0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Nedir?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, bir kimsenin “bir yere gitmek” veya “bir yerde kalmak” özgürlüğünden mahrum edilmesidir. Yani, fail tarafından mağdurun serbestçe hareket etmesinin engellenmesidir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, diğer adıyla hürriyeti tahdit suçu, kişi özgürlüğü ve güvenliğini koruyan bir suç olarak TCK md.109’da “hürriyete karşı suçlar” bölümü altında düzenlenmiştir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, bireylerin kendi istekleri ve serbest iradeleriyle hareket etme özgürlüğünü güvence altına alan bir suç tipidir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçu Şikayet Süresi

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, takibi şikayete bağlı suçlardan değildir. Bu nedenle, suçun soruşturulması için herhangi bir şikayet süresi yoktur.

Hürriyeti tahdit suçu, TCK md.66’da düzenlenen dava zamanaşımı süresi içinde soruşturulabilir. Bu suçun kanunda düzenlenen temel şeklinin dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Yani, suçun işlenmesinden ve failinin öğrenilmesinden itibaren 8 yıl geçtikten sonra müşteki şikayet hakkını kullanamaz, bu suça ilişkin soruşturma yapılamaz.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Şartları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (hürriyeti tahdit suçu) seçimlik hareketli bir suçtur. Hürriyeti tahdit suçu, aşağıdaki iki seçimlik hareketten herhangi birisinin işlenmesi ile meydana gelir:

  • Bir Yere Gitmek Hürriyetinden Yoksun Bırakma: Her birey dilediği şekilde serbestçe hareket etme özgürlüğüne sahiptir. Kişinin kendi özgür irade ve arzusuna uygun yere gitmesi veya herhangi bir şekilde yer değiştirmesi başkası tarafından engellendiğinde hürriyeti tahdit suçunun “bir yere gitmek hürriyetinden yoksun bırakma” biçimi işlenmiş olur.

  • Bir Yerde Kalma Hürriyetinden Yoksun Bırakma: Kişinin istediği yere gitme hakkı olduğu gibi bulunduğu yerde istediği gibi ve istediği kadar kalma, kendi özgür iradesiyle hareket etmeme hakkı da vardır. Kişinin bir yerde kalması başkası tarafından engellendiği takdirde suç, “bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakma” seçimlik hareket ile işlenmiş olur.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun meydana gelebilmesi için yukarıdaki seçimlik hareketlerden herhangi birisinin hukuka aykırı bir şekilde yapılması gerekir. Sanığın işlediği fiilde, ilgilinin (mağdurun) rızası varsa bir hukuka uygunluk nedeni olduğu kabul edilir. Aynı şekilde bir kanun hükmünün yerine getirilmesi, meşru savunma veya bir hakkın kullanılması halinde işlenen fiil nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu oluşmaz.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cezası

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şeklinin, yani basit şeklinin cezası 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md. 109/1).

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, cebir, tehdit ve hile kullanılarak işlenirse cezası 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md. 109/2).

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun diğer nitelikli halleri ve cezaları aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır.

Cebir, Tehdit ve Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (TCK md. 109/2)

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda cebir fiilin başlangıç aşamasında mevcutsa fiil devam ederken cebir uygulanmamasının bir önemi yoktur. Fiilin başlangıcında mağdurun direncini kırmak için yeterli bir cebir uygulanmışsa suçun bu fıkradaki nitelikli hali meydana gelir.

Tehdit suçu, hürriyeti tahdit suçunun unsuru haline geldiğinde, fail yine bu fıkradaki nitelikli hal ile cezalandırılmalıdır. Tehdit ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu en sık işlenen nitelikli haldir. Örneğin, “benimle gelmezsen seni öldüreceğim” , “ailene zarar vereceğim”, “malınızı, mülkünüzü yakarım” vb. gibi tehdit içeren cümlelerle failin, mağduru bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakması halinde, fail hürriyeti tahdit suçunun bu nitelikli hali ile cezalandırılır.

Hile, failin belli davranışlar veya sözler kullanarak mağduru aldatması, mağdurun iradesinin doğru bir şekilde oluşmasını bu hareketlerle yanıltmasıdır. Hile kullanılarak bir kimsenin hareket özgürlüğü sınırlandığında da suçun bu nitelikli hali işlenmiş olur.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, cebir, tehdit ve hile kullanılarak işlenirse TCK md.109/2’ye göre cezası 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası olan suçun nitelikli hallerinden biri meydana gelir.

Silahla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma (TCK md. 109/3-a)

Silahla bir kimsenin hareket özgürlüğünün kısıtlanması halinde de suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Silah kavramının ne anlama geldiği üzerinde de durmak gerekir. TCK md. 6’ya göre silah kavramı oldukça geniş bir kavramdır. Tabanca, tüfek, bıçak, sopa vb. gibi aletler silah kavramına dahil olduğu gibi suçta kullanılmak için elverişli olan her türlü araç da silah kavramına dahildir. Örneğin, bir kalem, tırnak makası, taş, şişe de suçta elverişli bir şekilde kullanıldığında silah olarak kabul edilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun silahla işlenmesi halinde suçun temel şeklinin cezası, 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası olacaktır. Silahla işlenen hürriyeti tahdit suçunda, mağdura dönük olarak ayrıca TCK md.109/2’de düzenlenen cebir, hile veya tehdit kullanılırsa suçun cezası 4 yıldan 14 yıla kadar hapis cezası olacaktır.

Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Hürriyeti Tahdit Suçu (TCK md. 109/3-b)

Kanun suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesini nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Hürriyeti tahdit suçunun bu nitelikli halinin gerçekleşebilmesi için suçun en az iki kişi tarafından birlikte işlenmesi gerekir. Suçun birlikte işlenmesi demek, en az iki kişinin müşterek fail olarak suçu işlemesi demektir. Yani, fiili işleyen kişiye yardım eden veya azmettiren müşterek fail olamayacağından, fail kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun bu nitelikli haliyle cezalandırılamaz.

Birden fazla kişi tarafından birlikte bir kimsenin hareket özgürlüğünün kısıtlanması halinde suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Hürriyetinden Yoksun Bırakma (TCK md. 109/3-c)

Bu fıkranın uygulanabilmesi için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi gerekir. Mağdur kamu görevlisi olmasına rağmen görevi nedeniyle değil de şahsi nedenlerle hürriyetinden yoksun bırakılması halinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Mağdurun kamu görevi sona erse bile, kamu görevi bittikten sonra (emeklilik, işin bitmesi vs.) dahi görevinden dolayı hürriyetinden yoksun bırakılması bu fıkradaki suçun oluşmasına neden olur.

TCK md. 6/1-c maddesine göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla katılan kişidir. Bu durumda, avukat, bilirkişi, tanık gibi adli görevi olanlar, milletvekili, belediye meclis üyesi gibi seçilmişler, memurlar ve diğer geçici veya sürekli nitelikteki kamusal faailiyetin yürütülmesine katılanlar kamu görevlisi sayılır.

Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kimsenin hareket özgürlüğünün kısıtlanması halinde suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuz Kötüye Kullanılmak Suretiyle Hürriyeti Tahdit Suçu (TCK md. 109/3-d)

Bu fıkranın uygulanması için önşart, failin “kamu görevlisi” olması ve “kamu görevinin sağladığı nüfuzu” kötüye kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemesidir.

Örneğin, bir polis yasal koşulları oluşmadığı halde bir kimseyi keyfi bir şekilde polis aracında saatlerce tutarak daha sonra hiçbir tutanak tutmadan serbest bırakırsa, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak hürriyeti tahdit suçunu işlemiş olur. Bu konuyla ilgili örnek Yargıtay kararı makalemizin son kısmında mevcuttur.

Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde, suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Üstsoy, Altsoy ve Eşe Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK md. 109/3-e)

Üstsoy, bir kimsenin anne, baba, dede, nine vb. gibi kendisinden önce doğan yakınlarıdır. Altsoy ise çocuklar, torunlar vb. gibi kendisinden sonra doğan yakınlarıdır. Eş, kişinin resmi nikahla evli olduğu kimsedir. Dini nikahla birlikte yaşayan kimselerin birbiri aleyhine kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemeleri halinde fıkra hükümleri uygulanmaz.

Üstsoy, altsoy ve eşe karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde, suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Çocuğa ya da Beden veya Ruh Bakımından Kendini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı Hürriyeti Tahdit Suçu (TCK md. 109/3-f)

TCK md. 6/1-b’ye göre çocuk, 18 yaşından küçük kimsedir. Çocuklar aleyhine işlenen suçlar, ceza hukukunda özellikle ağır yaptırımla karşılanmaktadır. Çünkü çocuklar doğaları gereği beden ve ruh bakımından savunmasızdır. Çocuklar dışında, yaşlılar, fiziksel veya mental açıdan engelli olanlar, hastalık nedeniyle güçsüz veya malul olanlar aleyhine kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde de fail suçun nitelikli haliyle cezalandırılır.

Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunmayacak kişiye karşı hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde, suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2’daki nitelikli şeklinin cezası bir kat arttırılır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçunun Cinsel Amaçla İşlenmesi (TCK md. 109/5)

Suçun cinsel amaçla işlenmesi kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun en ağır nitelikli halidir. Suçun cinsel amaçla işlenmesinden kastedilen şey, failin cinsel arzularını tatmin etme gayesiyle hareket etmesidir. Failin cinsel amacının taciz veya tecavüz boyutunda olmasının önemi yoktur. Örneğin, fail nişanlısından ayrıldıktan sonra evlenmek amacıyla eski nişanlısını kaçırırsa cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemiş olur.

Cinsel taciz veya tecavüz amacıyla bir kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenmesi halinde fail, hem cinsel taciz veya tecavüz suçu ile hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile cezalandırılmalıdır.

Cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi halinde suçun TCK md.109/1’deki temel şekliyle, TCK md.109/2 ve TCK md. 109’daki nitelikli şekilleri gereği verilecek ceza yarı oranında arttırılır. Yani, TCK md.109/1’de düzenlenen suçun temel şeklinin cinsel amaçla işlenmesi halinde faile 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapis cezası verilmelidir. Suçun TCK md.109/2’deki nitelikli şeklinin işlenmesi halinde 3 yıldan 10,5 yıla kadar hapis cezası, TCK md. 109/3’teki nitelikli şeklinin işlenmesi halinde 6 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası söz konusu olacaktır.

Mağdurun Ekonomik Kaybı Varsa Adli Para Cezası Verilmesi (TCK md. 109/4)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedeniyle mağdurun ayrıca bir ekonomik kaybı varsa fail bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Hemen belirtelim ki, faile verilen adli para cezası mağdura değil devlete ödenecektir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçu ve Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin suçu işlemesinden sonra, suçun neden olduğu olumsuzluğu gidererek pişmanlığını göstermesidir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda etkin pişmanlık nedeniyle ceza indirimi hükümlerinin uygulanabilmesi için failin mağdura hiçbir zararı dokunmaksızın güvenli bir yere bırakması gerekir. Fail, şikayet veya ihbar yoluyla soruşturma başladıktan sonra mağduru güvenli bir yere bıraksa bile etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamaz.

Fail, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikten sonra mağdura bir zararı dokunmaksızın mağduru güvenli bir yere bırakırsa, faile verilecek ceza 2/3 oranında indirilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bireylerin hareket özgürlüğüne yapılan önemli bir saldırı niteliğinde olduğundan yargılama sürecinin mutlaka bir ceza avukatı ile birlikte yürütülmesi gerekir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!