0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Nedir? (TCK 109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, bir kimsenin “bir yere gitmek” veya “bir yerde kalmak” özgürlüğünden mahrum edilmesidir. Yani, fail tarafından mağdurun serbestçe hareket etmesinin engellenmesidir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, diğer adıyla hürriyeti tahdit suçu, kişi özgürlüğü ve güvenliğini koruyan bir suç olarak TCK md.109’da “hürriyete karşı suçlar” bölümü altında düzenlenmiştir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, bireylerin kendi istekleri ve serbest iradeleriyle hareket etme özgürlüğünü güvence altına alan bir suç tipidir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Unsurları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (hürriyeti tahdit suçu) seçimlik hareketli bir suçtur. Hürriyeti tahdit suçu, aşağıdaki iki seçimlik hareketten herhangi birinin işlenmesi ile meydana gelir:

  • Bir Yere Gitmek Hürriyetinden Yoksun Bırakma: Her birey dilediği şekilde serbestçe hareket etme özgürlüğüne sahiptir. Kişinin kendi özgür irade ve arzusuna uygun yere gitmesi veya herhangi bir şekilde yer değiştirmesi başkası tarafından engellendiğinde hürriyeti tahdit suçunun “bir yere gitmek hürriyetinden yoksun bırakma” biçimi işlenmiş olur.

  • Bir Yerde Kalma Hürriyetinden Yoksun Bırakma: Kişinin istediği yere gitme hakkı olduğu gibi bulunduğu yerde istediği gibi ve istediği kadar kalma, kendi özgür iradesiyle hareket etmeme hakkı da vardır. Kişinin bir yerde kalması başkası tarafından engellendiği takdirde suç, “bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakma” seçimlik hareket ile işlenmiş olur.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun meydana gelebilmesi için yukarıdaki seçimlik hareketlerden herhangi birinin hukuka aykırı bir şekilde yapılması gerekir. Sanığın işlediği fiilde, ilgilinin (mağdurun) rızası varsa bir hukuka uygunluk nedeni olduğu kabul edilir. Aynı şekilde bir kanun hükmünün yerine getirilmesi, meşru savunma veya bir hakkın kullanılması halinde işlenen fiil nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu oluşmaz.

Özellikle belirtelim ki, cinsel saldırı veya cinsel istismar fiillerinin süresiyle sınırlı olmak üzere mağdurun hürriyetinden yoksun bırakılması halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu meydana gelmez. Çünkü, hürriyetten yoksunluk cinsel suçun işlenmesi olgusunu aşamamıştır. Örneğin, evde sohbet ederken mağdura karşı nitelikli cinsel saldırı eyleminde bulunan fail, nitelikli cinsel saldırı eyleminden hemen sonra evden çıkıp kaçtığında, sadece nitelikli cinsel saldırı suçu nedeniyle cezalandırılır. Ancak, aynı fail nitelikli cinsel saldırı fiilini gerçekleştirdikten sonra mağdurun evden çıkmasına belli bir süre izin vermez ise, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu nedeniyle de ayrıca cezalandırılır.

Yaşı Küçük Mağdur Rızasının Hukuki Değeri

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu düzenleyen TCK’nun 109. maddesinde mağdurun rıza açıklama ehliyetini belirleme noktasında bir yaş sınırı getirilmemiştir. Bu halde yaşı küçük mağdurun rızasının failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmayacağı, failin amacının toplumda kabul gören bir davranış ya da genel ahlak kurallarına uygun olup olmadığı nazara alınarak belirlenmelidir. Bu anlamda küçük yaştaki çocuğun gideceği yere bırakılması ya da çocuğun ailesini evde bulamadığı için komşularına gitmesi örneklerinde olduğu gibi kişinin meşru amaçla hareket ettiği durumlarda yaşı küçük çocuğun rızası geçerli olacak, kişinin haksızlık bilinciyle hareket ettiği ve küçüğün rızasının kanuna, adaba veya genel ahlak kurallarına aykırı olduğu hallerde ise yaşı küçük çocuğun rızası geçerli olmayacaktır. Bu sebeple yaşı küçük mağdurun rızasının failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmayacağı her olayın özelliğine göre değerlendirilip belirlenmelidir. Ancak, bu hallerde yaşı küçük mağdurun rızasına değer verilebilmesi için eylemin cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleştirilmiş olması gerekir (YCGK-K:2017/181).

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel amaçla işlenmesi halinde 15 yaşından küçük mağdurun rızası dikkate alınmaz. TCK 104. maddesi de, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak düzenlemiştir. Bu nedenle çocuklara karşı cinsel amaçlı olarak işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının da iki kategoride ele alınması gerekmekte, birinci kategoride yer alan “onbeş yaşını tamamlamamış” çocuklara karşı işlenen “cinsel amaçlı olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunda, çocukların rızaları hukuken değer ifade etmez. Ancak, cinsel amaçla işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda 15 yaşını bitirmiş çocuğun rızası suç vasfının tayininde mahkeme tarafından (yukarıdaki kıstaslar dikkate alınarak) değerlendirilmelidir (YCGK -2008/156 K.)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cezası (TCK 109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçun cezası şu şekildedir:

  • Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir (TCK md. 109/1).

  • Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK md. 109/2).

  • Bu suçun;

    • Silahla,

    • Birden fazla kişi tarafından birlikte,

    • Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

    • Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

    • Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,

    • Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır (TCK md. 109/3).

  • Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.(TCK md. 109/4).

  • Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır (TCK md. 109/5).

  • Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır (TCK md. 109/6).

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Nitelikli Halleri

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli halleri ve cezaları aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır:

Cebir, Tehdit ve Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (TCK md. 109/2)

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda cebir fiilin başlangıç aşamasında mevcutsa fiil devam ederken cebir uygulanmamasının bir önemi yoktur. Fiilin başlangıcında mağdurun direncini kırmak için yeterli bir cebir uygulanmışsa suçun bu fıkradaki nitelikli hali meydana gelir.

Tehdit suçu, hürriyeti tahdit suçunun unsuru haline geldiğinde, fail yine bu fıkradaki nitelikli hal ile cezalandırılmalıdır. Tehdit ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu en sık işlenen nitelikli haldir. Örneğin, “benimle gelmezsen seni öldüreceğim” , “ailene zarar vereceğim”, “malınızı, mülkünüzü yakarım” vb. gibi tehdit içeren cümlelerle failin, mağduru bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakması halinde, fail hürriyeti tahdit suçunun bu nitelikli hali ile cezalandırılır.

Hile, failin belli davranışlar veya sözler kullanarak mağduru aldatması, mağdurun iradesinin doğru bir şekilde oluşmasını bu hareketlerle yanıltmasıdır. Hile kullanılarak bir kimsenin hareket özgürlüğü sınırlandığında da suçun bu nitelikli hali işlenmiş olur.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, cebir, tehdit ve hile kullanılarak işlenirse TCK md.109/2’ye göre cezası 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası olan suçun nitelikli hallerinden biri meydana gelir.

Silahla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma (TCK md. 109/3-a)

Silahla bir kimsenin hareket özgürlüğünün kısıtlanması halinde de suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Silah kavramının ne anlama geldiği üzerinde de durmak gerekir. TCK md. 6’ya göre silah kavramı oldukça geniş bir kavramdır. Tabanca, tüfek, bıçak, sopa vb. gibi aletler silah kavramına dahil olduğu gibi suçta kullanılmak için elverişli olan her türlü araç da silah kavramına dahildir. Örneğin, bir kalem, tırnak makası, taş, şişe de suçta elverişli bir şekilde kullanıldığında silah olarak kabul edilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun silahla işlenmesi halinde suçun temel şeklinin cezası, 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası olacaktır. Silahla işlenen hürriyeti tahdit suçunda, mağdura dönük olarak ayrıca TCK md.109/2’de düzenlenen cebir, hile veya tehdit kullanılırsa suçun cezası 4 yıldan 14 yıla kadar hapis cezası olacaktır.

Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Hürriyeti Tahdit Suçu (TCK md. 109/3-b)

Kanun suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesini nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Hürriyeti tahdit suçunun bu nitelikli halinin gerçekleşebilmesi için suçun en az iki kişi tarafından birlikte işlenmesi gerekir. Suçun birlikte işlenmesi demek, en az iki kişinin müşterek fail olarak suçu işlemesi demektir. Yani, fiili işleyen kişiye yardım eden veya azmettiren müşterek fail olamayacağından, fail kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun bu nitelikli haliyle cezalandırılamaz.

Birden fazla kişi tarafından birlikte bir kimsenin hareket özgürlüğünün kısıtlanması halinde suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Hürriyetinden Yoksun Bırakma (TCK md. 109/3-c)

Bu fıkranın uygulanabilmesi için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi gerekir. Mağdur kamu görevlisi olmasına rağmen görevi nedeniyle değil de şahsi nedenlerle hürriyetinden yoksun bırakılması halinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Mağdurun kamu görevi sona erse bile, kamu görevi bittikten sonra (emeklilik, işin bitmesi vs.) dahi görevinden dolayı hürriyetinden yoksun bırakılması bu fıkradaki suçun oluşmasına neden olur.

TCK md. 6/1-c maddesine göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla katılan kişidir. Bu durumda, avukat, bilirkişi, tanık gibi adli görevi olanlar, milletvekili, belediye meclis üyesi gibi seçilmişler, memurlar ve diğer geçici veya sürekli nitelikteki kamusal faailiyetin yürütülmesine katılanlar kamu görevlisi sayılır.

Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kimsenin hareket özgürlüğünün kısıtlanması halinde suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuz Kötüye Kullanılmak Suretiyle Hürriyeti Tahdit Suçu (TCK md. 109/3-d)

Bu fıkranın uygulanması için önşart, failin “kamu görevlisi” olması ve “kamu görevinin sağladığı nüfuzu” kötüye kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemesidir.

Örneğin, bir polis yasal koşulları oluşmadığı halde bir kimseyi keyfi bir şekilde polis aracında saatlerce tutarak daha sonra hiçbir tutanak tutmadan serbest bırakırsa, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak hürriyeti tahdit suçunu işlemiş olur. Bu konuyla ilgili örnek Yargıtay kararı makalemizin son kısmında mevcuttur.

Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde, suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Üstsoy, Altsoy ve Eşe Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK md. 109/3-e)

Üstsoy, bir kimsenin anne, baba, dede, nine vb. gibi kendisinden önce doğan yakınlarıdır. Altsoy ise çocuklar, torunlar vb. gibi kendisinden sonra doğan yakınlarıdır. Eş, kişinin resmi nikahla evli olduğu kimsedir. Dini nikahla birlikte yaşayan kimselerin birbiri aleyhine kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemeleri halinde fıkra hükümleri uygulanmaz.

Üstsoy, altsoy ve eşe karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde, suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Çocuğa ya da Beden veya Ruh Bakımından Kendini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı Hürriyeti Tahdit Suçu (TCK md. 109/3-f)

TCK md. 6/1-b’ye göre çocuk, 18 yaşından küçük kimsedir. Çocuklar aleyhine işlenen suçlar, ceza hukukunda özellikle ağır yaptırımla karşılanmaktadır. Çünkü çocuklar doğaları gereği beden ve ruh bakımından savunmasızdır. Çocuklar dışında, yaşlılar, fiziksel veya mental açıdan engelli olanlar, hastalık nedeniyle güçsüz veya malul olanlar aleyhine kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde de fail suçun nitelikli haliyle cezalandırılır.

Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunmayacak kişiye karşı hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde, suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçunun Cinsel Amaçla İşlenmesi (TCK md. 109/5)

Suçun cinsel amaçla işlenmesi kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun en ağır nitelikli halidir. Suçun cinsel amaçla işlenmesinden kastedilen şey, failin cinsel arzularını tatmin etme gayesiyle hareket etmesidir. Failin cinsel amacının taciz veya tecavüz boyutunda olmasının önemi yoktur. Örneğin, fail nişanlısından ayrıldıktan sonra evlenmek amacıyla eski nişanlısını kaçırırsa cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemiş olur. Failin cinsel amacını gerçekleştirmesi halinde, yani, mağdura karşı cinsel taciz, cinsel saldırı veya cinsel istismar teşkil eden eylemler icra ettiğinde bu suçlardan ayrıca cezalandırılması gerekir.

15 yaşını bitirmemiş çocuğun rızasıyla bir kimse ile kaçması veya evinde kalması, çocuğun kaçırılması veya alıkonulması suçu teşkil eder. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda mağdurun rızası hukuka uygunluk nedenidir. Ancak, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel maçla işlenmesi halinde 15 yaşından küçük mağdurun rızası dikkate alınmaz. TCK 104. maddesi de, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak düzenlemiştir. Bu nedenle çocuklara karşı cinsel amaçlı olarak işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının da iki kategoride ele alınması gerekmekte, birinci kategoride yer alan “onbeş yaşını tamamlamamış” çocuklara karşı işlenen “cinsel amaçlı olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunda, çocukların rızaları hukuken değer ifade etmez. Ancak, cinsel amaçla işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda 15 yaşını bitirmiş çocuğun rızası suç vasfının tayininde mahkeme tarafından değerlendirilmelidir (YCGK -2008/156 K.).

Cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi halinde suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2 ve TCK md. 109’daki nitelikli şekilleri gereği verilecek ceza yarı oranında arttırılır. Yani, TCK md.109/1’de düzenlenen suçun temel şeklinin cinsel amaçla işlenmesi halinde faile 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapis cezası verilmelidir. Suçun TCK md.109/2’deki nitelikli şeklinin işlenmesi halinde 3 yıldan 10,5 yıla kadar hapis cezası, TCK md. 109/3’teki nitelikli şeklinin işlenmesi halinde 6 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası söz konusu olacaktır.

Mağdurun Ekonomik Kaybı Varsa Adli Para Cezası Verilmesi (TCK md. 109/4)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedeniyle mağdurun ayrıca bir ekonomik kaybı varsa fail bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Hemen belirtelim ki, faile verilen adli para cezası mağdura değil devlete ödenecektir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçu ve Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin suçu işlemesinden sonra, suçun neden olduğu olumsuzluğu gidererek pişmanlığını göstermesidir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda etkin pişmanlık nedeniyle ceza indirimi hükümlerinin uygulanabilmesi için failin mağdura hiçbir zararı dokunmaksızın güvenli bir yere bırakması gerekir. Fail, şikayet veya ihbar yoluyla soruşturma başladıktan sonra mağduru güvenli bir yere bıraksa bile etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamaz.

Fail, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikten sonra mağdura bir zararı dokunmaksızın mağduru güvenli bir yere bırakırsa, faile verilecek ceza 2/3 oranında indirilir.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli mahkeme

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, şikayete bağlı suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.

Hürriyeti tahdit suçu, TCK md.66’da düzenlenen dava zamanaşımı süresi içinde soruşturulabilir. Bu suçun kanunda düzenlenen temel şeklinin dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Yani, suçun işlenmesinden ve failinin öğrenilmesinden itibaren 8 yıl geçtikten sonra müşteki şikayet hakkını kullanamaz ve bu suça ilişkin soruşturma yapılamaz. Suçun nitelikli hallerinde dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu nedeniyle yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun temel hali nedeniyle alt sınırdan verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu nedeniyle verilen cezanın 2 yıl ve altında olduğu hallerde hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu nedeniyle verilen cezanın 2 yıl ve altında olduğu hallerde hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçu Yargıtay Kararları


Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Fiilinin Süresi

Olay günü sanığın mağdureyle beraber gittikleri otel odasında mağdurenin külodunu zorla çıkarıp, cinsel organını mağdurenin cinsel organına dokundurması şeklinde gerçekleşen eylemde, sanığın mağdureyi basit cinsel saldırı eylemi süresince tutmasında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken, oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2014/8035).

Sanığın, cinsel amaçla katılanın peşinden gittiği ve katılanın bağırmaya başlaması üzerine katılanın ağzını kapattığı, bu sırada katılanın yere düşmesi ile sanığın katılanın direncini kırmaya yönelik olarak yerden kaldırarak dere yatağına doğru fırlatması şeklinde gelişen olayda, olayın oluş şekli ve geçen sürenin kısa olması nazara alındığında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 2. Ceza Daireis - Karar: 2015/23326)

Oluş ve kabule göre; mağdur yanında mağdur olarak geçen diğer kişi bulunduğu halde kullandığı araç ile olay günü gece saat 23:00 sıralarında köyünden bir başka köye doğru gitmekte iken yol kenarında ateş yakıp içki içmekte olan sanıklardan biri tarafından durdurulduğu, sanıklardan biri ile mağdur arasında birkaç ay önceye dayanan husumet bulunduğu, bu sebeple sanığın araç sürücüsünün yanına gelerek “benim mahallemde gezemezsiniz, buradan gidin” dedikten sonra mağduru araçtan indirip tekme ve tokat vurmaya başladığı, bu sırada araçtaki diğer kişinin araçtan inip sanıkları ikna etmeye çalıştığı, bir ara mağdurun sanıktan kurtularak aracına bindiği olayda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2016/3067).

Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, savunma ile tüm dosya içeriği göz önüne alındığında, sanığın, mağdurenin bir yere gitmesini veya bir yerde kalmasını engelleyici başka bir harekette bulunmaksızın, aynı konutta birlikte yaşadığı kız kardeşi mağdureye karşı işlediği nitelikli cinsel istismar eylemiyle sınırlı şekilde alıkoyduğu anlaşıldığından, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/13390).

Sanığın mağdureye kahve aldırdıktan sonra mağdureyi kolundan tutarak işyerinin içerisinde bulunan ara kısma soktuğu ve cinsel istismarda bulunduğu anlaşılan eyleminde ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeden atılı suçtan mahkûmiyeti yerine hukuka uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/9935).

Alıkoyma Suçunda 15 Yaşından Küçük Çocukların Rızası Geçerli Değildir

Çocuklara karşı işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da iki kategoride ele alınması gerekmektedir:

Birinci kategoride yer alan “onbeş yaşını tamamlamamış” çocukların kendi iradeleriyle serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibariyle üzerinde mutlak surette tasarruf edebilecekleri bir hak olmadığından, bu haklarının ihlaline yönelik olarak gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdikleri rıza, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir.

Buna karşın ikinci kategoride yer alan “onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış” çocuklara karşı işlenen suçlarda ise, mümeyyiz olmaları halinde rızaları hukuka uygunluk nedeni olabilecektir.

Sanığın 15 yaşından küçük mağdureyi evlenmek amacıyla rızasıyla kaçırıp yakın başka bir ildeki akrabalarının evine götürerek orada bir müddet alıkoyduğu somut olayda, mağdurenin rızası hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla 15 yaşından küçük mağdurenin rızasıyla bile gerçekleşmiş olsa bu eylem 109/1, 109/3-f,, 109/5. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaktadır (Yargıtay CGK- Karar: 2015/8).

Cinsel Saldırı Amacıyla Sınırlı Olarak Hürriyetin Kısıtlanması

Sanık hakkında mağdure Nihal’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;

Tüm dosya kapsamına göre; mağdurenin rızası ile aracına bindiği sanığın araç içerisinde kızı mağdureye basit cinsel saldırıda bulunduğu olayda ilk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/1, 3/c. maddeleri uyarınca basit cinsel saldırı suçunun yanısıra aynı Kanunun 109/2, 109/3-e, 109/5. maddeleri gereğince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.

Basit cinsel saldırı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurenin iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurenin hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanığın, mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında, mevcut haliyle eylemin sadece TCK’nın 102/1, 3/e maddeleri kapsamındaki basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar : 2016/6841).

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçuna Teşebbüs

Sanıkların mağdureyi kendi araçlarına bindirmelerinden sonra sanıklar A., D., C ve T’nin olay yerine gelerek sanıklar M, R ve temyiz dışı S’nin mağdureyi götürmelerine engel oldukları, bu nedenle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden atılı suçun tamamlandığı kabul edilerek hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,

Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ve tüm dosya içeriğine göre, sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla işledikleri sabit olmadığı halde mağdurenin içkili bir mekanda garson olarak çalışması nedeniyle atılı suçun cinsel amaçla işlendiğinin kabulü gerektiği yönündeki soyut gerekçeyle sanıklar haklarında 5237 sayılı TCK’nın 109/5. maddesinin uygulanması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2016/1201).

Mağdurenin önceden tanıdığı sanıktan evin avlusuna girmeden su istediği, sanığın “Gel kızım” şeklindeki sözü üzerine mağdurenin evin avlusuna girdiği ve bu sırada sanığın zorla mağdureyi evin içerisine sokmaya çalıştığı, ancak mağdurenin direnerek elinden kurtulduğu ve mağdurenin çığlığını duyan tanık T.’ın mağdurenin yanına geldiği ve durumu kolluğa bildirdiklerinin anlaşılması karşısında, sanığın eylemin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu gözetilerek TCK.nın 109/2, 35. maddeleri gereğince cezalandırılması yerine, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Cezqa Dairesi - Karar: 2014/7099).

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cinsel Saldırı Suçu ile Birlikte İşlenmesi

Katılan ile uzun süredir arkadaşlık yapan, gerçek ismi ve medeni durumuyla ilgili katılana yalan beyanlarda bulunan sanığın olay tarihinde katılanı ailesiyle tanıştıracağını söyleyerek arkadaşının evine götürdüğü, katılan evde kimsenin olmadığını fark edince dışarı çıkmaya çalıştığı, sanığın kapıyı kilitleyerek katılanın çıkmasına engel olup ağzını bağlayarak zorla cinsel saldırıda bulunduğu olayda, sanığın aşamalarda birbiriyle çelişen beyanlarda bulunması, katılanın istikrarlı olarak sanığın evin kapısını kilitleyerek ve zor kullanarak evden çıkmasına engel olduğunu beyan etmesi karşısında, sanığın katılanın hareket özgürlüğünü kısıtlayarak üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin kabulü gerekmektedir.

Öte yandan Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun gerçekleştirildiği zaman aralığının bir bölümünde sanığın katılana karşı ayrıca cinsel saldırı suçu da işlemiş olması, bu suçun oluşumuna engel olmayacaktır.

Nitekim öğretide de, “Failin cinsel saldırı fiilini işlediği süre dışında da mağdurun özgürlüğünü kısıtlaması halinde faile ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilecektir.” “Bu suçla birlikte kişi özgürlüğünden yoksun bırakma da söz konusu ise failin ayrıca bu suçtan dolayı da cezalandırılması ve suçun cinsel amaçla işlenmesi nedeniyle de cezanın artırılması gerekir.” şeklindeki görüşlere yer verilmek suretiyle, cinsel saldırı suçunu işleyen sanığın unsurlarının bulunması halinde ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılması gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay CGK - Karar: 2015/158).

Hileyle Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçu

Sanığın “Beni takip et sana 5 TL para vereceğim” diyerek kendisini takip etmesi konusunda ikna ettiği 15 yaşından küçük mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma eylemini tanık Nuri’nin müdahalesi ile tamamlayamadığının anlaşılması karşısında, eylemin TCK gereği çocuğa karşı hile ile gerçekleştirildiği halde, TCK m.109/1 uyarınca eksik ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2014/8501).

Hileyle ve Cinsel Amaçla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Sanığın mağdureye hitaben “Gel bodrumda kedi var kediyi sevelim” diyerek hile kullanarak bodrum kata götürmek suretiyle üzerine atılı cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği ve suçun unsurlarının oluştuğunun anlaşılması karşısında, 12-15 yaş arasında bulunan sanık hakkında hürriyetten yoksun kılma suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olup olmadığı ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı hususlarında rapor aldırılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/10076).

Olay tarihinde sanığın mağdure N.’nın yanına gelerek “sizin evde domates fideleri var mı” diye sorduktan sonra, domates fidelerine bakma bahanesiyle mağdureyi evin arka tarafında bulunan tarlaya doğru götürdüğü ve burada mağdureye yönelik cinsel eylemlerde bulunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin hile kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği gözetilerek TCK.nın 109. maddesinin 2. fıkrası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca suçun basit şeklinden hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/8376).

Sanığın olay günü dersaneye giden mağdurenin karşısına çıkarak, kendisini ablasının gönderdiğini, “F.’nın bir sorunu olursa ilgilen” dediğini, iddia ettiği mağdurenin gitmek istememesi üzerine bu kez çok önemli bir şeyler konuşacağını söyleyerek boş arazide bulunan yıkılmış, boş inşaatın arkasına götürmesi şeklindeki eyleminin çocuğa karşı hile kullanarak cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/5327).

Olay tarihinde sanığın, aynı zamanda komşuları olan ve sokakta oynayan mağdurları, evindeki bilgisayarda oyun oynamalarına izin vereceğini söyleyerek, kandırmak suretiyle evine çağırdığı ve eve gelen mağdure C.’ya basit cinsel istismarda bulunduğu, mağdur Ö.’e yönelik ise herhangi bir cinsel davranışının olmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın her iki mağdura yönelik tek bir fiile gerçekleştirdiği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemi nedeni ile bir kez TCK.nın 109/2,, 109/3-f, 109/5, 43. maddelerine göre zincirleme suç hükümlerine göre cezalandırılması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/4285).

Cinsel Amaçla 14 Yaşındaki Çocuğun Hürriyetini Tahdit Suçu

Suç tarihinden önce kayden 16.01.1997 doğumlu olup 14 yaşı içerisinde bulunan mağdure ile arkadaş olan sanığın olay günü buluştuğu mağdureye internet sitesinde çıplak resimlerinin bulunduğunu beyanla birlikte kendi evine giderek bilgisayardan resimleri silmeyi teklif etmesi üzerine mağdurenin sanığın evine gittiği ve evdeyken ani hareketle mağdureyi öpmesinden sonra mağdurenin bağıracağını söylemesi nedeniyle bıraktığı tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından sanığın cinsel maksatla mağdureyi alıkoyması nedeniyle TCK.nın 109/2-3-f-5. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/4493).

17 Yaşından Küçük Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Kayden 15.04.1991 doğumlu olup suç tarihi olan 22.07.2007 günü on yedi yaşı içerisinde bulunan mağdurenin aşamalardaki beyanları, katılan Gülümser’in anlatımı, savunma, doktor raporları ve tüm dosya içeriğine göre, olay günü Antalya’da bulunan erkek arkadaşının yanına gitmek amacıyla evden kaçan mağdurenin, İstanbul Esenler otogarından bilet alıp otobüsün kalkış saatini beklerken, polis memuru olan sanığın mağdurenin yanına gelerek, nüfus cüzdanını görmek istediği, nüfus cüzdanının bulunmadığını ve evden kaçtığını öğrenince, otobüs biletini iptal ettirerek parasını mağdureye iade ettiği, sanığın kendi evine gidemeyeceğini, gitmek istediği amcasının evine de tek başına gidemeyeceğini söyleyen mağdurenin amcasını telefonla aramasına rağmen ulaşamadığı, bunun üzerine ailesine veya yetkili makamlara haber vermeksizin birlikte sanığın ikamet ettiği eve gittikleri, geceyi burada geçirdikten sonra ertesi gün birlikte Esenler otogarına gelerek ayrıldıkları şeklinde sübut bulduğu anlaşılan olayda, sanığın hukuka aykırı olarak mağdurenin bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetini kısıtladığına dair yeterli delil bulunmadığı, mevcut haliyle sanığın eyleminin 5271 sayılı CMK’nın 253, 254. maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamında kaldığı anlaşılan ve 5237 sayılı TCK’nın 234/3. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu gözetilerek uzlaştırma işlemi yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2016/4617).

Cinsel İstismar, Kişiyi Hüüriyetinden Yoksun Bırakma ve Çocuğun Alıkonulması

Sanık T.’ın, mağdureyi cebir, tehdit veya hile kullanılmaksızın tarlaya götürerek cinsel istismarda bulunduğu, sonrasında cinsel istismar eyleminden haberi olmayan arkadaşı R. ile birlikte Ö.’in evine gönderdiği, akabinde kendisinin de Ö.’in evine gittiği, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin devam ettiği gözetilmeden, mağdurenin Ö.’in evinde kalması ayrı bir suç kabul edilerek sanık hakkında TCK.nın 43/1. maddesinin uygulanması,

Sanık S.’ın, suç tarihinde sanığın, mağdurenin kaldığı eve gelerek mağdureyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmeksizin ona karşı nitelikli cinsel istismar suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, sanığın mağduru cinsel eylem süresince alıkoyma eylemlerinin cinsel istismar suçunun unsuru içinde bulunduğu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkûmiyetine karar verilmesi,

Mağdurenin, cebir, tehdit veya hile kullanılmaksızın sanıklar R.’ın evinde gönüllü olarak kalması, sanığın mağdureye yönelik hukuka aykırı herhangi bir eyleminin bulunmaması ve soruşturmanın mağdurenin babası müşteki C. P.’ın ihbarı üzerine başladığının anlaşılması karşısında, mağdurenin sanığın yanında rızası ile kaldığının kabulü ile sanığın kanuni temsilcinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla yanında tutup çocuğun ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeme eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 234/3. maddesinde yer alan suçu oluşturacağı gözetilmeden, TCK.nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar: 2014/8907).

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bireylerin hareket özgürlüğüne yapılan önemli bir saldırı niteliğinde olduğundan yargılama sürecinin mutlaka bir ceza avukatı ile birlikte yürütülmesi gerekir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin Uyarı

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınız hukuk forumu bölümünde cevaplanmaktadır: Hukuk Forumu

Paylaş