0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyanda Bulunma Suçu Nedir? (TCK 206)

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir kimsenin resmi belge düzenlenmesi sırasında resmi belgeyi düzenleme görev ve yetkisine sahip olan kamu görevlisine (memur, avukat, bilirkişi vs.) yalan beyanda bulunması ile oluşur (TCK m.206).

5237 sayılı TCK’nın 206 maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, uygulamada daha çok “memura yalan beyanda bulunma” şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ancak, resmi belge düzenleme yetkisi olan tüm kamu görevlilerine yalan beyanda bulunmak kanunda suç olarak kabul edilmiştir.

Hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmayan resmi belgelerin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunulması halinde suç meydana gelmez. Örneğin, memur tarafından kimliği bilinen bir kimsenin hukuki işlem yapmak üzere, kendi kimliğiyle ilgili gerçeğe aykırı bir form düzenleyerek memura vermesi, memurun da başından beri formu düzenleyen kişinin yalan beyanda bulunduğunu bilmesine rağmen formu doldurmasına izin vermesi ve doldurduktan sonra yakalanmasını sağlaması halinde suç oluşmaz. Çünkü, evrak başından beri memurun kontrolü ve bilgisi altında doldurulmuş olup hukuki sonuç doğurmaya elverişli değildir.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunun Unsurları

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, sahtecilik suçlarının özel bir türüdür. Suç, hem “yazılı” hem de “sözlü” beyanla işlenebilen bir suçtur. Özellikle belirtelim ki, resmi evrakta sahtecilik veya özel evrakta sahtecilik suçunun işlendiği hallerde, ayrıca faile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu nedeniyle ceza verilemez. Örneğin, SGK’ya yanında çalışmadığı halde çalışmış gibi işe giriş bildirgesi veren kişi esasen memura yalan beyanda bulunmaktadır. Ancak, düzenlediği özel belge niteliğindeki işe giriş bildirgesi de sahte olduğundan fail sadece özel evrakta sahtecilik suçu nedeniyle cezalandırılır.

Suç, kamu kamu güvenine karşı işlenen suçlar arasında düzenlendiğinden mağduru belirli bir kişi değil, toplumu oluşturan herkes olarak kabul edilir.

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşabilmesi için, beyanda bulunulan kamu görevlisinin o resmi belgeyi düzenlemeye yetkili ve görevli olması gerekir. Aksi takdirde suç oluşmaz. Örneğin, belediye görevlisi olan, fakat trafik zabıtası olmayan bir memurun trafik cezası kesmek için tuttuğu tutanak için kendi kimliği yerine kardeşinin kimliğini ibraz eden kişi memura yalan beyanda bulunma suçunu (resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma) işlememiştir. Çünkü, trafik cezası kesmeye yetki ve görevli memurlar, trafik zabıtası veya polisidir.

Suçun oluşabilmesi için, resmi bir belge düzenlenmesi sırasında, kendisi ya da başkasının kimlik veya sıfatı veya düzenlenen resmi belgeyle sıhhati ispat olunacak diğer durumlar hakkında kamu görevlisine yalan beyanda bulunulması gerekir. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun en önemli unsuru, yani bu suçta temel alınan husus; kamu görevlisi tarafından delil aranmaksızın, başkaca herhangi bir araştırma, inceleme ve işlem yapılmaksızın, doğrudan doğruya hukuki sonuç doğuracak ve ispat aracı oluşturacak nitelikte resmi belgenin düzenlenmesine dayanak alınan beyanlardır. Yalan beyanın doğrudan hukuki sonuç doğurmadığı, delil aracı oluşturmadığı hallerde ya da kamu görevlisinin görevi gereği bu beyanın gerçeğe uygunluğunu araştırıp, doğruluğuna kanaat getirdiği takdirde resmi belgeyi düzenlemesi, aksi durumda beyanı reddetmesi gerekiyorsa anılan suç oluşmayacaktır (Yargıtay CGK).

Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde yani kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse; kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir (Yargıtay CGK - 2014/153).

Tekraren belirtelim ki, resmi belgenin düzenlenmesinden yalan beyan suçunun vücut bulması için, kamu görevlisine verilen beyanın gerçeğe aykırı olması ve düzenlenen belgenin hukuki değeri veya gücünün bu beyana dayanması gerekir.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunun Cezası (TCK 206)

Resmi belgenin Düzenlenmesinde yalan beyan suçunun cezası, 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır (TCK m.206).

Kanun maddesinde, yaptırım hapis cezası veya adli para cezası şeklinde seçimlik ceza olarak düzenlendiğinden, faile ya hapis cezası ya da adli para cezası verilecektir. Ancak, mahkeme hapis cezasına hükmetmeyi tercih ettiğinde, hapis cezasını adli para cezasına çeviremeyecektir. Mahkeme adli para cezasına hükmetmeyi tercih ettiğinde ise, adli para cezasının alt sınırı 90 günden az olamayacaktır.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunun Benzer Suçlardan Farkı

Uygulamada, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu (TCK 268) ile sıklıkla karıştırılmaktadır. Başkasının kimlik bilgilerini kullanma suçu, iftira suçunun özel bir şeklidir. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun meydana gelmesi için kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerekir. Halbuki, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ortada bir “soruşturma” veya “kovuşturma” olmadığı halde kişinin ya bir idari yaptırımdan, ya bir cezanın infazından ya da başka bir nedenle resmi belge tanzim edilirken gerçeğe aykırı beyanda bulunmasıyla oluşur.

İftira suçu, TCK 267’de düzenlenmiş olup gerçek kişiler aleyhine işlenebilen bir suçtur. Kişinin bir suç işlerken gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini beyan etmesi iftira suçu; gerçek olmayan, hayali bir kişinin kimlik bilgilerini beyan etmesi resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturur.

Kişinin tanık dinlemeye yetkili savcılık veya mahkeme önünde yalan beyanda bulunması halinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu değil, adliyeye karşı suçlardan olan yalan tanıklık suçu (TCK 272) oluşur.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda adli para cezası seçimlik ceza olarak öngörüldüğünden, mahkeme suçun cezası olarak doğrudan adli para cezasına hükmedilebilir. Ancak, yukarıda açıkladığımız üzere, mahkeme hapis cezasına hükmetmeyi tercih ettiğinde, hükmettiği hapis cezası adli para cezasına çevrilemez. nedeniyle hükmedilen hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesi veya indirim nedenlerinin uygulanması halinde hükmedilen cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Resmi evrakın düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle verilen cezalar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Resmi evrakın düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle verilen cezanın ertelenmesi mümkündür.

Suçun Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Resmi evrakın düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, mağduru tüm toplum olan suçlar arasında yer aldığından uzlaştırma kapsamında olan suçlardan değildir.

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Kamu davasına şikayetçi olarak müdahil olan herhangi bir kimse varsa bile şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Resmi evrakın düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Resmi Evrakın Düzenlenmesinde Yalan Beyanda Bulunma Suçunda Görevli Mahkeme

Resmi evrakın düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle yargılama yapma görevi asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Yargıtay Kararları


Memura Yalan Beyanda Bulunma Suçu İçin Kimlik İbrazı Şartı

19.08.2009 tarihli “yakalama tutanağı” başlıklı belge ve tüm dosya içeriğine göre; başka bir olay nedeniyle Mersin 4. Sulh Ceza Mahkemesince verilen arama kararına istinaden, sanığın ikametgahına gidildiğinde, yapılan üst aramasında sanığın ağabeyi Naif’e ait kimlik belgesinin ele geçirilmesinden ibaret olayda, sanığın ağabeyine ait kimlik belgesini ibraz etmediği gibi ağabeyi ya da bir başkasına ait kimlik bilgilerini de kullanarak bir tutanak düzenlenmesine sebebiyet vermediği, tüm tutanakların sanığın gerçek ismiyle düzenlendiği, dolayısıyla yüklenen resmi belgenin düzenlenmesi sırasında memura yalan beyanda bulunmak suçunun unsurları itibariyle oluşmamıştır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2014/17131).

Yalan Beyanın Basit Bir Araştırmayla Anlaşılması Halinde Suç Oluşmaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.04.2014 tarih 2013/9-452 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere 5237 sayılı TCK’nun 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde yani kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse; kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir. Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; sanığın hükümlü olduğu cezaevi yönetimine verdiği dilekçede kendisini nakil edecekleri cezaevinde hasmı bulunduğunu beyan etmesi sonucunda herhangi bir resmi belge düzenlenmediği gibi dilekçeyi alan cezaevi yönetiminin hükümlünün bu iddiasını araştırıp işlem yapma yükümlülüklerinin bulunması, somut olaydada bu araştırmayı yapıp sanığın beyanının doğru olmadığını tespit etmiş olmaları karşısında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun unsurları oluşmadığından, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi -Karar: 2015/32193).

Memurun Beyanın Doğruluğunu Araştırma Yükümlülüğü

5237 Sayılı TCK’nun 206. maddesinde düzenlenen ve doktrinde “fikri sahtecilik” olarak adlandırılan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun oluşabilmesi için, kişinin açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece kişinin (sanığın) beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise bu maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.

… Minibüsleri Kooperatifinin başkanı olan sanığın, üye olan …‘i cezaevinde bulunduğu dönemde kooperatifte fiilen çalışmadığı halde SGK’ya çalıştığı yönünde bildirimde bulunmak suretiyle sigortalılık haklarının devamını sağladığı bu şekilde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda; suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti açısından; sanığın kuruma nasıl bir bildirimde( beyanda ) bulunduğu, bu beyana dair bir belge olup olmadığı ve sanığın gerçeğe aykırı nitelikteki bu bildirimi üzerine nasıl bir resmi belge düzenlendiği, beyan üzerine ilgili resmi belge düzenlenmeden önce kurum memuru tarafından inceleme yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılıp tespit edilmesi ve varlığı halinde suça konu belgelerin dosyaya intikalinin sağlanmasından sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2017/1447).

Sahte Fotoğraf Yapıştırılmış Kimliği Polise İbraz Etme

Sanığın şüphe üzerine yakalandığında …‘a ait kimlik bilgileri bulunan kendi fotoğrafı yapıştırılmış nüfus cüzdanını polis memurlarına ibraz ederek kendisini bu isimle tanıtmak suretiyle kullandığı gözetildiğinde sanığın eyleminin kül halinde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, tüm soruşturma evrakının da sanığın gerçek ismine göre düzenlendiğine göre ayrıca memura yalan beyanda bulunmak suçunun unsurlarının bulunmadığı halde, bu suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2017/1518).

Kimliğini Gizleme Kabahati ve Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu

Somut olayda; sanığın yakalanması üzerine ismini kendi beyanına göre başkası olarak bildirdiği, daha sonra gerçek kimlik bilgilerinin öğrenildiği olayda; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından, diğer şahıs adına herhangi bir tutanak düzenlenip düzenlenmediği, gerçek isminin hangi aşamada anlaşıldığı araştırılıp tespit edildikten sonra sonucuna göre eyleminin 206/1. maddesinde tanımlanan’’ resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan’’ suçunu veya 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen “kimliğini gizleme” kabahatini oluşturup oluşturmadığı karar yerinde tartışılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2017/181).

İncelenen dosya içeriğine göre; sanığın ceza infaz kurumunda bulunan … isimli kişinin ziyaretçisi olarak, bu kişinin kardeşi …‘ya ait kimlik kartını infaz koruma memurlarına göstererek ceza infaz kurumunda açık görüşe girmek şeklindeki eyleminin, “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturmayıp, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. maddesinde yazılı kabahate uyduğu ve idari para cezasını gerektirdiği gözetilmeden, yazılı şekilde “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet bulunmadığı anlaşılmakla yerel mahkeme hükmü bozulmalıdır (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2015/6517).

Memura Yalan Beyanda Bulunarak Trafik Ceza Tutanağı Düzenlettirme

Somut olayda; sürücü belgesiz araç kullanan sanığın trafik görevlilerine kardeşine ait kimliği ibraz ederek mağdur adına trafik ceza tutanağı düzenlenmesine neden olmak şeklindeki eyleminin TCK’nın 206. maddesinde tanımlanan “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturur. (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2015/1332).

Sanığın şikayetçinin kimlik bilgilerini içeren sürücü belgesini ibraz ederek katılan adına trafik idari para cezası yazılmasına sebep olması biçimindeki eylemde; işlediği suç sebebiyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyip başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, 5237 Sayılı TCK’nun 267, 268. maddelerindeki suçların unsurlarının oluşmayacağı, yalan beyanı ile resmi nitelikteki trafik ceza tutanağının düzenlenmesine sebep olduğundan, eyleminin 5237 Sayılı TCK’nun 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşturacağı kabul edilmelidir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2016/727).

Sanığa atılı “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma” suçunun oluşabilmesi için, failin işlemiş olduğu bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla hareket etmesi gerektiği, somut olayda; sanığın 24.05.2012 ve 12.07.2012 tarihli trafik ceza tutanaklarının düzenlenmesi sırasında, görevli polis memurlarına katılana ait sürücü belgesini ibraz edip kendisini bu kişi olarak tanıtarak kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın tanımlanan “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2015/3579).

Sanığın, trafik görevlilerinin yaptıkları denetimler esnasında, kendisi hakkında idari yaptırım kararının uygulanmasını engellemek amacıyla, müşteki S. Ç.’e ait sürücü belgesini ibraz ettiği, söz konusu belgedeki fotoğrafın sanığa benzemesi nedeniyle beyanın doğruluğunun kamu görevlilerince araştırılmasının zorunlu olmadığı ve sanığın beyanı ile müşteki hakkında birden fazla ceza tutanağı düzenlendiği gözetildiğinde eylemin 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu, Kabahatler Kanununun 15/3. maddesi uyarınca kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak kabahatinden dolayı yaptırım uygulamayacağı kabul edilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2015/1549).

Muhtara Yalan Beyanda Bulunarak Sahte Nüfus Cüzdanı Talep Belgesi Düzenlettirme

Sanık hakkında, yargılama sırasında açık kimliği tespit edilemeyen şahsa, katılanın kimlik bilgileri kullanılarak mahalle muhtarına sahte nüfus cüzdanı talep belgesi düzenletmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunması, sanığın söz konusu şahsın gerçek kimliğini bilmediği ve yardımcı olmak amacıyla beraber muhtarlığa gittiği şeklindeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; İlçe Nüfus Müdürlüğüne suça konu nüfus cüzdanı talep belgesine istinaden nüfus cüzdanı alınıp alınmadığının sorulması ve nüfus cüzdanı alınmamış ise o ana kadarki eyleminin 206/1. maddesinde yer alan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” kapsamında düşünülmesi, ayrıca belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu sahte belge aslının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcı nitelikte olup olmadığının kararda tartışılması ve denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulması gerektiğinin gözetilmemesi, toplanan deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2016/7517).

Emniyet Müdürlüğünün Basit Bir Araştırmayla Yalan Beyanı Tespit Etmesi

5237 Sayılı TCK’nun 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.

Buna göre, sanığın çalışacağı gazinoya giriş yapmak için üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak …‘nün kimlik bilgilerini ihtiva eden suça konu nüfus cüzdanı ile Emniyet Müdürlüğüne başvuruda bulunması üzerine adrese dayalı nüfus kayıt sistemi ve GBT üzerinden yapılan sorgulamada adı geçen şahsın 01.12.2012 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, buna rağmen sanığın kendisinin … isimli kişi olduğunda ısrar edip bu isim ile kolluk görevlilerine ifade verdiği, sonrasında Nüfus Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar ve kolluk araştırması sonucu sanığın ibraz ettiği belgenin sahte, gerçek isminin ise … olduğunun tespit edildiği olayda, Emniyet Müdürlüğünce mutad araştırma görevi gereğince yapılan basit bir araştırma ve inceleme sonucu gerçek durumun ortaya çıktığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminde “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun unsurlarının bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 21. Ceza Dairesi - Karar: 2016/5209).

Kimlik Bilgilerinin Gerçek Bir Kişiye Ait Olup Olmadığının Araştırılması

Sanığın, hırsızlık suçundan yürütülen soruşturma kapsamında eşgal bilgilerine uygun olması sebebiyle yakalandığında kolluk görevlilerine kendisini “…” olarak tanıttığının anlaşılması karşısında; beyan ettiği kimlik bilgilerinin gerçek bir kişiye ait olması halinde eyleminin TCK’nın 268/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 267. maddesi kapsamında düzenlenen iftira; bildirdiği kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan hayali bir kişiye ait olduğunun anlaşılması halinde ise, anılan Kanun’un 206/1. maddesi kapsamında “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşacağı gözetilerek, kimlik bilgilerinin gerçek bir kişiye ait olup olmadığına dair herhangi bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Karar: 2016/75179.

Cezanın İnfazını Engellemek Amacıyla Memura Yalan Beyanda Bulunmak

Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün onanmasına; ancak kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün infazı için çıkartılan yakalama kararı ile aranan ve yapılan araştırma sonucunda kendisine ulaşılan sanığın, 11.04.2012 tarihinde yakalandığında, sahte kimlik ibraz etmek suretiyle kendisini U. Ş. olarak tanıttığı, kolluk görevlilerinin sanığı araştırmak amacıyla polis merkezine götürüp burada gerçek kimlik bilgisinin tespit edilmesi üzerine yakalama tutanağını gerçek kimlik bilgilerine göre düzenledikleri olayda, yukarıda da açıklandığı üzere, “başkasının kimlik bilgilerini kullanmak” ve “memura yalan beyanda bulunmak” suçlarının unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2016/971).

5237 Sayılı T.C.K.nın 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için. failin işlediği suç sebebiyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, somut olayda, olay günü gerçekleşen yaralamalı trafik kazasının mağduru olan ve adli raporunun alınması için kollukça adli tıp şube müdürlüğüne götürülen sanığın, hakkında kovuşturması devam eden dava sebebiyle savunmasının alınması amacıyla çıkarılan yakalama kararının infazını engellemek amacıyla kuzeni F. Ç.’ın kimlik bilgilerini vererek bu kişi adına adli raporun tanzimine yol açmaktan ibaret eyleminin 5237 Sayılı T.C.K.nın 206. maddesinde tanımlanan “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturur (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2015/62).

Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu ile Diğer Suçların Farkı

İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK’nın 268. maddesinde öngörülen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, bunun dışında resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise TCK’nın 206. maddesine uyan suçu oluşturacağı hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği;

Somut olayda; şüphe üzerine polis tarafından durdurulan araçta bulunan suça sürüklenen çocuğun kendisini M.M.B. olarak tanıtıp hakkında bu isimle belge düzenlenmesine neden olduğunun anlaşılması karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturur (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar: 2015/17569).

Memura Yalan Bayanda Bulunma ve Başkasına Ait Ehliyeti İbraz Etme

Somut olayda; şüphe üzerine motorsikleti durdurulup ehliyet kontrolü yapıldığında S. adına düzenlenmiş sahte B sınıfı ehliyeti ibraz ederek kendisini bu isimle tanıtması ve aynı isme idari para cezası düzenlenmesi, sonradan araştırmalar sonucunda gerçek kimliğinin tespit edilmesi şeklindeki olayda; sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyip başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, 5237 sayılı TCK’nın 267. maddesindeki suçun unsurları oluşmayacağı, ancak yalan beyanı ile tutanak düzenlenmesine sebep olması nedeniyle TCK’nın 206. maddesindeki suçun oluştuğunun gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2015/26026).

Yakalanan Kişinin Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu

Resmi bir belgeyi düzenlemek yetkisine sahip kamu görevlisine yalan beyanda bulunmak suretiyle gerçek bir kişiye ait olmayıp, tamamen uydurma bilgiler veren fail hakkında başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması değil, TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşacaktır. Somut olayda; görevi yaptırmamak için direnme, hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından yakalanan sanık L. G.’in kendisini K. K. olarak tanıtıp, bu isim adına bazı resmi işlemlerin yapılmasının ardından, K. K. adında bir kişinin nüfus kaydında bulunmadığının anlaşılması üzerine parmak izlerinin arşiv kaydı ile karşılaştırılması sonucunda sanığın gerçek kimliğinin tespit edilmesi karşısında; K. K. adındaki kişinin gerçek kişi olmaması nedeniyle sanığın eyleminin TCK’nın 206/1. maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2014/34547).

Memura Yalan Beyanda Bulunarak Başkasına İdari Yaptırım Uygulanmasını Sağlama

Şüphe üzerine durdurulan ve üzerinde kimlik bulunmaması sebebiyle idari yaptırım uygulanması sırasında Ş.D.’ye ait kimlik bilgilerini verip adı geçen mağdur adına 5326 Sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca dilencilik fiili sebebiyle idari yaptırım kararına dair tutanak düzenlenmesine neden olan ve hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını engellemek istediği işlediği bir suç bulunmayan sanığın eyleminin TCK’nın 206. maddesinde tanımlanan “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2014/12028).

Kimliği Bildirmeme Kabahati / Kimliği Gizleme Kabahati

Bir suç soruşturmasının bulunmadığı veya beyanın resmi bir belgeye dayanak teşkil etmediği hallerde, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması veya kimlik ve adresle ilgili bilgi vermekten kaçınılması halinde eylemin Kabahatler Kanunu’nun kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak idari yaptırımını gerektireceği cihetle, sanığın suç tarihinde Batman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan Orhan isimli şahsı ziyaret edebilmek amacıyla, adı geçenin akrabası Umut’un gerçek nüfus cüzdanını ibraz edip kayıt yaptırmak istediğinde durumun anlaşılması ile yakalanmasından ibaret olayda; ibraz ettiği kimlik bilgilerine göre memuru yanıltarak herhangi bir resmi belge düzenlenmesine sebebiyet vermediği anlaşılmakla; eylemin Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesinin birinci fıkrasına uygun bulunduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgı sonucu sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan cezalandırılması hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2014/196509).

Hukuki Sonuç Doğurmaya Elverişli Olmayan Belge Düzenleme

T. ‘nin olay günü temyiz dışı diğer sanık N. A. adına düzenlenmiş ve üzerinde de N. A.’un fotoğrafları bulunan gerçek kimlik ve sınava giriş belgesinde hiçbir tahrifat yapmadan motorlu taşıt sürücü adayları sınavına adı geçenin yerine girip “Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı Salon Aday Yoklama Listesini” imzalayıp “Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı Sınav Cevap Kağıdını” doldurmaya başladığı, bir süre sonra durumun salon başkanı tarafından farkedildiği, ancak diğer adayların tedirgin olmaması amacıyla sınav bitimine kadar beklenilip sanığın cevap kağıdını doldurup salon görevlisine teslim etmesinden sonra durumun tutanağa bağlanıp yakalandığının anlaşılması karşısında, sanık M.’un azmettirdiği ve N. A. yerine sınava giren sanık T. tarafından doldurulup sınav görevlisine teslim edilen sınav cevap kağıdı belgesinin baştan itibaren görevlilerce içeriği itibariyle sahte olduğunun bilinmesi sebebiyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli bulunmadığı, ancak sanık T.’ın “Salon Aday Yoklama Listesini” N. olarak imzalaması eyleminin 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesi sırasında memura yalan beyanda bulunma, dolayısıyla sanık M.’un eyleminin bu suça azmettirme olarak kabulü gerekir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2014/151249.

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, tüm kamu görevlilerinin düzenlediği resmi belgelerde söz konusuyken uygulamada daha çok memura yalan beyanda bulunma suçu şeklinde tezahür ettiğinden, suçun tüm unsurlarının, özellikle görev ve yetki bağlamında bir ceza avukatı tarafından ele alınması hak kayıplarını önleyecektir.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!