0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Suçu Bildirmeme Suçu Nedir? (TCK 278, 279, 280)

Suçu bildirmeme suçu, işlenmekte olan veya işlenmiş olmakla birlikte sonuçlarını sınırlama imkanı bulunan herhangi bir suçun yetkili makamlara bildirilmemesi (haber verilmemesi) ile oluşur. Suçu bildirmeme suçu, adliyeye karşı suçlar bölümünde TCK 278-280 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Suçu bildirmeme suçu, temel ve daha fazla cezayı gerektiren nitelikli haller de dahil olmak üzere üç madde şeklinde düzenlenmiştir:

  • Herhangi bir kimse tarafından işlenebilecek suçun basit şekli (TCK md.278),

  • Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (TCK md.279),

  • Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi (TCK md.280).

Suçu Bildirmeme Suçunun Unsurları ve Cezası

Suçu bildirmeme suçu, ister nitelikli ister basit şekli olsun, iki seçimlik hareketle işlenebilen bir somut tehlike suçudur. Şu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmasıyla suç meydana gelir:

  • İşlenmekte Olan Bir Suçun Yetkili Makamlara Bildirilmemesi: İşlenmekte olan suç ile failin icra hareketlerine başladığı suç kast edilmektedir. Fail, suçun icra hareketlerine başlamamışsa, yani henüz suça hazırlık hareketleri aşamasındaysa, suçu bildirme yükümlülüğü de doğmaz. “İşlenmekte olan suç” deyimi, suçun en azından teşebbüs aşamasına gelmesini ifade eder. Suçun teşebbüs aşamasına gelmesi, icra hareketlerine başlandığı anlamına geldiğinden, artık bu aşamadan sonra bildirim yükümlülüğü başlar. Örneğin, insan öldürme suçu için eldiven ve maske satın alan bir kimseyi gören bir kişinin bildirim yükümlülüğü yoktur. Çünkü, hareketler henüz hazırlık aşamasındadır.

  • İşlenmiş Olmakla Birlikte Neticeleri Sınırlanabilecek Bir Suçu Yetkili Makamlara Bildirmeme: herhangi bir suç işlendikten sonra, suçun işlenmesi nedeniyle ortaya çıkabilecek olumsuz neticeleri sınırlandırma imkanı bulunan hallerde suçu bildirme yükümlülüğü vardır. Örneğin, bıçakla yaralama suçu işleyen kişi, mağdurun başında ölmesini beklerken, bunu gören üçüncü bir kişinin suçu bildirme yükümlülüğü vardır. Çünkü, yaralama suçu işlenmesine rağmen daha ağır olan ölüm neticesini engelleme imkanı vardır. Bu olaya şahit olup da bildirimde bulunmayan kişi suçu bildirmeme suçu ile cezalandırılır.

Suçu bildirmeme suçunda özellik arz eden hususlar şunlardır:

  • Failin suçu engelleme konusunda hukuksal bir yükümlülüğü varsa, suçu bildirmeme suçu nedeniyle değil, işlenmesini bilerek önlemediği suçu ihmali hareketle işlemekten sorumlu tutulur. Örneğin, E ile S’nin yaşadıkları ilişki neticesinde S hamile kalmış, S’nin babası B evlilik dışı bu ilişkiyi onaylamamış, iki tarafı konuşmak için çağırmış, mesele çözülemeyince hamile olan S’yi E’nin gözü önünde “burda ölürsün inşallah” diyerek ıssız bir yerde terk etmiştir. Bu somut olayda B’nin suçu engelleme yükümlülüğü vardır. Çünkü, TCK md. 233’e göre, “aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu” kendisinden evlilik dışı hamile olan bir kadını çaresiz bırakmayı cezalandırmaktadır. Bu nedenle, somut olayda A, suçu bildirmeme suçu nedeniyle değil, TCK md. 233/2’de düzenlenen “kendisinden hamile kalan bir kadını çaresiz bırakma suçu” nedeniyle cezalandırılır.

  • Suçu bildirme yükümlülüğü herhangi bir şekilde yerine getirilebilir. Suçu bildirme yükümlülüğü polis, jandarma veya herhangi bir kamu görevlisine durumun iletilmesiyle olabileceği gibi bir başkası aracılığıyla bildirim yapılması da mümkündür. Suç, yazılı (dilekçe, e-mail, whatsapp, facebook, twitter vb. gibi sosyal medya araçları kullanılarak dahi yetkili makamlara bildirilebilir.

  • Tanıklıktan çekinme hakkı olan kişilerin suçu bildirme yükümlülüğü yoktur. Örneğin, oğlu bir kimseye karşı nitelikli dolandırıcılık suçu işlemesine rağmen, annesinin oğlunun işlediği bu suçu bildirme yükümlülüğü yoktur. Çünkü annenin kendi oğlu hakkında tanıklıktan çekinme hakkı vardır. Tanıklıktan çekinme hakkı, Ceza Muhakemesi Kanunu md.45’te düzenlenmiştir. Buna göre şüpheli veya sanığın; nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu, üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları ve evlatlığı tanıklıktan çekinme hakkına sahip olduklarından, işlenmiş bir suçu kural olarak bildirme yükümlülükleri yoktur.

Suçu bildirmeme suçunun temel şeklinin (basit şekli) cezası şu şekildedir:

  • İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md.278/1).

  • İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır (TCK md.278/2).

  • Mağdurun onbeş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır (TCK md.278/3).

Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi (TCK 279)

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, TCK md. 279 ile daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hal olarak kabul edilmiştir. Ceza hukukunda kamu görevlisi deyimi, sadece devlet memurunu ifade etmez. TCK md.6’ya göre kamu görevlisi; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi olarak kabul edilmektedir. Buna göre, polis, jandarma, avukat, hakim, savcı gibi adli işlemler yapanlar; belediye meclis üyesi, muhtar, milletvekili, il meclis üyesi vb. gibi seçimle gelenler; müsteşar, bilirkişi, memur, kayyım, doktor vb. gibi atananlar da kamu görevlisi sayılır.

Özellikle belirtelim ki, bu madde nedeniyle failin cezalandırılabilmesi için kamu görevlisinin işlenmekte olan veya işleniş olmakla birlikte sonuçları sınırlanabilecek bir suçu görevi nedeniyle öğrenmesi gerekir. Görevi başında olmadığı halde bir kimsenin şahit olduğu suçlar bu madde kapsamında değil, TCK md.278 kapsamında suçu bildirmeme suçunun basit haliyle cezalandırılır.

Doktorlar ve diğer sağlık görevlileri açısından dikkat edilmesi gereken husus sadece devlet hastanelerinde veya kurumlarında görevli doktor veya sağlık görevlileri (ebe, hemşire, laborant vs.) kamu görevlisi sayılır. Özel hastanelerde görevli doktor, ebe, hemşire vb. gibi sağlık görevlileri kamu görevlisi değildir.

TCK md. 279’a göre kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunun cezası şu şekildedir:

  • Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md.279/1).

  • Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK md.279/2).

Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi (TCK 280)

Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi, TCK md.280’de suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olarak kabul edilmiştir. Sağlık mesleği mensubu, doktor, diş doktoru eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer tüm kişileri kapsamaktadır (TCK md.280/2). Kanun, suçu bildirme yükümlülüğü olan sağlık görevlilerini sınırlamamış, sağlık ile ilgili herhangi bir meslek icra eden herkese görevi nedeniyle öğrendiği suçu bildirme yükümlülüğü getirmiştir. Örneğin, özel bir hastanede iğne yapan görevli, hasta bakıcı vb. gibi sağlık görevlileri de işlenen bir suç hakkında bildirim yapma yükümlülüğü altındadır.

Özellikle belirtelim ki; bu madde sadece özel hastanelerde veya kurumlarda çalışan sağlık görevlilerini kapsamaktadır. Devlet hastanelerinde çalışan doktor, diş doktoru, hemşire vb. gibi tüm sağlık görevlilerinin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde TCK md.279’da düzenlenen kamu görevlisinin suçu bildirmemesi hükümleri uygulanacaktır. Çünkü, devlet hastanelerinde görevli doktorlar memur olup ceza hukukuna göre kamu görevlisi statüsündedir.

Sağlık mesleği mensubu olan kişi, bir suçun işlendiğini veya işlenmiş olmakla birlikte neticeleri sınırlanabilecek bir suçu “görevi nedeniyle” öğrendiğinde bu madde hükümleri uygulanır, icra ettiği görevi haricinde öğrendiği bir suçu bildirmeye sağlık görevlisi TCK md.278 gereği suçu bildirmeme suçunun basit haliyle cezalandırılır. Örneğin, bir doktor sokakta işlenen bir insan öldürme vakıasını görmüş, ancak bu suçu bildirmemişse, suçu görevi haricinde öğrendiğinden TCK md.280’de düzenlenen sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi suçunu değil, TCK md.278’de düzenlenen suçu bildirmeme suçunun basit şeklini işlemiş olur.

Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi suçunun cezası şu şekildedir:

  • Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md.280/1).

  • Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır (TCK md.280/2).

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Suçu bildirmeme suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Suçu bildirmeme suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Cezanın ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Suçu bildirmeme suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Suçu bildirmeme suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Suçu bildirmeme suçu şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir. Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Suçu bildirmeme suçu için yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suç, bu zamanaşımı süreleri içerisinde her zaman soruşturulabilir, bu zamanaşımı süreleri geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.

Suçu bildirmeme suçu nedeniyle yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Suçu Bildirmeme Suçu Yargıtay Kararları


Yakınlarının İşlediği Suçu Bildirme Yükümlülüğü

Hiç kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağına ilişkin Anayasa’nın 38/5. maddesindeki düzenleme karşısında atılı suçu bildirmeme suçundan sorumlu tutulamayacak olan sanık B. A.’ün beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2011/2656).

Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi

5237 sayılı TCK’nın 279. maddesinde tanımlanan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunun oluşması için; kamu görevlisinin kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal etmesi veya bu hususta gecikme göstermesi gerekir. Bu bağlamda yaptığı görevin gereği olarak yürüttüğü faaliyetlere ilişkin suçu öğrenmesi nedeniyle anılan madde gereği ihbar yükümlülüğü doğan ve soruşturma yapacak makamlara iletilmek üzere suçu bildirmeye yetkili olan kamu görevlisinin, ilgili kamu kurumunda suçun bildirilmesi hususunda kurum içi düzenleme yapılıp yapılmadığının, idari işlemlerle bildirme yükümlülüğünün bir görevliye tevdi edilip edilmediğinin araştırılması suretiyle belirlenmesi gerekir. Ayrıca kurum içi hiyerarşide her bir basamaktaki kamu görevlisinin ayrı ayrı sorumluluğu bulunmakla birlikte sorumluluğun, bildirilmesi gereken suçu öğrendiği halde bildirmeyen en üst yetkili kamu görevlisinde kalacağının kabulü gerekir.
Somut olayda sanık H.’in I… Devlet Hastanesi’nde hastane müdürü, sanık A.’in ise müdür yardımcısı olarak görev yaptıkları, 24.03.2010 tarihinde odiometri odasında ve 18.03.2010 tarihinde röntgen odasında gerçekleştirilen hırsızlık olaylarının teknisyenler tarafından aynı tarihli tutanaklarla hastane baştabibine bildirildiği, baştabip olan sanık İ. N.’nin 24.03.2010 tarihli yazı ile sanık A.’i olayları araştırmak için görevlendirdiği fakat yetkili makamlara ihbar etme talimatını vermediği gibi olayın soruşturulması için herhangi bir makama da bildirimde bulunmadığı, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 110. maddesinde baştabibin kuruma ait bütün işlerde muhatap ve haberleşmeye yetkili tek merci olduğunun, 147. maddesinde ise hastane müdürünün baştabipliğe bağlı olarak kurumun idari, mali ve teknik hizmetlerini kanun, tüzük, yönetmelik ve emirler uyarınca yürütmekle yükümlü ve yetkili olduğunun düzenlendiği, anılan maddeler gereğince teknisyenler tarafından tespit edilen hırsızlık olaylarının soruşturmaya yetkili makamlara bildirilmesinde başhekimin asli olarak vazifelendirildiği, somut olayda kamu adına soruşturulması gereken hırsızlık suçundan hastane başhekiminin haberdar olması karşısında hastane müdürü ve müdür yardımcısı olan sanıklara yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2014/6568).

Devlet Hastanesinde Görevli Doktorun Suçu Bildirmemesi

Devlet Hastanesinde doktor olan sanığın iddia ve kabul edilen suçu bildirmeme eyleminin TCK’nın 279. maddesinde yaptırıma bağlanan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2014/6220).

Suçu bildirmeme suçunun kasıtla işlenebileceği, sanığın nöbetçi doktor olmayıp diğer doktor törende olduğu için üzerine süt dökülmesi nedeniyle getirilen mağdura müdahale ettiği, nöbetçi doktor olmadığı ve iş yoğunluğu nedeniyle olayı kolluğa bildiremediğini savunması ve bu savunmasının aksinin ispat edilememesi karşısında, yetersiz gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2012/30482).

Sağlık Görevlisinin Suçu Bildirmemesi

Z. B. adlı şahsın trafik kazası sonucu ağır yaralı olarak getirildiği özel hastanede beyin cerrahi olan sanık A. T.’nın yaralanan şahsi ameliyat ettikten 4 gün sonra öldüğünü bilmesi, sanık Başhekim M. T.’in de Mernis ölüm tutanağını imzalaması karşısında; ölümle sonuçlanan trafik kazası suçunun işlendiğine dair belirti ile karşılaşmalarına rağmen durumu yetkili makamlara bildirmemek suretiyle atılı suçu işledikleri gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2010/20981).

Polis Memurunun Suçu Bildirmeme Suçu

Sanığın suç tarihinde görevli olması, polis memuru olan diğer sanıkların katılanı darp etmeleri karşısında sadece uyarıda bulunması, katılanı darp etmelerine engel olmaması ve olayı olduğundan farklı şekilde aktarması, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmaması eyleminin, 279/1-2 maddesinde tanımlanan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/5504).

Köy Muhtarının Suçu Bildirmemesi Suçu

5237 sayılı TCK’nun 154/2. maddesinde; köy tüzel kişiliğine ait olup köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunan mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malların kısmen veya tamamen zapt edilmesi, bunlar üzerinde tasarrufta bulunulmasının suç olarak düzenlendiği, köy muhtarı olan sanığın, köylünün ortak kullanım alanı olan yerlere tecavüzlerin önlenmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunmamasından ibaret eyleminin, aynı yasanın 279. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturacağı gözetilmeden yetersiz gerekçelerle beraat kararı verilmesi kanuna aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2011/21674).

Suçu bildirmeme suçu, özellikle memurlar ve sağlık görevleri açısından hassaiyet arz eden bir suç tipi olduğundan savunmanın bir ceza avukatı vasıtasıyla yapılmasında yarar vardır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!