0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Meşru Müdafaa (Meşru Savunma) Nedir?

Meşru müdafaa, diğer bir deyişle meşru savunma, kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıya karşı o anki durum ve imkanlarla saldırı ile orantılı bir şekilde saldırıyı engellemek için işlenen fiildir. TCK md.25’te düzenlenen meşru savunma, ceza hukukunda bir hukuka uygunluk nedenidir. Saldırıyı defetmek için orantılı karşı güç kullanan kimse, meşru müdafaa hükümleri gereği cezalandırılmaktan kurtulur.

Meşru Müdafaanın (Meşru Savunma) Şartları

Meşru müdafaa, belli şartların bir arada bulunması halinde gerçekleşir. Ayrı ayrı hem saldırıya ilişkin hem de savunmaya ilişkin şartların bir bulunması gerekir. TCK md. 25 çerçevesinde meşru savunma şartları şunlardır:

Meşru Müdafaada Saldırıya Dair Şartlar

Saldırıya dair şartlar, tamamen karşı taraftan kaynaklanan ve saldırının ağırlığını bu çerçevede yapılacak savunmanın sınırlarını çizen şartlardır. Bu şartlar şunlardır:

Meşru Savunma Hali İçin Bir Saldırı Bulunmalıdır

Meşru savunmanın ilk koşulu bir saldırı bulunmasıdır. Saldırı kavramını geniş anlamak gerekir. Başladığı takdirde savunma yapma imkanını ortadan kaldıracak veya savunma yapmayı güçleştirecek bir saldırı başlamış bir saldırı olarak değerlendirilmektedir. Yine, bittiği halde tekrarlanmasından endişe duyulan bir saldırı da henüz sona ermemiş bir saldırı olarak kabul edilmektedir. Bu ihtimallerin tamamında saldırı vardır ve meşru savunma hakkının kullanılabilmesi için ilk koşul gerçekleşmiştir.

Meşru Müdafaa İçin Haksız Bir Saldırı Bulunmalıdır

Faile veya başkasına yönelen saldırı, haksız nitelikte bir saldırı olmalıdır. Saldırının meşru bir gerekçesi varsa, failin meşru müdafaa hükümlerinden yararlanması mümkün değildir. Örneğin, intihar etmek isteyen bir kimseye müdahale ederken güç kullanılması halinde, intihar eden şahsın kendisini engellemeye çalışan kişiye karşı savunma yaparak darp etmesi halinde, darp fiili için meşru müdafaa hükümleri uygulanamaz.

Saldırı Meşru Müdafaa İle Korunabilecek Bir Hakka Yönelmeli

Meşru müdafaanın amacı bir hakkı korumak olmalıdır. Bu nedenle saldırının meşru müdafaa ile korunabilecek bir hakka yönelik olması gerekir. Failin, meşru savunma ile korunması mümkün olmayan bir hakkı koruması halinde meşru savunma hükümlerinden yararlanması mümkün değildir. Örneğin, komşusunun arazisinde sahip olduğu geçit hakkının kapatılmasına karşı komşusunu darp eden fail meşru müdafaa hükümlerinden yararlanamaz. Çünkü saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yapılmamıştır.

Meşru savunma ile korunmak istenen hakkın faile veya bir başkasına ait olmasının hiçbir önemi yoktur.

Meşru Müdafaada Saldırı ile Savunma Eşzamanlı Olmalı

Meşru müdafaa, faile yapılan saldırıyla aynı zamanda yapılmalıdır. Savunma ile saldırı aynı zamanda gerçekleşmemişse meşru savunma hükümleri uygulanamaz. Saldırı başlamadığı veya başlama ihtimalinin düşük olduğu hallerde veya saldırının bittiği hallerde meşru savunma hakkı kullanılamaz.

Meşru Müdafaada Savunmaya Dair Şartlar

Meşru müdafaa, hem saldırı açısından hem de müdafaa açısından uygulama yapılırken her fiil için ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken bir kurumdur. Savunmaya ilişkin koşullar, saldırıya ilişkin şartlarla aynı anda vücut bulmalıdır. Bu şartlar şunlardır:

Meşru Müdafaa İçin Savunma Zorunlu Olmalıdır

Saldırıdan savunma yapmadan başka bir şekilde kurtulmak mümkünse, fail meşru müdafaa hükümlerinden yararlanamaz. Failin içinde bulunduğu durum ve şartlarda, savunma yapmak saldırıdan kurtulmak için gerekli olmalıdır.

Meşru Savunma Saldırana Karşı Yapılmalıdır

Fail, saldırıyı yapan kişiye karşı meşru savunmada bulunabilir. Saldırıyla ilgisi olmayan üçüncü kişilere karşı yapılan eylem, meşru savunma eylemi olarak kabul edilemez. Örneğin, A ve B adında iki kardeş yolda yürürken, A yolda karşılaştığı C kişisiyle tartışarak C’ye saldırmış ve darp etmiştir. B kavgaya karışmamasına rağmen C de B’yi darp etmiştir. C şahsı burda meşru müdafaa hükümlerinden yararlanamaz. Çünkü meşru savunma fiilini saldırana değil, saldıranın kardeşi olan B’ye yapmıştır.

Meşru Müdafaada Saldırı ile Savunma Orantılı Olmalıdır

Ceza hukukunun uygulamada en tartışma yaratan konularından biri savunma ile saldırı arasında orantılılık ilkesine uyulup uyulmadığı hususudur. Saldırı ile savunma orantılı olmadığı takdirde meşru müdafaa hükümleri uygulanmaz. Savunmada aşırıya kaçılması halinde fail ya haksız tahrik hükümlerinden ya da meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinden yararlanabilir. Örneğin, kendisine yumruk atan birini silahla vurup öldüren kişi meşru müdafaa şartları gerçekleşmediği için yalnızca haksız tahrik indiriminden yararlanabilir.

Meşru Müdafaa, Haksız Tahrik ve Ceza

Failin eylemi meşru müdafaa şartları içinde gerçekleşmişse, fail cezalandırılamaz. Ancak failin eylemi meşru savunma sınırlarını aşmakla birlikte haksız bir tahrikin neden olduğu hiddet ve elemin etkisi altında vuku bulmuşsa, bu durumda haksız tahrik hükümleri gereği failin cezasından ceza indirimi yapılır.

Haksız tahrik indirimi, işlenen fiili meşru müdafaa gibi hukuka uygun hale getirmez, sadece ceza indirimi hakkı sağlar.

Meşru Savunmada (Meşru Müdafaada) Sınırın Aşılması

Savunma meşru müdafaa şartları bulunduğu sırada başladığı halde, orantılılık ilkesinin ihlali nedeniyle fiilin meşru savunma olarak kabul edilmediği hallerde “meşru savunmada sınırın aşılması” söz konusu olur. Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise fail cezalandırılmaz. Meşru savunmada sınırın aşılması halinde ceza verilmemesi için gereken şartlar şunlardır:

  • Meşru savunma ile korunabilecek bir hakkın bulunması,
  • Meşru savunma yapabilmek için zorunlu olan saldırıya ilişkin şartların tümünün mevcut olması,
  • Meşru savunmaya ilişkin koşullardan “ölçülülük ya da orantılılık” koşulunun, savunma lehine ihlal edilmesi suretiyle sınırın aşılması,
  • Meşru müdafaa sınırının aşılmasının mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi gerekmektedir.

Kişi saldırıya uğraması nedeniyle bir korku, telaş ve endişenin içine düşmektedir. Böylece failin davranışlarını yönlendirme yeteneğinde bir azalma meydana gelmektedir. Failin içinde bulunduğu psikolojik ortam meşru savunmada sınırın aşılıp aşılmadığının tespitinde önem kazanır. Eğer fail, korku ve telaşla değil de bir kin ve intikam duygusuyla saldırıya cevap verirse meşru savunmada sınırın aşılmasından değil haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasından bahsedilebilir.

Meşru müdafaada sınırın aşılması şartlarının tümünün bir arada gerçekleşmesi halinde faile ceza verilmez. Özellikle kasten adam öldürme suçu işleyen failin meşru savunma sınırları içinde hareket edip etmediği ceza avukatı tarafından titizlikle değerlendirilmelidir.

Meşru Müdafaa (Meşru Savunma) Yargıtay Kararları


  • Maktul ile fail arasında tarla konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Maktul, fail tarlada çalışırken silahını ve 28 adet fişeğini alarak tarlaya gitmiş, bunu haber alan fail jandarmaya bilgi vermiş ve içinde 4 fişek bulunan silahıyla kendisini maktulün geldiği yerin ters yönünde konumlandırmıştır. Maktul gelir gelmez silahını ateşlemiş, fail kolundan yaralanmış ve traktörlerinin camı da kırılmıştır. Fail maktulün bir daha silahına fişek doldurduğu sırada ateş ederek maktulü öldürmüştür. Fail hakkında meşru müdafaa nedeniyle kasten adam öldürme suçundan beraat kararı verilmelidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/2321, Karar No: 2014/5460, Tarih: 24.11.2014).

  • Maktul ile sanık akrabadır. Maktul olaydan önce sanığa “’ortalıktan kaybolma bu gece senin mezarını kazacağım, seni öldüreceğim” şeklinde beyanda bulunmuş, olay günü de silahla failin lokantasının önüne gelerek faile silah doğrultmuştur. Fail ise silahını çekerek maktulü öldürmüştür. Sanık, kendisine karşı gerçekleşmesi muhakkak olan haksız saldırıyı o andaki durum ve şartlara göre saldırı ile orantılı biçimde defettiğinden, meşru müdafaa hükümleri gereği sanığın kasten adam öldürme suçundan beraatine karar verilmelidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/2272, Karar No: 2014/3418, Tarih: 09.06.2014).

  • Sanık Bülent, müşteki Ceyhan’ın eşiyle ilişkiye girmek için gündüz vakti polis kıyafetiyle ve silahıyla Ceyhan’ın evine girmiştir. Evde Ceyhan’nın küçük çocuğunun da bulunduğu, müşteki Ceyhan’ınn eve döndüğünde sanık Bülent’e saldırarak yaraladığı, sanık Bülent’in olayın oluşumunu önceden göze alıp sonuçlarını kabullendiği anlaşıldığından haksız eylemin Bülent’nin davranışından kaynaklandığı, bu nedenle sanık Bülent’e yönelen saldırının haksız olmadığı, sonuç olarak sanık Bülent’in Ceyhan’a karşı işlediği kasten adam yaralama suçunda meşru müdafaa şartlarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Sanık Bülent, şartları varsa haksız tahrik indiriminden yararlanabilir (Yargıtay 3. Ceza Dairesi – Esas No: 2010/13738, Karar No: 2012/30870, Tarih: 20.09.2012).

  • Maktul ve arkadaşları, sanığa ait işyerinden mallarını çalmaya çalışmış, malları arabaya yüklemiş, bunu gören sanık da çalınan malları kurtarmak amacıyla maktule ateş etmiş ve maktulü öldürmüştür. Olayda mallarının çalınmasını önlemek için hareket eden ve kasten adam öldürme suçu işleyen sanık meşru müdafaa hükümlerinden yararlanmalıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/2791, Karar No: 2013/5664, Tarih: 10.10.2013).

  • Sanık ile mağdur arasında geçmişe dayalı husumet vardır. Mağdur sanığı yolda görüp önüne çıkmış, yere yatırıp vurmuş ve boğazsını sıkmaya başlamış, mağdurun kardeşi de bu sırada hareket etmesini engellemek için sanığın ayaklarını tutmuştur. Sanık tüm çabasına rağmen kurtulamayınca cebindeki çakıyı çıkararak mağduru göğüs bölgesinden yaralamıştır. Meşru müdafaada sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaş ile aşıldığı anlaşılmaktadır. Sanığın, maruz kaldığı saldırının etkisiyle içine düştüğü psikolojik hal nedeniyle heyecanlanması, paniğe kapılması ve hatta korkması, bunun sonucunda da meşru savunma sınırını aşması hayatın olağan akışında beklenebilecek bir durumdur. Somut olayda TCK’nun 27. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma şartları gerçekleşmiştir. Sanığın meşru müdafaada sınırın aşılması nedeniyle kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan beraatine karar verilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurul Kararı – Esas No: 2012/1-1286, Karar No: 2012/1-1286, Tarih: 28.05.2013).

Meşru müdafaa (meşru savunma), uygulanma koşulları oldukça kritik eşiklere bağlı olan bir hukuka uygunluk nedenidir. Bu nedenle bir Ceza avukatı aracılığıyla savunma yapılması hakkın etkin kullanılmasını sağlayacaktır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!