Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Vatandaşın Yabancı Ülkede Suç İşlemesi Ne Demek? (TCK m.11-13)

5237 sayılı TCK, yurtdışında işlenen suçları ve yargılama usullerini ayrıca düzenlemiştir. Türkiye vatandaşlarının yabancı bir ülkede suç işlemesi ve yargılanması, TCK’nın 11. ve 13. maddelerinde “yarı mülkilik sistemi” esas alınarak tanzim edilmiştir. Ceza hukukunda failin veya mağdurunun vatandaşlık bağı dikkate alınmadan suçun işlendiği yerde soruşturma yapılmasını öngören sisteme “mülkilik sistemi” denilmektedir. Yarı mülkilik sistemi ise, hem suçun işlendiği yerin hem de fail veya mağdurun vatandaşlık bağının karma bir şekilde ele alınarak yargılama yetkisinin belirlendiği bir sistemdir.

Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türkiye Kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır (TCK m.8).

5237 sayılı TCK’da yabancı ülke veya yurtdışı kavramlarının ne anlama geldiğininin anlaşılabilmesi için ceza hukuku bakımından Türkiye’nin egemenlik alanı şu şekilde belirlenmiştir (TCK m.8/2):

  • Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında,
  • Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla,
  • Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
  • Türkiye’nin kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı,

işlenenen suçlar Türkiye’de işlenmiş sayılır. Bu alanlar dışında işlenen tüm suçlar ülke dışında (Türkiye dışında) işlenmiş suçlar olarak kabul edilmektedir.

Yurtdışında işlenen suçları iki kategoride değerlendirmek gerekir:

Bu makalemizde yabancıların yurtdışında işlediği suçlar nedeniyle Türkiye’de yargılanması şartlarını açıklayacağız.

Yurtdışında İşlenen Suçların Türkiye’de Yargılanması Şartları (TCK 11)

Türkiye vatandaşı olan bir kimsenin, yabancı bir ülkede veya başka bir ülkenin egemenlik sahası olmasa bile yurtdışı sayılan bir yerde (örn, açık denizlerde) suç işlemesi halinde Türkiye’de yargılanabilmesi için şu şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir (TCK m.11):

  • Suç, yabancı bir ülkenin egemenlik sahasında veya Türkiye’nin egemenlik sahasının dışında olan herhangi bir yerde işlenmelidir.
  • Suç işleyen kişi, suçu işlediği tarihte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmalıdır.
  • Yargılanacak kişi Türkiye’de bulunmalı ve işlenen suçun kovuşturulabilir olması gerekir. Bazen suçun Türkiye’de kovuşturulabilmesi; dava zamanaşımı, genel af, şikayet vb. nedenlerle mümkün olmayabilir.
  • Türkiye vatandaşının yurtdışında işlediği bir suç ile ilgili yabancı ülkede hakkında yargılama yapılarak hüküm verilmemiş olması şarttır.
  • Türkiye kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işleyen vatandaş Türkiye’de yargılanır (TCK m.11/1). Vatandaşın Türkiye dışında işleyip de sadece adli para cezası gerektiren suçlar hakkında Türkiye’de yargılama yapılması mümkün değildir. Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikâyetine bağlıdır. Bu durumda şikâyet, vatandaşın Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK m.11/2).

Ayrıca, ceza miktarına bakılmaksızın Türkiye vatandaşı tarafından yurtdışında işlenen aşağıdaki suçlar nedeniyle yargılanabilir (TCK m.13):

Aşağıdaki suçlar hakkında da ceza miktarına bakılmaksızın Adalet Bakanının talep etmesi şartıyla Türkiye’de yargılama yapılır:

  • Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar (m.299-301), devletin güvenliğine karşı suçlar m. 302-308), anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (m.309-316), milli savunmaya karşı suçlar (m.317-325), devlet sırlarına karşı suçlar (m.326- 339) ve yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlar (m.340-343). Bu suçlar dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yargılama yapılır. (TCK m.13/3).
  • İşkence suçu (m. 94-95),
  • Çevrenin kasten kirletilmesi suçu (m.181),
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ( m.188), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçları (m.190)
  • Parada sahtecilik (m.197), para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve ticareti (m.200), mühürde sahtecilik suçları (m.202)
  • Fuhuş suçu (m.227)
  • Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması (m.223/2,3) veya bu araçlara karşı işlenen zarar verme (m.152) suçları.

Aşağı sınırı 1 yıldan az olan veya yukarıda ismen belirtilen suçlar dışındaki suçların vatandaş tarafından yurtdışında işlenmesi halinde Türkiye’de kendiliğinden yargılama yapılamaz. Suçun aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikâyetine bağlıdır (TCK m.11/2).

Türkiye Vatandaşının Yabancı Ülkede Görev Suçu İşlemesi

Yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir suç işleyen kimse, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş bulunsa bile, Türkiye’de yeniden yargılanır (TCK m.10).

Memuriyet kavramı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda tanımlanmıştır. Bu nedenle, 657 sayılı kanuna göre yabancı ülkede Türkiye adına memur olarak hareket edenler işledikleri suçlar nedeniyle Türkiye’de yeniden yargılanacaktır. Kanundaki “görev üstlenmiş” olanlar kavramından ise yabancı ülkede kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişiler kabul edilmelidir (TCK m.6).

Türkiye’de Yargılama Yapılırken Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması

Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk Kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke Kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz (TCK m.19/1)

Ancak suçun; Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak veya Türk vatandaşına karşı ya da Türk Kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak işlenmesi durumunda, suçun işlendiği ülke kanunundaki ceza üst sınırı dikkate alınmaz (TCK m.19/2).

Mahkeme, yabancı mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen hükmün, Türk Kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu gerektirmesi halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Türk Kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir (TCK m.17).

Soruşturma Konusu Ceza Miktarının Belirlenmesi

Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hâllerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanunî ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanunî hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır (TCK m.15).

Vatandaşın yurtdışında suç işlemesi halinde, soruşturma konusu suçun yer aldığı kanun maddesinde hapis cezası ile adlî para cezasından birinin uygulanması seçimlik sayılmış ise soruşturma veya kovuşturma açılmaz (TCK m.14).

Yabancı Ülkede Hürriyet Kısıtlamalarının Cezadan Mahsubu

Ceza hukukunda mahsup, hüküm kesinleşmeden önce kişi özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuran tüm haller nedeniyle geçirilen sürelerin mahkum olunan cezadan indirilmesini ifade etmektedir (TCK m.63)

Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir (TCK m.16).

Yurtdışında İşlenen Suçlarda Yetkili Mahkeme

Yabancı bir ülkede işlenen suçun Türkiye’de hangi ildeki mahkemelerde yargılanacağı konusuna “yetki” kuralları denilmektedir. Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki şu şekilde belirlenir (5271 sayılı CMK m.14/1):

  • Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
  • Şüpheli veya sanığın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir (CMK m.14/2).

Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye’de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir (CMK m.14/3).

Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir (CMK m.14/4).

Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki ise şu şekilde belirlenir:

  • Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir (CMK m.15/1).
  • Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır (CMK m.15/2).
  • Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.(CMK m.15/3).
  • Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye’de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (CMK m.15/4).

Yurtdışında veya Yabancı Ülkede İşlenen Suçların Yargılanması Yargıtay Kararları


Yabancı Ülkede İşlenen Suçların Kovuşturma Şartları

Usul açısından yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK’nun 11. maddesi uyarınca, bir Türk vatandaşı, 13’üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk Kanunları’na göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk Kanunları’na göre cezalandırılabilir. Belirtilen koşullar kovuşturma şartı niteliğindedir. Bunun için failin Türk olması, Türkiye’de bulunması ve bu eylem nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekir. Yurtdışında işlediği suçtan dolayı Türk vatandaşı hakkında yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş ve kesinleşmiş olması halinde artık Türkiye’de yeniden yargılama yapılamayacaktır.

Açıklamalar ışığında; sanığa, yüklenen suçun yurt dışında işlendiği, aynı eylem nedeniyle sanık hakkında yabancı ülkede kesinleşmiş bir hüküm verilip verilmediği Azerbaycan adli mercileri nezdinde araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, olumsuz kovuşturma şartının açıklığa kavuşturulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 23. Ceza Dairesi - Karar : 2015/7553).

Vatandaşın Yurtdışında İşlediği Suçun Soruşturulmasında Yetkili Savcılık

Brezilya’da uyuşturucu madde ticareti yapan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan M.. Y..’ın mernis adresinin Hatay ili Yayladağı ilçesi olması, yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken bu suçta Türkiye’de takibat yapılabilmesi için Yayladağı Cumhuriyet Savcısınca 5271 sayılı CMK’nın 14/2. maddesi gereğince yetkili savcılığın tayini talebinde bulunulması üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 12/05/2015 tarih ve 2015/116585 sayılı yazısı ekinde Dairemize gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

CMK’nın 13 ve 14. maddeleri uyarınca, yabancı ülkede işlenen suçtan kastedilenin icra hareketi veya neticesi doğrudan Türkiye’de meydana gelmeyen fiiller olduğu, yurt dışında işlenen ve 5237 sayılı TCK’nın 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 13. madde hükümleri gereğince, şüpheli, sanık veya mağdur bakımından kişisellik veya adalet, gerçeklik ilkelerine göre Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda sanığın Türkiye’de yakalandığı, yakalanmamışsa Türkiye’deki yerleşim yeri, Türkiye’de yerleşim yeri bulunmadığı takdirde ise Türkiye’de en son oturduğu yer savcılığının/mahkemesinin yetkili olacağı, buna karşılık yargılama hukuku gerekleri açısından yukarıdaki kurallara göre belirlenen savcılık/mahkeme yerine, suçun işlendiği yabancı ülkeye coğrafi bakımdan daha yakın yer savcılığının/ mahkemesinin yetkili kılınmasına Cumhuriyet Savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine, Yargıtay tarafından karar verilebileceği,

Somut olaya gelince; yabancı ülkede işlenen ve ilgili kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir suç söz konusu olup, CMK’nın 14/2. madde ve fıkrası uyarınca Yargıtay tarafından Yayladağı C.Savcısının istemi üzerine suçun işlendiği yabancı ülkeye coğrafi bakımdan daha yakın ve ülkemiz sınırlarında bulunan bir yer savcılığının yetkili kılınmasına karar verilmesine yasal olanak bulunmakta ise de, soruşturma evrakı kapsamına, evrakın bulunduğu aşamaya, İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/02/2015 gün ve 2015/154 D.iş sayılı kararındaki tespitlerde hukuka uyarlılık bulunmasına göre, Yayladağı C.Başsavcılığının 26/02/2015 gün ve 2015/271 soruşturma sayılı, yetkili Cumhuriyet Savcılığının tespiti istemi yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar : 2015/12235).

Uyuşturucu Madde İhraç Etme Yabancı Ülkede Hüküm Verilmesi

Suriye-Ürdün sınırındaki Caber Gümrük kapısında ele geçen suç konusu uyuşturucu maddenin Türkiye’den ihraç edildiğine ilişkin hiçbir bilgi ve delil bulunmadığı aşamada, kendi beyanı ile ihraç suçunu ortaya çıkaran ve Ürdün mahkemelerinde yargılanıp ceza aldığı anlaşılan sanık hakkında etkin pişmanlığı nedeniyle TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası ile CMK’nın 223. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2016/185).

Göçmen Kaçakçılığı Nedeniyle Yabancı Ülkede ve Türkiye’de Yargılama

5237 Sayılı T.C.K.nın 8. maddesinde belirtildiği üzere, Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunlarının uygulanacağı, fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suçun Türkiye’de işlenmiş sayılacağı, aynı Kanunun 9. maddesine göre Türkiye’de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kimsenin Türkiye’de yeniden yargılanacağı, 5237 Sayılı T.C.K.nın 79/1-b maddesinde ise doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan kişinin cezalandırılacağı düzenlenmiştir.

Yukarıdaki kanun maddeleriyle somut olay birlikte değerlendirildiğinde; sanığın 7.10.2008 tarihinde 20 yabancı uyruklu şahsı tekneye bindirerek deniz yoluyla Kuşadası sahilinden Yunanistan’a yasal olmayan yolla geçirmek amacıyla seyir halinde Yunanistan sahil güvenlik polisleri tarafından yakalandığı Yunanistan’da yargılandığı mahkemece kabul edilerek göçmen kaçakçılığı suçundan cezalandırıldığı, sanığın eyleminin sabit olması halinde göçmenlerin Türkiye’den çıktıkları anda suçun oluşacağı ve suçun Türkiye’de işlenmiş sayılacağı, sanığın Yunanistan’da yargılanmasının anılan suç sebebiyle Türkiye’de yeniden yargılanmasına engel teşkil etmediği, Yunanistan’da yargılandığı dava dosyasının onaylı örneği getirtilip dosyada mevcut tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumun takdir ve tayini gerektiği, mahkumiyeti halinde 5237 Sayılı T.C.K.nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürenin, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edileceği gözetilmeden, yazılı gerekçeyle ve sanık hakkında önceden dava açılıp hüküm verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar: 2015/48).

Yurtdışında Uyuşturucu Ticareti Suçu

Sanık …‘ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sanık …‘ın temin ettiği uyuşturucu maddenin ticaretini yapmak amacıyla beraat eden sanık …‘ya uyuşturucu madde sattığı ancak, sanığın uyuşturucu maddenin Türkiye’den ihraç edilmesi eylemine iştirak etmediği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinin 2891/2007 sayılı dava dosyasında 10 ay hapis cezası aldığı ve hükmün kesinleştiği; 5237 sayılı TCK’nın 13. maddesinin 3. fıkrasına göre yurtdışında işlenen uyuşturucu madde suçlarından dolayı Türkiyede yargılamanın yapılabilmesi için yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerektiği, hüküm verilmiş ise aynı suçtan Türkiyede yeniden kovuşturma yapılamayacağı, böylece yabancı ülkede hüküm verilmesi halinde aynı fiilden dolayı birden fazla hüküm verilemeyeceğine ilişkin “non bis in idem” kuralının kabul edildiği gözetilmeden, TCK’nın 13. maddesi ile CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrası uyarınca sanık hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken sanığın mahkumiyetine hükmolunması bozma nedenidir (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar : 2017/4830).

Türk Vatandaşının Almanya’da Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu İşlemesi

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …ın kasten öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde eleştiri ve düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5237 sayılı TCK.nun 19. maddesinin 1. fıkrasında; Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk Kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamayacağı, aynı maddenin 2. fıkrası b bendinde ise, suçun Türk vatandaşına karşı işlenmesi durumunda, birinci fıkra hükmünün uygulanmayacağının belirtildiği; 765 sayılı TCK’nun 10/a maddesinin uygulanması gerektiği hallerde, egemen devlet olmanın gereği ve kaçınılmaz sonucu olarak, yabancı ülkede işlenen ve hukuka aykırılığı kabul edilen eyleme öncelikle Türk Ceza Kanunu uygulanarak ceza miktarının tespit edilmesi, bundan sonra suçun işlendiği ülke kanunu ile Türk Ceza Kanunundan hangisi ceza miktarı yönünden sanık lehine sonuç verecek ise o kanunun gözönünde bulundurulması ve yabancı kanunda tanımlanan suça, Türk Kanunlarına göre verilmesi gereken ceza ve Türk Kanununda bulunup yabancı ülke kanunundaki cezaya en yakın olan ceza tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği, bu açıklamalara göre 5237 sayılı TCK’nun 19/2-b maddesine göre mağdurun Türk vatandaşı oluşu nedeniyle Almanya Ceza Kanununun lehe olan cezasının benimsenemeyeceği, 765 sayılı TCK.nun 10/a maddesindeki düzenlemenin esas alınması gerektiği dikkate alınarak CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasında yer alan “TCK. 19. maddesi” ibaresinin “765 sayılı TCK’nın 10/a maddesi” olarak değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2016/2254).

Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçunun Yabancı Ülkede İşlenmesi

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu kesintisiz suç niteliğinde olup, kesintinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleştiği, Türk vatandaşı olan sanık hakkında … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2006 tarih ve 590/2006 sayılı kararı ile uyuşturucu madde ithali ve uyuşturucu madde kullanma suçlarından 6’şar ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, TCK’nın 11. maddesinin 1. fıkrasına göre yurtdışında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı Türkiye’de yargılamanın yapılabilmesi için yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerektiği, hüküm verilmiş ise aynı suçtan Türkiye’de yeniden kovuşturma yapılamayacağı, böylece yabancı ülkede hüküm verilmesi halinde aynı fiilden dolayı birden fazla hüküm verilemeyeceğine ilişkin “non bis in idem” kuralının kabul edildiği ve ayrıca fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında delillerin takdir ve tayininin gerektiği durumlarda sanığın mahkeme huzurunda yapılan sorgusunun hükme dayanak yapılabileceği, bu nedenle sorgusunun yapılmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeden CMK’nın 193/2. maddesine yanlış anlam yüklenerek sanığın savunması alınmadan ve TCK’nın 11/1. maddesi uyarınca CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrasına göre sanık hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın düşmesine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar : 2016/1744).

Uyuşturucu Suçlarının Vatandaş Tarafından Yabancı Ülkede İşlenmesi

5237 sayılı TCK’nın 13. maddesinin 3. fıkrasına göre, yurt dışında islenen uyuşturucu madde suçlarından dolayı Türkiye’de yargılama yapılabilmesi için yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerektiği, hüküm verilmiş ise aynı suçtan Türkiye’de yeniden kovuşturma yapılamayacağı, böylece yabancı ülkede hüküm verilmesi halinde de aynı fiilden dolayı birden fazla hüküm verilemeyeceğine ilişkin “non bis in idem” kuralının kabul edildiği gözetilmeden; TCK’nın 13. maddesi ile CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrası uyarınca sanıklar hakkındaki davaların reddine karar verilmesi gerekirken, sanıkların mahkûmiyetlerine hükmolunması, Kanuna aykırı, sanıkların müdafileri ile sanıklar Haydar ve Abdulmennan’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA karar verilmiştir.

Sanık Mehmet Uluer hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi; TCK’nın 19. maddesindeki, Türkiye’nin güvenliğine karsı ve zararına olarak veya Türk vatandaşına karsı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına islenmiş suçlar hariç olmak üzere, “Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun islendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırdan fazla olamaz” seklindeki düzenleme karsısında; Sanığın iştirak ettiği 18.07.2005 tarihinde Avusturya’da islenen uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan dolayı, Avusturya’nın ilgili kanununda bu suç için öngörülen cezanın üst sınırı belirlendikten sonra, TCK’nın 19. maddesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Karar : 2014/13148).

Yabancı Ülkede Tutukluluk, Gözaltı vb. Şekilde Geçirilen Sürelerin Mahsubu

Hükmolunan cezadan TCK’nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürelerin mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden Bulgaristan mahkemeleri tarafından verilen cezanın tamamının mahsubuna karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar : 2013/11488).

08/06/2004 tarihli yakalama tutanağında, sanığın insan ticareti suçundan….’da yakalanıp gözaltına alındığı ve suça konu olan mağdurların…. Otelde zorla alıkonulduğunun Güney Doğu Avrupa İşbirliği Girişimi tarafından ihbar edildiğinin belirtildiği dikkate alındığında, sanığın yabancı ülkede yargılanmasına ilişkin varsa dava dosyasının onaylı örneklerinin uluslararası istinabe suretiyle istenerek tercümesinin yaptırılması, işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süresinin bulunup bulunmadığı belirlenerek atılı suça ilişkin toplanan kanıtların duruşmada incelenip tartışılarak, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayin edilmesi ve ayrıca TCK’nın 16. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar : 2017/1737).

TCK’nın 188/2. maddesi uyarınca, sanık hakkında yurt dışında yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezaların infaz edilen kısmının mahsubuna karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde TCK’nın 16. maddesi uyarınca mahsubuna karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar : 2016/749).

Hükmolunan cezadan TCK’nın 16. maddesi uyarınca yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süreler yerine Yunanistan mahkemesi tarafından verilen cezanın tamamının mahsubuna karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar : 2014/2416).

Suçun İşlendiği Ülkenin Belirlenmesi

Dosya kapsamı ve kanun yararına bozma istemi incelenerek birlikte değerlendirildiğinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından her ne kadar suçun yurt dışında işlendiği, soruşturma yapılması için şüphelinin T.C vatandaşı olması gerektiği ve şüpheliler hakkında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, iddia konusu mesajların …‘e ait IP ve …. hesapları kullanılarak müştekiye gönderildiği, suç yerinin mesajların ulaştığı müşteki adresi olduğuna göre yurt dışında işlenmiş sayılamayacağı, IP adresine göre …. İlk Öğretim Okuluna ait bilgisayar ve burada çalışan ve müşteki tarafından ….’nin arkadaşı olup olaya katıldığı ve dinlenilmesi gerektiği ifade edilen…. adlı kişi araştırılıp dinlenilerek sonucuna göre şüphelilerin tespiti halinde gereğinin taktiri, suçun kim tarafından işlendiğinin tespit edilememesi halinde soruşturma evrakı daimi araştırmaya alınarak araştırmaya devam edilmesi, gerektiği halde müşteki ve şüphelilerin dinlenmesi dışında etkili bir soruşturma işlemi yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2017/13438).

Yurtdışında İşlenen Suçlarda Cezanın Belirlenmesi

5237 sayılı TCK.nın 11 ve 19. maddelerindeki düzenleme ve bu düzenleme paralelindeki Dairemiz ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik içtihatları dikkate alınarak, TCK.nın 19. maddesi uyarınca tatbiki gereken lehteki yasanın saptanmasında öngörülen kural, Türk Kanununda bulunup yabancı ülke kanunundaki cezaya en yakın cezanın tespit edilip lehe olan esas alınarak uygulama yapılması gerektiği yolunda olup, Türk ve yabancı kanun karşılaştırılmasında kanunların kül halinde ele alınmasını zorunlu kıldığı, yabancı ülkede suç işleyip mahkum edilmediği anlaşılan ve Türkiye’de yargılanan failler hakkında münhasıran Türk Ceza Kanununun uygulanacağı ve suçun işlendiği yerdeki kanunun öngördüğü cezadan daha fazla ceza ile mahkum edilemeyeceği, lehe yasanın nazara alınması esasının yabancı kanunun milli kanunun yerine geçerek uygulanması biçiminde yorumlanamayacağı, bu doğrultuda TCK.nın ağırlaştırıcı ve hafifletici sebeplerine göre tespit edilecek sonuç cezanın aynı nedenleri içeren yabancı yasanın uygulanması halinde belirlenecek cezasından fazla olamayacağı ve lehteki yasada öngörülen cezadan TCK.nın da öngörülen cezaya en yakın olan cezanın benimsenmesi suretiyle ceza tayini gerektiği halde, sanık hakkında söz konusu kanunun denetime imkan verecek karşılaştırma yapılmadan hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2015/2831).

Yurtdışında İşlenen Suçlarda Kesinleşmiş Bir Hüküm Olup Olmadığının Araştırılması

5237 sayılı TCK’nun 11. maddesi uyarınca, Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılabilir. Belirtilen koşullar kovuşturma şartı niteliğindedir. Bunun için failin Türk olması, Türkiye’de bulunması ve bu eylem nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekir. Yurtdışında işlediği suçtan dolayı Türk vatandaşı hakkında yabancı ülkede mahkumiyet veya beraat kararı verilmiş ve kesinleşmiş olması halinde artık Türkiye’de yeniden yargılama yapılamayacaktır.

Açıklamalar ışığında; Sanığın sahte imzalarla oluşturulmuş genel kurul kararlarını kullanarak katılanlara ait Turquoise şirketine kayıtlı Fransa’da bulunan taşınmazı satıp bedelini aldığı iddia ve kabul olunup, taraflarca sunulan Aıx-En Provence İstinaf Mahkemesi’nin 09.11.2006 tarihli kararına göre, sanığın suça konu sahte belgeleri Fransa’da kullanarak taşınmaz satışını gerçekleştirdiği ve satış bedelini yine aynı yerde bulunan Credit Agricole şubesindeki şirket hesabına sonrasında ise 19.12.2002 tarihinde bu hesabın kapatılıp bakiyenin Credit Lyonnais’deki 1353V nolu şahsi hesabına aktarılıp buradan 20.12.2002 ve 28.03.2003 tarihleri arasında peyder pey Finansbank Levent şubesindeki şahsi hesaba aktarıldığı kabul edilerek Fransız Mahkemeleri’nin yetkili olduğuna karar verdiğinin anlaşılması karşısında;

iddianame kapsamına göre suça konu olup, sahte olduğu iddia olunan genel kurul kararları kullanılarak gerçekleştirilen Gresse noterliğince düzenlenmiş taşınmaz devrine ilişkin sahteliği ispat olununcaya kadar geçerli resmi belge niteliğinde olan belgelerin yurtdışında düzenlenip, kullanılması ve paranın yurt dışındaki şahsi hesaba aktarılmasıyla menfaat temin edilerek neticenin gerçekleştiği cihetle, yüklenen suçların tümünün yurt dışında işlendiği, aynı eylem nedeniyle sanık hakkında yabancı ülkede kesinleşmiş bir hüküm verilip verilmediği Fransız adli mercileri nezdinde araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, olumsuz kovuşturma şartının açıklığa kavuşturulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar : 2011/2398).

Türkiye vatandaşlarının yurtdışında suç işlemesi halinde makalemizde açıkladığımız esaslar çerçevesinde yargılanması mümkündür. Bu nedenle, soruşturma konusu suçlar sebebiyle şüpheli sıfatı taşıyan kişilerin bir ceza avukatı vasıtasıyla savunmalarını hazırlamasında yarar vardır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin Uyarı

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınız hukuk forumu bölümünde cevaplanmaktadır: Hukuk Forumu

Paylaş