0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Haksız Tutuklama, Gözaltı ve El Koyma Nedir? (CMK 141)

Av. Şefik Çelik

Tutuklama, gözaltı, yakalama ve elkoyma gibi tedbirler ceza muhakamesinde “koruma tedbirleri” olarak adlandırılır. Koruma tedbirlerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırı uygulanması halinde ise “haksız tutuklama”, “haksız gözaltı”, “haksız yakalama”, “haksız el koyma” söz konusu olur.

Ceza hukukunda soruşturma ve devamında kovuşturma aşamasında koruma tedbirlerine başvurulabilir. Ancak bu koruma tedbirleri ölçülü ve orantılı uygulanmalıdır. Adli makamlar tarafından tutuklama, yakalama, gözaltı veya elkoyma gibi koruma tedbirleri uygulanarak yapılan soruşturma veya kovuşturma neticesinde şüpheli veya sanığın suçsuz olduğu anlaşıldığında; yani mahkeme tarafından beraat kararı veya savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğinde koruma tedbirlerinin de haksız uygulandığı tespit edilmiş olur. Bu durumda, haksız koruma tedbirleri uygulanan kişinin maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı doğar.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası Nedir?

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası, haksız koruma tedbirleri nedeniyle Maliye Hazinesi aleyhine, yani devlete karşı açılan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesinde düzenlenen bir tazminat davasıdır.

Uygulamada herhangi bir suçun soruşturma veya kovuşturulması aşamasında genellikle koruma tedbirlerine başvurulmaktadır. Koruma tedbirlerinin kişiyi mağdur ettiği durumlarda yasa koyucu kişiye tazminat verilmesini hükme bağlamıştır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Hangi Hallerde Tazminat Davası Açılabilir? (CMK 141)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile güvence altına alınan bazı haklarının ihlal edildiği iddia eden kişiler maddi ve manevi tazminat davası açabilecektir. Suç soruşturması veya kovuşturması esnasında haksız koruma tedbiri uygulanan kişiler şu hallerde tazminat davası açabilirler:

  • Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler (CMK m. 141/1-a ),

  • Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayanlar (CMK m 141/1-b),

  • Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklananlar (CMK m.141/1-c),

  • Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen (CMK m.141 /1-d),

  • Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen (CMK m. 141/1-e),

  • Hakkında mahkumiyet hükmü verilen ancak gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece adli para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılanlar (CMK m.141/1-f),

  • Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayanlar (CMK m. 141/1-g),

  • Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyenler (CMK m.141/1-h),

  • Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde uygulananlar (CMK m 141/1-i),

  • Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılanlar veya eşyaları zamanında geri verilmeyenler (CMK m.141/1-j),

Maddi ve manevî her türlü zararlarını, devletten isteyebilirler. Yukarıda belirtilen hallerden biriyle mağduriyete uğrayan kişiler maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Ancak, uygulamada genellikle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) veya yargılama sonunda beraat eden şahıslar tarafından gözaltı ve tutuklama nedeniyle uğranılan zararların tazmini amacıyla maddi ve manevi tazminat davaları açılmaktadır.

Uygulamada az da olsa haksız tutuklama nedeniyle açılan tazminat davalarından biri; kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin açtıkları maddi ve manevi tazminat davasıdır. Bu konuyla ilgili uygulamada çok olumlu kararlar çıkmadığı görülmektedir. Örneğin tutuklandıktan sonra 1 yıl sonra hakim önüne çıkarılan ve savunması alınıp tahliye edilen kişiler açısından dahi yerel mahkemeler tazminat taleplerini uygun görmemektedir. Hakkında iddianame düzenlenmediği için savunma yapamayan ve bundan dolayı geç tahliye edilen kişiler manevi tazminat talep etme hakları varken, uygulama hataları ve yasa koyucunun bu durumu açıkça düzenlememesi nedeniyle keyfi kararlar verilebilmektedir. Makul sürenin ne olduğu net olarak belirtilmediği müddetçe bu konuda hukuka aykırı kararlar verilmeye devam edilecektir. Normal şartlarda 3 ay bile tutuklu bir dosyada sanığın hakim önüne çıkarılmaması makul sürenin aşılması için yeterli olduğu ortadadır. Ancak mahkemeler daha uzun hatta bir yılı bulan soruşturmalarda bile hukuka aykırı şekilde talepleri reddetmektedirler. Kişi mahkum olup gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılanların tazminat başvurusunda bulunabileceklerini hükme bağlamıştır. Burada önemli olan husus kişi aldığı cezanın ne kadarını yatacak idiyse ondan fazlasını tutuklukta geçirmiş ise fazla yattığı süreyi maddi ve manevi tazminat olarak isteyebileceğidir. Bu durum uygulanacak infaz durumu neyse ona göre belirlenecektir. Yani aldığı cezanın 2/3 hesaplaması yapılarak tutukluluk süresi hesaplaması yapılacaktır. Örneğin 5 ay tutuklu kalıp 3 ay hürriyeti bağlayıcı ceza alan kişinin burada 2 ay yatacağı göz önüne alındığında 3 ay fazla yattığı tutukluluk süresi içim maddi ve manevi tazminat talep edebilme hakkı vardır.

Haksız el koymadan dolayı zarara uğrayan kişiler maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten isteyebilirler. Burada amaç el konulan malın değer kaybetmesi çürümesi ya da el konulmasaydı kişinin elde edeceği gelirin tazmin edilmesi amaçlanmaktadır. Genelde el konulan gelir getiren tırlar kamyonlar bu davanın konusunu oluşturmaktadır.

Diğer fıkralarda sayılan hususların uygulamada pek yer almadığı ancak AİHM’e götürülerek tazminat istemlerine konu olduğu görülmektedir.

Haksız Tutuklama, Gözaltı ve El Koyma Nedeniyle Tazminat Davası Açma Süresi (CMK 142/1)

Kanun, “kararın kesinleştiğinin davacıya tebliğinden” itibaren 3 ay ve her halükarda kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde davanın açılması gerektiğini hükme bağlamıştır. Uygulamada kararın kesinleştiğinin kesinleşme şerhi ile birlikte ilgilisine tebliği pek görülmemektedir. Dolaysıyla haksız tutuklama, gözaltı veya el koyma nedeniyle tazminat davası açma süresi; yani zamanaşımı süresi genellikle 1 yıl olarak dikkate alınmaktadır.

Kararın kesinleşip kesinleşmediği konusunda ilgilinin 1 yıl içerisinde dava açma zorunluluğunun getirilmesi hakkaniyete aykırılık taşımaktadır. Yerel mahkemeler bu sürenin zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre olduğunu, ilgilisinin öğrenme tarihine bakmadan 1 yıllık sürenin geçmesi halinde davanın reddine karar verilmektedir.

Yerel mahkemeler beraat halinde duruşmada hazır olanlara ilamı tebliğ etmediği gibi yokluklarında beraat kararı verilenlere ise sadece ilam tebliğ edilmektedir. Kesinleşme şerhli ilam genellikle tebliğ edilmemektedir. Bu nedenle yokluklarında beraat kararı verilen kişiler ilamın tebliğinden itibaren 1 yıllık süreyi geçirmeden tazminat davası açmalıdırlar.

Tazminat Davasında Görevli Mahkeme (CMK 142/2)

Haksız koruma tedbirlerinden dolayı açılacak maddi ve manevi istemli davalar ilgilisinin ikametgahının bulunduğu yer ağır ceza mahkemesidir. Kişinin ikametgahında ağır ceza mahkemesinin olmadığı takdirde en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılır. Davanın kişinin ikametgahı dışında açıldığı tespit edilirse yerel mahkeme yetkisizlik kararı vererek davayı kişinin ikametgahının bulunduğu yetkili ağır ceza mahkemesine gönderir.

Kişinin yabancı veya türk olup ikametgahının yurt dışında olması halinde genel olarak Milletlerarası Hukuk Usulü çerçevesinde İstanbul, Ankara ve İzmir’de dava açılabileceği kuşkusuzdur.

Tazminat Davasının Açılması, Deliller ve Yargılama Usulü (CMK md.142/3-4-5-6-7-8)

Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.

Her ne kadar açılan davalar ağır ceza mahkemesinde görülüyor ise de sunduğunuz evraklar çerçevesinde bir hukuk mahkemesi gibi karar verilmektedir.. Yani burada sunulacak evraklar ve iddiaların ispatı tazminat miktarının belirlenmesinde etkilidir.

Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur. Ancak uygulamada evraklar sunulmadığı takdirde kişiye asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak maddi tazminat verilmektedir. Her halükarda asgari tazminat üzerinden hesaplama yapılarak tutuklu kaldığı süre esas alınarak tutuklu kaldığı tarihte uygulanan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Kişinin 16 yaşından küçük olduğu takdirde 16 yaşından küçük olanlara uygulanan asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılacaktır.

Bununla birlikte kişi sigortalı olarak o dönemde çalıştığını dönemi ispat edemiyorsa asgari geçim indirimi kesintisi yapılarak maddi tazminat hesabı yapılmaktadır.

Nitekim belge sunulmadığı halde asgari geçim indiriminin kesilmeden bilirkişi raporuna dahil edilmesi bozma sebebidir. Geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak 2.857,34 TL’nin kazanç kaybı olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda brüt asgari ücret üzerinden kesinti yapılıp asgari geçim indirimi eklenerek hesaplanan 3.187,56 TL’nin hükme esas alınması suretiyle kazanç kaybının fazla tayini, gerekçesiyle bozulması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 12.Ceza Dairesi )

Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve ekli belgelerin bir örneğini devlet hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister. Yerel Mahkeme eksikliklerin giderilmesinden sonra hazineye tebligat çıkarması gerekmektedir. Mesela kesinleşmeyen beraat kararı halinde mahkemenin dilekçeyi reddetmesi gerekirken eksik inceleme yaparak duruşma yapması ve davayı reddetmesi Yargıtayca bozma sebebi sayılmıştır. Dolaysıyla burada dilekçeyi reddetmesi gerekirken davanın reddi kararı vermesi bozma sebebi sayılmıştır. Burada mahkeme duruşma açmadan dilekçenin reddiyle davanın kesinleşmesinden sonra davacıya yeniden dava açma imkanı sunması gerekirken davanın reddine karar vermesi davacının dava açma hakkını kaybetmesine sebebiyet verecektir. Eksiklik bulunmadığı takdirde kendi yargı çevresinde bulunan hazine temsilcisine tebligat yapılarak davaya davalı olarak iştiraki sağlanır.

İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir Mahkeme yargılama yaparken öncelikle dosyayı bakması için Naip bir Hakim görevlendirir. Tüm eksiklikler giderildikten sonra Naip Hakim dosyayı heyete tevdi eder. Ağır Ceza Mahkemesi ve Duruşma savcısının katılımıyla mahkeme karar verecektir.

Mahkeme her türlü araştırma yapma yetkisine sahiptir. Öncelikle kişinin ikametgahının bulunduğu emniyet amirliğine müzekkere yazarak sosyal araştırma inceleme raporunu ister. Raporda genelde gelir durumu ailevi bilgileri yazılır. Kişi Sigortalı olarak çalışmışsa SGK genel müdürlüğüne müzekkere yazarak hangi dönemler içerisinde çalıştığını belirtir. Evrakları ister. Davacı serbest ticaret yaparak ticaret kazanç elde etmesi halinde haksız tutukluluk öncesi döneme ilişkin yıllık kazanç tutarını tespit edebilmek için asgari 4 yıllık döneme ilişkin gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi veya vergi levhası ibraz etmesi gerekmektedir.

Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.

Mahkeme her ne kadar tazminat davası ise de davacının veya davalının yokluğunda karar verilebilir.

Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.

Tarafların ve Cumhuriyet savcının karara karşı istinaf yoluna başvurma hakkı vardır. Bununla birlikte tarafların tazminat miktarının temyiz sınırına göre Yargıtaya temyize gidebilirler.

Haksız Koruma Tedbiri Nedeniyle Tazminat Davasında Harç Ödenir mi?

Açılacak dava herhangi bir harç ve gidere tabi değildir. Tazminat istemini dile getiren bir dilekçenin yetkili ve görevli mahkemeye verilmesi yeterlidir.

Haksız Tutuklama, Gözaltı ve Elkoyma Tazminatının Geri Alınma Şartları (CMK 143)

Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz edilebilir.

Yukarıda sayılan durumlarda bir değişiklik olması halinde Maliye Hazinesi adına İstanbul Muhekemat müdürlüğü şartlara göre tazminat ödenmesi halinde geri ödenmesi için takip başlatılır. Eğer ödeme oluşmamışsa tazminanata ilişkin ilam hükümsüz kalır. İlamı veren Yerel mahkeme yeni bir kararla tutuklu kaldığı süreyi ve aldığı cezaya göre tazminatın kısmen ve veya tamamen reddine karar

verebilir. Uygulama da pek olmamakla birlikte koruma tedbirlerinin uygulanmasın da kamu görevlerinin kusuruna göre devlet ödediği tazminatı kamu görevlilerine rücu edebilir. İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve tutuklama halinde; devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder.

Uygulama da pek görülmemekle birlikte iftira veya yalan tanıkla gözaltına alınma veya tutuklanma halinde Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder.

Haksız Tutuklama, Gözaltı ve Elkoyma Nedeniyle Tazminat İsteyemeyecek Kişiler (CMK 144)

  • Gözaltı ve tutukluluk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenler haksız tutuklama veya haksız gözaltı nedeniyle tazminat talep edemez. Bu hükümden kasıt başka bir suçtan ceza alan kişinin beraat ettiği dosyadan mahsup yapması halinde ayrıca tazminat davası açmayacağı hususudur. Ancak bu konunun kişinin tazminat alamayacağına ilişkin hükmün anayasaya aykırı olduğu ve kişinin hem mahsup talebinde bulunabileceği hem de tazminat davası açabileceği konusunda görüş aykırılıkları vardır. Bununla birlikte önce beraat ettiği davadan tazminat davası sonuçlandıktan sonra her halükarda mahsup talebi yapılabilecektir. (CMK m. 144/ 1-a )

*Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler haksız tutuklama, gözaltı veya elkoyma nedeniyle tazminat isteyemez. Buradan kasıt tutuklandığı anda tazminat istemi yokken daha sonra getirilen düzenlemelerle tazminat istemine hak kazanması halinde kişinin tazminat talebi reddedilecektir. Örneğin yeniden düzenlemeyle ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin bir karar verilmesi halinde kişi tutuklu kaldığı halde tazminat talebinde bulunamaz. (CMK m. 144/1-b)

  • Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler haksız tutuklama, gözaltı veya elkoyma nedeniyle tazminat isteyemez. Birden fazla suç olması ve bir suçtan beraat alıp diğerinden kovuşturmanın ertelenmesi kararı alınması halinde kişi tazminat isteyebilir mi? Kişi eğer tutuklandığı suçtan beraat almış diğer suçlardan erteleme aldığı takdirde tazminat davası açabilecektir. (CMK m. 144/1-c)

  • Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler. (CMK m. 144/1-d)

  • Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar. (CMK m.144/1-d )

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Halinde Tazminat Davası

Kişi hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması veya kovuşturmanın ertelenmesi kararı verildiği takdirde belli bir süre tutuklu kalan kişi maddi ve manevi tazminat davası açabilir mi?

Kişi denetim süresini uygun bir şekilde bitirip hakkında düşme kararı verilmesi halinde düşme kararı verilmesinden itibaren 3 ay içerisinde dava açması halinde tazminata hak kazanabilecektir. Ancak düşme kararları genelde resen verilmeyip talep halinde verilmektedir. Dolayısıyla ilgili mahkemeye başvuru yapılması gerekmektedir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Faiz Başlangıç Tarihi

Bu konuda Yerel Mahkemelerin farklı uygulamaları olmasına rağmen faiz başlangıç tarihin davacının gözaltına alındığı tarih veya gözaltı yoksa tutuklandığı tarihten başlamak üzere belirlenir. Ancak talep önemli olup bu belirtilmemiş ise genelde dava tarihinde itibaren karar verilebilir. İstenecek faiz yasal faiz oranıdır.

Talepte gözaltı tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi talep edilmesine rağmen tutuklama tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi bozma sebebi sayılmıştır. (Yargıtay 12 Ceza Dairesinin 2014/18191 Esas 2015/4307 Karar)

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Avukatlık Ücreti

Maddi tazminata davalarında vekalet ücreti maddi tazminat kapsamında değerlendirilebilir mi? Bu konuda Yargıtay maddi tazminata hükmedilmesi için Serbest Meslek Makbuzunun ibrazını şart koşmuştur. Ayrıca Beraat kararı verilen ilam da vekalet ücretine hükmedilmesi halinde meslek makbuzu olmamasına rağmen maddi tazminat kapsamına alınmasını bozma nedeni saymıştır.

Dava da öngörülecek vekalet ücreti söz konusu tazminat miktarına göre değişecektir. Tazminat miktarı düşükse Ağır Ceza Mahkemelerinde öngörülen maktu vekalet ücreti verilmelidir. Ancak verilecek tazminat miktarı yüksekse o zaman nispi vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

694 sayılı KHK ile 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir:

  • Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nispi avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarife de sulh ceza hakimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz (CMK m.142/9).

  • Tazminata ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekalet ücreti, davacı veya vekilin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde ödenir. Bu süre içerisinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur (CMK m.142/10).

Bu değişiklikle Ağır Ceza görülen davalarda tazminat miktarına bakılmaksızın hükmedilen maktu vekalet ücreti bu şekilde düşürülmüş oldu. Bununla birlikte tazminat miktarının yüksek çıkması halinde hükmedilecek nispi vekalet ücreti de kanunun ruhuna aykırı olacak şekilde maktu ücretin üstünde olamayacak şekilde sınırlama yapılmıştır. Bu düzenlemenin KHK ile değiştirilmiş olması dikkat çekicidir. Ayrıca eski uygulamada kararlar kesinleşmeden ve idareye başvuru zorunlu değilken icraya başvurma mümkün iken eklenen fıkra ile kesinleşme ve idareye başvuru zorunlu hale getirilmiştir. Bu şekilde ödemelerin gecikmesi ve karşı icra vekalet ücretinin önüne geçilme amaçlandığı ortadadır.

Soruşturma Aşamasında Görev Yapan Hakim ve Savcılar Tazminat Davasında Görev Alabilir mi?

Soruşturma aşamasında davacının tutuklanmasına veya tutukluluğun devamına ilişkin karar da imzası bulunan hakim ve soruşturmada görev yapan savcıların Beraat eden davacının açtığı tazminat davasında görev yapamazlar. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2017/2973 Karar).

Maddi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Yerel Mahkemeler maddi tazminat hesaplamasını tamamen somut ve sunulan belgelere göre yapar. Öncelikle kişinin sunmuş olduğu evraklar çerçevesinde araştırma yapar . Bununla birlikte kişinin sosyal durumu ile ilgili en yakın kolluk birimine müzekkere yazarak kişi hakkında bilgi ister. Mahkemeye belge sunulmamış ise tutuklu kaldığı dönem için uygulanan asgari ücret üzerinden tazminata hükmeder. Yani kişi tutuklanmasaydı elde edeceği geliri maddi tazminat kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla kişinin kayıpları belgeleriyle ortaya konulması halinde tazminat miktarı ortaya çıkacaktır.

Ve de tutuklandığı için maddi kayıp yaşamışsa, mesela avukat tuttuğu için vekalet ücreti ödemişse, makbuzların sunulması halinde makul bir ek ilave ödenecektir. Bununla birlikte iş kaybı yaşamışsa ve bu tutuklamadan kaynaklı ise bu kayıpları da yerel mahkemeden talep edebilir.

Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Manevi tazminat miktarları nesnet bir ölçütü olmadığı için çok farklı bir şekilde miktarı belirlenebilir. Genelde manevi tazminat miktarları maddi tazminat altında verilmez Ancak bu durum genelde asgari ücret hesaplaması ve ek belge sunulmaması halinde geçerlidir. Yargıtay bazı karalarında miktar maddi tazminatın altında olmasına rağmen manevi tazminat miktarını fazla bulmuştur ( Yargıtay 12.Ceza Dairesi - 2017/14933 karar).

Yerel Mahkemeler manevi tazminat miktarını yattığı süreye göre bir aylık tutuklamaya karşılık gelecek şekilde 1000-2000 TL arası bir tazminat vermektedirler.Kişinin statüsü, çektiği elem, yaptığı iş ve kayıplarına göre manevi tazminat miktarı değerlendirilmektedir. Davacının sosyal ve hukuki durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul miktarların verilmesi gerektiği yargıtayın genel kararlarında belirtilmektedir.

Örneğin tutuklu süre aynı olmasına rağmen bazı kişilere 500.000 TL gibi manevi tazminat çıkmakta iken (Ergenekon davasından tutuklanan general v.s.) asgari ücretle çalışan kişiye ise 50.000 TL çıkmaktadır. Bu kişinin statüsü ve hukuksal durumuna göre farklılık gösteren bir durumdur. Uygulamada maddi tazminat açısından bir sıkıntı olmamasına rağmen manevi tazminatta bu kadar fark olması çelişkidir. Nihayetinde haksız yere tutuklanan kişinin çektiği elem ve ızdırabın ölçüsü ve değeri kişiler arasında bu kadar fark oluşturmamalıdır. AİHM uygulamaları standart uygulamasında verilecek tazminat oranının 1 ay haksız tutuklamaya karşılık olarak 1000 EURO olması gerektiğini ifade etmiştir. Bu standardın uygulanması halinde vicdani olarak eşitlik kavramını yerleşeceği ortadadır.

Haksız tutuklama, gözaltı, yakalama veya elkoyma nedeniyle tazminat davası; kişi özgürlüğüne ceza hukuku müdahalesinin etkilerini gidermek amacıyla açılan önemli bir dava türüdür. Tazminat davasında istenilen sonuca ulaşılabilmesi için davanın bir tazminat avukatı vasıtasıyla takip edilmesinde yarar vardır.

Haksız tutuklama, gözaltı, yakalama veya elkoyma nedeniyle tazminat davası; kişi özgürlüğüne ceza hukuku müdahalesinin etkilerini gidermek amacıyla açılan önemli bir dava türüdür. Tazmimnat davasında istenilen sonuca ulaşılabilmesi için davanın bir tazminat avukatı vasıtasıyla takip edilmesinde yarar vardır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!