0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Yalan Tanıklık (Şahitlik) Suçu Nedir? (TCK 272)

Yalan tanıklık (şahitlik) suçu, tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunulmasıyla meydana gelir (TCK md.272). Suç, halk arasında daha çok “yalancı şahitlik” olarak tabir edilmektedir.

Yalan tanıklık suçu, “adliyeye karşı suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Çünkü, yalancı şahitlik ile adaletin yerine gelmesinin engellendiği kabul edilmektedir.

Tanıklık; bir olay hakkında görgüsü veya bilgisi olan bir kimsenin beş duyusu ile edindiği bilgileri tanık dinlemeye yetkili makam önünde anlatmasıdır. Tanık, yargılama konusu olay hakkındaki bilgisini veya gördüğünü tam olarak açıklamakla yükümlüdür.

Yalan Tanıklık Suçunda Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Yalan tanıklık suçu uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Yalan tanıklık suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından resen soruşturulur, bu nedenle herhangi bir şikayet süresi olmadığı gibi suçtan bireysel olarak mağdur olan kişi şikayetten vazgeçme hakkını kullansa bile kamu davası düşmez. Bu suç nedeniyle dava zamanaşımı süresi içerisinde şikayet hakkı kullanılabilir. Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Yalancı tanıklık suçunda yargılama görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Yalan Tanıklık Suçunun Şartları

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre soruşturma aşamasında tanık dinlemeye yetkili olan makam Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme, naip hakim veya istinabe olunan hakimdir. Adli görevleri nedeniyle polis veya jandarmanın olayla ilgili görgüsü olan kişileri “ifade sahibi” sıfatıyla dinlemeleri, onlara “tanık” sıfatını vermez. Çünkü, kolluğun aldığı beyanlar “tanık beyanı” olarak kabul edilememektedir.

Yalan tanıklık suçu, iki seçimlik hareket ile işlenebilir:

  • Gerçeğe aykırı şahitlik yapmak, yargılama konusu olay hakkında bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, yalan söylemek, gerçeği inkar etmek suretiyle,

  • Tanığın kendisine sorulan sorularda olay hakkındaki bilgisini az veya çok saklaması suretiyle.

Tanığın gerçeğe aykırı her ifadesi yalan şahitlik suçunu oluşturmaz. Bu nedenle, tanığın içinde bulunduğu hal ve şartlara göre doğru sandığı açıklamaların objektif olarak gerçek dışı olması bu suçun oluşması için yeterli değildir. Tanığın bilinçli olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunması gerekir. Bu itibarla tanık, beyanında samimi olduğu ve algıladığı olayı tamamen algılayış biçimi içinde açıkladıysa yalan beyanda bulunmuş sayılmamalıdır. Zira yalan gerçeğin kasten değiştirilmesi olup yanılarak, ihmal ederek veya bilmeyerek söylenen sözlerde, yalan tanıklık suçunun unsurlarının oluşmaz. Tanığın beyanları arasında çelişki bulunması tek başına yalan tanıklık suçunun oluştuğunun kabulü için yeterli değildir. Suçun tüm unsurlarının özellikle de gerçeğe aykırı tanıklığın bilinerek ve istenerek yapıldığının ispatlanması gerekir (Yargıtay CGK - Karar: 2014/154).

Yalan Tanıklık Suçunun Cezası (TCK 272)


  • Bir soruşturma kapsamında mahkeme dışında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, 4 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
  • Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yalan Tanıklık Suçu ve Etkin Pişmanlık (TCK 274)

Etkin pişmanlık, kişinin işlediği suçtan dolayı özgür iradesiyle sonradan pişman olması, suç teşkil eden fiilin meydana getirdiği olumsuzlukları gidermesi ve ceza adaletine olumlu davranışlarıyla katkı sunması halinde atıfet hükümlerinin uygulanmasını sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Şartları varsa yalancı şahitlik yapmanın cezası etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak indirilebilir veya sanık hakkında herhangi bir cezaya hükmedilmeyebilir.

Yalan tanıklık suçunda etkin pişmanlık hükümleri şu şekilde uygulanır:

  • Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
  • Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir.
  • Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir.

Yalancı Tanıklık Suçunda Şahsi Cezasızlık Hali ve İndirim (TCK 273)

TCK’ya göre aşağıdaki hallerde yalancı şahitlik yapan kişiye ceza indirimi yapılabileceği gibi ceza verilmemesi de mümkündür:

  • Kişinin; kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu hüküm, özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmaz. Örneğin, herhangi bir tazminat davası nedeniyle yapılan yargılamada yalancı şahitlik yapılması halinde, kişiye akrabalık nedeniyle indirim veya cezasızlık hakkı tanınmayacaktır.

  • Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Yalancı şahitlik suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Yalancı şahitlik suçu nedeniyle verilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Yalancı şahitlik suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Yalan Tanıklık (Şahitlik) Suçu Yargıtay Kararları


  • Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadede “mağdurun kendilerine iğfal edildiğini söylediğini” beyan etmesine rağmen, bu olayla ilgili açılan kamu davası sırasında mahkemede, soruşturma sırasında savcıya verdiği ifadeden farklı olarak “mağdurun kendilerine iğfal edildiğine ilişkin bir şey söylemediğini, sözlü olarak taciz edildiğini söylediğini” beyan etmesi nedeniyle, mahkeme huzurunda yalan tanıklık yaptığı iddia edilen olayda, sanığın tanık olarak bilgisine başvurulan olayı bizzat görmemesi, olayın mağduru olan A. ‘ten duyduklarını aktarması, mağdur A. ‘in olayı sanığa anlattığı sırada sanığın yanında bulunan tanıkların da mağdurun mahkeme aşamasında verdiği şekilde ifade vermeleri ve olayı bizzat görmeyen, mağdurdan duyduklarını aktaran sanığın savcılıkta ve mahkemede verdiği beyanları arasındaki kısmi çelişkinin de yorum farkı olarak değerlendirilebilecek mahiyette olması nedeniyle yalancı şahitlik suçu meydana gelmez (Yargıtay CGK – 2015/154 karar).

  • Sanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu kabul edilen jandarmanın tanık dinleme yetkisinin bulunmaması sebebiyle sanığın üzerine atılı yalan tanıklık suçu oluşmamıştır (Yargıtay 9 CD. Karar: 2013/8656).

  • 5271 sayılı yasada belirtilen zarar kavramının ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup, manevi zararı kapsamadığı yargılamaya konu yalan tanıklık suçunda dosyaya yansıyan ve talep edilen bir zararın bulunmadığı gözetilerek, sabıkasız sanık hakkında takdiri indirim uygulanıp, cezası seçenek yaptırıma çevrilmesine rağmen “zarar giderilmediğinden” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. CD - Karar: 2012/19119).

  • Sanığın 11.04.2007 tarihli kolluk ifadesine dayanılarak dava açılması karşısında, kolluğun 5271 sayılı hükümleri uyarınca tanık dinleme yetkisi olmadığından sanığın yalan tanıklık suçundan beraati yerine hükümlülüğüne karar verilmesi hukuka aykırıdır. Mahkemenin kabulüne göre, sanığın 22.05.2007 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadesinde gerçeği söylemesi karşısında yalancı şahitlik yapma halinde etkin pişmanlığı düzenleyen TCK’nın 274 üncü madde hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmalıdır (Yargıtay 4. CD - Karar: 2012/19328).

Yalan tanıklık suçu, adliyeye karşı işlenen ve şikayetten vazgeçme halinde dahi kamu davası şeklinde kovuşturulan bir suç tipi olduğundan savunmanın bir avukat vasıtasıyla yapılmasında yarar vardır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!