0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Asliye Ticaret Mahkemesi Nedir?

Asliye ticaret mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir (6102 sayılı Ticaret Kanunu m.5/1).

Türkiye’de genel görevli mahkemeler, asliye hukuk mahkemesi ve sulh hukuk mahkemesi olmak üzere ikiye ayrılır. Asliye hukuk mahkemesi her türlü davada asıl görevli mahkeme olup, sulh hukuk mahkemesi kanunun açıkça saydığı dava ve işlere bakmakla görevlidir. Bu iki mahkeme dışındaki tüm mahkemeler, belirli alandaki dava türlerine bakmak üzere kurulmuş özel mahkemeler olarak kabul edilmektedir. Asliye ticaret mahkemesi de 6102 sayılı Ticaret Kanunu m.5’te yapılan değişiklikle özel mahkeme statüsüne kavuşmuştur.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?

Asliye ticaret mahkemesi, özel mahkeme statüsünde olduğundan, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki işbölümü ilişkisi olmaktan çıkmış, bir görev ilişkisine dönüşmüştür. Bu nedenle, işbölümü ilk itiraza tabi iken, görev hususu ilgili mahkeme tarafından davanın her aşamasında dikkate alınarak görevsizlik kararı verilebilecektir.

Asliye ticaret mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi şu şekildedir (6102 sayılı Ticaret Kanunu m.5 atfıyla m.4) :

  • Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari dava olarak kabul edildiğinden bu davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemesine aittir.

  • Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili çekişmesiz yargı işi niteliğindeki ticari davalar,

  • Tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın 6102 sayılı Ticaret Kanunun ticari dava ve çekişmesiz yargı işi olarak kabul ettiği işler.

Asliye Ticaret Mahkemesi Hangi Davalara Bakmakla Görevlidir?

Asliye ticaret mahkemesi, genel olarak şu davalara bakmakla görevlidir:

  • Ticari işlerden kaynaklanan her türlü alacak davaları,

  • Çek iptali davası,

  • İflas ve iflasın ertelenmesi davası,

  • Ticari nitelikte menfi tespit, istirdat ve itirazın iptali davası,

  • Ticari iş olması nedeniyle her türlü tazminat davası,

  • Sigorta hukuku ilgili davalar,

  • Ticari nitelikte ipoteğin fekki ve ihalenin feshi davası,

  • Malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi nedeniyle açılacak ticari davalar,

  • Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları ile ilgili hükümler gereği açılacak davalar,

  • Rekabet yasağına ilişkin davalar,

  • Kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen hükümler gereği açılacak davalar,

  • Saklama sözleşmeleri gereği açılacak davalar,

  • Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlere ilişkin davalar,

  • Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin davalar.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Kararına Karşı İstinaf ve Temyiz Başvurusu

Asliye ticaret mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu yapılması mümkündür. İstinaf, asliye ticaret mahkemesi tarafından verilen kararın hem maddi vakıa hem de hukuki açıdan bir üst mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmesini sağlayan bir kanun yoludur. İstinaf kanun yoluna başvuru süresi, asliye ticaret mahkemesi kararının usulüne uygun bir şekilde taraflara tebliği edildiği günden itibaren 2 haftadır. İstinaf başvurusu, bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere kararı aleyhine başvuru yapılan asliye ticaret mahkemesine bir istinaf dilekçesi verilerek yapılır.

Asliye ticaret mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu yapılabilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

  • Aleyhine istinaf başvurusu yapılan asliye ticaret mahkemesi kararında yer alan malvarlığı davasının miktar ve değeri 3110 TL’yi aşmalıdır (HMK 341/2). Miktar ve değeri 3110 TL’yi aşamayan asliye ticaret mahkemesi kararları kesin olduğundan aleyhine istinaf başvurusu yapılamaz.

  • Kural olarak ara kararlar aleyhine istinaf başvurusu yapılamaz. Ancak, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi kararlar ara kararı olmasına rağmen son kararı beklemeden bu kararlar aleyhine istinaf başvurusu yapılması mümkündür(HMK 341/1).

İstinaf mahkemesinin (bölge adliye mahkemesi) asliye ticaret mahkemesi kararı hakkında verdiği hüküm aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Temyiz, asliye ticaret mahkemesi kararı hakkında istinaf incelemesi neticesinde verilen hükmün hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı açısıdan denetlenmesini sağlayan bir kanun yoludur.

İstinaf mahkemesi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulabilmesi için şu şartların sağlanması gerekir:

  • Aleyhine temyiz başvurusu yapılan istinaf mahkemesi kararında yer alan miktar ve değer 41.530 TL’yi aşmalıdır (HMK 362/1-a). Miktar ve değeri 41.530 TL’yi aşamayan istinaf mahkemesi kararları kesin olduğundan aleyhine temyiz başvurusu yapılamaz.

  • İstinaf mahkemesinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevsizlik Kararı

Görevsizlik kararı veren asliye ticaret mahkemesi bu kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir. Dava dosyasını kendiliğinden (re’sen) görevli mahkemeye gönderemez.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. maddesi hükmü gereğince; taraflardan birinin görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki; bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen gözetilir. Hak düşürücü süre içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi başvurusu yapılmadığı takdirde, asliye ticaret mahkemesi tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik kararına karşı tebliğden itibaren 2 hafta içinde istinaf mahkemesine (bölge adliye mahkemesi) istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf mahkemesinin yerel mahkemenin görevi ile ilgili verdiği karar kesindir.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevi Yargıtay Kararları


Ticari Davalar Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülür

Türk Ticaret Kanunun, bu kanundan doğan hukuk “davalarının” ticari dava sayıldığı, 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun hükmünce ticari sayılan “davalara”, asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.

Türk Ticaret Kanunun 1483 vd. maddelerinde “zorunlu sorumluluk sigortaları” düzenlenmiştir. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK’nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.

Somut olayda, davanın trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminatın tahsili istemine dair olduğu, asliye hukuk mahkemesince verilen görevsizlik kararından sonra asliye ticaret mahkemesince sigorta şirketi yönünden dava tefrik edilerek kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın sürücüsü ve maliki hakkında görevsizlik kararı verilmiş ise de davalı sigorta şirketi ve araç sürücüne karşı birlikte açılan davalar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, usul ekonomisi ve daha isabetli bir karar verilmesi açısından, davanın Mersin 2. Asliye Ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/5241).

Sigorta Sözleşmesinden Doğan Davalar Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülür

Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, 6102 sayılı TTK’nın 5/1. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” şeklinde düzenlenmiş olup, yine aynı Kanun’un 4/1(a) maddesinde, “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanun’da … öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları” mutlak ticari dava olarak sayılmıştır.

Öte yandan, somut ihtilafa konu tazminat davası, 6102 sayılı TTK’nın 1401 vd. maddelerinde düzenlenen sigorta sözleşmelerinden doğan riziko tazminatı alacağına ilişkin olduğu gibi davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 6102 sayılı Kanun’un 1473. maddelerinden kaynaklanmakla ihtilafın hükümleri uygulanmak suretiyle çözülecek olması nedeniyle davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne ait olduğu halde yerel mahkemece yanılgılı gerekçeyle davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/166).

Trafik Kazası Hasar Bedelinin Tazmini Davası – Görevli Asliye Ticaret Mahkemesi

Dava, trafik kazası sebebiyle davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren Kanun’un 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi gereği göreve dair kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.

Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6. kitabında 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlardan olması sebebiyle 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereği dava ticari dava olup asliye ticaret mahkemesi görev alanı içinde bulunmakta olup mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/4517).

Faturaya Dayalı KDV Alacağı Davasına Asliye Ticaret Mahkemesi Bakmalıdır

Dava, tacirler arası düzenlenen faturaya dayalı KDV alacağına ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Anılan yasa hükümleri gereği taraflar tacir olup uyuşmazlığın faturaya dayalı kdv alacağı istemine ilişkin olduğu gözetildiğinde dava tarihi itibariyle davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/10283).

Asliye Ticaret Mahkemesi İle Tüketici Mahkemesi Görev Ayrımı

Davacının, davalı bankadan kullandığı ticari kredi sebebiyle alınan masrafların iadesine dair dava, ticari dava niteliğindedir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve dair usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Taraflar arasındaki krediye dair uyuşmazlık ticari krediye dair olup, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalmadığına göre davaya bakmaya genel mahkeme görevlidir. Tüketici mahkemesi talep hakkında karar veremez. O halde Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/456).

Kaçak Elektrik – Ticari İşletme – Görevli Asliye Ticaret Mahkemesi

Somut olayda, davaya konu uyuşmazlığın, davacı şirketin işyerinde kullanıldığı iddia olunan kaçak elektrik sebebiyle yapılan tahakkuka dair olduğu her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümü asliye ticaret mahkemelerinin görevi içerisindedir.

Bu durumda, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olarak açılan iş bu davaya bakma görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir.

Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilerek, öncelikle yargı yerinde ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi varsa görevsizlik sebebiyle HMK’nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi yoksa davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması ve 6100 Sayılı HMK’nun 297/1-a maddesi uyarınca da kararın Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verildiğinin hükümde gösterilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/9900).

Ticari İşletmeyle İlgisiz Sözleşme – Görevli Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava itirazın iptaline ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesince uyuşmazlığın alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklandığı ve genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesince, alacağın temliki sözleşmesinin davacı ile Tasfiye Halinde … Kurumu A.Ş. arasındaki ilişkiden kaynaklandığı, temlik edilen alacağın kaynağının ticari iş olduğu, dolayısı ile yapılan temlikin de ticari bir devir niteliği arzettiği, bu hali ile davanın TTK’nın 4. maddesi uyarınca ticari dava olduğu, uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görevi kapsamında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen 12.04.2011 tarihli alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesine göre davalı tarafından davacıya, … kurumundan temlik alınan bedelin taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, bu ödemeler yapılmayınca davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının takibe yaptığı itirazın haksız olduğu ileri sürülerek itirazın iptalinin ve icra inkâr tazminatının tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı arasında imzalanan 12.04.2011 tarihli sözleşme bağımsız mahiyette olup, kendi başına hüküm ifade etmektedir, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilişkili bir sözleşme değildir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/7857).

Acentelik Sözleşmesi - Görevli Asliye Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 23.11.2009 tarihli “Acentelik Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşme gereğince davalının müvekkilinin bankalarla yapmış olduğu sözleşme uyarınca kendisine verilen ATM kartları, kredi kartları ve şifreleri, mağaza kartları, internet bankacığılı şifreleri ve kredi kartı sözleşmeleri ve bankalar tarafından müşterilerine gönderilen her türlü evrakı kullanıcılarına teslim etme yükümlülüğü altına girdiğini, Acentecilik Sözleşmesi’nin davacı tarafından 18.01.2013 tarihinde fesh edilmesine rağmen davalının elinde bulunan tüm evrakları teslim etmediğini, davalının bu davranışları nedeniyle müşterilerine ait kredi kartı ve şifrelerininn teslim edilemediğini, kartları zamanında ulaşmayan müşterilerin şikayette bulunması sebebiyle davacının zan altında kaldığını ve davalının bankaları arayarak kartları kullanma tehditi sebebiyle davacının iş alamama riski doğduğunu ileri sürerek itibarı zedelenen müvekkili için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilinin talep ve dava etmiştir.

Dava, acentelik sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, acentelik 6102 sayılı TTK’nın 102 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 4. maddesinde, bu kanundan kaynaklanan uyuşmazlıkların tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava olduğu belirtilmiş; aynı Yasa’nın 5. maddesinde ise aksine hüküm bulunmadıkça tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerinin asliye ticaret mahkemesinde görüleceği öngörülmüştür. Bu durumda mahkemece, ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilip işin esasına girilmesi gerekirken, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/7309).

Ticari İşlerde Asliye Ticaret Mahkemesi Görevlidir

Davacı vekili dilekçesinde; davacı şirketin ahırlı soğuk hava deposu işlettiğini ve davalı kurumun elektrik abonesi olduğunu, davacı şirketin söz konusu depoda çevre köy ve kasabalardan topladığı elmaları ücret karşılığı muhafaza ettiğini, davalı kurumun 11.02.2011 tarihinde söz konusu soğuk hava deposunun elektriğini kestiğini ve bu nedenle depoda bulunan elmaların zarar gördüğünü, bu kesinti nedeniyle depoda muhafaza edilen elmalarda oluşan zararın ise 15.02.2011 tarihinde yaptırılan delil tespiti ile belirlendiğini belirterek, 31.400,00 TL’lik zararın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12.maddesinde “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir” hükmünü içermektedir. TTK’nun 19.maddesinde “Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır” hükmü bulunmaktadır.

Davaya konu uyuşmazlığın davacı şirketin soğuk hava deposunda bulunan ürünlerde davalı elektrik şirketinin yaptığı elektrik kesintisi nedeniyle meydana geldiği iddia edilen zarar bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümleri de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevi içinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğu düşünülerek, davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı ile bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılıp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/11352).

Şirket Hissesi Devri – Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevi

Mahkemece tarafların tacir olmadıkları ve sözleşme nedeniyle alacak istemi bulunduğu belirtilerek asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir. Mahkeme kararını davalılar vekili avukatlık ücreti yönünden temyiz etmiştir.

Mahkemelerin görevi hususu kamu düzenine ilişkin olup re’sen gözetilmesi gerekir. Somut olaydaki uyuşmazlık limited şirket hissesinin devri nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, mahkemece görevsizlik kararı verilmiştir. 26.06.2005 tarihli hisse devir sözleşmesi başlıklı taraflar arasında düzenlenen sözleşme değerlendirildiğinde limited şirket hissesinin taraflar arasında devrinin konu edildiği belirgindir. Taraflar gerçek kişi durumunda iseler de limited şirketin ortağı durumundadırlar. Şirketler hukuku yönünden hisse devri Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş bulunmaktadır. Tarafların şirket ortağı durumunda bulunmaları, hisse devrine ilişkin sözleşme bulunması ve Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş bir hukuki konu hakkında sözleşme yapılması değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde incelenip sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle işin esasının incelenerek varılacak uygun sonuç çevresinde bir karar verilmesi gerekirken mahkemece görevsizlik kararı verilmiş bulunması bozma nedenidir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/286).

Asliye Hukuk Mahkemesi ve Asliye Ticaret Mahkemesi Görev Ayrımı

5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK 2. madde hükümlerin sonucu olarak genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu davalar kanunda özel olarak sayılmış ve hükümleri ile değer esasına göre sulh hukuk mahkemesinin görevi ortadan kalkmış ise de sulh hukuk mahkemesi yapılan ayrım ile görevli mahkeme olarak sayıldığından genel mahkeme olarak kabul etmek gerekir. Diğer mahkemeler ise dışındaki kanunlardaki usul kuralları gereğince görevli mahkemeler olarak kurulduğundan genel mahkeme olmayıp özel mahkemelerdir. Ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisi haline getirildiğinden asliye ticaret mahkemeleri de genel mahkeme olmaktan çıkmış ve özel mahkeme haline gelmiştir.

Aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte açılan davalarda bir kısım dava arkadaşları veya talepler yönünden özel mahkeme, bir kısmı yönünden de genel mahkeme görevli ise davaya bakmaya tümüyle özel mahkeme görevlidir. Davanın diğerine tabaen tümüyle özel mahkemede görüleceği ilkesi, yargısal uygulamalarda kararlılıkla kabul edilip sürdürülmektedir. ( Örnek: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2015 T. 2013/13-2232 E. 2015/1232 K. Sayılı ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2010 T. 2010/11737 E. 2010/17269 K. Sayılı kararları )

Davada bir kısım dava arkadaşları veya talepler yönünden farklı özel mahkemeler görevli ise davanın açıldığı mahkeme bu özel mahkemelerden biri ise davaya o mahkemede bakılmalıdır. Dava genel mahkemede açılmış ancak birden fazla özel mahkeme görevli ise ağırlıklı hukuki ilişkiye göre görevli mahkeme olan özel mahkemede dava görülmek üzere görevsizlik kararı verilmelidir. Davadaki talepler hem asliye hukuk mahkemesinin hem de sulh hukuk mahkemesinin görevine girmekte ise dava tümüyle asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.

6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re’sen incelenir.

Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4 maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.

Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı temlik alan ile davalılardan Beşkardeşler Limited Şirketi’nin ticari şirket olduğu, her iki taraf arasındaki uyuşmazlığın ticari işletmelerinden kaynaklandığı bu durumda davaya bakmaya görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu, diğer davalı Iğdır Üniversitesi hakkındaki davanın da diğer davalı şirkete tabaen aynı mahkemede görülmesi gerektiği ve bu durumda her iki davalı yönünden de görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olmasına rağmen, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/89).

Asliye ticaret mahkemesi, önemli ticari dava ve işleri görüldüğü bu nedenle davacı ve davalının savunma hakkını kullanırken bir avukat tarafından temsilinin hak kaybını önleyeceğini belirtmek gerekir.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!