Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Yabancıların İşlediği Suçlar ve Türkiye Mahkemelerinin Yetkisi (TCK m.12-13)

5237 sayılı TCK, Türkiye vatandaşı olmayan kimselerin, yani yabancıların yurtdışında işlediği suçlar nedeniyle Türkiye’de yargılanabilmesi için birtakım soruşturma ve kovuşturma şartları öngörmüştür. Yabancı bir ülkede yabancılar tarafından işlenen suçlar, TCK’nın 12. ve 13. maddelerinde mağdurun sıfatının dikkate alınarak yargılama yapıldığı “yarı mülkilik sistemi” çerçevesinde düzenlenmiştir.

Özellikle belirtelim ki; Türkiye’de işlenen suçlar hakkında failin yabancı veya vatandaş olmasına bazılmaksızın Türkiye kanunlarının uygulanacağı, fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suçun Türkiye’de işlenmiş sayılacağı kabul edilmiştir (TCK m.8). Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türkiye’de yargılama yapılmasına ceza hukukunda “mülkilik sistemi” denilmektedir.

Yabancı bir ülkede bir yabancı tarafından işlenen iki kategori suç hakkında Türkiye’de yargılama yapılabilir:

  • Türkiye’nin zararına işlenmiş olup Türkiye kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren suçlar hakkında Türkiye mahkemeleri yargılama yapabilir (TCK m.12/1).

  • Ceza miktarına bakılmaksızın bazı suçların, yabancı bir ülkede işlenmiş olması kaydıyla, bir yabancı tarafından ister yabancı isterse Türkiye veya vatandaşları aleyhine işlenmiş olsun (yani Türkiye’nin zararına işlenmiş olup olmasına bakılmaksızın) Türkiye mahkemeleri yargılama yapma yetkisine sahiptir (TCK m.13).

5237 sayılı TCK’da yabancı ülke veya yurtdışı kavramlarının ne anlama geldiğininin anlaşılabilmesi için ceza hukuku bakımından Türkiye’nin egemenlik alanı şu şekilde belirlenmiştir (TCK m.8/2):

  • Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında,
  • Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla,
  • Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
  • Türkiye’nin kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı,

işlenenen suçlar Türkiye’de işlenmiş sayılır. Bu alanlar dışında işlenen tüm suçlar ülke dışında (Türkiye dışında) işlenmiş suçlar olarak kabul edildiğinden, yabancıların bu alanlar dışında işlediği suçlarda Türkiye’nin yargı yetkisi TCK m.12 ve m.13 ile belirlenmiştir.

Yurtdışında işlenen suçları iki kategoride değerlendirmek gerekir:

Bu makalemizde yabancıların yurtdışında işlediği suçlar nedeniyle Türkiye’de yargılanması şartlarını açıklayacağız.

Türkiye’nin Zararına veya Türkiye Vatandaşı ile Özel Hukuk Tüzel Kişisi Aleyhine Suç İşlenmesi (TCK m.12)

Yabancı bir ülkede “Türkiye zararına” suç işleyen bir yabancının Türkiye’de yargılanabilmesi için Yargıtay uygulamasına göre şu şartların bir arada bulunması gerekir (TCK m.12/1):

  • İşlenen suçun yurt dışında, yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik sahası dışında işlenmiş olması,
  • Suçun yabancı bir kimse tarafından işlenmiş olması,
  • Suçun Türk Kanunlarına göre aşağı sınırının en az bir yıl hapis cezasını gerektirmesi,
  • Suçun Türkiye’nin zararına suç işlenmesi gerekir.
  • Failin Türkiye’de bulunması gerekir.

Suçun yabancı bir ülkede bir yabancı tarafından “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına veya özel hukuk tüzel kişisinin zararına” işlenmesi halinde, yukarıdaki şartlara ek olarak şu iki şartın da gerçekleşmesi aranır (TCK m.12/2):

  • Suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması,
  • Suçtan zarar görenin şikayet etmesi.

Suçun yurtdışında yabancı tarafından bir başka “yabancı aleyhine” işlenmesi, yani mağdurun yabancı olması halinde, Türkiye’de soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şu koşulların da bir arada gerçekleşmesi gerekir (TCK m.12/3):

  • Suçun alt sınırının üç yıldan az olmayan hapis cezasını gerektirmesi,
  • Suçun işlendiği Devlet ile Türkiye arasında suçluların geri verilmesi anlaşmasının bulunmaması,
  • Suçun İşlendiği devlet ile Türkiye arasında suçluların geri verilmesi anlaşması olsa bile, geri verilme isteğinin kabul edilmemesi.

Türkiye’nin Mutlak Yargılama Yetkisi Kapsamındaki Suçlar (TCK m.13)

Bir yabancı tarafından yurtdışında işlenen bazı suçların kime karşı işlenmiş olursa olsun başkaca bazı koşullar aranmadan Türkiye’de yargılama konusu yapılabileceği kabul edilmiştir (TCK m.13). 5237 sayılı TCK m.13’te belirtilen suçların yabancı ülkede işlenmesi halinde, failin Türkiye vatandaşı veya yabancı olmasına bakılmaksızın Türkiye’de yargılama yapılabilir.

Yabancı tarafından yurtdışında işlenen aşağıdaki suçlar nedeniyle Türkiye mahkemeleri yargılama yapma yetkisine sahiptir (TCK m.13):

Yurtdışında bir yabancı tarafından işlenmiş olan aşağıdaki suçlar hakkında da Adalet Bakanının talep etmesi şartıyla Türkiye’de yargılama yapılır:

  • Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar (m.299-301), devletin güvenliğine karşı suçlar m. 302-308), anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (m.309-316), milli savunmaya karşı suçlar (m.317-325), devlet sırlarına karşı suçlar (m.326- 339) ve yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlar (m.340-343). Bu suçlar dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yargılama yapılır. (TCK m.13/3).
  • İşkence suçu (m. 94-95),
  • Çevrenin kasten kirletilmesi suçu (m.181),
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ( m.188), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçları (m.190)
  • Parada sahtecilik (m.197), para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve ticareti (m.200), mühürde sahtecilik suçları (m.202)
  • Fuhuş suçu (m.227)
  • Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması (m.223/2,3) veya bu araçlara karşı işlenen zarar verme (m.152) suçları.

Türkiye’de Yargılama Yapılırken Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması

Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk Kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke Kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz (TCK m.19/1)

Ancak suçun; Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak veya Türk vatandaşına karşı ya da Türk Kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak işlenmesi durumunda, suçun işlendiği ülke kanunundaki ceza üst sınırı dikkate alınmaz (TCK m.19/2).

Mahkeme, yabancı mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen hükmün, Türk Kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu gerektirmesi halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Türk Kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir (TCK m.17).

Yabancı Ülkede İşlenen Suçlarda Soruşturma Konusu Ceza Miktarının Belirlenmesi

Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hâllerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanunî ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanunî hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır (TCK m.15).

Vatandaşın yurtdışında suç işlemesi halinde, soruşturma konusu suçun yer aldığı kanun maddesinde hapis cezası ile adli para cezasından birinin uygulanması seçimlik sayılmış ise soruşturma veya kovuşturma açılmaz (TCK m.14).

Yabancı Ülkede Hürriyet Kısıtlamalarının Cezadan Mahsubu

Ceza hukukunda mahsup, hüküm kesinleşmeden önce kişi özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuran tüm haller nedeniyle geçirilen sürelerin mahkum olunan cezadan indirilmesini ifade etmektedir (TCK m.63)

Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir (TCK m.16).

Yurtdışında İşlenen Suçlarda Yetkili Mahkeme

Yabancı bir ülkede işlenen suçun Türkiye’de hangi ildeki mahkemelerde yargılanacağı konusuna “yetki” kuralları denilmektedir. Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki şu şekilde belirlenir (5271 sayılı CMK m.14/1):

  • Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
  • Şüpheli veya sanığın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir (CMK m.14/2).

Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye’de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir (CMK m.14/3).

Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir (CMK m.14/4).

Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki ise şu şekilde belirlenir:

  • Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir (CMK m.15/1).
  • Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır (CMK m.15/2).
  • Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.(CMK m.15/3).
  • Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye’de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (CMK m.15/4).

Yabancının Yurtdışında Suç İşlemesi ve Türkiye’de Yargılanması Yargıtay Kararları


Yabancı Ülke Vatandaşının TCK m.12’ye Göre Soruşturulması İçin Türkiye’de Olması Şartı

Dosya kapsamına göre; yabancı ülke vatandaşı olan şüphelinin ikamet ettiği Amerika ülkesinde, internet üzerinden açtığı web sitesinden şikayetçinin telefon, elektronik posta ve adres bilgilerini paylaşmasından ibaret somut olayda; şüpheliye isnad edilen suçun yabancı tarafından yabancı bir ülkede Türk vatandaşı aleyhine işlenen suç niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yer bakımından uygulanmasına dair 12. maddesinde “(1) Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye’nin zararına işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır. (2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen suçun bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye’de bulunması hâlinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine fail, Türk kanunlarına göre cezalandırılır.” şeklinde hükme yer verildiği, 12/2. maddesindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere bu nitelikteki suç yönüyle Türk Ceza Kanunlarına göre yargılamanın yapılabilmesinin failin Türkiye’de bulunması şartına bağlandığı, dosya kapsamına göre Türkiye’de bulunmayan şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kaldı ki merciince savcılık tarafından yapılması gereken soruşturma işlemlerinin neler olduğu belirtilmeksizin tahkikatın genişletilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;

İncelenen dosyada; yurt dışında Türk vatandaşının aleyhine hakaret ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını işlediği iddia olunan yabancı uyruklu şüphelinin Türkiye’de bulunmaması karşısında şüpheli hakkında Türkiye’de yargılama yapılması için gerekli koşulların gerçekleşmemesinden dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.04.2016 tarihli ve 2014/50206 soruşturma, 2016/31676 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu açısından da reddine karar verilmesi gerekirken, anılan suçun cezasının suç tarihi itibariyle asgari bir yıl hapis cezası olması nedeniyle soruşturma yapılabilmesi için şüphelinin Türkiye’de bulunmasının zorunlu olmadığı gerekçesiyle itirazın kısmen kabulü ile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılması gereken soruşturma işlemlerinin neler olduğu da belirtilmeksizin soruşturmanın genişletilmesine ilişkin Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.06.2016 tarihli ve 2016/2507 değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiş olup, kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar : 2017/3447).

Yabancının Bir Yabancı Aleyhine Yabancı Ülkede Suç İşlemesi Halinde Yargılama Yetkisi

Suriye uyruklu A.. C.. isimli şahsın kendi ülkesinde ateşli silahla yaralanması sonrası yaralı olarak Türkiye’ye giriş yapmasını müteakip, ambulansla nakledildiği Adana ilindeki bir özel hastanede ölmesi şeklinde gelişen olayda;

İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesince, CMK’nın 14. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince ilgili Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine Yargıtay’ın suçun işlendiği yere daha yakın Cumhuriyet Başsavcılığına yetki verebileceği veya şüphelinin Türkiye’de yakalanmaması, yerleşmiş olmaması ve adresinin bulunmaması nedeniyle yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirleneceği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,

Olayla ilgili olarak çözümlenmesi gereken meselenin yetkili Cumhuriyet başsavcılığın belirlenmesi olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamakta ise de, bundan evvel çözümlenmesi gereken hususun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 14. maddesinin somut olayda uygulama alanı olup olmadığının tespiti bakımından öncelikle soruşturma aşamasında yetkili savcılığın belirlenmesi yönteminin ne olduğu, diğer bir ifadeyle yetkili savcılığın 5271 sayılı Kanunun 12 ve 13. maddeleri hükümleri dikkate alınarak aynı Kanunun 161/7. maddesi gereğince Ağır Ceza Mahkemesince mi, yoksa anılan Kanunun 14/3. maddesi uyarınca Adalet Bakanının istemi üzerine Yargıtay ilgili ceza dairesince mi belirleneceği noktasında toplandığı,

Bu tespitten önce de somut olayda suçun işlendiği yerin tespitinin Türk Kanunları çerçevesinde ele alınması ve daha sonra yabancı kişinin, yabancıya karşı, yabancı bir ülkede işlemiş olduğu suç hakkında nasıl bir yöntem izleneceğinin belirlenmesi gerektiği, zira CMK’nın 14/1. maddesinde yer alan, “Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, öncelikle kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir suç olup olmadığının belirlenmesi gerektiği,

Olayımızda kendi ülkesinde ateşli silahla yaralanan Suriye uyruklu maktulün, dosya içeriğine göre nasıl olduğu anlaşılamasa da Reyhanlı ilçesi sınırlarından 30/05/2013 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, aynı gün 112 acil servis ambulansı ile Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde tedavisine başlandığı, ancak yoğun bakım ünitesinde yer olmaması sebebiyle ambulansla Adana ilinde bulunan özel bir hastaneye sevk edildiği, fakat sevk edildiği hastanede aynı gün öldüğü, yapılan otopsi sonucunda maruz kaldığı ateşli silah yaralanması sonrası gelişen kafa travması, beyin kanaması, büyük damar yaralanması ve bunlara bağlı komplikasyonlar sonucu ölümün meydana geldiğinin tespit edildiği, bilahare maktulün Türkiye’ye Reyhanlı ilçesinden giriş yaptığı gerekçesiyle evrakın bu yer ilçe Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığınca bu kez, maktulün yaralı olarak Türkiye’ye giriş yapmasını müteakip, tedavi gördüğü Adana ilinde ölmesi sebebiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 8. maddesi uyarınca neticenin gerçekleştiği yerin suçun işlendiği yer olduğu kabulüyle, suç yeri bakımından yetkisizlik kararı ile dosyanın Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği,

Olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi sonrasında ise, anılan Mahkemece, tartışma yaratan konunun olaya Türk Kanunlarının uygulanıp uygulanmayacağı hususu olmayıp, bu konuda zaten Türk Kanunlarının uygulanması gerektiğinin kesin olarak kabul edildiği, sorunun Türk Kanunlarını hangi mercilerin uygulayacağı olduğu ve CMK’nın 14. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirleneceği gerekçesiyle dosyanın Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği,

Dosya içeriğine göre, maktulün Suriye topraklarında ateşli silahla yaralandığı hususunda bir tereddüt bulunmadığı, icraî hareketlerin bu ülke sınırları içerisinde tamamlandığı, ölüm olayının Türkiye’de gerçekleşmiş olmasının suçun Türkiye’de işlenmiş olduğu anlamına gelmeyeceği, önemli olan aradaki nedensellik bağının kopmamış olması veya failin yaptığı hareketin dışında kalan etkenlerin ölümün oluşmasında etkili olmaması olduğu, dosyaya bu yönde yansıyan bir bilgi ve belge bulunmadığı nazara alındığında suç yerinin Türkiye olmadığı, eylemin icraî hareketlerin tamamlandığı Suriye topraklarında gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerekeceği, kaldı ki eylemin Türkiye’de gerçekleştiğinin kabul edilmesi halinde dahi, aşağıda açıklanacağı üzere CMK’nın 14. maddesinin olayda uygulama yerinin yine bulunmadığı,

Somut olayda dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın şüphelinin Türkiye’de bulunmaması olduğu, şayet şüphelinin Türkiye’de bulunması halinde TCK’nın 12/3. maddesinin devreye gireceği, ancak bu durumda soruşturma yapılabilmesi için anılan maddenin (b) bendi gereğince “Suçluların geri verilmesi anlaşmasının bulunmaması veya geri verilme isteminin suçun işlendiği ülkenin veya failin uyruğunda bulunduğu devletin hükümeti tarafından kabul edilmemiş olması” şartının gerçekleşmesi gerektiği,

Yine suçun Türkiye’de işlendiğinin kabulü halinde dahi, yabancı bir kişinin, yabancı bir kişiye karşı Türkiye’de işlemiş olduğu bir suçtan bahsedileceği ve bu durumda da CMK’nın 14. maddesine göre değil, 12 ve 13. maddeleri uyarınca yetki sorununun aynı Kanunun 161/7. maddesi gereğince ağır ceza mahkemesince çözümlenmesi gerekeceği,

CMK’nın 14. maddesinin uygulanma koşulu bakımından ise,

Kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir suç olup olmadığının tespit edilmesinin önem arz ettiği, Aksi durumda yabancı bir ülkede işlenen ve Türk Kanunlarının uygulanma imkanı bulunmayan bir olay hakkında yapılması gereken işlemin, işlenen suçun cezasız kalmamasını temin etmek bakımından, evrakın Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla ilgili ülkesine gönderilerek suçun ihbar edilmesinde ibaret olacağı, bu aşamada bu işlemlerin hangi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yerine getirileceğine ilişkin sorunun ise, 5271 saydı Ceza Muhakemesi Kanununun 12 ve 13. maddeleri hükümleri nazara alınarak, 161/7. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesince çözümlenmesi gerekeceği, zira 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 14. maddesi gereğince yetkili mahkemenin Yargıtay tarafından belirlenebilmesi için kovuşturma aşamasına gelmiş bir işlem bulunması ve bu maddenin uygulanabilmesi için gereken ön koşul olan kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir suçun bulunması gerektiği,

Sonuç itibarıyla tüm bu anlatımlar karşısında, somut olayda yabancı bir kişinin, yabancı bir kişiye karşı, yabancı bir ülkede işlemiş olduğu, TCK 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında kalan kasten adam öldürme suçundan dolayı Türk mahkemelerinin görev ve yetkisi bulunmadığından, olayla ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, evrakın Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla ilgili ülkesine gönderilerek suçun ihbar edilmesini temin bakımından, gerekli adli işlemlerin yapılabilmesi için yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 12 ve 13. maddeleri nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 161/7. maddesi uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesince belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04/02/2014 gün ve 94660652-105-31-0500-2014-2754/8329 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ve Yüksek Birinci Ceza Dairesinin görevsizlik kararı ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15/07/2013 gün ve 2013/571 Değişik İş sayılı kararın CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar : 2014/5200).

Türkiye’de Faaliyet Gösteren Özel Hukuk Tüzel Kişisinin Zarar Görmesi ve Yabancının Yargılanması

Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler …, …, … şirketi yetkilileri ve meçhul şüpheli haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 20.05.2015 tarihli ve 2015/1081 değişik iş sayılı kararının “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yabancı tarafından işlenen suç başlıklı “1 ) Bir yabancı, yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye’nin zararına işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır. ( 2 ) Yukarıdaki fıkrada belirtilen suçun bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye’de bulunması halinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile suçtan zarar görenin şikayeti üzerine fail, Türk kanunlarına göre cezalandırılır.” şeklindeki hükümler uyarınca, somut olayda işletmeciliği … Ltd. Şti.’ne ait olan … isimli geminin mülkiyetinin sahtecilik ve dolandırıcılık eylemleri ile 3. şirketlere devredildiğinin belirtilmesi karşısında, anılan geminin Türk karasularından transit geçeceği bilgisi de verildiğinden, suçtan zarar görenin Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,

İncelenen dosya içeriğine göre; mülkiyeti … Şirketine ait olan … gemisinin işletmecisinin … LTD. ŞTİ.’ne ait olduğu, anılan geminin mülkiyetinin sahte mahkeme kararlarıyla başka şirketlere geçirilip dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının işlendiğinin iddia edildiği, TCK’nın 12/2. maddesinde de aynı yasanın 13.maddesinde belirtilen suçlar dışında kalan suçlar bakımından “bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye’de bulunması hâlinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine failinin, Türk kanunlarına göre” cezalandırılacağının öngörüldüğü, suçtan zarar görenin Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi olduğu anlaşılmakla kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Cumhuriyet Başsavcılığının KYOK’na karşı itirazın reddine dair mercii 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 20.05.2015 tarih, 2015/1081 D.İş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2016/8503).

Yabancı Tarafından İşlenen Suçun İşlendiği Yerin Tespit Edilmesi

Şüpheliler …, … haklarında müşteki …‘a ait sosyal paylaşım adreslerine tehdit ve hakaret içerikli mesajlar gönderildiğinin iddia edildiği olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, suça konu iletilerin geldiği sitenin yurt dışı ABD’den yayın yaptığından herhangi bir tespit yapılamadığı, yurt dışında işlenen suçların soruşturmasının TCK’nın 11, 12. maddelerine göre şüphelinin TC vatandaşı olması ve Adalet Bakanının iznine tabi olduğu, şüphelilerin suçlamayı kabul etmediği, dava açmaya yeterli delil olmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olup, bu karara itiraz üzerine ise Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğince itirazın kabul edilmesi yerine yazılı şekilde reddine dair verilen kararın kanun yararına bozulması istemine dair olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı ve kanun yararına bozma istemi incelenerek birlikte değerlendirildiğinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından her ne kadar suçun yurt dışında işlendiği, soruşturma yapılması için şüphelinin T.C vatandaşı olması gerektiği ve şüpheliler hakkında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, iddia konusu mesajların …‘e ait IP ve … hesapları kullanılarak müştekiye gönderildiği, suç yerinin mesajların ulaştığı müşteki adresi olduğuna göre yurt dışında işlenmiş sayılamayacağı, IP adresine göre … İlk Öğretim Okuluna ait bilgisayar ve burada çalışan ve müşteki tarafından …‘nin arkadaşı olup olaya katıldığı ve dinlenilmesi gerektiği ifade edilen… adlı kişi araştırılıp dinlenilerek sonucuna göre şüphelilerin tespiti halinde gereğinin taktiri, suçun kim tarafından işlendiğinin tespit edilememesi halinde soruşturma evrakı daimi araştırmaya alınarak araştırmaya devam edilmesi, gerektiği halde müşteki ve şüphelilerin dinlenmesi dışında etkili bir soruşturma işlemi yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2017/13438).

Yurtdışında Türkiye Vatandaşı Aleyhine İşlenen Suçlarda Kovuşturma Şartları

Yurtdışında Türk vatandaşının aleyhine 13. maddede yazılı suçlar dışında suç işleyen yabancı uyruklu şüpheli hakkında kovuşturma yapılabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir:

a) Suçun, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik sahası dışında işlenmiş olması,

b) Türk vatandaşı olmayan bir kimse, yani yabancı tarafından işlenmiş olması,

c) Yurt dışında işlenen suçun, “Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suç” olması,

d) Yabancı ülkede işlenen suçun “bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına” işlenmesi,

e) Failin Türkiye’de bulunması,

f) İşlenen suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması” gerekir.

Bütün bu şartların gerçekleşmesi halinde, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine Türkiye’de yargılama yapılabilecektir.

İnceleme konusu somut olayda; müştekinin alacağını tahsil amacıyla Kiev/Ukrayna’da bulunduğu sırada şüpheli tarafından suç örgütlerinin adı kullanılmak suretiyle ve birlikte tehdit edildiği iddiasıyla şikayetçi olması üzerine, şüpheli …’un değişik tarihlerde yurda giriş ve çıkış yaptığı, son olarak 03.07.2013 tarihinde.. havalimanını kullanarak yurtdışına çıktığının belirlenmesi üzerine, savunması alınamadığı için hakkında yakalama kararı çıkarıldıktan sonra kamu davası açıldığı görülmektedir.

Ancak TCK’nın 12/2. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede, Türk vatandaşı aleyhine işleyen yabancı uyruklu şahsın yargılanabilmesi için, failin Türkiye’de bulunması ve bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekmektedir. Bu hususlar kovuşturma şartı olduğundan bu şart gerçekleşmeden kamu davası açılmamalıdır.

Öte yandan, yabancı ülkede işlenen suçlarda yetkiyi düzenleyen CMK’nın 14/1, göndermesiyle 13/1-2 maddesine göre yetkili mahkemenin sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri, bu şekilde yerleşim yeri yoksa en son adresinin bulunduğu yer olduğu belirtilmiş, yetkinin belirlenememesi halinde ise, CMK’nın 14/3. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yargıtay tarafından belirleneceği düzenlenmiştir

Somut olayda iddianamede şüphelinin adresinin …/… olarak gösterildiği, Türkiye’de adresinin olup olmadığının araştırılmadığı görülmektedir. Sonuç olarak, yurtdışında suç işleyen şüphelinin dava açıldığı dönem itibariyle Türkiye’de olmadığı, hakkında bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilip verilmediğinin araştırılmadığı ve yetki konusunda CMK’nın 14. maddesinin değerlendirilmediği belirlendiğinden, iddianamenin kovuşturma şartının oluşmadığı gerekçesiyle iadesi kararının hukuka uygun olması karşısında, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2015/27194).


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin Uyarı

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınız hukuk forumu bölümünde cevaplanmaktadır: Hukuk Forumu

Paylaş