0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Nedir?

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, kimliği belli veya belirlenebilir bir kişiye ait herhangi bir bilginin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi ile meydana gelir.

Hukuka aykırı bir şekilde kaydedilen kişisel verilerin sır olması şart değildir. Kişisel verilerin kaydedilmesi; kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı, herkes tarafından bilinmeyen veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olmayan, kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan tüm verilerin “hukuka aykırı” olarak kaydedilmesidir.

Örneğin; başka bir şahsın kimlik bilgilerini bir internet sitesine üyelik kaydı için kullanma; bir eczanenin kendisinden ilaç satın alan tüm insanlara ait kişisel bilgileri (veri niteliğinde) bilgisayara kaydetmesi; bir laboratuvarın az bulunan bir kan grubuna sahip hasta bilgilerini kaydetmesi gibi haller kişisel verilerin kaydedilmesi suçuna vücut verir.

TCK md.135’te düzenlenen kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçu; hayatın özel alanına ilişkin değerleri koruyan özel norm niteliğinde bir suç olduğundan, benzer nitelikte fiiller içerse bile aşağıdaki suçlarla karıştırılmamalıdır:

Hangi Bilgiler Kişisel Veri Olarak Kabul Edilir?

Kişisel veri kavramının ne anlama geldiği, kişisel verilerin nasıl kaydedileceği ve korunacağı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile belirlenmiştir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi kişisel veri olarak kabul edilmelidir.

“Kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2014/3760 karar).

Kişinin fotoğrafları veya görüntüleri kişisel veri olarak kabul edilmediğinden; fotoğraf veya görüntülerle kişisel verilerin kaydedilmesi suçu değil, “özel hayatın gizliliğini ihlal suçu” (TCK md.134) işlenmesi mümkündür.

Hukuka uygun bir şekilde elde edilen kişisel verilerin, özel kanunlarda belirlenen sürelerin sonunda yok edilmesi gerekir. Verilerin bu süreler sonunda yok edilmemesi halinde kişisel verilerin yok edilmemesi suçu meydana gelir.

Yargısal uygulamada kişisel veri kavramı şu şekilde sistematize edilmektedir:

  • Yaşam şekline ilişkin kişisel veriler: Kişilerin üçüncü kişiler tarafından ayırımcılığa uğramaması ve haysiyetinin korunmasıyla ilişkili olarak, dini inançları, cinsel tercihleri, etnik kökeni, suç geçmişi, politik eğilimleri ve kişisel özel aktivitelere ilişkin bilgiler bu bağlamda sayılabilecektir.

  • Ekonomik ve finansal kişisel veriler: Suçlular tarafından suistimale ve kimlik hırsızlığına hedef olmamak için kişinin mali varlığı, sahip olduğu hisse ve hesaplar, borçları, yaptığı alış verişler, kredi kartlarına ilişkin veriler. Ayrıca sayılan bu bilgiler ile kişinin nerede ve kimlerle bulunduğuna, sağlık bilgilerine ilişkin bilgiler de ortaya çıkarabileceğinden ve varlık bilgisinin toplumsal açıdan da özel sayılmasından dolayı önemi artmaktadır.

  • Bilişim alanına ilişkin kişisel veriler: E-postaların bizzat adresleri veya şifreleri, internet ortamında paylaşılan kişisel veriler mahrem olarak değerlendirilebilir. Bunun önemi şu bakımdan artmaktadır. İnternette gezinti yapan kişi birçok kişisel bilgileri paylaşmakta, bu bilgiler kayıt altına alınmakta, yine internet erişimine ilişkin iz kayıtlarının hizmet sağlayıcı ve sunucu sahipleri tarafından tutulabiliyor olması nedenleriyle artmaktadır.

  • Sağlıkla ilgili kişisel veriler: Sağlık verileri kişilerin iş güvenliğini, toplum içindeki statüsünü ve sigorta kapsamını etkileyen hassas bilgilerdir. Ayrıca sağlık verileri kişilerin sosyal yaşantısı ve psikolojik durumları hakkında bilgi edinilmesine neden olabilir. Biyometrik (Kişinin kendine özgü fiziksel veya biyolojik niteliklerine dayalı olarak insanların kimliğini tespit için dijital teknolojiden faydalanma bilimi veriler de kişisel veriler arasındadır.

  • Politik kişisel veriler: Toplum içinde yaşayan kişilerin siyasi tercihleri toplum katmanları arasında bilinme halinde ayırımcılığa maruz kalma ihtimali bulunduğundan bu bilgilerde kişisel veridir.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, özel hayata karşı suçlardan olmasına rağmen şikayete tabi bir suç değildir. Herhangi bir şekilde suçun işlendiği öğrenildiğinde savcılık tarafından kendiliğinden soruşturma başlatılmalıdır. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu açısından herhangi bir şikayet süresi yoktur.

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıl olup, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmeden mağdur aleyhine işlenen suç savcılığa bildirilmelidir. Aksi takdirde, dava zamanaşımı süresi dolacağından suç ile ilgili soruşturma yapılamayacaktır.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun Cezası

Hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md. 135/1).

Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md. 135/2).

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun;

  • Kamu görevlisi (memur vb.) tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
  • Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle

işlenmesi halinde, TCK md.136 gereği hükmedilecek hapis cezası 1/2 oranında arttırılır (TCK md. 137).

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ve Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile kişisel verilerin kaydedilmesi suçu arasında korunan hukuki değerler açısından benzerlikler vardır. Kişisel verilerin kaydedilmesi fiili, esasen bir kimsenin hayatının özel alanına ilişkin bilgilerin kaydedilmesidir. Ancak, bir kimsenin hayatının özel alanına ilişkin kaydedilen her bilgi, kişisel verilerin kaydedilmesi suçuna vücut vermez. Uygulama yapılırken her iki suç arasındaki ince çizgiye dikkat edilmesi gerekir.

Örneğin; bir kimsenin çıplak resimlerinin kaydedilmesi, çıplak görüntü kişisel veri olarak kabul edilmediği için, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydeilmesi suçu değil, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunda Cezayı Attıran Nedenler (TCK md.137)

Aşağıdaki hallerde kişisel verilerin kaydedilmesi suçu nedeniyle hükmedilen cezalar arttırılmalıdır:

  • Suçun kamu görevlisi (memur, belediye zabıtası, avukat, hakim, savcı) tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle kişisel verilerin kaydedilmesi suçu işlenirse yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar 1/2 oranında arttırılarak hükmedilmelidir.

  • Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle kişisel verilerin kaydedilmesi suçu işlenirse yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar 1/2 oranında arttırılarak hükmedilir.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Yargıtay Kararları


  • Sanığın müşteki ile yaptığı konuşma içeriğini kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, resmi evrakta sahtecilik suçu ile ilgili taraflar arasında görülmekte olan dava dosyasına delil olarak verdiği olayda; sanığın hukuka aykırı hareket etme bilinciyle değil, resmi evrakta sahtecilik suçunu ispat etmek için konuşmaları kaydettiği anlaşılmaktadır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2015/1672 karar).

  • Mağdur, çıplak görüntülerini internet üzerinden sanığa göndermiştir. Sanık da bu çıplak görüntüleri flash diske kaydederek, kaydettiği bu çıplak resimleri de mağdurun babasına vererek ifşa etmiştir. Bu olayda, mağdurun, cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntüleri kişisel veri olarak kabul edilemeyeceğinden, kişisel verilerin hukuka aykırı bir biçimde kaydedilmesi suçu değil; TCK md. 134/1-2 belirtilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu işlenmiş olur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2015/584 karar).

  • Müştekinin kendi eczanesi önünde dururken çekilen görüntüleri ile müşterilerin ve eczaneye giren çıkan kimselerin görüntülerinin çekilerek kaydedilmesi eylemi; elde edilen görüntüler kişisel veri olarak kabul edilemeyeceğinden kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi suçu meydana gelmez. Elde edilen görüntüler özel hayatın gizli alanına ilişkin bir görüntü olmadığı için özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da oluşmaz (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2014/3760 karar).

  • Kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, özel hayata ait bilgileri okuma, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme ve yayma eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün değildir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2014/3723 karar).

  • Diş hekimi olan sanık, diş hekimlerinin üye olduğu bir internet sitesine üyelik için başvuruda bulunduğu sırada, aynı hastanede diş hekimi olarak görev yapan arkadaşı mağdurun T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, mezun olduğu üniversite ve mezuniyet yılı, mesleği ve diploma numarası, çalıştığı kurum ve yaşadığı şehir bilgilerini sisteme kaydederek, mağdur adına profil oluşturmuştur. Mağdurun, herkes tarafından bilinmeyen veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olmayan, ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı kişisel verilerini, kimliğini ortaya koyacak biçimde internet sitesine kaydeden sanık TCK md. 135/1 gereği kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi suçundan cezalandırılmalıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2013/26643 karar).

Teknolojinin gelişmesine paralel olarak en çok işlenen suçlardan biri olan kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun yargılaması sırasında bir avukat ile görüş alışverişinde bulunmak veya hukuki yardım almak hak kaybını engelleyecektir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!