0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Nedir? (TCK md.179-180)

Trafik Güvenliğini tehlikeye sokma suçu, alkollü araç kullanma veya başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olacak şekilde trafikte araç sürülmesiyle veya trafik kazasına neden olunmasıyla meydana gelir (TCK md.179).

Karayolları Trafik Kanununa göre, 1 promilin üzerinde alkollü araç sevk ve idare eden sürücüler, TCK md.179’da belirlenen trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçunu işlemiş olur (Karayolları Trafik Kanunu md.48/3.bent).

TCK md. 179’da düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu kasten işlenen suçlardandır. Bu nedenle, alkollü araç sürmek kasten trafik güvenliğini tehlikeye düşürme anlamına gelmektedir. TCK md.180’de düzenlenen taksirle trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçu ise taksirli hareket sonucu kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olunmasıdır.

Trafik güvenliğini kasten veya taksirle tehlikeye düşürme suçu nedeniyle bir zarar meydana gelmesi şart değildir. Önemli olan kusurlu hareket neticesinde, trafik güvenliğinin kasten veya taksirle tehlikeye düşürülmesidir. Zarar meydana geldiğinde fail oluşan zarardan da ayrıca sorumlu tutulur. Örneğin, 1 promilin üzerinde alkollü araç kullan kişi trafik kazasına neden olarak bir kimsenin yaralanmasına neden olmuşsa fail, taksirle adam yaralama suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Ancak, mağdur takibi şikayete bağlı olan taksirle adam yaralama suçu nedeniyle şikayetten vazgeçtiği takdirde, fail, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle yargılanmalıdır.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunda Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından resen soruşturulur, bu nedenle herhangi bir şikayet süresi yoktur. Dava zamanaşımı süresi içerisinde şikayet hakkı kullanılabilir. Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçunda yargılama görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Cezası Nedir?

TCK md.179’da yer alan her iki fıkra da kasten işlenen trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçunun cezasını düzenlemektedir:

  • Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md.179/2-3). Alkollü veya uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanan kişiler de bu madde hükümleri gereği cezalandırılacaktır.

  • Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilir (TCK md.179/1)

Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçunun cezası da TCK md.180’de düzenlenmiştir:

  • Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye 3 aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Trafik güvenliğini kasten veya taksirle tehlikeye sokma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Trafik güvenliğini kasten veya taksirle tehlikeye sokma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Trafik güvenliğini kasten veya taksirle tehlikeye sokma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Yargıtay Kararları


  • Olay gecesi sanığın idaresindeki araçla, meskun mahalde, hafif virajlı ve iki yönlü yolda, direksiyon hakimiyetini kaybederek, yol dışındaki ağaca çarpması sonucu aracında bulunan arkadaşı mağdurun vücut fonksiyonlarını 4. derecede etkileyen kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanmasına neden olduğu olaydan yaklaşık bir saat sonra yapılan ölçümde 150 promil alkollü olduğunun tespit edildiği; bu sebeple atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, zarar suçunun oluştuğu ahvalde ayrıca tehlike suçundan cezalandırma imkanının bulunmadığı, TCK’nın 89/2. maddesi kapsamındaki yaralanmaların bilinçli taksirle işlenmesi halinde aynı Kanunun 89/5. maddesi uyarınca şikayete tabi olmadığı gözetilip, sanığın ‘nın 89/1,, 22/3,, 89/2-b maddeleri gereğince bilinçli taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken; suçun bilinçli taksirle işlendiği gözetilmeyip TCK’nın 89/2-b maddesi kapsamındaki yaralama suçunun takibinin şikayete tabi olduğu ve mağdurun şikayetçi olmadığı şeklindeki isabetsiz gerekçe ile davanın düşmesine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2016/7657).

  • Kaza anında 203 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, olay günü gündüz saat 19:30 sularında açık havada, meskun mahalde, bölünmemiş, 2 yönlü, 4 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama, görüşe engel cismin bulunmadığı, hafif eğimli ve hafif virajlı yolda idaresindeki motosikletle seyir halindeyken, yaya mağdura çarpması şeklinde gelişen ve mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayda; 5237 sayılı TCK’nın ‘‘Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma’’ başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle bilinçli taksirle işlenmesi halinde bile şikayete bağlı olan 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi kapsamında zarar suçunun da oluştuğu, taksirle yaralama suçundan şikayetten vazgeçilmiş olması karşısında, sanık hakkında CMK’nın 226. maddesi uyarınca 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinden ek savunma hakkı tanınarak trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan mahkum edilmesi gerektiği halde, yanlış değerlendirme sonucu taksirle yaralama suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi, kanuna aykırıdır (Yargıtay 12. CD - 2014/10539 karar).

Alkollü Araç Kullanma ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Düşürme

  • Olay tarihinde saat 17.45 sırasında, sanığın sevk ve idaresindeki at arabasıyla Sarayyolu’ndan Çatalca yönüne seyri esnasında, devriye görevini yapan polis ekibinin İnceğiz kavşağı mevkiinde sanığın yolda zikzak yaparak seyrettiğini ve karşı istikametten gelen diğer araçların korna ile ikaz ettiğini fark etmeleri üzerine at arabasını durdurdukları, aynı gün 19.12 sırasında yapılan alkol muayenesinde 149 promil alkollü olduğunun tespit edildiğine göre, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca at arabasının motorsuz taşıt niteliğinde olduğu dikkate alınarak; sanığın trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına, oluşa ve yasaya uygun düşmeyen gerekçeler ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması kanuna aykırıdır (Yargıtay 12. CD - 2013/18367 karar).

  • 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu Beşinci İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla; incelenen dosyada; 104 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücü belgesiz sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde, beraatine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 12. CD - 2012/5144 karar).

  • Olay günü gece saat 22:20 sularında idaresindeki otomobille 74 promil alkollü bir şekilde seyreden sanığın, daha önce yaşanan bir kavga sebebiyle kolluk görevlilerince durdurularak alkol muayenesine tabi tutulması şeklinde gelişen olayda; sanık hakkında kolluk görevlilerince düzenlenen ‘‘Alkollü Araç Kullanan Sürücü Gözlem Tutanağı’‘nda ve doktor tarafından yapılan muayene sonrası düzenlenen ‘‘Alkollü Araç Kullanan Sürücünün Muayene Raporu’‘nda bilinç oryantasyon ve kooperasyon düzeyinin tama yakın olduğunun, motor fonksiyonlarının normal ve davranışlarının uysal olduğunun belirtilmesi, sanıktaki alkol derecesinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair bir bulgu, sanığın dışa yansıyan davranışları ile ilgili bir tespite yer verilmediğinin anlaşılması, kazaya karışmayan ve herhangi bir trafik kuralı ihlaline rastlanmayan sanığın üzerine atılı trafik güvenliğini tehlikeye atma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 12. CD - 2013/18197 karar).

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, yargılaması asliye ceza mahkemesinde yapılan bir tehlike suçudur. Yargılamada savunmanın bir avukat vasıtasıyla yapılmasında fayda vardır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!