0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Parada Sahtecilik Suçu Nedir? (TCK 197)

Parada sahtecilik suçu, Türkiye’de veya yabancı bir ülkede kendi kanunlarına uygun bir şekilde tedavülde bulunan bir parayı, sahte bir şekilde üretmek (basma), sahte olduğunu bilerek ülkeye sokmak, nakletmek, muhafaza etmek veya tedavüle sokma biçiminde fiillerle işlenen seçimlik hareketli bir suçtur (TCK md.197). Uygulamada “kalpazanlık suçu” olarak da adlandırılmaktadır.

Parada sahtecilik suçu, “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” bölümünde TCK md.197’de düzenlenmiştir. TCK md. 198’de ise “paraya eşit değerler” olarak kabul edilen (Örneğin, devlet tahvilleri) bazı kıymetli evrak ve madenlerin de “parada sahtecilik suçunun cezası ile cezalandırılacağı kabul edilmiştir

Parada Sahtecilik Suçunun Unsurları

Suçun maddi konusu paradır. Paranın kağıt veya madeni para olmasının, milli veya yabancı para olmasının sahtecilik suçu açısından hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, sahte TL’nin Türkiye’deki kanunlara göre, sahte dövizin (dolar, euro, sterlin vb.) ise kendi ülkesindeki kanunlara göre tedavülde (dolaşımda) olmasıdır. TCK md.197 suçun unsurları ve cezası açısından yabancı para ile milli para arasında fark gözetmemiştir.

Aşağıdaki seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesiyle cezaları birbirinden farklı olan çeşitli parada sahtecilik suçları meydana gelir:

  • Sahte Para Üretme (Basma) (TCK md.197/1): Yabancı veya milli paranın taklit edilerek oluşturulmasını ifade eder. Örneğin, bilgisayar dizayn edilen sahte paranın matbaada basılması.

  • Ülkeye Sokmak veya Nakletmek (TCK md.197/1): Sahte olduğunu bilerek herhangi bir para biriminin Türkiye’ye sokulması veya Türkiye içerisinde nakledilmesi parada sahtecilik suçunu oluşturur.

  • Muhafaza Etmek (TCK md.197/1): Sahte olduğunu bilerek parayı saklamak veya muhafaza etmek parada sahtecilik suçunu oluşturur. Muhafaza etme fiilinin cezalandırılmasının nedeni paranın her an dolaşıma sokulmaya hazır halde olmasıdır.

  • Tedavüle Sokmak (TCK md.197/1): Sahte paranın piyasaya sürülmesi, yani dolaşıma sokulmasıdır.

  • Sahte Parayı Kabul Etmek (TCK md.197/2): Sahte olduğunu bile bile paranın kabul edilip alınmasıdır.

  • Sahteliğini Bilmeden Aldığı Parayı Tedavüle Sokma (TCK md.197/3) : Bu fiil açısından, önemli olan husus kişinin parayı alırken sahte olduğunu bilmemesi, aldıktan sonra sahte olduğunu öğrenmesi ve sahte olduğunu bildiği parayı tedavüle koyması, yani piyasaya sürmesidir.

Yukarıdaki seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesi suçun oluşması için yeterli olduğu gibi tüm hareketlerin aynı kişi tarafından işlenmesi halinde de tek bir parada sahtecilik suçu meydana gelir.

Tedavül kavramı, parada sahtecilik suçları açısından kilit bir kavramdır. Tedavül, sahte para veya TCK md. 198 gereği paraya eşit sayılan hisse senedi, hamiline yazılı bono, milli ziynet altını gibi değerlerin, piyasaya sürülmesidir. Piyasaya sürme fiili ancak mal veya hizmet alımı amacıyla mümkündür. Parada sahtecilik suçunu işleyen kişinin esas amacı sahte olan para veya değerler piyasaya sürmek ve bu yöntemle haksız kazanç elde etmektir. Sahte paranın tedavüle sokulması fiili, paranın başka bir şahsın egemenlik alanına girmesiyle tamamlanmaktadır. Fail, icra hareketlerini tamamlamış ancak sahte para henüz başka bir kimsenin egemenlik alanına girmemiş ise, sahte parayı tedavüle koyma suçu teşebbüs aşamasında kalır. Bu halde, fail dolaşıma koymak için bilerek sahte para bulundurma suçunu (muhafaza etme suçu) işlemiş olur.

Parada Sahtecilik Suçunda Aldatıcılık (İğfal Kabiliyeti)

Tüm sahtecilik suçlarında, sahteciliğin konusu olan evrak, resmi belge, plaka, para veya bunlar yerine geçen değerin iğfal kabiliyetine (aldatıcılık özelliği) sahip olması gerekir. Aldatıcılık özelliği olmayan alalede bir nesnenin parada sahtecilik suçunun konusunu oluşturması mümkün değildir. Aldatıcılık özelliği olmayan bir kağıt parçası ile bir kimsenin kandırılması halinde parada sahtecilik suçu değil, dolandırıcılık suçu meydana gelir.

Parada sahtecilik suçları, üretilen paranın sahteliğinin ilk bakışta anlaşılamaması, beş duyu organıyla paranın gerçek olmadığının tespit edilememesi halini yaptırıma bağlamaktadır. Diğer bir deyişle, deneyimi olmayan ve parayı özel bir incelemeye tabi tutmayan bir kimsenin bu parayı gerçek para sanması mümkün ise parada sahtecilik suçunun oluşması söz konusu olur. Paranın gerçek para olmadığı ilk bakışta anlaşılabiliyorsa, para sahte olsa bile artık parada sahtecilik suçundan bahsedilemez. Para görünümünde olmakla birlikte aldatıcılık özelliği olmayan kağıt veya maden parçası, suçun meydana gelmesine yol açmaz. Bu husus, Yargıtay uygulamasında sahte paranın “sürüm yeteneği” olarak tarif edilmektedir. Sürüm yeteneği olmayan parayı piyasaya süren kişi, parada sahtecilik suçunu işlemiş olmaz.

Parada Sahtecilik ve Zincirleme Suç

Aynı zaman diliminde üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan tüm sahte paralar tek bir parada sahtecilik suçunu meydana getirir. Bu fiillere iştirak edilmemesine rağmen, kanuna aykırı elde edilen bir miktar sahte para ve tahvil, hamiline yazılı bono, milli ziynet altınları gibi paraya eşit sayılan değerlerin piyasaya sürülmesi ise, “tedavüle koymak” fiilini oluşturur. Tedavüle koyma fiili, niteliği gereği devamlılığı gerektirmesi nedeniyle tek bir suça vücut verir. Örneğin, İstanbulun bir semtinde aynı gün içinde farklı saatlerde sahte para piyasaya sürülmesi halinde tek bir parada sahtecilik suçu işlenmiş olur. Bu halde, fail hakkında TCK md. 43’te düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Çünkü, suç teşkil eden hareketler doğal anlamda birden fazla olsa bile, hukuki anlamda tek bir hareket olarak kabul edilir.

Ancak, farklı zamanlarda piyasaya sürülen para bazı hallerde birden fazla parada sahtecilik suçunun oluşmasına neden olur. İlk işlenen fiilden sonra, fiili veya hukuki kesinti meydana gelmişse, kesintiden sonra işlenen diğer fiiller ayrı parada sahtecilik suçlarının konusu olacaktır. Hukuki kesinti, failin ilk fiili işledikten sonra hakkında iddianamenin düzenlenmesi, mahkumiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi hadiselerin vuku bulmasıyla gerkleşir. Fiili kesinti ise failin fiiline ara vermesi veya tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir sebeple eylemin devam ettirilememsi hallerinde meydana gelmektedir. Bu durumlarda fiillerin işlendiği yer ve araya giren zaman dilimi, fiili kesintinin meydana gelip gelmediği açısından önem arz eder. Örneğin, İstanbul’da 1000 TL sahte para piyasaya sürdükten 10 gün sonra İzmir’e giden ve İzmir’de yeniden sahte para piyasaya süren fail; paranın piyasaya sürüldüğü yer ve zamanlardaki farklılık nedeniyle iki kez parada sahtecilik suçu işlemiş olur.

Parada Sahtecilik Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 201)

Etkin pişmanlık, kişinin işlediği suçtan dolayı özgür iradesiyle sonradan pişman olması, suç teşkil eden fiilin meydana getirdiği olumsuzlukları gidermesi ve ceza adaletine olumlu davranışlarıyla katkı sunması halinde atıfet hükümlerinin uygulanmasını sağlayan bir ceza hukuku kurumudur.

Parada sahtecilik (kalpazanlık) suçunda iki tür etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir:

  • Sahte olarak para üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya kabul eden kişi, bu parayı tedavüle koymadan ve resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve sahte olarak üretilen paraların üretildiği veya saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK md.201/1)

  • Sahte para üretiminde kullanılan alet ve malzemeyi izinsiz olarak üreten, ülkeye sokan, satan, devreden, satın alan, kabul eden veya muhafaza eden kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve bu malzemenin üretildiği veya saklandığı yerleri ilgili makama haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve bu malzemenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK md.201/2).

Parada Sahtecilik Suçunun Cezası (TCK 197)

Parada sahtecilik suçunun cezası üç fıkra halinde düzenlenmiştir:

  • Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır (TCK md.197/1).

  • Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır (TCK md.197/2).

  • Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md.197/3).

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Parada sahtecilik suçunda sadece TCK md.197/3’te düzenlenen “sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyma suçu” nedeniyle verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Bu fıkra dışındaki hapis cezaları; TCK md.197/1 ceza miktarı nedeniyle, TCK md.197/2 hem hapis cezasının hem de adli para cezasına birlikte hükmedilmesini zorunlu kıldığı için, adli para cezasına çevrilemez.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Parada sahtecilik suçları nedeniyle hükmedilen hapis veya doğrudan verilen adli para cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Parada sahtecilik suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Suçun Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Parada sahtecilik suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Parada sahtecilik suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir. Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. TCK md.197/1 fıkrasına göre yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 15 yıl, TCK md.197/2-3 fıkraları gereği yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suç, bu zamanaşımı süreleri içerisinde her zaman soruşturulabilir, bu zamanaşımı süreleri geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.

Parada Sahtecilik Suçunda Görevli Mahkeme

Parada sahtecilik suçunda, TCK md.197/1 gereği yapılan yargılamada yargılama yapma görevi, ağır ceza mahkemesi tarafından; TCK md.197/2-3 gereği yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Parada Sahtecilik Suçu Yargıtay Kararları


Parada Sahtecilik Suçunda Zincirleme Suç Uygulaması

Piyasaya sahte para sürmek suçunun niteliği itibariyle süreklilik arz ettiği ve teselsülü bünyesinde barındırdığı gözetilmeden, sanık hakkında 5327 Sayılı TCK’nun 43. maddesi uyarınca artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar No: 2014/5262)

Davaya konu olayda sanığın 07.12.2010 tarihinde Kartal ilçesinde sahte para tedavüle koyma girişiminde bulunduktan sonra 25.12.2010 günü İzmir ilinde parada sahtecilik suçundan yakalandığı anlaşılmaktadır. İki olayın meydana geldiği yerler arasındaki mesafe ve araya giren zaman dilimi dikkate alındığında fiili kesintinin gerçekleştiği, sanığın Kartal’da alışveriş yaptıktan sonra verdiği paranın sahte olduğunun anlaşılması üzerine polise haber verildiğinde kaçtığı ve kaçarken cep telefonunu düşürdüğü, bu nedenle yakalanacağı korkusuyla İstanbul’u terkettiği, İzmir’e giderek yeni bir ortamda daha rahat ve kolay hareket edeceği, aranmadığı ve tanınmadığı düşüncesiyle yenilenen suç kastıyla eylemini gerçekleştirdiği, bu nedenlerle temadinin kesildiği ve fiili nedenle kesilen temadiden sonra sanığın İzmir’de gerçekleştirdiği eylemlerinin yeni bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Failin değişik yer ve zamanlarda yahut hukuki veya fiili kesinti sonrasında fakat aynı suç işleme kararı altında değişik hareketlerle sahte parayı dolaşıma sürmesi ve yeni bir suçun oluşması durumunda, zincirleme suç hükümleri tartışılmalıdır. Davaya konu olayda eylemlerin birden fazla sayıda olan mağdurlara karşı farklı yer ve zamanlarda ayrı kasıtlar altında değişik hareketle gerçekleştirilmesi ve fiili kesintinin varlığı nedeniyle TCK.nın 43. maddesinin unsurları gerçekleşmemiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar No: 2013/18955).

Sahte Paranın Aldatma Kabiliyeti Konusunda Rapor Alınması

Suça konu sahte parayla ilgili olarak Merkez Bankası ya da ilgili şubesinden aldatma kabiliyeti olup olmadığına dair rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı olup bozma nedenidir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi- Karar No:2013/16763)

Paraya Eşit Sayılan Değerler/Milli Ziynet Altını (TCK 198)

İddianamede sanıktan ele geçen sahte altınların Osmanlı Reşat altını olduğunun belirtilmesi karşısında, söz konusu altınların Milli Ziynet altını olup olmadıklarının Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden alınacak rapor ile saptanarak, suça konu altınların Milli Ziynet altını olup, sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduklarının tespiti halinde sanığın eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK.nun 198. maddesi yollamasıyla 197/1. madde ve fıkrasında tanımlanan sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmelidir (Yargıtay 8. Ceza dairesi - Karar No: 2011/9260).

Parada Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçu

Sanığın şikayetçiye sahte para verip aldatarak koyunlarını satın aldığı, şikayetçinin zararına olarak kendisine yarar sağladığı, dolayısıyla dolandırıcılık suçunun, sahte parayı tedavüle koyma suçunun unsuru olduğu gözetilmeden, ayrıca dolandırıcılık suçundan da ayrıca ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar No:2007/1458).

*Parada sahtecilik suçu**, özellikle ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılamalarda hak kayıplarının engellenmesi açısından avukatlar vasıtasıyla savunma yapılmasında yarar vardır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!