0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

İnsanlığa karşı suçlar, devletlerin insanlara karşı giriştiği insanlık dışı fiilleri tarif etmek üzere, daha çok II. Dünya Savaşı’ndan sonra hukuk metinlerinde yer almıştır. İnsanlığa karşı işlenen suçlar kavramı, uluslararası hukuk alanına ilk kez 1945 yılında Nürnberg Askeri Ceza Mahkemesi yargılamaları vesilesiyle girmiştir.

İnsanlığa karşı işlenen suçlar, 2002’den beri yürürlükte bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü’nün 7. maddesinde ayrıntılı düzenlenmiştir. Türkiye, Statü’ye taraf olmasına rağmen Statü henüz Türkiye açısından yürürlükte değildir. Çünkü, Türkiye Statü’yü imzalamış, fakat iç hukukundaki onay prosedürünü henüz gerçekleştirmemiştir.

Statü’ye göre “herhangi bir sivil nüfusa karşı yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak işlenen” aşağıdaki fiiller insanlığa karşı işlenen suç olarak kabul edilmektedir:

  • Öldürme (md. 7/1-a);

  • Toplu yok etme (md. 7/1-b);

  • Köleleştirme (md. 7/1-c);

  • Nüfusun sürgün edilmesi veya zorla nakli (md. 7/1-d) ;

  • Uluslararası hukukun temel kurallarını ihlal ederek, hapsetme veya fiziksel özgürlükten başka biçimlerde mahrum etme (md. 7/1-e);

  • İşkence (md. 7/1-f);

  • Irza geçme, cinsel kölelik, zorla fuhuş, zorla hamile bırakma, zorla kısırlaştırma veya benzer ağırlıkla diğer cinsel şiddet şekilleri (md. 7/1-g);

  • Her hangi bir tanımlanabilir grup veya topluluğa karşı, bu paragrafta atıf yapılan her hangi bir eylemle veya mahkemenin yetki alanındaki her hangi bir suçla bağlantılı olarak siyasi, ırki, ulusal, etnik, kültürel, dinsel, cinsel veya evrensel olarak uluslararası hukukta kabul edilemez diğer nedenlere zulüm (md. 7/1-h);

  • Kişilerin zorla kaybedilmesi (md. 7/1-i);

  • Apartheid (Irk ayrımcılığı) suçu (md. 7/1-j);

  • Kasıtlı olarak ciddi ıstıraplara ya da bedensel veya zihinsel veya fiziksel sağlıkta ciddi hasara neden olan benzer nitelikteki diğer insanlık dışı eylemler (md. 7/1-k).

İnsanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçuyla karıştırılmamalıdır. Soykırım suçunda mağdur, ulusal, etnik, ırki, veya dini bir grubun üyesi olduğu için seçilir ve amaç grubun tamamen veya kısmen yok edilmesidir. İnsanlığa karşı suçlar açısından asıl hedef grup değildir, grubun üyesi olan bireydir. Ama bireylere karşı işlenen eylemler belli bir yoğunluğa ulaşırsa elbette soykırım suçu oluşabilir.

Statü, insanlığa karşı işlenen suçları oldukça geniş tanımlamasına rağmen, cinsiyet kavramının sadece kadın ve erkeği ifade ettiğini açıkça vurgulamıştır (Statü md. 7/3). Modern dünyada cinsiyet kavramı oldukça tartışılmasına rağmen, insanların sadece kadın ve erkeklerden oluşan kategorik varlıklar olmadığı açıktır. Bu açıdan insanlığa karşı suçlar başlığı altında cinsiyet kavramının kategorik bir tanımına yer verilmesi, hem çağdaş insanlık değerlerine aykırı olmuş hem de büyük bir çelişki yaratmıştır.

İnsanlığa karşı suçlar da suçun faili herkes olabilir. Ancak vurgulamak gerekir ki madde metninde yer alan fiillerin “yaygın ve sistematik” işlenmesi belli bir organizasyon gerektirmektedir.

Suçun mağduru, suçun işlendiği yer devletiyle vatandaşlık bağı olsun veya olmasın sivil nüfustur. Sivil nüfustan kastedilen şey “savaşan” statüsü olmayan herkestir.

İnsanlığa karşı suçlar konusunda bilgi sahibi olan, teknik bilgiye sahip olan insanlar, özellikle Ceza avukatı olarak faailiyet gösteren avukatlar dünyanın her yerinde işlenen suçları takip ederek mahkemeye bildirebilir. Böylece mahkeme konu ile ilgili soruşturma açılıp açılmaması noktasında bir değerlendirme yapma imkanı bulur.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!