecilik suçunun maddi konusu resmi bir belgedir. Aldatıcılık özelliğine sahip resmi belgenin ve suçun özelliklerine, suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hallerine aşağıda tek tek değinilecektir.

Resmi Evrakta (Belgede) Sahtecilik Suçu ve Resmi Belge

Resmi evrakta sahtecilik suçunun konusunu oluşturan belge bazı özelliklere sahip olmalıdır. Suçun konusu olan belgenin özellikleri şunlardır:

Resmi Belgede Sahtecilik Yazılı Belge Üzerinde İşlenebilir

Suçun konusu olan resmi belge, yazılı olmalı ve belgede mutlaka bir dil kullanılmaldır. Resmi belgede kullanılan dil Türkçe dışında yaşayan veya ölü bir dil de olabilir. Ancak okunabilen evraklar resmi belgede sahtecilik suçunun konusu olabilir. Orjinali okunamayan ve içeriği anlaşılmayan belgeler zarar olasılığı doğurmayacağından resmi belgede sahtecilik suçunun konusunu oluşturamazlar.

Resmi Evrakta Sahtecilik Delil Değerine Sahip Belge Üzerinde İşlenebilir

Resmi evrakta sahtecilik, ancak delil değerine sahip resmi belge üzerinde işlenebilir. Resmi belgenin delil değeri yoksa, yani herhangi bir hukuki değeri yoksa suç da oluşmaz. Belgenin bir hakkın doğumuna veya sona ermesine ilişkin ispat gücüne sahip olması gerekir. Hukuki bir iddiaya esas teşkil edebilme niteliği olmayan belgeler üzerinde resmi belgede sahtecilik suçu oluşmaz.

Hukuken delil niteliğine sahip evraklar “Mahsus Evrak” ve “Tesadüfi Evrak” olmak üzere iki ayrılırlar. Mahsus evrak, özellikle belli bir konuda delil olarak düzenlenen resmi belgedir. Örneğin, noterden verilen vekaletname, mahkeme ilamı, icra dairesi ödeme emri, nüfus cüzdanı, pasaport, araç ruhsatı vs. gibi evraklar mahsus evrak niteliğindedir. Tesadüfi Evrak ise belli bir konuda delil olarak düzenlenmemesine rağmen içeriği nedeniyle sonradan delil niteliği kazanan belgedir.

Resmi Belgeyi “Düzenleyen” Belgeden Anlaşılmalıdır

Resmi belgede sahtecilik suçunun konusunu oluşturan belgeyi bir kişi veya kurum düzenlemelidir. Belgeyi düzenleyen bir kişi veya kurum yoksa resmi evrakta sahtecilik suçu oluşmaz. Düzenleyen kişi ad-soyad ve imzayla anlaşılabileceği gibi evrakın üzerinde olan bir amblem veya işaretle de anlaşılabilir. Örneğin, resmi nitelikli evrak olarak kabul edilen kambiyo senetleri altındaki imza düzenleyen kişiyi ispatlar. Aynı şekilde İSKİ, Milli Piyango, İBB vs. gibi amblemli resmi belgelerden de düzenleyen kurum anlaşılabilmektedir.

Resmi Belge Mutlaka Kamu Görevlisi Tarafından Düzenlenmeli

Suçun konusu olan resmi belgenin kamu görevlisi tarafından düzenlenmesi gerekir. Kamu görevlisi suçun konusu olan resmi belgeyi düzenlemeye yetkili olmalıdır. Kamu görevlisinin resmi evrakı düzenleme yetkisi yoksa resmi evrakta sahtecilik suçu da oluşmaz. Kanundaki özel hüküm gereği bazı belgeler kamu görevlisi tarafından düzenlenmese bile resmi evrakta sahtecilik suçunun konusunu oluşturur. Kamu görevlisi tarafından düzenlenmese bile resmi belgede sahtecilik suçunun meydana gelmesine neden olan belgeler şunlardır: Bono veya çek gibi kambiyo senetleri, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil, vasiyetname.

Resmi Belgede Sahtecilik ve Belgenin Özel Şekil Koşulları

Resmi evrakta sahtecilik suçunun vücut bulması için belgenin mutlaka belirli bir şekilde düzenlenmesi şartı yoktur. Herhangi bir şekilde düzenlenen resmi evrak suçun konusunu olabilir. Ancak, TCK dışındaki herhangi bir kanun, bazı resmi belgeler için özel şekil şartları öngörmüşse belgenin o kanunda belirtilen usul ve şekil şartlarına uygun düzenlenmesi gerekir. Örneğin, 3 kişilik kurul halinde hazırlanan bir bilirkişi raporunda bir bilirkişinin imzası eksikse resmi belgede usul eksikliği vardır. Bu belge üzerinde bir kişi tarafından tahrifat yapılsa bile resmi evrakta sahtecilik suçu oluşmaz. Çünkü, imza eksikliği nedeniyle evrak kanunda belirtilen usul ve şekil şartlarına sahip değildir.

Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu ve Zarar Olasılığı

Resmi belgede sahtecilik suçu hem kamu güvenini bozmalı hem de kişilerin haklarını ihlal ederek zarar olasılığı doğurmalıdır. Suçun konusu resmi evrakın somut bir zarar meydana getirmesi şart değildir. Mahkeme, yargılama sırasında suçun unsurlarının tespiti amacıyla belgenin meydana getirdiği somut zararı değil, zarar olasılığının var olup olmadığını araştırmalıdır. Zarar olasılığı doğurmaya elverişli olmayan evrak, resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Aldatıcılık

Resmi belgede sahtecilik suçunun en önemli şartlarından biri belgenin “aldatıcılık” özelliğine sahip olmasıdır. Zarar olasılığının doğması için evrakta yapılan sahteciliğin çok sayıda insanı aldatacak özellikte olması gerekir. Belgedeki aldatıcılık özelliği objektif olarak mevcut olmalıdır. Belgenin objektif özellikleri sebebiyle değil de, belgenin muhatabı olan şahsın kişisel hatası, dikkatsizliği veya özensizliği nedeniyle zarar olasılığı doğmuşsa aldatıcılıktan bahsedilemez. Mağdur veya suçtan zarar gören şahıstan kaynaklanan kişisel hatalar iğfalin meydana gelmesine neden olmuşsa resmi belgede sahtecilik suçu oluşmaz.

Sahtecilik belgeden açıkça anlaşılıyorsa o belgenin aldatma yeteneği olmadığından, suçun unsuru olan “aldatıcılık” özelliğinin gerçekleştiği ileri sürülemez.

Belgenin aldatma yeteneği olmamasına rağmen, belgenin verildiği devlet kurumu görevlisinin dikkatsizliği yüzünden işlem yapılsa bile resmi belgede sahtecilik suçu oluşmaz.

Ayrıca özel bir kanun devlet kurumlarına ibraz edilen belgenin sahte olup olmadığının araştırılmasını zorunlu kılıyorsa, araştırma yapmadan belgenin kabul edilmesi halinde resmi belgede sahtecilik suçu oluşmaz. Örneğin, Yargıtay, diploma denkliği için yabancı ülkeden diploması olmadığı halde gerçek dışı bir diplomayla başvuran kişinin resmi belgede sahtecilik suçunu işlemediğine karar vermiştir. Çünkü bu konuyla ilgili yönetmelik, özel olarak idari kuruma diplomanın sahte olup olmadığını araştırma zorunluluğu getirmiştir. Kurum araştırma yapmadan diplomayı kabul etse bile resmi belgede sahtecilik suçu meydana gelmez (Yargıtay - 11. CD. 4570/2836 K.)

Resmi Belgeyi Sahte Olarak “Düzenleme” Suçu (TCK 204/1)

TCK md. 204/1, resmi evrakta sahtecilik suçu için bazı seçimlik hareketler öngörmüştür. Söz konusu seçimlik hareketlerden biri de “resmi belgeyi sahte olarak düzenleme” fiilidir. Bir belgenin resmi belge gibi gerçekmiş gibi üretilmesi veya düzenlenmesi suretiyle bu fiil işlenir. Belge, kısmen veya tamamen gerçeğe aykırı üretilmişse suç oluşur. Belgenin form, şekil, amblem ve diğer yazı özellikleri yönünden taklit edilmesi de “düzenleme” suçu için yeterlidir. Örneğin, nüfus müdürlüğü tarafından verilen Nüfus Cüzdanının şekil yönünden taklit edilerek üretilmesi resmi belgeyi sahte olarak düzenleme suçunu oluşturur.

Suçun oluşması için belgenin düzenlenmesi fiili yeterli olup ayrıca kullanılması şart değildir. Evrakın aldatma yeteneği varsa, evrak kullanılmasa bile resmi belgeyi sahte olarak düzenleme suçu oluşur.

Resmi Belgeyi Başkalarını Aldatacak Biçimde Değiştirme Suçu (TCK 204/1)

Bu seçimlik hareketle suçun işlenebilmesi için öncelikle kamu görevlisi tarafından görevinden dolayı düzenlenen gerçeğe uygun bir resmi belgenin mevcut olması gerekir. Gerçeğe uygun olarak kamu görevlisi tarafından düzenlenen belgeye, delil olma özelliklerini veya hukuki farklılık yaratacak unsurların eklenmesi veya çıkarılması bu suçun oluşmasına neden olur. Resmi belgedeki bir yazının değiştirilmesi veya yazı eklenmesi, imzanın silinmesi, belge üzerindeki tarihin değiştirilmesi veya silinmesi, belgenin kazınmak suretiyle tahrif edilmesi halinde, yapılan bu değişikliklerle belgenin aldatıcılık vasfı varsa “resmi belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştirme suçu” meydana gelir.

Belgenin karalanması, lekelenmesi veya kimyasal araçlar kullanılarak yazıların silinmesi mümkündür. Belge üzerinde bulunan harf veya rakamların amaca uygun hale getirilmesi de mümkün olup bu yöneteme “sürsarj metodu” denilmektedir. Örneğin, 3 rakamının 8 yapılması gibi. Tüm bu hallerde mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılarak resmi belgede sahtecilik suçunun oluşup oluşmadığı araştırılır.

Sahte Resmi Belgeyi Kullanma Suçu (TCK 204/1)

Sahte resmi belgeyi kullanma suçu, ancak sahte olarak üretilmiş, taklit edilmiş veya değiştirilmiş resmi niteliği olan bir belgenin mevcudiyeti ve bu belgenin fail tarafından kullanılması halinde vücut bulur. Herhangi bir kimse tarafından kendisine verilen sahte resmi belgeyi kullanan fail suçu işlemiş olur. Belgeyi kullanan failin belgenin sahte olduğunu bilmesi ve sahteliğini bilerek kullanması gerekir. Fail kullandığı belgenin sahte olduğunu bilmiyorsa cezalandırılması mümkün değildir. Örneğin, sahte ehliyet üreten kişi “resmi belgeyi sahte olarak düzenleme suçu”nu işler, bu ehliyeti düzenleyen kişiden alıp kullanan kişi “sahte resmi belgeyi kullanma suçu”nu işler.

Sahte resmi belge hem fail tarafından düzenlenmiş hem de kullanılmış ise yine tek suç oluşur. Her iki seçimlik hareket de TCK md. 204/1’de düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları olduğundan faile tek bir ceza verilir. Fakat bu halde mahkemenin faile vereceği cezada alt sınırdan ayrılarak daha fazla ceza vermesi gerekir.

Resmi Evrakta (Belgede) Sahtecilik Suçunun Nitelikli Halleri

Resmi evrakta sahtecilik suçunun nitelikli (ağırlaştırılmış) halleri şunlardır: a-Kamu görevlisinin resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi, değiştirmesi, kullanması (TCK 204/2). b- Belgenin sahteciliği ispatlanıncaya kadar geçerli belgelerden olması (TCK 204/3).

Kamu Görevlisi veya Memurun Resmi Belgede (Evrakta) Sahtecilik Suçu (TCK 204/2)

Kamu görevlisi olan kişinin veya memurun resmi belgede (evrakta) sahtecilik suçu işlemesi suçun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Kamu görevlisi veya memurun resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi veya değiştirmesi veya kullanması halinde suçun daha ağır ceza gerektiren nitelikli şekliyle cezalandırılmayı gerektirir.

Bu fıkrada tanzim edilen suç, yalnızca kamu görevlisi veya memur tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi veya memur, resmi evrakta sahtecilik suçunu görevini kötüye kullanma suretiyle işlemelidir.

Kamu görevlisi veya memur, görevinden dolayı suçun konusu resmi belgeyi düzenleme, değiştirme ve kullanma yetkisine sahip olmalıdır. Resmi evrakta sahtecilik suçunu işleyen kamu görevlisi veya memur, evrakı düzenlemeye veya kullanmaya yetkili değilse, bu fıkra hükümlerine göre değil, TCK md. 204/1 fıkra hükümlerine göre cezalandırılır.

TCK md. 6/1-c gereği kamu görevlisi (tanık, bilirkişi, avukat vs.) sayılan kişilerin de işledikleri fiiller bu fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

“Sahteliği İspatlanıncaya Kadar Geçerli Belgeler” ve Evrakta Sahtecilik Suçu (TCK 204/3)

Hukuken iki grup resmi belge olduğu kabul edilir: 1- Sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli resmi belge, 2-Aksi ispatlanana kadar geçerli resmi belge.

Sahteliği ispatlanıncaya kadar (sabit oluncaya kadar) geçerli belgelerde evrakta sahtecilik suçu işlendiğinde, suçun daha ağır ceza gerektiren şekli işlenmiş olur.

  • Sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli olan belgeler, resmi kurumlar nezdinde tam güvenirliliğe sahip olup kesin delil niteliğindedirler. Örneğin, hakim tarafından tutulan duruşma tutanakları sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir. Bu belgelerin aksi başka delillerle ispatlanamaz, ancak sahte oldukları ispatlanabilir. Örneğin, hakimin tuttuğu duruşma tutanağına duruşmanın oluş biçimi ile ilgili yazdığı herhangi bir şeyin aksi ispatlanamaz, duruşmanın hakimin tuttuğu duruşma tutanağından farklı cereyan ettiği iddia ve ispat olunamaz. Ancak duruşma tutanağının hakim tarafından tutulmadığı, sahte olduğu ileri sürülebilir. Aynı şekilde noterde düzenlenen vekaletname, imza beyannamesi, noterde düzenlenen satış sözleşmesi gibi evraklar sahteliği ispat oluncaya kadar geçerli evraklardandır.

Sahteliği sabit olana kadar geçerli belgeler özel kanunlar düzenlenmiştir. Şu belgeler sahteliği ispat oluncaya kadar geçerli belge olarak kabul edilir: 1- Mahkeme İlamları, 2- Noterlerde Düzenleme Biçiminde Tanzim Edilen Evraklar, 3- Duruşma Tutanakları, 4- Seçim Tutanakları, 5- Belediye Ceza Tutanakları (1608 sayılı Kanun md.6), 6- İlam Niteliğindeki Belgeler (İİK md. 38), 7- Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu gereği tutulan suç tutanakları, 8- Sayıştay İlamları.

  • Aksi ispatlanıncaya kadar geçerli belgeler, resmi evrak olarak yine güvenilirliğe sahip olmakla birlikte aksi her zaman ispatlanabilen belgelerdendir. Yani, herhangi bir devlet kurumunun düzenlediği bir evrak (örn, trafik cezası tutanağı) bu kategoriye girer. Örneğin, ehliyet, nüfus cüzdanı, pasaport gibi şahsi kimlik belgeleri; avukatlık kimliği, mali müşavirlik kimliği gibi mesleki kimlik belgeleri aksi ispatlanıncaya kadar geçerli geçerli belgelerdendir.

TCK md. 204/3’e göre resmi evrakta sahtecilik suçu yalnızca birinci gruptaki belgelerde, yani sahteliği ispatlanıncaya kadar (sabit oluncaya kadar) geçerli belgelerde işlendiğinde suçun cezası nitelikli, yani daha ağır hale gelir. Aksi ispatlanıncaya kadar geçerli belgelerde suçun temel şekli işlenmiş olur.

Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın İspatı veya Gerçek Bir Durumun Belgelenmesi Amacıyla Sahtecilik (TCK 211)

Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, verilecek ceza, 1/2 oranında indirilir (TCK md. 211).

Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde daha az cezayı gerektiren hal olarak düzenlenen 5237 sayılı TCK’nın 211. maddesindeki hafifletici nedenin uygulanabilmesi için failin gerçek olan bir olayın kanıtlanmasını sağlamak amacıyla hareket etmiş olması gereklidir. Kanıtlanmak istenen olayın doğruluğu veya gerçekliği şart olmayıp, failin iyi niyetle bu olayın doğruluğuna inanması yeterlidir.

Resmi Evrakta (Belgede) Sahtecilik Suçu Cezası

Resmi evrakta sahtecilik suçu cezası, işlenen suçun basit ve nitelikli hallerine göre farklılık arz etmektedir. Buna göre;

  • Resmi belgede sahtecilik suçu, resmi bir belgenin sahte olarak düzenlenmesi, başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya kullanılması şeklindeki suçun basit haliyle işlenirse sanığa verilecek ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md. 204/1)

  • Kamu görevlisinin görevinden kaynaklanan görevi kötüye kullanma suretiyle, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi, değiştirmesi, kullanması halinde resmi evrakta sahtecilik suçunun cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md. 204/2).

  • Resmi belgede sahtecilik suçunun maddi konusu olan belge, sahteliği ispatlanıncaya (sabit oluncaya) kadar geçerli olan resmi belgelerden ise yukarıdaki fıkralara göre belirlenen suçun cezası 1/2 oranında arttırılır.

  • Sağlık mensubu kişilerin (ebe, hemşire, doktor ve diğer tüm çalışanlar vs.) gerçeğe aykırı belge düzenleyerek kamunun veya kişilerin zararına yol açması veya herhangi bir haksız menfaat elde etmesi halinde resmi belgede sahtecilik suçu hükümleri gereği cezalandırılırlar (TCK md. 210/2 - 2. Cümle)

Resmi Evrakta Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

Dolandırıcılık suçu, failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatması, mağdurun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur. Nitelikli dolandırıcılık suçu ise suçun belli dini, sosyal, mesleki, teknolojik araçların veya kamu kurumlarının araç olarak kullanılarak işlenmesidir.

Uygulamada çoğu zaman fail, resmi evrakta sahtecilik suçu işlemekte, bu suç ile bağlantılı olarak da insanlardan menfaat temin etmektedir. Bu durumda, fiil tek olsa bile, fail hem resmi evrakta sahtecilik suçu ile hem de nitelikli dolandırıcılık suçu ile cezalandırılmalıdır.

Resmi Evrakta Sahtecilik Yargıtay Kararları


Resmi Belgede “Faydasız Sahtecilik” Halinde Beraat Kararı

  • Suça konu çekin keşide tarihi üzerinde yapıldığı iddia olunan tahrifat, çekin ibraz süresi yönünden sanık lehine hukuki sonuç doğurması imkanının bulunmaması nedeniyle “faydasız sahtecilik” niteliğinde olup resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmamıştır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2012/264).

  • Sanığın, 2022 Sayılı Kanun uyarınca katılan SGK Başkanlığı’ndan özürlü aylığı talebinde bulunduğu, kurum tarafından aylık bağlanmaya esas belgelerin yapılan incelenmesinde Van Eğitim Araştırma Hastanesi’nden alınan sağlık kurulu raporunun hastane kayıtlarına uygun olmadığı ve sahte olduğunun tespit edildiği, Van Devlet Hastanesi’nden aldırılan sağlık kurulu raporuna göre ise sanığın tüm vücut fonksiyon kayıp oranının %8 olduğu, sanığın zikredilen 2022 Sayılı Kanun ve bu kanunun uygulanmasına yönelik yönetmelik uyarınca halihazırda almış olduğu sahte sağlık kurulu raporuna göre özürlü aylığı almasına imkan bulunmadığı, nitekim SGK Başkanlığı’nın yazı cevabına göre de herhangi bir maaş ödemesi yapılmadığı, bu sebeple SGK’nın herhangi bir zararının oluşmadığı, dolayısıyla sanığın eylemlerinin faydasız sahtecilik olarak değerlendirileceği ve sanığın üzerine atılı suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükmü hukuka uygundur (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2277).

  • Avukat sıfatını henüz kazanmayan stajyer avukat sanık C. Ö. adına, 05.09.2006 ve 22.02.2007 tarihlerinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 56. maddesi gereğince “yetki belgesi” düzenlenmesi ve sanık C.’ın bu yetki belgelerini kullanarak mahkemede duruşmaya davalı vekili olarak katılması, icra takip dosyalarında işlemler yapmasından ibaret olayda; 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 26. maddesine göre verilecek muvafakatname ile stajyer avukatların dahi icra takip işlemlerini yapma yetkisinin bulunduğu, sanık C.’ın da yetki belgesi verildiği tarih itibariyle bu statüye sahip olduğunun ve dolayısıyla suça konu yetki belgelerinin kullanılması ile elde edilebilecek olan hukuki sonuçların elde edilmesi mümkün olduğunun anlaşılması karşısında; bu haliyle yapılan sahteciliğin “faydasız sahtecilik” olarak nitelenmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2014/1687).

Gerçek Bir Durumun Belgelenmesi Amacıyla Sahtecilik ve Ceza İndirimi

  • Sanığın, kendisine ve aile fertlerine ait yeşil kart sağlık karnelerine sahte vize yaptırdığı iddia ve kabul edilen olayda; sanık ve ailesinin suç tarihi itibariyle yeşil kart alma koşullarını halen taşıyıp taşımadıkları, sanık A. ve ailesinin yeşil kart alma koşullarını yitirmemiş olmaları durumunda eylemin 5237 Sayılı TCK’nun 211. maddesi gereği “Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.” kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2016/283).

  • Sanık ile şikayetçi arasında borç ilişkisinin bulunduğu, ancak katılanın suça konu senedi imzalamadığını buna rağmen senedin sanık tarafından imzalanıp takibe konulduğunu beyan etmesine karşı; sanık ile şikayetçi arasında ticari ilişki olduğu sabit olduğundan sanık olan kişinin eyleminin 211. maddesinde düzenlenen “gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik” suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2015/4759).

  • Sanığın, katılana yaptığı kombi işinde gerekli olan malzemeleri almak için suça konu senetleri düzenleyip mal aldığı toptancıya verdiğine ilişkin savunması, katılanında nakit olarak 6000 TL ödemede bulunduğunu beyan etmesi karşısında, sanığın katılanla iş bedeli olarak ne kadara anlaştığı, katılanın sanığa 6000 TL’yi ne zaman ödediği hususları araştırılarak aralarında alacak-borç ilişkisinin varlığının tespiti halinde eylemin 211. maddesi kapsamında bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi gerekir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2014/8310).

Sahte Vekaletname Düzenleme ve Kullanma/Satış Yapma

  • Sanık S. S.’nın, F. Y. adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını kullanarak noterde şirket hisse devir sözleşmesi yaptığı, devir sözleşmesine istinaden E… D… İletişim Tanıtım isimli şirketi 10 yıl süre ile temsile yetkili kılındığı, akabinde noterde sahte imza beyannamesi ve vekaletname düzenlettirmek suretiyle şirket adına katılan bankaya başvurarak taşıt kredi sözleşmesi imzaladığının anlaşılması karşısında, suça konu belgeler arasında yer alan imza beyannamesi ile vekaletnamenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olup, sanığın eylemi resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturur (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2015/23063).

  • Suça konu sahte vekaletnamelerin aynı anda ele geçirilmesinden ibaret olayda, sahte vekaletnamelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmaması sebebiyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı ancak, belge sayısının 61. maddesine göre temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2014/14059).

  • Suça konu Kadıköy 12.Noterliği tarafından tanzim olunan 18458 yevmiye numaralı sahte vekaletnameye istinaden Kadıköy 18. Noterliği tarafından 24.07.2002 tarih 26843 yevmiye numaralı Kati Satış Sözleşmesi tanzim olunması karşısında eylemlerinin, zincirleme şekilde sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde eksik ceza tayini yasaya aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2014/11530).

  • Sanıkların müştekiler H. E. ve M. K.’ya yönelik eylemde sahte kimlikle noterde müşteki H. E.’e suça konu taşınmazı satış yetkisi veren düzenleme şeklindeki vekaletname tanzim ettirmeleri ve gerçek taşınmaz sahibi adına ancak sanığın fotoğrafı bulunan sahte tapu vermeleri ve sözkonusu vekaletnamenin 5237 Sayılı TCK’nın 204/3 maddesinde öngörülen belgelerden olması karşısında, sanıklar hakkında sözkonusu maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca anıkların dolandırıcılık eylemini nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan sahte nüfus cüzdanı ve tapu müdürlüğünün maddi varlığı olan tapu belgesini kullanarak gerçekleştirmeleri karşısında, sanıkların eylemi 158/1-d maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu da oluşturur (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar: 2014/15973).

Resmi Belgede Sahtecilik ve Zincirleme Suç

Sanığın katılanın bankadan kredi çekmesine yardım etme bahanesi ile vekaletname, borçlularına götürüp vermek bahanesiyle bir adet imzalı senet ve mal beyanında bulunacağını söyleyerek iki adet boş belgeyi katılana imzalatıp aldıktan sonra senedi doldurup, alacaklı ve ciranta ekleyip M.B.’e vermesi onun da icraya koyması, boş belgelerin üstünü doldurup vekaletnameye dayanarak katılanın evini satmak üzere anlaştığı ancak azilname sonrası satışın gerçekleşmemesi üzerine alacak davası açan ve kendisini davalı gösteren E.E.’in alacak davasında kullanması biçimindeki eylemlerinin; belgede sahtecilik suçlarının niteliği gereği neticesi harekete bitişik suçlardan olduğundan bu suçlara teşebbüsün mümkün olmadığı da dikkate alındığında kül halinde TCK md.204/1 uyan zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge sayısı ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı yasanın 204/1-3. maddesindeki kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge olduğu gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2015/30675).

Geçersiz Vekaletname ile Tapuda İşlem Yapılması

Katılanın yurtdışında yaşaması nedeniyle eşi ve iki oğlu ile birlikte Türkiye’deki işleriyle ilgilenmek üzere 15.08.1995 tarihinde genel vekaletname vererek sanığı vekil tayin ettiği, 28.09.1998 tarihinde katılan tarafından sanığın bu vekillikten azledildiği, 14.11.2005 tarihinde ise sanığın azledildiği bu vekaletnameye dayanarak katılana ait taşınmazı üçüncü bir kişiye sattığı olayda, vekillikten azledildiğinden haberdar olan sanık azilname ile geçersiz hale gelen vekaletnameyi kullanarak katılana ait taşınmazı üçüncü kişiye satmış ve tapu işlemleri sırasında katılanın vekili olmadığı halde bu durumu tapu memurundan gizlemiştir. Azilname ile geçersiz hale gelen resmi belge niteliğindeki vekaletnamenin kullanılması nedeniyle somut olayda resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluştuğunun kabulü gerekir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 2015/1 karar).

Vekaletname ile Çek Keşide Etme ve Sahte Vekaletname

Suça konu çekleri sahte olarak düzenlemek suretiyle, aldığı mal karşılığında katılana verdiği iddiasıyla açılan kamu davasında sanık H.L.’ün; keşideci olarak görünen E.. İnşaat Turizm Sanayi Tic. Ltd. Şti. adına çek keşide etme yetkisine sahip olduğunu, sahtecilik kastının bulunmadığını savunması, E.. İnşaat Turizm Sanayi Tic. Ltd. Şti. sahibi E.D.’ın da; sanık H.. L.. adına çek keşide etme yetkisine sahip olduğunu, buna ilişkin Alanya 4. Noterliğinden 2006 tarihli vekaletnamesinin de bulunduğunu beyan etmesi karşısında, söz konusu vekaletnamenin aslının ilgili noterden istenerek, doğruluğunun tespiti halinde, savunması dikkate alındığında, vekaletnamedeki yetkisine dayanarak çek keşide eden sanıkların, sahtecilik kastı ile hareket etmediklerinden yüklenen ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan beraatine karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2015/22747).

Özel Belgede ve Resmi Evrakta Sahtecilik Suçunun Birlikte İşlenmesi

Resmi belgede sahtecilik suçu ile özel belgede sahtecilik suçlarının 5237 Sayılı farklı maddelerde düzenlenmeleri sebebiyle sanığın gerçek içtima kuralları uyarınca cezalandırılması gerektiği ileri sürülebilir ise de, belgede sahtecilik suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olması, her iki suçun geniş anlamda mağdurunun toplumu oluşturan tüm bireyler olması, unsurlarının tamamen benzer olarak düzenlenmesi de göz önüne alındığında, resmi belgede sahtecilik suçu ile özel belgede sahtecilik suçlarının “aynı suç” olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu sebeple sanığın sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi düzenleyerek bu belgelerle katılan adına sahte oto kiralama sözleşmesi düzenlediği somut olayda; sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin ve eylemin bir bütün halinde zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2015/495).

Sahteliği İspatlanıncaya Kadar Geçerli Belgede Sahtecilik Suçu

  • Tapu kaydında sahtecilik yapılmadan sadece gerçeğe aykırı olarak düzenlenen resmi senetler (tapu belgesi), HMUK. nun sözü edilen sahteciliği kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerden sayılamaz (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2009/8766).

  • Sahte olarak düzenlenen belgelerin içerisinde, sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli noterden düzenlenen hisse devir sözleşmesi bulunması ve farklı tarihlerde birden çok sahte belgenin düzenlenmesi sebebiyle belge sayısı da dikkate alınarak 204/3, 43. maddeleri uyarınca artırım yapılması gerekir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2016/601)

  • Tapuda düzenlenen “resmi satış senedi”nin 5237 sayılı TCK’nun 204/3 maddesinde belirtilen “sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerden” olmadığı, kullanılan vekaletnamede herhangi bir sahtecilik yapılmadığı, suçun sahte nüfus cüzdanı ile tapuda satış senedi düzenlenmesinden ibaret 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 43/1 maddesindeki zincirleme resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturtuğu kabul edilmelidir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2014/8034).

  • Sahte sürücü belgesiyle şikayetçi M. Ş.’a ait otomobili N… ilinden 18.4.2010 tarihinde 4 günlüğüne kiralayan sanığın, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan şikayetçi M. Ş. adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesiyle Ardahan Noterliğinde düzenlenen “Araç Satış Sözleşmesi” ile satmasından ibaret eylemlerinin, 204/1-3, “zincirleme şekilde işlenen sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturtuğu kabul edilmelidir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2013/9273).

  • Orman muhafaza memuru olan sanıkların, sahte orman suç tutanağı ve sevk pusulası düzenlemekten ibaret eylemlerinin, 6831 sayılı Yasa’nın 82/4. maddesi uyarınca suç tutanaklarının kanunen “sahteliği sabit oluncaya kadar” değil, “aksi kanıtlanıncaya kadar” geçerli belgelerden olup, 5237 sayılı Yasa’nın 204/2. maddelerinde düzenlenen “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunu oluşturur (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2012/10611).

Sahte Sürücü Belgesi (Ehliyet) Düzenleme ve Kullanma

Sanıkların, … adına tamamen sahte sürücü belgesi düzenlemek ve kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, dosyada mevcut 06.10.2010 tarihli ekspertiz raporunda belgede fotoğraf bulunmaması sebebiyle aldatma kabiliyetinin bulunmadığının belirtilmesi ve mahkemece belge üzerinde yapılan gözlemde fotoğraf kısmının kesildiğinin belirlenmesi karşısında; mevcut haliyle suça konu belgenin unsurlarının tam olmadığı üzerindeki fotoğraf sökülmeden önceki halinin ise halihazırda denetlenemeyeceği cihetle, unsurları oluşmayan suç yönünden sanıkların beraatine karar verilmesi gerekirken, sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2016/4073).

Sahte Plaka Kullanılması Suçu ve İğfal Kabiliyeti

Elde edilen plakalar üzerinde bulunması gereken Emniyet Genel Müdürlüğü ile Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Fedarasyonuna ait mühür izlerinin bulunmadığının belirtilmesi karşısında, suça konu plakaların aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, plakalar duruşmaya getirilip mahkemece incelenip özellikleri zapta geçirilmeden, bu gözlem sonucunda gerekçeli kararda aldatma kabiliyetine haiz olup olmadığı tartışılmadan ve denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içerisinde de bulundurulmadan eksik incelemeyle mahkumiyete karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2016/6125)

Sahte Plaka ve Sürücü Belgesi (Ehliyet) Kullanma

Sahte plakalar ile aynı anda sahte sürücü belgesinin de ele geçirildiği olayda, suça konu belgelerin farklı zamanda düzenlendiğine dair delil bulunmaması durumunda eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu, farklı zamanda düzenlenmesi durumunda ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturur (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2016/515).

Sahte Nüfus Cüzdanı (Kimlik) Düzenleme ve Kullanma

Sanık hakkında mağdur . adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını kullanarak noterde imza beyannamesi düzenleterek, bu beyanname ve kimlik bilgileriyle … Tekstil Sanayi ve Tic. Ltd. Şirketini kurduktan sonra şirket adına çek karnesi alıp aynı sahte kimlikle çekler keşide ettiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında; sanığın aşamalardaki savunmasında suçlamaları kabul etmediğini belirtmesi, 02.06.2010 tarihli bilirkişi raporunun ise fotokopi belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenmesi ve fotokopi belge üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinin de hükme esas alınamayacağının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için, sahteciliğe konu nüfus cüzdanının nüfus cüzdanı talep belgesine istinaden nüfus müdürlüğünden verilmiş olması ve noterde düzenlenen imza beyannamesi sırasında bu nüfus cüzdanının kullanılmış olması karşısında, nüfus cüzdanı talep belgesi ve imza beyannamesinin asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcı nitelikte olup olmadıklarının kararda tartışılması ve denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulması, ayrıca sahteciliğe konu belgeler üzerindeki fotoğrafların sanığa ait olup olmadığı yönünde inceleme ve karşılaştırma yapılması, imza beyannamesinde mağdur adına atılı imzaların sanığa ait olup olmadığı hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2933).

Sanığın katılanın kimlik bilgilerini kullanarak, katılan adına düzenlenmiş sahte kimlik fotokopisiyle bankaya müracaat ettiği, burada katılan adına başvuru formu, temel bankacılık hizmet sözleşmelerini kendisi doldurarak imzaladığı olayda; suçta kullandığı kimlik aslının ele geçirilememesi nedeniyle iğfal kabiliyetinin olup olmadığının tespiti mümkün olmadığından resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar: 2015/7318).

Aynı Anda Sahte Nüfus Cüzdanı ve Sürücü Belgesi (Ehliyet) Kullanma

06.01.2012 tarihli iddianamede, 19.02.2011 tarihli “yakalama, üst yoklama, rıza ile muhafaza altına alma, …” isimli tutanakta sanıktan ele geçirildiği belirtilen sahte nüfus cüzdanı dava konusu edilmiş ise de, aynı tutanakta sanıktan ayrıca sanığın fotoğrafı bulunan, “…” adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, her iki sahte belgenin aynı anda ele geçirilmiş olması nedeniyle olayda tek sahtecilik suçu oluşması ihtimali bulunduğu cihetle mükerrer yargılama ve fazla cezalandırmaya sebebiyet vermemek bakımından, sahte sürücü belgesiyle ilgili dava açılıp açılmadığının tespit edilmesi, açılmışsa mümkün olduğu takdirde her iki davanın birleştirilerek görülmesi, mümkün olmadığı takdirde dosya arasına alınarak incelenmesi ve ilgili kısımların onaylı suretlerinin dosya içine alınması ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı da karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2883).

İmza Taklit Etme Suretiyle Sahtecilik Suçu ve Mağdurun Rızası

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 6-80/98 Sayılı kararında da açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmektedir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan failde mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından sahtecilik kastının varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede sahtecilik kastının varlığı kabul olunamaz. Bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; sanık A’nın katılan C’ye ait çeklerden 7 tanesini katılanın rızası ile, 16 tanesini ise katılanın rızasını almadan, yerine imzalamak sureti ile toplam 23 adet çek yaprağını katılanın bilgisi dahilinde piyasada kullandığı iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın, katılanın daha önce de benzer şekilde kendisine kullanması için birden fazla kez hatır çeki verdiğini ve suça konu çeklerin de koçan olarak kendisine teslim edildiğini savunması, çek koçanının sahibi katılanın da mahkeme huzurundaki beyanında, arkadaşı olan sanığa çekleri koçanı ile birlikte kendisinin teslim ettiğini söylemesi ve çeklerden 7 tanesinin de bizzat katılan tarafından imzalı şekilde verildiğinin anlaşılması karşısında, yüklenen suçtan sanığın beraatine karar verilmelidir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2005).

Memurun (Kooperatif Yöneticisinin) Resmi Belgede Sahteciliği

S.S….… Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyesi olan sanıkların, kooperatif karar defterini katılan yerine imzaladıklarının iddia olunması karşısında; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62 /son maddesi uyarınca, kooperatif yönetim kurulu üyeleri ile memurlarının kooperatifin para ve malları ile evrak ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlar nedeniyle kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı cihetle; eylemlerin sübuta ermesi halinde 5237 sayılı TCK’nun 204/2. maddesinde yazılı “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunu oluşturup oluşturamayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevi üst dereceli ağır ceza mahkemesine aittir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2016/3073).

Sahte Çek Düzenleme ve Kullanma Suçu

Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup, Yargıtay İBK’nun 14.12.1992 tarih ve 1/5 Sayılı kararında da açıklandığı üzere suç tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK’nun 692/5. maddesi gereğince çeklerde keşide yerinin yazılması, yazılmadığı takdirde keşidecinin adı yanındaki yerde düzenlenmiş sayılacağı ve bu unsurun eksikliği halinde çekin özel belge niteliğinde olacağı cihetle; suça konu çekte, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre bulunması zorunlu unsurlardan olan çekin “keşide yerinin” bulunmaması, ayrıca çeki keşide edenin adı yanında da herhangi bir yer yazılmamış olması karşısında, sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik suçuna uygun bulunduğu gözetilmeyerek, yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik (çekte sahtecilik) suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 21. Ceza dairesi - Karar: 2016/1481).

Resmi belgede sahtecilik suçu cezası bakımından oldukça ağır hukuki sonuçlar doğurabileceğinden mutlaka bir Ceza Avukatı ile savunma yapılmalıdır. Resmi evrakta sahtecilik suçu, kamu güvenine karşı işlenen ve sosyal düzenin esaslı bir şekilde hukuki güvenlik kavramından yoksun kalmasıyla neticelendiğinden kanun yapıcı tarafından özellikle ayrıntılı düzenlenmiştir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!