0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Tanıklık Nedir?

Tanıklık, bir kimsenin geçmişte yaşanan bir olayla ilgili beş duyusuyla elde ettiği bilgi ve görgüyü “mahkeme huzurunda” anlatmasıdır. Kolluk veya savcılık önünde tespit edilen beyanlar ceza hukuku doktrininde tanık beyanı olarak kabul edilmemektedir. Yalnızca ispat konusunda karar verecek mahkeme önünde verilen beyan tanık beyanı olarak kabul edilmektedir.

Tanığa Doğrudan Soru Sorma veya Çapraz Sorgu Seminer Videosu

Tanığa doğrudan soru sorma ve çapraz sorgu sistemini ayrıntılı olarak değerlendirdiğimiz seminerin videosu aşağıdadır.

Tanıklık İle İlgili Özel Durumlar

  • Tanık, TCK uygulamasında, kamu görevlisi sayılır (TCK md.6).
  • Sanık, yargılandığı bir davada tanık olarak dinlenemez. Ancak beraat eden sanık, diğer sanıklar hakkında tanıklık yapabilir.
  • Doktrinde tartışmalı olmasına rağmen sanık müdafinin o davada tanıklık yapmasına engel kanuni bir düzenleme yoktur.
  • Mağdur tanık olabilir, CMK 236/1 gereği mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanmalıdır.
  • Tanık anlatımlarında farklılıklar olabilir, önemli olan bu farklılıkların çelişki aşamasına gelmemesidir.
  • Tanık anlatımlarındaki çelişkiler öncelikle yüzleştirerek giderilmelidir. Çelişkiler giderilemezse hangi tanığın anlatımının hangi nedenle üstün tutulduğu açıklanıp karar verilmelidir.
  • Akıl hastası dahi, bu sıfatı dikkate alınarak, tanık olarak dinlenebilir. Bu durumdaki tanık beyanının delil değeri tanığın sübjektif durumu dikkate alınarak takdir edilir.
  • Tanık, yargıç sormadıkça, kanaat ve değerlendirmelerini söylememelidir.
  • Kollukta dinlenen kişi tanık değil, ancak, bilgi sahibi olan kişidir. Kolluk beyanı tanık beyanı olarak kabul edilemez, ceza muhakemesindeki tanık beyanı delili tanığın mahkeme önünde özgür iradesiyle verdiği beyana denilmektedir.
  • Müşteki, olay hakkında doğrudan bilgi ve görgü sahibiyse aynı zamanda olayın şahidi olarak kabul edilir.
  • Ceza avukatı tanığa doğrudan soru sorabilir. (CMK 201)

Tanıkların Çağrılması (CMK md. 43)

  • Kural olarak tanıklar çağrı kağıdı ile çağrılır, gelmemenin sonuçları çağrı kağıdına yazılır, tutuklu işlerde çağrı kağıdı ile çağrılmadan doğrudan zorla getirme kararı verilebilir (CMK md. 43/1). C. Savcısı da md.146/7’ye göre tanık hakkında zorla getirme kararı verebilir. Tutuklu bir iş söz konusu değilse, mahkemenin veya savcılığın çağrı kağıdı çıkarmadan zorla getirme kararını verme yetkisi yoktur. Davetiyle çağrılan tanık artık davetiye iptal edilerek zorla getirilemez, bu konuda hakimin bile takdir hakkı yoktur.

  • Çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kağıdına bağlanan sonuçlar, bu şekilde davet edilen tanıklar hakkında uygulanmaz. (CMK md. 43/2)

Telefonla çağrılan müşteki –müşteki aynı zamanda olayın tanığı da olabilir- ayrıca çağrı kağıdıyla da çağrılmalıdır (Yargıtay 2.CD. -2009/1153 esas 2010/1265 karar sayılı kararı).

  • Mahkeme, tanığın hemen hazır edilmesini duruşmanın devamı sırasında dahi görevlilere yazılı olarak emredebilir (CMK md.43/3).

Tanığın bu şekilde hazırlanması uygulamada rastlanılan bir durum değildir. Ancak Ergenokon, Balyoz vs. gibi kamuoyunca bilinen davalarda duruşmanın devamı sırasında özel olarak görevlendirilmiş görevlilere mahkemenin yazılı emri tevdi edilerek tanıklar hazır bulundurulmuştur. Mahkemenin yazılı emri “hazır bulundurmayı” kapsadığından, bu emri alan görevli gerekirse zor kullanma yetkisine sahip olacaktır. Dikkat edilmesi gereken husus mahkeme yazılı emri ancak kovuşturma aşamasında verebilir.

Tanıklıktan Çekinme (CMK md. 45)

“(1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:

a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı,

b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi,

c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu,

d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları,

e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlatlık bağı bulunanlar.

(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanuni temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanuni temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.

(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.”

  • Hem soruşturma hem de kovuşturma evresinde tanıklıktan çekinme hakkı kullanılabilir.

  • Tanıklıktan çekinme hakkı olan tanığın yeminli-yeminsiz dinlenmeyi talep hakkı var. (CMK md. 51)

  • Nişanlılığın varlığı, taraflarda evlenme niyetinin olduğunu gösteren olgularla anlaşılabilir.

  • Hüküm tek başına tanıklıktan çekinme hakkına sahip tanığın beyanlarına dayandırılmış ise çekinme hakkının hatırlatılmaması usul hatası olarak sonuca etkili ise dikkate alınır.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/454 karar sayılı KARARI :

“…Tanıklıktan çekinme hakkı olan kimseye, bu hakkı dinlemeye başlamadan önce hatırlatılmalı, bu hakkı kullanıp kullanmayacakları hususu sorulup, keyfiyet tutanağa yazılmalıdır. Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan bir kimsenin bu hakkının kendisine hatırlatılması zorunlu olduğundan, bu hak hatırlatılmadan dinlenilmesi halinde beyanlarının delil olarak değerlendirilmesi de artık mümkün değildir. Tanık, kendisine karşı yürütülmeyen bir ceza soruşturmasında, olay hakkında beş duyusu ile edindiği algılamaları ifadesiyle açığa vuran kişidir. Herkes tanık olma ehliyetine sahip olduğundan çocuklar ve akıl hastalarının da tanıklığına başvurabilecektir. Ancak tanığın anlatımlarına itibar edilip edilmeyeceği yargılama makamının takdirindedir. Ceza muhakemesinde, tanık dinlemeye yetkili makam soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ise, mahkeme, naip hakim veya istinabe olunan hakimdir. Tanıklık, kamu hukukundan doğan toplumsal bir ödevdir. Bu nedenle tanığın, hukuka uygun olarak yapılan davet üzerine adli makamlar önüne gelmek, bildiklerini doğru olarak anlatmak ve yemin etme ödevi bulunmaktadır. Bununla birlikte ceza muhakemesinde tanığa bazı haklar da tanınmıştır. Tanığın; tanıklıktan çekinme, kendisi ve yakınları aleyhine açıklamada bulunmaktan çekinme, haklarını öğrenme, korunma, tazminat ve masraflarını isteme hakkı vardır. Tanığı dinleyecek olan makam tarafından önce tanığın kimliği ve güvenirliği belirlenmelidir. Bu amaca yönelik olarak tanığın adı, soyadı, yaşı, işi, yerleşim yeri, işyeri, geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları, şüpheli, sanık veya mağdurla olan ilişkisine dair sorular yöneltilecektir. Bu şekilde tanığın kimliği, olayın tarafları ile olan ilişkisi ve güvenirliğine ilişkin bilgiler alındıktan sonra tanığa hakları hatırlatılmalı, bu hatırlatma yapıldıktan sonra da tanıklık görevinin önemi ve uyması gereken kurallar anlatılmalıdır. Tanık, şüpheli ve sanıkla aralarındaki yakınlık nedeniyle tanıklıktan çekinebileceğine ilişkin olan CMK’nun 45. maddesine göre, şüpheli ve sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu, üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları, aralarında evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilecektir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanuni temsilcilerinin rızasıyla, tanık olarak dinlenebilecek, kanuni temsilci, şüpheli veya sanık ise bu kişilerin çekinmesi konusunda karar veremeyecektir. Bu durumda kimin tanığın tanıklıktan çekinme hakkı konusunda karar vereceği kanunda gösterilmemiştir. Ancak yaş küçüklüğü durumunda çocuğun anne ve babasından birisi şüpheli ve sanık ise diğerinin rızasıyla çocuk tanık olarak dinlenebilir. Tanıklıktan çekinme hakları olan kimselere, bu hakları dinlemeye başlamadan önce hatırlatılmalı, bu hakları kullanıp kullanmayacakları hususu sorulup, keyfiyet tutanağa yazılmalıdır. Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan bir kimsenin bu hakkının kendisine hatırlatılması zorunlu olduğundan, bu hak hatırlatılmadan dinlenilmesi halinde beyanlarının delil olarak değerlendirilmesi de artık mümkün değildir.Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Maktul ile sanığın eşi N.’in aynı işyerinde çalıştıkları, olaydan dört yıl kadar önce maktulün N.’e onu sevdiğini, onunla evlenmek istediğini söylediği, N.’in bu teklifi kabul etmediği ancak maktulle de görüşmeye devam ettiği, N.’in olaydan altı ay kadar önce durumu eşi sanığa anlattığı, bunun üzerine sanığın maktulle görüştüğü, bu görüşmede maktulün sanığa da N.’i sevdiğini, onunla evleneceğini, aradan çekilmesini söylediği, sanığın bu teklifi kabul etmediği, bu görüşmeye rağmen N.’in olay gününe kadar maktulle irtibatını devam ettirdiği, olaydan bir gün önce de sanığın maktul ile aynı konuda görüştüğü, bu görüşmede de maktulun sanığa N. ile arasından çekilmesini söylediği, olay günü saat 15.34’te maktulün telefonla N.’i aradığı, bu görüşmeden sonra mesajlaşmaya devam ettikleri, son mesajın maktul tarafından 21.24’te gönderildiği, 21.45 sıralarında sanığın evinin bulunduğu sokakta iki el silah sesi duyulduğu, maktulün sanığın evinin önünde ölü olarak bulunduğu, sanık ve hakkında beraat kararı kesinleşen N.’in suçlamaları kabul etmediği anlaşılan ve görgü tanığı bulunmayan olayda, yerel mahkemenin hükme esas kabul ettiği ve mahkumiyet kararına dayanak oluşturduğu en belirleyici delilin sanığın oğlu Ö. F. T.’in anlatımları olduğu, tanığın soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak Cumhuriyet savcısı tarafından beyanının alınmadığı, yargılama aşamasında da CMK’nun 45. maddesi uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı olduğu hatırlatılmadan beyanının alınması suretiyle usul kurallarına aykırı davranıldığı anlaşıldığından, yerel mahkeme hükmünün sair yönleri incelenmeksizin öncelikle belirlenen bu usuli nedenden dolayı bozulmasına karar verilmelidir…”

Meslek Ve Uğraşları Sebebiyle Çekinme (CMK md. 46)

  • İlgilinin rızası olsa bile, ister ağır ceza avukatı ister boşanma avukatı olsun avukatların mesleki faaliyetlerinin özelliği nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkı mutlak bir haktır. İlgilinin rızası varsa avukatlık mesleği dışındaki meslek mensuplarının tanıklıktan çekinme hakkı yoktur.( CMK md. 46/2)

  • Maddi gerçeğin ortaya çıkmasının toplum açısından sağlayacağı yarar ile meslek sahiplerinin hakkında tanıklık yapacakları kişiler ile güven ilişkileri tartışılmış ve güvenin zedelenmemesi toplumsal doku açısından daha faydalı bulunmuştur.

  • Gazeteciler için mesleki sır kabul edilmemektedir. Örneğin, haber çekmekle meşgulken o sırada bir kişi öldürülse gazeteci tanıklık yapmak zorundadır, çekinme hakkı yoktur. Gazeteci şahit olduğu olayı tanık olarak anlatmakla mükelleftir. Ancak, gazetecinin yaptığı haber nedeniyle öğrendiği haber kaynaklarını açıklama zorunluluğu yoktur.

Tanıklıktan Çekinme Sebebinin Bildirilmesi (CMK md.49)

  • Tanıklıktan çekinme hakkı olanlar ilgili yargısal makamın talebi halinde tanıklıktan çekinmesine neden olan olguları bildirmelidir.

  • Katılan veya sanık süjelerine, tanıktan, çekinmeye sebep teşkil eden olguları mahkemeye bildirmeyi talep etme hakkı tanınmamıştır.

  • Tanıklıktan çekinme sebebi yönünden hakim tarafından tanığa yemin verdirilebilir.

Kendisi Veya Yakınları Aleyhine Tanıklıktan Çekinme (CMK md. 48)

  • Tanık, tanıklık etse bile, CMK 45. maddede belirtilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir.

  • Maddenin amacı, tanığın kendisini veya yakınlarını ceza takibinden korumak için yalan söylemesini önlemektir.

  • Tanığa soru sorulurken yakınları aleyhine ceza kovuşturması açılmasına neden olacak sorulara cevap vermekten çekinme hakkı olduğu mutlaka hatırlatılmalıdır.

Yargıtay 13.Ceza Dairesi - 2014/19509 karar:

“….tanığın CMK’nın 45 ve 46. maddeleri anlamında tanıklığa engel bir halinin bulunmadığı, sadece anılan Yasa’nın 48. maddesi uyarınca, “kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebileceği” hususunda ihtarda bulunulması gerekirken, tanığa çekinme hakkının bulunduğu bildirilip, tanığında tanıklık yapmayacağını bildirmesi üzerine, çekinme hakkını kullandığı gerekçesiyle beyanının alınmaması…”

Tanıklıkta Yemin, Tanığın Yemini (CMK md.50 -51-54-55-56)

Aşağıdakiler yeminsiz dinlenir :

  • Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.

  • Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.

  • Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.

Tanık, yasal olarak yemin etmemesi gereken tanıklardan olup da yemin verdirilmişse, bu şekilde alınan beyan uygulamada yeminsiz tanığın beyanı olarak değerlendirilmektedir. Ancak, yemin, beyanı etkileyen bir unsur olduğundan tanığın tekrar dinlenmesini talep etmek gerekir.

CMK 45. maddeye göre, tanıklıktan çekinme hakkı olanlara yemin verip vermemek mahkemenin takdirindedir. Tanık, CMK 45. maddeye göre sanığın yakınlarından biriyse “yeminden etmekten çekinme” hakkı hatırlatılmalıdır. Tanık, isterse yemin etmekten çekinme suretiyle tanıklık yapabilir.

Tanık, yeminsiz dinlenmişse yeminsiz dinlenme nedenleri tutanağa yazılmalıdır.

Tanıklara Yemin Verilmesi (cmk md.54)

  • Tanıklığın önemi gibi yeminin önemi de yargıç tarafından tanığa anlatılmalıdır.

  • Soruşturma ve kovuşturma evresindeki tüm tanıklar yeminle dinlenirler. Kolluk tanığa yemin ettiremez.

  • Yemin verilmesi gereken tanığı yeminsiz dinlemek bozma nedeni olmasına rağmen, tanık beyanı esasa etkili değilse, yerel mahkeme kararı Yargıtay tarafından salt bu yüzden bozulmamaktadır.

  • Bir kimsenin tanık olarak dinlenmesinin uygun olup olmadığı yönünde kuşku varsa, yemini tanıklıktan sonraya bırakılabilir.

Yeminin Biçimi (md.55) ,Yeminin Yerine Getirilmesi (md.56)

  • Tanık, yüksek sesle yemin cümlesini tekrar ederek veya elindeki cümle metnini okuyarak yemin eder. Uygulamada hakimin cümleyi okuması ve tanığın “yemin ederim” “ şeklindeki sözle onaylaması biçimindeki merasim usule aykırıdır.

Tanığa Görevinin Önemini Anlatma (CMK md.53)

Mahkeme, tanığa tanıklık görevinin önemini mutlaka anlatmalıdır. Özellikle, olayın delili tek bir tanığın beyanından ibaretse tanıklık görevinin önemi hususiyetle anlatılmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, tanığın dinlenmesine geçilmeden önce, “tanıklık görevinin önemi ve sonuçları anlatıldı” şeklinde bir açıklamanın tutanağa geçirilmesi yeterlidir. Tanıklık görevinin önemi anlatıldıktan sonra hakimin yasada bildirilen diğer uyarıları da tanığa yapması gerekir, yargıcın bu konuda takdir hakkı yoktur. Yargıç şu konularda tanığı uyarmalıdır :

  • Yemin edeceği,

  • Yalan beyanda bulunduğu takdirde yalan tanıklıktan dolayı cezalandırılacağı,

  • Gerçeğin anlatmasının dava açısından önemi.

Tanıkların Dinlenmesi ( CMK MD.52)

  • Tanığın sözleri kesilmeden dinlenmesi gerekir, bundan sonra gerekli sorular sorulmalı, hakimin tanığı bu şekilde dinledikten sonra soru sormasına “doğrudan sorgu” denilmektedir.
  • Tanık, bir hususu hatırlayamadığını söylerse sadece olayı hatırlatmaya yarayacak ölçüde önceki beyanının ilgili kısmı okunur (CMK md. 212/1).
  • Tanığın önceki beyanı ile mahkemedeki beyanı arasında çelişki varsa eski anlatımları okunmalıdır (CMK md. 212/2). Çelişki giderilince hangi anlatımın neden hükme dayanak yapıldığı açıklanmalıdır.

  • Tanıklar gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hallerde birbiriyle ve şüpheliyle yüzleştirilebilirler. Duruşmadan önce tanıkların birbiriyle ve sanıkla yüzleştirilmeleri kanıtların tartışılması niteliğindedir, bu delilleri serbestçe değerlendirecek olan hakimi yönlendirme anlamına gelebileceğinden yüzleştirme yapılmamalıdır.

  • Bir vakıanın kanıtı, tek tanığın bilgisinden ibaret ise dinlenme zorunluluğu vardır (cmk 210/1).

Devlet Sırrı Niteliğindeki Bilgilerle İlgili Tanıklık (md.47)

  • Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz.

  • Devlet sırrı söz konusuysa sadece hakim veya heyet, zabit katibi olmadan tanığı dinler ve suçla ilgili kısımları tutanağa yazarlar.

Tanığın Tekrar Dinlenmesi (CMK md.57)

  • Yeminle dinlenen tanık, aynı soruşturma ve kovuşturma evresinde tekrar dinlenilmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla da yetinilebilir. Bu durum aynı soruşturma ya da aynı aşama için geçerlidir. Aynı oturumda tekrar dinlenme halinde yemin hatırlatılmaz.

  • Keşifte duruşmadaki yemin hatırlatılabilir.

  • Yargıtay’ın temyiz incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının bozulmasından sonra yapılan yargılamada önceki yemin hatırlatılabilir.

  • Yargılamanın yenilenmesi halinde ise mutlaka yemin yaptırılmalıdır.

  • Yeminin hatırlatılmaması bir bozma nedenidir.

Tanığa İlk Önce Sorulacak Sorular ve Tanığın Korunması (CMK md.58)

  • Kişisel bilgiler sorulur.

  • Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenebileceği hakkında hakimi aydınlatacak olgulara, özellikle şüpheli, sanık ve mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.

  • Tanığın kimliği, sakınca doğuracaksa, saklı tutulabilir. Bu tanık tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Bu hüküm örgütsel suçlarda uygulanır.

  • Hakim hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Soru sorma hakkı bakidir. Örgütsel suçlarda yapılan uygulamada savunma makamının soru sorma hakkı saklıdır.

Tanığa Söylenecek Şeyler ve Sorulacak Sorular (CMK md.59)

  • Tanık, tanıklık yapacağı olayla ilgili bilgilendirilebilir, hazır olan sanık tanığa gösterilir. Sanık hazır halde değilse kimliği açıklanır.

  • Tanığın bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirilebilmek için tanığa ayrıca soru sorulabilir Ceza muhakemesi hukukunda tanığa sorulan bu sorulara “çarpraz sorgu” denilmektedir.

  • Polisin ifade alması sırasında soruşturmanın konusu hakkında tanığa bilgi verilmeyebilir (madde gerekçesi).

  • Yargıtay, davanın anlatılması veya sanığın gösterilmesi kuralının ihlal edilmesini bozma nedeni yapmamaktadır.

  • Bozma nedeni: Tanığın sözünün kesilmesi ve bildiklerini söylemeye davet olunmaması “nedensellik bağı” varsa bozma nedenidir.

Tanıklık ve Yeminden Sebepsiz Çekinme (md.60) ,Tazminat ve Gider (md.61)

  • Yasal neden olmadan çekinen kişiye giderler yükletilir, dava bitinceye kadar her halde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilir. Bu tedbiri soruşturma evresinde sulh ceza hakimi alır.

  • Tanığın yol, ikamet ve beslenme giderleri ödenir. Kaybettiği zaman ile orantılı bir tazminat da kendisine ödenir.

  • Sanık tarafından hazır edilen tanığa yukarıda giderler ödenmez.

Gizli Tanık Nedir? (CMK md.58 – 5726 SK. md.3)

Ceza muhakemesinde dinlenen tanığın kim olduğunun sanık tarafından öğrenilmesi, tanık veya yakınları açısından “ağır ve ciddi bir tehlike” teşkil ediyorsa; tanık, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında “gizli tanık” olarak dinlenebilir.

Gizli tanık, soruşturma aşamasında bizzat savcılık tarafından, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından dinlenir. Kollluğun (polis, jandarma vs.) gizli tanık dinleme yetkisi yoktur. Bir tanığın gizli tanık olarak dinlenip dinlenmeyeceği, hukuki değerlendirme gerektiren bir karardır. Gizli tanıklık kararı da soruşturma aşamasında yetkili hukukçu suje olan savcılık, kovuşturma aşamasında da yargılamayı yapan mahkeme tarafından alınabilir.

Gizli Tanık Nasıl Dinlenir? İfadesi Nasıl Alınır?

Gizli tanık, ağır ve ciddi bir tehlikeye uğrama ihtimali nedeniyle özel bir usul ile dinlenmektedir. Gizli tanık, tanık dinlenirken doğrudanlık ve yüzyüzelik ilkesi gereği hazır bulunma hakkına sahip olan kişiler (müşteki, sanık, avukatlar vs.) hazır olmadan dinlenmektedir (CMK md. 58/3). Uygulamada gizli tanığın dinlenmesi konusunda birkaç yöntem olduğunu söylemek mümkündür.

Savcılık tarafından yürütülen soruşturma aşamasında; soruştumanın gizliliği ilkesi gereği gizli tanık dinlenirken, tanığı dinleyen savcı ve tutanağı yazacak katip dışında hiç kimse hazır bulunma yetkisine sahip değildir. Soruşturma aşamasında polis ve jandarma tarafından sıklıkla gizli tanık dinlendiği görülmektedir. Gizli tanığın bu şekilde dinlenmesi hukuka aykırı olup elde edilen ifade hukuka aykırı delil nitelğindedir.

Kovuşturma aşamasında; kural olarak, tanıklar, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip kişilerin huzurunda dinlenmelidir. Mahkeme, kararını ancak bizzat dinlediği ve tarafların tartışma imkanı bulduğu tanık beyanı deliline dayandırabilir (CMK md. 217/1). Gizli tanık bile olsa tarafların soru sorma hakkı saklıdır (CMK md. 58/3). Gizli tanık nasıl dinlenirse dinlensin yargılmayı yapan mahkeme, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesi gereği taraflara, soru sorma, gizli tanığın beyanının doğruluğunu ve güvenilirliğini denetleme ve tanığın beyanını tartışma imkanı sunmak zorundadır.

Gizli tanığın dinlenmesi konusunda iki sistem uygulanmaktadır:

  • Birinci yöntem de; gizli tanık, duruşma devam ederken duruşma salonunun dışında bir yerde hazır bulundurulur. Gizli tanığın kimliği saklı tutulur, görüntüsü gizlenir ve sesi değiştirilerek duruşma salonuna aktarılır. Taraflar ve avukatları, gizli tanık mahkeme tarafından dinlendikten sonra soru sorma hakkını kullanabilirler. Sistemin dezavantajları; gizli tanığın etki altında olup olmadığının bilinmemesi, dinlendiği sırada yönelendirilip yönelendirilmediğinin denetlenememesidir.

  • İkinci yöntem de; duruşmada hazır bulunma yetkisine sahip olan müşteki, katılan veya sanık hazır bulunmadan, sadece taraf avukatlarının hazır bulunduğu bir ortamda tanığın kapalı duruşmada dinlenmesidir. Bu yöntemde taraf avukatları, tanığı bizzat görmekte, tanık beyanını denetleme ve doğrudan soru sorma imkanını elde etmektedir. Bu yöntem, son dönemlerde çok az uygulanmaktadır.

Gizli Tanıklık Mevzuatı

5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu uyarınca tanık koruma tedbirlerine başvurulabilmesi için kanunda belirtilen suçlardan birisi hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunması, tedbir uygulanacak kişinin tanık veya yakınlarından biri olması, kişinin hayatı, beden bütünlüğü ve malvarlığı için ağır ve ciddi bir tehlike bulunması, tedbirin ölçülü olması, yetkili mercilerin kararının bulunması gerekir.

Türkiye’nin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu göre bir delil aracı olarak gizli tanıklık kurumuna aşağıdaki hallerin gerçekleşmesi halinde başvurulabilir:

1. Suça İlişkin Koşullar: 5271 sayılı CMK’nın 58/2 maddesi gizli tanıklık kavramını düzenlemektedir. CMK md. 58/5’e göre ancak örgütlü suçlar da tanığın kimliğinin gizlenmesi mümkündür.

Uygulamada aşağıdaki suçlar nedeniyle Tanık Koruma Kanunu kapsamına alınabilecek tanıklar gizli tanık olmaktadır (Tanık Koruma Kanunu md.3):

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ve ceza hükmü içeren özel kanunlarda yer alan ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar için tanıklar, tanık koruma tedbiri kapsamına alınabilir.

  • Adi Örgütlerde Kriter (TCK 220 çerçevesinde suç işlemek için kurulan örgütler): Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen alt sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar için tanıklar tanık koruma tedbiri kapsamına alınabilir.

  • Siyasi Örgütlerde Kriter (TCK 314): Siyasi örgütlerle ilgili suçlarda (örgüt üyeliği, propaganda vs.) suç ve ceza miktarı sınırlaması olmadan her tanık, koşulları varsa gizli tanık olarak dinlenebilir.

2. Tanığa ilişkin Koşullar (CMK 58/3-4): Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa kimlikleri saklı tutulabilir. Tanık Koruma Kanunu ise tanığın koruma tedbiri kapsamına alınması için ağır ve ciddi tehlike kriterini öngörüyor.

AİHM ve Anayasa Mahkemesi Kararlarında Gizli Tanıklık

AİHM ve Anayasa Mahkemesi, belli koşulların gerçekleşmesi halinde gizli tanık beyanını delil olarak kabul etmektedir. Gizli tanığın dinlenmesi neticesinde elde edilen beyanın delil olarak değerlendirilmesi içi her iki mahkemenin aradığı ortak kriterler şunlardır:

  • Tanığın kimliğini gizlemek için makul bir sebep olmalıdır. Tanığın, gizli tanık olarak dinlenmesini gerektiren tehlike sanık, sanığın birlikte hareket ettiği kişiler veya yakınlarından kaynaklanmalıdır.
  • Gizlik tanık ifadesi hükmün dayandığı “tek delil” olmamalıdır. Mahkeme, hükmünü sadece gizli tanık ifadesine dayandırmamalıdır.
  • Gizli tanık ifadesi, hükümde “tek delil” olarak gösterilmese bile, diğer delillerin yanı sıra hükmün üzerine bina edildiği “esas ve belirleyici delil” ise, sanık veya avukatına tanık ifadesinin güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması amacıyla yargılamada güvence mekanizmaları sağlanmalıdır. Sanık ve avukatı, gizli tanık ifadesini denetleyecek imkanlardan yoksun bırakılmışsa, adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş sayılır.

Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!