0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Nedir? (TCK md.179-180)

Trafik Güvenliğini tehlikeye sokma suçu, alkollü araç kullanma veya başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olacak şekilde trafikte araç sürülmesiyle veya trafik kazasına neden olunmasıyla meydana gelir (TCK md.179).

Karayolları Trafik Kanununa göre, 1 promilin üzerinde alkollü araç sevk ve idare eden sürücüler, TCK md.179’da belirlenen trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçunu işlemiş olur (Karayolları Trafik Kanunu md.48/6).

TCK md. 179’da düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu kasten işlenen suçlardandır. Bu nedenle, alkollü araç sürmek kasten trafik güvenliğini tehlikeye düşürme anlamına gelmektedir. TCK md.180’de düzenlenen taksirle trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçu ise taksirli hareket sonucu kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olunmasıdır.

Trafik güvenliğini kasten veya taksirle tehlikeye düşürme suçu nedeniyle bir zarar meydana gelmesi şart değildir. Önemli olan kusurlu hareket neticesinde, trafik güvenliğinin kasten veya taksirle tehlikeye düşürülmesidir. Zarar meydana geldiğinde fail oluşan zarardan da ayrıca sorumlu tutulur. Örneğin, 1 promilin üzerinde alkollü araç kullan kişi trafik kazasına neden olarak bir kimsenin yaralanmasına neden olmuşsa fail, taksirle adam yaralama suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Ancak, mağdur takibi şikayete bağlı olan taksirle adam yaralama suçu nedeniyle şikayetten vazgeçtiği takdirde, fail, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle yargılanmalıdır.

Suça Dair Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından resen soruşturulur, bu nedenle herhangi bir şikayet süresi yoktur. Dava zamanaşımı süresi içerisinde şikayet hakkı kullanılabilir. Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçunda yargılama görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Cezası Nedir?

TCK md.179’da yer alan her iki fıkra da kasten işlenen trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçunun cezasını düzenlemektedir:

  • Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md.179/2-3). Alkollü veya uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanan kişiler de bu madde hükümleri gereği cezalandırılacaktır.

  • Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilir (TCK md.179/1)

Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçunun cezası da TCK md.180’de düzenlenmiştir:

  • Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye 3 aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Trafik güvenliğini kasten veya taksirle tehlikeye sokma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Trafik güvenliğini kasten veya taksirle tehlikeye sokma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Trafik güvenliğini kasten veya taksirle tehlikeye sokma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Yargıtay Kararları


Ehliyetsiz Alkollü Araç Sürme ve Trafik Güvenliği

5237 Sayılı TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin suç tarihi (05.11.2011) itibarıyla yürürlükte bulunan ikinci ve üçüncü fıkraları;

“Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup 02.12.2016 tarihli ve 29906 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 16. maddesiyle söz konusu maddenin ikinci fıkrasına “idare eden kişi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç aydan” ibaresi eklenerek madde son hâlini almıştır.

TCK’nın 179. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanma şartları ise madde gerekçesinde; “Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının, kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekir. Aracın sevk ve idaresinin salt trafik düzenine aykırılığı bu suçun oluşumuna neden olmayacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın trafik düzenine aykırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde kullanılması gerekir. Bu bakımdan söz konusu suç, somut tehlike suçu niteliği taşımaktadır.

Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Bu bakımdan, örneğin, uzun süre araç kullanmak dolayısıyla yorgun ve uykusuz olan kişilerin araç kullanmaya devam etmesi hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir.” şeklinde açıklanmıştır.

Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunun oluşabilmesi için; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının, kişilerin hayat, sağlık veya mal varlıkları bakımından tehlike meydana getirebilecek biçimde iradi bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekmektedir. Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu ise, aynı Kanun’un 180. maddesinde; “Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir” şeklinde hüküm altına alınmış olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere, karayolu ulaşım araçları bu suçun kapsamı dışında tutulmuştur.

Başta Karayolları Trafik Kanunu olmak üzere bir çok kanunda; kara, hava, deniz ve demiryolu araçlarının trafikte kullanılmalarına ilişkin bir takım kurallar öngörülmüştür. Bu kurallar trafik güvenliğini sağlamanın yanında, kişilerin hayat, sağlık ya da mal varlıklarını korumaya yönelik olup, uyulmaması hâlinde trafik güvenliği tehlikeye düşürülebilmektedir. Ancak her kural ihlalinin mutlaka kişiler bakımından tehlikeye neden olacağını söylemek de mümkün değildir. Bu durumda tehlikeye neden olma hâlinin somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, somut tehlike suçudur. Bu suçun oluşabilmesi için suç tanımında yer alan eylemin gerçekleştirilmesi yeterli olmayıp, tehlikelilik hâlinin gerçekleşmesi ya da gerçekleşmesinin mümkün bulunması zorunludur. Bu nedenle her somut olay bakımından tehlikeye neden olma ögesinin varlığı aranmalıdır.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun kanunda kasıtlı bir suç olarak düzenlenmesi ve ancak kasten işlenebilmesi karşısında, söz konusu suçun oluşabilmesi için, failin tehlikeli sevk ve idaresinin iradi davranıştan ileri gelmesi gerekmektedir. Failin kasıtla hareket etmesi yeterli olup saik (özel kast) aranmamıştır. Ancak sanığın kastının, fiilinin başkalarının hayat, sağlık ya da mal varlığı bakımından tehlikeye neden olabileceğini kapsaması gerekir. Aracın tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, çoğu zaman bir trafik kuralına da aykırılık oluşturmaktadır. Failin bir trafik kuralını bilinçli olarak ihlal etmesi durumunda kasıt unsuru gerçekleşecektir. Kural ihlalinin kasta ya da en azından olası kasta değil taksire dayanması, başka bir anlatımla dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının herhangi bir tehlikeye yol açması hâlinde kasıt unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle bu suç oluşmayacak, kuralın kasta değil taksire dayalı olarak ihlali neticesinde ölüm veya herhangi bir yaralanma meydana gelmiş ise fiil yalnızca taksirle öldürme ya da yaralama suçunu teşkil edecektir.

Nitekim Yargıtay 2 ve 12. Ceza Dairelerinin istikrar kazanmış kararları da bu yönde olup, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23.12.2009 tarihli ve 53795-48456 Sayılı kararında; “Sevk ve idaresindeki araçla tali yoldan ana yola çıkarken ikaz levhası ve kavşakta geçiş önceliğine uymayıp, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde ana yola girerek kazaya neden olması şeklindeki eylemin taksirle gerçekleşmesi karşısında, kasten işlenebilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurlarının oluşmadığı,” aynı Dairenin 25.11.2009 tarihli ve 37049-44411 Sayılı kararında da; “İdarelerindeki araçlarla olay mahalli kavşakta karşılaşan sanıklardan birinin sola dönüş kuralına uymaması, diğerinin de kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle çarpışmaları sonucunda, araçlardan birinde yolcu olarak bulunan mağdurların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmalarına neden olan sanıkların eyleminde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurlarının bulunmadığı, bu suçun ancak kasten işlenebilen suçlardan olduğu ve oluşabilmesi için aracın kasıt ya da olası kasıtla kişilerin hayat, sağlık veya mal varlığı açısından tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği”, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04.02.2015 tarihli ve 12611-1939 Sayılı kararında, “Sanığın yönetimindeki otomobil ile yerleşim yeri içinde, bölünmüş, tek yönlü, hafif eğimli, kuru, asfalt kaplama yolda seyir hâlinde iken ışık kontrollü yaya geçidi bulunan kavşak mahalline geldiğinde, seyir istikametine göre yolun sol tarafından sağındaki pazar yerine doğru karşıdan karşıya geçmekte olan yayaya aracının sol ön tampon ve yan kısımlarıyla yaya geçidi üzerinde çarpması ve yayanın 2. derece kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayda, sanık ve katılanın yeşil ışıkta geçtiklerini beyan etmeleri nedeniyle ışık ihlali yapanın kim olduğu tespit edilememiş ise de; sanığın kavşağa yaklaşırken hızını azaltıp yaya geçidinden geçmekte olan yayalara geçiş önceliği tanıyıp, onların yolu tamamlamasını müteakip yoluna devam etmesi gerektiği halde seyir hızıyla kavşağa girerek kazaya asli kusuru ile sebebiyet verdiği olayda, ancak kasten işlenebilecek olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşmadığı”, aynı Dairenin 05.06.2015 tarihli ve 15163-9970 Sayılı kararında da; “Tek yönlü ve 3 şeritli yolun orta şeridinde sevk ve idaresindeki servis aracıyla seyir hâlinde olan sanığın, kırmızı ışığın yeşil ışığa dönmesi ile önündeki araçları sollamak için sol şeride girdiğinde arkasından gelen müştekinin, servis aracına çarpmamak için direksiyonu sola kırdığı ve orta refüje çarpması şeklinde gelişen olay nedeniyle, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, TCK’nın ‘Trafik güvenliğini tehlikeye sokma’ başlıklı 179/2. maddesinde, alkol veya uyuşturucu madde etkisi olmaksızın kasıtlı olarak, kişilerin hayat, sağlık ve mal varlığı açısından tehlike yaratacak şekilde araç sevk ve idare edilmesi suçunun düzenlendiği, maddede düzenlenen suçun ancak kasten işlenebilen suçlardan olduğu, atılı suçun oluşabilmesi için aracın kasıt ya da olası kasıtla kişilerin hayat, sağlık ve mal varlığı açısından tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği, somut olayda sanığın kastının bulunmaması nedeniyle atılı suçun unsurları oluşmadığı” vurgulanmıştır.

Sürücü belgesi, kişinin araç kullanmaya yetkili olduğunu gösteren bir belge olup sürücü belgesi olmaksızın araç kullanılması, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 36. maddesiyle idari yaptırıma tabi bir kabahat eylemidir.

Sürücü belgesine sahip olan kişilerin her zaman güvenli bir şekilde araç sürecekleri kesin olmadığı gibi belge sahibi olmayan kişilerin de mutlaka tehlikeli şekilde araç kullanacakları iddia edilemez. TCK’nın 179/2. maddesindeki suç, kasıtla işlenebilen somut tehlike suçu niteliğinde olduğundan; sürücü belgesiz araç kullanılmasının, tek başına başkalarının hayatı, sağlığı ve mal varlığı bakımından tehlikeye neden olacağının kabul edilemeyeceği, aksi durumun anılan suçu somut tehlike suçundan soyut tehlike suçuna dönüştüreceği açıktır. Failin sürücü belgesiz araç kullanması, tek başına suçun oluşumu için yeterli olmayıp, varsa somut tehlikeli hareketi ile yaşı ve kullandığı aracın niteliği itibarıyla araca hâkimiyet sağlayıp sağlayamayacağı değerlendirilerek TCK’nın 179/2. maddesindeki suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi” başlıklı 2. maddesinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği, kanunen suç sayılmayan bir eylem dolayısıyla sanığa ceza verilemeyeceği gibi kanunun suç ve ceza içeren hükümlerinin kıyas yolu ile de uygulanamayacağı, diğer bir ifadeyle kıyasa yol açacak şekilde genişletici yorumlanamayacağı ifade edilmiştir.

TCK’nın 179. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun faili ise alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişidir. Suçun oluşması için tek başına alkol veya uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmak yeterli olmayıp ayrıca kişinin alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyeceğinin, diğer bir deyişle güvenli araç kullanıp kullanamayacağının tespit edilmesi gerekmektedir.

TCK’nın 179/3. maddesinde sözü edilen alkol, alkollü içki yapımında kullanılan alkol türü olan etanoldür (etil alkol). Promil ise, alınan alkolün bin mililitre (1 litre) kandaki oranını gram cinsinden gösteren ölçü birimidir. Alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak kurulan orantı üzerinden kandaki alkolün promil cinsinden seviyesi belirlenir. Örneğin 0,40 promil, bin mililitre kanda 0,4 gram alkol bulunduğunu gösterir. Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca vücuda alınan etil alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak saatte 0,15 promil azaldığının tıbben bilindiği belirtilmektedir.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun suç tarihinden sonra 11.06.2013 tarihli ve 28674 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 Sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik 48. maddesinin altı ve yedinci fıkralarında;

“Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.

Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiş olup Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2018 tarihli ve 708-608 Sayılı kararında da açıklandığı üzere 11.06.2013 tarihinde ve sonrasındaki dönemde gerçekleşen eylemler yönünden maddenin altıncı fıkrası uyarınca 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında her hâlükârda, yedinci fıkrası uyarınca da 0,50 promilin üzerinde alkollü olan otomobil sürücüleri ile 0,20 promil alkollü olan diğer araç sürücülerinin ise trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde TCK’nın 179. maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu oluşacaktır. Somut olay gibi 11.06.2013 tarihinden önceki dönemde gerçekleşen eylemlerde ise 0,30 promil ve altında alkollü olduğu tespit edilen sürücüler açısından aksi ispatlanmadığı sürece emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edecek durumda olduklarından suç oluşmayacak, 0,31-1,00 promil alkol tespit edilen kişilerin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyecek hâlde olup olmadıkları hususunun olaydan sonra en kısa sürede yapılacak ayrıntılı bir doktor muayenesiyle belirlenmesi gerekecek, bunun mümkün olmadığı hâllerde bu husus failin olay sırasındaki davranışları değerlendirilmek suretiyle belirlenebilecek, 1,01 promil ve üzerinde alkol tespit edilen kişilerin ise her koşulda emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde oldukları kabul edilecek ve bu kişiler açısından TCK’nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki suç oluşacaktır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanığın 05.11.2011 tarihinde saat 15.30 sıralarında sevk ve idaresindeki 78 .. 230 plaka sayılı araç ile yerleşim yeri dışında, iki yönlü, yedi metre genişliğindeki yolda seyir hâlindeyken dik eğimli, korkuluksuz sert viraja geldiğinde karşı yönden kamyoneti ile gelen katılan …‘in şeridini ihlâl etmesi nedeniyle maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği olayda;

Kazadan yirmi sekiz dakika sonra yapılan ölçüme göre 0,48 promil alkollü olan, ancak adli tıp uygulamalarına göre alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak 0,15 promil azaldığı gözetildiğinde kaza anında yaklaşık 0,63 promil alkollü olduğu sonucuna ulaşılan sanığın, kanındaki alkol seviyesinin suç tarihindeki düzenlemeye göre cezalandırılmasını gerektiren 1,00 promilin üzerine çıkmaması, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olduğuna dair bir bilgi veya belgenin olmaması, aşamalarda gözüne güneş ışığının gelmesi nedeniyle karşı yönden gelen aracın şeridine girdiği şeklindeki savunmasının aksini ispatlayacak, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmemesi ve sürücü belgesine sahip olan kişilerin her zaman güvenli bir şekilde araç sürecekleri kesin olmadığı gibi belge sahibi olmayan kişilerin de mutlaka tehlikeli şekilde araç kullanacaklarının iddia edilememesi nedeniyle sürücü belgesine sahip olmadan araç kullanılmasının suçun unsurları arasında gösterilmemesi karşısında; ehliyetsiz araç kullanmasının ve meydana gelen kazada taksirinin bulunmasının, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşumuna yeterli olmadığı, bu nedenle kasten işlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - K. 2019/585).

Bilinçli Taksirle Yaralama Suçu Varsa Trafik Güvenliğini Tehlikye Sokma Suçu Uygulanmaz

Olay gecesi sanığın idaresindeki araçla, meskun mahalde, hafif virajlı ve iki yönlü yolda, direksiyon hakimiyetini kaybederek, yol dışındaki ağaca çarpması sonucu aracında bulunan arkadaşı mağdurun vücut fonksiyonlarını 4. derecede etkileyen kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanmasına neden olduğu olaydan yaklaşık bir saat sonra yapılan ölçümde 150 promil alkollü olduğunun tespit edildiği; bu sebeple atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, zarar suçunun oluştuğu ahvalde ayrıca tehlike suçundan cezalandırma imkanının bulunmadığı, TCK’nın 89/2. maddesi kapsamındaki yaralanmaların bilinçli taksirle işlenmesi halinde aynı Kanunun 89/5. maddesi uyarınca şikayete tabi olmadığı gözetilip, sanığın 89/1, 22/3, 89/2-b maddeleri gereğince bilinçli taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken; suçun bilinçli taksirle işlendiği gözetilmeyip TCK’nın 89/2-b maddesi kapsamındaki yaralama suçunun takibinin şikayete tabi olduğu ve mağdurun şikayetçi olmadığı şeklindeki isabetsiz gerekçe ile davanın düşmesine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2016/7657).

Alkollü Araç Kullanma Suretiyle Kazaya Sebebiyet Verme

03/12/2014 tarih saat 21:30 sıralarında sanığın idaresindeki kamyonet ile seyir halinde iken, direksiyon hakimiyetini kaybederek elektrik direğine çarpıp takla attığı olayda; alkolmetre ile yapılan ölçümde sanığın 0.51 promil alkollü olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/7. maddesindeki “hususi otomobil sürücüleri bakımından 0,50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi halinde, ayrıca TCK’nın ilgili hükümlerinin uygulanacağı” şeklindeki düzenleme karşısında, atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilmeksizin, sanığın mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2018/123).

Taksirle Yaralama Suçunun Trafik Güvenliğini Tehlikeye Düşürme Suçuna Dönüşmesi

Kaza anında 203 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, olay günü gündüz saat 19:30 sularında açık havada, meskun mahalde, bölünmemiş, 2 yönlü, 4 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama, görüşe engel cismin bulunmadığı, hafif eğimli ve hafif virajlı yolda idaresindeki motosikletle seyir halindeyken, yaya mağdura çarpması şeklinde gelişen ve mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayda; 5237 sayılı TCK’nın ‘‘Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma’’ başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle bilinçli taksirle işlenmesi halinde bile şikayete bağlı olan 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi kapsamında zarar suçunun da oluştuğu, taksirle yaralama suçundan şikayetten vazgeçilmiş olması karşısında, sanık hakkında CMK’nın 226. maddesi uyarınca 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinden ek savunma hakkı tanınarak trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan mahkum edilmesi gerektiği halde, yanlış değerlendirme sonucu taksirle yaralama suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi, kanuna aykırıdır (Yargıtay 12. CD - 2014/10539 karar).

Sanığın, 374 promil alkollü olduğu halde, yönetimindeki otomobil gece vakti, aydınlatmanın bulunmadığı, virajlı ve eğimli meskun mahalde seyrederken, yolun sağ tarafında çökmeyle oluşmuş çukura, aracının ön tekerini düşürmesiyle direksiyon hakimiyetini kaybedip savrularak yolun solundaki su kanalına düşmesi sonucu, aracındaki mağdurun basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda, mağdurun şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, iddianamede, sanığın 374 promil alkollü olarak araç kullandığı belirtilerek kamu davası açılmış olup, taksirle yaralama suçundan şikayetten vazgeçme sebebiyle düşme kararı verilmesi halinde, sanığa ek savunma hakkı verilerek TCK’nın 179. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası yollamasıyla 2. fıkrası gereğince trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2015/410)

Alkollü Araç Kullanma ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Düşürme

  • Olay tarihinde saat 17.45 sırasında, sanığın sevk ve idaresindeki at arabasıyla Sarayyolu’ndan Çatalca yönüne seyri esnasında, devriye görevini yapan polis ekibinin İnceğiz kavşağı mevkiinde sanığın yolda zikzak yaparak seyrettiğini ve karşı istikametten gelen diğer araçların korna ile ikaz ettiğini fark etmeleri üzerine at arabasını durdurdukları, aynı gün 19.12 sırasında yapılan alkol muayenesinde 149 promil alkollü olduğunun tespit edildiğine göre, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca at arabasının motorsuz taşıt niteliğinde olduğu dikkate alınarak; sanığın trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına, oluşa ve yasaya uygun düşmeyen gerekçeler ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması kanuna aykırıdır (Yargıtay 12. CD - 2013/18367 karar).

  • 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu Beşinci İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla; incelenen dosyada; 104 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücü belgesiz sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde, beraatine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 12. CD - 2012/5144 karar).

  • Olay günü gece saat 22:20 sularında idaresindeki otomobille 74 promil alkollü bir şekilde seyreden sanığın, daha önce yaşanan bir kavga sebebiyle kolluk görevlilerince durdurularak alkol muayenesine tabi tutulması şeklinde gelişen olayda; sanık hakkında kolluk görevlilerince düzenlenen ‘‘Alkollü Araç Kullanan Sürücü Gözlem Tutanağı’‘nda ve doktor tarafından yapılan muayene sonrası düzenlenen ‘‘Alkollü Araç Kullanan Sürücünün Muayene Raporu’‘nda bilinç oryantasyon ve kooperasyon düzeyinin tama yakın olduğunun, motor fonksiyonlarının normal ve davranışlarının uysal olduğunun belirtilmesi, sanıktaki alkol derecesinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair bir bulgu, sanığın dışa yansıyan davranışları ile ilgili bir tespite yer verilmediğinin anlaşılması, kazaya karışmayan ve herhangi bir trafik kuralı ihlaline rastlanmayan sanığın üzerine atılı trafik güvenliğini tehlikeye atma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 12. CD - 2013/18197 karar).

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, yargılaması asliye ceza mahkemesinde yapılan bir tehlike suçudur. Yargılamada savunmanın bir avukat vasıtasıyla yapılmasında fayda vardır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı hukuk forumu bölümüne yazabilirsiniz: Hukuk Forumu

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere hukukmakalesi@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş