0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir?

Yurt dışına çıkış yasağı, suç şüphesi altındaki kişi hakkında mahkemelerce verilen bir adli kontrol tedbiridir (CMK m.109/3-a). Adli kontrol, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada veya kovuşturmasa, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanarak cezaevine konulması yerine cezaevi dışında denetim altında tutulmasına karar verilmesidir. Suç şüphesi altındaki kişinin tutuklanması yerine cezaevi dışında denetim altına alınma biçimlerinden biri de yurt dışına çıkış yasağı konulması şeklindeki adli kontrol tedbiridir.

Yurt dışına çıkış yasağı, şüpheli veya sanığın Türkiye’den başka bir ülkeye çıkmasını engelleme amacını taşımaktadır. Yurt dışına çıkış yasağı, Türkiye’den çıkışın yasaklanmasına ilişkindir, Türkiye’ye giriş bu adli kontrol tedbiriyle yasaklanamaz. Örneğin, yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkan şüphelinin belli bir süre sonra Türkiye’ye dönmek istediğinde hakkında yurt dışına çıkış yasağı olduğu gerekçesiyle Türkiye’ye girişi engellenemez.

Yurt dışına çakış yasağı amacına uygun bir şekilde konulmalıdır. Yurt dışına çıkış yasağı, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek (CMK m.109/k) veya belirlenen yer veya bölgelere gitmemek (CMK m.109/l) şeklindeki adli kontrol tedbirleriyle karıştırılmamalıdır. Örneğin, hakim, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin işlevini yerine getirmesi amacıyla şüpheli veya sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına karar veremez.

Şüpheli veya sanık konumundaki kişi hakkında hakim tarafından CMK m.109/3-a gereğince “yurt dışına çıkamamak” biçiminde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi halinde, yasak kaldırılıncaya kadar bu kişinin artık yurt dışına çıkması mümkün değildir.

Yurt dışına çıkış yasağı soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmesiyle, kovuşturma aşmasında mahkeme tarafından beraat kararı verilmesiyle kendiliğinden kalkar.

Özellikle belirtelim ki, yurt dışına çıkışın yasaklanması mahkemeler dışında bazı idari birimler tarafından da bir tedbir şeklinde uygulanmaktadır. Örneğin, vergi idaresi vergi borçları nedeniyle mükellefler hakkında yargısal bir karara ihtiyaç duymadan idari yoldan yurt dışına çıkış yasağı koyabilmektedir. Yazımızın konusu, savcılığın talebiyle veya talebi olmaksızın ceza mahkemeleri tarafından konulan yurt dışına çıkış yasağıdır.

Mevzuatta Yurt Dışına Çıkış Yasağı

Yurt dışına çıkış yasağı, bir adli kontrol tedbiri olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 109. maddesinin 3. fıkrasının a bendinde şu şekilde düzenlenmiştir:

CMK m.109

Adli kontrol

(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

a) Yurt dışına çıkamamak.

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.

e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.

g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.

i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.

j) Konutunu terk etmemek.

k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.

l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kararı Vermeye Yetkili ve Görevli Mahkeme

1. Soruşturma Aşamasında: Soruşturma aşamasında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verme görevi Sulh Ceza Hakimliği’ne aittir (5235 sayılı Kanun m.10). Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir (CMK m.110/1). Sulh ceza hakimliği, soruşturma aşamasında hakim tarafından verilmesi gereken kararları veya işlemleri yapmakla görevli olduğundan şüphelinin yurt dışına çıkamaması şeklindeki adli kontrol tedbirine de hükmedebilir. Ancak, soruşturma aşamasında tutuklamaya itiraz edilmesi halinde asliye ceza mahkemesi şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı vererek şüpheliyi tahliye edebilir. Yetkili Sulh Ceza Hakimliği ise suçun işlendiği yer sulh ceza hakimliğidir.

2. Kovuşturma Aşamasında: Kovuşturma aşamasında ceza davasına hangi mahkeme bakıyorsa yurt dışına çıkış yasağı kararını verme görevi o mahkemeye aittir. Ceza davasına bakan mahkemenin kararına itiraz edilmesi üzerine, itirazı inceleyen ceza mahkemesi de yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararını verebilir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kararı Vermenin Şartları

Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturma veya kovuşturmada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine “yurt dışına çıkamamak” şeklinde adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir (CMK m.109/1). Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Yani tutuklama yasağı bulunan hallerde de yurt dışına çıkışın yasaklanmasına karar verilebilir (CMK m.109/2).

Tutuklamaya alternatif bir tedbir olduğundan yurt dışına çıkışın yasaklanması kararı verilebilmesi için aşağıdaki tutuklama şartlarının gerçekleşmesi gerekir:

1. Kuvvetli Suç Şüphesi: Yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol kararı verilebilmesi için ilk şart, şüpheli veya sanık hakkında “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin” bulunmasıdır. Kuvvetli suç şüphesi, şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair yüksek bir ihtimal bulunmasıdır.

2. Tutuklama Nedeni: Yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesi mevcut olsa bile, ayrıca bir “tutuklama nedeni” de bulunmalıdır (CMK m.100/1).

Yurt dışına çıkış yasağı konusunda tali veya asli ceza davası yargılaması yapacak hakim veya mahkeme, öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin var olup olmadığını değerlendirecektir. Şüpheli veya sanığın suç işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi varsa, ayrıca bir tutuklama nedeni olup olmadığına bakılacaktır. Bir tutuklama nedeni de varsa, mahkeme “yurt dışına çıkamamak” şeklinde adli kontrol kararı verebilecektir.

Bir yurt dışına çıkış yasağı kararı verebilmek için bir tutuklama nedeninin mevcut olduğu varsayılan haller şunlardır:

  1. Şüpheli veya sanığın “kaçması veya kaçması şüphesini uyandıracak somut olguların varlığı” halinde bir tutuklama nedeni olduğu kabul edilir, bu durumda yurt dışına çıkış yasağı kararı verilebilir (CMK m.100/2),

  2. Şüpheli veya sanığın “delillerin karartılacağı” konusunda kuvvetli şüphe halinin varlığı bir tutuklama nedenidir, bu nedenle de yurt dışına çıkış yasağı kararı verilebilen hallerdendir (CMK m.100/2),

  3. Katalog suçlar, yani kanunda açıkça tutuklama sebebi olarak gösterilen suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde bir tutuklama nedeninin de mevcut olduğu kabul edilir (CMK md. 100/3). Yani, katalog suçlardan birinin işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, şüpheli veya sanığın kaçacağı veya delilleri karartma ihtimalinin bulunduğu kendiliğinden varsayılır. Örneğin, kasten öldürme veya yağma suçu işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebepleri varsa, bir tutuklama nedeni olduğu kendiliğinden kabul edilir.

Hangi Suçlarda Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kararı Verilebilir?

Yurt dışına çıkış yasağı, tüm suçlar açısından uygulanabilecek bir tedbirdir. Tutuklama yasağı olan hallerde de şüpheli veya sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirine başvurulabilir (CMK m.109/2).

Tüm suçlarda şartları varsa yurt dışına çıkış yasağı kararı verilebilse de, en çok yurt dışına çıkış yasağı kararı verilen suçlar, tutuklamanın katalog suçları olan aşağıdaki suçlardır:

Yurt Dışına Çıkış Yasağının Süresi Ne Kadardır?

Yurt dışına çıkış yasağı bir adli kontrol biçimidir, bu nedenle yurt dışına çıkış yasağının süresi veya ne kadar süreceği adli kontrol hükümlerine göre aşağıdaki şekilde belirlenir:

  1. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde (örneğin, asliye ceza mahkemesinde yapılan yargılamalarda) yurt dışına çıkış yasağı süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.

  2. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır (CMK m.110/A)

Şüpheli veya sanığın yurt dışına çıkış yasağının devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından karar verilir (CMK m.109/4).

Yurt dışına çıkış yasağına ilişkin süreler, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır (CMK m.110/3).

Hüküm kesinleştikten sonra yurt dışına çıkış yasağı tedbiri kendiliğinden kalkacaktır. Kesinleşen hükmün infazı aşamasında, yargılama aşamasına ilişkin olan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol hükümleri uygulanamaz.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nasıl Kaldırılır?

Yurt dışına çıkış yasağı, kanunda belirlenen yukarıdaki adli kontrol sürelerinin dolmasıyla mahkeme tarafından kendiliğinden kaldırılır. Şüpheli veya sanık, adli kontrol süresinin dolmasını beklemeden de yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını ilgili hakim veya mahkemeden talep edebilir. Yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararını öğrenmeden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz süresi geçse bile, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması için hakim veya mahkemeden talepte bulunulabilir. Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 5 gün içinde karar verebilir (CMK m.111). Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında yurt dışına çıkış yasağı yerine şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir (CMK m.110/2).

  • Soruşturma aşamasında, Cumhuriyet savcısının istemiyle sulh ceza hakimliği “yurt dışına çıkamamak” şeklinde adli kontrol tedbirini her zaman kaldırabilir. Bu nedenle, şüphelinin talebi üzerine “yurt dışına çıkmamak” şeklindeki adli kontrol tedbiri kaldırılabilir.

  • Kovuşturma aşamasında yargılamayı yapan mahkeme de “yurt dışına çıkamamak” şeklindeki adli kontrol tedbirini her zaman kaldırabilir. Yargılanan sanığın talebi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşü alınarak yurt dışına çıkış yasağının devam edip etmeyeceği hakkında mahkeme tarafından bir karar verilir.

Yurtdışı Çıkış Yasağı Olan Kişi Pasaport Alabilir mi?

Hakim veya mahkeme tarafından hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilenler pasaport alamazlar, pasaport başvuruları reddedilir. Kanuni düzenleme, “Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, … pasaport veya seyahat vesikası verilmez şeklindedir (5682 sayılı Pasaport Kanunu m.22).

Pasaportu mevcut olduğu halde süresi dolduğu için pasaportu yenilemek isteyenler hakkında da yurt dışı çıkış yasağı varsa, yenileme işlemi yapılmayacaktır. “Yurt dışına çıkamamak” şeklindeki adli kontrol tedbirinin niteliği gereği şüpheli veya sanığa pasaport verilmemekte, süresi dolan mevcut pasaportu da yenilenmemektedir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nasıl Öğrenilir?

Adli kontrol şeklindeki yurt dışına çıkış yasağının şu şekilde öğrenilmesi mümkündür:

  • Soruşturma aşamasında kısıtlama kararı (Gizlilik kararı-CMK m.153/2) yoksa savcılıkta bulunan soruşturma dosyası incelenerek şüpheli kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı olup olmadığı tespit edilebilir. Soruşturma dosyasında kısıtlama (gizlilik) kararının bulunduğu hallerde şüpheli şahıs hakkında yurt dışına çıkış yasağı olup olmadığı öğrenilemez. Kısıtlama (gizlilik) kararı, insan öldürme, cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti, örgütsel suçlar gibi suç dosyalarında söz konusu olmaktadır.

  • Kovuşturma aşamasında, yani ceza mahkemesine ceza davasının açıldığı hallerde dava dosyasının incelenmesiyle yurt dışına çıkış yasağının olup olmadığı anlaşılabilir. Kovuşturma aşamasında yargılamayı yapan mahkeme tarafından dosya üzerinde kısıtlama (gizlilik) kararı verilemez. Bu nedenle, sanık her zaman dava dosyasındaki tüm evrakı inceleyebilir ve istediği nüshanın bir suretini de alabilir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Adli Kontrol Tedbiri Yargıtay Kararları


Yurt Dışına Çıkış Yasağının Gereksiz Hale Gelmesi

5271 sayılı Kanun’un 103/2. maddesi gereğince soruşturma evresinde şüphelinin işlediği iddia olunan suç nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde adli kontrol kararının kendiliğinden sona ereceği hüküm altına alındığından, usul hükümlerinde kıyasın mümkün olduğuna ilişkin genel hukuk kaidesinden hareketle kovuşturmanın beraat, mahkumiyet, düşme vb. bir kararla sona ermesi halinde de adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona ereceğinin kabulünün zorunlu olması karşısında, somut dava dosyasına konu sanık hakkındaki kovuşturma aşamasının hükmün Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17/04/2015 tarihli ve 2010/24551 esas, 2015/31075 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesi suretiyle sona erdiği ve böylece sanık hakkındaki yurtdışına çıkamama adli kontrol tedbirinin kendiliğinden nihayete erdiği ve artık devamında hükmün infazına geçildiği de dikkate alındığında hükümlü hakkındaki yurtdışı çıkış yasağının devamında herhangi bir hukuki yararın bulunmadığı düşünüldüğünden, merciince yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği ihbar olunmakla;

SONUÇ VE KARAR:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Sanık hakkındaki kovuşturma aşamasının hükmün Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17/04/2015 tarihli ve 2010/24551 esas, 2015/31075 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesi suretiyle sona ermesi ve böylece sanık hakkındaki yurtdışına çıkamama adli kontrol tedbirinin kendiliğinden nihayete erdiğinin anlaşılması, sanık hakkındaki hükmün infazına geçilerek sanığın Van İnfaz Hakimliğinin 2015/896 esas, 2015/862 sayılı kararı ile denetimli serbestlik şartı ile salıverilmesi ve ayrıca yurtdışına çıkış yasağı konulmaması karşısında sanık hakkındaki yurtdışı çıkış yasağının devamında herhangi bir hukuki yararın bulunmadığı anlaşılmakla, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden, … Ağır Ceza Mahkemesinin 13/08/2015 tarihli ve 2007/261 esas değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309/4. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, karar verilmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/3193 E. , 2016/2613 K.).

Yurtdışına Çıkış Yasağının Yanlış Uygulanması Nedeniyle Tazminat İsteminde Bulunulamaz

5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde ‘‘suç soruşturması ve kovuşturması sırasında’’ gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği belirtilmekle birlikte madde metninde bu aykırılıkların tahdidi şekilde sıralanmış olması ve 5271 sayılı CMK’nın 141. maddesine 6545 sayılı Kanunun 70. maddesi ile 18.06.2014 tarihinde eklenen 3. fıkrasında belirtilen “Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.” hükmü nazara alındığında; davacı hakkında verilen yurt dışı çıkış yasağı işleminin madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davacı yararına maddi ve manevi tazminata hükmolunması bozma nedenidir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2020/11309 E. , 2022/2403 K.).

Davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma kapsamında 13.04.2009 tarihinde gözaltına alındığı, 17.04.2009 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin adli kontrol kararı ile salıverildiği, ancak anılan yurtdışı çıkış yasağının hangi tarihte kaldırıldığının ilgili adli makamlardan resmi yoldan araştırılıp saptanması yerine, davacı vekilinin yurtdışı çıkış yasağının 18.03.2010 tarihinde kaldırıldığına ilişkin mahkeme kararının fotokopisini eklediği beyanına itibar edilerek ve 5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde ‘‘suç soruşturması ve kovuşturması sırasında’’ gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği belirtilmekle birlikte madde metninde bu aykırılıkların tahdidi şekilde sıralanmış olması ve 5271 sayılı CMK’nın 141. maddesine 6545 sayılı Kanunun 70. maddesi ile 18.06.2014 tarihinde eklenen 3. fıkrasında belirtilen ‘’Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.’’ şeklindeki hükmün de dava ve hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girdiği ve bu kapsamda davacı hakkında gözaltı işleminden sonra uygulanmasına karar verilen yurt dışı çıkış yasağı işleminin madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davacı yararına gözaltına alındığı ve tahliye olduğu tarihler arasında kalan süreyi kapsayacak şekilde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği gözetilmeden, davacı vekilinin yurtdışı çıkış yasağının 18.03.2010 tarihinde kaldırıldığına ilişkin beyanına itibarla, tarihleri arasında kalan sürenin tamamı üzerinden manevi tazminata hükmolunması, bozma nedenidir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/10548 E. , 2022/262 K.).

Tutuklama Kararı ile Birlikte Yurt dışına Çıkış Yasağı Şeklinde Adli Kontrole Hükmedilemez

İlk Derece Mahkemesi kararında hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına karar verilen sanık hakkında ayrıca CMK’nın 109/3-a maddesi uyarınca “yurtdışına çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK’nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlıklarında yer alan suç tarihi kısmındaki “15/07/2016” ibaresi çıkarılarak yerine “21/10/2016” ibaresinin yazılması, hükümdeki TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların bütünüyle çıkarılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK’nın 53. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi, yine hükümde yer alan; “3-Dosya kapsamı, delil durumu, sanığa verilen cezaların miktarı ve bunlara ilişkin infaz rejimi dikkate alındığında sanık hakkında CMK’nın 109/3-a maddesi uyarınca “yurtdışına çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbirinin UYGULANMASINA,” kısmın hükümden çıkarılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi (Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2020/3829 E. , 2020/5436 K.).

Yurtdışına Çıkış Yasağı Tedbirinin Amacına Aykırı Uygulanması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8.maddesinin (c) bendinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi durumunda, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; “Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebileceği”nin hükme bağlandığı, Kanunda öngörülen “belli yerlere gitmekten yasaklanma” tedbirinin amacının; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın suç işlemeye yönelmesinde, ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde etkili olabilecek yerlere gitmesini önlemek olduğu, yurt dışına çıkma yasağının ise, CMK’nın 109/3-a maddesinde tutuklama yerine öngörülen bir adli kontrol tedbiri olduğu, somut olayda, CMK’nın 231/8-c maddesinde öngörülen “belli yerlere gitmekten yasaklama” tedbiri olarak “yurt dışına çıkma” yasağına hükmedilmesinin hükmün amacına aykırı olduğu anlaşılmakla,Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2007 tarihli ve 2006/389 Esas, 2007/157 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, karar verilmiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2014/9940 E. , 2014/11157 K.).

Yurtdışı Çıkış Yasağı Kararının Hukuka Aykırılığı

Anayasa Mahkemesi - Başvuru Numarası: 2019/39847

Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında yakalama kararı çıkartılmıştır. Birleşmiş Milletler toplantısına katılmak üzere yurt dışına çıkacağı sırada yakalanan başvurucu, ifadesi alınmak üzere adliyeye götürülmüş ve savcılık tarafından ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılmıştır. Sulh Ceza Hâkimliği 28/10/2019 tarihinde adli kontrol kararı vererek başvurucunun yurt dışına çıkışını yasaklamış, bununla birlikte söz konusu tedbir kararı 13/1/2020 tarihinde kaldırılmış ve soruşturma neticesinde paylaşımın ağır eleştiri boyutunda kaldığı gerekçesiyle başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

İnsan hakları alanında çalışan bir avukat olan başvurucu bir internet haber sitesinde düzenli köşe yazarlığı yapmaktadır ve toplumda belirli bir tanınırlığa sahiptir. Yurt dışında birçok uluslararası etkinliğe katıldığını söyleyen başvurucu hakkında sosyal medya hesabı üzerinden açıkladığı bir düşüncesi nedeniyle yakalama kararı çıkartılmış, yurt dışına çıkacağı sırada gözaltına alınmış ve bilahare ifadesi alındıktan sonra yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakılmıştır. Sosyal medya paylaşımı nedeniyle başvurucu hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasının ve netice olarak Birleşmiş Milletlerde yapılacak bir programa katılamamış olmasının olayların bütünü ışığında ele alındığında başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğüne müdahale teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Hükmün Bozulması Üzerine Yargıtay’ca Yurt Dışına Çıkış Yasağının Kaldırılması

Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:

Kendisinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçmeyen sanık …‘ın savunmalarının aksine, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek soyut telefon görüşmeleri dışında diğer sanık …‘de ele geçirilen uyuşturucu madde ile ilgisi olduğuna veya anılan sanığın eylemine iştirak ettiğine dair, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre, sanık hakkındaki Ağrı 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/02/2014 tarih ve 2014/19 sorgu sayılı kararı ile verilen “CMK’nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkmama” adli kontrol tedbirinin uygulanmasına ilişkin kararın kaldırılmasına, gereği için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına, karar verildi (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2018/2720 E. , 2022/9157 K.).

Yargıtayca Tutuklama Yerine Yurtdışı Çıkışın Yasaklanmasına Hükmedilmesi

Aanık müdafii ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ve bozma gerekçesi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 109/3-a maddesi gereğince “yurt dışına çıkmamak”, adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYESİNE, karar verilmiştir (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/14635 E. , 2022/4230 K.).


Avukat Baran Doğan

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS