0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişinin özel hayatına dair başkaları tarafından bilinmesini istemediği özel alanına izinsiz girilmesini cezalandırmaktadır.

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ - 2015/4183 esas - 2015/18747 karar


“Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK’nın dokuzuncu bölümündeki özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı gizli suçlardan olup, salt gazetecilik mesleğini icra etmek ya da haber içerikli bir internet sitesi kurmak, kişilerin özel hayatlarına koşulsuz ve sınırsız şekilde müdahalede bulunma hakkı vermez. Bilinmesinde kamu yararı olan bir bilgiye ulaşmak saikiyle hareket edilmesi ya da tesadüfen böyle bir bilginin öğrenilmiş olması halinde dahi bu sonuç değişmez. Aynı şekilde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, politikacılar, bürokratlar, diplomatlar, bilim adamları, sanatçılar, sporcular gibi içinde bulundukları konum, mesleki faaliyetleri veya görevleri nedeniyle kamuoyu tarafından tanınan kişilerin, özel hayatlarının dokunulmaz ve gizli alanlarının, toplumda yer alan diğer kişilere oranla, daha sınırlı olması, bu kişilerin özel hayatlarına, ağır, ölçüsüz ve haksız müdahale de bulunulabileceği anlamına gelmez. Aksinin kabulü, kişilerin özel hayatlarını, Anayasal ve yasal korumadan yoksun bırakır. Basın ve yayın organları; bilgi edinme, bilgiyi yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını kullanırken ve habere ulaşmada, kamu yararını gözetmek zorunda oldukları için, haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olup olmadığını özenle irdelemek, haberin verilişinde tahkir edici bir dil kullanmayıp, ölçülülük ilkesine de uygun davranmak mecburiyetindedirler.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, cami imamı olarak görev yapan mağdurun, rüyasında gördüğü bir şehidin talebine uygun olarak onun mezarının yerini değiştirmek amacıyla çok sayıda kişi ile beraber kazı çalışması başlatıp, bahsettiği şehidin mezarını tespit edememesine müteakip, sanığın sorumlusu olduğu internet sitesinde sanık tarafından hazırlanarak yayımlanan, “İmamın Şehit Rüyası Fos Çıktı” başlıklı haberde, kazı ile ilgili yaşananların yanı sıra, mağdurun daha önce görev yaptığı yerin muhtarı olarak ifade edilen kişinin atıfla, mağdur hakkında, “İmam…silahla yaralamadan tutuklandı ve hapse atıldı. Aylarca içeride yattı. Tabanca ile vurduğu kişi yaralı kurtuldu. İmamda bir müddet sonra tahliye edildi…çıktığında eski eşi ve çocuklarının annesi ile bilmediğimiz bir nedenle ayrıldı. Sonradan ikinci bir evlilik yaptı…cezaevinde kaldığı sırada psikolojik tedavi gördü…” şeklinde ibarelere yer verilmesinden dolayı sanığın TCK’nın 134/1-1. maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, haber içeriğinin gerçeğe uygun ve güncel olduğu, verilişinde toplumsal ilgi bulunduğu kabul edilebilir ise de, daha önce kamuoyu tarafından bilinmeyen ve cami imamı olarak görev yapan mağdurun, eşinden ayrılık ikinci kez evlendiğine ve yaklaşık 12-13 yıl önce bir silahla yaralama olayına karışıp, bu nedenle cezaevinde bulunduğu esnada psikolojik tedavi gördüğüne ilişkin açıklamaların, mağdurun farklı basın ve yayın organlarınca haberinin yapılmasına ve toplumun dikkatini çekmesine neden olan kazı olayı ile fikri bağlantısının bulunmamasından dolayı haber verme hakkı sınırları içerisinde hareket edildiği ve hukuka uygun çerçevenin dışına çıkılmadığı kabul edilemeyeceği gibi, mağdurun geçirdiği adli soruşturmanın ve soruşturma sırasındaki davranışlarının, aradan geçen uzun zaman dilimine nazaran, özel hayatı kapsamında yer aldığı gözetildiğinde, içeriğini öğrendiği mağdura ait kişisel verileri ve mağdurun özel yaşam alanındaki olayları, kamu yararı bulunmadığı halde ifşa eden sanık hakkında, TCK’nın 134/1-1. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

TCK’nın 134/2. maddesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin ifşa edilmesi eylemi suç olarak düzenlenmiş olup, mağdurun kişisel ve ailevi hayatına ilişkin özel bilgilerinin başkalarına açıklanması eyleminin TCK’nın 134/1. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği ve yerel mahkemenin uygulamasının da bu yönde olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki, sanığın eyleminin TCK’nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağına ilişkin suç vasfına yönelik eleştiriye iştirak edilmemiştir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nedeniyle sanığın TCK 134/1 maddesi gereği mahkumiyetine ilişkin ssul ve yasaya uygun yerel mahkeme hükmün ONANMASINA karar verilmiştir.”

Yukarıdaki yargıtay kararı ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile gazetecilik, haber yapma hakkı, basın yayın faaliyeti arasındaki ilişki tartışılmıştır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!