0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Görevi Kötüye Kullanma Nedir?

Görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin görevini yapmaması veya hukuka aykırı bir şekilde yapmasıdır. Görevi kötüye kullanma, üç şekilde meydana gelirse suç olarak kabul edilir:

  • Kamu görevlisinin yapmakla görevli olduğu görevini yapmaması şeklindeki görevi kötüye kullanma suçu,

  • Kamu görevlisinin görevini kanunun öngördüğü şekilde yapmaması şeklindeki görevi kötüye kullanma suçu,

  • Kamu görevlisinin görevini zamanında yapmayıp geciktirmesi, yani görevi ihmal şeklindeki görevi kötüye kullanma suçu.

Mevcut TCK’nın 257. maddesi görevi ihmal suçu ile görevi kötüye kullanma suçunu aynı maddede düzenlemiştir. Görevi ihmal suçu, ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçu olarak yeniden tanzim edilmiştir.

Genel norm niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçu; öncelikle uygulanması gereken özel norm niteliğindeki rüşvet suçu (TCK md.252), irtikap suçu (TCK md.250) ve zimmet suçu (TCK md.247) ile karıştırılmamalıdır:

  • İrtikap suçu, kamu görevlisinin nüfuzunu kullanarak belli yoğunlukta baskı veya hileli davranışlar sergilemesi ile meydana gelen bir suç tipidir.

  • Rüşvet suçu, bir tarafta “rüşvet alan” kamu görevlisinin diğer tarafta “rüşvet veren” kişinin olduğu çok failli bir karşılaşma suçudur.

  • Zimmet suçu, kamu görevlisi olan şahsın görevi nedeniyle zilyetliği kendisine verilmiş olan veya gözetimiyle sorumlu olduğu mallar üzerinde görev çerçevesine aykırı bir şekilde tasarrufta bulunmasıyla oluşan bir suçtur.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Görevi kötüye kullanma suçu, şikayete tabi suçlardan değildir. Bu nedenle, suçun soruşturulması için herhangi bir şikayet süresi de yoktur.

Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suç şikayete tabi suçlardan olmamasına rağmen, dava zamanaşımı süresi içinde soruşturulmadığı takdirde, fail hakkında zamanaşımı süresi aşıldığı için soruşturma yapılamayacaktır.

Failin hapis cezası ile cezalandırılması halinde ise ceza zamanaşımı 10 yıldır. Yani, fail hakkındaki mahkumiyet hükmü 10 yıl içinde infaz edilmezse hapis cezası zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkar.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Şartları

Kamu görevlisinin her hukuka aykırı fiili görevi kötüye kullanma suçunun oluşmasına neden olmaz. Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir:

Görevi Kötüye Kullanma ve Kamu Görevlisi Kavramı

Görevi kötüye kullanma suçu, ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi kavramı, memur kavramından daha geniş bir kavramdır. Örneğin, avukat, bir davada tanık, bilirkişi gibi statüler yapılan işin kamu hizmeti olması nedeniyle kamu görevlisi sayılırlar. Tüm bu kişiler de memur olmadıkları halde, görevi ihmal etmeleri veya yapmamaları, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilir.

Kamu görevlisi olan failin, kanun veya idari düzenlemelerden doğan bir görevi olmalı ve bu görev dolayısıyla yetkili olmalıdır. Bir kimse kamu görevlisi olmasına rağmen suç konusu işle ilgili görevi ve yetkisi yoksa, fiil başka bir suçu oluşturabilirse de görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaz. Çünkü hukuken kişi sahip olmadığı bir yetkiyi kullanamaz. Kullanamayacağı bir yetkiyi kullanarak kamu görevini üstlenen kişiye TCK md. 262 gereği “kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi” suçundan 3 aydan 2 yıla hapis cezası verilebilir.

Kamu görevinin gereklerine aykırı her türlü fiilin cezai yaptırımla karşılanması ceza hukukunun amacına aykırı düşer. Kamu görevlisinin davranışları belli bir aşamaya geldiğinde suç meydana gelir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Kasten İşlenebilir

Görevi kötüye kullanma suçu, genel kastla işlenebilen suçlardandır. Kamu görevlisi olan failin görevi kötüye kullanma fiilini işlerken özel bir kastla veya saikle hareket etmesi şart değildir. Kamu görevlisinin görevini ihmal ettiğini veya yerine getirmeyi geciktirdiğini bilmesi ve bu fiili isteyerek yapması yeterlidir.

Hemen belirtmek gerekir ki, ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçu da taksirle değil, kasten işlenen bir suçtur.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nedeniyle Bir Zarar Oluşmalıdır

Görevi kötüye kullanma, sadece kanuna aykırı davranışla meydana gelmez. Suçun oluşması için norma aykırı davranış yetmez, ayrıca fiil sebebiyle zarar oluşması gerekir. Görevi kötüye kullanma suçu zarar suçlarındandır, bir zarar meydana gelmeden bu suç oluşmaz. Suç nedeniyle şu üç şekilden herhangi biriyle zarar meydana gelmesi yeterlidir:

Mağduriyete Sebep Olma Yoluyla Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Görevi kötüye kullanma suçunun meydana gelmesi için, fiil nedeniyle herhangi bir kişinin “mağduriyet” niteliğinde bir zarar görmesi gerekir. Zarar gören kişi, gerçek bir kişi olabileceği gibi tüzel bir kişi de olabilir. Suçun mağduru bir vatandaş da olabilir, bir şirket, vakıf veya dernek de olabilir.

Mağduriyet, sadece ekonomik zararı ifade etmez. Kişinin ekonomik, sosyal, siyasi ve medeni her türlü şahsi haklarının ihlal edilmesi mağduriyet kavramı içerisinde değerlendirilir.

Kamunun Zararına Sebebiyet Verme Nedeniyle Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Kamu zararı kavramı, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesinde tanımlanmıştır. Hakim her somut olayda kamu zararının meydana gelip gelmediğini araştırmalıdır. Kamu zararı miktarının kesin olarak tespit edilmesi gerekmez, miktar kesin olarak saptanamasa da işin veya hizmetin mahiyeti dikkate alınarak piyasa rayicinin üstünde veya altında bir alım-satım yapılıp yapılmadığı tespit edilmelidir. Yapılan tespit sonucunda kamunun zarara uğraması ile görevi kötüye kullanma fiili arasında açık bir ilişki varsa fail cezalandırılmalıdır.

Kişilere Haksız Bir Menfaat Sağlayarak Görevi kötüye Kullanma Suçu

TCK’nın 257. maddesine, 08.12.2010 gün ve 6086 sayılı kanunla “haksız kazanç” ibaresinin yerine “haksız menfaat” ibaresi eklenmiştir. Haksız menfaat kavramı, haksız kazanç kavramından daha geniş bir kavramdır. Haksız menfaat, haksız kazancı da kapsar bir şekilde kişilere hukuka aykırı bir şekilde maddi veya manevi kişisel yarar temin edilmesi anlamına gelir. Görevi kötüye kullanma fiili sonucunda herhangi bir kişiye haksız menfaat temin edilmişse suç tamamlanmış olur.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Genel Bir Suçtur

Kamu görevlisinin işlediği bir fiil TCK’da düzenlenen başka özel bir suçun konusunu teşkil ediyorsa, artık sanık görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılamaz. Örneğin, rüşvet alma, zimmet, irtikap gibi suçlar görevi kötüye kullanma yoluyla işlenebilecek suçlardır. Kamu görevlisinin işlediği fiil TCK’da özel bir suç olarak düzenlenmişse sanık bu özel suçun gerektirdiği cezayla cezalandırılır. Bu halde sanığa ayrıca görevi kötüye kullanma suçundan ceza verilemez. Çünkü bu suç kamu görevlisinin hukuka aykırı bir fiilinin başka bir suç teşkil etmemesi halinde geçerlidir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Cezası

Görevi kötüye kullanma suçunun temel cezası TCK 257/1 maddesi gereği 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır.

İhmal suretiyle, yani görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya geciktirme göstererek görevi kötüye kullanma suçunun cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.

Görevi kötüye kullanma suçu şikayete tabi bir suç değildir. Gerek kolluk (polis, jandarma vs.) gerekse savcılık suçu öğrendiği anda soruşturma işlemlerini kendiliğinden başlatmalıdır.

Görevi kötüye kullanma suçu, ceza miktarı yönünden olmasa bile suçun niteliği açısından oldukça vahim bir suç olduğundan bir Ceza avukatı vasıtasıyla iddia ve savunmada bulunmak yararlı olacaktır.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Yargıtay Kararları


  • Cumhuriyet savcısı olan sanık, kendi sorumluluğundaki 216 dosyanın çoğunda 7 yıl gibi bir süre ile işlem yapmamıştır. Bu durum dosyalardaki mağdurların haklarını elde etmelerini geciktirmiş ve soruşturmaların uzun sürmesi nedeniyle şüphelilerin hukuki durumu da belirsiz bırakılmış, şartları varsa şüphelilerin bir an önce aklanmaları ihtimali engellenmiştir. Sanığın suçu görevi ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur. Dosya sayısının birden çok olması nedeniyle sanığın zincirleme suç hükümleri gereği TCK 257/2 ve 43/1 maddeleri gereği görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması gerekir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Esas No: 2014/5-277, Karar No: 2014/476, Tarih: 04.11.2014).

  • Sanık, devlet hastanesinde doktor olarak görev yapmaktadır. Hastaneye gelen hastaya acil müdahale yapması gerekirken başka bir hastaneye sevk etmesi TCK md. 257/2 gereği görevi ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan sanık cezalandırılmalıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/4857, Karar No: 2014/11388, Tarih: 24.11.2014).

  • Sanık, belediye başkanı olarak görev yapmaktadır. Mahkeme tarafından belediyeye yazılan ısrarlı müzekkerelere cevap verilmemiştir. Belediye başkanı 5393 sayılı kanunun 38/k maddesi gereği belediyeyi denetlemekle yükümlüdür. Mahkeme yazılarına cevap verilmeyerek kişilerin mağduriyetine neden olunan fiilin nihai sorumlusu belediye başkanı TCK md. 257/2 maddesinde düzenlenen görevi ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçu gereği cezalandırılmalıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – Esas No: 2010/30773, Karar No: 2014/9775, Tarih: 28.03.2014).

  • Sanık Turgut, polis memurudur. Diğer polis arkadaşlarının darp ettiği mağduru ikna ederek şikayet etmekten vazgeçirmiş, tutanakları tutmamış, mağdur daha sonra avukatı aracılığıyla şikayetçi olmuştur. Sanık olan polis memurunun görevi gereği tutanakları tutarak şikayetten vazgeçme varsa bunu da tutanağa geçirmesi gerekir. Görevinin gereklerine aykırı davranan polis memuru Turgut’un görevi kötüye kullanma suçu gereği cezalandırılması gerekir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – Esas No: 2010/30773, Karar No: 2014/9775, Tarih: 28.03.2014).

  • 4708 sayılı kanunun 2/c maddesine göre yapı denetim firması “Yapının, ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını denetlemek” ve aynı maddenin g. fıkrası uyarınca da “Ruhsat ve eklerine aykırı uygulama yapılması halinde durumu 3 iş günü içinde ilgili idareye bildirmek” ile görevli ve yükümlüdür. Kontrol mühendisi olan sanıkların görevlerinin gereğini yapıp yapmadığı tespit edilerek, ihmal söz konusu ise ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları gerekir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/4233, Karar No: 2013/18955, Tarih: 17.06.2013).

  • Sanık İstanbul’da avukat olarak kamu görevi yapmaktadır. Avukat olan sanık, bir yargılamada yaşı küçük çocuğa avukatlık yapmak üzere baro tarafından atanmıştır. Dört duruşmaya mazeretsiz katılmayan sanık avukat yargılanan çocuğu hukuki yardımdan mahrum bırakarak mağduriyetine neden olmuştur. Bu nedenle sanık avukatın ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması gerekir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – Esas No: 2011/6395, Karar No: 2013/744, Tarih: 17.01.2013).

  • Sanık olay günü icapçı doktor olarak devlet hastanesinde görev yapmaktadır. Kendisine hastanın durumu bildirildiğinde hastaneye gitmemiş, talimatla uygulama yapılmasını istemiştir. Daha sonra hastaneye giderek hastayı gördüğünde çalıştığı hastanede endoskopi aleti olmaması nedeniyle hastayı başka hastaneye sevk etmiştir. Sanık doktor çağrıldığında hastaneye gelmeyerek ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlemiştir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – Esas No: 2009/547, Karar No: 2011/2152, Tarih: 22.02.2011).

Görevi kötüye kullanma, kamu hizmetini aksatan gerek bireye gerek kamuya zarar verilmesine neden olan önemli bir fiil olduğundan görevi kötüye kullanma suçu TCK’da kamu görevlileri açısından temel bir suç olarak düzenlenmiştir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!