0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Zincirleme Suç Nedir? (TCK 43)

Zincirleme suç, diğer bir deyişle müteselsil suç, aynı kişiye karşı farklı zamanlarda sergilenen birden fazla hareketle bir suç işleme kararının icra edilmesi veya aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek fiille işlenmesidir (TCK m.43).

Suçun zincirleme bir şekilde işlenmesi halinde, faile tek ceza verilir. Ancak, hükmolunan ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.

Ceza hukukunda zincirleme suç (müteselsil suç) hükümleri iki şekilde uygulanabilir:

  • Bir kişiye karşı farklı zamanlarda aynı suçun işlenmesi (TCK m.43/1): Örneğin, belli bir plan yaparak aynı kişinin işyerinden 5 farklı zamanda çeşitli malları çalan faile hırsızlık suçu nedeniyle tek ceza verilecek, ancak hükmolunan ceza belli oranda arttırılacaktır. Somut olayda faile tek hırsızlık suçu nedeniyle 5 yıl hapis cezası verildiğinde, zincirleme suç hükümleri gereği bu ceza takdiren ½ oranında arttırılarak 7,5 sene olarak belirlenebilecektir.

  • Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek fiille işlenmesi (TCK m.43/2): Örneğin, bir kişinin 10 kişilik bir gruba “hepiniz şerefsizsiniz” demesi halinde, fail tek hakaret suçu nedeniyle cezalandırılır ve cezası dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.

5237 sayılı TCK, kural olarak failin icra ettiği fiil kadar suç meydana geldiğini, işlenen suç sayısı kadar da ceza verilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Ancak, ceza hukukunda zincirleme suç uygulaması bu kuralın istisnalarından biridir. Zincirleme suç hükümleri uygulandığından failin fiilleri adeta toplanmakta ve tüm fiiller tek suç haline gelmektedir. Ceza hukukunda bu duruma “suçların içtimaı” (suçların toplanması) denilmektedir.

Zincirleme Suç (Müteselsil Suç) Hükümlerinin Uygulanma Şartları

Zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır (Yargıtay CGK – 2015/495 karar).

Yerleşik yargısal kararlarda “aynı suç işleme kararı” kavramından, kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında subjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir (Yargıtay CGK - 2015/47 karar).

Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların herbirinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur.

Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.

Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.

5237 sayılı TCK md. 43/1’de yer alan “bir kişiye karşı farklı zamanlarda aynı suçun işlenmesi” şeklinde zincirleme suç (müteselsil suç) hükümlerinin uygulanabilmesi için aşağıdaki şartların bir arada bulunması gerekir:

  • Zincirleme (müteselsil) suç hükümlerinin uygulanabilmesi için ilk şart; aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla kere işlenmesidir. Failin işlediği her bir suçun niteliği farklı ise, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Yargıtay uygulamasına göre; “aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu”, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ismi farklı ise artık aynı suçtan bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. Buna göre suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz etmek mümkün iken, suçun ismi değiştiğinde artık aynı suçtan bahsetmek mümkün değildir. Örneğin dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık eylemleri aynı suç sayılır iken, dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma, hırsızlık ile dolandırıcılık, hırsızlık ile suç eşyasını satın alma aynı suç kavramı içerisinde değerlendirilemeyecektir. Aynı suç kavramına, suçun teşebbüs aşamasında kalmış hali de dahildir. Zincirleme suç oluşturan eylemlerden bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı da teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, işlenen suçların isimleri değişmediği sürece, aynı suç sayılacaktır . Örneğin, bir kişinin işyerine hırsızlık amacıyla 2 kere giren fail, birincisinde işyerinde bilgisayar çalmış, ikincisinde de işyeri sahibi ile karşılaştığından şiddet uygulayarak bilgisayar çalmışsa; failin birinci fiili hırsızlık suçu, ikinci fiili yağma suçunu oluşturur. Bu halde, suç vasfı birbirinden farklı olan iki ayrı suç işlendiğinden zincirleme suç hükümleri uygulanmaz ve faile her suç için ayrı ceza verilir.

  • Zincirleme (müteselsil) suç hükümlerinin uygulanabilmesi için ikinci şart; işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olmasıdır. Mağdurların farklı olması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Örneğin, bir alıveriş merkezinde aynı gün içinde farklı mağazalardan giysi çalan fail hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz ve faile her suç için ayrı ayrı ceza verilir. Çünkü, somut olayda her hırsızlık suçunun mağduru farklıdır.

  • Zincirleme (müteselsil) suç hükümlerinin uygulanabilmesi için üçüncü şart; işlenen bu suçların “aynı suç işleme kararı” altında işlenmesidir. Failin aynı suç işleme kararını icra edip etmediğini anlamak için suçun işlendiği zaman, yer ve failin kastı değerlendirilerek sonuca ulaşılır.

Fiiller arasında hukuki ve fiili kesinti meydana gelmişse, her bir fiil ayrı bir suç olarak kabul edilip zincirleme suç hükümleri uygulanmamalıdır. Örneğin, hırsızlık suçu işleyen fail hakkında 01.06.2017 tarihinde iddianame düzenlenmiş, fail ise 02.06.2017 tarihinde aynı mağdura karşı aynı yerde başka bir hırsızlık suçu daha işlemişse; bu durumda,zincileme suç hükümleri uygulanamaz. Çünkü, iddianame hukuki bir kesinti meydana getirmiştir. İddianamenin düzenlenmesinden sonra işlenen fiiller ayrı bir suçu meydana getirir.

Hukuki veya fiili kesinti halinde failin kesinti nedenininden sonraki fiilleri ayrı bir suç oluşturur.

Hukuki kesinti nedenleri şunlardır:

  • İddianamenin düzenlenmesi,
  • Mahkumiyet kararı,
  • Şikayetten vazgeçme üzerine verilen düşme kararı,
  • Af kanunu çıkması.

Fiili kesinti nedenleri ise şunlardır:

  • Failin eylemine ara vermesi,
  • Failin tutuklanması,
  • Failin askere gitmesi,
  • Uzun süre hastanede yatması gibi bir sebeple eylemin sürdürülememesi hallerinde meydana gelmektedir.

Zincirleme Suç Hükümleri Hangi Suçlarda Uygulanmaz?

Zincirleme suçun uygulanması için tüm şartlar gerçekleşse bile, bazı suçlarda özel kanuni düzenleme nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanmaz, fail işlediği her suç için ayrı ayrı cezalandırılır.

TCK md.43/3’e göre aşağıdaki suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz:

Özel veya Resmi Evrakta Sahtecilik Suçunda Zincirleme Suç

Özel evrakta (belgede) sahtecilik, yazılı, okunabilir ve hukuki bir değere sahip özel bir belgenin sahte olarak düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kullanılması fiilleridir. Örneğin, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin kiracı tarafından tahrif edilerek aylık kira bedeli miktarının değiştirilmesi özel belgede sahtecilik suçunu oluşturur.

Resmi evrakta (belgede) sahtecilik suçu, resmi belgenin sahte olarak üretilmesi veya mevcut resmi belgenin gerçeğe aykırı düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması ile meydana gelir. Örneğin, sahte nüfus cüzdanı kullanılması resmi belgede sahtecilik suçuna vücut verir.

Evrakta sahtecilik suçları, TCK’da “kamu güvenine karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup suçların hukuki konusu kamu güvenidir. Bu nedenle, bu suçların mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamunun olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay CGK - 2014/202 karar).

Resmi veya özel evrakta sahtecilik suçunun konusunu oluşturan birden fazla belgenin aynı anda ibraz edilmesi veya yakalanması halinde faile tek suçtan ceza verilir ve zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Bu durumda, yani birden fazla belgenin aynı anda ibrazı veya yakalanması halinde, mahkeme tarafından suçun cezası tayin edilirken suçun konusu belgelerin sayısı ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilebilir. Örneğin, noterliğe sahte nüfus cüzdanı ve 3 adet sahte araç ruhsatı ibraz ederek satış yapmak isterken yakalanan kişi hakkında tek resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmeli, ancak zincirleme suç hükümleri uygulanmamalıdır.

Aynı suç işleme kararı ile farklı zamanlarda işlenen sahtecilik suçlarında TCK md.43 gereği zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Örneğin, sahte kimlik ibraz ederek noterde vekaletname çıkartan, sahte olarak çıkarttığı bu vekaletnameyi tapu müdürlüğüne ibraz ederek tapunun devrini sağlayan fail, değişik zamanlarda aynı suç işleme kararı ile sahte belge düzenleme veya kullanma fiillerini gerçekleştirdiğinden, faile tek ceza verilir, ancak cezası zincirleme suç hükümleri gereği arttırılır.

Resmi evrakta sahtecilik suçu ile özel evrakta sahtecilik suçunun birlikte işlenmesi halinde;

Belgede sahtecilik suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olması, her iki suçun geniş anlamda mağdurunun toplumu oluşturan tüm bireyler olması, unsurlarının tamamen benzer olarak düzenlenmesi de göz önünde bulundurulduğunda, resmi belgede sahtecilik ile özel belgede sahtecilik suçları “aynı suç” olarak kabul edilmelidir. Aynı mağdura karşı tek suç işleme kararı ile hem özel belgede sahtecilik hem de resmi belgede sahtecilik suçu işlendiğinde, faile tek suç nedeniyle ceza verilmelidir. 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde yer alan; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır” hükmü gereğince, resmi evrakta sahtecilik ile özel evrakta sahtecilik aynı suç olarak kabul edilmelidir. Bu durumda cezası daha yüksek olan resmi belgede sahtecilik suçundan faile tek ceza verilerek zincirleme suç hükümleri gereği verilen ceza arttırılmalıdır.

Aynı mağdura karşı resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçları birlikte işlendiğinde şu şekilde yargılama yapılarak hüküm kurulmalıdır:

Sahte resmi belgenin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yönünden inceleme yapılmalı, resmi belgelerin gerçek oldukları veya aldatıcılık özelliklerinin olduğunun anlaşılması halinde, özel belgeleri de içerisine alacak şekilde resmi sahtecilik suçundan hüküm kurulup, zincirleme suç hükümlerine göre artırım yoluna gidilmelidir. Resmi evrakların asıllarının ele geçirilememesi ya da iğfal kabiliyetlerinin bulunmadığının anlaşılması halinde ise, sanıkların yalnızca özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmaları gerekir. Bu kapsamda özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken güdülen amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge çeşitliliği dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerekir.

Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanma Suçunda Zincirleme Suç

Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçu, haksız kazanç sağlamak veya az vergi ödemek ya da hiç vergi ödememek suretiyle vergi kaçırmak için işlenen bir suçtur.

Vergi suçlarında (Vergi kaçakçılığı suçu, sahte belge düzenleme, sahte fatura kullanma vb.), vergilendirme açısından da geçerli olan dönemsellik ilkesi dikkate alınarak suçun zincirleme suç olup olmadığı değerlendirilir.Aynı takvim yılına ait sahte fatura kullanma eylemleri tek bir suç oluşturur, sahte faturaların birden fazla olması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanır. Örneğin, 2009 vergi yılında farklı aylarda 10 adet sahte fatura, 2010 yılında ise 1 adet sahte fatura kullanan mükellef; 2009 yılında kullandığı 10 adet sahte fatura için tek bir sahte fatura kullanma suçu ile cezalandırılacak, ancak cezası TCK 43 gereği zincirleme suç hükümleri uygulanarak arttırılacaktır. 2010 yılında kullandığı bir adet sahte fatura ise, ayrı bir vergi yılında işlenen ayrı bir suç olarak değerlendirilerek zincirleme suç hükümleri uygulanmadan faile tek bir ceza verilecektir.

Parada Sahtecilik Suçunda “Zincirleme Suç”

Parada sahtecilik suçu, Türkiye’de veya yabancı bir ülkede kendi kanunlarına uygun bir şekilde tedavülde bulunan bir parayı, sahte bir şekilde üretmek (basma), sahte olduğunu bilerek ülkeye sokmak, nakletmek, muhafaza etmek veya tedavüle sokma suretiyle işlenen seçimlik hareketli bir suçtur.

Aynı anda üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan paraların tümü tek bir suç oluşturmaktadır. Sayılan fiillere katılmadan, yasal olmayan yollardan elde edilen bir miktar sahte para ve paraya eşit sayılan değerlerin kullanıma sunulması ise, “tedavüle koymak” fiilini oluşturmakta ve niteliği itibariyle sürekliliği gerektirmesi sebebiyle tek bir suçu teşkil etmektedir. Bu halde, parada sahtecilik suçu işleyen fail hakkında TCK md. 43’te düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Çünkü, suç teşkil eden hareketler doğal anlamda birden fazla olsa bile, hukuki anlamda tek bir hareket olarak kabul edilir. Örneğin, aynı gün İstanbul’un Bakırköy ve Zeytinburnu ilçelerinde farklı zamanlarda piyasaya sahte para sürülmesi hareketleri tek bir suç teşkil ettiğinden zincirleme suçun uygulanma koşulları oluşmamıştır.

Ancak, parada sahtecilik suçunda yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı halinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki ve fiili kesintinin meydana geldiği durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı, yeni bir suç işleme kastı fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir. Hukuki ve fiili kesintinin varlığı hallerinde aynı mağdura karşı işlenen fiiller bakımından, bu fiillerin ayrı suç mu olduğu yoksa tek suç kabul edilip TCK md.43 gereği zincirleme suç hükümlerinin mi uygulanacağı tartışılmalıdır.

Hırsızlık Suçunda Zincirleme Suç

Sanık hakkında hırsızlık suçundan uygulama yapılırken; hırsızlık suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, aynı suçun aynı mağdura karşı müteaddit defa işlenmesi gerektiği, suçun mağdurunun farklı kişiler olması halinde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, buna göre sanık çaldığı cep telefonları ve eşyaların birden çok kişiye ait olduğunu biliyor veya bilebilecek durumda ise, mağdur adedince suçun oluşacağı, ancak bunu bilebilecek durumda değilse sanığın eyleminin tek suç olarak kabul edileceği, dava konusu olayda sanığın çalmış olduğu eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmadığının anlaşılması karşısında “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince de sanık hakkında tek suçtan hüküm kurulması gerekirken hatalı nitelendirme ile zincirleme suç olarak kabul edilip yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır (Yargıtay 13.CD - Karar: 2017/139).

Ceza hukukunda zincirleme suç, uygulamada en çok hata yapılan konulardan olduğundan bir ceza avukatı tarafından suç vasfının ve işleniş biçiminin dikkatlice değerlendirilmesi gerekir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!