0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Şantaj Suçu Nedir? (TCK 107)

Şantaj suçu, tehdit suçunun özel bir görünüm biçimi olarak esasen mağdurun daha ağır bir şekilde huzursuz edilmesini cezalandırarak mağdurun iç huzur ve hürriyetini koruyan bir suç tipidir. Bir tehlike suçu olan şantaj suçu aşağıdaki şekillerde işlenebilir:

1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle;

  • Bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlama şeklinde şantaj suçu (TCK md. 107/1).
  • Haksız çıkar sağlamaya zorlama suretiyle şantaj suçu (TCK md. 107/1).

2) Bir kimsenin şeref veya saygınlığına zarar verecek mahiyette olan hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidi ile şantaj suçu (TCK md. 107/2).

Suçu işleyen kişinin söz ve davranışları hakim tarafından oldukça dikkatli değerlendirilerek suçun şantaj suçu mu yoksa “tehdit suçu” mu olduğu tespit edilmelidir.

Şantaj Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

Şantaj suçu, tehdit suçunun özel bir şekli olduğundan takibi şikayete bağlı suçlar arasında değildir. Herhangi bir şekilde suçun işlendiği savcılık tarafından öğrenildiğinde kendiliğinden soruşturma başlatılmalıdır. Şantaj suçu açısından herhangi bir şikayet süresi yoktur. Ancak, suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıl olup, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmeden mağdur aleyhine işlenen suç savcılığa bildirilmelidir. Aksi takdirde, dava zamanaşımı süresi dolacağından suç ile ilgili soruşturma yapılamayacaktır.

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Şantaj suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Şantaj suçu nedeniyle yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Şantaj Suçunun Unsurları

Şantaj suçu, seçimlik hareketlerle işlenebilen bir suçtur. TCK 107. maddenin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası birbirinden ayrı şantaj suçlarını düzenlemektedir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıkladığımız hususlar, aynı zamanda şantaj suçu ile tehdit suçu arasındaki farkları da ortaya koymaktadır:

1. Failin Hak Sahibi veya Yükümlü Olduğu Bir Şey ile İlgili Şantaj Suçu (TCK 107/1)

Fail, kendisinin bizzat hak sahibi olduğu veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağını veya yapmayacağını söyleyerek mağduru tehdit ettiğinde şantaj suçunun bu şekli oluşur. Suçun bu şeklinde fail hukuken korunan bir hakkını mağdura karşı tehdit amacıyla kullanmaktadır. Şantaj suçunun bu hali üç değişik şekilde işlenebilir:

  • Mağduru Kanuna Aykırı Bir Şey Yapmaya Zorlama Suretiyle Şantaj Suçu: Bu halde, fail kendisinin hak sahibi olduğu veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağını veya yapmayacağını söyleyerek mağduru “kanuna aykırı bir şeyi yapmaya” zorlamaktadır. Örneğin, elinde borçluya ait bir senet olan alacaklı, “eğer dolandırıcılık suçu işlememe yardım etmezsen senedini icraya veririm” şeklinde tehdit ederse, alacaklı kişi borçlu aleyhine şantaj suçu işlemiş olur.

  • Mağduru Yükümlü Olmadığı Bir Şeyi Yapmaya Zorlama Şeklinde Şantaj Suçu: Suçun bu halinde fail kendisinin hak sahibi olduğu veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağını veya yapmayacağını söyleyerek mağduru “yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya” zorlamaktadır. Örneğin, fail mağdura karşı, “İşimi yapmama yardım etmezsen daha önce işlediğin suçu savcılığa bildiririm” şeklinde tehditte bulunduğunda şantaj suçu gerçekleşmiş olur. Çünkü, mağdurun faile yardım etme yükümlülüğü yoktur.

  • Haksız Çıkar Sağlamaya Yönelik Şantaj Suçu: Suçun bu halinde fail kendisinin hak sahibi olduğu veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağını veya yapmayacağını söyleyerek mağdurdan “haksız çıkar sağlamaya” çalışmaktadır. Örneğin, kiracının ev sahibine “bundan sonra benden kira alırsan eşine onu aldattığını söylerim” şeklindeki tehditi, mağdurdan haksız çıkar sağlamaya yönelik olduğundan şantaj suçu oluşur.

TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, sanığın yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz ederek, bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamaktır. Somut olayda sanığın, kendisiyle görüşmek istemeyen mağdura “görüşmezsen seni öldürürüm” dediğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın mağduru zorladığı hususların neler olduğu açıklanmadan, vücut dokunulmazlığına yönelik tehdidinin de yapmaya hakkı olduğu bir eylem niteliğinde bulunmadığı, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun gerçekleşmediği ve eylemin kül halinde TCK’nın 106/1-ilk maddesine uyan tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden yasal olmayan gerekçe ile şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/28441).

Fail, yasal hakkı olan bir şeyi mağdurdan isteyip karşılığında da mağdur hakkında yasal yollara başvurmayacağını veya şikayetten vazgeçeceğini beyan ederse, şantaj suçu oluşmaz.

Somut olayda sanığın katılana yönelik olarak ödemesi gereken kira bedelini hesaba yatırırsa şikayetinden vazgeçeceğini söylemekten ibaret eyleminde, şantaj suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/2701).

2. Şeref ve Saygınlığa Zarar Verecek Hususların Açıklanacağı veya İsnat Edileceği Tehditi ile Şantaj Suçu (TCK md.107/2)

Şantaj suçunun bu şeklinde fail, kendisine veya başkasına “haksız bir yarar sağlamak” amacıyla mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek mahiyette olan hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır.

Suçun oluşması için mağdurdan haksız yararın elde edilmesi şart olmayıp, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek mahiyette olan hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinin mağdura ulaştırılması yeterlidir. Tehdit, mağdura ulaştıktan sonra haksız yarar elde edilmese bile artık şantaj suçu işlenmiştir. Şantaj suçu ile elde edilmek istenen haksız yarar, para, mal, bir hizmet sağlanması gibi maddi değeri olan bir yarar olabileceği gibi cinsel ilişkiye girme gibi başkaca bir haksız yarar da olabilir. Failin elde etmek istediği yararın mahiyeti önemli olmayıp haksız olması yeterlidir.

Fail, tarafından açıklanacağı veya isnat edileceği söylenen hususun geçmişte yaşanan, geçmişte kalmış olan bir husus olması gerekir. Açıklanacağı veya isnat edileceği söylenen hususla ilgili mağdurun meşru bir zeminde olup olamamasının hiçbir önemi yoktur. Şantaj suçunun mağduru olan kişi, geçmişte bir suç işlemiş ve bu suçu bilen fail, suçu açıklamakla tehdit ederek mağdurdan haksız yarar sağlamışsa şantaj suçu meydana gelmiştir.

Açıklanacağı veya isnat edileceği söylenen husus, herkesin bilmediği bir husus olmalıdır. Herkes tarafından bilinen, aleni bir şekilde gerçekleşen bir olayın açıklanacağının söylenmesi halinde şantaj suçu oluşmaz (CGK-K.2014/436).

Şantajın, TCK 107. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, fail kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasına şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır. Eğer fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, eylem şantaj değil, sair tehdit suçunu oluştururacaktır. İkinci fıkrada yer alan suçun öğelerinden olan “yarar” kavramı sadece maddi çıkarları değil, fail veya 3. kişinin yararına olan her durumu kapsamaktadır. Somut olayda, sanığın, müştekiye gönderdiği mesajlar ve mahkemece kabul edilen sözler çerçevesinde şantaj suçunun “yarar sağlama” öğesinin gerçekleşmediği ve eylemin sair tehdit suçu kapsamında kaldığı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde şantaj suçundan hüküm tesisi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/28577).

Şantaj Suçunun Cezası (TCK 107)

Şantaj suçunun cezası, suçun tüm biçimleri için aynıdır. Şantaj suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5000 güne kadar adli para cezası olarak düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK’nın 107. maddesine göre şantaj suçunun cezası şu şekilde düzenlenmiştir:

  • Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (TCK m.107/1).

  • Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur (TCK m.107/2).

Hemen belirtmek gerekir ki, maddenin düzenlemesine göre mahkeme, sadece hapis cezası veya adli para cezasına hükmetmeye karar veremez, hem hapis cezasına hem de adli para cezasına ayrı ayrı hükmedilmelidir.

Tehdit Suçu ile Şantaj Suçu Arasındaki Farklar

Tehdit suçu, bir kimseye haksız bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesiyle genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Şantaj suçunun TCK 107/1’de yer alan şekli genel kast ile, TCK 107/2’de yer alan şekli ise özel kast ile işlenebilir.

Uygulamada (TCK md. 106’deki tehdit suçu) ile (TCK md. 107/2’deki şantaj suçu) arasında hangisinin uygulanması gerektiği konusunda tereddüt yaşandığı görülmektedir. Olayın özelliğine göre mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verebilecek bir hususu açıklamakla veya isnat etmekle tehdit edilerek bir yarar sağlamaya zorlama var ise, fail TCK md. 107/2’de düzenlenen şantaj suçu ile cezalandırılmalıdır. TCK md. 107/2’deki şantaj suçu, tehdit suçunun özel bir görünüm biçimi olup koşulları varsa, fail öncelikle şantaj suçunu düzenleyen TCK md. 107/2 gereği cezalandırılmalıdır (Yargıtay CGK - 2011/213 karar).

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Şantaj suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Şantaj suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Cezanın ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Şantaj suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Şantaj Suçu Yargıtay Kararları


Şantaj Suçu ile Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Birlikte İşlenmesi

Mağdurun, 20.06.2011 pazartesi günü, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek, verdiği ifadesinde; Aralık 2010 tarihinde tanıştığı, birlikte yaşamaya başladıkları ve rızaen cinsel ilişkide bulunduğu sanığa, ayrılma isteğini söylediğinde, Perşembe günü çalıştığı dükkana gelerek, “kendisinden ayrılamayacağımı, kendime dikkat etmemi, her türlü sürpriz ile karşılacağımı ifade ederek bana cep telefonundan, uyurken çekilmiş çıplak fotoğrafımı gösterdi ve bana görüşeceğiz senle diyerek oradan ayrıldı” dediği, iki gün sonra, sanığın cep telefonunda, mağdura ait, uyurken çekilmiş çıplak fotoğrafların bulunduğunun tespit edildiği, iddianamede her ne kadar TCK’nın 134/1. maddesinin uygulanması istenmemiş ise de, anlatım kısmında, hem sanığın, mağdurun haberi olmaksızın çıplak fotoğraflarının cep telefonuna kaydedildiğinden hem de bu görüntüleri kullanarak şantaj eyleminden bahsedildiği, mahkemenin, görüntülerin rıza dışı elde edildiği gerekçesi ile TCK’nın 134. maddesi gereğince mahkumiyet kararı verip, hükmün açıklanmasını geri bıraktığı, şantaj iddiasıyla açılan eylemde ise, sanığın, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadı bulunmadığı, bu sebeple eylemin şantaj değil tehdit suçunu oluşturabileceği, ancak yüklenen tehdit içerikli sözleri söylediğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle beraat hükmü kurduğu anlaşılmıştır.

TCK’nın 134/1. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi ile oluşur. Özel hayatın gizliliğinin, ses ya da görüntülerin kayda alınması suretiyle ihlali durumunda, görüntüleri ya da sesi kaydeden kişi, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bu görüntüyü veya sesi, şeref ya da saygınlığa zarar verecek şekilde açıklayacağı tehdidinde bulunursa, ayrıca şantaj suçu da oluşacaktır. Her iki suçun unsurları ve koruduğu hukuki yararlar birbirinden farklıdır.

Somut olayda, mağdurun müracaatı üzerine sanığın telefonundan görüntüler elde edilmesi, sanığın, fotoğrafları mağdur uyurken çektiğini, mağdurun kendisinden ayrılmak istediğini söylemesi üzerine telefonundaki resimlerden bir tanesini gösterdiğini kabul etmesi karşısında, sanığın, arkadaşlıklarının ve cinsel birlikteliklerinin devamını sağlamak suretiyle kendisine yarar sağladığı, tehdit içeren sözlerinin kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı anlamına geldiği gözetilmeden, hangi hukuksal gerekçelerle mağdurun anlatımlarının reddedildiği de açıklanmadan, yüklenen suçun tehdit olabileceği, bu suçlamanın da kanıtlanamadığı şeklindeki yetersiz gerekçelerle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/1541).

Şantaj Suçu ile Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Arasındaki Fark

Sanıkların katılan şirkete ait çeki doldurduktan sonra vefat eden sanık M.. vasıtasıyla, şirket yetkilisine fotokopisini göstererek “isterlerse çekin aslını İstanbul’da 15.000.TL’ye tefecilere bozdurabileceklerini ve hatta bu çeklerin gerisinin de geleceğini belirterek, çek aslını iade etme karşılığında 10.000.TL para” istemeleri şeklindeki sözlerin, sanıkların baştan beri eylemlerinin iştirak halinde 5237 sayılı TCK’nın 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle beraat karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar: 2015/6575).

Şeref ve Saygınlığına Zarar Verecek Mahiyette Olan Bir Hususun Açıklanması

Mağdurun rızasıyla çekilmiş olsa dahi cinsel içerikli görüntülerin daha sonra mağdurun rızası dışında internette ifşa edileceği ve eşine gösterileceği tehditi, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek mahiyette olan bir hususun açıklanması tehditi oladuğundan fail, TCK’nın 107/2 maddesi gereği şantaj suçu ile cezalandırılmaldır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - 2015/17575 karar).

Üçüncü Kişilerden Telefon ve Mesajla Para İsteyerek Şantaj Yapma

Sanık, hem telefonla hem de mesajla iki kişiyi arayarak para istemiş, istediği paranın verilmemesi halinde, mağdure İ… ile birlikte çektirdiği fotoğrafları köy kahvesinde bulunan herkese göstererek mağdureyi rezil edeceğini söyleyerek şantaj suçu işlemesi karşısında, suç iki kişiye karşı işlendiğinden failin şantaj suçu nedeniyle verilen cezası TCK md. 43’te düzenlenen zincirleme suç hükümleri gereği arttırılarak yeniden belirlenmelidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - 2013/18026 karar).

Cinsel İlişki Görüntü ve Fotoğraflarının İfşa Edileceği Tehditi

Sanık, evli olan mağdureyle yaşadığı cinsel ilişkiye ve diğer hususlara dair görüntü ve fotoğrafları içeren CD’yi, mağdurenin çalıştığı kurumun genel müdürlüğüne göndereceğini belirterek tehdit etmiştir. Fail, “İstanbul ilini terk edin gidin, sizi burada yaşatmam” biçiminde sözler de söylemiştir. Mahkemenin olayın bu oluş şekline göre şantaj suçu nedeniyle sanığı cezalandırması hukuka aykırıdır. Sanığın kendisine veya başkasına yarar sağlamaya yönelik hareket ettiğine dair delil mevcut olmadığından, sanık, 5237 sayılı TCK’nın 107/2. maddesinde tanımlanan şantaj suçu ile değil, genel kast ile işlenebilen ve TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçu ile cezalandırılmalıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2012/18222 karar).

Çıplak Fotoğraf veya Videoların Yayınlanacağı Tehdiyle Para İsteme Yağma Suçudur

Sanık kendisini başka bir isimle tanıtıp mağdurları aramış, mağdurlardan para istemiş, para verilmediği takdirde mağdurlara ait özel çıplak fotoğrafları yayınlayacağı tehdidinde bulunmuştur. Sanığın davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde TCK 107. maddede düzenlenen şantaj suçu hükümleri değil, yağma suçuna teşebbüs hükümleri uygulanmalıdır (Yargıtay 6. Ceza Dairesi - 2010/7967 karar).

Yağma suçu işlenirken, daha fazla para almak ve olayı polise bildirmemesi amacıyla, mağdurun çıplak görüntülerini içeren resim ve videonun internette yayınlanacağı yönünde tehdit edilmesi halinde, yağma suçu ile cezalandırılan sanıklar ayrıca şantaj suçu nedeniyle cezalandırılamaz. Sanıklar, başından beri yağma suçu işleme iradesiyle hareket etmiştir. Sanıkların fiilleri de yağma suçunun devamı niteliğinde fillerdir. Bu durumda şantaj suçu nedeniyle ileri sürülen tehdit, yağma suçunun unsuru olarak kalmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2011/213 karar).

Şantaj Suçunda Yarar Sağlama Unsuru (TCK 107/2)

Şantajın, ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, fail kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasına şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır. Eğer fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, eylem şantaj değil, sair tehdit suçunu oluştururacaktır. İkinci fıkrada yer alan suçun öğelerinden olan “yarar” kavramı sadece maddi çıkarları değil, fail veya üçüncü kişinin yararına olan her durumu kapsamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; sanığın, kendisinin Sinekçiler köyüne sokulmaması şeklindeki söylentinin aslını öğrenmek için katılana telefonla ulaşamaması üzerine ona gönderdiği hakaret ve tehdit içeren mesajlarına cevap verilmemesi üzerine bu kez yeniden gönderdiği “Bu iş büyüyecek, o koltuğu kaybedeceksin, bizimde elimizde birşeyler var, o seçim zamanı dağıtılmayan gazete tarayıcıdan tarandı herkese yollanacak, herkes bilsin” biçimindeki mesajda şantaj suçunun “yarar sağlama “öğesinin ne şekilde gerçekleştiği açıkça gösterilip yeterince tartışılmadan ve bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma doğrultusunda yeterli değerlendirme ve irdeleme yapılmadan, soyut açıklamalara yer verilerek suçun oluştuğu kabul edilip yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2017/7254).

TCK’nın 107/2. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verebilecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidini mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp kendisine veya bir başkasına yarar sağlanmasıdır. Somut olayda, sanığın, mağdur …’ı arayarak eşine ait CD’leri izlettireceğini söylemekten ibaret eyleminde, sanığın, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamaya yönelik hareket ettiğine dair bir delil bulunmadığı, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun oluşmadığı ve eylemin mağdur ve eşine hakaret suçunu oluşturabileceği, ancak şikayetten vazgeçilmiş olması nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 131 ve 73. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/11641).

Sanığın, kendisinde olduğunu iddia ettiği mağdura ait fotoğrafların ve görüntü CD’sini iade etmesi karşılığında birlikte olduğu dönemde verdiği parayı mağdur …’dan geri istemesi şeklindeki eyleminin, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususları kullanarak yarar sağlama amacı taşıdığı ve eylemin takibi şikayete tabi olmayan şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek eylemin basit tehdit kapsamında kaldığından bahisle yerinde olmayan gerekçeyle düşme kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-K.2019/7924).

Sanığın, katılanın oğlu olan tanık …’a, elinde katılana ait uygunsuz görüntülerin olduğunu,bunları herkese göstereceğini, bu görüntülerle katılanı rezil edeceğini, köyden sürdüreceğini söylemesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, olayda şantaj suçunun yarar sağlama unsurunun bulunmaması nedeniyle TCK’nın 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, şantaj suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-K.2021/26737).

TCK 107/1’deki Şantaj Suçunun Maddi Unsuru

TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, sanığın yapmaya hakkı olan şeyi yapacağından veya yapmaya yükümlü olduğu bir şeyi yapmayacağından söz ederek bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp haksız bir çıkar elde edilmesidir. Somut olayda, sanığın katılana söylediği “iş yerini kapattırırım” şeklindeki sözün, sanığın yetkisi dahilinde olmadığı ve “seni mahkemeye veririm” şeklindeki sözünün, yasal hakkın kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmakla, şantaj suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyetine karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-2021/28634 K.

Şantaj Suçu ile Sair Tehdit Suçu Arasındaki Fark

TCK’nın 107.maddesinin birinci fıkrasında “Hakkı olan ya da yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”hükmüne yer verilmiştir.

Şantaj suçunda sağlanmak istenen çıkar haksız olmalıdır. Fail haklı bir çıkarını elde etmek için hakkını veya yükümlülüğünü kullanacağını belirtirse, şantaj suçu oluşmaz. Koşulları bulunduğu taktirde tehdit suçu oluşur.

Oluş ve dosya kapsamına göre; avukat olan sanığın katılanın yanında sigortalı olarak çalıştığı, taraflar arasında sanığın aylık 4.000,00 TL olan alacağının düzenli ödenmemesi ve katılan tarafından, sigorta pirimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik ödenmesi nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu, sanığın bu nedenle iş sözleşmesini feshedip sözleşmeden kaynaklanan alacağının ödenmesi için katılana “istediği para ödenmediği taktirde mesleki sırlarını açıklayacağını, bazı müvekkillere e-posta göndererek onu zor durumda bırakacağını, hakkında adli ve idari tahkikat yapılmasını sağlayacak girişimlerde bulunacağını” söylediği, sanığın katılandan alacağı olduğunun….İş Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli kararıyla da kabul edildiğinin anlaşılması karşısında; TCK’nın 107.maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen şantaj suçunun “haksız çıkar sağlama” “bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şey yapmaya ya da yapmamaya zorlama” öğelerinin ne şekilde oluştuğu açıklanıp tartışılmadan ve eylemin TCK’nın 106/1-2.cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden yetersiz ve yerinde görülmeyen gerekçeyle aynı Kanunun 107/1.maddesi uyarınca hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-K. 2016/13721)

Mesajla ve Telefon Araması Yoluyla Şantaj Suçu

Mağdur ile sanığın duygusal arkadaşlık içerisinde bulunduğu, mağdurun sanıktan ayrılmak istediği ancak sanığın bu durumu kabullenmediği, bu nedenle mağdura mesajlar çekerek ve ayrıca mağduru telefonla arayarak, “elimde özel görüntülerin var eğer benden ayrılırsan bu görüntüleri internette yayınlarım, okulun internet sitesine koyarım, ailene gösteririm” şeklinde beyanlarda bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin, mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmak suretiyle şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-K.2018/21962).

Mağdurun Kendisini Aramasını Sağlamak İçin Şantaj Suçu

TCK’nın 107/2. maddesinde, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde, failin şantaj suçundan cezalandırılacağının öngörülmüş olması karşısında, somut olayda, katılanın aşamalarda sanığın kendisini aramasını sağlamak amacıyla birliktelik yaşadıklarını babasına söyleyeceğini beyan etmesi üzerine, sanığın katılana gönderdiği mesajda geçen ve katılanın babasına ait olduğu belirlenen ‘’ … nolu numaraya seninle beraber olduğumu, ilişkiye girdiğimiz yazsam ne yaparsın cevap yaz bekliyorum’’ biçimindeki sözlerin, anılan Kanun’un 107/2. maddesinde belirtilen şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçeyle sanığın beraatine hükmedilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-K.2020/20259).

Tecavüz Tehditi Şantaj Suçu Oluşturmaz

5237 sayılı TCK’nın 107/2. madde ve fıkrasında tanımlanan şantaj suçunun oluşabilmesi için, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması gerektiği, somut olayda, sanığın, müşteki …‘ı telefonla arayarak kızını kaçırdığını söyleyip eşini kendisine getirmesini, yoksa kızına tecavüz edeceğini belirttiği iddia edilen sözlerin TCK’nın 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi-K.2021/21243).

Şeref veya Saygınlığa Zarar Verme Suretiyle Şantaj Suçu

İddianamede anlatılan, sanığın, katılana gönderdiği mesajlarda geçen “… çekilmiş fotoğrafların var”, “vallaha şimdi bilgisayara yüklüyorum benden günah gitti”, “evleneceksin evlenmediğin takdirde kızını kaçırıp elimde bulunan tüm resimlerini internet üzerinden dünyaya yayacağım” şeklindeki sözlerin, TCK 107/2 maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan sanık hakkında tehdit suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi -Karar:2020/12115).

Günümüzde şantaj suçu daha çok teknolojik araçlar kullanılarak işlenmektedir. Bu nedenle, şantaj suçuna dair soruşturma ve kovuşturmada ceza avukatı vasıtasıyla savunma yapılması maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemlidir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS