Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

İntihara Yönlendirme Suçu Nedir? (TCK m.84)


İntihara yönlendirme suçu, 5237 sayılı TCK’nın “Hayata Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. İntihara yönlendirme suçu, seçimlik hareketli bir suç olduğundan aşağıdaki herhangi bir hareketin yapılmasıyla suçun unsurları meydana gelir (TCK m.84):

  • İntihara azmettirme,
  • İntihara teşvik etme,
  • Başkasının intihar kararını kuvvetlendirme,
  • Başkasının intiharına yardım etme.

Suçun temel şeklinin seçimlik hareketlerinden de anlaşılacağı üzere, intihar etmek suç olarak tanımlanmamıştır. 5237 sayılı TCK, ceza hukukunda suça iştirak hükümleri sistematiğini esas alarak intihar edeni değil, sadece intihara yönlendireni cezalandırmayı kabul etmiştir.

İntihara Yönlendirme Suçunun Unsurları

İntihara yönlendirme suçu, neticesi harekete bitişik ani suçlardan olduğundan suça teşebbüs mümkün değildir. Suçun unsuru olan seçimlik hareketlerden herhangi birinin yapılmasıyla suç tamamlanmış olur. Suçun tamamlanması için intihara yönlendirme suçunun mağduru olarak kabul edilen intihar eden kişinin yaşamını yitirmesi veya başkaca bir neticenin gerçekleşmesi şart değildir.

İntihara yönelendirme suçunun maddi unsurları şu şekildedir:

  • İntihara azmettirme: Azmettirme, belli bir suçu işleme konusunda henüz bir düşüncesi olmayan bir kişinin başkası tarafından ikna, telkin veya diğer bir suretle bu suçu işlemeye karar vermesinin sağlanmasıdır. İntihara azmettirme suçu ise intihar niyeti olmayan bir kişiye intihar kararının aldırılması ile oluşur. Bu seçimlik hareket ile fail tarafından intihar düşüncesi olmayan bir kişide intihar düşüncesi oluşturulması cezalandırılmaktadır. Örneğin, evlilik dışında hamile kalan sevgilisine “kendini kurtarmak istiyorsan, ölmeyi dene, intihar et beni de kurtar” diyerek baskı kuran kişi intihara azmettirme suçu işlemiş olur.

  • İntihara teşvik etme: İntihara teşvik etme suçu, intihar düşüncesinde olmasına rağmen henüz karar oluşturmadığı bir aşamada mağdurdaki intihar düşüncesinin desteklenerek mağdurun karar oluşturmasının sağlanmasıyla vücut bulur. Örneğin, evlilik dışı hamile kalıp sosyal baskılardan korkan bir kadının “benim tek çarem ölmek galiba” sözlerine, “hayat sana işkence olacak, senin yerinde olsam bu şekilde yaşayacağıma intihar ederim” şeklinde cevap veren kişi intihara teşvik suçu işlemiş olur.

  • Başkalarını alenen intihara teşvik etme: Başkasını alenen intihara teşvik etme, TCK m.84/3’te ayrı bir fıkra şeklinde düzenlenmiştir. Çünkü, “alenen teşvik” halinde sadece suçun mağduru olan intihar eden değil, toplumun geri kalanı da doğrudan vakıanın psikolojik etkileri altında kalmaktadır. Ceza hukukunda aleniyet, bir söz veya davranışın belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilir bir şekilde yapılmasıyla oluşur. Örneğin, cadde üzerinde bir kimsenin intihara teşvik edilmesi halinde alenen intihara teşvik suçu işlenmiş olur.

  • Başkasının intihar kararını kuvvetlendirme: Suçun bu seçimlik hareketinde mağdur artık intihar kararını vermiştir. Mağdur dış etkilerden bağımsız olarak intihar etme kararını vermiş, düşünce aşaması son bulmuş harekete geçmiş intihar etmemiştir. Mağdurun aldığı intihar kararı, fail tarafından güçlendirilmektedir. Örneğin, atlamak üzere köprüye çıkan kişiye yönelik “atlarsan atla, ver kararını, seninle mi uğraşacağız” şeklindeki sözler başkasının intihar kararını kuvvetlendirme suçunun işlenmesine neden olur.

  • İntihara yardım etme suçu: İntihara yardım etme suçu, başkasının intihar kararını uygulayabilmesi için gerekli ortamı sağlamak, araç gereçleri vermek veya intihar mahaline götürmek vb. hareketlerle mağdurun intihar etmesine yardım edilmesiyle gerçekleşir. Örneğin, kendini asarak intihar etmek isteyen kişiye ip vermek veya arabayla köprüye götürmek, intihara yardım etme suçu olarak nitelenir.

Özellikle belirtelim ki; intiharı engelleme noktasında hukuki yükümlülük altındaki kişi, yükümlülüklerin yerine getirmede ihmalde bulunup mağdurun ölümüne neden olursa, fail intihara yönlendirme suçu nedeniyle değil, taksirle ölüme neden olma suçu nedeniyle yargılanmalıdır. Ancak, fail mağdurun intihar edeceğini bildiği halde yükümlülüklerini bilerek ihmal ederek mağdurun ölmesini istemişse, bu durumda ölüm gerçekleştiğinde fail, ihmali davranışla kasten öldürme suçu nedeniyle cezalandırılır.

Failin cebir ve tehdit kullanmak suretiyle mağduru intihara mecbur bırakması halinde, fail hakkında kasten öldürme suçu nedeniyle yargılama yapılmalıdır. İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya algılama yetenekleri ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenler de kasten öldürme suçu nedeniyle cezalandırılır.

İntihara Yönlendirme Suçunun Cezası (TCK m.84)

İntihara yönlendirme suçunun cezası şu şekildedir:

  • Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m.84/1).

  • İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m.84/2).

  • Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m.84/3).

  • İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar (TCK m.84/4).

Adli Para Cezası, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. İntihara yönlendirme suçunun ceza miktarı nedeniyle hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Sadece suçun cezasının 2 yıl veya altında belirlendiği hallerde HAGB kararı mümkündür.

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Taksirli iflas suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. Sadece suçun cezasının 2 yıl veya altında belirlendiği hallerde hapis cezasının ertelenmesi mümkündür.

Suçun Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. İntihara yönelendirme suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

İntihara yönlendirme suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Kamu davasına şikayetçi olarak müdahil olan herhangi bir kimse varsa bile şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suçlar, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman ihbar veya şikayet dilekçesi verme suretiyle savcılığa bildirildiğinde soruşturulabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. İntihara yönlendirme suçunun basit halinde (TCK m.84/1) suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suçun nitelikli hallerinde dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

İntihara Yönlendirme Suçunda Görevli Mahkeme

İntihara yönlendirme suçu ile ilgili yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Ancak, hareketlerin kasten öldürme gibi cezalandırılması (TCK m.84/4) veya kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi olarak nitelendirilmesi halinde yargılama yapma görevi ağır ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

İntihara Yönlendirme (Sebebiyet Verme) Suçu Yargıtay Kararları


İntihara Yönlendirme Suçunda Kamu Davasına Müdahil Olma

Sanık … hakkında; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan katılan …‘yı intihara yönlendirme ve eziyet suçlarından açılan kamu davalarında, 6284 sayılı Yasanın 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçların zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nun 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMUK’nun mağdur … katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir (Yargıtay 1.Ceza Dairesi - Karar : 2018/1963).

İntihara Azmettirme ve Yönlendirme Kavramları

A)- Sanıklar … ve … hakkında intihara azmettirme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanıkların eylemleri bir bütün halinde intihar kararını kuvvetlendirme olarak vasıflandırılıp, suç tanımının “intihara yönlendirme” olarak yapılması gerekirken, “intihara azmettirme” olarak belirlenmesi, yasaya aykırı görülmüş ise de; sonuca etkisi bulunmayan seçimlik hareketlerin karıştırılmasından ibaret olan bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçeli kararda geçen “intihara azmettirme” ibarelerinin “intihara yönlendirme” şeklinde düzeltilerek onanmasına,

B)– Sanıklar … ve … hakkında intihara yönlendirme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde ise;

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; müntehir … ile sanık Makbulenin kardeşi, …‘un ise kayınbiraderi olan …‘nın evlendikleri, ilişkiye girmek istediklerinde …‘nın ereksiyon olamaması nedeniyle …‘in vajinasına parmak soktuğu, kanama olmadığını görünce onu bakire olmamakla suçladığı, diğer sanıklar … ve …‘yi de alarak hastaneye götürüp muayene ettirmek istedikleri, adli vaka olmadığı gerekçesiyle gittikleri hastanelerden olumsuz cevap aldıkları, daha sonra ailesine götürdükleri, durumu annesine anlatıp eve geri döndükleri, bu arada …‘nın …‘e kağıtlar yazdırıp, beyanlarını ses kaydına aldığı, ertesi gün … ve …‘in birlikte sanıkların 11. katta bulunan evlerine gittikleri, …‘nın sanıklara olayları anlatıp, yakındığı sırada …‘in sanıkların evinin balkonuna çıkıp aşağıya atlamak suretiyle intihar ettiği, otopsi raporuna göre, halen bakire olduğu anlaşılan olayda; sanıkların kendilerine anlatılan olayları dinlemekten başka icra hareketi sayılabilecek bir eylemleri ve olayda atfı kabil kusurları bulunmadığı gözetilerek beraatlerine karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyetlerine karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2018/547).

Kasten Öldürme Suçu ile İntihara Yönlendirme Suçu Arasındaki Fark

Dosya kapsamına göre, mağdur Metin ile haklarında verilen hüküm kesinleşen D. ve M.’nın birlikte işledikleri “nitelikli öldürme”, “yağma” ve “hürriyeti sınırlama” suçlarından hükümlü olarak aynı cezaevinde bulundukları, D. ve M.’nın, yanlarına yine hakkında verilen hüküm kesinleşmiş olan E. ve sanık E.’i de alarak, sürekli baskı altında tuttukları mağduru, kendileri yararına kantin alışverişi yapmaya zorladıktan, olay günü mağdurun parasının kalmaması sebebiyle sanıkların isteklerini yerine getiremediği, bunun üzerine, sanıkların hep birlikte bahçeye çağırdıkları mağduru darp etmeye başladıkları, temin ettikleri bir çamaşır ipini mağdurun kalmış olduğu koğuşun pencere demirine bağladıkları, ardından “intihar etmezsen seni öldürürüz” diyerek, buldukları tabureyi asmış oldukları ipin altına koydukları, mağduru tabureye çıkıp kendisini asması için yoğun bir baskı uygulayarak zorladıkları, nihayet tüm bu baskılardan bunalan mağdurun tabureye çıkıp boynuna ipi geçirdiği, tabureye vurduğu tekmeyle birlikte boynundan sallanmaya başladığı, bu esnada paniğe kapılan sanıkların ipi kesmek suretiyle mağduru kurtardıkları olayda,

Mağdurun kendi iradesi ile değil, sanık E.’in de içinde bulunduğu grubun fiili ve psikolojik baskı ve zorlamaları sonucu intihar ortamına sürüklendiği, bu durumda ölümün gerçekleşmesi halinde TCK’nun 84/2-son maddesi uyarınca “kasten öldürme” suçundan, ölümün sanıktan kaynaklanmayan bir nedenle gerçekleşmemesi halinde “öldürmeye teşebbüs” ten neticenin bizzat sanık tarafından engellenmesi halinde ise TCK’nun 36. maddesi uyarınca “kasten yaralama” suçundan hüküm kurulması gerektiği, somut olayda neticenin sanık tarafından engellendiği anlaşıldığı halde, sanığın, “kasten yaralama” suçundan, TCK’nun 61. maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saik gibi hususlar göz önünde bulundurularak, üst sınırdan bir ceza ile cezalandırılması yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde “intihara yönlendirme” suçundan hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar: 2014/1248).

Birlikte İntihar Etme Teklifi

Evli ve iki çocuk babası olan 31 yaşındaki sanık B. ile 16 yaşındaki mağdur K.’in arkadaşlık yapmasını ailelerinin onaylamaması üzerine, B.’in 11.03.2010 tarihinde K.’in telefonuna mesaj çekerek “benimle her şeye var mısın” dediği, K.’in de “evet” şeklinde cevap vermesi üzerine, bu kez de mağdureden öldürecek bir ilaç getirmesini istediği, 12.03.2010 tarihinde K.’in evden 4 kutu ilaç alarak okul çıkışı B. ile buluştuğu, birlikte Mersin’den Erdemli’ye gittikleri, burada bir pansiyonda kaldıkları, 14.03.2010 tarihinde B.’in K.’e ilaçları getirip getirmediğini sorduğu, K.’in de getirdiğini söylemesi üzerine ilaçları paylaştıkları, önce K.’in içmeye başladığı, B.’in de ilaçları içtiği, bir süre sonra hastaneye gittikleri ve tedavi sonucu yaşama döndürüldükleri olayda, intihar etmeyi sanık B.’in teklif ettiği ve intihar etmekte kullanılan ilaçları sanığın isteği üzerine mağdurenin temin ederek getirdiği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan intihara yönlendirme suçu nedeniyle cezalandırılması gerektiği düşünülmeksizin, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar: 2013/7481).

İntihar Etme Kararının Özgür İradeyle Verilmesi

Sanık E. ile maktul Z.’in bir süre önce internette tanıştıkları, Z.’in kendisini K. olarak tanıttığı ve yazışmalarda erkek gibi davrandığı, bunun sonucunda aralarında duygusal bir ilişkinin geliştiği, bir süre sonra yine internet üzerinden Z.’in açıklaması üzerine onun aslında erkek olmadığını öğrenen E.’in önce ilişkiye son vermek istediği, daha sonra ise ilişkiyi sürdürme kararı aldıkları, önce buluştukları, sonra da birlikte yaşamak için .’ya gidip olaydan yaklaşık bir ay önce orada bir ev tutarak birlikte yaşamaya ve aynı zamanda cinsel yönden de birlikte olmaya başladıkları, bu arada Z.’in ameliyatla erkek olmak istediği ve bunun için çaba harcadığı, daha sonra Z.’in bunu başaramaması üzerine artık yaşamanın anlamsız olduğu yönünde değerlendirmede bulunarak önceden konuştukları birlikte intihar etme fikrini hayata geçirmeye karar verdikleri, Z.’in gidip babasının olduğunu söylediği bir tabanca ile döndüğü, olay günü iki adet intihar mektubu yazıp birlikte kahvaltı yaptıktan sonra, tabanca ile intihar etmek üzere yanyana oturdukları, evvela kimin önce intihar edeceği konusunda konuştukları, ikisinin de bir diğerinden önce intihar etmek istediği, daha sonra Z.’in baskın çıkması üzerine, öncelikle Z.’in tabancayı alıp kafasına dayayarak tetiğe basmak suretiyle intihar edip öldüğü, ardından E.’in de tabancayı aldığı, kafasına dayadığı ve tetiğe bastığı ancak merminin sıkışması üzerine silahın ateş almadığı, bir kaç kez denemesine rağmen silahı ateşlemeyi başaramadığı, bunun üzerine annesine telefon ederek yardım istediği ve kolluk güçlerinin E. ile maktulün bulunduğu yere geldikleri olayda;

Her ne kadar; maktulün intihar etme kararı üzerinde sanığın kendisine ait intihar etme kararının etkili olduğu ve onun kararını takviye ettiği söylenebilirse de, sanığın kararının münhasıran kendi intiharına ilişkin olması ve bunun dışında maktulün intiharına yönelik herhangi bir söz veya hareketinin bulunmaması ve hatta intihar anında sanık ve maktulden her birinin bir diğerinin intiharını istemek bir yana öncelikle kendisinin intihar etmek istediğinin açıkça anlaşılması karşısında, sanığın intihara yönlendirme suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmiş olması bozma nedenidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar: 2013/3121).

İntihara Yönlendirme (İntihara Sebep Olma) Suçunda Haksız Tahrik

Sanık …‘ın maktül …‘a yönelik intihara yönlendirme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, sanık savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin; kararın hukuka aykırı olduğuna, cezanın fazlalığına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Tanık … ifadeleri ve dosya içeriğinden; sanığın intihara yönlendirme suçunu, maktülün sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak kendisini aldatmasından duyduğu hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında işlediği anlaşılmakla; haksız tahrik nedeniyle 1/4 ile 3/4 arasında ceza indirimi öngören TCK’nun 29. maddesi uyarınca sanık lehine asgari oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozma nedenidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2017/2798).

İntihar Kararını Kuvvetlendirme veya İntihara Yardım Etme

Sanık M.. M..’nın maktül N.. K..’ı “intihara yönlendirme” suçundan mahkumiyetine dair Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/654 esas ve 2013/189 karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;

Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanık … ve maktül … arasında yüz yüze gelmeden ve birbirlerini görmeksizin sadece telefonla konuşma ve mesajlaşmaktan ibaret arkadaşlık ilişkisinin olduğu, bu ilişki sırasında sanığın bir süre maktülün kız kardeşi ile de aynı şekilde görüştüğü ve bundan dolayı her iki kız kardeş arasında tartışma da yaşandığı, bir süre sonra sanığın maktül ile olan ilişkisini bitirmek istediğini maktüle ilettiği, bunun üzerine duygusal olarak sanığa aşırı derecede bağlanan maktülün sanığa hitaben “bana dönmezsen canıma kıyacağım, zehir içeceğim” şeklinde mesaj gönderdiği, maktül tarafından kendisine gönderilen bu mesajı ciddiye almayan sanığın ise maktüle hitaben “son kurşunu kafama sıkayım hoşçakal” ve “… ben yapıyorum bile bitanem” şeklinde mesajlar gönderdiği, kısa bir süre sonra da maktülün etkeni saptanamayan toksik bir maddeyi içmek suretiyle intihar ettiği olayda; sanık tarafından maktüle gönderilen cep telefonu mesajlarının nitelik ve yoğunluk bakımından intihar kararını kuvvetlendirme olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla yasal unsurları oluşmayan atılı suç yönünden sanığın beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2015/3135).

İntihara Teşvik Suçu

Oluşa ve dosya içeriğine göre; mağdur Serap’ın sanık E…R…ile evlenmek amacıyla arkadaşlık yaptığı, sanığın kendisini astsubay ve bekar olarak tanıttığı, sanığın annesinin mağduru arayarak, sanığın daha önce evlenip boşandığını, astsubaylıktan atıldığını, kendisinin ziynet eşyalarını çaldığını, oğlunun psikolojik durumunun iyi olmadığını söylemesi üzerine mağdurun sanıktan ayrıldığı, mağdurun kendisinden ayrılmasını kabullenemeyen sanığın mağduru “sana ve ailene Diyarbakır’ı dar ederim, seni rezil edeceğim, seni ya ailen öldürsün ya da ben öldüreceğim” şeklinde tehdit ettiği, mağdurun olay günü 13 metre yükseklikteki balkondan atlayarak intihara teşebbüs ettiği, yaralanması nedeniyle hayati tehlike geçirdiği, tıbbi tedavi sonucu hayata döndürüldüğü olayda,

Sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 106.maddesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu anlaşılmakta ise de, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2008 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında intihara yönlendirme, tehdit ve hakaret suçlarından kamu davası açıldığı, mahkemenin incelemeye konu 25.09.2012 gün ve 2012/482-508 sayılı kararı ile mağdurun şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle hakaret suçundan düşme ve tehdit suçundan da delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildiği, düşme ve beraat kararlarının aleyhe temyiz bulunmadığından kesinleştiği hususları da gözetilerek, sanık hakkında intihara teşvik suçundan unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozmayı gerektirmekte olup, sanığın temyiz itirazlarının bu itibarla kabulüyle, intihara yönlendirme suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına (BOZULMASINA) karar verilmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2014/6311).

Babanın Kızının İntiharına Neden Olması Suçu

Sanığın sabah işten evine geldiğinde, reşit olmayan kızı mağdur Z….’nın erkek arkadaşından hamile kalarak bir kız çocuğu doğurduğunu öğrendiği, duyduğu derin üzüntü ve kapıldığı infial ile mağdurun da annesi olan eşi tanık N…‘a “Z…‘ya söyle, kardeşlerini, annesini, babasını düşünüyorsa kıysın canına, intihar etsin” diyerek mağdura mesaj gönderdiği anlaşılmış ise de; davaya konu sözlerin kızgınlıkla tepkisini göstermek için söylendiği, sözleri mağdura ileten annesi N….’nin kızına aynı zamanda “kafana takma” diyerek bu sözleri ciddeye almaması gerektiğini belirttiği, mağdurun da sanığın sözlerini önemsemediğinin anlaşıldığı olayda; sanığın suç işleme kastı bulunmadığından beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi bozma nedenidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar : 2013/6272).


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin Uyarı

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınız hukuk forumu bölümünde cevaplanmaktadır: Hukuk Forumu

Paylaş