0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Zimmet Suçu Nedir? (TCK md.247)

Zimmet suçu, kamu görevlisi olan şahsın görevi nedeniyle zilyetliği kendisine verilmiş olan veya gözetimiyle sorumlu olduğu mallar üzerinde görev çerçevesine aykırı bir şekilde tasarrufta bulunması, bu malları kendisinin veya irtibatlı bulunduğu bir başkasının zimmetine geçirmesi olarak tanımlanabilir.

Zimmet suçu, ancak kamu görevlisi (devlet memuru, avukat, bilirkişi vs.) tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi olmayan kişiler zimmet suçu sebebiyle değil, koşulları varsa hırsızlık suçu veya güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle yargılanabilirler.

TCK md.247’de düzenlenen zimmet suçu; rüşvet suçu (TCK md.252), irtikap suçu (TCK md.250) ve görevi kötüye kullanma suçu (TCK md.257) ile karıştırılmamalıdır.

  • Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmesiyle oluşan genel bir suçtur.

  • İrtikap suçu, kamu görevlisinin (memur, bilirkişi vb.), icra ettiği kamu görevinin kendisine sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak mağduru yarar sağlamaya zorlaması, ikna etmesi veya mağdurun hatasından faydalanması ile meydana gelir.

  • Rüşvet suçu ise, bir tarafta “rüşvet alan” kamu görevlisinin diğer tarafta “rüşvet veren” kişinin olduğu çok failli bir karşılaşma suçudur.

Zimmet Suçu Şikayet Süresi

Zimmet suçu, şikayete bağlı olan suçlardan olmadığından savcılık suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez soruşturma başlatmak zorundadır. Suç, kamu idaresinin güvenirliğine ve işleyişine karşı işlenen suçlardan olduğundan savcılık bu suç tiplerini hassasiyetle soruşturmaktadır. Zimmet suçu ile ilgili dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Suç işlendiğinin savcılığa bildirilmesiyle bu süre içerisinde soruşturma ve kovuşturma yapılabilir.

Zimmet suçunda şikayetçi sıfatı kamu idaresi veya ilgili kuruma aittir. Kamu idaresi veya ilgili kurum, ceza davası açıldığında davaya müdahile talebinde bulunarak taraf sıfatını kazanabilir.

Zimmet Suçunun Şartları Nelerdir? (TCK md. 247)

Zimmet Suçu Kamu Görevlisi Tarafından İşlenebilir

Zimmet suçu, ancak kamu görevlisi olan şahıslar tarafından işlenebilecek ‘özgü’ suçlardandır. Özgü suç, herkesin suçun faili olamayacağı, belli nitelikleri olan kişilerin fail olabileceği suç tipidir. Kamu görevlisi, TCK’nın 6. maddesinde tanımlanmıştır. Kamu görevlisi kavramı ile devlet memuru kavramı birbirine karıştırılmalıdır. Kamu görevlisi devlet memuru kavramını da içine alan çok daha geniş bir kavramdır. Kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme veya başka bir şekilde sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi kamu görevlisi olarak kabul edilmektedir. Örneğin, devlet memurları, bazı idari kurumlar veya mahkemelerce atanan bilirkişiler, bir davada dinlenen tanıklar, avukatlar, noterler gibi işleri yapanlar kamu görevlisidirler. Kişinin kamu görevlisi olup olmadığı yaptığı iş veya ifa ettiği fonksiyona göre değerlendirilir.

Zimmet Suçu, Görev Nedeniyle Teslim Edilmiş Mal Üzerinde İşlenebilir

Zimmet suçu, kamu görevlisine “görevi nedeniyle” zilyedliği devredilen veya koruma ve gözetimine bırakılan mal üzerinde işlenebilir. Suçun konusu olan mal kavramı, taşınır ve taşınmaz malların yanı sıra parasal değerleri de kapsamaktadır. Kamu görevlisine teslim edilen mal görevi gereği teslim edilmiş değilse suç oluşmaz. Örneğin, bir memurun başka bir memur arkadaşına görevi gereği teslim edilen malı arkadaşından habersiz alarak kendi yararına kullanması zimmet suçu oluşmasına neden olmaz.

Kamu Görevlisi (Memur vs.) Malı Kendisinin veya Başkasının Zimmetine Geçirmelidir

Zimmet suçu, kamu görevlisinin ancak malın mülkiyet hakkı sahibinin bulunabileceği tasarrufları yapmasıyla vücut bulur. Suçu işleyen fail adeta malın mülkiyet hakkı sahibiymiş gibi hareket etmelidir. Kamu görevlisinin malı tüketme, kullanma, satma, başkasına kullandırma veya yararlandırma, parayı kendisinin veya başkasının işi için kullanma eylemlerinin tamamı zimmet olarak nitelenebilir. Kamu görevlisi bir malı kullanmışsa, bu kullanmanın malın mülkiyet hakkı sahibinin tasarrufları gibi bir kullanma olup olmadığının araştırılması gerekir. Her bir kullanma ilgili somut olayın özellikleri göz önüne alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Kamu görevlisinin veya malı kullandırdığı kişinin kullanma fiilinin belli bir süreyle sınırlı olması suçun oluşmasını engellemez. Önemli olan malın mülkiyet hakkı sahibi gibi tasarrufta bulunulup bulunulmadığıdır.

Nitelikli Zimmet Suçu Nedir? (TCK md. 247/2)

Nitelikli zimmet suçu, suçun ceza miktarı nedeniyle daha ağır olan halidir. Fail, suçu işlediği sırada veya işledikten sonra suçun ortaya çıkmaması için ayrıca hileli davranışlar sergilemişse nitelikli zimmet suçu meydana gelir. Yapılan hileli davranış, aldatıcı nitelikte olmalı ve zimmetin açığa çıkmasını önlemeye yönelik olarak yapılmalıdır. Hile, suçun delillerini gizlemeyi amaçlamalıdır. Yoksa malın zimmete geçirilmesi için herhangi bir kimsenin hile yoluyla aldatılması halinde nitelikli zimmet suçu değil, basit zimmet suçu işlenmiş olur. Hile suç işlendikten sonra zimmet olgusunun anlaşılmasını engellemeye dönük olarak yapılırsa nitelikli zimmet suçu meydana gelir.

Hileli davranış basit bir denetim, araştırma veya karşılaştırma ile ilk bakışta kolayca ve kesin bir surette anlaşılabilecekse nitelikli zimmet suçu değil, basit zimmet suçu meydana gelir. Zimmet veya miktarının ilgili kurumca tutulan kurum içi kayıtlardan anlaşılması halinde de nitelikli zimmet suçu işlenmiş sayılır. Nitelikli zimmet suçu işlenmesi halinde suçun cezası ağırlaşmakta olup yazımızın devamında ceza miktarına yer verilmiştir.

Kullanma Zimmeti Suçu Nedir? (TCK md. 247/3)

Kullanma zimmeti, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere fiilin işlenmesidir. Eğer kamu görevlisi kullanma zimmeti suçu işlemişse suçun basit halinden bile daha hafif bir cezayla cezalandırılır.

Kamu görevlisinin işlediği eylemin kullanma zimmeti olup olmadığı tamamen failin kastına bakılarak tespit edilir. Failin dış dünyaya yansıyan davranışları ve suçun işleniş biçimi değerlendirilerek failin kastı anlaşılmaya çalışılır. Olayın özelliklerinden somut olayda failin kastının suç konusu eşya veya para üzerinde mal edinmeye mi yoksa geçici bir süre kullandıktan sonra iade etmeye mi yönelik olduğu tespit edilmelidir. Failin kastı, eşya veya parayı mal edinmeye yönelikse TCK md. 247/1’deki zimmet suçu, eşya veya parayı geçici bir süre kullanıp iade etmeye yönelikse TCK md. 247/3’deki kullanma zimmeti suçu oluşur.

Kullanma zimmeti suçu açısından önemli noktalardan biri de failin fiili işledikten sonra hakkında herhangi bir ihbar, şikayet veya soruşturma olmadan malı iade edip etmediğidir. Fail hakkında herhangi bir ihbar, şikayet veya soruşturma başladıktan sonra malı iade etse bile, artık TCK md. 247/3’deki kullanma zimmeti suçu değil, TCK md. 247/1’deki zimmet suçu meydana gelir.

TCK md. 249 gerekçesinde, kullanma zimmeti suçunun gerek biçim gerekse süre açısından bazı durumlarda hoşgörüyle karşılanabileceği ifade edilerek mahkemelerin her türlü “kullanma” fiili nedeniyle faile ceza vermesi önlenmek istenmiştir.

Zimmet Suçunun Cezası Nedir?

Zimmet suçu nedeniyle faile üç tür ceza verilebilir. Suçun temel şekli işlendiğinde basit zimmet suçu, hileli davranışlar sergilenerek işlendiğinde nitelikli zimmet suçu, geçici bir süreyle malın kullanılarak iadesi halinde kullanma zimmeti suçundan ceza verilebilir.

  • Basit Zimmet Suçu Cezası: Basit zimmet suçu cezası, suçun temel şekline verilen cezadır. Temel şeklinin işlenmesi halinde faile verilecek zimmet suçu cezası 5 yıl ile 12 yıl arası hapis cezasıdır.

  • Nitelikli Zimmet Suçu Cezası: Nitelikli zimmet suçu cezası, fail tarafından zimmetin ortaya çıkmasını önlemeye yönelik davranışların sergilenmesi halinde verilen cezadır. Nitelikli zimmet suçunun cezası, suçun temel şeklinde verilen cezanın yarı oranında arttırılması ile belirlenir. Örneğin, fail suçun basit halini işlediğinde en az 5 yıl hapis cezası alacakken, suçun nitelikli halini işlemesi halinde en az 7,5 sene hapis cezası alır.

  • Kullanma Zimmeti Suçu Cezası: Kullanma zimmeti suçu cezası, failin suç konusu malı geçici bir süre kullanıp iade etmesi nedeniyle faile verilen cezadır. Kullanma zimmeti suçunun cezası, suçun temel şeklinde faile verilecek cezada 1/2 oranına kadar indirim yapılarak belirlenir. Örneğin, İstanbul Bahçelievler Vergi Dairesi Müdürü vergi dairesi hesabına yatırılan parayı 3 gün boyunca kullandıktan sonra hesaba iade etse, suçun temel şeklinin cezası en az 5 yıl olarak belirlendikten sonra bu cezada 1/2 oranına kadar indirim yapılarak kullanma zimmeti suçunun cezası belirlenir. Mahkeme suçun işleniş biçimine göre faile 1/4, 1/3 veya 1/2 oranında indirim yapabilir. İndirim oranı olayın özellikleri dikkate alınarak yargılama neticesinde hakim tarafından belirlenir. Ancak kullanma zimmeti suçu indirim oranı 1/2 oranını geçemez.

Denetim Görevinin İhmali Suretiyle Zimmet Suçu ve Cezası (TCK md.251)

Zimmet suçunun işlenmesine kasten göz yuman denetimle yükümlü kamu görevlisi, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutularak cezalandırılır (TCK md.251/1). Denetimle yükümlü kamu görevlisinin kasten göz yumduğu zimmet suçu türü hangisiyse; kendisi de o suçun cezası ile cezalandırılır.

Örneğin; emniyet müdürünün, bir polis memurunun zimmetine para geçirdiğini görmesine rağmen, engellememesi halinde, emniyet müdürü de denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet vermek suçunu işlediğinden zimmet suçunun cezası ile cezalandırılır.

Denetim görevini ihmal ederek, zimmet suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, 3 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md. 251/2). Bu halde, denetim yapmakla görevli olan kamu görevlisinin suç kastı yoktur, ihmali nedeniyle cezalandırılması ayrıca düzenlenmiştir.

Zimmet Suçu ve Etkin Pişmanlık (TCK md.248)

Etkin pişmanlık, suç nedeniyle meydana gelen zararın giderilmesi halinde uygulanan bir ceza indirimi nedenidir.

  • Savcılık tarafından suç ile ilgili soruşturma başlatılmadan önce zimmet suçu nedeniyle etkin pişmanlık gösterilerek zimmete geçirilen mal aynen iade edilir veya kamunun uğradığı zarar giderilirse faile verilecek cezanın 2/3’ü indirilir.

  • Savcılık tarafından soruşturma başlatıldıktan sonra, fakat mahkemede dava açılmadan önce etkin pişmanlık gösterilirse, faile verilecek ceza 1/2 oranında indirilir.

  • Mahkemede dava açıldıktan sonra ama hüküm verilmeden önce zimmet suçu nedeniyle etkin pişmanlık gerçekleşirse faile verilecek ceza 1/3’ü oranında indirilir.

Zimmet suçu nedeniyle yargılama yapılıp hüküm verildikten sonra zarar giderilse veya zimmete geçirilen mal aynen iade edilse bile etkin pişmanlık hükümleri nedeniyle ceza indirimi yapılamaz.

Zimmet Suçu ve Malın Değerinin Azlığı Nedeniyle Ceza İndirimi (TCK md.249)

Zimmet suçu, kamu idaresinin güvenirliğine ve devlete karşı işlenen suçlar kategorisinde yer alır. Ancak malvarlığı değerlerine karşı işlenmesi nedeniyle ekonomik suç kategorisinde kabul edilen suçlardandır.

Zimmet suçunun konusu olan malın değerinin azlığı bir ceza indirimi nedenidir. Suçun konusu olan malın değerinin azlığı nedeniyle faile verilecek 1/3 oranından 1/2 oranına kadar ceza indirimi yapılabilir.

Zimmet Suçu Yargıtay Kararları


Kadrolu İşçinin Nitelikli Zimmet Suçu

Mahkemenin oluşa uygun kabulüne göre kadrolu işçi olduğu halde uzunca bir süredir katılan Belediyeye ait hazır beton santralinde fiilen görevlendirilen sanık Ş…… D……’un 2002, 2003 ve 2004 yıllarında teslim alıp sattığı betonlar karşılığı tahsil ettiği paralardan bir kısmını belediye veznesine yatırmayarak uhdesinde bıraktığı, dosyada mevcut belediye yazıları ve tanık beyanlarına nazaran beton üretimi, satılması ve bedelinin tahsilinde yetkili kılındığı ve bu işte görevlendirilmesine itiraz etmediği gibi hazır beton üretimi için alınan çimentoları fiilen de teslim alıp vazülyed ettiği, bu itibarla eyleminin hileli davranışları nedeniyle daire içi olağan denetimle ortaya çıkarılamayacağı da dikkate alındığında zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilip yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar No: 2011/21254).

İcra Müdürü Olan Memurun Kullanma Zimmeti Suçu

Zimmet, bir kamu görevlisinin görevi dolayısıyla kendisine devredilmiş olan veya koruma ya da gözetimi ile yükümlü olduğu şeyi mal edinmesidir. Kullanma zimmeti ise, failin malı geçici bir süre kullanıldıktan sonra, iade etme düşüncesi ile uhdesinde tutması halidir. Kullanma zimmetinde, suçun konusunu oluşturan mal, kullanılan şey ya da paranın kendisi olmayıp, kullanımdan elde edilen yarardan ibarettir. Bu nedenle kullanma zimmetinde esas alınması gereken değer, malın kullanılması ile elde edilen yarardır.

Eylemin kullanma zimmeti olup olmadığı failin kastının tespitine yöneliktir. Failin dış dünyaya yansıyan davranışları ve suçun işleniş şekli göz önüne alınarak her somut olayda kastının suç konusu eşya üzerinde mal edinmeye mi, yoksa geçici bir süre kullandıktan sonra iade etmeye, yani kullanmaya mı yönelik olduğu belirlenmelidir. Bu belirleme yapılırken Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairece uygulana geldiği üzere failin herhangi bir uyarı, ihbar ya da şikayet veya soruşturma olmaksızın suça konu malı kendiliğinden ilgili kuruma iade edip etmediği önemli bir kıstas olarak ele alınmalıdır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın M. Adliyesinde icra müdürü olarak görev yaptığı, icra hakimi ve Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan olağan denetimde icra kasasında 4.113,35 Lira açık tespit edildiği, sanığın bu sırada alınan beyanında internet üzerinden oynadığı bahis oyunlarında kaybettiği parayı icra müdürlüğü kasasında bulunan paradan yatırdığını beyan ettiği, sanığın aldığı parayı kapatmak amacıyla bankadan kredi çekerek açığı kapattığı, bu nedenle 08.05.2006 tarihinde yapılan olağan denetimde kasa açığının bulunmadığı, bu denetimden sonra da bahis oyunları oynamaya devam eden sanığın denetimin yapıldığı 14.06.2006 tarihine kadar peyder pey icra kasasında bulunan parayı zimmetine geçirdiği ve suça konu parayı kendiliğinden iade etmediği gözönüne alındığında, sanığın eyleminin kullanma zimmeti niteliğinde olmadığının kabulü gerekmektedir.

Sanığın, 08.05.2006 tarihinden önce zimmetine geçirdiği parayı, sonradan pişman olarak bankadan kredi çekmek suretiyle kapatmış olması ve bu tarihten sonra da bahis oyunları oynamaya devam etmek üzere icra kasasından zimmetine geçirdiği parayı iade edeceğini savunması da eylemin TCK’nun 247/1 maddesinde düzenlenen zimmet suçunun basit şeklini oluşturduğu gerçeğini değiştirmeyecektir (Yargıtay CGK - Karar No:2013/33).

Basit Zimmet Suçuna Yardım Etme

….Müdürlüğü’nde gişe memuru olarak çalışan T’nin kendisine sanık S. tarafından gerçekte herhangi bir para gönderilmediği halde evrak üzerinden para gönderilmiş gibi posta çekini kabul ederek sanık K’in kasa açığını gizlemesine yardım ettiği, sanık … …‘in de sanık …‘in zimmet eylemini işlemesine yardım ederek sanık … tarafından gerçekte 1.000 TL para gönderildiği halde sayımda denkliği sağlamak için 46.000 TL para gönderilmiş gibi işlem yaptığı dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu itibarla sanık … …‘in bütün eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme biçimde basit zimmet, sanık …‘nin eyleminin ise sanık …‘in zimmet eylemine yardım etme suçunu oluşturduğu gözetilmelidir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar : 2016/4863).

Memurun Zimmet Suçunda Tevdi Edilen Miktarın Araştırılması

Sanık … hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilen sanığın görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu belgede sahtecilik yaptığının iddia edilmesi karşısında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden bu suç yönünden soruşturma izni alındıktan sonra dava açılması gerektiği gözetilmeden, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

Karaman İl Özel İdaresinde mutemet olarak görev yapan sanığın, maaş ödemelerine ilişkin ödeme emri belgelerine bordroların kümülatif toplamlarını aktarıp ancak dikey toplamlarında yaptığı oynamalar sonucunda dikey toplamların kümülatif toplamdan düşük olmasını sağlayıp arada oluşan fazlalığı hesabına aktarmak veya nakit çekmek suretiyle zimmetine geçirdiği iddiası ile yapılan yargılama sonucunda zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; hükme esas alınan 27/01/2014 tarihli bilirkişi raporu ve bu raporun dayanağı olan 06/03/2014 tarihli Karaman Valiliği Defterdarlık Personel Müdürlüğü görevlilerince hazırlanan raporlar da sanığın düzenlemiş olduğu bordrolardaki rakamlar üzerinde yaptığı değişiklikler sonucu 158.608 TL gelir vergisi, 413.520 TL SSK %14 kişi payı ile 4.329 TL İşsizlik payı olmak üzere devlete ödenmesi gereken toplam 587.591 TL ile intibak farkı ödemelerinden eksiltilerek işçilere ödenmesi gereken ancak ödenmeyen 22.500 TL, sendika farkı ödemesinde işçiler adına alması gerekenden fazla gösterilip ödenmeyen 50.897 TL, bankaya gönderilen tutar ile bankadan ödenen tutar arasında fark oluşturulmak suretiyle oluşan 67.547 TL ve ikramiye ödeme belgelerinde yapılan usulsüzlük nedeniyle 1.033 TL olmak üzere toplamda 729.570 TL’yi uhdesinde bulundurduğunun belirtildiği ancak sanığın devlete ve kişilere ödenmesi gereken meblağlar arasında ne suretle fark oluşturduğunun tesbiti amacıyla görev yaptığı aylara ait bordrolar ve ödeme emirlerine ilişkin belgelerle birlikte dosyanın tüm ekleriyle önceki bilirkişilerden farklı Sayıştay Emekli Uzman Denetçilerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdii ile bordrolar üzerinde yaptığı değişiklikler sonucu devlete ödenmesi gereken ancak ödenmeyen vergi ve SSK payları ile kişilere ödenmesi gereken ücretlerle ödenen ücretlerin karşılaştırılması, sanığın kendisine yasal olarak tevdi edilen miktarı mı yoksa fazla tahakkuk ettirilen yasal tevdi bulunmayan miktarı mı mal edindiğinin açıklattırılmasından sonra, sonucuna göre suç niteliğinin ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve soruşturma aşamasında alınan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar : 2017/721).

Avukatların Zimmet Suçu

5237 sayılı TCK’nın 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” şeklinde “kamu görevlisi” tanımının yapıldığı, maddenin gerekçesinde de “…kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak yegane ölçüt, gördüğü işin bir kamusal faaliyet olmasıdır.” dendikten sonra kamusal faaliyetin; “Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir” biçiminde tanımlandığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/04/2011 gün 2010/9 - 258 Esas, 2011/46 sayılı Kararında, “5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki “kamu görevlisi” tanımında yer alan “katılan kişi” ibaresiyle madde gerekçesinde yer alan “kamusal faaliyet” açılımından hareketle, bir kimsenin Ceza Yasası uygulamasında “kamu görevlisi”, yapılan faaliyetin de “kamusal faaliyet” sayılabilmesi için, kamu adına yürütülen bir hizmetin bulunması, bunun da Anayasa ve yasalarda belirlenmiş usullere göre verilmiş bir siyasal karara dayalı olması ve ayrıca faaliyetin kamuya ait güç ve yetkilerin kullanılması suretiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.” denildiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 1. maddesindeki avukatlığın kamu hizmeti ve yargının kurucu unsurlarından olduğuna ilişkin belirleme, 2. maddesinde yazılı amacı, 76/1 ve 109/1-2 maddelerindeki baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olduğuna ilişkin hükümlerle 5237 sayılı TCK’nın 6/1-c maddesindeki tanım ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde;

Avukatların 1136 sayılı Kanunun 35/1, 35/A maddelerinde yazılı ve münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek iş ve işlemler ile uzlaştırma işlemi ve barolar ile Türkiye Barolar Birliğinin organlarında ifa ettikleri görevleri yönünden kamu görevlisi olduklarında kuşku bulunmadığı, 5237 sayılı TCK’nın “Özel Kanunlarla ilişki” başlıklı 5. maddesinde; “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” hükmünün yer aldığı, maddenin gerekçesinde; “Özel Ceza Kanunlarında ve ceza içeren kanunlarda suç tanımlarına yer verilmesinin yanı sıra, çoğu zaman örneğin teşebbüs, iştirak ve içtima gibi konularda da bu Kanunda benimsenen ilkelerle çelişen hükümlere yer verilmektedir. Böylece, ceza kanununda benimsenen genel kurallara aykırı uygulamaların yolu açılmakta ve temel ilkeler dolanılmaktadır. Tüm bu sakıncaların önüne geçebilmek bakımından, ayrıca hukuk uygulamasında birliği sağlamak ve hukuk güvenliğini sağlamak için; diğer kanunlarda sadece özel suç tanımlarına yer verilmesi ve bu suçlarla ilgili yaptırımların belirlenmesi ile yetinilmelidir. Buna karşılık, suç ve yaptırımlarla ilgili olarak bu kanunda belirlenen genel ilkelerin, özel kanunlarda tanımlanan suçlar açısından da uygulanmasının temin edilmesi gerekmektedir” denilmek suretiyle yasa koyucunun amacının ortaya konulduğu, TCK’nın 5. maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle anılan Kanunun genel hükümlerine aykırı olan sınırlayıcı nitelikteki Avukatlık Yasanın 62. maddesinin de özel nitelikteki görevi kötüye kullanma suçları açısından zımnen ilga edilmiş sayılmasının gerektiği ve TCK’nın 247. maddesine göre zimmete geçirilen malın devlete veya özel kişilere ait olmasının suçun oluşması bakımından öneminin bulunmadığı,

Dosya içerisinde bulunan hukuk mahkemesi kararları, banka dekontu ve katılanın beyanıyla; İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/81 Esasına kayıtlı tereke dosyasında müvekkili katılanın hissesine denk gelen 37.285.92 TL’yi tahsil ettiği, ancak bu parayı katılana ödemeyerek mal edindiği hususlarının sabit olması ve eylemin ancak belge ve beyanlarla ortaya çıkarılabilmesi karşısında, nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5.Ceza Dairesi - Karar: 2014/4862).

Avukatın İcra Dosyasından veya Haricen Tahsil Ettiği Parayı Zimmete Geçirmesi

5237 sayılı TCK’nın 5. maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle anılan Kanunun genel hükümlerine aykırı olan sınırlayıcı nitelikteki Avukatlık Yasasının 62. maddesinin özel nitelikteki görevi kötüye kullanma suçları açısından zımnen ilga edilmiş sayılmasının gerektiği ve TCK’nın 247. maddesine göre zimmete geçirilen malın devlete veya özel kişilere ait olmasının suçun oluşması bakımından öneminin bulunmadığı da nazara alınarak, sanık avukatların 06.04.2009 tarihinde tahsil ettikleri 4.500 TL’yi müvekkiline vermemesi şeklindeki eylemlerinin zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2016/37189.)

Suç tarihinde …Barosuna bağlı avukat olarak çalışan sanığın vekaletnamedeki ahzu kabz yetkisine dayalı olarak İcra Dairesinden ve haricen borçludan tahsil ettiği toplam 5.942 TL. paranın 1.746 TL’sini müvekkiline vermeyip mal edinmesi şeklindeki eylemin zimmet suçunu oluşturduğunun nazara alınmaması ve yüklenen suçu TCK’nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır (Yargıtay 5.Ceza Dairesi - Karar: 2015/11767).

Antalya Barosuna bağlı olarak avukatlık yapan sanığın müşteki (F.Ç.)’ın vekilliğini üstlenerek (H.Ü)’den olan alacağını tahsil amacıyla (A.) 4. İcra Müdürlüğünün 2008/20227 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı, takip devam ederken alacağı haricen tahsil ettiği, bu durumu müştekiye bildirmediği gibi bilgisi ve talimatı olmadan 02/01/2009 tarihinde alacaktan feragat edip çek aslını geri aldığı, tahsil ettiği 7.454,42 TL parayı müştekiye ödemeyerek mal edindiği şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda eylemin zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen yanılgılı hukuki değerlendirmeler ile yazılı şekilde güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5.Ceza Dairesi - Karar: 2014/377).

Tedbir nafakası olarak icra yoluyla peyderpey tahsil ettiği toplam 4041 TL’yi katılana ödemeyerek mal edindiği daha sonra şikayet edilmesi üzerine paranın bir kısmını katılana ödediğinin sabit olması karşısında, sanığın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eyleminin zincirleme zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2014/405).

Dosya içerisinde bulunan PTT havale belgeleri, katılan ve tanık beyanları ile; avukat olan sanığın müvekkili olan katılan adına borçludan 15.500 lira tahsil ettiği, ancak bu paranın 7.700 lirasını katılana ödemeyerek mal edindiğinin sabit olması ve eylemin ancak beyanlar ve belgelerle ortaya çıkartılması karşısında, sanığın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eyleminin nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2013/6909).

Hazine Avukatının Zimmet Suçu

Hazine avukatı Ş.İ. tarafından başlatılan icra takipleri neticesinde Gelibolu İcra ve İflas müdürlüğünden adı geçen Hazine avukatı tarafından 2007 yılı içerisinde muhtelif tarihlerde tahsil edilip ilgili birimlere (vekalet ücretinin İlçe Mal Müdürlüğüne, geri kalanının İlçe Tarım Müdürlüğüne) yatırılmak üzere sanığa teslim edildiği halde kabule göre toplam 2.177 lirasını ilgili yerlere yatırmayarak uhdesinde tutması şeklinde gerçekleşen olayda, dosyada bulunan söz konusu alacakların tahsilinin 23/07/2007 gün ve 343 sayılı İlçe Tarım Müdürlüğü talep yazısına istinaden Gelibolu Mal Müdürlüğü Hazine Avukatlığınca tahsil edilmesi görevini içeren 09/02/2009 gün ve 272 sayılı Gelibolu Kaymakamlığı yazısına göre gerçekleştirilmesi, görevlendirilmesine yasal engel olmayan sanığın bu görevi kabul ederek yürütmesi karşısında eylemlerinin zincirleme zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2014/2031).

Yapı Kooperatifinde Nitelikli Zimmet Suçu ve Bilirkişi Raporu

Soruşturma aşamasında alınan ve yeminli mali müşavirce tanzim olunan raporda zimmetin tespiti ve varsa miktarının belirlenmesi için Ç. ve Y. Yapı Kooperatifleri ile T. Belediyesi’nin 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait yasal defter ve belgelerinin incelenmesi gerektiğinin bildirildiği, kovuşturma aşamasında mahkemece aldırılan ve 3 kişilik serbest mali müşavir tarafından tanzim olunan 06.02.2006 tarihli bilirkişi raporunun ise yalnızca Ç. Konut Yapı Kooperatifinin defter ve belgeleri üzerinden değerlendirmeler içerdiği ve emanet makbuzunda kayıtlı olduğu halde raporun ikinci sayfasında dosyada bulunmadığı belirtilen üye kayıt defteri ile genel kurul karar defteri incelenemediği gibi raporun 4. sahifesinde “..Belediyeye makbuzsuz ve makbuzlu ödemelerin toplamı ise 72.662.50 YTL.dir. Bu da kooperatifi defter kayıtları dışında açıktan para toplanıp ödemelerde bulunduğunu göstermektedir.” şeklindeki tespitine rağmen sonuç kısmının bir nolu maddesinde “Kooperatif makbuzları yerine geçen belgeyle toplanan 41.070 YTL.nin defter kayıtlarında mevcut olduğu, belediye makbuzları ile 41.302.00 YTL. Nin belediye veznesine yatırıldığı, bu durumda belediye başkanı M. ve belediye yetkilisi M. ve kooperatif yönetim kurulu H. hakkında zimmet söz konusu olmadığına” şeklindeki tespitinin zimmetin mevcudiyeti yönünden birbiri ile, öte yandan kooperatifçe belediyeye verilen 24.900 YTL.bedelli senet ve üzerindeki tahsil kayıtları muhasebe tekniğine uygun şekilde bilimsel olarak, kooperatif ve belediye mevzuatı çerçevesinde gereğince irdelenmediği gibi yine Y.B.Kooperatifi adına tanzim olunan makbuz karşılığı yapılan ödeme ile not kağıtlarına yazılı ödeme kayıtlarının da kapsam dışı bırakılarak bu hususlarda mahkemenin takdirine atıf yapıldığı ancak teknik değerlendirmeye muhtaç bu konunun mahkeme kararının gerekçesinde karşılanmadığı hususu da nazara alınarak hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporunun kanaat vermekten uzak olduğunun anlaşılması karşısında, duruşmada dinlenmeyen ve suç tarihlerinde belediyede veznedar olarak görev yapan N. tanık sıfatıyla duruşmada dinlenip Ç. Konut Yapı Kooperatifi adına tahsil ettiği paraların ne şekilde muhafaza edildiği Y. Kooperatifi adına kesilen makbuzun hangi nedenle müşteki kooperatife verildiği ve altında imzası olduğu ikrar ettiği 2.310.000.000 TL. lik ödemenin belediye kayıtlarına hangi nedenle girmediği ve usulüne uygun şekilde neden makbuz kesilmediği hususları sorulduktan sonra, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde Ç. ve Y. Konut Yapı Kooperatifleri ile Taşoluk Belediyesi’nin 2000, 2001, 2002 yıllarına ait tüm yasal defter ve belgeleri getirtilip dosyanın kül halinde emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşacak 3 kişilik bir bilirkişi heyetine tevdi ile gönderilen tüm belge ve defterler incelenip, dosyada mevcut tüm iddia ve savunmaları da karşılayacak şekilde, kooperatif ve belediye mevzuatı da nazara alınmak suretiyle ayrıntılı rapor tanziminden sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanan eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar No:2011/1993).

Zimmet suçu, suça dair cezanın ağırlığı, suçun niteliği, indirim nedenleri göz önüne alındığında mutlaka bir ağır ceza avukatı vasıtasıyla savunma yapılması gereken bir suçtur.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!