0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu Nedir? (TCK 220)

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK m.220); en az üç kişinin, suç işlemeye elverişli araç ve gerece sahip olarak, hiyerarşik bir ilişki ve iş bölümü içerisinde amaç suçları işlemek için süreklilik arz edecek şekilde bir araya gelmesiyle meydana gelir.

Örgüt yöneticiliği suçu; hiyerarşik yapılanmada üst pozisyonda yer alıp örgütsel faaliyetin tamamının veya bir kısmının koordine edilmesi veya yönetilmesidir.

Örgüt üyeliği suçu; başkaları tarafından kurulan örgüte sonradan katılarak örgüt içindeki iş bölümü çerçevesinde bir görev üstlenilmesiyle meydana gelir.

Örgüt adına suç işleme suçu; örgütün hiyerarşisi içinde yer almamakla birlikte, yani üye olmamakla birlikte örgütün yararına suç işlenmesidir.

Örgüte yardım etme suçu; örgütün dışında olan bir kimsenin örgüte yer sağlama, yiyecek ve giyecek sağlama, silah temin etme vb. gibi davranışlarla örgütsel faaliyete veya örgütün işlediği suça yardım etmesiyle oluşur.

TCK md.220’de düzenlenen “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma” suçunu, TCK md.314’te yer alan “Silahlı Örgüt Kuruculuğu, Yöneticiliği veya Üyeliği” suçu ile karıştırmamak gerekir. TCK md.314’te düzenlenen silahlı örgüt suçu, siyasi bir amacı olan ve sadece silahlı olan örgütün kurucu, yönetici veya üyesi olmayı cezalandırmaktadır. Halbuki, TCK md.220’de yer alan suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda, örgütün siyasi bir hedefi yoktur. Ayraca, TCK md.220 kapsamında yer alan örgüt silahlı olabileceği gibi silahsız da olabilir.

Suç Örgütü Kurma, Örgüt Yöneticiliği veya Üyeliği Suçlarında Örgütün Unsurları

Ceza hukukunda suç örgütü; örgütün güç kaynağı olmasından yararlanarak baskı, sindirme veya korkutma gibi yöntemler kullanmak suretiyle “amaç suçlar” işleyen yasadışı bir organizasyon olarak tanımlanmaktadır.

5237 sayılı TCK 220. maddesi kapsamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için en az üç kişinin suç işlemek amacıyla bir araya gelmesi, bu kişiler arasında devamlılık içeren katı veya gevşek hiyerarşik bir ilişki bulunması, bu kişilerin araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye muktedir olması gerekir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün varlığından bahsedebilmek için örgütün hangi suç ve/veya suçları işlemek amacıyla kurulduğu da tespit edilmelidir. Çünkü örgütün amacı bir suç programını gerçekleştirmektir. Yani belirsiz sayıda suç işlemektir. Suç sayılmayan ancak hukuka aykırılık teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek için kurulmuş ise amacı kanunda suç olarak tanımlanan fiilleri işlemek olmayan bir örgütlenme TCK md.220’deki suç örgütü olarak algılanamaz. Suç örgütü kurma ve yönetme ile örgüte üye olma suçları yönünden suç örgütünün işlemeyi amaçladığı suç ve/veya suçların en azından hazırlık hareketi ile ilgili ciddi bulgu, emare, delil olmalıdır. Suç örgütü kurma bağımsız bir suç kabul edildiğine göre, amacı olmayan bir örgütlenmede suç örgütü bir veya birkaç amaç suç işlemesi için kurulmalı ve suçların işlenmesine dair 220/1.maddesinde gösterilen unsurlar ile ilgili bulgulara ulaşılmalıdır. Suç işlemek için örgüt kurmak iştirak kavramına yakındır. Ancak birkaç noktada iştirakten ayrılır. İştirak şerikler arasında anlaşma net bir şekilde belirlenmiş olan bir veya birden fazla suç işlemek içindir. İşlenecek suçun sayısı, konusu ve mağdur bellidir. İştirak gereği suç işlendiğinde anlaşmanın gereği yerine gelmiştir. Yeni bir suç işleme söz konusu değildir (Yargıtay 6.CD - Karar:2014/4234).

Suça iştirakte de suç işlemek üzere iradelerin bir araya gelmesi söz konusudur, burada da devamlılık vardır. Ancak, suça iştirakte örgütlenme olmadığı gibi iştiraken suç işlendikten sonra yeni bir suç işleme amacı da yoktur. Suç işlemek için örgüt kurmada bir veya birkaç suç işlendikten sonra daha programlanmış suçları işlemek için örgüt devam eder.

Çok sayıda insanın suç işlemek üzere gelişigüzel bir araya gelmesi suç örgütüne vücut vermez. Suç örgütünün varlığından bahsedebilmek için asgari şu koşulların bir arada bulunması gerekir:

  • Üye Sayısı: Suç örgütünün üye sayısı en az 3 veya daha fazla kişi olmalıdır.

  • Hiyerarşik İlişki: Suç örgütünden bahsedebilmek için örgütün bir yapılanması bulunmalıdır. Üyeler arasında gevşek veya katı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır. Suç örgütü adeta bir güç kaynağı haline gelmeli, üyeleri üzerinde de bir hakimiyet oluşturmalıdır. Örgütün yöneticisi bir veya birden fazla kişi olabilir. Önemli olan üyeler arasında emir-talimat ilişkisinin mevcut olmasıdır.

  • Suç İşleme Amacı: Suç örgütünün suç işlemek amacıyla oluşturulmuş olması gerekir. Örgüt fiilen suç işlemese bile, üyelerin suç işleme amacıyla bir araya gelmesi yeterlidir. Suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması bazı durumlarda mümkün olsa da şart değildir. Ancak, örgütün suç işlemek amacıyla bir araya geldiğinin tespit edilmesi gerekir. Örgütün bazı suçlara dair hazırlık hareketleri içesinde bulunması; örneğin, silah temin etmesi, keşif yapması, yakalanmayı engelleyecek bazı önlemler alması vb. gibi hareketlerden kişilerin örgütsel bir şekilde suç işleme amacı etrafında bir araya gelip gelmedikleri anlaşılabilir. Suç örgütü, doğası gereği birden fazla belirsiz sayıda suç işlemeyi hedeflemelidir. Tek bir suçu işlemek için bir araya gelen bir topluluğun sayısı ne olursa olsun örgütlü suçtan bahsetmek mümkün değildir, işlenen fiil ancak “iştirak” veya “toplu suç” gibi kavramlarla açıklanabilir.

  • Örgütsel Faaliyetin Sürekliliği: Örgütsel faaliyet süreklilik arz eder. Yani, örgüt üyeleri suç işleme iradesiyle devamlılık arz edecek bir şekilde bir araya gelmektedir. Devamlılığın tespit edilmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olup olmadığının araştırılması gerekir. Kişilerin belirli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil ancak suça iştirak iradesinden söz edilebilecektir. Örneğin, 5 kişinin bir kişiye karşı dolandırıcılık suçu işlemek üzere bir araya gelmesi, plan yapması ve koordineli bir şekilde suçu icra ederek tamamlaması halinde suç örgütünden değil, iştirak halinde suç işlenmesinden bahsedilebilir.

  • Elverişlilik: Örgütün amaçlanan suçları işlemeye elverişli, üye, araç ve gerece sahip olması gerekir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olmaması halinde, örgütsel bir suç işleyeceğinden bahsetmek mümkün değildir. Suç işlemeye elverişli araç ve gerece sahip olmaktan kastedilen, örgütün silahlı olması da değildir. Suç örgütü, silahlı olabileceği gibi silahsız da olabilir. Örneğin, hiçbir şekilde silah kullanmadan tehdit, şantaj, hırsızlık, yağma, uyuşturucu madde ticareti, gümrük kaçakçılığı, ihaleye fesat karıştırma vb. gibi suçları örgütsel faaliyet çerçevesinde işlemek mümkündür. Suç işlemek için örgüt kurulması bir somut tehlike suçudur. Her ne kadar en az üç kişinin belli amaç etrafında suç işlemek üzere devamlı surette fiilen birleşmesi suretiyle örgüt meydana gelebilirse de; kurulan örgüt, güdülen amaç bakımından somut bir tehlike oluşturmayabilir. Bu nedenle, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması aranmalıdır. Elverişlilik, basit bir birleşmeyi değil, kamu düzeni için somut bir tehlike oluşturacak daha sıkı bir birleşmeyi gerektirir.

Suç Örgütü Kurma veya Yönetme Suçu ve Cezası (TCK 220/1)

Örgüt kurma suçu, bir örgütün ana yapısının oluşturulması, örgütün vücut bulması için gerekli davranışların sergilenmesidir. Örgüt kurma suçu, tek bir kişi tarafından işlenebileceği gibi birden fazla kişi tarafından da işlenebilir. Örgüt kurucusu suç işleme amacı etrafında kişileri bir araya adeta öncülük yapmaktadır.

Örgüt yöneticiliği suçu, örgütün hiyerarşisi içinde üst pozisyonda yer alıp örgüt üyelerine emir-talimat veren, örgüt üyelerini yönlendiren ve idare eden kişidir. Örgüt içinde işbölümünü sağlar, adeta bir koordinatör gibi örgütün işleyişi açısından merkezi bir konumdadır. Örneğin, örgüt içinde istediği kişiye inisiyatif verip istediği kişinin görevine son veren kişi örgüt yöneticisi olarak kabul edilir. Örgüt kurucusu aynı zamanda örgüt yöneticisi de olabilir. Bu durumda fail, “örgüt kurma” ve örgüt yönetme” şeklinde iki seçimlik hareketi ihlal etmesine rağmen aynı suçun unsurları olan bu seçimlik hareketler nedeniyle tek bir ceza ile cezalandırılır.

Suç örgütü kurma veya yönetme suçunun cezası şu şekilde belirlenir (TCK 220/1):

  • Örgüt kurma veya yönetme suçunun cezası, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK m.220/1).
  • Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır (TCK m.220/3).
  • Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur (TCK m.220/4). Örneğin, fail örgütsel faaliyet çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık suçu işlemişse, hem TCK m.220 gereği suç işlemek için örgüt kurma hem de TCK m.158 gereği nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası ile cezalandırılacaktır.
  • Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır (TCK m.220/5). Örgüt yöneticisi, fiilen katılmasa bile örgütsel faaliyet çerçevesinde işlenen tüm suçlardan sorumludur.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Üyeliği Suçu ve Cezası (TCK 220/2)

Örgüt üyesi, kurulduktan sonra örgüte katılan ve işbölümü çerçevesinde herhangi bir görev üstlenen kişidir. Örgüt üyeliği, örgütün hedeflediği suçların fiilen işlenmesine katılabileceği gibi suçun işlenmesini kolaylaştıran hareketler yapabilir. Örgütün hiyerarşisi içinde en alt kademede yer aldığından emir ve talimat alarak yerine getirir. Ancak, örgüt üyesi, örgütün talimatı olmadan da kendiliğinden örgütün amacı doğrultusunda faaliyette bulunabilir. Örgüt üyeliği suçunun vücut bulması için failin örgütün niteliği ve amacını bilerek örgüte devamlı katılmaya yönelik bir irade ortaya koyması gerekir. Örgüt üyeliği suçunun tespiti için şu kriterler değerlendirilir:

  • Hiyerarşik bir ilişki mevcut olup olmadığı,
  • Eylemlerin süreklilik ve çeşitlilik arz edip etmediği,
  • Örgüt içinde özel bir isim veya kod ismi kullanılıp kullanılmadığı,
  • Örgüt içindeki diğer kişilerle sosyal, ekonomik ve ailevi ilişkilerinin olup olmadığı.

Örgüt üyeliği suçunun cezası şu şekilde belirlenir (TCK 220/2):

  • Örgüt üyeliği suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK m.220/2).
  • Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır (TCK m.220/3).
  • Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur (TCK m.220/4). Örneğin, örgüt üyesi resmi evrakta sahtecilik yaparak basit dolandırıcılık suçu işlerse, hem resmi evrakta sahtecilik suçu (TCK m.204/1) hem dolandırıcılık suçu hem de örgüt üyeliği suçu (TCK m.220/2) nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılacaktır.

Suç Örgütüne Yardım Etme ve Cezası (TCK 220/7)

Örgüte yardım etme suçu, bir kimsenin örgütün hiyerarşisine dahil olmamakla birlikte örgütsel faaliyetin veya bir suçun işlenmesine bilerek ve isteyerek yardım etmesidir. Konumlarının doğal sonucu olarak örgüt üyesi veya yöneticisinin fiilleri ne olursa olsun örgüte yardım etmek olarak nitelenemez. Örgüte yardım etme suçu; örgütün dışında olan kişinin, devamlılık arz etmeyecek bir şekilde, geçici bir fiil ile örgütsel faaliyetin veya suçun gerçekleşmesine yardım etmesiyle oluşur.

Örgüte yardım etme suçu serbest hareketli bir suç olup şu fillerle işlenebilir:

  • Örgüte yiyecek ve içecek verme,
  • Yer sağlama,
  • Örgütün suç işleyeceği bölgeyi tanıtma,
  • Suçun işlenmesinden sonra suç eşyasını taşıma veya saklama,
  • Örgüte silah temin etme,
  • Suçun işlenmesini kolaylaştıran başka araçlar temin etme,
  • Ekonomik yardımda bulunma,
  • Örgütün ihtiyacı olan belge ve bilgileri temin etme.

Örgüt yardım etme suçunun cezası şu şekilde belirlenir (TCK 220/7):

  • Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır (TCK 220/7). Yani, örgüte yardım eden kişinin cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak, örgüte yardım etme suçu nedeniyle örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir (TCK 220/7).
  • Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır (TCK m.220/3).
  • Örgüte yardım eden kişinin “yardım etme” fiili başlı başına ayrı bir suç teşkil ediyorsa, bu suçtan dolayı da ayrıca cezalandırılır (TCK m.220/4).

Silahlı Örgüt Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçu ve Cezası (TCK 220/6)

Silahlı örgüt adına suç işleme suçu, örgütün hiyerarşisine dahil olmayan, yani örgüt üyesi olmayan kişiler tarafından işlenebilir. Örgüt üyesi zaten örgüt üyeliği ve işlediği suçlar nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Örgüt adına suç işleyen kişi örgütün doğrudan emir-talimatı altında değildir. Ancak, örgütün suçun işlenmesini istediğini bilmektedir. Örneğin, silahlı suç örgütü yöneticisinin “Beyoğlu ilçesinde bulunan x esnaftan haraç alan ömür boyu dostumdur” sözünü duyup, örgüt üyesi olmadığı halde o esnaftan zorla para alan kişi örgüt adına suç işlemektedir.

Özellikle belirtelim ki; örgüt adına suç işleme suçu ancak silahlı örgütler adına suç işlenmesi halinde mümkündür. Örgüt silahlı değilse, örgüt adına suç işleme suçunun hükümleri uygulanamaz. Silahsız bir örgüt adına suç işlenmesi halinde, örgütün adının kullanılması işlenen suçun unsuru değilse fail TCK m.220 hükümleri gereği değil, sadece işlediği suç nedeniyle cezalandırılacaktır.

Örgüt adına suç işleme suçunun cezası şu şekilde belirlenir:

  • Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır (TCK 220/6). Yani, silahlı örgüt adına suç işlemenin cezası, örgüt üyeliğinde olduğu gibi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Örgüt adına suç işleme suçu silahlı örgütler adına işlenebileceğinden, belirlenen bu ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır (TCK m.220/3). Arttırılan bu sonuç ceza da takdiren yarısına kadar indirilebilir (TCK 220/6).
  • Örgüte adına suç işleyen kişi, işlediği suçtan dolayı da ayrıca cezalandırılır (TCK m.220/4).

Örgüt Propagandası Yapma Suçu (TCK 220/8)

Yargıtay, propaganda kavramını, belli bir görüşün toplum içinde yayılmasını, fikir ve kanaatlerin kökleşmesini sağlamak için, bu amacın gerçekleşmesine yönelik olarak her türlü maddi ve manevi araca başvurarak, telkin, teşvik ve etkide bulunmak olarak tanımlamaktadır (Yargıtay CGK – 1999/38).

Örgüt propagandası yapma suçunun cezası şu şekildedir:

  • Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK m.220/8).

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin işlediği fiil nedeniyle pişman olması ve suçun sebep olduğu zararı gidermesi halinde fail hakkında ceza indirimi yapılmasını sağlayan bir maddi ceza hukuku kurumudur.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda etkin pişmanlık hükümleri şu şekilde uygulanır (TCK m.221):

  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK m.221/1).
  • Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK m.221/2) .
  • Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK m.221/3).
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır (TCK m.221/4) .
  • Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur.Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir (TCK m.221/5) .
  • Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz (TCK m.221/6) .

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme suçu kapsamında hükmedilen hapis cezasının miktarı nedeniyle adli para cezasına çevrilemez. Ancak, örgüt üyeliği, örgüte yardım etme, örgüte adına suç işleme, örgüt propagandası suçlarının cezaları adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. TCK md. 220’de düzenlenen tüm suçlar nedeniyle verilen cezaların miktarı nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Cezanın ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. TCK md. 220’de düzenlenen tüm suçlar nedeniyle verilen cezalar hakkında cezanın ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür.

Örgüt Kurma, Yöneticiliği, Üyeliği Suçunda Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

TCK md. 220’de düzenlenen suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Kamu davasına şikayetçi olarak müdahill olan herhangi bir kimse varsa bile şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. TCK md. 220’de düzenlenen örgüt kurma, yönetme ve örgüt üyeliği suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Örgüt Kurma, Yönetme, Üyeliği Suçunda Görevli Mahkeme

Örgüt kurma, yönetme ve üyeliği suçu hakkında yargılama yapma görevi asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Ancak, örgütün işlediği iddia edilen suçlar ağır ceza mahkemesinin yetkisine giriyorsa, bu halde yargılama yapma görevi ağır ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Örgüt Kurma, Örgüt Yöneticiliği ve Üyeliği Suçu Yargıtay Kararları

Akrabalık İlişkileri ve Örgüt Kurma veya Üyeliği Suçu

Sanıkların, çek senet tahsilatı yapmak üzere Halil Tan liderliğinde fonksiyonel işbirliği ve işbölümü içerecek şekilde örgütlendiklerine dair soyut iddialar dışında, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, örgüt lideri Halil Tan’ın diğer sanıklar Selami Tan ve Muammer Tan ile abi-kardeş olduğu, sanık Fikri Gülüsev’in de bu sanıkların eniştesi olduğu, aralarında akrabalık bağından kaynaklanan birliktelik bulunduğu, atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden, beraatlari yerine yazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi – Karar No:2008/7820).

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Kişi Sayısı

5237 Sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek için örgüt kurmak” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibarıyla devamlılık göstermesi; oluşumun yapısı ve üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması; üyeleri üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanması gerekir. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur bakımından somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir. Somut olaylarda, sanıklar arasında hiyerarşik ilişki bulunduğu ve yapılanmanın üyeleri üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazandığı konusunda yeterli ve kesin delil bulunmadığı, buna bağlı olarak TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.

Sanık M. Ö. hakkında “suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

1-) Sanığın, hükme esas alınan telefon konuşmalarının kendisine ait olmadığını söylemesi karşısında;

a-) Ses kayıtları getirtilip dinletilerek kendisine ait olup olmadığının sorulması,

b-) Telefon konuşmalarındaki seslerin kendisine ait olmadığını belirtmesi halinde; ses örnekleri alınarak, ses kayıtlarının sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ne veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, telefon konuşmalarının sanığa ait olduğunun belirlenmesi durumunda, diğer sanıklar A. T. ve S. B.’in sanık hakkındaki beyanlarının doğru olduğu, aksi halde samimi olarak kabul edilemeyeceği dikkate alınarak sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması bozma nedenidir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Karar: 2016/1643).

Suç Örgütü Kurma, Örgüt Yöneticliği ve Üyeliği Suçunun Unsurları

TCK’nın 220. maddesi kapsamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için en az üç kişinin suç işlemek amacıyla bir araya gelmesi, bu kişiler arasında devamlılık içeren katı veya gevşek bir hiyerarşik bir ilişki bulunması, bu kişilerin örgüt araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye muktedir olması gerekir. Suç işlemek için anlaşmada ise; suç işlemek üzere iradelerin bir araya gelmesi söz konusudur, burada da devamlılık vardır. Ancak örgütlenme yoktur. Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün varlığından bahsedebilmek için örgütün hangi suç ve/veya suçları işlemek amacıyla kurulduğu da tespit edilmelidir. Çünkü örgütün amacı bir suç programını gerçekleştirmektir. Yani belirsiz sayıda suç işlemektir. Suç sayılmayan ancak hukuka aykırılık teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek için kurulmuş ise amacı kanunda suç olarak tanımlanan fiilleri işlemek olmayan bir örgütlenme bu anlamda algılanamaz. Suç örgütü kurma ve yönetme ile örgüte üye olma suçları yönünden, suç örgütünün işlemeyi amaçladığı suç ve/veya suçların en azından hazırlık hareketi ile ilgili ciddi bulgu, emare ve/veya delil olmalıdır. Suç örgütü kurma bağımsız bir suç kabul edildiğine göre, amacı olmayan bir örgütlenmede, suç örgütünün bir veya birkaç amaçla suç işlemesi için kurulmalı ve suçların işlenmesine dair TCK’nın 220/1. maddesinde gösterilen unsurlar ile ilgili bulgulara ulaşılmalıdır.

Suç örgütü kavramının klişe, basmakalıp ve soyut cümlelerle belirlenip, her eylemde uygulanması da isabetli olmaz. Bazen bir suç örgüt yöneticisi bizzat veya başka örgüt ile müşterek fail olarak suç işlediğinde TCK’nın 37. maddesi, azmettirmesinde ise TCK’nın 38. maddesi tatbiki düşünülür. Örgüt yöneticisi katılmayıp, örgüt mensupları örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlarda ise örgüt yöneticisi TCK’nın 220/5. maddesine göre sorumludur.

Suç örgütü ve/veya örgütlerin yapısı ve yapılanması netleştirilip, bu suç örgütü ve/veya örgütleri ile ilgili faillerin suçları örgüt ile ilgisi olmayan faillerin ve eylemlerin ayrımı ile olacaktır. Bu husus etkin soruşturma ve/veya kovuşturma ile saptanabilir. Hal böyle olunca, telafisi olanaksız hatalara düşülmemesi, insan hak hürriyetlerinin ihlalini önlemek için bir zorunluluk olduğu unutulmamalıdır.

Suç işlemek için örgüt kurmak iştirak kavramına yakındır. Ancak birkaç noktada iştirakten ayrılır. İştirak, şerikler arasında anlaşma net bir şekilde belirlenmiş olan bir veya birden fazla suç işlemek içindir. İşlenecek suçun sayısı, konusu ve mağdur bellidir. İştirak gereği suç işlendiğinde anlaşmanın gereği yerine gelmiştir. Yeni bir suç işleme söz konusu değildir. Suç işlemek için örgüt kurmada bir veya birkaç suç işlendikten sonra daha programlanmış suçları işlemek için örgüt devam eder. Örgüte iştirak eden failler işlenen suçtan dolayı iştirak gereği cezalandırılır, yani katkıda bulunana uygulanır. Örgüt kurucuları kendi başlarına veya başkaları ile anlaşma yapılmasını başlatandır. Faaliyeti ile örgütün doğmasına sebebiyet vermektedir. Örgüt yönetenler ise üst pozisyonda kolektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyen, koordine edenlerdir. Örgüte sonradan katılmak ile iş bölümü gereği bir görev üstlenen örgüt üyesi olur. Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen, yardım eden kişi de örgüt üyesi sayılacaktır.

Suç örgütü vasıtasıyla suç teşkil eden fiil gerçekleşmelidir. Yasal dayanak olmaksızın yalnızca isnat edilen suçların aynı olduğundan bahisle (özellikle suç örgütü kurma veya yönetme adı altında) uygulama da yapılamaz.Bu açıklamalar karşısında;

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan hakkında hükümlülük kararı verilen sanık … ile suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmakla suçlanan sanıklar … …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …‘ın, devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve adı geçen sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kolektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiklerine dair kesin, inandırıcı kanıtlar karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, tape kayıtları dahi gösterilmeden, genel, soyut ve geçişli ifadelere yer verilmek suretiyle; yazılı şekilde sanık … hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma; sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ise suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından hükümlülük kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Karar: 2016/5163).

Hırsızlık Suçu İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Yönetme ve Üyeliği Suçu

Sanıklar İşat Çelebi, Hakan Yılmaz, Özgür Dönmez liderliğinde kurulan örgüt çatısı altında, tam bir işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı ile disiplinli biçimde hareket ederek; sanıkların önceden tesbit ettikleri işyerlerinden geceleyin birlikte bilgisayar, televizyon ve benzeri malzeme çaldıkları ve çalınan malzemeleri sanık İşat’ın Kızılay da bulunan iş yerine getirerek buradan örgüte üye olmayan diğer sanıklar aracılığı ile satarak işleri organize ettikleri, sanıklar Selahattin Kavakderesi, Özgür Boz, Aydoğan Cançeker, Mehmet Dönmez, Sedat Şahin, Ferhat Özsarı ve Yaver Arduç örgütün hiyerarşi yapısına dahil olmamakla birlikte, örgütün hırsızladıkları malzemeleri satarak, örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettikleri, sanıklar Uğur Sevindim ve Barış Karakaya’nın örgüte üye olmamakla brlikte örgüt lideri sanık İşat ile birlikte örgüt adına hırsızlık suçu işledikleri, yapılan operasyonda sanık İşat Çelebinin Ankara Kızılay da bulunan işyeri ile sanıklara ait araçta ve sanıkların arkadaşlarının iş yerinde yapılan aramada, bir çok bilgisayar, monitör, fotokopi makinesi, LCD televizyon, Laptap bilgisayar ve hırsızlık suçlarında kullandıkları kar maskesi, levye, boru anahtarı, murç bulunduğu, bu şekli ile örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı, araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olduğu anlaşılmakla, sanıkların suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yöneticilik ve örgüt üyeliği suçları nedeniyle mahkumiyetlerine karar verilmelidir (Yargıtay 8.Ceza Dairesi – Karar No:2010/1352).

Dolandırıcılık ve Evrakta Sahtecilik Suçunun Örgütlü İşlenmesi

Sahte kimlik ile oto kiralama adı altında açtıkları işyeri aracılığı ile araçlarını kiraladıkları müştekilere ait sahte nüfus cüzdanları çıkartıp bu araçların noterden satışlarını yaparak, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işleyip haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla sanık İsmail Lafçı liderliğinde bir araya gelen ve yakalanmaları ile eylemleri son bulan sanıkların, araçların müştekilerden kiralanması, sahte nüfus cüzdanlarının çıkartılması ve araçların noterden satımı noktasında tam bir işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket edip, amaçları doğrultusunda süreklilik gösterir biçimde faaliyette bulundukları, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olduğu anlaşılmakla sanıkların TCK m.220’de düzenlenen “suç işlemek maçıyla örgüt kurma” suçu hükümleri gereği cezalandırılması gerekir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - 2010/5231).

Uyuşturucu Ticareti Yapmak Amacıyla Örgüt Kurma ve Örgüt Üyeliği Suçu

Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp, bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir. Somut olayda; örgüt oluşturmak için sanık sayısı yeterli ise de, tüm dosya kapsamına göre sanıkların aralarında hiyerarşik ilişki ile işbölümü saptanamadığı, bu sebeplerle sanıkların üzerlerine atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve bu örgüte üye olmak suçu ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında TCK’nın 188/3. maddesiyle ceza tayini ile yetinilmesi yerine aynı maddenin 5. fıkrasının uygulanması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2759

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçunda Delillerin Araştırılması

Sanıkların şikayetçi N.’ten para almak amacıyla bir araya geldikleri, A. ve F.’nin bu amaçla K.’i de kaçırdıkları daha sonra bu kez A.’in de katılımıyla doğrudan N.’e yönelik bir eylem gerçekleştirdikleri, UYAP üzerinden sanıkların devam eden yargılamaları kontrol edildiğinde dosyamıza konu eylemleri dışında ortak bir eylemleri olmadığı, sanıklardan F.’nin diğer sanıklar ile aynı ilde dahi ikamet etmediği, F. ve A.’nin uzun süredir arkadaş olup aralarında birinin diğerini yönettiğine dair bir ilişkinin bulunmadığı, F. ile A.’in ise bu olay öncesinde yeni tanıştıkları, sanıkların sabıka kayıtlarında da ortak işledikleri suç olmadığı, haklarında örgüt kapsamında veya başka bir sebeple teknik takip veya iletişimin dinlenmesine dair karar da bulunmadığının anlaşılması karşısında, gerektiğinde sanıkların beraber işledikleri başka yargılamaları olup olmadığı ve aralarında sürekli bir iletişimin varlığını belirleme açısından her iki eylemleri arasını kapsayan iletişimlerinin tespitinden sonra devamlılık içeren, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip, aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın olup, olmadığı, varsa ne şekilde olduğu veya amaç suç veya suçları işlemek için bir örgütlenme içinde olduklarını ve konumlarını gösteren delillerin nelerden ibaret olduğu her bir suç için sanıkların duraksamaya yer bırakmayacak şekilde karar yerinde açıklanıp tartışılmadan sanıkların örgüt kurucusu ve yöneticiliği suçu işlediğini kabul ile cezalandırılması, sanıkların mağdura karşı eylemlerini örgüt faaliyetinde işlediğini gösteren kanıtların karar yerinde değerlendirilmemesi nedeniyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 6.CD - Karar:2014/4234).

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan hakkında hükümlülük kararı verilen sanık A. ile suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmakla suçlanan sanıkların, devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve adı geçen sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kolektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiklerine dair kesin, inandırıcı kanıtlar karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, tape kayıtları dahi gösterilmeden, genel, soyut ve geçişli ifadelere yer verilmek suretiyle; yazılı şekilde sanık A. hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma; diğer sanıklar hakkında ise suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından hükümlülük kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 6.CD - Karar: 2016/5163).

Elverişli Araçlarla İşyerinde Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Örgüt Üyeliği

Davaya konu olay incelendiğinde sigorta ve aracılık hizmetleriyle iştigal eden bir şirket bünyesinde çalışan üçten fazla kişinin hiyerarşik bir iş bölümü içinde iletişimin tespiti ve teknik izleme tutanaklarına göre sekiz ay devamlılık arz eder nitelikte menfaat karşılığı usulsüz fenni muayene işlemleri gerçekleştirerek suç işlemeye elverişli imkanlara sahip oldukları nazara alındığında suç işlemek amacıyla kurulan bir örgütün varlığında tereddüt bulunmamaktadır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2016/6561).

Gizli Soruşturmacı ve Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 28.04.2015 tarih, 2014/462 esas ve 2015/135 sayılı kararında da belirtildiği üzere, CMK’nın 139. maddesinin 4 ve 5. fıkralarındaki açık hükümler karşısında; gizli soruşturmacının ancak suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç. TCK’nın 220. maddesinde tanımlanan suç) ve suç işlemek için kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmeleri şartıyla sadece aynı maddenin yedinci fıkrasında sayılan suçlar için görevlendirilebileceği, olayımızda ise sanığın eylemlerinin örgüt faaliyeti kapsamında olmayıp bireysel olarak uyuşturucu madde satma niteliğinde olduğu, ancak kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel görevi kapsamında, suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmek amacıyla kimliklerini gizleyerek alıcı rolüne girip sanıktan uyuşturucu madde almalarının mümkün olduğu, bu şekilde faaliyette bulunan kolluk görevlilerini kimliğini gizleyen alıcı görevli olarak kabul etmek gerektiği ve elde edilen delillerin hukuka uygun bulunduğu kabul edilmiştir.

Somut olaya gelince; asıl amaçları uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak olmayıp suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmekten ibaret olan kolluk görevlilerin sanıktan ilk defa uyuşturucu madde almaları üzerine “uyuşturucu maddeyi satışa arz etme” suçunun ve failinin belirlendiği, delillerinin elde edildiği, ancak böyle bir durumda gerçek anlamda bir alım-satım ilişkisinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla ilk alımdan sonra kolluk görevlilerinin sanıktan yeniden uyuşturucu madde almaları şeklinde gerçekleşen eylemlerinin delil elde etme faaliyeti kapsamında olduğu ve TCK’nın 43. Maddesi gereği zincirleme suç oluşturmayacağı gözetilmeden sanık hakkında yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2015/5594).

Hukuka Aykırı Telefon Dinlenmesi ve Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu

Sanıklar hakkında ‘uyuşturucu madde ticareti yapma’ suçu nedeniyle iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması kararları alınmıştır. Bu kararlara dayanılarak dinlenen telefon görüşmeleri, ancak ‘uyuşturucu madde ticareti yapma’ suçu yönünden delil olarak kullanılabilir. ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma’ suçları yönünden dinleme kararı bulunmadığından, sözü edilen telefon konuşmaları bu suçlarda delil olarak kullanılmaz. Öte yandan, CMK’nın 135. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin hükümler ‘suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma’ suçu için uygulanamaz.

Somut olayda, örgüt oluşturmak için sanıkların sayısı yeterli ise de; suç işleme iradelerinde devamlılık ve aralarında hiyerarşik ilişki bulunduğuna ilişkin delil olmadığından, TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen ‘suç işlemek için örgüt kurma’ ve dolayısıyla ‘suç işlemek için kurulan örgüte üye olma’ suçlarının unsurlarının oluşmadığı, hukuka aykırı delil niteliğindeki telefon konuşmalarının bu suçlar yönünden hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanıkların bu suçlardan beraatları yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Karar: 2013/1077).

Uyuşturucu Madde Ticareti Yapmaya Yardım Etme ve Suç Örgütü Üyeliği

Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak suçu ile ilgili bozma gerekçesine göre, sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğine ilişkin delil bulunmadığı; ayrıca eyleminin, suça konu uyuşturucu maddeyi kurye olarak nakleden kişinin ücretini alamamasından dolayı teslim etmemesi nedeniyle diğer sanık Muhittin’in isteği üzerine kurye ile görüşüp bu sorunu gidermekten ibaret olduğu, buna göre olaydaki konumunun “yardım etme” olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrası ile 39. maddesi yerine, 188. maddesinin 3 ve 5. fıkraları gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Karar: 2010/11716).

Suç Örgütünün İşlediği Tehdit ve Dolandırıcılık Suçu

Sanıklar Musa Kısmet, Ali Kısmet ve Sinan Kısmet’in, sanık Taci Kısmet liderliğinde bir araya gelip, önceden belirlenmemiş sayıda ve süreklilik anlayışı içinde hileli davranışlarla dolandırdıkları mağdurlardan elde ettikleri malları piyasada satarak kendilerine haksız çıkar sağlamak amacıyla örgüt kurdukları ve sanıklar Ali Demirdağ, Turgut Atmaca, Şuayıp Uçmaz, Selim Uçmaz, Soner Çam, Mehmet Eryılmaz ve Abdulkadir Kartal’ın kurulan bu örgüte sonradan dahil oldukları, sanıkların örgütün faaliyeti çerçevesinde sahte çek ve senet kullanmak suretiyle mağdurlardan elde ettikleri haksız malların bir kısmını birebir pazarlama yoluyla, bir kısmını da örgütün bu amaç doğrultusunda kullandığı ve başında sanıklar Ali Kısmet ve Sinan Kısmet’in olduğu işletme aracılığı ile paraya çevirdikleri, elde edilen haksız malların muhafaza ve satımının yapıldığı işletmenin sahipleri sanıklar Ali Kısmet ve Sinan Kısmet’in mağdurlarla alış-veriş esnasında yüz yüze gelmedikleri, alış verişin “tokatçılar” olarak adlandırılan diğer sanıklar aracılığıyla yapıldığı, mağdur Recep Altunbaş’ın ve tanık Fahri Biçer’in anlatımlarından da bazı mağdurları silah kullanmak suretiyle tehdit edip yıldırdıkları, kendilerinden haksız menfaat elde edilecek olan mağdurlara yönelik işin organizasyonu, elde edilen malın örgütün hâkimiyet alanı içinde olan Akşehir İlçesi Adsız Kasabası’ndaki yere getirilmesi, muhafazası, paraya dönüştürülmesi noktasında tam bir işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı ve disiplinli biçimde hareket ettikleri, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklar suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüt yöneticiliği ve örgüt üyeliği suçlarından cezalandırılmalıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - 2007/7884)

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üyelik suçu; ceza yaptırımının ağırlığı nedeniyle mutlaka bir ceza avukatı vasıtasıyla savunma yapılmasını gerektiren suçlardandır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!